İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu ve Cezası

by Avukat Erdal Ersoy
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu ve Cezası

İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu ve Korunan Hukuki Değer

İş ve çalışma hürriyeti; bireyin gelir elde etmek amacıyla mal ve hizmet üreterek serbestçe çalışma, sözleşme akdetme ve teşebbüs kurma serbestisini güvence altına alır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suç ile korunan hukuki yarar, kişinin her türlü baskıdan uzak şekilde ve üçüncü kişilerin olumsuz müdahalelerine uğramaksızın serbestçe ekonomik faaliyette bulunabilmesidir.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2016/10291, K. 2018/14649Kaynağı aç
18. Ceza Dairesi         2016/10291 E.  ,  2018/14649 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : İş ve Çalışma hürriyetinin ihlali HÜKÜM : Beraat KARAR Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede: İş ve çalışma hürriyeti, bireyin gelir elde etmek amacıyla, mal ve hizmet üreterek, serbestçe çalışma, sözleşme yapma ve teşebbüs kurma hakkı olarak tanımlanmaktadır. TCK'nın 117/1. maddesinde düzenlenen iş ve çalışma hürriyetini ihlali suçu ile korunan hukuki yarar, bireyin her türlü baskıdan uzak, üçüncü kişilerin olumsuz müdahalelerine uğramadan serbestçe çalışabilmesidir. İş ve çalışma hürriyetini ihlali suçunun oluşabilmesi için, mağdura karşı cebir, tehdit kullanılması ya da bir başka hukuka aykırı bir davranışla, çalışma hürriyetinin ihlal edilmesi gerekir. Bu açıklamalar dikkate alındığında; sanık ile katılan arasında, muhtarlık seçimi nedeniyle husumet bulunduğu ve sanığın olay günü katılanın iş yerine gidip, ''kahveyi boşaltın, kahveyi kapatıyorum'' dedikten sonra kahvehanede bulunan televizyonun fişini çektiği, kahvehanede bulunan müşterilerin bu olay üzerine huzursuz olarak kahvehaneyi terkettikeri, daha sonra sanığın masaya vurarak ''erkek varsa masaya yumruk vurdurmasın ben diz kapağımda oynatacak erkek arıyorum'' şeklinde tehdit içeren sözler söylemesi biçiminde iddia olunan olayda, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun unsuru olan, gelir elde etmek amacıyla ekonomik faaliyette bulunma hakkının ihlaline yönelik eylemin tanımlandığı gözetilmeyerek, atılı suçunun unsurlarının oluşmadığı şeklinde yasal olmayan gerekçeyle, beraatine karar verilmesi, Kanuna aykırı ve katılan … vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden fail hakkında, mağdurun şikayeti üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Maddede geçen hukuka aykırı başka bir davranış kavramı hukuken meşru zeminleri aşan eylemleri kapsar. Hukukça haklı görülen ve haksız fiil teşkil etmeyen sözleşmeye aykırılıklar ile sözleşmenin feshi halleri, bu suç tipinin hukuka aykırı davranış unsurunu meydana getirmez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 117Kaynağı aç
Madde 117- (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikayeti halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir. (2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir. (3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir. (4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi

Sömürü, Sevk ve Çalışma Koşullarının Dayatılması

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesinin 2. fıkrası uyarınca; bir kimsenin çaresizliğinden, kimsesizliğinden ve bağlılığından yararlanılarak ücretsiz biçimde veya sunduğu hizmet ile açıkça orantısız düşük bir ücretle çalıştırılması suç olarak tanımlanmıştır. Aynı hüküm gereğince, bu durumda bulunan kişilerin insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılınması halinde fail hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adli para cezası verilir.

Kişileri sömürü şartlarına ya da insan onuruna aykırı çalışma ve konaklama ortamına düşürmek amacıyla tedarik eden, sevk eden veya bir yerden başka bir yere nakleden failler hakkında da Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesinin 3. fıkrası uyarınca altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adli para cezası uygulanır.

Cebir veya tehdit araçları kullanılarak işçilerin ya da işverenlerin ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya daha önce kararlaştırılanlardan başka koşullar altında anlaşmaları kabule zorlanması kanunla yaptırıma bağlanmıştır. Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesinin 4. fıkrası doğrultusunda, bu tür baskılarla bir işin durmasına, tamamen sona ermesine ya da durmanın devam etmesine neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

Ekonomik Faaliyet ve Gelir Elde Etme Amacının Belirlenmesi

İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun oluşabilmesi için eylemin, mağdurun gelir elde etme gayesiyle yürüttüğü ekonomik faaliyete yönelmiş olması zorunludur. Kişisel taşınmazda yalnızca bahçe sulama amacıyla kuyu açılması gibi ticari mahiyet taşımayan ve kazanç elde etme amacı gütmeyen faaliyetlerin engellenmesi eyleminde gelir elde etme hakkı ihlal edilmediğinden bu suç meydana gelmez.

İşletmenin mülkiyetine dair taraflar arasında hukuki bir uyuşmazlık bulunması durumunda, failin iş yerinin terk edilmesini sağlamak amacıyla tehdit savurması halinde gelir elde etme hakkının ihlaline dönük bir gaye bulunmadığında eylem iş ve çalışma hürriyetini ihlal suçunu değil, genel tehdit suçunu oluşturur. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2016/8531 Esas ve 2018/10644 Karar sayılı ilamında; mülkiyet çekişmesine dayanarak iş yerinin boşaltılmasını istemek ve tehdit etmek fiilinde ekonomik faaliyette bulunma hakkının hedef alınmadığı, eylemin Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2016/8531, K. 2018/10644Kaynağı aç
18. Ceza Dairesi         2016/8531 E.  ,  2018/10644 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : İş ve çalışma hürriyetinin ihlali HÜKÜM : Mahkumiyet KARAR Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ile gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- İş ve çalışma hürriyeti, bireyin gelir elde etmek amacıyla, mal ve hizmet üreterek, serbestçe çalışma, sözleşme yapma ve teşebbüs kurma hakkı olarak tanımlanmaktadır. TCK'nın 117/1. maddesinde düzenlenen iş ve çalışma hürriyetini ihlali suçu ile korunan hukuki yarar, bireyin her türlü baskıdan uzak, üçüncü kişilerin olumsuz müdahalelerine uğramadan serbestçe çalışabilmesidir. İş ve çalışma hürriyetini ihlali suçunun oluşabilmesi için, mağdura karşı cebir, tehdit kullanılması ya da bir başka hukuka aykırı bir davranışla, çalışma hürriyetinin ihlal edilmesi gerekir. Bu açıklamalar dikkate alındığında; sanık ile katılan arasında, katılanın işlettiği iş yerinin mülkiyeti hususunda ihtilaf bulunduğu ve sanığın olay günü iş yerine gidip, buranın kendisine ait olduğunu iddia ederek katılana “iş yerini terk et burası benim seni gebertirim” şeklinde tehdit içeren sözler söylemesi biçiminde gelişen somut olayda, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun unsuru olan, gelir elde etmek amacıyla ekonomik faaliyette bulunma hakkının ihlaline yönelik bir eylemin bulunmaması nedeniyle, sanığın TCK'nın 106/1-1. maddesinde düzenlenen tehdit suçundan cezalandırılması yerine, yasal olmayan gerekçeyle, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, 2- Kabule göre de; a- İş ve çalışma hürriyetini ihlal kastıyla katılana yönelik tehdit eyleminin gerçekleştirildiği anda suçun tamamlandığı gözetilmeden, suçun teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek sanığın cezasında indirim yapılması, b- TCK'nın 117/1. maddesinde düzenlenen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun, takibi şikayete bağlı suçlardan olması ve sanık müdafiinin temyiz dilekçesi ekinde bulunan, katılana ait 03.07.2013 tarihli kolluk ifade tutanağına göre, katılanın sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmiş olması karşısında, söz konusu belgenin doğruluğu tespit edilip, hangi olaya ilişkin olduğu belirlenerek, sonucuna göre, kamu davasının düşürülmesine karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, c- TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi'nin, 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı kararıyla, iptal edilmiş olması nedeniyle, uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması, Bozmayı gerektirmiş ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken, 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 03/07/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Buna karşılık, aynı sektörde ticari faaliyette bulunan mağdurun iş yapmasını engelleme kastıyla iş yerinde barındırılmayacağına yönelik tehditler savrulması halinde, failin eylemi özel kast içermesi sebebiyle Türk Ceza Kanunu'nun 117/1. maddesindeki suçu meydana getirir. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2016/778 Esas ve 2020/3149 Karar sayılı ilamı gereğince, aynı sektördeki rakibin faaliyetini engellemeye yönelen tehdit eylemleri genel tehdit suçu yerine çalışma hürriyetinin ihlali suçu kapsamında değerlendirilmelidir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2016/778, K. 2020/3149Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2016/778 E.  ,  2020/3149 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Tehdit, yaralama, hakaret HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, müşteki …'nun sanık …'dan şikayetçi olup cezalandırılmasını istemesi ancak, mahkemesince katılma hususunda bir karar verilmediğinin anlaşılması karşısında, kararı temyiz ederek katılma iradesini ortaya koyan müşteki …'nun CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca kamu davasına katılmasına karar verilerek, dosya görüşüldü: A-Katılan sanık … hakkında yaralama, katılan sanık … hakkında hakaret suçlarından dolayı kararda öngörülen cezaların nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükümlerin temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca, katılan sanık … ve katılan … vekili ile katılan sanık … müdafiinin, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE, B-Diğer hükümlere yönelik temyize gelince; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1-Sanık … hakkında katılan …'na yönelik tehdit ve hakaret eylemlerinden kurulan beraat hükümlerine yönelik temyizde, Eylemlere ve yükletilen suçlardan dolayı kurulan beraat hükümlerine yönelik, katılan … vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden,TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 2-Katılan Sanık … hakkında katılan …'na yönelik tehdit suçundan dolayı kurulan mahkumiyet hükmü ile katılan sanık … hakkında katılan …'ya yönelik silahla tehdit suçundan kurulan beraat kararına yönelik temyize gelince, a-Sanık … hakkında katılan …'na yönelik tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz de; İç giyim işi yapan sanığın, işyerinin karşısında aynı sektöre ilişkin işyeri olan ve bu sebeple önceye dayalı husumetli olduğu katılana hitaben “Seni burada barındırmayacağım. Benim hakkımda konuşuyorsun. Dilini keserim senin. Sen benim kim olduğumu bilmiyorsun. Hayatın iki dudağımın arasında. Sen or…sun, fahişesin. 500 kişiyi senin altından geçirtirim” biçiminde sözler söylediğinin kabul edilmesi karşısında, eylemin, özel kasıt açısından, TCK'nın 117/1. maddesinde düzenlenen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturduğu gözetilmeden, tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, b-Sanık … hakkında silahla tehdit suçundan kurulan beraat kararına yönelik temyiz incelemesinde; Sanık …'nun elindeki bıçağı katılan …'nın boğazına doğrulttuğu ve saçından tutup sürükleyerek işyerinin önüne çıkardığı, bu hususun katılan ve olay anında işyerinde içersinde ve yakınlarında bulunan tanıkların birbirlerini doğrulayan ve oluşa da uygunluk gösteren anlatımları ile sabit olması karşısında, kanuni olmayan yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi, Kanuna aykırı ve katılan sanıklar … ile … vekillerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İş yerine gidilerek işletmenin kapatılacağının belirtilmesi, televizyonun fişinin çekilmesi ve masaya vurularak tehdit içerikli sözler sarf edilmesi sonucunda müşterilerin mekanı terk etmesine yol açılması ekonomik faaliyette bulunma hakkını ihlal eder. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2016/10291 Esas ve 2018/14649 Karar sayılı kararında bu nitelikteki eylemlerin iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun yasal unsurlarını tamamladığı belirtilmiştir.

İşletmeye bağlı şantiye sahasına gidilerek işçilerin tehdit edilmesi ve bu yolla çalışmaların sekteye uğratılması durumunda da eylem tek bir bütünlük taşır. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2019/3830 Esas ve 2021/26340 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, şantiyede çalışanların tehdit edilerek çalışmalarına engel olunması bağımsız bir tehdit suçu değil, bütün halinde iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu vücuda getirir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2019/3830, K. 2021/26340Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2019/3830 E.  ,  2021/26340 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : İş ve çalışma hürriyetinin ihlali, tehdit HÜKÜMLER : Beraat KARAR Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1- İş ve çalışma hürriyeti, bireyin gelir elde etmek amacıyla, mal ve hizmet üreterek, serbestçe çalışma, sözleşme yapma ve teşebbüs kurma hakkı olarak tanımlanmaktadır. TCK'nın 117/1. maddesinde düzenlenen iş ve çalışma hürriyetini ihlali suçu ile korunan hukuki yarar, bireyin her türlü baskıdan uzak, üçüncü kişilerin olumsuz müdahalelerine uğramadan serbestçe çalışabilmesidir. İş ve çalışma hürriyetini ihlali suçunun oluşabilmesi için, mağdura karşı cebir, tehdit kullanılması ya da bir başka hukuka aykırı bir davranışla, çalışma hürriyetinin ihlal edilmesi gerekir. Bu açıklamalar dikkate alındığında; taraflar arasında, alacak verecek meselesi nedeniyle husumet bulunduğu ve sanıkların, katılanın müdürü olduğu işyerine ait şantiye giderek işçileri tehdit etmek suretiyle çalışmalarına engel olduğu biçiminde iddia olunan olayda, tanıklarca eylemlerin doğrulandığı ve iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun unsuru olan, gelir elde etmek amacıyla ekonomik faaliyette bulunma hakkının ihlaline yönelik eylemin bir bütün halinde yalnızca iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturduğu, gözetilmeksizin sanıkların üzerlerine atılı suçları işledikleri hususu sabit olmadığından şeklindeki gerekçeyle, tehdit ve iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarından ayrı ayrı beraat kararı verilmesi, 2- UYAP sisteminden alınan güncel nüfus kaydına göre, sanık …’nun 25/02/2021 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, ölümün doğruluğu kesin biçimde saptanarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının TCK’nın 64 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, sanık … yönünden başkaca yönleri incelenmeksizin, tebliğnameye kısmen uygun olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Suçun Tamamlanma Anı, Nitelikli Haller ve İçtima Kuralları

İş ve çalışma hürriyetini ihlal kastıyla mağdura yönelik tehdit eyleminin icra edildiği anda suç tamamlanır; failin bu tehdit fiilini gerçekleştirmesiyle birlikte suç oluştuğundan eylemin teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle cezada indirim uygulanamaz. Bu ilke Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2016/8531 Esas ve 2018/10644 Karar sayılı ilamında hükme bağlanmıştır.

İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun; silahla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koymasıyla, birden fazla kişi tarafından birlikte, suç örgütlerinin korkutucu gücünden istifade edilerek veya kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi hallerinde Türk Ceza Kanunu'nun 119. maddesinin 1. fıkrası uyarınca faile verilecek ceza bir kat artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 119Kaynağı aç
Madde 119- (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarının; a) Silahla, b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, c) Birden fazla kişi tarafından birlikte, d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. (2) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Haksız arama

Suçun işlenmesi sırasında cebir kullanılması halinde kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış sonuçları ortaya çıkarsa, Türk Ceza Kanunu'nun 119. maddesinin 2. fıkrası gereğince fail hakkında ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler tatbik edilir.

Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini teşkil etmesi dolayısıyla tek fiil kabul edilen bileşik suçlarda, Türk Ceza Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca içtima hükümleri uygulanmaz. Bu çerçevede, çalışma hürriyetini ihlal amacıyla kullanılan ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek boyutta kalan yaralama eylemi, kanunda öngörülen cebir unsurunun içinde kaldığından ayrıca kasten yaralama suçundan ceza tayini yoluna gidilmez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 42Kaynağı aç
Madde 42- (1) Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz. Zincirleme suç

Soruşturma Usulü, Şikayet Süresi ve Yaptırımlar

Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesinin 1. fıkrasındaki temel ihlal şikayete bağlıdır ve şikayet süresi fail ile fiilin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır. Mağdurun şikayetinden vazgeçmesi ceza davasının düşmesine sebebiyet verir. Buna karşın maddenin 2, 3 ve 4. fıkralarında tanımlanan suç tipleri şikayete bağlı olmayıp yetkili savcılık birimleri tarafından resen soruşturulur.

Hükmedilen hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi noktasında fıkralar arasında yasal farklılık mevcuttur. Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkralarında hapis veya adli para cezası seçimlik olarak öngörüldüğünden, mahkemece hapis cezası tercih edildikten sonra bu ceza adli para cezasına çevrilemez. Ancak aynı maddenin 4. fıkrasında hapis cezası seçimlik yaptırım şeklinde düzenlenmediğinden, yasal koşulları varsa bu fıkra gereğince verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkündür.

İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunda şikayet süresi ne kadardır?

Türk Ceza Kanunu m. 117/1 kapsamındaki temel suç tipi şikayete bağlı olup şikayet süresi fail ve fiilin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır; m. 117/2, 3 ve 4 kapsamındaki suçlar ise şikayete tabi olmayıp resen soruşturulur.

İş yerinde çalışanların tehdit edilmesi hangi suçu oluşturur?

İş yerine veya şantiyeye gidilerek çalışanların tehdit edilmesi ve bu suretle faaliyetlerin durdurulması, ekonomik faaliyette bulunma hakkını hedef aldığından bağımsız tehdit suçunu değil, bir bütün olarak iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu meydana getirir.

Mülkiyet tartışması nedeniyle tahliye tehdidinde bulunmak çalışma hürriyetini ihlal eder mi?

İş yerinin mülkiyetine ilişkin ihtilaf sebebiyle iş yerinin terk edilmesini istemek ve tehdit savurmak eyleminde gelir elde etme hakkını ihlal kastı yoksa eylem iş ve çalışma hürriyetini ihlal suçunu değil, genel tehdit suçunu oluşturur.

İş ve çalışma hürriyetini ihlal kastıyla yöneltilen tehdit fiilinde suç ne zaman tamamlanır?

İş ve çalışma hürriyetini ihlal kastıyla mağdura yönelik tehdit eyleminin gerçekleştirildiği anda suç tamamlanır ve fiil teşebbüs aşamasında kalmaz.

Bu suç sebebiyle verilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir mi?

Türk Ceza Kanunu m. 117/1, 2 ve 3 fıkralarında hapis ve adli para cezası seçimlik yaptırım olarak düzenlendiğinden hapis cezası tercih edildiğinde adli para cezasına çevrilemez; m. 117/4 fıkrasında ise ceza seçimlik olmadığından koşulları varsa çevrilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu