İş Kazası Halinde Haklarımız Nelerdir?

by Avukat Erdal Ersoy
İş Kazası Halinde Haklarımız Nelerdir?

İş kazası geçiren sigortalılar ve kaza neticesinde vefat eden işçilerin hak sahipleri; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sağlanan geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri ve ölüm geliri gibi yardımların yanı sıra işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir. Meydana gelen olayın iş kazası sayılması halinde zararın mahiyetine göre işverenin sorumluluğu çerçevesinde tedavi giderleri, çalışma gücü ve kazanç kayıpları ile destekten yoksun kalma zararları talep edilebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 2. Haksız rekabet

İş Kazasının Hukuki Tanımı ve Kapsamı

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 3. maddesine göre iş kazası; işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren ya da vücut bütünlüğünü ruhen veya bedenen engelli hâle getiren olaydır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iş kazası; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, bir işverene bağlı çalışan sigortalının görevli olarak işyeri dışına gönderilmesi sebebiyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emziren kadın sigortalının iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarında veya sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi esnasında meydana gelip sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 13Kaynağı aç
MADDE 13- İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.[25] İş kazasının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; a) (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde, b) (b) bendi kapsamında bulunan sigortalı bakımından kendisi tarafından, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra üç işgünü içinde, c) (Mülga: 17/4/2008-5754/8 md.) (Değişik paragraf: 17/4/2008-5754/8 md.) iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile Kuruma bildirilmesi zorunludur. Bu fıkranın (a) bendinde belirtilen süre, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde, iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir. Bu soruşturma sonunda yazılı olarak bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, Kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan, 96 ncı madde hükmüne göre tahsil edilir. İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması

İş Kazasının Bildirim Süreleri ve Usulü

5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, hizmet akdine tabi çalışan 4/a kapsamındaki sigortalılar ile Kanunun 5. maddesinde yer alan sigortalılar bakımından iş kazasının bunları çalıştıran işveren tarafından yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, Sosyal Güvenlik Kurumuna ise en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde bildirilmesi zorunludur. İş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde gerçekleşmesi halinde üç işgünlük bildirim süresi, kazanın öğrenildiği tarihten itibaren başlar.

Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalılar ile köy ve mahalle muhtarlarının geçirdiği iş kazalarının bildirimi ise sigortalının kendisi tarafından yapılır. Bu kapsamdaki kişiler iş kazasını, olayın gerçekleşmesinden itibaren bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığın bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonraki üç işgünü içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.

Sosyal Güvenlik Kurumu, bildirilen bir olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağına ilişkin olarak denetim memurları veya iş müfettişleri vasıtasıyla inceleme yaptırabilir. Soruşturma neticesinde bildirilen durumun gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası niteliğinde bulunmadığı belirlenirse, Kurumca yapılmış yersiz ödemeler yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan tahsil edilir.

Sosyal Güvenlik Kurumunca Sağlanan Haklar

İş kazası geçiren sigortalı, Sosyal Güvenlik Kurumundan geçici iş göremezlik ödeneği ve meslekte kazanma gücü kaybı bulunması halinde sürekli iş göremezlik geliri alma hakkına sahiptir. İş kazasının vefatla neticelenmesi durumunda ise sigortalının hak sahiplerine ölüm geliri bağlanır.

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sağlanan iş kazası ödenek ve gelirlerinden yararlanabilmek için belirli bir asgari prim gün sayısı şartı bulunmamaktadır. İşçi, işe fiilen başladığı ilk gün iş kazası geçirse dahi Kurumun bu yardımlarını talep edebilir.

İşverenden Talep Edilebilecek Maddi ve Manevi Tazminat

İş kazası sonucu bedensel zarara uğrayan işçi; geçici iş göremezlik veya sürekli iş göremezlik nedeniyle doğan çalışma gücü ve kazanç kayıplarını, tedavi boyunca yapılan masrafları ve çalışma hayatının etkilenmesinden kaynaklanan ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları işverenden maddi tazminat olarak talep edebilir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca ölüm hâlinde uğranılan zararlar kapsamında cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları zararlar tazminat konusu yapılabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 53Kaynağı aç
MADDE 53- Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar. b. Bedensel zarar

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi gereğince hâkim, bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde zarar görene uygun bir miktar manevi tazminat ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde ise zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat takdir edilebilir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/115 Esas ve 2017/2948 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere; takdir hakkı kullanılırken tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur oranları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı ve tarihi dikkate alınmalı, tutar tatmin duygusu yanında iş sağlığı ve güvenliği önlemleri yönünden caydırıcılık uyandırmalıdır.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/115, K. 2017/2948Kaynağı aç
21. Hukuk Dairesi         2016/115 E.  ,  2017/2948 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davacı ve davalılardan …. Sigorta A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere göre, Davacıların ve Davalı …Ş. nin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, 2- Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahibi yakınları olan eş, anne ve babasının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacı eş lehine 18.870,33 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın, davacı anne ve baba lehine ise 7.500 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.01.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ve sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, davacı anne ve babanın maddi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıların desteği sigortalı …..ın davalı …..Ür. San İhr. A.Ş.’de kamyon şoförü olarak çalışırken, 16.01.2007 tarihinde ….’dan yüklediği kumaşları ….’a götürdüğü esnada bölünmüş karayolunda hareket halinde iken, sol ön lastiğin patlaması neticesinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde vefat ettiği, olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, itibar olunan kusur raporuna göre olayın gerçekleşmesinde %100 oranında kaçınılmazlığın etkili olduğu, mahkemece %100 kusur üzerinden ve davacı eş ve anne için bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri davacıların maddi tazminat istemlerinden tenzil edilmek suretiyle yapılan hesabın hükme esas alındığı ve gerekçede işaret olunduğu şekilde tazminat alacaklarından %50 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak maddi tazminatlar hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır. Kaçınılmazlık, hukuksal ve teknik anlamda, fennen önlenmesi mümkün bulunmayan başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder. Bir olayın tamamen kaçınılmazlık sonucu meydana geldiğinin saptanması halinde hakim, işverenin sorumluluğunu, Borçlar Kanunu'nun 43. maddesini gözönünde tutarak hakkaniyet ölçüsünde saptamalıdır. Her iki taraf yönünden % 50'şer sorumluluğun paylaştırılması ilk bakışta uygun görünebilirse de, işçi-işveren arasındaki bu tür davalarda tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının göz önünde bulundurulması halinde; işverene biraz daha fazla sorumluluk verilmesi; sosyal hukuk devleti ilkesi gereği düşünülebilir. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Somut olayda iş kazasının gerçekleşmesinde % 100 oranında kaçınılmazlığın etkili olduğu tesbit edildiğine göre yukarıda söz edilen ilkeler göz önünde bulundurularak, özellikle nimet ve külfet dengesinin sağlanması açısından kaçınılmazlığın % 60’ı davalı işverene yüklenmek suretiyle davalı işverenin sorumluluğu belirlenmesi gerekirken, davalının kaçınılmazlığın %50’si oranında sorumluluğunu doğuracak şekilde ve olayda uygulanma ihtimali bulunmayan hakkaniyet indirimine yönelik hukuki düzenlemeye atıfla, davalı işverenin sorumluluğu hafifletilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır. Bu açıklamalara göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55.maddesinde yer alan “kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin zarar veya tazminattan indirilemeyeceği” düzenlemesi dikkate alındığında iş kazasının gerçekleşmesinde %100 oranında kaçınılmazlık faktörünün etkili olması nedeniyle davacı eş ve anneye bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil olmaması nedeniyle tazminat alacağından indirilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden, bağlanan gelirin tazminat alacağından indirilmek suretiyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 3- Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, Gerek mülga B.K'nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakim, ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de; hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı eş için takdir edilen 10.000 TL manevi tazminat ile davacı anne ve babanın her biri için takdir edilen 7.500 TL manevi tazminatın az olduğu açıktır. 4-Gerek olay tarihinde yürürlükte bulunan Mülga 818 sayılı BK'nun 101.maddesinde gerekse karar tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 117.maddesindeki düzenlemeye göre ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklindeki düzenlenme karşısında iş kazası nedeniyle takdir edilen tazminat alacakları için davalı … şirketinin daha önce temerrüde düşürüldüğünün ispat edilememiş olması nedeniyle sigorta şirketinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulması gerekirken; kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulması sonucunu doğuracak şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, Davacıların ve Davalı …Ş’nin bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …Ş'ne iadesine 10.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Zararın Hesaplanması, Kaçınılmazlık Hali ve Sosyal Güvenlik İndirimleri

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi uyarınca destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar Türk Borçlar Kanunu hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır; hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Aynı hüküm gereğince kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu zararların belirlenmesinde gözetilemez, zarar veya tazminattan indirilemez. Bu kurallar idarenin sorumlu olduğu sebeplerden kaynaklanan vücut bütünlüğü kayıpları ve ölüm zararlarına ilişkin davalarda da uygulanır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 55Kaynağı aç
MADDE 55- Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır. d. Manevi tazminat

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/115 Esas ve 2017/2948 Karar sayılı ilamına göre, iş kazasının gerçekleşmesinde yüzde 100 kaçınılmazlık faktörünün etkili olması halinde, nimet-külfet dengesi gözetilerek kaçınılmazlığın yüzde 60'ı işverene yüklenir ve sorumluluk bu pay üzerinden tayin edilir. Ayrıca kazanın tamamen kaçınılmazlıktan kaynaklanması durumunda Sosyal Güvenlik Kurumunca hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilirlik niteliği bulunmadığından, Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi uyarınca bu ödemeler tazminat alacağından indirilemez.

Dava Açma Süresi ve İş Kazasının Tespiti Usulü

İş kazası işveren ile işçi arasındaki iş sözleşmesine aykırılıktan doğan sorumluluk çerçevesinde değerlendirildiğinden, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde yer alan genel zamanaşımı kuralı uygulanır. İş kazasına bağlı maddi ve manevi tazminat talepleri 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

İş kazası tazminatı davasında olayın Sosyal Güvenlik Kurumunca iş kazası olarak kabul edilip edilmediğinin belirlenmesi gerekir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2015/2558 Esas ve 2015/5241 Karar sayılı ilamı doğrultusunda; Kuruma başvuru yapılmamışsa davacı tarafa Kuruma müracaat etmesi için önel verilir. Kurum tarafından olayın iş kazası sayılmaması halinde ise işverenin ve Kurumun taraf gösterileceği bir iş kazasının tespiti davası açılması için önel verilmeli ve açılacak tespit davası tazminat davasında bekletici sorun yapılmalıdır.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2015/2558, K. 2015/5241Kaynağı aç
21. Hukuk Dairesi         2015/2558 E.  ,  2015/5241 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde görev yönünden usulden reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R Dava, iş kazası sonucunda maluliyetten doğan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, kazanın iş kazası olup olmadığına ilişkin Kurum tespitinin veya mahkeme kararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiştir. … … Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı öncelikle Kurum tarafından tespit olunacak bir husustur. Kurumun bir olayı iş kazası kabul etmemesi durumunda ilgililer işverenin yanında Kurumu da hasım göstererek iş kazası tespit davası açabilirler. Bunun yanında aksine olarak Kurumun bir olayı iş kazası kabul etmesi halinde ise ilgililer Kurumu da hasım gösterecekleri bir dava ile yine olayın iş kazası olmadığının tespitini her zaman mahkemelerden isteyebilirler. Bir olayın iş kazası olup olmadığının açık bir şekilde ortaya konulmasının zararlandırıcı olaya dair yapılacak yargılamada mahkemelerin görevine ilişkin de neticelerinin bulunması nedeniyle önemli olup bu ihtilaf yani olayın iş kazası olup olmadığına dair ihtilaf öncelikle Kurumun yapacağı tahkikata sonrasında ise tarafların açacağı tespit davalarının neticesine bağlı bir ihtilaf olup açılan tazminat davalarında öncelikle çözümü gereken bir husustur. Somut olayda, iş kazası olduğu iddia olunan olayın iş kazası ihbarı veya sürekli işgöremezlik oranı tespiti istemiyle … … Kurumuna bildirilmediği, davacı tarafa iş kazası ihbarı veya sürekli işgöremezlik oranı tespiti istemiyle Kuruma başvurması için önel verilmediği, olayın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle eksik araştırma ile davanın görev yönünden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Yapılacak iş; olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilip edilmediğinin belirlenmesi için davacı tarafa Kuruma müraacat edilmek üzere önel vermek; olayın Kurum tarafından iş kazası olarak nitelendirilmemesi halinde; … … Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden dolayı işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için davacı tarafa önel vermek, açılacak tespit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak, verilen önelin sonucuna göre tüm delilleri bir arada değerlendirerek karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, prosedüre uygun biçimde olayın iş kazası sonucu meydana gelip gelmediği hususu açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri de amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İş Kazası Sonrası İstirahat Döneminde İş Sözleşmesinin Feshi

İş kazası sonrasında verilen istirahat süresi boyunca işçinin işten çıkarılması hukuken mümkün değildir. Ancak hekim raporuyla belirlenen dinlenme süresinin işçinin ihbar süresini altı hafta aşması halinde işveren, yasal tazminatları ödemek kaydıyla iş sözleşmesini feshetme yetkisine sahip olur.

İş kazası geçiren işçinin prim gün şartı aranır mı?

Hayır, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sağlanan geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli iş göremezlik geliri için herhangi bir asgari prim ödeme süresi aranmaz; işçi işe girdiği ilk gün kaza geçirse dahi bu hakları talep edebilir.

İş kazası tazminat davalarında zamanaşımı süresi ne kadardır?

İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları, iş sözleşmesine aykırılıktan doğan sorumluluk kapsamında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

Olay SGK tarafından iş kazası sayılmazsa ne yapılmalıdır?

Kurum tarafından olayın iş kazası olduğu kabul edilmezse, mahkemece verilecek süre dahilinde Sosyal Güvenlik Kurumu ve işveren aleyhine iş kazasının tespiti davası açılmalı ve bu tespit davası tazminat davasında bekletici mesele yapılmalıdır.

İş kazası halinde ölen işçinin yakınları manevi tazminat alabilir mi?

Evet, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi gereğince ölüm veya ağır bedensel zarar hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınları uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesini talep edebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu