İşçinin İş Sözleşmesini Haklı Nedenle Feshi ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
İşçinin İş Sözleşmesini Haklı Nedenle Feshi ve Şartları

İş sözleşmesi belirli ya da belirsiz süreli olsun, işçi kanunda yazılı haklı sebeplerin varlığı durumunda 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca sürenin bitimini veya bildirim süresini beklemeksizin sözleşmeyi derhal ve tek taraflı olarak feshedebilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

Sağlık Sebeplerine Dayalı Haklı Fesih Halleri

4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli hale gelirse işçi sözleşmeyi haklı nedenle derhal feshedebilir. Bununla birlikte, işçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işverenin veya başka bir işçinin bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulması halinde de işçiye derhal fesih hakkı tanınmıştır.

Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Aykırılık Sebepleri

İş sözleşmesi kurulurken işverenin sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek ya da gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek suretiyle işçiyi yanıltması 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca haklı fesih sebebidir. İşverenin işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak nitelikte sözler söylemesi, davranışlarda bulunması veya işçiye cinsel tacizde bulunması da işçiye derhal fesih yetkisi verir.

İşverenin işçiye veya aile üyelerine sataşması, gözdağı vermesi, işçiyi kanuna aykırı davranışa kışkırtması veya sürüklemesi, hapsi gerektiren bir suç işlemesi ya da işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnat ve ithamlarda bulunması haklı fesih nedenleri arasındadır. Ayrıca, işçinin işyerinde başka bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından cinsel tacize uğraması ve durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması halinde işçi sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir.

İşveren tarafından işçinin ücretinin kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmemesi veya ödenmemesi işçiye haklı nedenle derhal fesih imkânı sağlar. Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırıldığı hallerde işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verilirse, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek eksiklik karşılanmazsa yahut belirlenen çalışma şartları uygulanmazsa işçi fesih yoluna gidebilir.

Zorlayıcı Sebepler ve Haklı Fesih Sayılmayan Durumlar

İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıktığı takdirde, 4857 sayılı Kanun'un 24. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca işçi bildirim süresini beklemeksizin iş sözleşmesini feshedebilir.

Buna karşılık, işçinin başka bir iş bulması veya daha iyi ücret, kariyer fırsatı ya da çalışma koşulları sunan bir yere geçmek istemesi tek başına 4857 sayılı Kanun'un 24. maddesi kapsamında haklı bir fesih sebebi sayılmaz. Benzer şekilde, işverenin iflas etmiş olması tek başına her durumda fesih hakkı tanımamakta; iş ilişkisinin fiilen sürüp sürmediği, işin devam edip etmediği ve ücretlerin ödenme durumu değerlendirilmektedir.

Hak Düşürücü Süreler ve Bildirim Usulü

4857 sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca, Kanun'un 24. maddesinde yer alan ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı durumlara dayanan fesih yetkisi; karşı tarafın bu eylemleri öğrendiği tarihten itibaren altı iş günü ve her durumda eylemin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra işletilemez. Buna karşılık, işçinin haklı feshe dayanak teşkil eden olaydan maddi menfaat temin etmesi halinde bir yıllık hak düşürücü sınır uygulanmaz. Kanun metninde sağlık sorunları ve zorlayıcı nedenlerle yapılacak fesihler için herhangi bir hak düşürücü süre düzenlenmemiştir. Belirtilen yasal süreler dahilinde sözleşmeyi fesheden işçinin tazminat hakları ise korunur.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 26Kaynağı aç
Madde 26 – 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz. Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır. Yeni iş arama izni

Kanunda haklı nedenle fesih bildirimi için zorunlu bir şekil şartı düzenlenmemiş olsa da, fesih gerekçesinin açıkça belirtilmesi ve bildirimin yazılı olarak yapılması olası uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlar. Bu kapsamda bildirimin noter aracılığıyla yapılması veya işverence imza karşılığı teslim alınması tercih edilen yöntemlerdendir.

Haklı Feshin İhbar ve Kıdem Tazminatına Etkisi

Haklı nedenle fesihte sözleşme derhal sona erdiğinden, iş sözleşmesini haklı sebeple sonlandıran işçi bildirim süresine uymak zorunda değildir ve ihbar tazminatı sorumluluğu doğmaz. Aynı şekilde, işçi haklı sebeple ayrıldığı için işveren de işçiden ihbar tazminatı talep edemez.

Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin en az bir yıl çalışmış olması gerekir. 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca işçinin kıdemi; hizmet akdi devam etmiş veya fasılalarla yeniden yapılmış olsun, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerindeki süreleri ile işyeri devirlerinde geçen toplam süreler esas alınarak hesaplanır. İşçiye daha önce yapılan avans veya kısmi ödemeler kıdem tazminatından mahsup edilir.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

Kıdem tazminatı hesabında işçinin son aldığı çıplak ücrete ilaveten yol, yemek ve prim gibi süreklilik arz eden para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanuni menfaatleri kapsayan giydirilmiş brüt ücret dikkate alınır. Her tam hizmet yılı için 30 günlük brüt ücret tutarında kıdem tazminatı ödenir. Belirlenen bu yıllık miktar, en yüksek Devlet memuruna ödenecek azami emeklilik ikramiyesi tavanını aşamaz. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılan davada hâkim, gecikme süresi için mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder.

Diğer İşçilik Alacakları ve Uyuşmazlık Çözümü

Sözleşmeyi haklı nedenle fesheden işçi, kıdem tazminatının yanı sıra ödenmemiş ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile hak kazanıp kullanmadığı yıllık izin ücretlerini de talep edebilir. Ayrıca 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca askerlik görevi nedeniyle ayrılan erkek işçiler ile evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde işten ayrılan kadın işçiler de kıdem tazminatı talep etme hakkına sahiptir.

Kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarının tahsili amacıyla iş mahkemesinde dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanmış olması şarttır. Arabuluculuk görüşmelerinde taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması durumunda, arabuluculuk son tutanağı ile birlikte iş mahkemesinde dava açılabilir.

Yeni bir iş teklifi almak haklı nedenle fesih hakkı verir mi?

Hayır, işçinin başka bir işe geçmek istemesi ya da daha avantajlı koşullar bulması 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında tek başına haklı fesih nedeni sayılmaz.

Haklı nedenle işten ayrılan işçi ihbar tazminatı ödemek zorunda mıdır?

Hayır, iş sözleşmesini haklı nedenle fesheden işçi bildirim süresine uymak zorunda olmadığı gibi işverene ihbar tazminatı ödemez ve işveren de bu tazminatı talep edemez.

Haklı nedenle fesihte 6 iş günü kuralı hangi hallerde uygulanır?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca 6 iş günü ve 1 yıllık hak düşürücü süreler ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayalı fesihlerde uygulanır; işçinin olaydan maddi çıkar sağlaması durumunda 1 yıllık sınır aranmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu