Asgari Ücret Altı Ödeme ve Çalışmada Denkleştirme

by Avukat Erdal Ersoy
Asgari Ücret Altı Ödeme ve Çalışmada Denkleştirme

Asgari Ücretin Emredici Niteliği ve Hükümsüzlük

4857 sayılı İş Kanunu kapsamında bulunsun ya da bulunmasın, iş sözleşmesiyle istihdam edilen tüm işçilerin ekonomik ve sosyal koşullarını korumak amacıyla ücretin asgari sınırları Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından en geç iki yılda bir belirlenir ve Resmî Gazete'de yayımlanan bu kararlar kesindir. Kanun'un 39. maddesi uyarınca kamu düzenini ilgilendiren asgari ücret seviyesinin altında bir ücret kararlaştırılması ya da fiilen asgari tutarın altında ödeme yapılması hukuken geçersizdir. Bu yöndeki uygulamalar işverene idari para cezası ve SGK prim farkı yükümlülüğü getirirken, işçiye de eksik bırakılan fark ücret alacaklarını talep etme hakkı tanır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 39Kaynağı aç
Madde 39 – İş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca Asgari Ücret Tespit Komisyonu aracılığı ile ücretlerin asgari sınırları en geç iki yılda bir belirlenir. (Mülga ikinci fıkra: 2/7/2018-KHK/700/145 md.) Komisyon kararları kesindir. Kararlar Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girer. Komisyonun toplanma ve çalışma şekli, asgari ücretlerin tespiti sırasında uygulanacak esaslar ile başkan, üye ve raportörlere verilecek huzur hakları Maliye Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının birlikte hazırlayacakları yönetmelikte belirtilir. Asgari Ücret Tespit Komisyonunun sekretarya hizmetleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yerine getirilir. Yarım ücret

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesi gereğince kanunun emredici kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür; kısmi geçersizlik halinde ise sözleşmenin diğer maddeleri geçerliliğini muhafaza eder. Dolayısıyla iş sözleşmesinde çıplak ücretin yasal sınırın altında gösterilmesi ilgili ücret kaydını baştan itibaren hükümsüz kılar. İşçinin sözleşmeyi imzalayarak bu ücrete rıza göstermesi veya sonradan sessiz kalması eksikliği geçerli hale getirmez. İşçi, kararlaştırılan eksik tutar ile asgari ücret arasındaki farkı 4857 sayılı Kanun'un 34. maddesi doğrultusunda mevduata uygulanan en yüksek banka faiziyle birlikte talep edebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 27Kaynağı aç
MADDE 27- Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur. III. Aşırı yararlanma

Çıplak Ücret, Ayni Menfaatler ve İbra Belgelerinin Hukuki Niteliği

Çalışana temin edilen yemek, servis, yakacak ve erzak kartı gibi ayni yardımlar çıplak ücret kapsamına girmez ve asgari ücretin yerine ikame edilemez. Kanuni asgari tutarın işçiye nakden ulaştırılması asıldır; ayni yardımların ücretten mahsup edilmesi neticesinde eline geçen nakdin asgari ücretin altına inmesi durumunda fark ücreti ile SGK prim farkı gündeme gelir.

Çalışana ödenen nakdi ve düzenli nitelikteki prim yahut ikramiyeler ücretin bir parçası sayılabilir. Buna karşılık tamamen işverenin tek taraflı iradesine dayanan, ödenmesi süreklilik taşımayan ve takdire bağlı primler asgari ücretin teminat işlevini sağlamaz. Bu tür primlerin ödenmediği veya düşük tutulduğu dönemlerde asgari seviyenin altında kalan aylar için işçiye fark ödemesi yapılmalıdır.

Avans, kasa açığı veya hatalı işlem cezası adı altında yasal bir dayanak taşımaksızın tatbik edilen kesintiler, işçinin muvafakati bulunsa dahi 6098 sayılı Kanun'un 420. maddesi ve emredici kurallar gereğince sınırlandırılır. Sözleşmelere yalnızca işçi aleyhine konulmuş ceza koşulları geçersizdir. Yapılan hukuka aykırı kesintiler net ücreti asgari ücretin altına düşürürse eksik kalan meblağ faiziyle talep edilebilir. Ayrıca ibra sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için yazılı şekil, feshin üzerinden en az bir aylık sürenin geçmesi, alacak kaleminin tür ve tutarının açıkça gösterilmesi ve ödemenin banka kanalıyla noksansız yatırılması aranır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 420Kaynağı aç
MADDE 420- Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir. İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur. İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanır. VI. Tatil ve izinler 1. Hafta tatili ve iş arama izni

6098 sayılı Kanun'un 420. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, işçilik alacağının gerçek karşılığını içermeyen ibra sözleşmeleri yahut ibraname beyanını barındıran ödeme evrakı kesin borç söndürücü nitelik taşımaz; bunlar yalnızca gösterdikleri miktar oranında makbuz niteliğinde sayılır. Bu makbuz hükmünün geçerlilik bulabilmesi için de ilgili ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.

Ücretin Ödenmemesinin Hukuki Sonuçları ve Fesih Hakkı

Ödenmeyen ücret alacaklarına 4857 sayılı Kanun'un 34. maddesi gereği mevduata uygulanan en yüksek faiz tatbik edilir. Ücret ve fazla mesai alacaklarında zamanaşımı süresi 5 yıldır. Bu alacaklar her ay dönemi itibarıyla müstakil muacceliyet kazandığından temerrüt faizi her ayın ödeme gününden itibaren bağımsız olarak işletilir.

Ücretin ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırılmaması halinde işçi, kanuni hakkını kullanarak iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Çalışanların bu gerekçeyle topluca iş bırakması grev olarak nitelendirilemez; bu durumdaki işçilerin akitleri feshedilemeyeceği gibi yerlerine başka çalışan da istihdam edilemez. Ayrıca ücretin kanuna veya iş sözleşmesine uygun hesaplanıp eksiksiz ödenmemesi, 4857 sayılı Kanun'un 24/II-e maddesi uyarınca işçiye haklı nedenle derhal fesih hakkı tanıyarak kıdem tazminatı talep etme imkanı verir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 34Kaynağı aç
Madde 34 – Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. Bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz. Ücretin saklı kısmı

İş akdinde ücretin akort esasına, parça başına ya da yapılan iş tutarına göre kararlaştırıldığı durumlarda işveren işçiye üretebileceğinden daha az iş temin ederse aradaki farkı zaman esasına göre tamamlamakla yükümlüdür. İşverenin bu noksan ücreti karşılamaması veya belirlenen çalışma şartlarına riayet etmemesi halinde işçi, 4857 sayılı Kanun'un 24/II-f maddesi uyarınca önel vermeksizin derhal haklı nedenle fesih yoluna başvurabilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

Çalışma Sürelerinde Denkleştirme Usulü ve Mutlak Sınırlar

4857 sayılı Kanun'un 63. maddesinde düzenlenen denkleştirme esası, işin niteliğinden veya dönemsel dalgalanmalardan kaynaklanan yoğunlukları meşru bir planlama çerçevesine bağlamak üzere getirilmiştir. Bu mekanizma asla işçinin ücretini indirme veya fazla çalışma karşılıklarını bertaraf etme yolu olarak işletilemez. Genel haftalık çalışma süresi kural olarak 45 saattir. Tarafların anlaşmasıyla denkleştirme süresi en çok 2 ay, toplu iş sözleşmeleriyle ise en çok 4 ay olarak kararlaştırılabilir. Turizm sektöründe ise denkleştirme süresi 4 ay olup bu süre toplu iş sözleşmeleriyle 6 aya kadar genişletilebilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 63Kaynağı aç
Madde 63 – Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırkbeş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/7 md.; Değişik cümle: 4/4/2015-6645/36 md.) Yer altı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresi; günde en çok yedi buçuk, haftada en çok otuz yedi buçuk saattir. Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir. (Ek cümle: 6/5/2016-6715/3 md.) Turizm sektöründe dört aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz; denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile altı aya kadar artırılabilir. Çalışma sürelerinin yukarıdaki esaslar çerçevesinde uygulama şekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir. (Mülga dördüncü fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.) Telafi çalışması

Denkleştirme periyodu boyunca işçinin haftalık ortalama mesaisinin kanuni haftalık çalışma süresini aşmaması şartıyla, kimi haftalarda 45 saatin üzerine çıkılmış olması 4857 sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca fazla çalışma sayılmaz. Ancak günlük azami çalışma süresi olan 11 saat ile gece mesaisine ilişkin 7,5 saatlik sınırlar mutlak olup denkleştirmeye dahil edilemez. İlgili dönem genelinde haftalık 45 saatlik ortalama tutturulmuş olsa dahi günlük 11 saati veya gece 7,5 saati aşan çalışmalar fazla çalışma kapsamında değerlendirilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 41Kaynağı aç
Madde 41 – Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırkbeş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz. Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir. Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırkbeş saatin altında belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde uygulanan ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve kırkbeş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır. Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yirmibeş yükseltilmesiyle ödenir. Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi isterse, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında bir saat onbeş dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir. İşçi hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında, çalışma süreleri içinde ve ücretinde bir kesinti olmadan kullanır. 63 üncü maddenin son fıkrasında yazılı sağlık nedenlerine dayanan kısa veya sınırlı süreli işlerde ve 69 uncu maddede belirtilen gece çalışmasında fazla çalışma yapılamaz. Fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması gerekir. Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamaz. (Ek fıkra: 10/9/2014-6552/4 md.) Bu Kanunun 42 nci ve 43 üncü maddelerinde sayılan hâller dışında yer altında maden işlerinde çalışan işçilere fazla çalışma yaptırılamaz. (Ek fıkra: 10/9/2014-6552/4 md.) Yer altında maden işlerinde çalışan işçilere, bu Kanunun 42 nci ve 43 üncü maddelerinde sayılan hâllerde haftalık otuz yedi buçuk saati aşan her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yüzden az olmamak üzere arttırılması suretiyle ödenir.[15] Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmaların ne şekilde uygulanacağı çıkarılacak yönetmelikte gösterilir. Zorunlu nedenlerle fazla çalışma

Fazla Çalışma Karşılıkları, Serbest Zaman ve İstisnalar

Normal haftalık süreyi aşan fazla çalışmalarda her bir saatlik mesaiye ödenecek karşılık, saat başına düşen normal ücretin yüzde elli zamlanmasıyla belirlenir. Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle 45 saatin altında kararlaştırıldığı hallerde, saptanan süreden 45 saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmadır ve bunlarda her bir saatlik çalışma ücreti yüzde yirmi beş yükseltilerek ödenir. Çalışan arzu ederse zamlı ücret yerine fazla çalışılan her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalışılan her saat karşılığında bir saat on beş dakikayı serbest zaman olarak seçebilir. Serbest zaman altı ay içinde, çalışma saatleri zarfında ve ücrette eksilme yapılmaksızın kullandırılır.

Fazla çalışma yaptırılabilmesi için işçinin onayının bulunması aranır ve bir yılda toplam fazla çalışma süresi iki yüz yetmiş saati aşamaz. Sağlık nedenine dayanan sınırlı işler ile gece saatlerindeki mesailerde fazla çalışma yaptırılması yasaktır. Benzer şekilde 4857 sayılı Kanun'un 41. maddesi gereğince, zorunlu ve olağanüstü durumlar dışında yer altında maden işlerinde çalışan işçilere de fazla çalışma yaptırılamaz. Fazla çalışma alacakları da 5 yıllık zamanaşımına tabidir.

Ücret Bordrolarının İspat Gücü ve Karinenin Çürütülmesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre ispat yükü, özel bir hüküm bulunmadıkça iddia edilen olgudan kendi lehine hak çıkaran taraftadır; karineye dayanan taraf ise yalnızca karinenin dayandığı olguyu kanıtlamakla mükelleftir. İşçinin çekince koymaksızın imzaladığı ücret bordroları, tahakkuk eden meblağların ödendiği yönünde işveren lehine adi bir karine meydana getirir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 190Kaynağı aç
MADDE 190- (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. Karşı ispat

İmzalı bordronun varlığına dayanan karine kesin nitelikte olmayıp aksinin kanıtlanması mümkündür. Gerçekte asgari ücretin altında yapılan net ödemeler veya ödenmeyen fazla çalışma alacakları; banka dekontları, puantaj kayıtları, turnike ve güvenlik kamerası verileri, elektronik posta yazışmaları ve tanık beyanları gibi delillerle ispatlanarak bordro içeriği çürütülebilir.

Asgari ücretin altında bir ücrete işçinin baştan rıza göstermesi geçerli midir?

Hayır, asgari ücret emredici bir düzenleme olduğundan Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesi gereğince asgari ücret altındaki ücret anlaşmaları kesin olarak hükümsüzdür ve işçinin rızası bu sonucu değiştirmez.

Yemek ve servis menfaatleri çıplak ücretten sayılarak nakit ödeme düşürülebilir mi?

Hayır, yemek ve servis gibi ayni menfaatler kural olarak çıplak ücretin yerini tutmaz; yasal asgari ücret düzeyinin nakden karşılanması zorunlu olup aksi halde fark ücret ve SGK prim farkı doğar.

Denkleştirme döneminde haftalık ortalama 45 saat aşılmasa da günlük sınır aşılırsa ne olur?

Haftalık ortalama 45 saatlik sınır aşılmamış olsa dahi günlük 11 saatlik veya gece 7,5 saatlik mutlak sınırların ihlal edildiği kısımlar fazla çalışma sayılır ve zamlı ücret ödenmesi gerekir.

Eksik ödenen ücret alacaklarında hangi faiz türü ve zamanaşımı süresi uygulanır?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesi gereğince ödenmeyen ücret alacaklarına mevduata uygulanan en yüksek banka faizi işletilir; zamanaşımı süresi ise 5 yıldır.

Ücreti yirmi gün içinde ödenmeyen işçi hangi hakları kullanabilir?

Ücreti yirmi gün içinde mücbir sebepsiz ödenmeyen işçi iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir ve 4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II-e uyarınca iş akdini haklı nedenle derhal feshederek kıdem tazminatı talep edebilir.

Gerçek alacak tutarını içermeyen ibra belgeleri hukuken nasıl sonuç doğurur?

Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesi uyarınca hakkın gerçek tutarda ödendiğini göstermeyen ibra belgeleri sadece içerdikleri miktar nispetinde makbuz sayılır ve bu ödemenin de bankadan yapılmış olması gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu