İş Kazası Nedir ve İş Kazası Tazminatı Nasıl Alınır?

by Avukat Erdal Ersoy
İş Kazası Nedir ve İş Kazası Tazminatı Nasıl Alınır?

İş Kazasının Tanımı ve Kanuni Unsurları

İş kazası, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren yahut vücut bütünlüğünü ruhen veya bedenen engelli hâle getiren olaydır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesinde ise iş kazası sayılan durumlar bentler hâlinde sayılmıştır. Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle ya da bağımsız çalışanların yürüttüğü iş sebebiyle meydana gelen olaylar iş kazası kabul edilir. Bununla birlikte bir işverene bağlı çalışan sigortalının görevli olarak işyeri dışına gönderilmesi sebebiyle asıl işini yapmaksızın geçen sürelerde, emziren kadın sigortalının mevzuat gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarında ve sigortalıların işverence temin edilen bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi esnasında yaşanan, sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli kılan hadiseler de iş kazası sayılır.

İş Kazasının Bildirim Usulü ve İspat Araçları

5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca anılan Kanun'un (a) bendi ile 5. maddesi kapsamındaki sigortalılar bakımından işveren, iş kazasını o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Sosyal Güvenlik Kurumuna en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde bildirmekle yükümlüdür. İş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi hâlinde bildirim süresi kazanın öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Kanunun (b) bendi kapsamındaki sigortalılar bakımından ise bildirim, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığın bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonraki üç işgünü içinde bizzat kendileri tarafından yapılır. Bildirimler, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan veya taahhütlü posta yoluyla Kuruma iletilir.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 13Kaynağı aç
MADDE 13- İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.[25] İş kazasının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; a) (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde, b) (b) bendi kapsamında bulunan sigortalı bakımından kendisi tarafından, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra üç işgünü içinde, c) (Mülga: 17/4/2008-5754/8 md.) (Değişik paragraf: 17/4/2008-5754/8 md.) iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile Kuruma bildirilmesi zorunludur. Bu fıkranın (a) bendinde belirtilen süre, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde, iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir. Bu soruşturma sonunda yazılı olarak bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, Kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan, 96 ncı madde hükmüne göre tahsil edilir. İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması

İşyerinde geçici iş ilişkisinin kurulduğu hâllerde, geçici işçiyi çalıştıran işveren iş kazasını özel istihdam bürosuna derhal bildirmekle mükelleftir. Kazanın meydana geliş şeklini ve işçi bilgilerini içeren iş kazası tutanağının işveren tarafından düzenlenmesi zorunludur. İş kazası tutanağının düzenlenmediği durumlarda sağlık kuruluşları tarafından hazırlanan iş kazası raporu temel ispat aracı olarak kabul edilir.

Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından Sağlanan Ödenek ve Gelirler

İş kazasına uğrayan sigortalıya istirahatli kaldığı süreler için Sosyal Güvenlik Kurumunca geçici iş göremezlik ödeneği verilir. Bu ödenek yatarak tedavilerde günlük kazancın yarısı, ayakta tedavilerde ise günlük kazancın üçte ikisi oranında ödenir. Kurum tarafından ödenen iş göremezlik ödeneği tutarı, çalışanın aylık ücretinden mahsup edilir.

İş kazası sonucu meslekte kazanma gücünü en az %10 oranında yitirdiği sağlık kurulu ve Kurum Sağlık Kurulu tespitiyle belirlenen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanır. Meslekte kazanma gücünü bütünüyle yitiren sigortalıya aylık kazancının %70'i oranında tam iş göremezlik geliri tahsis edilir. Kaza geçiren sigortalı başka bir kimsenin sürekli bakımına muhtaç hâle gelmişse gelir aylık kazancın tamamı üzerinden bağlanır. Kaybın kısmi düzeyde kaldığı durumlarda ise sürekli kısmi iş göremezlik geliri belirlenen iş göremezlik derecesine göre hesaplanır.

İş kazası sebebiyle vefat eden sigortalının hak sahiplerine sigortalılık süresi, yaş veya prim gün sayısı şartı aranmaksızın ölüm geliri bağlanır; sigortalının işe başladığı ilk gün kaza geçirmesi hâlinde dahi hak sahipleri bu gelire hak kazanır. Ölüm geliri vefat eden sigortalının eşine %50 oranında bağlanırken çocuk bulunmaması durumunda bu oran %75'e yükselir; çocukların her birine ise %25 oranında pay tahsis edilir. Ayrıca iş kazası veya meslek hastalığı sonucu yahut sürekli iş göremezlik geliri, malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken ya da en az 360 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi bildirilmişken hayatını kaybeden sigortalının hak sahiplerine tarife üzerinden cenaze ödeneği ödenir.

İş Kazası Maddi ve Manevi Tazminat Davaları

İş kazası neticesinde zarara uğrayan işçi veya vefat hâlinde hak sahipleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine dayalı olarak maddi ve manevi tazminat davası açabilir. İşyerinde asıl işveren ve alt işveren ilişkisi mevcutsa dava her iki işverene birlikte yöneltilebilir. 5510 sayılı Kanun kapsamında sigorta bildirimi bulunmayan işçiler ile çıraklar ve stajyerler de iş kazası geçirdiklerinde tazminat davası açma hakkına sahiptir.

