Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada geçirdiği kalp krizi veya ani kardiyak rahatsızlıklar, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesi kapsamında iş kazası sayılabilmektedir. Kanundaki iş kazası tanımı uyarınca, sigortalının işyerinde bulunduğu esnada meydana gelen ve bedensel veya ruhsal engellilik doğuran olayların mutlak surette dışsal bir darbe, düşme ya da makine kazası şeklinde gerçekleşmesi aranmaz. Bu çerçevede, rahatsızlığın işin yürütümüyle doğrudan meydana geldiği tıbben ayrıca kanıtlanamamış olsa dahi işyerinde vuku bulması olaya iş kazası niteliği kazandırabilmektedir.
İşveren tarafından başka bir ile görevli olarak gönderilen işçinin konakladığı otelde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirmesi de iş kazası kapsamında değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra, işçinin olaydan önceki gece ya da geçmiş dönemlerde benzer rahatsızlık belirtileri veya göğüs ağrısı yaşamış olması, işyerinde çalışma esnasında beliren uyuşma ve kalp krizinin iş kazası olarak nitelendirilmesine tek başına engel teşkil etmemektedir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/3981, K. 2024/5398Kaynağı aç
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/7286, K. 2022/12164Kaynağı aç
İş Kazası Bildirimi ve Bildirimin Hukuki Sonuçları
5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca işveren, iş kazasını yetkili kolluk kuvvetlerine derhal bildirmekle yükümlüdür. Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak bildirim ise kazadan sonraki en geç üç iş günü içinde gerçekleştirilmelidir. Şayet kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmişse bu bildirim süresi işverenin kazayı öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
İş kazasının yasal süresi içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmemesi halinde, 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği Kurumca işverenden tahsil edilir.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 21Kaynağı aç
İşverenin Gözetme Borcu ve Sağlık Gözetimi Yükümlülükleri
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4. maddesi doğrultusunda işveren; çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak için mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması ve gerekli araç gereçlerin temin edilmesiyle yükümlüdür. İşverenin işçiyi gözetme borcu yalnızca kanun metinlerinde sayılanlarla sınırlı kalmayıp teknik ve tıbbi önlemler dahil, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı ve organizasyonel olarak alınması mümkün olan tüm tedbirleri kapsar.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/3838, K. 2023/5980Kaynağı aç
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/3946, K. 2024/4687Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 417Kaynağı aç
İşveren, işyerini yeni açmış olması sebebiyle tecrübesizliğini, teknik ve bilimsel gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını veya benzer işyerlerinde bu tür önlemlerin alınmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlıkların ve geleneklerin bulunması işverenin önlem alma borcunu etkilemez.
6331 sayılı Kanun'un 15. maddesi kapsamında, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıftaki işlerde görev alacak kişilerin yapacakları işe elverişli olduklarını gösteren sağlık raporunun temin edilmesi zorunlu olup bu gözetimin maliyeti ve buna bağlı ek külfetler hiçbir şekilde çalışana aktarılamaz. Çalışma mevzuatında sağlık raporu öngörülen işlerde rapor alınmaksızın veya mevcut rapora aykırı biçimde bünyesine elverişli olmayan işte çalıştırılan sigortalının, çalışmaya başlamadan önce var olan ya da bu çalıştırma neticesinde gelişen rahatsızlığı sebebiyle Kurumca karşılanan geçici iş göremezlik ödenekleri ise 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca işverenden rücuan tahsil edilir.
6331 sayılı İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU m. 15Kaynağı aç
Ani kardiyak rahatsızlıklarda ilk müdahalenin niteliği ile çalışanın bir sağlık kuruluşuna gecikmeksizin sevk edilmesi süreci kusur değerlendirmesinde önem taşır. Krizin meydana gelmesinin önlenemediği durumlarda dahi, rahatsızlık sonrasında tıbbi müdahaleye erişimi aksatan, geciktiren veya acil sağlık sevk organizasyonunun yetersizliğinden kaynaklanan ihmaller işveren açısından bağımsız bir kusur ve sorumluluk kaynağı teşkil edebilir.
Hukuki Sorumluluğun Niteliği ve İlliyet Bağının Kesilmesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince; işverenin yasal düzenlemelere ya da iş sözleşmesine aykırı eylemleri neticesinde işçinin yaşamını yitirmesi, bedensel bütünlüğünün zarar görmesi veya kişilik haklarının zedelenmesinden kaynaklanan tazminat talepleri akde aykırılık rejimine göre çözümlenir. İş sağlığı ve güvenliği kuralları çerçevesinde işverenin yükümlülükleri genişletilerek kusursuz sorumluluk esasına yaklaştırılmış olsa da, yasal istisnalar saklı kalmak üzere sorumluluğun doğumu kural olarak kusurun varlığına bağlıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/3385, K. 2025/5268Kaynağı aç
İşverenin meydana gelen zarardan sorumlu tutulabilmesi için eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması şarttır. Uygun illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusuru hallerinde kesilir ve illiyet bağının kesildiğinin ispatlanması durumunda işverenin sorumluluğuna gidilemez. 6331 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca çalışanlar da iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ile işverenin talimatları doğrultusunda kendilerinin ve diğer çalışanların sağlık ve güvenliğini tehlikeye düşürmemekle, koruma tedbirlerinde gördükleri eksiklikleri işverene bildirmekle yükümlüdür.
6331 sayılı İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU m. 19Kaynağı aç
İş kazası işverenin kastı veya iş güvenliği mevzuatına aykırı hareketi sonucu meydana gelmişse Sosyal Güvenlik Kurumunca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri ve yapılan ödemeler 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca işverene ödettirilir. Buna karşılık, iş kazası sonucu ölümlerde ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir ve ödenekler için hak sahiplerine Kurumca rücu edilemez. Kaza üçüncü bir kişinin kusuruyla meydana gelmişse mevzuat uyarınca belirlenen oran üzerinden üçüncü kişilere ve kusuru varsa bunları çalıştıranlara başvurulur.
Kaçınılmazlık İlkesi ve Bünyesel Faktör Ayrımı
Kaçınılmazlık; işverence mevzuatın öngördüğü ve fennen alınması gereken tüm önlemlerin eksiksiz alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durumları ifade eder. Önlenemezlik unsuru salt olayla ilgili olmayıp davranış kuralına veya sözleşmeden doğan borca aykırılığın önlenebilirliği ile ilgilidir. Şayet borca aykırılık önlenebilir nitelikteyse kaçınılmazlıktan söz edilemez. 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinde de işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin E. 2023/3946, K. 2024/4687 sayılı, E. 2020/8074, K. 2021/8719 sayılı ve E. 2021/7286, K. 2022/12164 sayılı kararlarına göre, kalp krizi niteliğindeki iş kazalarında kaçınılmazlık savunması kabul edilmemektedir. Bu tür vakalarda kaçınılmazlık nitelemesi yerine, sigortalının bünyesel durumu ile işveren, işçi veya üçüncü kişilerin kusur dağılımı araştırılmalıdır. İşverenin işçinin bünyesel faktöründen kaynaklanan sonuçlardan sorumlu tutulması mümkün bulunmadığından, meydana gelen zararda işverenin kusur oranı ile bünyesel faktörün etkisi ayrı ayrı saptanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/8074, K. 2021/8719Kaynağı aç
Kalp krizinde kişinin yaşı, beslenme kültürü, genetik yapısı ve tütün veya alkol kullanımı gibi unsurlar olayın uygun illiyet bağını oluşturabilen kısmi sebepler arasında değerlendirilebileceğinden, işverenin kusurunun ağırlığı saptanırken bu bünyesel etkenler göz önünde bulundurulur.
Yargılama Usulü ve Bilirkişi İncelemesi
İşyerinde kalp krizi geçirilmesine dayalı davalarda mahkemece; işçinin vefatından önce kalp damar hastalığı veya krizi tetikleyecek bir rahatsızlığı bulunup bulunmadığı tarafların ibraz edeceği kayıtlar ve SGK MEDULA sistemi üzerinden araştırılmalıdır. İşverenin periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, bu muayenelerde bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, şahsi sicil dosyasında istirahat raporunun bulunup bulunmadığı incelenir.
Araştırmada ayrıca, işçinin kanuni çalışma süreleri aşılarak dinlendirilmeden çalıştırılıp çalıştırılmadığı, bünyesini zorlayıcı bir çalışmaya maruz bırakılıp bırakılmadığı ve olay günü işyerinde rutin dışında gerginlik veya strese yol açan olağandışı bir durumun yaşanıp yaşanmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin E. 2023/3946, K. 2024/4687 sayılı, E. 2024/3385, K. 2025/5268 sayılı ve E. 2021/7286, K. 2022/12164 sayılı kararlarına göre, kusur ve bünyesel faktör incelemesi için oluşturulacak bilirkişi heyetinde iş güvenliği uzmanlarının yanı sıra kardiyoloji alanında uzman bir hekimin yer alması aranmaktadır. İş kazasının tespiti davalarında hastane kayıtları ile tanık beyanları değerlendirilirken, tazminat davalarında aynı olay sebebiyle SGK tarafından açılmış bir rücuan tazminat davası ve oradaki kusur raporunun kesinleşme durumu da mahkemece gözetilmelidir.
Tazminatın Kapsamı ve Faiz Başlangıcı
İş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybından kendi kusuru oranında indirim yapılır. Manevi tazminat miktarının takdirinde de tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınır.
6098 sayılı Kanun'un 117. maddesi uyarınca haksız fiilden kaynaklanan tazminat borçlarında temerrüt ve faiz başlangıcı kural olarak haksız fiilin işlendiği zararlandırıcı olay tarihidir. Bununla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde yer alan taleple bağlılık ilkesi uyarınca hâkim tarafların talepleriyle bağlıdır. Davacının dava dilekçesinde faiz başlangıcı olarak dava tarihini talep etmesi veya faiz talebinde bulunmaması halinde mahkemece talep aşılarak olay tarihinden itibaren faize karar verilemez.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 117Kaynağı aç
İşyerinde geçirilen her kalp krizi iş kazası sayılır mı?
5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince sigortalının işyerinde bulunduğu sırada geçirdiği kalp krizi veya ani kardiyak rahatsızlıklar, olayın işin yürütümüyle doğrudan meydana geldiği tıbben ayrıca kanıtlanamasa dahi iş kazası olarak nitelendirilebilir.
İşçinin önceden benzer rahatsızlık yaşamış olması iş kazası tespitini engeller mi?
Hayır, çalışanın olaydan önceki gece veya daha önce benzer rahatsızlık belirtileri yaşamış olması, işyerinde çalışma esnasında beliren krizin iş kazası sayılmasına tek başına engel teşkil etmez.
İşveren iş kazasını bildirmek için hangi sürelere uymalıdır?
İşveren iş kazasını yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, Sosyal Güvenlik Kurumuna ise en geç üç iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür; kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde olmuşsa bu süre kazanın öğrenildiği tarihten başlar.
Kalp krizine bağlı iş kazalarında bilirkişi heyeti kimlerden oluşur?
Kusur tespiti ve bünyesel faktörlerin ayrımı amacıyla oluşturulacak bilirkişi heyetinde iş güvenliği uzmanları ile birlikte kardiyoloji uzmanı hekimin yer alması gerekmektedir.
İş kazası tazminatında faiz hangi tarihten itibaren talep edilebilir?
Zararlandırıcı olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi esas olmakla birlikte, taleple bağlılık ilkesi gereğince dava dilekçesinde faiz başlangıcı olarak dava tarihi istenmişse mahkemece bu talep aşılamaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

