İş kazası, işçinin bedensel veya ruhsal bütünlüğüne zarar veren ve işverenin mevzuattan doğan iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerine riayet etmemesi durumunda hukuki ve cezai neticeler doğuran olaydır. Tazminat taleplerinde işverenin sorumluluğu değerlendirilirken zararlandırıcı olay ile meydana gelen ölüm veya bedensel zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması temel koşuldur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/21-102, K. 2013/1456Kaynağı aç
İşverenin Sağlık ve Güvenlik Önlemlerini Alma Borcu
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca işveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. İşveren mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, araç ve gereçlerin temini, tedbirlerin değişen şartlara uyarlanması ve iyileştirilmesi yönünde çalışmak zorundadır. Alınan önlemlere uyulup uyulmadığının denetlenmesi, risk değerlendirmesinin yapılması veya yaptırılması, çalışanlara görev verirken sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluklarının gözetilmesi ve hayati tehlike bulunan yerlere yeterli talimat verilmeyen çalışanların girişinin engellenmesi kanuni gerekliliktir. İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması işverenin bu sorumluluklarını ortadan kaldırmadığı gibi, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyeti çalışanlara yansıtılamaz.
6331 sayılı İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
6331 sayılı Kanun'un 5. maddesi gereğince önlemler belirlenirken risklerden kaçınmak, kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, risklerle kaynağında mücadele etmek, işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı ve çalışma metotlarının seçiminde özen göstermek esastır. İşverenin teknik gelişmelere uyum sağlaması, tehlikeli olanı tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmesi, genel bir önleme politikası geliştirmesi ve toplu korunma tedbirlerine kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vererek çalışanlara uygun talimatları aktarması zorunludur.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesi uyarınca 4857 sayılı İş Kanunu'nun iş sağlığı ve güvenliğini düzenleyen 77 ila 89. maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır. Uyuşmazlıklarda olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan yasal düzenleme esas alındığından, 01.01.2013 tarihinden önce gerçekleşen iş kazalarında 4857 sayılı Kanun'un mülga 77. maddesi uygulanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/21-102 E., 2013/1456 K. sayılı kararında açıklandığı üzere, işverenler çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak amacıyla amaca uygun her türlü tedbiri almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdür. Bu borç objektif bir özen ödevini kapsar; işçinin tecrübeli olması, dikkatli çalışacağı düşüncesi veya çalışma hayatındaki kötü alışkanlık ve gelenekler işverenin önlem alma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
6331 sayılı İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU m. 37Kaynağı aç
İşyeri Sınırları ve Birlikte Sorumluluk Düzeni
İş kazasının meydana geldiği alanın tespiti bakımından işyerinin sınırları önem taşır. İşverenin ürettiği mal veya hizmetle nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen işyerine bağlı yerler ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim yerleri, avlu gibi eklentiler ve araçlar işyerinden sayılır. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur ve Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk işveren vekilleri hakkında da uygulanır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 2Kaynağı aç
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında asıl işveren, alt işverenin personeline karşı o işyeri bakımından kanundan, iş akdinden ya da alt işverenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan borçlardan alt işveren ile birlikte sorumludur. Asıl işveren bünyesindeki çalışanların alt işverene devredilerek haklarının daraltılması veya eskiden aynı işyerinde istihdam edilmiş kişilerle alt işverenlik kurulması hukuken muvazaalı kabul edilmekte, çalışanlar baştan itibaren asıl işverenin personeli sayılmaktadır. Ayrıca işletme veya işin doğasından kaynaklanan uzmanlık gerekleri haricinde ana iş bölünerek alt işverene bırakılamaz.
Kusur Tespiti ve İlliyet Bağının Kesilmesi
İş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında işverenin sorumluluğunun doğabilmesi için zarar ile fiil arasında uygun nedensellik bağının varlığı şarttır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/21-102 E., 2013/1456 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, tehlike sorumluluğunda da geçerli olduğu kabul edilen illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusuru hallerinde kesilir ve bu durumlarda işverenin hukuki sorumluluğuna gidilemez.
Tazminat taleplerine esas alınacak kusur raporunda olayın özelliklerine göre alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi tedbirlerin alındığı veya alınmadığı, kusurun aidiyeti ile oranı ve üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı uzman bilirkişi heyeti marifetiyle kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır.
Ölümlü Kazalarda Tıbbi İnceleme ve Cezai Sorumluluk
İş kazası neticesinde yaralanan çalışanın belirli bir süre sonra vefat etmesi halinde kaza ile ölüm arasındaki illiyet bağının tıbben tereddütsüz belirlenmesi gerekir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/4088 E., 2016/3539 K. sayılı kararında, yaralanma sonrası meydana gelen ölüm olayında düzenlenen sağlık raporları ile uzman mütalaaları arasında ölüm sebebi ve nedensellik bağı açısından çelişki bulunması durumunda, ilgili uzman hekimlerin katılımıyla Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınarak illiyet bağının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/4088, K. 2016/3539Kaynağı aç
Yapı işlerinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin yerine getirilmesinde teknik gözetim zorunludur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/1916 E., 2017/6466 K. sayılı kararında, yapı işlerinde işin fenni yeterliliği bulunan kişilerin teknik kontrol ve denetiminde yaptırılmaması ve sözleşmede güvenlik tedbirlerinin alınmasına dair açık bir kurala yer verilmemesi halinde işverenin ceza hukuku kapsamında taksirli sorumluluğunun doğacağı kabul edilmiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/1916, K. 2017/6466Kaynağı aç
Kaza Bildirimi, Sürekli İş Göremezlik ve Dava Usulü
İş kazası meydana geldiğinde işverenin durumu derhal kolluk kuvvetlerine, kazadan itibaren üç iş günü içinde ise Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmesi zorunludur. İş kazası sonucu maluliyet raporuna göre işçide yüzde on üzerinde maluliyet tespit edilmesi durumunda işçiye sürekli iş göremezlik geliri bağlanır.
İş kazası nedeniyle açılacak tazminat davalarında zamanaşımı süresi iş kazasının gerçekleştiği tarihten itibaren on yıldır. Bununla birlikte kazaya ilişkin bir ceza davası açılmışsa ve Türk Ceza Kanunu kapsamındaki ceza zamanaşımı süresi on yıldan daha uzunsa, hukuk mahkemesindeki tazminat davasında da ceza zamanaşımı süresi uygulanır.
İş kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında kazanın veya zararın meydana geldiği yer iş mahkemesi ile maluliyete uğrayan işçinin veya ölüm halinde davacı yakınlarının yerleşim yeri iş mahkemesi yetkilidir. Bu yetki kurallarına aykırı olarak işçi ve işveren arasında yapılan yetki sözleşmeleri geçersizdir.
İş Sözleşmesi Esasları ve Çalışma Süreleri
Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı yapılması zorunlu olup yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren en geç iki ay içinde çalışma koşullarını gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Belirli süreli iş sözleşmesi esaslı bir neden olmadıkça birden fazla üst üste zincirleme yapılamaz; aksi halde sözleşme başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Sözleşmeye konulan deneme süresi en çok iki ay olabilir ve bu süre içinde taraflar bildirim süresine gerek olmaksızın tazminatsız fesih gerçekleştirebilir; ancak işçinin çalıştığı günlere ilişkin hakları saklıdır.
Haftalık normal çalışma süresi en çok kırk beş saattir. Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda iki yüz yetmiş saati aşamaz ve fazla mesai yaptırılabilmesi için işçinin onayının alınması gerekir. İşçilere dört saat veya daha kısa süreli işlerde on beş dakika, dört saatten fazla yedi buçuk saate kadar süreli işlerde yarım saat, yedi buçuk saatten fazla süren işlerde bir saat ara dinlenmesi verilir ve ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz.
Çalışan Hakları, Ücret Güvencesi ve İşe İade
İş hukukunda ücret alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi beş yıl olarak uygulanır. Muaccel olduğu tarihten itibaren yirmi günlük süre geçmesine rağmen haklı bir mücbir sebep bulunmaksızın ücreti ödenmeyen çalışan, iş edimini ifa etmekten imtina etme hakkına sahiptir. Bunun yanı sıra, çalışanların aylık maaşlarının dörtte birini aşan kısmı hacze konu edilemeyeceği gibi üçüncü kişilere devir ya da temlik de edilemez.
İşyerinde deneme süresi dahil en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin hakkı tanınır ve bu haktan vazgeçilemez. Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir; kullanım saatleri işçi tarafından belirlenen bu süre günlük çalışma süresinden sayılır. On beş yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasak olup on dört yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış olanlar bedensel, zihinsel gelişimlerine ve eğitimlerine engel olmayacak hafif işlerde istihdam edilebilir.
İşyerinin devri halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludur; devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır. Çalışma koşullarında esaslı değişiklik yazılı bildirim yapılmadıkça ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı kabul edilmedikçe işçiyi bağlamaz.
Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. Feshin geçersizliği mahkemece tespit edildiğinde işçi kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için başvuruda bulunmalı, işveren de işçiyi bir ay içinde işe başlatmalıdır. İşveren başvuruya rağmen işçiyi işe başlatmazsa en az dört ay en çok sekiz aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ödemekle yükümlüdür.
İş kazası bildirimi ne zaman ve hangi kurumlara yapılır?
İş kazasının işveren tarafından kolluk kuvvetlerine derhal, Sosyal Güvenlik Kurumuna ise kazadan itibaren üç iş günü içinde bildirilmesi zorunludur.
İş kazasında sürekli iş göremezlik geliri bağlanma şartı nedir?
Maluliyet raporuna göre işçide yüzde on üzerinde maluliyet tespit edilmesi durumunda işçiye sürekli iş göremezlik geliri bağlanır.
İş kazası tazminat davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?
İş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımı süresi kural olarak on yıldır; kazayla ilgili bir ceza davası açılmışsa ve ceza davasının zamanaşımı süresi daha uzunsa ceza zamanaşımı süresi uygulanır.
İş kazasından doğan tazminat davası nerede açılır?
İş kazasının veya zararın meydana geldiği yer iş mahkemesi ile maluliyete uğrayan işçinin veya ölüm halinde davacı yakınlarının yerleşim yeri iş mahkemesi yetkilidir; aksine yetki sözleşmeleri geçersizdir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

