İşçi Alacakları Nelerdir? Şartları ve Hesaplama Yöntemi

by Avukat Erdal Ersoy
İşçi Alacakları Nelerdir? Şartları ve Hesaplama Yöntemi

Kıdem Tazminatına Hak Kazanma Şartları ve Fesih Halleri

İş sözleşmesinin sona ermesiyle birlikte işçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışması, aynı işverene bağlı olarak en az bir tam yıllık kıdem süresini tamamlaması ve iş sözleşmesinin kanunda gösterilen fesih hallerinden biriyle son bulması zorunludur. Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olan çalışanların kıdem tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır.

1475 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki 14 üncü maddesi uyarınca iş sözleşmesinin işveren tarafından 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller dışındaki sebeplerle feshedilmesi halinde kıdem tazminatı ödenir. İş sözleşmesinin işçi tarafından 4857 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi uyarınca feshi, muvazzaf askerlik, kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde sözleşmeyi kendi arzusuyla sona erdirmesi veya işçinin ölümü hallerinde de kıdem tazminatı hakkı doğar. İşçinin ölümü halinde doğan tazminat tutarı kanuni mirasçılarına ödenir.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

506 sayılı Kanun'un 60. maddesinde yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen yaştan gayrı diğer şartları ya da aynı Kanun'un Geçici 81. maddesine göre sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını doldurarak kendi isteğiyle işten ayrılan işçilere kıdem tazminatı hakkı tanınmıştır. Emeklilik sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanılabilmesi bakımından işyerinden ayrılma ile yaşlılık aylığı bağlanması arasında makul bir sürenin bulunması şartı aranır.

Haklı bir kanuni gerekçe bulunmaksızın işçinin istifa etmesi, işçi statüsünden sözleşmeli personel statüsüne geçilmesi, belirli süreli iş sözleşmesinin yalnızca kararlaştırılan sürenin dolmasıyla sona ermesi veya işverenin haklı nedenle feshi durumlarında kıdem tazminatına hak kazanılamaz. Buna karşılık belirli süreli iş sözleşmesinin kıdem tazminatına imkan veren kanuni fesih sebeplerinden biriyle son bulması durumunda tazminat talep edilebilir.

İşyerinin devri veya el değiştirmesi halinde, devir tarihinden itibaren işlemiş kıdem tazminatından devralan ve devreden işveren birlikte sorumludur. Devralan işveren devredenin sorumlu olduğu bölüm de dahil olmak üzere kıdem tazminatının bütününden sorumlu tutulurken, işyerini devreden işverenin hukuki sorumluluğu işçiyi kendi bünyesinde çalıştırdığı süre ve devir tarihindeki ücret seviyesi ile sınırlıdır. Asıl işveren bünyesindeki çalışma süresi bir yıldan az olsa dahi, toplam kıdem süresi bir yılı aşıp tazminata hak kazandırıyorsa asıl işverenin kıdem tazminatı sorumluluğu doğar. Ayrıca işverenin kıdem tazminatından doğan kanuni sorumluluğunu gerçek kişilere veya sigorta şirketlerine sigorta ettirmesi kanunen yasaklanmıştır.

İşçinin Haklı Nedenle Derhal Fesih Sebepleri

4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca işçi, belirli veya belirsiz süreli iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce ya da bildirim süresini beklemeksizin derhal feshedebilir. İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden kaynaklanan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli hale gelirse yahut işçinin sürekli temas halinde olduğu işveren veya başka bir çalışma arkadaşı bulaşıcı veya işle bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa işçi sağlık sebepleriyle haklı fesih hakkını kullanabilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

İşverenin sözleşme yapıldığı sırada esaslı noktalara ilişkin gerçeğe aykırı bilgi vererek işçiyi yanıltması, işçinin veya aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak söz ve davranışlarda bulunması, cinsel tacizde bulunması, işçiye veya ailesine karşı sataşmada bulunması, suç işlemesi ya da asılsız isnatlarda bulunması ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık kapsamında haklı fesih nedenidir. İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü şahıslar tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu bildirmesine rağmen işverence gereken tedbirlerin alınmaması da derhal fesih yetkisi doğurur.