İş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davalarında; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan zararlar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar talep edilebilir. Tazminat tutarının tespitinde aktif çalışılabilir dönemin 60 yaşına kadar sürdüğü kabul edilmekte; işçinin kusur oranı, maluliyet derecesi, yaşı, evlenme ihtimali ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan veya ödenen ödenekler tazminat miktarından indirim sebebi sayılmaktadır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi gereğince hâkim, bedensel bütünlüğü zedelenen işçiye olayın özelliklerini gözeterek uygun bir manevi tazminat ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde ise yalnızca kazaya uğrayan işçi değil, zarar görenin veya ölenin yakınları da manevi tazminat talebinde bulunabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 2. Haksız rekabet

İşverenin iş kazasından doğan hukuki sorumluluğu mutlak değildir. İşverenin işletme faaliyeti dışında kalan ve önlenmesi objektif olarak mümkün bulunmayan mücbir sebep hâllerinde işverenin sorumluluğu doğmaz. Kazanın meydana gelmesinde işçinin veya işverenden bağımsız üçüncü bir kişinin ağır kusurunun bulunması yahut gerekli bütün tedbirler alınmasına rağmen kazanın kaçınılmaz olması durumlarında da işverenin tazminat sorumluluğu ortadan kalkar.

Yargılama Usulü, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca genel kural olarak işçi veya işveren alacağı ile tazminat taleplerinde arabulucuya başvurulmadan dava açılması davanın usulden reddi sonucunu doğurur. Ancak aynı maddenin üçüncü fıkrasında iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları bu zorunluluktan istisna tutulmuştur. Dolayısıyla iş kazası tazminat taleplerinde arabulucuya başvurulması bir dava şartı değildir. Arabuluculuk bürosuna başvurulması hâlinde ise başvuru tarihinden son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.  Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[1] (13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. (14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (15)  (İptal : Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.:2024/157; K.:2025/121 sayılı Kararı ile.) (16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır. (21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır. (22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu

İş kazasından doğan tazminat talepleri, 6098 sayılı Kanun'un 146. maddesindeki genel ilke doğrultusunda 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Zamanaşımı süresi iş kazasının gerçekleştiği andan itibaren işlemeye başlar; ancak kazanın yol açtığı maluliyet zaman içinde artış gösteriyorsa bu süre maluliyet oranının kesin olarak belirlenebildiği tarihten itibaren yürür. İş kazasına bağlı ceza davalarında ise zamanaşımı suçun yasal üst sınırına göre değişkenlik gösterir ve tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. II. Beş yıllık zamanaşımı

İş kazası kaynaklı tespit ve tazminat davalarında görevli yargı kolu İş Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme; davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi, zararın meydana geldiği yer mahkemesi veya malul işçinin yahut ölüm hâlinde hak sahiplerinin yerleşim yeri mahkemesidir.

İş Kazası Sonrasında Fesih Rejimi ve İşçilik Hakları

Çalışanın iş kazası geçirmesi, işveren açısından iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme imkânı veren bir durum meydana getirmez. Kaza sonrasında iyileşerek aynı işyerindeki görevini yürütebilecek durumda olan işçinin haksız gerekçelerle işten çıkarılması işverenin tazminat sorumluluğunu doğurur. İş kazası nedeniyle artık iş göremeyecek duruma gelen işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesi hâlinde ise kanundan doğan tüm yasal işçilik haklarının eksiksiz ödenmesi zorunludur.

İş kazası tazminat davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mudur?

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davalarında arabulucuya başvuru dava şartı değildir.

Sigortasız çalıştırılan işçiler iş kazası tazminatı talep edebilir mi?

5510 sayılı Kanun kapsamında sigorta bildirimi yapılmamış işçiler, stajyerler ve çıraklar iş kazası geçirmeleri hâlinde Türk Borçlar Kanunu hükümlerine dayanarak asıl ve alt işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açabilirler.

İş kazası tazminat davalarında zamanaşımı süresi ne kadardır?

İş kazasından kaynaklanan tazminat talepleri 10 yıllık zamanaşımına tabidir; bu süre kaza tarihinden, maluliyet oranı zaman içinde artıyorsa maluliyetin kesin olarak saptanabildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

İş kazası geçiren işçinin sözleşmesi işverence derhal feshedilebilir mi?

İş kazası geçirilmesi işveren lehine haklı fesih hakkı doğurmaz; iyileşen işçinin haksız çıkarılması tazminat sorumluluğu yaratırken, iş göremez hâle gelen çalışanın çıkarılması durumunda yasal haklarının eksiksiz ödenmesi gerekir.

İş kazasına bağlı ceza davalarında zamanaşımı nasıl hesaplanır?

İş kazasından doğan ceza davalarında zamanaşımı suçun yasal üst sınırına göre belirlenir ve tamamlanmış suçlar bakımından suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu