İşçi, işverenin tek taraflı kararıyla daha düşük ücretli veya farklı bir konuma alınmış olsa bile yazılı bildirim yapılmadan ve işçinin yazılı kabulü alınmadan gerçekleştirilen bu değişiklik işçiyi bağlamaz. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi, çalışma koşullarındaki esaslı değişikliklerin işçiyi bağlayabilmesi için yazılı bildirim ve işçinin yazılı kabulünü zorunlu kılmaktadır. Bununla birlikte, m. 22/2 uyarınca tarafların karşılıklı anlaşmayla her zaman değişiklik yapabilmesi ve işçinin kuşkuya yer vermeyecek biçimde değişikliği benimsediğini gösteren somut davranışlarının ayrı değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 22Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/959, K. 2014/4721Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/3056, K. 2017/611Kaynağı aç
Esaslı Değişiklik Nedir ve Hangi Durumlar Kapsamına Girer
Çalışma koşullarının esaslı unsurları arasında işçinin ücreti, işin nerede ve ne zaman görüleceği, işyerindeki çalışma süreleri, yıllık izin süreleri, ücret ekleri ve sosyal yardımlar yer almaktadır. Yol yardımı gibi ücretin eki niteliğindeki ödemeler de ücret gibi değerlendirilmekte; ücret ve eklerinin ödenmesi işverenin iş sözleşmesinden doğan asli edimlerinden biri sayılmaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/959, K. 2014/4721 sayılı kararında yol yardımının bu nitelikte olduğunu ve işverenin bunu tek taraflı olarak kaldırmasının esaslı değişiklik oluşturduğunu ortaya koymuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/3064, K. 2017/619Kaynağı aç
İşverenin yönetim hakkı, iş sözleşmesinde veya toplu iş sözleşmesinde açıkça düzenlenmeyen boşluklarda uygulama alanı bulur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2015/3056, K. 2017/611 sayılı kararı ise esaslı nitelikteki değişiklikler için 4857 sayılı İş Kanunu m. 22'deki usulün işletilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır; bu usul işveren tarafından yönetim hakkına dayanılarak geçilemez.
Yazılı Bildirim ve Kabul Zorunluluğu
4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca işveren, iş sözleşmesiyle veya işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Değişiklik teklifinin işverence yazılı yapılması zorunlu olduğu gibi, işçinin kabulünün de yazılı olması kanun gereğidir. Bu usule uygun yapılmayan ve işçi tarafından altı iş günü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz.
Değişiklik usulüne ilişkin bir diğer önemli ilke, işçinin bir kez verdiği kabulün kapsamıyla sınırlı olmasıdır. İşveren, işçinin belirli bir değişiklik için verdiği yazılı kabulü sonraki dönemlerde başka değişiklikler için kullanamaz. Her yeni esaslı değişiklik için süreç baştan işletilmelidir.
Uzun Süre Sessiz Kalmanın Hukuki Sonucu
İşçinin değişikliğe hiç itiraz etmeden uzun süre çalışmaya devam etmesinin zımni kabul oluşturup oluşturmadığı uygulamada tartışılmış bir meseledir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/959, K. 2014/4721 sayılı oyçokluğuyla verilen kararında, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi karşısında işçinin uzun süre sessiz kalmasının zımni kabul anlamına gelmeyeceğine hükmetmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da aynı doğrultuda olmak üzere E. 2015/3056, K. 2017/611 ve E. 2015/3064, K. 2017/619 sayılı kararlarında, işçinin çalışma koşullarındaki değişikliğe uzun süre itiraz etmeyerek zımnen kabul ettiği gerekçesiyle davanın reddedilmesini hatalı bulmuş ve yazılı bildirim yapılmayan değişikliğin işçiyi bağlamayacağını oyçokluğuyla kabul etmiştir.
Bununla birlikte, salt sessizlik ile fiili kabulü yansıtan somut davranışlar arasında ayrım yapmak gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 22/2 uyarınca taraflar karşılıklı anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Yazılı bir kabul olmaksızın da işçinin değişikliği kuşkuya yer vermeyecek biçimde benimsediğini gösteren davranışlar içine girmesi, m. 22/2 anlamında anlaşma yoluyla değişiklik olarak değerlendirilebilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu ilkeyi açıklarken, alt bir göreve verilen ve yeni görevini benimseyerek çalışan işçinin durumunu örnek göstermiştir. Aynı kararın sonuç bölümünde ise somut uyuşmazlıkta uzun süreli sessizlik bu kapsamda değerlendirilememiş; sessizliğin zımni kabul anlamına gelmeyeceği hükme bağlanmıştır. Hangi davranışın bu kapsama girdiği her somut olayın koşullarına göre belirlenmektedir.
Söz konusu kararlar oyçokluğuyla oluşmuştur. Karşı oy görüşleri farklı bir yaklaşım benimsemiştir: Yargıtay 9. HD kararındaki karşı oy, beş yılı aşan sessizliğin dürüstlük kuralı çerçevesinde zımni kabul sayılması gerektiğini savunmuş; HGK kararlarındaki karşı oylar da değişik gerekçelerle farklı sonuca ulaşmıştır. Bu karşı oylar bağlayıcı değildir ve çoğunluk kararları yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda oluşmuştur.
İşçinin Değişikliği Kabul Etmemesi Durumunda Ne Olur
İşçi değişiklik önerisini altı iş günü içinde yazılı olarak kabul etmezse, işveren iki yoldan birini tercih edebilir: değişiklik teklifinden vazgeçerek sözleşmenin eski koşullarla devamını isteyebilir ya da değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka geçerli bir neden bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak koşuluyla iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi değişikliği kabul etmeyip çalışmaya devam ederse değişiklik gerçekleşmemiş ve sözleşme eski koşullarla devam ediyor sayılır. İşçi, fesih hâlinde 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17 ila 21. maddeleri kapsamında dava açabilir.
Çalışma koşullarında değişiklik hiçbir zaman geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz. Taraflar karşılıklı anlaşarak koşulları her zaman değiştirebilir.
Bordro İmzalamanın Önemi ve İhtirazı Kayıt
Maaş bordrolarını itiraz şerhi koymaksızın imzalayan işçinin, o bordroda belirtilen ücreti kabul etmiş sayılabileceği yönünde bir görüş uygulamada gündeme gelmektedir. Bu nedenle işçinin ücretine veya herhangi bir ödeme kalemine itirazı varsa bunu bordroyu imzalarken yazılı olarak belirtmesi önem taşımaktadır. Öte yandan bu görüşün dayandığı bağımsız bir mevzuat hükmü veya yargı kararı bulunmamakta; 4857 sayılı İş Kanunu m. 22'nin yazılı bildirim zorunluluğuyla nasıl bağdaştığı ise yerleşik bir kural olarak kesinleşmiş değildir.
Geriye Dönük Ücret Farkı Talebi ve Zamanaşımı
Yazılı bildirim yapılmadan ve usulüne uygun kabul alınmadan işçiye uygulanan ücret değişikliği işçiyi bağlamadığından, işçi ödenmemiş ücret farklarını talep edebilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/959, K. 2014/4721 sayılı kararında yazılı bildirim yapılmaksızın kaldırılan yol yardımı için işçinin ödenmemiş miktarları talep edebildiğini açıkça ortaya koymuştur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıl olarak düzenlenmiştir; bu sürenin güncel yürürlük durumunun ayrıca doğrulanması önem taşımaktadır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Ücret farkı alacağının hesabında, işçinin ücretinde indirim yapılan tarih ile düşük ücreti yazılı olarak kabul ettiği veya yeni bir hizmet sözleşmesi imzaladığı tarih arasındaki dönem esas alınır. Bu dönemde değişikliğe muvafakat edilmediği kabul edilerek, indirimden önceki ücret rakamsal olarak belirlenir ve asgari ücret artışları bu referans ücrete yansıtılarak yapılan ödemeler düşüldükten sonra kalan fark hesaplanır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/36547, K. 2015/20046 sayılı kararında bu usulü gözetmeksizin kurulan hükmü bozmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/36547, K. 2015/20046Kaynağı aç
İspat Yükü
Çalışma koşullarında işçi aleyhine esaslı değişiklik yapıldığını ispat etmek işçiye aittir. Buna karşılık, yıllık izinlerin kullandırıldığını ispat yükü işverene aittir; işveren bunu imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belgeyle kanıtlamak zorundadır.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/16276, K. 2018/23908Kaynağı aç
Yıllık İzin Uyuşmazlıklarında Değerlendirme
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/16276, K. 2018/23908 sayılı kararında, işçinin on sekiz yılı aşan hizmet süresince hiç yıllık izin kullanmadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu vurgulamış; mahkemenin bu konuda tarafı duruşmaya çağırarak beyan alması ve sonucuna göre alacağı hesaplaması gerektiğine hükmetmiştir. Yıllık ücretli izin alacağında zamanaşımı, iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesi, hâkime uyuşmazlığın aydınlatılması için maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü hususlarda taraflara açıklama yaptırma, soru sorma ve delil gösterilmesini isteme yetkisi tanımaktadır.
Sık Sorulan Sorular
İşveren ücretimi düşürdü, yıllarca itiraz etmedim; haklarımı kaybettim mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 9. Hukuk Dairesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi karşısında işçinin uzun süre sessiz kalmasının zımni kabul anlamına gelmeyeceğini açıkça ortaya koymuştur. Yazılı bildirim yapılmadan ve işçinin yazılı kabulü alınmadan gerçekleştirilen değişiklik işçiyi bağlamaz. Bu nedenle ücret farklarını talep etme hakkı devam edebilir; ancak ücret alacaklarında 4857 sayılı İş Kanunu m. 32 uyarınca beş yıllık zamanaşımı uygulandığından geçmiş döneme ait alacaklar bu süreyle sınırlı kalabilir. Zamanaşımı süresinin güncel yürürlük durumunun doğrulanması önem taşımaktadır.
Bordroyu şerh koymadan imzaladım; ücret farkı talep edebilir miyim?
Bordroyu itiraz şerhi olmaksızın imzalamanın, o bordroda yazılı ücreti kabul etmiş sayılma sonucu doğurabileceği yönünde bir görüş uygulamada karşılaşılmaktadır. Bu nedenle ücretin doğru yansıtılmadığını düşündüğünüz her bordro için imza sırasında yazılı itiraz şerhi koymanız önem taşımaktadır. Bununla birlikte bu görüşün bağımsız bir mevzuat hükmü veya yargı kararıyla desteklenip desteklenmediği tartışmalı olmaya devam etmekte; 4857 sayılı İş Kanunu m. 22'nin yazılı bildirim zorunluluğuyla ilişkisi yerleşik bir kural olarak kesinleşmiş değildir.
İşveren değişikliği yazılı bildirmezse ne olur?
4857 sayılı İş Kanunu m. 22 uyarınca usulüne uygun yazılı bildirim yapılmayan ve işçi tarafından altı iş günü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi çalışmaya devam ederse değişiklik gerçekleşmemiş, sözleşme eski koşullarla sürdürülüyor sayılır. İşverenin bu durumda seçimi ya eski koşulları sürdürmek ya da değişikliğin geçerli nedene dayandığını yazılı açıklayarak bildirim süresine uygun şekilde sözleşmeyi feshetmektir.
İşçinin daha önce verdiği yazılı kabul, sonraki değişiklikler için de geçerli sayılır mı?
Hayır. İşçinin belirli bir değişiklik için verdiği yazılı kabul yalnızca o işlem bakımından geçerlidir. İşveren bu kabulü sonraki dönemlerde başka değişiklikler için kullanamaz; her yeni esaslı değişiklik için sürecin baştan işletilmesi gerekmektedir.
Yıllık izinlerimi kullanmadığımı kanıtlamak zorunda mıyım?
Hayır. Yıllık izinlerin kullandırıldığını ispat yükü işverene aittir. İşveren bunu imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belgeyle kanıtlamak zorundadır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/16276, K. 2018/23908 sayılı kararında bu ilkeyi açıkça ortaya koymuş; uzun hizmet süresinde hiç izin kullanılmadığına ilişkin iddiaların hâkim tarafından tarafın beyanı alınarak aydınlatılması gerektiğini de vurgulamıştır. Yıllık ücretli izin alacağında zamanaşımı, iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
İşçi somut davranışlarıyla değişikliği benimsemişse durum farklı mı?
Bu durumun farklı değerlendirilebileceği kabul edilmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, salt sessizliği zımni kabul saymayarak işçi lehine hükmetmiş; ancak işçinin değişikliği kuşkuya yer vermeyecek biçimde benimsediğini gösteren somut davranışların 4857 sayılı İş Kanunu m. 22/2 kapsamında karşılıklı anlaşma yoluyla değişiklik olarak yorumlanabileceğini de ortaya koymuştur. Bu ilke için daha alt bir göreve alınan ve yeni görevini fiilen benimseyerek çalışan işçi örneği verilmektedir. Belirleyici olan, işçinin davranışının gerçekten değişikliği benimsediğini kuşkuya yer bırakmayacak biçimde gösterip göstermediğidir.
Ücret değişikliğini kabul eden yeni bir sözleşme imzaladıysam ne olur?
Düşük ücreti açıkça gösteren yeni bir hizmet sözleşmesinin imzalanması, 4857 sayılı İş Kanunu m. 22 kapsamında ücrette yapılan indirimi işçinin yazılı olarak kabul ettiğini gösterir ve imza tarihinden itibaren değişiklik geçerli hale gelir. Ücret farkı alacağı yalnızca indirim yapılan tarih ile bu yazılı kabulün tarihine kadar olan dönem için hesaplanabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

