5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesinin birinci fıkrası, bireylerin mesleklerini icra etme, serbestçe çalışma ve ekonomik faaliyette bulunma özgürlüklerini ceza hukuku güvencesine bağlamaktadır. Düzenleme uyarınca; cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranış sergilenerek iş ve çalışma hürriyetinin ihlal edilmesi halinde, mağdurun şikayeti üzerine fail hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası uygulanır. Bu norm ile doğrudan korunan hukuki değer, kişilerin gelir temin etmeye matuf ekonomik faaliyetlerini serbest iradeleriyle yürütme hakkıdır. Dolayısıyla gelir elde etme gayesi gütmeyen, salt mülkiyet hakkının kullanımına ilişkin sulama kuyusu açılması gibi faaliyetlerin engellenmesi bu suç tipini oluşturmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 117Kaynağı aç
başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun
şikayeti halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.
(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi
veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde
orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru
ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye altı
aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası
verilir.
(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi
tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza
verilir.
(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri
azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında
anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya
durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası
verilir.
Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi
Maddi Unsurlar ve Netice Şartı
İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu neticeli bir suçtur. Suçun tamamlanabilmesi için yalnızca hareketin gerçekleşmesi yeterli olmayıp aynı zamanda iş ve çalışma hürriyetinin ihlali neticesinin de gerçekleşmiş olması gerekir. Bu kapsamda failin gerçekleştirdiği hareketlerin suça konu neticeyi doğurmaya elverişli bulunması aranır. Nitekim sevk ve idaresindeki araçla katılanın aracının yanından hızlı bir şekilde korna çalarak geçtikten sonra geri dönen ve iş ve çalışma hürriyetinin ihlaline yönelik başkaca bir söz veya davranışı bulunmayan failin eylemi, suçu meydana getirmeye elverişli nitelikte görülmemekte ve eylemin teşebbüs aşamasında kaldığından da söz edilememektedir.
Maddede yer alan hukuka aykırı başka bir davranış kavramı, ceza kanunlarında bağımsız suç olarak düzenlenmeyen haksız fiilleri ya da idari yaptırıma tabi ihlalleri kapsayabilir. Buna karşın hukuk düzeninin meşru saydığı, haksız fiil niteliği taşımayan sözleşme fesihleri veya sözleşmeye aykırılık halleri hukuka aykırı başka davranış çerçevesinde mütalaa edilemez. Nitekim sözleşmesi sona erdirilen bir çalışma sahasında, şirket temsilcilerinin güvenlik güçleri eşliğinde durum tespiti yapmaktan ve çalışanlara fiili bir baskı uygulamaksızın beklemekten ibaret eylemleri, çalışma hürriyetini ihlal etme kastının ve yasal maddi unsurların bulunmadığı kabul edilir.
Çaresizlik ve Bağlılığın Sömürülmesi Yoluyla Çalıştırma
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesinin ikinci fıkrası, iş gücünün insani koşullara aykırı biçimde istismar edilmesini bağımsız bir suç olarak yaptırıma bağlamıştır. Kişilerin çaresizliğinden, kimsesizliğinden veya bağımlı durumundan yararlanılarak bedelsiz biçimde ya da sunulan hizmetle açıkça orantısız biçimde düşük bir ücret karşılığında çalıştırılması suç teşkil eder. Aynı fıkra uyarınca bu durumda bulunan kişilerin insan onuruyla bağdaşmayacak çalışma ve barınma koşullarına tabi tutulması halinde faile altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adli para cezası verilir. Bu fıkra kapsamındaki sömürü eylemlerinde, mağdurun içinde bulunduğu olumsuz koşullar sebebiyle rıza göstermiş olması fiilin suç vasfını ortadan kaldırmaz.
İnsan onuruyla bağdaşmayan çalışma koşullarının hazırlık ve temin faaliyetleri de aynı maddenin üçüncü fıkrasında müstakil bir suç tipi olarak ele alınmıştır. Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, kişileri söz konusu sömürü ve onur kırıcı koşullara düşürmek maksadıyla tedarik eden, sevk eden veya bir mahalleden diğerine nakleden failler hakkında da altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adli para cezası tayin edilir.
Çalışma Koşullarını Zorla Değiştirme ve Faaliyetin Durdurulması
5237 sayılı Kanun'un 117. maddesinin dördüncü fıkrasında, cebir veya tehdit kullanılarak işçi veya işverenlerin iradelerine müdahale edilmesi cezalandırılmaktadır. Bu hükme göre, cebir veya tehdit yoluyla işçiyi yahut işvereni ücretleri artırmaya, eksiltmeye veya evvelce belirlenenlerden farklı sözleşme şartlarını kabule zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devam etmesine yol açan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası uygulanır. Bu fıkrada fail hakkında seçenekli bir yaptırım olarak adli para cezası getirilmemiştir.
Bileşik Suç Özelliği ve Yargılama Esasları
Türk Ceza Kanunu'nun 42. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini teşkil etmesi sebebiyle tek bir fiil olarak kabul edilen suçlara bileşik suç denir ve bu suçlarda gerçek içtima hükümleri uygulanmaz. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun ilk fıkrasında cebir veya tehdit kurucu bir araç fiil olarak düzenlenmiştir. Çalışma özgürlüğünü engellemek amacıyla sarf edilen tehdit veya tatbik edilen cebir eylemleri bu suçun yasal unsurunu oluşturduğunda, fiil kül halinde Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesinin birinci fıkrasındaki suçu meydana getirir; fail hakkında ayrıca tehdit suçundan dolayı bağımsız ceza tayin edilemez. Mahkemelerce mahkumiyet tesis edilirken, sanığın hangi somut eyleminin cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka davranış boyutuna ulaştığı gerekçeli kararda açık biçimde tartışılmalı ve gösterilmelidir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 42Kaynağı aç
nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu
tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.
Zincirleme suç
Seçenek Yaptırımlar ve Ceza Tayini
Suç karşılığında kanunda seçenekli yaptırımların düzenlendiği hallerde cezanın bireyselleştirilmesi genel ilkelere bağlıdır. Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kanuni suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü durumlarda, mahkeme takdir hakkını kullanarak hapis cezasına hükmetmişse, bu hapis cezasının artık adli para cezasına çevrilmesi yasal olarak mümkün değildir. Bu kural Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesinin birinci fıkrasındaki yaptırım bakımından da geçerlidir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 50Kaynağı aç
kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa
ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a) Adlî para cezasına,
b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale
getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,
c) En az iki yıl süreyle, bir meslek
veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan
bir eğitim kurumuna devam etmeye,
d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli
yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya
gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş
olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle,
ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve
sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak
koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya,
çevrilebilir.
(2) Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak
öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına
çevrilmez.
(3) Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm
olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte
onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm
edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı
seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.
(4) Taksirli suçlardan dolayı
hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı
halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir.
Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.
(5) Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî
para cezası veya tedbirdir.
(6) Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata
rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine
başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, infaz hâkimliği kısa
süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar
derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.[7][8]
(7) Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle
yerine getirilememesi durumunda, infaz hâkimliğince tedbir değiştirilir.8
Hapis cezasının ertelenmesi
Soruşturma Usulü ve Uzlaştırma Kapsamı
Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesinin birinci fıkrasında tanzim edilen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu şikayete bağlıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 5 numaralı alt bendi gereğince, bu suçun birinci fıkrası ile 119. maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen hali uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Ancak uzlaştırma kapsamındaki bir suçun, bu kapsama dahil olmayan başka bir suç ile birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi durumunda uzlaşma hükümleri tatbik edilmez; buna karşın önödeme kapsamındaki bir suç ile birlikte işlenmişse uzlaştırma kapsamındaki suç yönünden uzlaşma usulü işletilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma
Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tabi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması halinde dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur; ilgililer, kendilerine teklifte bulunulmasından itibaren yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır. Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir. Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde işlemleri sonuçlandırır; bu süre uzlaştırma bürosu tarafından her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez uzatılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç raporun büroya verildiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def'aten yerine getirmesi halinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi durumunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir ve bu erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç olmak üzere soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.
İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu şikayete ve uzlaşmaya tabi midir?
TCK m. 117/1 kapsamındaki temel ihlal suçu mağdurun şikayetine tabidir ve CMK m. 253/1-b-5 uyarınca soruşturma aşamasında öncelikle uzlaştırma prosedürünün uygulanması gerekmektedir.
Tehdit kullanılarak çalışma hürriyeti engellendiğinde fail ayrıca tehdit suçundan ceza alır mı?
Hayır; tehdit eylemi TCK m. 117/1'deki suçun kurucu unsurunu teşkil ettiğinde, TCK m. 42/1 gereğince bileşik suç kuralı uygulanır ve eylem kül halinde iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturarak ayrıca tehditten hüküm kurulmaz.
Mağdurun rızası olması durumunda TCK 117/2'deki sömürü suçu ortadan kalkar mı?
Hayır; kişilerin çaresizlik, kimsesizlik veya bağımlılıklarından yararlanılarak insan onuruyla bağdaşmayacak koşullarda çalıştırılması halinde, mağdurun rızası bulunsa dahi suç unsurları oluşmuş kabul edilir.
Mahkeme hapis cezasını tercih ettikten sonra bunu adli para cezasına çevirebilir mi?
TCK m. 50/2 hükmü uyarınca, kanunda hapis ve adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü suçlarda mahkemece hapis cezası seçilip hükmolunmuşsa, bu ceza sonradan adli para cezasına çevrilemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

