Şantaj suçu; e-posta, anlık mesajlaşma uygulamaları veya sosyal medya platformları aracılığıyla da işlenebilir. Fiilin gerçekleştiği platform veya araç, suçun oluşumu bakımından belirleyici değildir; önemli olan tehdidin ve zorlamanın fiilen icra edilmiş olmasıdır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 107Kaynağı aç
bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı
veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar
sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14
md.) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref
veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat
edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya
hükmolunur.
Cebir
Şantaj Suçunun Hukuki Çerçevesi
Türk Ceza Kanunu'nun 107. maddesinin birinci fıkrası; hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından ya da yapmayacağından bahisle mağduru kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya, yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi için bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörmektedir. İkinci fıkra ise kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla mağdurun şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağını ya da isnat edileceğini tehdit unsuru olarak kullanan faili kapsamakta; bu hâlde de birinci fıkradaki cezaya hükmedilmektedir.
Şantaj ile tehdit suçu arasındaki ayrım pratik açıdan önem taşımaktadır. Failin herhangi bir yarar elde etmeyi amaçlamaksızın yalnızca şeref veya saygınlığa zarar verecek hususların açıklanacağını tehdit etmesi hâlinde eylemin TCK m. 107 kapsamında değil, başka bir suç tipi çerçevesinde değerlendirilebileceği görüşü ileri sürülmektedir. Bu ayrım ikincil kaynaklarda dile getirilen bir yorum olmakla birlikte TCK m. 107'nin fıkralarından doğrudan çıkarılabilen bir hüküm değildir; fıkraların kendi yapısı ve fail amacı birlikte ele alındığında nitelendirme somut olaya göre farklılaşacaktır.
Sosyal Medya Üzerinden İşlenen Şantajda Kullanılan Platform
Şantaj eyleminin gerçekleştirildiği iletişim aracı suçun oluşumu bakımından belirleyici değildir. Belirleyici olan, tehdidin ve zorlamanın fiilen icra edilmesidir. Bu nedenle anlık mesajlaşma uygulamaları, e-posta veya sosyal medya hesapları üzerinden kurulan tehditler, unsurların varlığı hâlinde TCK m. 107 kapsamında aynı hükümler çerçevesinde değerlendirilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi; cinsel içerikli görüntülerin internette yayınlanacağı tehdidiyle para talep edilmesi biçimindeki eylemlerin TCK m. 107 kapsamında şantaj oluşturduğunu, bu gerekçeyle beraat kararı verilmesini bozma nedeni saymıştır. Aynı daire; sanığın kullandığını kabul ettiği hattan mağdura para ve cinsel içerik tehdidi içeren mesajlar gönderildiğinin tespit edilmesine karşın hatalı değerlendirme ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesini de bozma nedeni olarak kabul etmiştir.
Dijital Ortamda Hesap Sahipliğinin İspatı
İnternet ve sosyal medya üzerinden işlenen şantaj davalarında failin kimliğinin kanıtlanması özel bir önem taşır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi; mesajların hangi hesaptan gönderildiği, bu hesabın sanığa ne şekilde ait olduğu ve mesajların sanık tarafından iletildiğine dair deliller tartışılmadan hüküm kurulmasını bozma nedeni olarak kabul etmiştir. Öte yandan Yargıtay 12. Ceza Dairesi; mesajın sanık tarafından gönderildiğine ilişkin teknik bir tespit bulunmaması hâlinde beraat kararında isabetsizlik görmemiştir.
Bazı sosyal medya şirketlerinin kullanıcı IP adreslerini soruşturma makamlarıyla doğrudan paylaşmadığı belirtilmekte; bu durumlarda hesap sahipliğinin başka verilerle ortaya konulmaya çalışıldığı ifade edilmektedir.
Şantaj ve Diğer Suçların Bir Arada Oluşması
Sosyal medya üzerinden yapılan şantaj, eylemin içerdiği diğer unsurlar nedeniyle farklı suç tiplerini de aynı anda oluşturabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi; özel görüntülerin ifşa edileceği tehdidiyle başlayan ve bu görüntülerin daha sonra mağdurun yakınına iletilmesiyle sonuçlanan eylemlerde şantaj ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının bir arada sübut bulduğunu, sosyal medya hesabına yetkisiz erişimle birlikte gerçekleşen eylemlerde ise verileri hukuka aykırı ele geçirme ve sistemi engelleme suçlarının da gündeme geldiğini değerlendirmiştir. Hangi suçların sübut bulduğu her somut olayda ayrıca değerlendirilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi ise şantaj eylemlerinin bir bütün oluşturduğu durumlarda ayrıca bağımsız bir tehdit suçundan da mahkûmiyet kurulmasını bozma nedeni saymıştır. Bu yaklaşım, tek bir eylem bütünlüğü içinde birden fazla suçtan mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuki sınırını ortaya koymaktadır.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2017/2247, K. 2021/3400 sayılı kararında; sosyal medya üzerinden tanışılan 14 yaşındaki mağdureye şantaj yapılarak bilgisayar kamerası önünde soyundurulması eylemini değerlendirmiştir. Daire, fiziksel temas içermeyen bu eylemin şantaj suçunun yanı sıra cinsel taciz suçunu oluşturduğunu, çocuğun cinsel istismarı olarak nitelendirilmesinin yanılgı olduğunu hükme bağlayarak kararı bozmuştur. Bu karar, 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceki TCK m. 105/1 hükmünü esas almaktadır; anılan değişiklikle düzenlemenin ne yönde şekillendiği güncel mevzuattan ayrıca izlenmelidir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2017/2247, K. 2021/3400Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı, şantaj
HÜKÜM : Çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyet, diğer atılı suçtan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması
İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi.
Sanık hakkında şantaj suçundan dolayı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın aynı Kanunun 231/12. maddesine göre itirazı kabil kararlardan olup temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve esasen bu hususta mahallinde merciince değerlendirme yapılarak karar verildiği anlaşıldığından, söz konusu karara yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi gereğince reddiyle, incelemenin çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulun hükümle sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdurenin aşamalardaki ifadeleri, ikrar içerikli savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, suç tarihinden önce sosyal medya üzerinden tanışıp arkadaş olduğu on dört yaşındaki mağdure ile internette görüntülü konuşmaya başlayan sanığın, bu ortamda soyunmasını istediği mağdurenin olumsuz yanıt vermesi üzerine şantaj içerikli sözler sarf ederek herhangi bir kayıt işlemi yapmaksızın bilgisayar kamerası açıkken soyunmasını sağlamaktan ibaret eyleminin şantaj suçunun yanı sıra fiziksel temas içermemesinden dolayı suç tarihi itibarıyla lehe sayılıp, 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceki 5237 sayılı TCK'nın 105/1. maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 29.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kovuşturma Usulü: Şikâyet ve Uzlaştırma
Şantaj suçunun şikâyete bağlı olup olmadığı ve uzlaştırma prosedürüne tabi olup olmadığı, CMK m. 253 hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir. CMK m. 253/2'ye göre diğer kanunlarda yer alan suçlarda uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç, kanunda açık hüküm bulunması zorunludur. CMK m. 253/3, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda ve hakaret suçunda şikâyete bağlı olsalar dahi uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğini düzenlemektedir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma
CMK m. 253/3 uyarınca uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Ancak 24/12/2025 tarih ve 7571 sayılı Kanun ile eklenen cümleye göre önödeme kapsamındaki bir suçla birlikte işlenme hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri yine de uygulanabilir.
Uzlaştırma kapsamındaki suçlarda kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunması hâlinde dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir; görevlendirilen uzlaştırmacı şüpheli ile mağdura uzlaşma teklifinde bulunur. Taraf yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır. Uzlaştırma müzakereleri gizli yürütülür ve bu müzakereler sırasında yapılan açıklamalar herhangi bir soruşturma veya kovuşturmada delil olarak kullanılamaz. Uzlaştırma sonuçsuz kalırsa tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.
Dava Zamanaşımı
TCK m. 66/4 gereği zamanaşımı süresinin belirlenmesinde suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı esas alınır; seçimlik cezalarda hapis cezası dikkate alınır. TCK m. 66/1-e uyarınca beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Şantaj suçunda öngörülen ceza sınırlarına göre hangi zamanaşımı diliminin uygulanacağı, özellikle nitelikli hâllerin söz konusu olduğu durumlarda her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir; TCK m. 66/3 uyarınca dosyadaki delillere göre suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de zamanaşımı hesabında gözetilmektedir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
Zamanaşımının başlangıcına ilişkin özel düzenlemeler de mevcuttur. Çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olanlar tarafından işlenen suçlarda zamanaşımı, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar. Failin küçük olması hâlinde ise on iki ile on beş yaş arasındakilere genel sürenin yarısı, on beş ile on sekiz yaş arasındakilere üçte ikisi uygulanır.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
CMK m. 231/5 uyarınca (2/3/2024 tarih ve 7499 sayılı Kanun ile değişik hâliyle) yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilebilir. Şantaj suçunda TCK m. 107/1 kapsamında hükmedilen somut cezanın bu sınır içinde kalıp kalmadığı her davada ayrıca değerlendirilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar
HAGB kararı verilebilmesi için CMK m. 231/6'da sayılan üç koşulun birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır: Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması; mahkemece sanığın yeniden suç işlemeyeceğine dair kanaat oluşması; suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, eski hâle getirme ya da tazmin suretiyle tamamen giderilmesi.
HAGB kararı; müsadereye ilişkin hükümler dışında kurulan hükmün sanık hakkında herhangi bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder. HAGB kararında mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. Karar verilmesi hâlinde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur; bu süre içinde kasıtlı suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez ve dava zamanaşımı durur.
Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranıldığı takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir. HAGB kararları, yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenebilen ayrı bir sisteme kaydedilir.
CMK m. 231/12'nin 2/3/2024 tarih ve 7499 sayılı Kanun ile değiştirilen hâline göre HAGB kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında CMK m. 286 hükümleri uygulanır. İlk derece sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilen HAGB kararlarında ise temyiz yoluna gidilebilir. HAGB hükümleri Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılap kanunlarındaki suçlara uygulanmaz.
Sosyal medyada gönderilen tehdit mesajı şantaj sayılır mı?
Tehdidin e-posta, anlık mesajlaşma uygulaması veya sosyal medya platformu aracılığıyla iletilmesi şantaj suçunun oluşumunu engellemez. TCK m. 107 kapsamında belirleyici olan, failin mağduru haksız çıkar sağlamaya ya da yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya zorlamasıdır; kullanılan iletişim aracının türü bu değerlendirmeyi etkilemez.
Şantaj suçunda şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?
Şantaj suçunun şikâyete bağlı bir suç olup olmadığı somut olayın koşullarına ve TCK m. 107'nin ilgili hükümlerine göre değerlendirilmelidir. Bu konuda mevzuat metninden doğrudan sonuç çıkarılabilmesi için suçun şikâyete tabi olup olmadığının ilgili hükümler çerçevesinde ayrıca incelenmesi gerekir.
Özel görüntülerle yapılan şantajda başka suçlar da oluşabilir mi?
Özel görüntülerin ifşa edileceğiyle tehdit edilip ardından bu görüntülerin paylaşılması hâlinde şantajın yanı sıra özel hayatın gizliliğini ihlal suçu da gündeme gelebilir. Sosyal medya hesabına yetkisiz erişim söz konusu olduğunda verileri hukuka aykırı ele geçirme ya da sistemi engelleme suçları da birlikte oluşabilir. Hangi suçların sübut bulduğu her somut olayda ayrıca değerlendirilir.
Şantaj davası ne zaman zamanaşımına uğrar?
TCK m. 66/4 uyarınca zamanaşımı, suçun kanundaki ceza üst sınırına göre belirlenir; seçimlik cezalarda hapis cezası esas alınır. TCK m. 66/1-e, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis ya da adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıllık süre öngörmektedir. Suçun nitelikli hâllerinin varlığı hâlinde TCK m. 66/3 gereği daha ağır ceza dilimine geçilebileceğinden uygulanacak süre somut olayın koşullarına bağlıdır. HAGB denetim süresinde dava zamanaşımı durur.
HAGB kararı verilirse sanık ne kadar süreyle denetimde kalır?
CMK m. 231/8 uyarınca HAGB kararı verilen sanık beş yıl süreyle denetim altına girer. Bu sürede kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uyulduğu takdirde hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir. Denetim süresinde kasıtlı bir suç nedeniyle ikinci kez HAGB kararı verilemez.
HAGB kararına karşı hangi kanun yoluna başvurulabilir?
CMK m. 231/12'nin 2/3/2024 tarih ve 7499 sayılı Kanun ile değiştirilen hâline göre HAGB kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında CMK m. 286 hükümleri uygulanır; ilk derece sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilen HAGB kararlarında ise temyiz yoluna gidilebilir. Bu yürürlükteki düzenleme, önceki kanun döneminde uygulanan usulden farklıdır.
Uzlaştırma süreci şantaj suçunu etkiler mi?
Uzlaştırma hükümleri (CMK m. 253) yalnızca kanunda açıkça belirtilen veya şikâyete bağlı olan suçlarda uygulanır. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde kural olarak uzlaşma hükümleri uygulanmaz; ancak önödeme kapsamındaki suçla birlikte işlenme hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri yine de uygulanabilir. Uzlaştırma sürecinde yapılan açıklamalar hiçbir kovuşturmada delil olarak kullanılamaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

