İş Kazası Tazminatının Niteliği ve Kapsamı
İş kazası tazminatı; işverenin hukuka aykırı davranışı sebebiyle vuku bulan iş kazasında bedenen veya ruhen zarara uğrayan işçinin işverenden talep ettiği maddi ve manevi tazminattır. İş kazası neticesinde ölüm gerçekleştiğinde sigortalının yakınları işverenden ayrıca destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir. Bu tazminat istemleri işçinin hayatını kaybetmesi ya da bedensel ve ruhsal zarara uğraması esasına dayanır; sigortalının malına gelen zarar iş kazası tazminatına konu teşkil etmez.
İşçinin sigortalı sayılması bakımından Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde bulunulmuş olması ya da sigorta primlerinin yatırılması zorunlu bir koşul değildir; sigortalılığın başlangıcında fiilen çalışma esas alınır. Kayıt dışı çalışan işçinin işyerinde fiilen çalıştığını ispatlaması halinde sigortalılığı tespit edilir ve iş kazası nedeniyle tanınan haklardan yararlanması mümkün hale gelir.
Hangi Olaylar İş Kazası Sayılır?
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesi gereğince iş kazası; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş sebebiyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş dolayısıyla, bir işverene bağlı çalışan işçinin görevli olarak işyeri dışına gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emziren kadın sigortalının mevzuat uyarınca çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarında ve işverence tahsis edilen taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi esnasında meydana gelerek sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2015/10611, K. 2017/2289Kaynağı aç
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 13Kaynağı aç
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2015/10611 E., 2017/2289 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, sigortalının işyerinde çalışma esnasında kalp krizi geçirmesi durumunda olay, işverenin kusursuz olup olmadığına bakılmaksızın 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası kabul edilir.
İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Borcu ve Hukuki Sorumluluğu
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi uyarınca işveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini temin etmekle yükümlüdür. Bu çerçevede mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil teknik ve tıbbi her türlü önlemin alınması, organizasyonun sağlanması, araç ve gereçlerin noksansız bulundurulması ve değişen şartlara uygun tedbirlerin güncellenmesi zorunludur. İşçiler de iş sağlığı ve güvenliği alanında alınan tedbirlere uymakla yükümlüdür.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/8254, K. 2020/6194Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/222, K. 2024/153Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 417Kaynağı aç
İş kazası dolayısıyla işverenin sorumluluğuna başvurulabilmesi için kaza ile zarar arasında ve yapılan işle kaza arasında uygun illiyet bağının bulunması, ayrıca işverenin kusurunun veya kusursuz sorumluluk hallerinden birinin mevcut olması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/21-1121 E., 2013/386 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere işverenin sorumluluğu kural olarak kusur sorumluluğuna dayanır; illiyet bağı mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı veya işverenin tehlikeyi öngöremeyeceğini yahut alınabilecek her türlü tedbiri aldığını kanıtlaması halinde sorumluluğa gidilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/21-1121, K. 2013/386Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/21-1121 E., 2013/386 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, işverenin kusurlu olup olmadığı ve varsa kusur oranı uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile tespit edilir.
Asıl İşveren ve Alt İşverenin Birlikte Sorumluluğu
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Bu kapsamda asıl işverenin sorumluluğu alt işverenle birlikte müteselsil nitelik taşır; iş kazası veya meslek hastalığına uğrayan alt işverenin işçisi yahut ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını asıl işveren ve alt işverene birlikte veya yalnızca birine karşı açabilir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2020/8254 E., 2020/6194 K. sayılı kararı uyarınca, asıl işveren ile alt işveren arasında akdedilen sözleşmede tazminat sorumluluğunun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılmış bulunması, sözleşmeye taraf olmayan işçiyi veya mirasçılarını bağlamaz.
İş Kazası Sonucu Talep Edilebilecek Tazminat Türleri
İş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davalarının gayesi, işçinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararlarını belirleyip kusurlu davalıları bu zararlardan sorumlu tutmaktır.
İş kazası neticesinde iş gücünü sürekli olarak kısmen veya tamamen yitiren işçi bakımından sürekli iş göremezlik hali meydana gelir. Bu durumda işçi kazanç kaybına uğramasa dahi uğradığı efor kaybı sebebiyle tazminat talebinde bulunabilir.
Ölümle neticelenen iş kazalarında talep edilebilecek maddi tazminat kalemleri; cenaze giderleri, ölüm derhal gerçekleşmemişse tedavi masrafları, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kimselerin uğradığı kayıplardan teşekkül eder.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi gereğince hâkim, bedensel bütünlüğü zedelenen kişi lehine olayın özelliklerini gözeterek uygun bir manevi tazminata hükmedebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin ya da ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenebilir. Manevi tazminat talebinde işçinin sürekli iş göremez duruma gelmiş olması şart olmayıp yaşanan acı ve üzüntünün telafisi amaçlanır; hükmedilecek miktar bir ceza niteliğinde bulunmadığı gibi mamelek zararının giderilmesini de amaçlamaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
Maddi Tazminatın Hesaplanma Ölçütleri
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2020/8254 E., 2020/6194 K. sayılı kararında yerleştiği üzere maddi tazminatın tespitinde; işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılıklı kusur oranları, destek alanların pay oranları, eşin evlenme olasılığı ve sosyal güvenlik organlarınca bağlanan gelirin peşin sermaye değeri açıkça dikkate alınır.
Hesaplama sürecinde işçinin bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler üzerinden iskontolama ve artırma yapılmaksızın hesaplanır; bilinmeyen dönem kazancı ise yıllık yüzde on artırılıp yüzde on iskontoya tabi tutulur. 60 yaşına kadar olan aktif çalışma dönemi ile 60 yaşından bakiye ömre kadar uzanan pasif dönem kazançları asgari ücret üzerinden ayrı ayrı belirlenir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2020/8254 E., 2020/6194 K. sayılı kararı doğrultusunda, destekten yoksun kalan hak sahibi eşin hükümden önce yeniden evlenmesi durumunda maddi zararı farazi hesapla bakiye ömrün sonuna kadar değil, ancak yeniden evlenme tarihine kadar hesaplanabilir.
Bildirim Süreleri ve Yargılama Kuralları
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca işveren, bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutmak, gerekli incelemeleri yaparak bunlara ilişkin raporları düzenlemek ve iş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmekle yükümlüdür. Sağlık hizmeti sunucuları da kendilerine intikal eden iş kazalarını en geç on gün içinde kuruma bildirir. Bununla birlikte işverenin iş kazasını derhal kolluk kuvvetlerine bildirme yükümlülüğü de bulunmaktadır.
6331 sayılı İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU m. 14Kaynağı aç
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca iş davaları kural olarak davanın açıldığı tarihteki davalı yerleşim yerinde veya işin ya da işlemin yapıldığı yerde, davalıların birden fazla olması durumunda ise bunlardan birinin yerleşim yerinde açılır. İş kazasından kaynaklanan tazminat istemlerinde ise bu yerlere ek olarak iş kazasının veya zararın gerçekleştiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili kabul edilmiştir. Anılan kanuni yetki kurallarına aykırı biçimde yapılan yetki sözleşmeleri hukuken geçersizdir.
7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında arabuluculuk dava şartı uygulanmaz.
7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Zamanaşımı Süreleri ve Sürenin Başlangıcı
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesinin 3. fıkrası uyarınca işverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı eylemi sebebiyle işçinin vefatı, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan zararların tazmini sözleşmeye aykırılık hükümlerine tabidir. Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi gereği borcun ifa edilmemesinde kusursuzluğu ispat borçlu işverene aittir. İşverenin iş sağlığı ve güvenliği kurallarına aykırı davranışı aynı zamanda haksız fiil teşkil ettiğinden sözleşmeye dayalı ve haksız fiile dayalı dava hakları yarışır. İş kazasına mahsus özel bir zamanaşımı öngörülmediğinden Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. Talebin haksız fiile dayandırılması durumunda Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesindeki 2 yıllık ve her hâlde 10 yıllık zamanaşımı ile fiilin suç sayılması halinde ceza zamanaşımı hükümleri gündeme gelir. Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmeden önce işlemeye başlayan sürelere ilişkin uyuşmazlıklarda 6101 sayılı Kanun'un 5. maddesi uygulanır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
6101 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
Türk Borçlar Kanunu'nun 149. maddesinde zamanaşımının kural olarak alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/222 E., 2024/153 K. sayılı çoğunluk kararında; zararın öğrenilmesinin yalnızca olayın bilinmesi değil kapsam ve niteliğinin kesin olarak anlaşılması anlamına geldiği, bedensel zarardaki değişim sürdükçe durum sona ermeden zararın tam olarak gerçekleşmiş sayılmayacağı ve zamanaşımının maluliyet oranının tespit edilerek kontrol muayenesine gerek olmadığının kararlaştırıldığı sağlık kurulu raporu tarihiyle başlayacağı benimsenmiştir. Buna karşılık anılan ilamda yer alan karşı oy yaklaşımında ise sorumluluğun sözleşmeye dayandığı durumlarda zamanaşımının muacceliyetle kaza tarihinden itibaren başlayacağı ve sürenin maluliyet raporu tarihine çekilerek uzatılmasının hukuki dayanağının bulunmadığı açıklanmıştır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 149Kaynağı aç
Sigortasız çalışan işçi iş kazası tazminatı alabilir mi?
Sigortalılıkta fiilen çalışma esas alındığından kayıt dışı çalışan işçinin o işyerinde fiilen çalıştığını ispatlaması halinde sigortalılığı tespit edilir ve iş kazası sebebiyle tanınan haklardan yararlanabilir.
İş kazası tazminatı davası öncesinde arabuluculuk zorunlu mudur?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin 3. fıkrası gereğince iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında arabuluculuk dava şartı uygulanmaz.
İş kazası tazminat davasında hangi yer mahkemesi yetkilidir?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca davalının yerleşim yeri, işin veya işlemin yapıldığı yer, iş kazasının gerçekleştiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
İş kazası tazminatında zamanaşımının başlangıcı nasıl tespit edilir?
Türk Borçlar Kanunu'nun 149. maddesinde zamanaşımının muacceliyetle başlayacağı düzenlenmiş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulu çoğunluk kararında maluliyet oranının kontrol muayenesine yer bırakmaksızın kesinleştiği sağlık kurulu raporu tarihi esas alınmış, aynı kararın karşı oy görüşünde ise sözleşme sorumluluğunda kaza tarihi ile muacceliyetin gerçekleştiği savunulmuştur.
Destek tazminatı alan eşin yeniden evlenmesi tazminat hesabını nasıl etkiler?
Hükümden önce yeniden evlenen hak sahibi eşin maddi tazminatı bakiye ömre göre değil, ölüm tarihinden yeniden evlendiği tarihe kadar olan dönem esas alınarak belirlenir.
Kalıcı sakatlık oluşmaması halinde manevi tazminat istenebilir mi?
Manevi tazminat istenebilmesi için işçinin sürekli iş göremez duruma gelmesi zorunlu olmayıp kaza nedeniyle maruz kalınan bedensel ve ruhsal acı ve üzüntüye karşılık talep edilebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

