İş Güvencesi Nedir? Şartları, Haklar ve İşe İade Süreci

by Avukat Erdal Ersoy
İş Güvencesi Nedir? Şartları, Haklar ve İşe İade Süreci

İş Güvencesi Kavramı ve Yasal Dayanağı

İş güvencesi, işverenin iş sözleşmesini geçerli bir nedene dayanmaksızın keyfi olarak sona erdirmesini önlemeyi amaçlayan yasal bir koruma mekanizmasıdır. Türk iş hukukunda iş güvencesine ilişkin temel kurallar 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ila 21. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler uyarınca iş güvencesi kapsamında yer alan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, işveren tarafından ancak işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından yahut işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır. Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz: a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak. b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak. c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.[6] d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler. e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek. f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz. Sözleşmenin feshinde usul

İş Güvencesinden Yararlanma Koşulları

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmek için işyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışması gerekir. Bu sayının tespitinde işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde tüm bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısı esas alınır. Otuz işçi sayısının belirlenmesinde çalışanların belirli veya belirsiz süreli, tam veya kısmi süreli yahut daimi veya mevsimlik iş sözleşmesine tabi olması yönünden bir ayrım gözetilmez. Fesih bildiriminin yapıldığı tarihte işçinin iş sözleşmesinin devam ediyor olması yeterli kabul edilmekte, o tarihte işyerinde fiilen çalışıyor olması zorunlu tutulmamaktadır.

İş güvencesi kurallarının nispi emredici niteliğine dayanılarak toplu iş sözleşmeleriyle otuz işçi ölçütünün işçi lehine daha aşağı sınırlara çekilebileceği ifade edilmekle birlikte, yasal düzenlemenin öngördüğü asgari sayı otuz işçidir.

İş güvencesi korumasından faydalanabilmek için işçinin en az altı aylık kıdeme sahip olması kanuni bir koşuldur. Altı aylık kıdemin hesaplanmasında işçinin aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen çalışma süreleri birleştirilerek değerlendirilir. Bunun yanı sıra iş sözleşmesinin devri, işyerinin devri veya alt işveren ilişkisi söz konusu olduğunda da işçinin önceki çalışma süreleri belirli şartlar altında kıdem hesabına dahil edilir. Kanun koyucu yer altı işlerinde çalışan işçiler bakımından istisnai bir düzenleme getirmiş olup bu işçilerde altı aylık kıdem koşulu aranmaz.

İş güvencesi hükümleri kural olarak yalnızca belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiler hakkında uygulanır. Belirli süreli iş sözleşmeleri kural gereği sürenin bitimiyle kendiliğinden sona erdiğinden iş güvencesi kapsamı dışındadır. Ancak belirli süreli iş sözleşmelerinin objektif bir neden bulunmaksızın zincirleme şekilde yapılması halinde sözleşme belirsiz süreli sayılabilir ve bu durumda işçi gerekli şartları taşıyorsa iş güvencesi korumasından faydalanabilir.

İş Güvencesi Kapsamı Dışında Kalan İşveren Vekilleri

İşletmenin tamamını sevk ve idare yetkisine sahip işveren vekilleri ile yardımcıları ve işyerinin tümünü yönetirken aynı zamanda işçi alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan temsilciler, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinin beşinci fıkrası gereğince iş güvencesi korumasının dışında tutulmuştur. Bu konumdaki görevliler hakkında geçerli fesih sebebi, fesih usulü ve işe iade mekanizması ile haklı feshe karşı yargı yoluna başvuru hükümleri uygulanmaz. Belirtilen özel temsil yetkilerini taşımayan diğer yöneticiler ise kanunda öngörülen genel koşulları sağladıkları takdirde iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilir.

Geçerli Fesih Sebepleri ve Yasaklanan Haller

Geçerli neden kavramı, haklı neden kadar ağır olmamakla birlikte, iş ilişkisinin işveren açısından sürdürülmesini makul ölçüde güçleştiren objektif sebepleri ifade eder. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinin üçüncü fıkrasında fesih için geçerli dayanak oluşturmayacak durumlar açıkça sıralanmıştır. İşçinin sendika üyeliği, mesai saatleri dışında veya işverenin rızasıyla mesai içinde sendikal faaliyetlere katılması, işyeri sendika temsilciliği yapması ve kanundan veya sözleşmeden doğan haklarını takip amacıyla işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurması fesih için geçerli sebep oluşturmaz.

Ayrıca ırk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri unsurlar iş sözleşmesinin feshi için geçerli bir sebep oluşturmaz. Kadın işçilerin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlenen çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemesi ile hastalık veya kaza gerekçesiyle aynı Kanun'un 25. maddesinin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde düzenlenen bekleme süresindeki geçici devamsızlıklar da geçerli fesih sebebi sayılmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 74Kaynağı aç
Madde 74 – Kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir. (Ek cümle: 13/2/2011-6111/76 md.) Kadın işçinin erken doğum yapması halinde ise doğumdan önce kullanamadığı çalıştırılmayacak süreler, doğum sonrası sürelere eklenmek suretiyle kullandırılır. (Ek cümleler: 29/1/2016-6663/22 md.) Doğumda veya doğum sonrasında annenin ölümü hâlinde, doğum sonrası kullanılamayan süreler babaya kullandırılır. Üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen eşlerden birine veya evlat edinene çocuğun aileye fiilen teslim edildiği tarihten itibaren sekiz hafta analık hâli izni kullandırılır. (Ek fıkra: 29/1/2016-6663/22 md.) Birinci fıkra uyarınca kullanılan doğum sonrası analık hâli izninin bitiminden itibaren çocuğunun bakımı ve yetiştirilmesi amacıyla ve çocuğun hayatta olması kaydıyla kadın işçi ile üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen kadın veya erkek işçilere istekleri hâlinde birinci doğumda altmış gün, ikinci doğumda yüz yirmi gün, sonraki doğumlarda ise yüz seksen gün süreyle haftalık çalışma süresinin yarısı kadar ücretsiz izin verilir. Çoğul doğum hâlinde bu sürelere otuzar gün eklenir. Çocuğun engelli doğması hâlinde bu süre üç yüz altmış gün olarak uygulanır. Bu fıkra hükümlerinden yararlanılan süre içerisinde süt iznine ilişkin hükümler uygulanmaz. Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile belirtilir. Hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli izin verilir. Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz. İsteği halinde kadın işçiye, onaltı haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. (Ek cümle: 29/1/2016-6663/22 md.) Bu izin, üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinme hâlinde eşlerden birine veya evlat edinene verilir. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz. Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam birbuçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kulllanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır. (Ek fıkra: 29/1/2016-6663/22 md.) Bu madde hükümleri iş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçi için uygulanır. İşçi özlük dosyası

Fesih Usulü ve Savunma Alma Zorunluluğu

4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrası uyarınca işveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildiriminin yazılı biçimde yapılmaması veya fesih gerekçesinin açık ve kesin bir dille ortaya konulmaması durumunda fesih işlemi usul yönünden geçersiz sayılabilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 19Kaynağı aç
Madde 19 – İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. Fesih bildirimine itiraz ve usulü

4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için hakkındaki iddialara karşı savunmasının alınması şarttır. Savunma alınması gereken durumlarda bu usul işletilmeden yapılan fesih işlemi geçersiz fesih olarak değerlendirilebilir. Buna karşılık feshin işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanması halinde işverenin savunma alma yükümlülüğü bulunmamaktadır. İşverenin 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı ise saklıdır.

Arabuluculuk ve İşe İade Davası Aşaması

İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması halinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı süre içinde özel hakeme de götürülebilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. (Değişik üçüncü fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. (İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.) Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddedilmesi durumunda ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulması mümkündür. İşe iade davasında feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir; işçi feshin bildirilenden başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olur. Yasa gereği dava ivedilikle sonuçlandırılır ve yerel mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurulması halinde bölge adliye mahkemesi uyuşmazlığı ivedilikle ve kesin olarak karara bağlar.

Arabuluculuk sürecinde tarafların işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaya varmaları halinde; işe başlatma tarihinin, boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer hakların parasal miktarının ve işçinin işe başlatılmaması durumunda ödenecek tazminatın parasal tutarının belirlenmesi zorunludur. Bu unsurların kararlaştırılmaması halinde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak bu doğrultuda düzenlenir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde; a) İşe başlatma tarihini, b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını, c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını, belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir. Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi

İşe İade Kararının Sonuçları ve Tazminatlar

İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde işçi, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmalıdır. İşçinin bu on iş günü içinde başvuruda bulunmaması halinde işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır, işveren sadece geçerli feshin hukuki sonuçları ile sorumlu olur ve işçi işe iade kararının sağladığı haklardan faydalanamaz.

İşçinin süresinde başvurması halinde işveren, başvuru üzerine işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşveren işçiyi eski işine veya eşdeğer bir işe başlatırsa iş ilişkisi kaldığı yerden devam eder. Feshin geçersizliğine karar verilmesi halinde işçiye kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. Boşta geçen süre alacağının hesabında temel ücretle birlikte prim, ikramiye ve benzeri parasal haklar da dikkate alınır ve bu ödeme fiilen çalışılıp çalışılmadığına bakılmaksızın yerine getirilir. Mahkeme veya özel hakem, söz konusu ücret ve hakları dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler.

İşçi süresinde başvurduğu halde işveren bir ay içinde işe başlatmazsa, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ödemekle yükümlü olur. Bu tazminat miktarı işçinin kıdemi ve fesih sebebi dikkate alınarak belirlenir ve mahkemece dava tarihindeki ücret üzerinden parasal olarak hüküm altına alınır. İşe başlatmama tazminatı boşta geçen süre ücretinden ayrı bir hak olup işçi koşulları oluştuğunda her iki alacağa da aynı anda hak kazanabilir.

İşçinin tekrar işe başlatılması halinde peşin olarak ödenmiş bulunan ihbar tazminatı ile kıdem tazminatı, boşta geçen süreye ilişkin yapılacak ödemelerden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi kullandırılmamış veya buna ilişkin ücret peşin karşılanmamışsa, bu sürelere ait tutarlar ayrıca karşılanır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinde düzenlenen işe başlatma, tazminat ve boşta geçen süre alacağına dair fıkra hükümleri sözleşmelerle hiçbir şekilde değiştirilemez; aksine getirilen sözleşme kuralları geçersizdir.

İş güvencesinden yararlanmak için 30 işçi sayısı nasıl belirlenir?

İşverenin aynı işkolunda yer alan tüm işyerlerindeki işçilerin toplamı dikkate alınır. Belirli, belirsiz, tam, kısmi, daimi veya mevsimlik ayrımı yapılmaksızın fesih bildirim tarihinde sözleşmesi süren tüm işçiler hesaba katılır; fiilen işyerinde çalışma zorunluluğu aranmaz.

Belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçi iş güvencesinden faydalanabilir mi?

Kural olarak iş güvencesi yalnızca belirsiz süreli sözleşmelerde geçerlidir. Ancak belirli süreli sözleşmelerin objektif bir neden bulunmaksızın zincirleme yapılması halinde sözleşme belirsiz süreli sayılabilir ve gerekli koşullar varsa iş güvencesi hükümleri uygulanabilir.

Davranış veya verim nedeniyle yapılan fesihte savunma alınması zorunlu mudur?

İşçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle yapılacak fesihlerde işçinin savunmasının alınması şarttır; savunma alınmadan yapılan fesih geçersiz kabul edilebilir. Ancak işletme, işyeri veya işin gereklerine dayalı fesihlerde savunma alma zorunluluğu yoktur ve işverenin 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.

Kesinleşen işe iade kararının tebliğinden sonra işverene başvuru süresi ne kadardır?

İşçi, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işverene başvurarak işe başlama iradesini bildirmek zorundadır. Bu on iş günlük süre içinde başvurulmaması durumunda işverence yapılan fesih geçerli sayılır ve işçi işe iade kararının sağladığı haklardan yararlanamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu