Medeni usul hukukunda ispat yükü, kanunda aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Bu temel ilke, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesinin birinci fıkrasında da aynı doğrultuda hükme bağlanmıştır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 190Kaynağı aç
İspat Yükünün İşlevi ve Risk Paylaşımı
Yargılamada ileri sürülen vakıaların tam olarak aydınlatılamadığı ve gerçeğe ulaşılamadığı durumlarda ispat yükü kuralları, hangi tarafın hukuki riski üstleneceğini tayin eder. Bir vakıa ispat edilemediğinde, ispat yükünü üzerinde taşıyan taraf davayı kaybeder ve aleyhine karar verilir.
Mahkeme huzurundaki delillerin tamamen eşit veya belirsiz kalması halinde, bir tarafın iddiasını diğerinden daha üstün kılan bir durum oluşmadığından ağır basan ihtimal ölçütü uygulanamaz. Böyle bir uyuşmazlıkta ispat yükü kuralı devreye girer; üzerinde ispat yükü bulunan taraf iddiasını ispat edememiş sayılır ve aleyhine karar verilir.
Kanuni Karineler ve Hayatın Olağan Akışı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kanuni bir karineye dayanan taraf yalnızca karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Karinenin temeli kanıtlandığında, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak kaydıyla, karşı taraf söz konusu kanuni karinenin aksini ispat edebilir.
Uyuşmazlık konusu vakıalara ilişkin değerlendirmelerde hayatın olağan akışına açıkça aykırı bir iddiada bulunan taraf, iddiasını destekleyecek çok güçlü deliller sunmak zorundadır. Bu nitelikte deliller sunulmadığı takdirde, değerlendirmede olağan olana itibar edilir.
Delil Sözleşmesi ve İspat Yükünün Değiştirilmesi Sınırları
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 193. maddesi uyarınca taraflar, uyuşmazlığın ispatında kullanılacak araçları delil sözleşmesiyle serbestçe düzenleyebilirler. Bu kapsamda, yazılı şekilde ya da duruşmada tutanağa geçirilecek imzalı beyan ile kanunun belirli delillere bağladığı vakıaların farklı vasıtalarla ispatlanması veya belirli bir delil şartı bulunmayan hallerde ispatın yalnızca kararlaştırılan delillerle yapılması kararlaştırılabilir. Ancak anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca, taraflardan birinin ispat hakkını kullanmasını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri hukuken geçersizdir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 193Kaynağı aç
Delil sözleşmelerine ilişkin yasal çerçeveden ayrı olarak, tarafların sözleşme serbestisi kapsamında ispat yükünü değiştirebilecekleri kabul edilmekle birlikte bu imkân sınırsız değildir. Zayıf tarafı korumaya yönelik emredici kurallara aykırı olan, tüketici işlemlerinde tüketici aleyhine haksız şart teşkil eden ya da işçi aleyhine iş hukukunun koruyucu yapısını bozan sözleşme kayıtları geçersiz sayılabilir.
Geçici Hukuki Korumalarda Yaklaşık İspat
Uyuşmazlıkların çözümünde kural olarak tam kanaat oluşturacak bir ispat düzeyi gözetilirken, kanunun olanak tanıdığı bazı durumlarda yaklaşık ispat seviyesi yeterli görülebilmektedir. Özellikle ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve muhtelif geçici hukuki koruma taleplerinde mahkeme, tam bir ispat gerçekleşmesini aramaksızın, ilk bakışta haklılık veya makul şüpheyi aşan güçlü olasılık düzeyinde bir kanaatle yetinerek karar verebilir.
Gerekçeli Kararda İspat Değerlendirmesi
Mahkeme gerekçesinde hangi vakıaları sabit kabul ettiğini, hangi delilleri neden üstün gördüğünü ve diğer tarafın iddialarını neden yeterli görmediğini açıkça belirtmekle yükümlüdür. Delillerin birlikte değerlendirildiği ve davacının iddiasının ispatlanamadığı yönündeki genel ve klişe ifadeler, ispat standardının somutlaştırılması bakımından yetersiz kabul edilir.
İspat yükü kural olarak hangi tarafa aittir?
Kanunda aksine özel bir hüküm bulunmadıkça ispat yükü, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190/1 uyarınca iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
İhtiyati tedbirde yaklaşık ispat yeterli midir?
İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi geçici hukuki koruma tedbirlerinde hâkim, tam bir ispat aranmasını beklemeksizin ilk bakışta haklılık veya makul şüpheyi aşan güçlü olasılık düzeyinde yaklaşık ispatla yetinebilir.
Kanuni karineye dayanan taraf neyi ispatlamalıdır?
Kanuni bir karineye dayanan taraf yalnızca karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır; kanundaki istisnalar dışında karşı taraf bu karinenin aksini ispat edebilir.
Hangi delil sözleşmeleri geçersiz kabul edilir?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 193/2 uyarınca taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir. Bunun yanı sıra ispat yükünün sözleşmeyle değiştirilmesine yönelik şartlar bakımından; zayıf tarafı koruyan emredici kurallara aykırılık, tüketici aleyhine haksız şart bulunması veya işçi aleyhine koruyucu yapının zedelenmesi halinde bu şartlar da geçersiz sayılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

