İş Sözleşmesi: Unsurları, Türleri ve Sona Ermesi

by Avukat Erdal Ersoy
İş Sözleşmesi: Unsurları, Türleri ve Sona Ermesi

İş Sözleşmesinin Tanımı ve Temel Unsurları

İş sözleşmesi; işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirsiz süreyle iş görmeyi, işverenin de karşılığında zamana ya da yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 393. maddesi bu tanımı açıkça ortaya koymaktadır; 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. maddesi de aynı ilişkiyi, işçinin bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin ise ücret ödemeyi üstlenmesi biçiminde düzenlemektedir. İki kanun arasındaki uygulama önceliği somut duruma göre değerlendirilmelidir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 393Kaynağı aç
MADDE 393- Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. İşçinin işverene bir hizmeti kısmi süreli olarak düzenli biçimde yerine getirmeyi üstlendiği sözleşmeler de hizmet sözleşmesidir. Genel hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler, kıyas yoluyla çıraklık sözleşmesine de uygulanır; özel kanun hükümleri saklıdır. B. Kurulması
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 8Kaynağı aç
Madde 8 – İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir. Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır. Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise, bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmesi zorunludur. Türü ve çalışma biçimlerini belirleme serbestisi

Sözleşmenin kurulabilmesi için iş görme yükümlülüğü, ücret ve işverene bağımlılık unsurlarının bir arada bulunması gerekir. Bu unsurlardan birinin eksikliği sözleşmenin geçerliliğini etkiler. Sözleşme kurulurken ücret miktarı açıkça kararlaştırılmamış olsa dahi işçinin ifa ettiği işin bir ücret karşılığı taşıdığı varsayılır ve bu durum sözleşmenin geçersizliğine yol açmaz.

TBK m. 393, kısmi süreli olarak düzenli hizmet sunmayı içeren sözleşmeleri de hizmet sözleşmesi saymaktadır. Aynı kanunun genel hizmet sözleşmesine ilişkin hükümleri, özel kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla çıraklık sözleşmesine de kıyas yoluyla uygulanır.

Şekil Şartı: Sözlü ve Yazılı Sözleşmeler

4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe özel bir şekle bağlı değildir; şekil serbestisi geçerlidir. Sözlü olarak kurulan bir iş sözleşmesi de bu çerçevede hukuken geçerlidir. Süresi bir yıl veya daha uzun olan sözleşmelerde ise yazılı şekil zorunludur. Yazılı şekille düzenlenen bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ile harçtan muaf tutulmuştur.

Yazılı sözleşme yapılmayan hâllerde işveren, işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini ve fesih hâlinde tarafların uyması gereken hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. İş sözleşmesi bu iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise söz konusu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmesi zorunludur. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu yükümlülük uygulanmaz.

Bir yıl ve daha uzun süreli sözleşmelere ilişkin yazılı şekil şartının sözleşmenin geçerliliğini mi yoksa yalnızca ispat edilebilirliğini mi etkilediği Türk hukukunda tartışmalı bir meseledir; bu konuda somut uyuşmazlıklarda hukuki danışmanlık alınması önerilir.

Belirli Süreli ve Belirsiz Süreli Sözleşme Ayrımı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca iş ilişkisi belirli bir süreye bağlı olarak kurulmamışsa sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli iş sözleşmesi ise belirli süreli işlerde, belli bir işin tamamlanması ya da belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı biçimde yapılabilen sözleşmedir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar. Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi ayırımın sınırları

Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça birden fazla üst üste —zincirleme— yapılamaz; aksi hâlde sözleşme başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Belirli süreli sözleşmenin yazılı yapılmamış olması da aynı sonucu doğurur. Esaslı nedene dayalı zincirleme sözleşmeler ise belirli süreli olma niteliğini korur.

Geçici İş İlişkisi

4857 sayılı İş Kanunu'nun 7. maddesi —6/5/2016 tarihli ve 6715 sayılı Kanun ile değiştirilmiş hâliyle— geçici iş ilişkisinin iki yolla kurulabileceğini öngörmektedir: özel istihdam bürosu aracılığıyla ya da holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde görevlendirme yapılmak suretiyle.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – (Değişik: 6/5/2016-6715/1 md.) Geçici iş ilişkisi, özel istihdam bürosu aracılığıyla ya da holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde görevlendirme yapılmak suretiyle kurulabilir. Özel istihdam bürosu aracılığıyla geçici iş ilişkisi, Türkiye İş Kurumunca izin verilen özel istihdam bürosunun bir işverenle geçici işçi sağlama sözleşmesi yaparak bir işçisini geçici olarak bu işverene devri ile; a) Bu Kanunun 13 üncü maddesinin beşinci fıkrası ile 74 üncü maddesinde belirtilen hâllerde, işçinin askerlik hizmeti hâlinde ve iş sözleşmesinin askıda kaldığı diğer hâllerde, b) Mevsimlik tarım işlerinde, c) Ev hizmetlerinde, d) İşletmenin günlük işlerinden sayılmayan ve aralıklı olarak gördürülen işlerde, e) İş sağlığı ve güvenliği bakımından acil olan işlerde veya üretimi önemli ölçüde etkileyen zorlayıcı nedenlerin ortaya çıkması hâlinde, f) İşletmenin ortalama mal ve hizmet üretim kapasitesinin geçici iş ilişkisi kurulmasını gerektirecek ölçüde ve öngörülemeyen şekilde artması hâlinde, g) Mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları hâlinde, kurulabilir. Geçici işçi sağlama sözleşmesi ikinci fıkranın (a) bendinde sayılan hâllerin devamı süresince, (b) ve (c) bentlerinde sayılan hâllerde süre sınırı olmaksızın, diğer bentlerde sayılan hâllerde ise en fazla dört ay süreyle kurulabilir. Yapılan bu sözleşme ikinci fıkranın (g) bendi hariç toplam sekiz ayı geçmemek üzere en fazla iki defa yenilenebilir. Geçici işçi çalıştıran işveren, belirtilen sürenin sonunda aynı iş için altı ay geçmedikçe yeniden geçici işçi çalıştıramaz. Bu Kanunun 29 uncu maddesi kapsamında toplu işçi çıkarılan işyerlerinde sekiz ay süresince, kamu kurum ve kuruluşlarında ve yer altında maden çıkarılan işyerlerinde bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında geçici iş ilişkisi kurulamaz. Geçici işçi çalıştıran işveren, grev ve lokavtın uygulanması sırasında 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 65 inci maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla geçici iş ilişkisiyle işçi çalıştıramaz. İkinci fıkranın (f) bendi kapsamında geçici iş ilişkisi ile çalıştırılan işçi sayısı, işyerinde çalıştırılan işçi sayısının dörtte birini geçemez. Ancak, on ve daha az işçi çalıştırılan işyerlerinde beş işçiye kadar geçici iş ilişkisi kurulabilir. İşçi sayısının tespitinde, kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür. Geçici işçi sağlama sözleşmesi ile çalışan işçi, 30 uncu maddenin uygulanmasında özel istihdam bürosu ve geçici işçi çalıştıran işverenin işçi sayısına dâhil edilmez. Geçici işçi çalıştıran işveren, iş sözleşmesi feshedilen işçisini fesih tarihinden itibaren altı ay geçmeden geçici iş ilişkisi kapsamında çalıştıramaz. Geçici işçi, geçici işçi çalıştıran işverenden özel istihdam bürosunun hizmet bedeline mahsup edilmek üzere avans veya borç alamaz. Geçici işçi çalıştıran işveren; a) İşin gereği ve geçici işçi sağlama sözleşmesine uygun olarak geçici işçisine talimat verme yetkisine sahiptir. b) İşyerindeki açık iş pozisyonlarını geçici işçisine bildirmek ve Türkiye İş Kurumu tarafından istenecek belgeleri belirlenen sürelerle saklamakla yükümlüdür. c) Geçici işçinin iş kazası ve meslek hastalığı hâllerini özel istihdam bürosuna derhâl, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 13 üncü ve 14 üncü maddelerine göre ilgili mercilere bildirmekle yükümlüdür. d) Geçici işçileri çalıştıkları dönemlerde, işyerindeki sosyal hizmetlerden eşit muamele ilkesince yararlandırır. Geçici işçiler, çalışmadıkları dönemlerde ise özel istihdam bürosundaki eğitim ve çocuk bakım hizmetlerinden yararlandırılır. e) İşyerindeki geçici işçilerin istihdam durumuna ilişkin bilgileri varsa işyeri sendika temsilcisine bildirmekle yükümlüdür. f) 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 17 nci maddesinin altıncı fıkrasında öngörülen eğitimleri vermekle ve iş sağlığı ve güvenliği açısından gereken tedbirleri almakla, geçici işçi de bu eğitimlere katılmakla yükümlüdür. Geçici işçinin, geçici işçiyi çalıştıran işverenin işyerindeki çalışma süresince temel çalışma koşulları, bu işçilerin aynı işveren tarafından aynı iş için doğrudan istihdamı hâlinde sağlanacak koşulların altında olamaz. Geçici iş ilişkisinde işveren özel istihdam bürosudur. Özel istihdam bürosu aracılığıyla geçici iş ilişkisi, geçici işçi ile iş sözleşmesi, geçici işçi çalıştıran işveren ile geçici işçi sağlama sözleşmesi yapmak suretiyle yazılı olarak kurulur. Özel istihdam bürosu ile geçici işçi çalıştıran işveren arasında yapılacak geçici işçi sağlama sözleşmesinde; sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihi, işin niteliği, özel istihdam bürosunun hizmet bedeli, varsa geçici işçi çalıştıran işverenin ve özel istihdam bürosunun özel yükümlülükleri yer alır. Geçici işçinin, Türkiye İş Kurumundan veya bir başka özel istihdam bürosundan hizmet almasını ya da iş görme edimini yerine getirdikten sonra geçici işçi olarak çalıştığı işveren veya farklı bir işverenin işyerinde çalışmasını engelleyen hükümler konulamaz. Geçici işçi ile yapılacak iş sözleşmesinde, işçinin ne kadar süre içerisinde işe çağrılmazsa haklı nedenle iş sözleşmesini feshedebileceği belirtilir. Bu süre üç ayı geçemez. İkinci fıkranın (f) bendi kapsamında kurulan geçici iş ilişkisinde, geçici işçi çalıştıran işveren işyerinde bir ayın üzerinde çalışan geçici işçilerin ücretlerinin ödenip ödenmediğini çalıştığı süre boyunca her ay kontrol etmekle, özel istihdam bürosu ise ücretin ödendiğini gösteren belgeleri aylık olarak geçici işçi çalıştıran işverene ibraz etmekle yükümlüdür. Geçici işçi çalıştıran işveren, ödenmeyen ücretler mevcut ise bunlar ödenene kadar özel istihdam bürosunun alacağını ödemeyerek, özel istihdam bürosunun alacağından mahsup etmek kaydıyla geçici işçilerin en çok üç aya kadar olan ücretlerini doğrudan işçilerin banka hesabına yatırır. Ücreti ödenmeyen işçiler ve ödenmeyen ücret tutarları geçici işçi çalıştıran işveren tarafından çalışma ve iş kurumu il müdürlüğüne bildirilir. Sözleşmede belirtilen sürenin dolmasına rağmen geçici iş ilişkisinin devam etmesi hâlinde, geçici işçi çalıştıran işveren ile işçi arasında sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesi kurulmuş sayılır. Bu durumda özel istihdam bürosu işçinin geçici iş ilişkisinden kaynaklanan ücretinden, işçiyi gözetme borcundan ve sosyal sigorta primlerinden sözleşme süresiyle sınırlı olmak üzere sorumludur. Geçici işçi, işyerine ve işe ilişkin olmak kaydıyla kusuru ile neden olduğu zarardan, geçici işçi çalıştıran işverene karşı sorumludur. İşverenin, devir sırasında yazılı rızasını almak suretiyle bir işçisini, holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devretmesi hâlinde de geçici iş ilişkisi kurulmuş olur. Bu fıkra kapsamında geçici iş ilişkisi, yazılı olarak altı ayı geçmemek üzere kurulabilir ve en fazla iki defa yenilenebilir. İşçisini geçici olarak devreden işverenin ücret ödeme yükümlülüğü devam eder. Geçici iş ilişkisi kurulan işveren, işçinin kendisinde çalıştığı sürede ödenmeyen ücretinden, işçiyi gözetme borcundan ve sosyal sigorta primlerinden, devreden işveren ile birlikte sorumludur. Dördüncü, beşinci, onuncu ve on dördüncü fıkralar ve dokuzuncu fıkranın (a) ve (f) bentleri ile (d) bendinin birinci cümlesinde düzenlenen hak ve yükümlülükler bu fıkraya göre kurulan geçici iş ilişkisinde de uygulanır. İKİNCİ BÖLÜM İş Sözleşmesi, Türleri ve Feshi Tanım ve şekil

Özel istihdam bürosu aracılığıyla geçici iş ilişkisi kurulabilecek haller kanunda sınırlı sayıda belirlenmiştir. Bu haller şunlardır: İş Kanunu'nun 13. maddesinin beşinci fıkrası ile 74. maddesinde belirtilen hâller, işçinin askerlik hizmeti ve sözleşmenin askıda kaldığı diğer haller; mevsimlik tarım işleri; ev hizmetleri; işletmenin günlük işlerinden sayılmayan ve aralıklı görülen işler; iş sağlığı ve güvenliği açısından acil işler veya üretimi önemli ölçüde etkileyen zorlayıcı nedenlerin ortaya çıkması; işletmenin ortalama mal ve hizmet üretim kapasitesinin geçici iş ilişkisi kurulmasını gerektirecek ölçüde ve öngörülemeyen biçimde artması; mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları.

Geçici işçi sağlama sözleşmesi, askerlik ve sözleşmenin askıda kaldığı hâller için bu hâllerin devamı süresince, mevsimlik tarım ve ev hizmetleri için süre sınırı olmaksızın, diğer hâller için ise en fazla dört ay süreyle kurulabilir. Bu sözleşme, mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışlarına ilişkin bent dışında, toplam sekiz ayı geçmemek üzere en fazla iki defa yenilenebilir.

Geçici iş ilişkisinde asıl işveren özel istihdam bürosudur. İlişki, geçici işçi ile iş sözleşmesi, geçici işçi çalıştıran işveren ile geçici işçi sağlama sözleşmesi yapılmak suretiyle yazılı olarak kurulur. Sözleşmede belirtilen sürenin dolmasına karşın geçici iş ilişkisinin fiilen devam etmesi hâlinde, geçici işçi çalıştıran işveren ile işçi arasında sona erme tarihinden itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesi kurulmuş sayılır.

Kapasitenin öngörülemeyen biçimde artması nedeniyle çalıştırılan geçici işçi sayısı, işyerinde çalıştırılan işçi sayısının dörtte birini geçemez; on ve daha az işçi çalıştırılan işyerlerinde beş işçiye kadar geçici iş ilişkisi kurulabilir. Geçici işçi çalıştıran işveren, belirlenen sürenin sonunda aynı iş için altı ay geçmedikçe yeniden geçici işçi çalıştıramaz. Ayrıca geçici işçi çalıştıran işveren, iş sözleşmesi feshedilen kendi işçisini fesih tarihinden itibaren altı ay geçmeden geçici iş ilişkisi kapsamında çalıştıramaz.

Belirli işyerlerinde geçici iş ilişkisi kurulması yasaklanmıştır. Toplu işçi çıkarılan işyerlerinde ve kamu kurum ve kuruluşlarında ile yer altında maden çıkarılan işyerlerinde m. 7/2 kapsamında geçici iş ilişkisi kurulamaz; toplu çıkarma söz konusu olduğunda bu yasak sekiz ay süreyle geçerlidir. Grev ve lokavtın uygulandığı dönemde de geçici iş ilişkisiyle işçi çalıştırılamaz; ancak 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 65. maddesi hükümleri saklıdır.

Holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka işyerine geçici devir için işçinin yazılı rızasının alınması zorunludur. Bu kapsamdaki geçici iş ilişkisi altı ayı geçmemek üzere kurulabilir ve en fazla iki defa yenilenebilir.

İşçinin Temel Borçları

İşçi, işverenin yasal ve genel ahlaka uygun talimatlarına uymak zorundadır. Verilen talimat yasalara ya da genel ahlaka aykırıysa ya da dürüstlük kuralı gereğince iş ile ilgili değilse işçi bu talimatı yerine getirmek zorunda değildir.

İşçinin sadakat borcunu ihlal eden davranışlar, işverenin sırlarını ifşa etmek veya hırsızlık yapmak gibi haller, işveren açısından haklı fesih hakkı doğurabilir.

Belirsiz Süreli Sözleşmelerde Süreli Fesih ve İhbar Süreleri

4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca belirsiz süreli iş sözleşmesi feshedilmeden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İşçinin kıdemine bağlı olarak belirlenen asgari bildirim süreleri şöyledir: altı aydan az kıdem için iki hafta, altı ay ile bir buçuk yıl arasında dört hafta, bir buçuk yıldan üç yıla kadar altı hafta, üç yılı aşan kıdemlerde sekiz hafta. Bu süreler asgari olup sözleşmeyle artırılabilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Feshin geçerli sebebe dayandırılması

İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. Bildirim şartına uymayan taraf ise bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. Tazminat ve peşin ücret hesabında temel ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur.

İşverenin bildirim şartına uymaması ya da bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, İş Kanunu'nun 18, 19, 20 ve 21. maddelerindeki hükümlerin uygulanmasına engel olmaz. İş güvencesi kapsamı dışında kalan işçilerin sözleşmesinin fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirilmesi hâlinde ise işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir; ayrıca bildirim şartına uyulmamışsa bu tazminata ek olarak dördüncü fıkra uyarınca ayrı bir tazminat daha ödenmesi gerekir.

İşveren, fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin biçimde belirtmek zorundadır.

İşverenin Haklı Nedenle Feshi: İş Kanunu m. 25

4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesi, işverene süreli ya da süresiz sözleşmeyi sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshetme yetkisi tanıyan hâlleri düzenlemektedir. Bu haller sağlık, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık, zorlayıcı sebepler ile tutukluluk olmak üzere madde içinde sıralanmıştır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

Sağlık Sebepleri (m. 25/I)

İşçinin kendi kastından, derli toplu olmayan yaşayışından ya da içkiye düşkünlüğünden kaynaklanan hastalık veya engellilik sebebiyle devamsızlığının ardı ardına üç iş günü ya da bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi işveren için haklı fesih sebebi oluşturur. Bunun yanı sıra, işçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğunun ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulu'nca tespit edilmesi de aynı hakkı doğurur.

Kast, yaşayış biçimi veya içki dışındaki nedenlerle —hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hâllerde— işverenin bildirimsiz fesih hakkı, ilgili devamsızlığın 17. maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hâlinde bu sürenin başlangıcı, İş Kanunu'nun 74. maddesinde öngörülen sürenin sona ermesiyle belirlenir. İş sözleşmesinin askıda kaldığı bu dönemde işçi ücreti işlemez.

Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Aykırılık (m. 25/II)

Bu başlık altında sayılan haller kanunda ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. İşçinin sözleşme kurulurken işveren için esaslı olan bir noktaya ilişkin gerekli vasıf veya şartların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek ya da gerçeğe aykırı bilgi veya söz söyleyerek işvereni yanıltması bu haller arasındadır. İşçinin, işveren yahut aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi ya da davranışlarda bulunması ile işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadda bulunması da haklı fesih gerekçesi teşkil eder.

İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması; işverene, aile üyelerine ya da başka bir işçiye sataşması ile işyerine sarhoş ya da uyuşturucu madde almış olarak gelmesi veya bu maddeleri işyerinde kullanması da aynı kapsamda değerlendirilir.

İşçinin güveni kötüye kullanması, hırsızlık yapması veya işverenin meslek sırlarını ifşa etmesi gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması; işyerinde yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi de haklı fesih gerekçeleri arasındadır.

Bunlara ek olarak, işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki iş günü, ya da bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç iş günü işine devam etmemesi haklı fesih sebebidir. Yapmakla ödevli bulunduğu görevler kendisine hatırlatıldığı hâlde bu görevleri yapmamakta ısrar etmesi de bu kapsamdadır. Son olarak, işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden iş güvenliğini tehlikeye düşürmesi ya da işyerinin malını veya elinde bulundurduğu makine, tesisat ya da başka eşyayı otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyeceği ölçüde hasara ve kayba uğratması da haklı fesih gerekçesi oluşturur.

Zorlayıcı Sebepler ve Tutukluluk (m. 25/III–IV)

İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması, işveren için haklı fesih hakkı doğurur. İşçinin gözaltına alınması ya da tutuklanması hâlinde ise devamsızlığın 17. maddedeki bildirim süresini aşması bu hakkın kullanılabilmesi için aranan koşuldur.

İşçinin Yargı Yoluna Başvurma Hakkı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin son fıkrası uyarınca işçi, feshin maddede öngörülen sebeplere uymadığını ileri sürerek 18, 20 ve 21. madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Dolayısıyla m. 25'e dayalı bir fesih, işçinin itiraz hakkını veya işe iade yolunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Haklı Fesih Hakkının Kullanım Süresi

4857 sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesi, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılığa dayanan fesih hakkının kullanılabileceği süreyi sınırlamaktadır. Bu hakkın, söz konusu davranışın öğrenildiği günden başlayarak altı iş günü içinde ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçmeden kullanılması gerekir. İşçinin olayda maddi çıkar sağladığı hâllerde bir yıllık sınır uygulanmaz; bununla birlikte, altı iş günlük süre aynı madde kapsamında geçerliliğini korumaya devam eder. Öngörülen süre içinde fesheden tarafın karşı taraftan tazminat talep etme hakları saklıdır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 26Kaynağı aç
Madde 26 – 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz. Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır. Yeni iş arama izni

İş Güvencesi Kapsamı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca iş güvencesi hükümleri; otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçilere uygulanır. Yer altı işlerinde çalışan işçiler için altı aylık kıdem şartı aranmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır. Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz: a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak. b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak. c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.[6] d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler. e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek. f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz. Sözleşmenin feshinde usul

Altı aylık kıdem hesabı, aynı işverenin bir ya da birden fazla işyerinde geçen süreler birleştirilerek yapılır; bu hesapta İş Kanunu'nun 66. maddesindeki süreler dikkate alınır. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri bulunması hâlinde otuz işçi koşulu bu işyerlerindeki toplam işçi sayısına göre belirlenir.

İş güvencesi hükümleri, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini birlikte haiz işveren vekilleri hakkında uygulanmaz. Bu istisna kapsamındaki işveren vekilleri hakkında m. 18, m. 19, m. 21 ile m. 25'in son fıkrası da uygulanmaz.

Haklı Feshin Tazminata Etkisi

İşçi tarafından gerçekleştirilen haklı fesihlerde işçi kıdem tazminatına hak kazanır; ancak ihbar tazminatı talep edemez. İşverenin haklı nedenle feshe gitmesi hâlinde ise işçi ihbar ya da kıdem tazminatı talebinde bulunamaz. Bu konudaki hukuki dayanak somut uyuşmazlıklarda ilgili kanun maddelerinin ayrıca değerlendirilmesini gerektirmektedir.

Sözleşmenin Fesih Dışındaki Sona Erme Hâlleri

İş sözleşmesi yalnızca fesih yoluyla sona ermez. Belirli süreli sözleşmelerde kararlaştırılan sürenin dolması, işçinin ölümü ya da tarafların karşılıklı anlaşmasıyla —ikale— da sona erebilir. İkalenin geçerlilik koşulları ve baskı altında yapılan ikale anlaşmalarının hukuki değerlendirmesi bu makalenin kapsamı dışındadır.

Sözlü iş sözleşmesi geçerli midir?

Evet, geçerlidir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 8 uyarınca iş sözleşmesinin geçerliliği kural olarak özel bir şekle bağlı değildir. Süresi bir yıl ve daha uzun olan sözleşmelerde yazılı şekil aranmakla birlikte bu şartın hukuki sonucu somut uyuşmazlıklarda ayrıca değerlendirilmelidir.

Belirli süreli sözleşme ne zaman belirsiz süreli sayılır?

İki hâlde: sözleşme yazılı yapılmamışsa ya da esaslı bir neden olmaksızın ardışık biçimde yenilenmişse, başından itibaren belirsiz süreli kabul edilir.

İhbar süresi ne kadar önceden bildirilmelidir?

4857 sayılı İş Kanunu m. 17'ye göre işçinin kıdemine bağlı olarak değişen asgari süreler öngörülmüştür: altı aydan az kıdem için iki hafta, altı ay ile bir buçuk yıl arasında dört hafta, bir buçuk yıldan üç yıla kadar altı hafta, üç yılı aşan kıdemlerde sekiz hafta önceden bildirimde bulunulması gerekir. İşveren bu süreleri beklemek yerine karşılığı olan ücretleri peşin ödeyerek sözleşmeyi sona erdirebilir.

İş güvencesinden kimler yararlanabilir?

4857 sayılı İş Kanunu m. 18 uyarınca; en az otuz işçi çalıştıran bir işyerinde en az altı aylık kıdemi olan ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiler iş güvencesi kapsamındadır. Yer altı işlerinde çalışanlar için altı aylık kıdem koşulu aranmaz. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare edip işe alma ve çıkarma yetkisini birlikte haiz işveren vekilleri bu kapsamın dışında tutulmuştur.

Haklı fesih hakkı ne kadar süre içinde kullanılmalıdır?

4857 sayılı İş Kanunu m. 26 uyarınca ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılığa dayanan fesih hakkı, davranışın öğrenildiği günden itibaren altı iş günü ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır. İşçinin olayda maddi çıkar sağladığı hâllerde bir yıllık sınır uygulanmaz; ancak altı iş günlük süre bu durumda da geçerliliğini korur.

İşveren m. 25'e dayanarak feshettiğinde işçi yargı yoluna başvurabilir mi?

Evet. İş Kanunu m. 25'in son fıkrası gereğince işçi, feshin maddede öngörülen sebeplere uymadığını ileri sürerek 18, 20 ve 21. madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. M. 25'e dayalı fesih bu hakkı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Geçici işçi çalıştırmak her işyerinde mümkün müdür?

Hayır. Kamu kurum ve kuruluşlarında ve yer altında maden çıkarılan işyerlerinde m. 7/2 kapsamında geçici iş ilişkisi kurulamaz. Toplu işçi çıkarılan işyerlerinde ise bu yasak sekiz ay süreyle geçerlidir. Grev ve lokavtın uygulandığı dönemde de geçici işçi çalıştırılamaz; ancak 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 65. maddesi hükümleri saklıdır.

Ücret kararlaştırılmadan kurulan iş sözleşmesi geçersiz midir?

Hayır. Sözleşme kurulurken ücret açıkça belirlenmemiş olsa dahi işçinin ifa ettiği işin bir ücret karşılığında yapıldığı varsayılır ve bu durum sözleşmenin geçersizliğine yol açmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu