İşe İade ve İşçilik Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Olarak Arabuluculuk
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasına göre mevzuattan veya iş sözleşmelerinden doğan işçi-işveren alacakları, tazminat talepleri ve işe iade uyuşmazlıklarında dava ikame edilmeden önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, bu başvuru yoluna gidilmeden dava açıldığı saptanırsa mahkemece başka bir usuli işlem tesis edilmeksizin dava şartı yokluğu gerekçesiyle davanın usulden reddi yoluna gidilir. Dava açarken arabuluculuk sürecinde uzlaşma sağlanamadığını gösteren son tutanağın aslının ya da onaylı bir örneğinin dava dilekçesi ekinde mahkemeye verilmesi gerekmektedir. Belgenin sunulmaması durumunda mahkeme davacıya bir haftalık kesin süre ihtarı gönderir; bu sürede eksiklik tamamlanmazsa dilekçe davalı tarafa tebliğe çıkarılmadan dava usulden reddedilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/4291, K. 2024/8934Kaynağı aç
7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
7036 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 17. fıkrası gereğince arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Kanunun 3. maddesinin 18. fıkrası uyarınca arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabileceği gibi işverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir.
Arabuluculuk Sürecinin Yürütülmesi ve Son Tutanağın Tanzimi
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 23. maddesinin 3. fıkrasına göre arabuluculuk başvurusu dilekçeyle, bürolarda bulunan formların doldurulması suretiyle yahut elektronik ortamda yapılabilir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 15. maddesinin 3. fıkrası gereğince taraflarca aksine bir usul kararlaştırılmadıkça arabulucu; uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları gözeterek faaliyeti yürütür.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/4484, K. 2024/8260Kaynağı aç
6325 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya sürecin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir; arabulucu tarafından düzenlenen bu belge arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır. Yönetmeliğin 20. maddesinin 3. fıkrası gereğince son tutanağa faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir; arabulucu ise bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapmakla yükümlüdür.
Başvuru Formu ile Son Tutanak Çelişkisinde Aşırı Şekilcilik Yasağı
Arabuluculuk başvuru formunda işe iade talebi açıkça işaretlenmemiş olsa dahi, tarafların iradesine uygun düzenlenen son tutanakta işe iadenin müzakere edildiği belirtilmişse arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediği söylenemez. İlgili bireysel başvuru değerlendirmesinde, başvuru formundaki soyut ifadelerin somutlaştırılması sorumluluğunun bütünüyle başvurucuya yüklenmesi ve müzakere iradesini yansıtan son tutanağın göz ardı edilmesi, dava şartına olağanın dışında bir anlam yükleyen aşırı şekilci bir yaklaşım sayılarak mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak görülmüştür.
Dava şartı olarak arabuluculuğa başvuru zorunluluğu, kişilerin hak aramasını imkânsız kılan veya aşırı derecede zorlaştıran etkisiz ve sonuçsuz bir sürece neden olmadıkça hak arama hürriyetinin özüne dokunmaz. Buna karşılık işçinin mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz müdahaleler kabul edilemez; nitekim 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 15. fıkrasında düzenlenen ve asıl işveren ile alt işverenin arabulucu görüşmesine birlikte katılması ile iradelerinin uyuşmasını zorunlu kılan kural, mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir sınırlama oluşturduğu gerekçesiyle Anayasa'nın 13. ve 36. maddeleri çerçevesinde denetime konu edilerek iptal edilmiştir.
İş Yargısında Zayıfın Korunması ve Mükerrer Başvuru Riski
7036 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde belirtildiği üzere iş yargısının temelinde çabukluk, basitlik, emredicilik, zayıf konumda olan işçinin korunması ve ucuzluk ilkeleri yer almaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2024/4291, K. 2024/8934 ve E. 2024/4484, K. 2024/8260 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, işçinin hak ve alacaklarını en kısa sürede ve en basit yoldan almasını sağlamak amacıyla getirilen arabuluculuk kurumunun işçinin aleyhine yorumlanması doğru değildir; aksine zayıf konumda bulunan işçinin korunması esastır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2024/4484, K. 2024/8260 sayılı kararında ifade edildiği üzere, arabuluculuk dava şartının ağır koşullara bağlanması ve mükerrer başvuru zorunluluğu öngörülmesi; işe iade davalarında hak düşürücü süre sorunlarının yaşanmasına, tazminat ve alacaklar bakımından alacağın kısmen zamanaşımına uğramasına ve arabulucunun sorumluluğuna dair tereddütlere yol açabilmektedir.
Alacak Kalemlerinin Tutanağa Yazılması ve Dönemsel Kapsam
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2024/4484, K. 2024/8260 sayılı kararı uyarınca arabuluculuk tutanağında anlaşmazlıklara meydan verilmemesi adına tarafların anlaştıkları ya da anlaşamadıkları alacak kalemlerinin tek tek belirtilmesi gerekir. Başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihine kadar düzenlenen anlaşamama tutanaklarında alacaklar tek tek sayılmayıp soyut ifadeler kullanılmış olsa dahi işçilik alacaklarının tamamının arabuluculuğa konu edildiği kabul edilmektedir. Buna karşılık 02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda, hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığı ya da sağlanamadığını açıkça belirtmeyen son tutanağa göre dava şartının gerçekleştiği kabul edilmemektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2024/4484, K. 2024/8260 sayılı kararına konu olayda, son tutanakta dava konusu alacaklar tek tek gösterilmeyip genel bir ibareye yer verildiği için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği ve davanın usulden reddi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 22.05.2024 tarihli ve E. 2024/4291, K. 2024/8934 sayılı kararında ise arabuluculuk son tutanağında uyuşmazlık konusu yapılan ücret farkı alacağı bakımından, son tutanak tarihinden sonraki çalışma dönemine ilişkin olarak hesaplanan ücret farkı yönünden dava şartının yerine getirilmediği ve bu döneme ait kısım için davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Başvuru formunda işaretlenmeyen işe iade talebi son tutanakta geçerse dava şartı sağlanır mı?
Evet; başvuru formunda açıkça işaretlenmemiş olsa dahi tarafların iradesine uygun düzenlenen son tutanakta işe iade müzakere edilmişse arabuluculuk dava şartı gerçekleşmiş sayılır.
Arabulucuya başvurulmadan açılan davalarda mahkeme nasıl karar verir?
7036 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrası uyarınca mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda alacak kalemlerinin son tutanakta açıkça belirtilmemesinin hukuki sonucu nedir?
02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda, hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığı veya sağlanamadığını açıkça belirtmeyen son tutanağa dayanılarak dava şartının gerçekleştiği kabul edilmemektedir; bu tarihten önceki başvurularda ise soyut ifadelerin dahi tüm işçilik alacaklarını kapsadığı kabul edilmiştir.
Son tutanak tarihinden sonraki döneme ilişkin ücret farkı talebinde dava şartı nasıl değerlendirilmiştir?
Yargıtay incelemesine konu somut uyuşmazlıkta, 11.09.2020 tarihli son tutanaktan sonraki 11.09.2020-15.01.2021 dönemine ait hesaplanan ücret farkı alacağı yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği ve bu döneme ilişkin ücret farkı talebinin usulden reddedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