İşveren tarafından işçinin ücretinin kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun biçimde hesap edilmemesi ya da ödenmemesi işçiye haklı nedenle fesih imkanı tanır. Bununla birlikte, işçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süreyle işin durmasını zorunlu kılan zorlayıcı sebepler ortaya çıktığında da iş sözleşmesi bildirim süresi beklenmeksizin feshedilebilir.

Kıdem Tazminatının Hesabı, Hizmet Süresi ve Zamanaşımı

Kıdem tazminatı, işçinin işe başladığı tarihten itibaren iş sözleşmesinin devamı süresince her geçen tam yıl için 30 günlük giydirilmiş brüt ücreti tutarında hesaplanır; bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme gerçekleştirilir. Çıplak ücrete ek olarak yol, yemek, prim gibi devamlılık gösteren para ve para ile ölçülebilir sözleşmesel ve kanuni menfaatler hesaba katılır. Hesaplanan ücretten sigorta primi, vergi ve sendika aidatı kesilmez; brüt tutar üzerinden yasal kesinti olarak yalnızca damga vergisi mahsup edilir. Aynı kıdem dönemi için birden fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmesi mümkün değildir.

Kıdem tazminatının hesabında kural olarak işçinin son ücreti esas alınır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı çalışma modellerinde, son bir yıllık sürede ödenen ücretin çalışılan günlere bölünmesiyle elde edilen ortalama ücret esas tutulur. Son bir yıl içerisinde işçi ücretine zam uygulanmışsa tazminata esas ücret, işten ayrılma tarihi ile zammın yürürlüğe girdiği tarih arasındaki ücretin anılan dönemde fiilen çalışılan gün sayısına bölünmesiyle hesaplanır.

İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin fasılalarla yeniden akdedilmiş olup olmadığına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya farklı işyerlerinde çalıştıkları süreler toplanarak saptanır. Aralıklı çalışmalarda kıdem sürelerinin birleştirilebilmesi için önceki dönemlere ilişkin iş sözleşmelerinin kıdem tazminatına hak kazandıracak nitelikte sona ermiş olması gerekir. İşçinin ücretsiz izinde, tutuklulukta ve makul sınırları aşan istirahat raporlarında geçirdiği süreler kıdem süresi hesabında çalışma süresi olarak kabul edilmez. Kısmi süreli ve tam süreli çalışma dönemlerinin bulunması halinde ise dönemler ayrıştırılarak hesap yapılır.

7036 sayılı Kanun uyarınca 25.10.2017 tarihinden sonra yapılan fesihlerde kıdem tazminatı için zamanaşımı süresi iş sözleşmesinin feshedildiği tarihten itibaren 5 yıldır. Bu tarihten önceki fesihlerde ise zamanaşımı süresi 10 yıl olarak uygulanır. Kıdem tazminatının süresinde ödenmemesi sebebiyle açılan davalarda hakim, gecikilen süre boyunca mevduata uygulanan en yüksek faizin yürütülmesine karar verir; bu faiz türü davacı tarafça açıkça talep edilmemiş olsa dahi resen dikkate alınır.

İhbar Tazminatı, Bildirim Süreleri ve Kötüniyet Tazminatı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi gereğince, belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi zorunludur. Bildirim süreleri işçinin kıdemine göre belirlenir; işi 6 aydan az sürmüş olan işçi için 2 hafta, 6 aydan 1,5 yıla kadar sürmüş işçi için 4 hafta, 1,5 yıldan 3 yıla kadar sürmüş işçi için 6 hafta ve 3 yıldan fazla sürmüş işçi için 8 haftadır. Kanunda belirtilen bu bildirim süreleri asgari nitelikte olup bireysel veya toplu iş sözleşmeleriyle artırılabilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Feshin geçerli sebebe dayandırılması

Bildirim şartına riayet etmeyen taraf, kanuni veya sözleşmesel bildirim süresine karşılık gelen ücret tutarında ihbar tazminatı ödemekle yükümlüdür. İşveren dilerse bildirim süresine ait ücreti peşin ödemek suretiyle iş sözleşmesini derhal sona erdirebilir. İş güvencesi hükümleri kapsamı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin fesih hakkı kötüye kullanılarak sonlandırılması halinde işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında kötüniyet tazminatı ödenir. Bildirim kuralına da uyulmamış olması durumunda kötüniyet tazminatına ek olarak ayrıca ihbar tazminatı ödenmesi gerekir.

İş sözleşmesinin işçi veya işveren tarafından haklı nedenle feshedilmesi durumunda taraflar lehine ihbar tazminatına hükmedilemez. Deneme süresi içinde gerçekleştirilen fesihlerde de ihbar tazminatı yükümlülüğü doğmaz. İşçinin aynı işyerinde aralıklarla çalışmış olması durumunda ihbar bildirim süresinin tespitinde önceki çalışma süreleri birleştirilmez ve sadece son çalışma dönemi dikkate alınır.

İhbar ve kötüniyet tazminatları ile peşin ödenecek bildirim süresi ücretinin hesabında, çıplak brüt ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşmesel ve kanuni menfaatler göz önünde tutulur. İhbar tazminatında kıdem tazminatında uygulanan tavan ücret sınırlaması bulunmaz. Hesaplanan tazminat tutarından sigorta primi kesintisi yapılmaz; gelir vergisi ve damga vergisi kesilir. 25.10.2017 sonrası fesihlerde zamanaşımı süresi 5 yıldır; bu tarihten önce feshedilen sözleşmelerde ise 10 yıllık zamanaşımı uygulanır. İhbar tazminatı alacağına temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilir.

Yıllık Ücretli İzin Hakkı ve Süreleri

4857 sayılı Kanun'un 53. maddesi uyarınca işyerinde işe başladığı tarihten itibaren, deneme süresi de dahil olmak üzere en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir ve bu haktan feragat edilemez. Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışan işçiler hakkında yıllık ücretli izin hükümleri uygulanmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53 – İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez. Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara bu Kanunun yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümleri uygulanmaz. İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi; a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara ondört günden, b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara yirmi günden, c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmialtı günden, Az olamaz. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/5 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün arttırılarak uygulanır. Ancak onsekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz. Yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir. Yıllık ücretli izne hak kazanma ve izni kullanma dönemi

Yıllık ücretli izin süresi; hizmet süresi bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara 14 günden, beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlara 20 günden, on beş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara 26 günden az olamaz; sözleşmelerle bu süreler artırılabilir. Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün arttırılarak uygulanır. Ayrıca 18 ve daha küçük yaştaki işçiler ile 50 ve daha yukarı yaştaki işçilere kullandırılacak yıllık ücretli izin süresi 20 günden az belirlenemez.

Asgari Geçim İndirimi Düzenlemesi

Ücret hesaplamalarında medeni durum ve çocuk sayısına göre uygulanan Asgari Geçim İndirimi (AGİ), 2022 yılı itibarıyla tüm çalışanlar bakımından yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten sonraki çalışma dönemlerine ait işçilik ücreti hesaplarında AGİ alacağı kalemi uygulanmamaktadır.

İstifa eden işçi kıdem tazminatına hak kazanabilir mi?

Kural olarak kendi isteğiyle haklı bir neden olmaksızın işten ayrılan işçi kıdem tazminatı alamaz; ancak askerlik, emeklilik koşullarının sağlanması, kadın işçinin evlenmesi veya 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesindeki haklı sebeplerle fesih hallerinde kıdem tazminatı ödenir.

İhbar tazminatı hesabında tavan ücret sınırı var mıdır?

İhbar tazminatı hesabında kıdem tazminatındaki gibi herhangi bir yasal tavan sınırı uygulanmaz ve hesaplama giydirilmiş brüt ücret üzerinden gerçekleştirilir.

Yıllık ücretli izin hakkı ne zaman doğar?

İşyerinde deneme süresi de dahil olmak üzere işe başlama tarihinden itibaren en az bir tam yıl çalışmış olan işçiler yıllık ücretli izin hakkı kazanır.

Kıdem ve ihbar tazminatında zamanaşımı süresi kaç yıldır?

25.10.2017 tarihinden sonra yapılan fesihlerde kıdem ve ihbar tazminatı için zamanaşımı süresi fesih tarihinden itibaren 5 yıldır; bu tarihten önceki fesihlerde ise 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.

İş güvencesi kapsamı dışındaki işçiye kötüniyet tazminatı hangi tutarda ödenir?

İş güvencesi hükümleri kapsamı dışındaki işçinin sözleşmesi fesih hakkı kötüye kullanılarak sona erdirilirse kanuni bildirim süresinin üç katı tutarında kötüniyet tazminatı ödenir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu