Özel Sektörde Ücret Kesme Cezası: Şartlar ve İtiraz

by Avukat Erdal Ersoy
Özel Sektörde Ücret Kesme Cezası: Şartlar ve İtiraz

4857 sayılı İş Kanunu'na tabi özel sektör işlerinde ücret kesme cezası, ancak toplu sözleşmede veya iş sözleşmesinde gösterilmiş sebeplerle verilebilir. İşveren bu sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası veremez. Ceza olarak yapılan kesintinin işçiye derhal ve sebepleriyle birlikte bildirilmesi gerekir. Kesinti bir ayda iki gündelikten fazla olamaz. Ücret parça başına veya yapılan iş miktarına göre ödeniyorsa sınır, işçinin iki günlük kazancıdır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 38Kaynağı aç
Madde 38 – İşveren toplu sözleşme veya iş sözleşmelerinde gösterilmiş olan sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası veremez. İşçi ücretlerinden ceza olarak yapılacak kesintilerin işçiye derhal sebepleriyle beraber bildirilmesi gerekir. İşçi ücretlerinden bu yolda yapılacak kesintiler bir ayda iki gündelikten veya parça başına yahut yapılan iş miktarına göre verilen ücretlerde işçinin iki günlük kazancından fazla olamaz. Bu paralar işçilerin eğitimi ve sosyal hizmetleri için kullanılıp harcanmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hesabına Bakanlıkça belirtilecek Türkiye'de kurulu bulunan ve mevduat kabul etme yetkisini haiz bankalardan birine, kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde yatırılır. Her işveren işyerinde bu paraların ayrı bir hesabını tutmaya mecburdur. Birikmiş bulunan ceza paralarının nerelere ve ne kadar verileceği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının başkanlık edeceği ve işçi temsilcilerinin de katılacağı bir kurul tarafından karara bağlanır. Bu kurulun kimlerden teşekkül edeceği, nasıl ve hangi esaslara göre çalışacağı çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir. Asgari ücret

Açıklamanın iş ilişkisi bakımından sınırı

Buradaki şartlar, 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi özel sektör işçileri esas alınarak açıklanmıştır. Deniz İş Kanunu, Basın İş Kanunu veya özel statü hükümlerine tabi çalışmalarda uygulanacak ücret ve disiplin rejimi ayrıca değerlendirilmelidir.

Cezanın sözleşmede gösterilmiş sebebe bağlanması

4857 sayılı İş Kanunu'nun 38. maddesi, ücret kesme cezasını işverenin sonradan seçeceği bir sebebe değil, önceden gösterilmiş sebebe bağlar. Sebep toplu sözleşmede veya iş sözleşmesinde yer almalıdır. İşverenin genel yönetim hakkı, ücret kesme cezası için tek başına yeterli değildir. Sözleşmede gösterilmemiş bir davranış, bu cezaya konu edilemez.

Sözleşmede karşılığı gösterilmemiş soyut bir işyeri düzenine aykırılık, verimsizlik veya kurallara uymama değerlendirmesi, ücret kesintisine kendiliğinden dayanak oluşturmaz. Ceza sebebi, olay gerçekleştikten sonra geriye dönük biçimde yeni bir neden oluşturularak tamamlanamaz. Kesintiye esas alınacak sebep, toplu sözleşmede veya iş sözleşmesinde gösterilmiş olan sebeptir.

İşverenin gerekli görmesi hâlinde maaştan kesinti yapılabileceğini söyleyen sınırsız ve belirsiz kayıt, gösterilmiş bir sebep yerine geçmez. Böyle bir kayıt, sebepler dışında ücret kesme cezası verilemeyeceği kuralını etkisiz bırakmaz. Sözleşmede bir ceza sebebinin bulunması da olayın gerçekleştiğini kendiliğinden kanıtlamaz.

Bildirimin zamanı ve aylık üst sınır

İşçi ücretlerinden ceza olarak yapılacak kesintilerin işçiye derhal, sebepleriyle birlikte bildirilmesi gerekir. 38. maddenin bu cümlesi, bildirimin yazılı yapılacağını söylemez. Yazılı bildirimde tarih, olay, sözleşmesel dayanak, ceza miktarı ve bordro döneminin gösterilmesi ispat bakımından önemlidir. Bu önem, yazılı şekli ayrıca bir geçerlilik şartı haline getirmez.

Ceza olarak yapılacak kesinti bir ayda iki gündelikten fazla olamaz. Parça başına veya yapılan iş miktarına göre verilen ücrette sınır, işçinin iki günlük kazancıdır. Madde, üst sınırı iki gündelik olarak kurar; brüt veya net sözcüğüyle ayrıntılı bir hesap formülü vermez.

Kesilen paranın yatırılması ve ayrı hesap

Ücret kesme cezası olarak kesilen paralar, işçilerin eğitimi ve sosyal hizmetleri için kullanılmak ve harcanmak üzere, kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hesabına yatırılır. Bankayı Bakanlık belirtir. Bankanın Türkiye'de kurulu bulunması ve mevduat kabul etme yetkisini haiz olması gerekir. Her işveren, işyerinde bu paraların ayrı bir hesabını tutmak zorundadır.

Paranın işveren bünyesinde tutulması, başka bir alacağa mahsup edilmesi veya şirket içi bir fonda kullanılması, kanunun öngördüğü yatırma usulünün yerine geçmez. Birikmiş ceza paralarının nereye ve ne kadar verileceği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının başkanlık edeceği ve işçi temsilcilerinin de katılacağı bir kurulca karara bağlanır. Kurulun kimlerden oluşacağı, nasıl ve hangi esaslara göre çalışacağı çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.

Ücret kesme cezası, takas ve bordrodaki azalma

Ücret kesme cezası ile ücret borcunun işverenin alacağına karşı kapatılması aynı işlem değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 407. maddesine göre işveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Ücretin işveren lehine kullanılacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir. Hüküm ücret borcuna ilişkindir. Rızanın aranmadığı hâl sınırlıdır: işçinin kasten sebebiyet verdiği ve yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacak, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir. Kasıt, yargı kararıyla sabit olma ve haczedilebilir kısım sınırı birlikte aranır. Bunlardan biri yoksa ücret borcunun takası için işçinin rızası aranmaya devam eder. Hüküm, takası ücretin haczedilebilir kısmı ile sınırlar; bu kısım için ayrı bir oran yazmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 407Kaynağı aç
MADDE 407- Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde ödenenlerin özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri unsurları dikkate alarak iş sahiplerini zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakın, brüt ya da kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Cumhurbaşkanlığı yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabî tutulan iş sahipleri, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler. Her ödeme döneminde, işçiye hesap pusulası verilir. İşçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesine ilişkin diğer ûsul ve esaslar, anılan bakanlıklarca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.[5] İşveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Ancak, işçinin kasten sebebiyet verdiği yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacaklar, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir. Ücretin işveren lehine kullanılacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir. 3. İşgörme ediminin ifasının engellenmesi hâlinde ücret a. İşverenin temerrüdü hâlinde

Bordroda ücretin azalması her zaman ücret kesme cezası anlamına gelmez. İşverenin kesintiye mahsup adını vermesi de hukuka aykırı bir cezayı geçerli hale getirmez. İşçinin şirkete zarar verdiği, ekipmanı bozduğu, fazla ödeme aldığı veya müşterinin zararını karşılamak gerektiği yönündeki açıklama, tek başına bordro kesintisini hukuka uygun hale getirmez.

İşveren, 38. maddedeki disiplin cezasını kullanarak 407. maddedeki takas sınırlarını dolanamaz. Sözleşmede gösterilen ceza sebebi ve bir aydaki iki gündelik sınırı, rıza bulunmadan ya da istisnanın kasıt, yargı kararı ve haczedilebilir kısım şartları tamamlanmadan ücretin zarara mahsup edilmesine imkân vermez.

Savunma ile fesih bildirimini ücret kesme cezasından ayırmak

38. madde, ücret kesme cezasından önce savunma alınmasını bütün özel sektör işçileri için açık ve bağımsız bir geçerlilik şartı olarak düzenlemez. Kanunun açık yükümlülüğü, kesintinin derhal ve sebepleriyle bildirilmesidir. Kanunda savunma sözcüğünün bulunmaması, hiçbir hâlde savunma alınmasına gerek olmadığı sonucu için güvenli bir dayanak oluşturmaz. Toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesi veya disiplin yönetmeliği savunma zorunluluğu getirmiş olabilir. Sözleşmesel düzenleme ile yaptırımın sonraki fesih sürecine etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

19. maddedeki fesih öncesi savunma ile 38. maddedeki ücret kesme cezası aynı hukuki kurum değildir. İşveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Bu yazılı şekil fesih bildirimine ilişkindir; ücret kesme cezasının bildirimi için ayrıca bir yazılı şekil bu maddede düzenlenmez. Hakkındaki iddialara karşı savunması alınmadan, belirsiz süreli iş sözleşmesi işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. İşverenin 25. maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. 19. madde ücret kesme cezasını düzenlemez.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 19Kaynağı aç
Madde 19 – İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. Fesih bildirimine itiraz ve usulü

Ücretin kanun veya sözleşmeye aykırı hesaplanması ve fesih

Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, 4857 sayılı Kanun'un 24. maddesinde yazılı hâllerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir. Bu fesih imkânı yalnız maddede yazılı hâllere bağlıdır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

Bu hâllerden biri, işveren tarafından işçinin ücretinin kanun hükümlerine veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmemesi ya da ödenmemesidir. Bendin sonucu, maddenin giriş cümlesindeki fesih imkânıdır. Her ücret kesintisinin kendiliğinden bu bentte yer aldığı kanun metninde yazmaz. Kesintinin, ücreti kanuna veya sözleşmeye aykırı biçimde hesaplama ya da ödememe sonucunu doğurup doğurmadığı ayrıca belirlenir.

Tazmin amaçlı kesintinin ayrıldığı uyuşmazlık

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2025/7817, K. 2025/9142 sayılı kararında uyuşmazlık, işçi feshinin haklı nedene dayalı olup olmadığı ile yıllık ücretli izin ve asgari geçim indirimi alacaklarının ispat ve hesaplanması olarak tanımlanmıştır. Daire, temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının oy birliğiyle onanmasına karar vermiştir. Temyiz edilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, temyiz nedenlerinin ise bozmayı gerektirmediği değerlendirilmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/7817, K. 2025/9142Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2025/7817 E.  ,  2025/9142 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1229 E., 2025/1338 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/218 E., 2023/229 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette 01.04.2008-07.06.2021 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, zira işverene ait araca zarar verdiği yönündeki asılsız iddiasıyla ücretinden haksız kesinti yapıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, prim ve ikramiye alacağı ile yemek parası alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, iş sözleşmesini istifa ederek sonlandıran ve kıdem tazminatı talep hakkı bulunmayan davacının kullanımında olan Şirket aracına zarar verdiğinin ekspertiz raporuyla sabit olduğunu, kendisiyle imzalanan araç zimmet sözleşmesi ve iş sözleşmesi uyarınca zararın tazmini gerektiği, müvekkili nezdinde çalıştığı süre boyunca hak ettiği yıllık ücretli izinlerin bir kısmını kullanan davacıya kullanmadığı kısım olan yirmi yedi günün ücretinin 2021 yılı Haziran ayı bordrosuna yansıtılarak ödendiğini, salgın döneminde alınan tedbirler kapsamında sokağa çıkma yasağından dolayı işe gitmeyen davacıya yıllık ücretli izinleri bu salgın döneminde kullandırıldığını, davacı lehine hükmolunması muhtemel bir alacak olması hâlinde kiralama Şirketine ödenmiş olan toplam bedelin mahsubunun gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğine göre davalı nezdinde 05.08.2008-16.06.2021 tarihleri arasında çalışan davacının giydirilmiş ücretinin 6.612,66 TL olduğu, ücretinden haksız kesinti yapıldığı iddiasıyla davacı tarafından iş sözleşmesine son verildiği, 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 38. maddesinde yer alan düzenleme çerçevesinde yapılan değerlendirmede, işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması 4857 sayılı Kanun’da haklı fesih sebebi sayılmakla birlikte bu hususun işverene yalnızca zararın boyutu ve kusur durumuna göre haklı veya geçerli fesih sebebi olabileceği, işverene işçinin rızası dışında ücretinden kesinti yapma hakkı doğurmadığı, yargı kararı olmadıkça işverenin zararını işçinin ücretinden veya tazminatından kesemeyeceğinin kabul edildiği, işveren yalnızca disiplin cezasını gerektiren durumlarda kanuni sınırlar çerçevesinde ücretten kesme cezası verebileceği, somut olayda böyle bir durum olmadığı gibi davacının kusur durumuna ilişkin herhangi bir delilin de bulunmadığı, davacının ücretinden kesinti yapılması sebebiyle iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği, ayrıca dosya kapsamında davacının 210 gün izin hakkının bulunduğu, 20 gün kullanmakla bakiye 190 gün yıllık ücretli izninin bulunduğu, davacının yıllık ücretli izinlerinin kullandığına ilişkin ya da ücretlerinin ödendiğine dair herhangi bir belge ibraz edilmediğinden davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu, sokağa çıkma yasağı bulunan günlerin yıllık ücretli izinden düşülmesinin kanuna ve yıllık izin uygulamasının ruhuna aykırı olduğu, davalı tarafça davacı işçiye ödendiği ispat edilemeyen asgari geçim indirimi alacağının denetime elverişli bilirkişi raporuyla hesaplanan tutarda hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının davalı tarafça, istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya davalı tarafından zararın üçüncü kişiye ödendiğine ilişkin bir takım ödeme kayıtları sunulmuş ise de söz konusu zararın davacının kusurundan kaynaklandığına ilişkin olarak her hangi bir tutanak veya delil ibraz edilmediği, dosya kapsamında da davacının kusurlu eyleminin bulunduğuna dair başkaca bir delil bulunmadığı, hâl böyle olunca davacının kusuruna dayandığı ispat edilemeyen zarar sebebiyle davacının ücretinden tazmin amaçlı olarak kesinti yapılmasının yerinde olmayıp bu durumda davacının 4857 sayılı Kanun'un 24/2-(e) hükmü gereğince haklı fesih hakkı bulunup davacının kıdem tazminatı talebinin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, ancak İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin dosya kapsamına uygun görülmediği, zira 4857 sayılı Kanun'un 38. maddesin de düzenlenen "ücret kesme cezası" toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesinden kaynaklanan kesintiler olup zarar tazmin amacı taşımadığı, uyuşmazlık konusu olayda ise davalı tarafça, davacının kusurundan kaynaklanan zarar sebebiyle tazmin amaçlı olarak ücretten kesinti yapıldığının savunulduğu, hâkimin tarafların nitelendirmesi ile de bağlı olmayıp, davacının iş sözleşmesine 4857 sayılı Kanun'un 24/2-(e) hükmü gereğince haklı olarak son verdiğinin kabulü gerektiği, davacının kullandığı kabul edilen yıllık izin süresi dışında bakiye kalan yıllık izin süresinin kullandırıldığına ilişkin olarak dosyaya başkaca bir delil sunulmadığından hüküm altına alınan yıllık izin alacağı bakımından isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilince ıslah talebine karşı süresinde ileri sürülen zamamaşımı def'i nazara alınmadan hesaplanan asgari geçim indirimi alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğu ve ıslah tarihine göre zamanaşımına uğramayan alacağın yeniden hesaplanarak hüküm altına alındığı açıklanarak İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Feshe bağlılık ilkesi gereği kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiğini, zira davacı tarafça iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun’un 38. maddesine dayanılarak feshedilmiş olmasına rağmen, 4857 sayılı Kanun’un 24/2-(e) hükmü uyarınca iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği sonucuna varılmasının taraf iradesinin yok saymak olduğunu, 2. Davacının kullanımında olan müvekkili Şirketin kiralamak suretiyle davacıya tahsis ettiği araçla kaza yaptığını, belirtilen zarar tutarının tazmininin davacıdan, aracın teslimi öncesinde imzalamış olduğu araç zimmet sözleşmesi ve iş sözleşmesi uyarınca talep edildiği, bu nedenle ücretinden yapılan kesintinin haklı nedene dayandığını, kesintinin ceza niteliğinde olmayıp davalının zararının tazmini amacıyla haklı olarak yapıldığını, 3. Davacının çalıştığı süre boyunca hak ettiği yıllık ücretli izinlerin bir kısmını kullandığını, kullanmadığı kısım olan 27 günün ücreti karşılığının ise ödendiğini, sokağa çıkma yasağı olan dönemin davacının yıllık ücretli izinlerinden düşülemeyeceği yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, zira yıllık ücretli izin kullanımının işverenin yönetim hakkı kapsamında olup müvekkili Şirketin bu husustaki tasarrufunun yok sayılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, 4. Davacının asgari geçim indirimi alacağı bulunmadığını, zamanaşımı def'i dikkate alınsa dahi bu alacak kalemine ilişkin hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, işçi feshinin haklı nedene dayalı olup olmadığı, yıllık ücretli izin ile asgari geçim indirimi alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay'ın hüküm fıkrası onamadır. Onanan hükümde ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmuş ve dava kısmen kabul edilmiştir.

Kusura dayandığı ispat edilemeyen zarar sebebiyle ücretten tazmin amaçlı kesintinin yerinde görülmemesi, bölge adliye mahkemesinin gerekçesindedir. Aynı gerekçede, davacının 4857 sayılı Kanun'un 24/2-(e) hükmü uyarınca haklı fesih hakkı bulunduğu ve kıdem tazminatı talebinin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Yargıtay'ın hüküm fıkrası onamadır. Bu sonuç o uyuşmazlığa özgüdür; her ücret kesintisine veya her zarar iddiasına uygulanan genel bir kural değildir.

Bölge adliye mahkemesinin gerekçesinde, 4857 sayılı Kanun'un 38. maddesinde düzenlenen ücret kesme cezası, toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesinden kaynaklanan ve zarar tazmini amacı taşımayan kesinti olarak ayrılmıştır. Uyuşmazlık konusu olayda davalı taraf, davacının kusurundan kaynaklanan zarar sebebiyle tazmin amaçlı ücret kesintisi yapıldığını savunmuştur. Aynı gerekçede, hâkimin tarafların nitelendirmesiyle bağlı olmadığı ve iş sözleşmesinin 24/2-(e) hükmü uyarınca haklı olarak sona erdirildiğinin kabulü gerektiği bu olay bakımından belirtilmiştir. Yargıtay'ın hüküm fıkrası onamadır. Bu değerlendirme her ücret kesintisine uygulanan genel bir kural değildir.

Aykırı kesintiye bağlanan idari para cezası

4857 sayılı Kanun'un 102. maddesi, işçi ücretlerinden 38. maddeye aykırı olarak ücret kesme cezası veren veya yaptığı ücret kesintisinin sebebini ve hesabını bildirmeyen işveren veya işveren vekili için dörtyüzelli Türk Lirası idari para cezası öngörür. Yaptırım hem işvereni hem işveren vekilini kapsar. Aykırı kesinti yapılması ile kesintinin sebebi ve hesabının bildirilmemesi, aynı yaptırıma veya bağlacıyla bağlanmıştır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 102Kaynağı aç
Madde 102 – Bu Kanunun; a) (Değişik: 17/4/2008-5754/85 md.) 32 nci maddesinde belirtilen ücret ile işçinin bu Kanundan veya toplu iş sözleşmesinden veya iş sözleşmesinden doğan ücret ödemelerini süresi içinde kasden ödemeyen veya eksik ödeyen, 39 uncu maddesinde belirtilen komisyonun belirlediği asgari ücreti işçiye ödemeyen veya noksan ödeyen, ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını zorunlu tutulduğu halde özel olarak açılan banka hesabına ödemeyen işveren, işveren vekili ve üçüncü kişiye bu durumda olan her işçi ve her ay için yüzyirmibeş Türk Lirası idari para cezası , b) 37 nci maddesine aykırı olarak ücrete ilişkin hesap pusulası düzenlemeyen veya işçi ücretlerinden 38 inci maddeye aykırı olarak ücret kesme cezası veren veya yaptığı ücret kesintisinin sebebini ve hesabını bildirmeyen 52 nci maddedeki belgeyi vermeyen işveren veya işveren vekiline dörtyüzelli Türk Lirası idari para cezası, c) 41 inci maddesinde belirtilen fazla çalışmalara ilişkin ücreti ödemeyen, işçiye hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında kullandırmayan, fazla saatlerde yapılacak çalışmalar için işçinin onayını almayan işveren veya işveren vekiline, bu durumda olan her işçi için ikiyüzyirmi Türk Lirası idari para cezası, verilir. Yıllık ücretli izin hükümlerine aykırılık

Hesap pusulası, imza ve itirazın konusu

Her ödeme döneminde işçiye hesap pusulası verilir. İşçinin bordroyu imzalaması, her durumda bütün itiraz haklarının kaybedildiği anlamına gelmez. İmza, ispat durumunu etkileyebilir.

İtirazda önce kesintinin niteliği ayrılır. İşlem 38. maddedeki ücret kesme cezası ise toplu sözleşme veya iş sözleşmesinde gösterilmiş sebep, derhal ve sebepleriyle bildirim ile bir aydaki iki gündelik veya iki günlük kazanç sınırı aranır. İşlem ücret borcunun bir alacakla kapatılması ise 407. maddedeki rıza kuralı uygulanır. Rızasız takas, ancak işçinin kasten sebebiyet verdiği ve yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacakta, ücretin haczedilebilir kısmı kadar mümkündür. Ücret kanun hükümlerine veya sözleşme şartlarına uygun hesaplanmamış ya da ödenmemişse, süresi belirli veya belirsiz sözleşmede işçi 24. maddedeki bu hâlde sürenin bitimini ya da bildirim süresini beklemeden sözleşmeyi feshedebilir. Bu imkân, her kesintiyi kendiliğinden haklı fesih nedeni yapmaz.

Sık sorulan sorular

Ücret kesme cezası sözleşmede sebep yokken verilebilir mi?

Verilemez. İşveren, toplu sözleşme veya iş sözleşmesinde gösterilmiş sebepler dışında ücret kesme cezası veremez. Genel yönetim hakkı tek başına yeterli değildir.

Ücret kesme cezası bir ayda ne kadar olabilir?

Ceza kesintisi bir ayda iki gündelikten fazla olamaz. Parça başına veya iş miktarına göre ücrette sınır, iki günlük kazançtır. Brüt veya net ayrımıyla bir hesap formülü verilmemiştir.

Ücret kesme cezası yazılı bildirilmek zorunda mıdır?

Kanun, kesintinin derhal ve sebepleriyle bildirilmesini ister; yazılı sözcüğünü kullanmaz. Yazılı bildirim ispat bakımından önemlidir fakat bu önem yazılı şekli geçerlilik şartı yapmaz.

Savunma alınmadan ücret kesme cezası verilebilir mi?

38. madde, savunmayı bütün özel sektör işçileri için açık ve bağımsız bir geçerlilik şartı olarak yazmamıştır. Sözleşme veya disiplin yönetmeliği savunma zorunluluğu getirmiş olabilir. Kanunda sözcüğün bulunmaması, savunmanın hiçbir hâlde gerekmeyeceği sonucu için güvenli bir dayanak oluşturmaz.

Zarar için ücretten kesinti takas sayılır mı?

İşveren, ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça kendi alacağıyla takas edemez. İstisna yalnız kasten verilen ve yargı kararıyla sabit zarar alacağında, ücretin haczedilebilir kısmı kadar uygulanır. Zarar açıklaması tek başına kesintiyi hukuka uygun yapmaz.

Kesilen ceza parası işverende kalabilir mi?

Kalamaz. Para, kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde işçilerin eğitimi ve sosyal hizmetleri için Bakanlık hesabına yatırılır. İşveren bu paraların ayrı hesabını tutar. Başka alacağa mahsup veya şirket içi fon, bu usulün yerine geçmez.

Bordro imzası itiraz hakkını ortadan kaldırır mı?

Her durumda bütün itiraz haklarını ortadan kaldırmaz. İmza, ispat durumunu etkileyebilir.

Ücret eksik hesaplanırsa işçi sözleşmeyi feshedebilir mi?

Ücret kanun hükümlerine veya sözleşme şartlarına uygun hesaplanmaz ya da ödenmezse işçi, 24. maddedeki bu hâlde sözleşmeyi sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir. Her kesinti kendiliğinden bu hâle girmez.

Aykırı ücret kesmenin idari yaptırımı nedir?

38. maddeye aykırı ücret kesme cezası veren veya kesintinin sebebini ve hesabını bildirmeyen işveren veya işveren vekiline dörtyüzelli Türk Lirası idari para cezası öngörülmüştür.

Tazmin amaçlı kesinti ücret kesme cezasının yerine geçer mi?

Hayır. Zarara dayanıldığı açıklaması tek başına bordro kesintisini hukuka uygun hale getirmez. Ücret kesme cezası, toplu sözleşme veya iş sözleşmesinde gösterilmiş sebepler dışında verilemez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2025/7817, K. 2025/9142 sayılı kararıyla onanan uyuşmazlıkta, kusura dayandığı ispat edilemeyen zarar için tazmin amaçlı kesinti yerinde görülmemiş ve bu işlem, zarar tazmini amacı taşımayan sözleşmesel kesintiden ayrılmıştır. Bu sonuç o uyuşmazlığa özgüdür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu