İsimsiz ve Karma Sözleşmelerin Hukuki Niteliği

by Avukat Erdal Ersoy
İsimsiz ve Karma Sözleşmelerin Hukuki Niteliği

İsimsiz (Atipik) Sözleşme Kavramı ve Geçerlilik Sınırları

İsimsiz diğer adıyla atipik sözleşmeler, kanunda tipik bir sözleşme türü olarak düzenlenmeyen, ancak sözleşme özgürlüğü kapsamında tarafların ihtiyaçlarına göre kurguladıkları sözleşmelerdir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 26. maddesi gereğince taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde serbestçe belirleyebilirler. Bir sözleşmenin kanunda tipik olarak yer almaması onu kendiliğinden geçersiz kılmaz; emredici hükümlere, kamu düzenine, kişilik haklarına ve dürüstlük kuralına aykırı olmamak koşuluyla bu sözleşmeler geçerlidir. Emredici hükümlere, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı düzenlemeler ise hükümsüzlük yaptırımıyla karşılaşır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 26Kaynağı aç
MADDE 26- Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. II. Kesin hükümsüzlük

Türk Borçlar Kanunu uyarınca sözleşme, teklif ve kabulün uyuşması esasına dayalı olarak tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulur. Türk Medeni Kanunu'nda yer alan dürüstlük kuralı ise sözleşmenin kurulmasından yorumlanmasına, ifa edilmesinden sona ermesine kadar her aşamada etkilidir.

Karma Sözleşmeler, Şekil Şartları ve Nitelendirme Esasları

Atipik bir sözleşme iki veya daha fazla tipik sözleşmenin unsurlarını bünyesinde barındırdığında karma sözleşme niteliğini kazanır. Yazılım lisansı, bakım, eğitim ve bulut barındırma hizmetlerinin birlikte düzenlendiği sözleşmeler bu duruma örnek teşkil eder. Bu tür ilişkilerde tarafların sözleşmeye verdiği isim tek başına belirleyici değildir; uyuşmazlıklarda baskın unsur teorisi üzerinden nitelendirme yapılarak tipik sözleşme hükümleri kıyasen uygulanır. Tek bir tipe indirgenemeyen karma yapılarda ise her modül için en yakın tipik sözleşme rejimi kısmi kıyas yoluyla devreye alınabilir.

Atipik ve karma sözleşmeler kural olarak serbestçe kurulabilse de bünyelerinde fikrî hak devri veya taşınmaz işlemleri gibi kanunen özel şekle bağlanmış tipik unsurlar barındırıyorlarsa, bu kısımların geçerliliği kanunun öngördüğü özel şekil şartlarına uyulmasına bağlıdır.

Uyuşmazlık Çözüm Kademeleri ve Genel İşlem Koşulları Denetimi

İsimsiz ve karma sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların çözümünde kademeli bir sıra takip edilir. Öncelikle taraflarca kararlaştırılan sözleşme hükümleri uygulanır. Sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde baskın unsura göre tipik sözleşme hükümleri kıyasen işletilir; uyuşmazlığın çözülememesi durumunda ise son çare olarak Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine başvurulur.

Sözleşmelerde tek tarafça önceden hazırlanıp karşı tarafa sunulan genel işlem koşulları; dürüstlük, açıklık ve bilgilendirme ilkeleri doğrultusunda denetime tabi tutulur. Sözleşme metninde yer alsa dahi sürpriz ve haksız kayıtlar bağlayıcılık taşımaz. Tüketicilerin taraf olduğu ilişkilerde cayma hakkı, ön bilgilendirme, mesafeli sözleşme kuralları, reklam ve etik beyanlar ile haksız şart denetimi daha sıkı uygulanırken; tacirler arasındaki ticari ilişkilerde de haksız şart ve genel işlem koşulları denetimi büsbütün dışlanmaz.

İfa Engelleri, Aşırı İfa Güçlüğü ve Sözleşmesel Yaptırımlar

Borcun ifasında objektif imkânsızlık gerçekleştiğinde borç sona erer; bu kapsamda bedelin iadesi veya denkleştirme kuralları işletilir. Borçlunun kusurundan kaynaklanan imkânsızlık halinde ise tazminat sorumluluğu gündeme gelir. Sözleşmede kararlaştırılan aşırı ve cezalandırıcı nitelikteki cezai şart tutarları hâkim tarafından indirim denetimine tabi tutulabilir ve birden fazla yaptırım mükerrer etki doğurmamalıdır. Ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda ise arabuluculuk kural olarak dava şartı niteliği taşır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi uyarınca, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir durum borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve ifanın istenmesini borçlu aleyhine dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede değiştirirse, borçlu borcunu henüz ifa etmemiş veya aşırı güçleşmeden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmak şartıyla hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını talep edebilir. Uyarlamanın mümkün olmaması halinde borçlu sözleşmeden dönme hakkını kullanır; ancak sürekli edimli sözleşmelerde dönme hakkının yerine kural olarak fesih hakkı kullanılır. Bu kanuni düzenleme yabancı para borçlarında da aynen tatbik edilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 138Kaynağı aç
MADDE 138- Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır. F. Takas I. Koşulları 1. Genel olarak

Sürekli Borç İlişkilerinde Karma Yapılar

Tipik sözleşmeler arasında sayılmayan distribütörlük ve franchise ilişkileri karma sözleşme niteliği taşır. Bu sözleşmelerde sıkça yer alan asgari alım, bölge tahsisi, rekabet yasağı, stok riski, iade koşulları ve markanın korunması gibi kayıtlar dürüstlük ve ölçülülük ilkeleri çerçevesinde denetlenir.

Kanunda açıkça düzenlenmeyen atipik sözleşmeler hukuken geçerli midir?

Evet, Türk Borçlar Kanunu'nun 26. maddesindeki sözleşme özgürlüğü uyarınca emredici hükümlere, kamu düzenine, kişilik haklarına ve dürüstlük kuralına aykırı olmamak kaydıyla atipik sözleşmeler geçerlidir.

Karma sözleşmelerdeki uyuşmazlıklarda hangi hükümler öncelikle uygulanır?

Uyuşmazlıklarda öncelikle sözleşmenin kendi hükümleri uygulanır; boşluk bulunması halinde baskın unsura göre tipik sözleşme kuralları kıyasen devreye girer, son çare olarak ise Türk Borçlar Kanunu genel hükümleri tatbik edilir.

Aşırı ifa güçlüğü durumunda sözleşme doğrudan feshedilebilir mi?

Hayır, Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi gereğince öngörülemeyen olağanüstü durumlarda öncelikle sözleşmenin uyarlanması talep edilmelidir; fesih veya dönme hakkı uyarlamanın mümkün olmadığı hallerde kullanılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu