Evlenme Vaadiyle Dolandırıcılık Suçu ve Unsurları

by Avukat Erdal Ersoy
Evlenme Vaadiyle Dolandırıcılık Suçu ve Unsurları

Evlenme vaadinin dolandırıcılık oluşturup oluşturmadığı, vaadin söylenmesinden değil, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde aranan hileli davranış, aldatma ve yarar koşullarının somut olayda gerçekleşmesinden anlaşılır. Bu maddenin birinci fıkrasına göre hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 157Kaynağı aç
Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya
başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye
bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.
Nitelikli dolandırıcılık
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/6931, K. 2013/17998Kaynağı aç
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi         2012/6931 E.  ,  2013/17998 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, tehdit
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanla arkadaşılık ilişkisi bulunan sanığın, evlenme vaadiyle katılandan para sızdırdığı, değişik zamanlarda toplam 5 çift bilezik, 7 çeyrek altın, 750 TL para ve 12.000 dolar aldığı, başka bir zaman da 3.500 TL para aldığı, ayrıca sanığın katılanı tehdit ettiği ve bu şekilde sanığın dolandırıcılık ve tehdit suçlarını işlediği iddia olunan somut olayda; katılan ve sanık anlatımları ile mesaj içeriklerine göre sanık katılandan para almış ise de; sanığın para istemekten ibaret eyleminin dolandırıcılık suçu için aranan hileli hareket kapsamında değerlendirilemeyeceği, tehdit suçunun işlendiğine dair de her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
1136 sayılı Kanunun 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün (2.) paragrafınfan sonra gelmek üzere, "sanığın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 1.100 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine" fıkrasının eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Dolandırıcılığın kanuni tanımı

Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesi dolandırıcılığı hileli davranış, aldatma ve bunlara bağlı yarar sağlama üzerinden kurar. Yarar failin kendisine veya bir başkasına sağlanabilir; zarar da aldatılan kişinin ya da başka bir kişinin zararı olabilir. Yalnızca bir vaadin yerine getirilmemesi, maddede aranan hileli davranış ve aldatma gerçekleşmeden dolandırıcılık sonucuna bağlanamaz.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2012/6931 esas ve 2013/17998 karar sayılı kararında dolandırıcılığın oluşması, failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına kendisine veya başkasına yarar sağlamasına bağlanmıştır. Aynı kararda hile nitelikli yalan olarak açıklanmış; hileli davranışın belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olması ve sergilenişinin mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte hareketler içermesi aranmıştır.

Bu ölçü sayısal bir eşikle belirlenmemiştir. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olayın özelliği, fiille ilişkisi, mağdurun durumu ve kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri dikkate alınarak olay bazında değerlendirilir. Bir evlenme vaadinin hile sayılıp sayılmayacağı da vaadin sözüne değil, somut davranışların bu ölçütleri karşılayıp karşılamadığına göre ele alınır.

Nitelikli hâller ve cezanın artırılması

Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin birinci fıkrasında sayılan hâllerde dolandırıcılığın işlenmesi halinde üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Bu aralık, fıkradaki bütün bentler için ayrıca ağırlaştırılmış alt sınır anlamına gelmez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak
suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi
parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması
suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden
kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin
kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı
kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir
kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin,
kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı
olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi
suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik:
3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan
hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan
elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı
sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,
başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre
cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.)
Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından
birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için
teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek
ceza bir kat artırılır.
Daha az cezayı gerektiren hal

Aynı fıkranın devamında (e), (f), (j), (k) ve (l) bentleri için ayrı bir alt sınır öngörülmüştür. Bu bentlerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Dört yıllık alt sınır ve menfaatin iki katı ölçüsü, birinci fıkrada sayılan diğer bentlere kendiliğinden taşınamaz.

Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması, 158. maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde nitelikli hâldir. Serbest meslek sahibi kişilerin mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güveni kötüye kullanması (i) bendindedir ve failin serbest meslek sahibi olmasını gerektirir. Kişinin kendisini kamu görevlisi ya da banka, sigorta veya kredi kurumu çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi (l) bendinde düzenlenmiştir. Bu bent, dört yıllık alt sınırın ve menfaatin iki katından az olamayan adli para cezasının uygulandığı bentler arasındadır.

158. maddenin ikinci fıkrası, kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan ve onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahsederek belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatıp başkasından menfaat temin eden kişinin birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılacağını düzenler. Bu hüküm evlenme vaadine özgü değildir; konusu belli bir işin gördürülmesi vaadidir.

157 ve 158. maddelerdeki suçların üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Bu artırımlar 158. maddenin üçüncü fıkrasında yer alır.

Evlenme vaadinin somut olayda ele alınması

Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2013/26303 esas ve 2016/2456 karar sayılı kararında, sanığın katılanı evlendirme vaadiyle aldatarak haksız menfaat temin ettiğinin gözetilmeden beraat hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Kararın olay anlatımında, evlenme karşılığı verilen menfaat ve takılardan sonra sanık ile yanındakilerin gelin kıza elbise alacaklarını söyleyerek evden ayrıldıkları ve geri dönmedikleri belirtilmiştir. Bu anlatım ilgili olayın özetidir; ayrıca genel bir ispat ölçütü olarak yazılmamıştır.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/26303, K. 2016/2456Kaynağı aç
15. Ceza Dairesi         2013/26303 E.  ,  2016/2456 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dolandırıcılık suçundan sanığın beraatına ilişkin hüküm, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, 2008 yılı yaz aylarında … ilçesindeki bir düğünde katılan ile tanıştığı, katılanın evlenmek istediğini bildirmesi üzerine sanığın, katılana evlenmek için memleketinden bir bayan bulabileceğini söylediği ve 2008 yılı Kasım ayı sonlarında bir bayan bulduğunu bildirerek haklarındaki soruşturma tefrik edilip açık kimlikbilgileri tespit edilemeyen ve kendilerini …, … ve … olarak tanıtan şahıslarla birlikte katılanın evine gittiği, katılanın… isimli kadınla evlenme karşılığı başlık parası olarak 8.000 TL'yi sanığa ve yanındakilere verdiği, ayrıca …'a takı olarak 1 çift altın küpe, 3 adet altın bilezik, 1 adet nişan yüzüğü taktığı, daha sonra sanığın ve yanındakilerin gelin kıza elbise alacaklarını bahane ederek evden ayrıldıkları ve bir daha geri dönmedikleri şeklindeki olayda; sanığın katılanı evlendirme vaadiyle aldatarak haksız menfaat temin ettiği gözetilmeden sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı gerekçelerle beraatına hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin atılı suçun sübut bulduğuna ilişkin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/03/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Daire, bu hükmün bozulmasına 08/03/2016 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir. Bozma, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince uygulanmakta olan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi uyarınca verilmiştir. Kararın sonucu, metinde anlatılan somut olgulara bağlıdır ve her evlenme vaadinin dolandırıcılık oluşturduğu biçiminde genel bir kurala dönüştürülemez.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2012/6931 esas ve 2013/17998 karar sayılı kararında farklı bir olay değerlendirilmiştir. Sanığın evlenme vaadi kapsamında katılandan para almış olmasına karşın, para istemekten ibaret eylemi dolandırıcılık için aranan hileli hareket kapsamında görülmemiştir. Değerlendirme o olayın anlatımları ve ilişki içindeki davranışlarla sınırlıdır; birlikte hareket edilen diğer olayla aynı kapsamda değildir.

Aynı kararda tehdit suçunun işlendiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği kabul edilmiş; dolandırıcılık ve tehdit yönünden verilen beraat kararlarında isabetsizlik görülmemiştir. Beraat hükmü 20/11/2013 tarihinde oy birliğiyle düzeltilerek onanmıştır. Bu sonuç yalnızca o olayda ulaşılan karara ilişkindir.

İhbar ve şikâyetin yapılması

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 158. maddesinin birinci fıkrasına göre suça ilişkin ihbar veya şikâyet Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluk makamlarına yapılabilir. Bu hüküm, Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesindeki nitelikli dolandırıcılık düzenlemesinden farklı bir kanuna ve farklı bir konuya ilişkindir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 158Kaynağı aç
Madde 158 – (1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet
Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
(2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet,
ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(3) Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında
Türkiye'nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir.
(4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia
edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya
şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak
yapılabilir.
(6) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/145 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/140 md.)[60] İhbar ve şikâyet konusu
fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin
açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması
durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda
şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer
olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu
karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü
hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra
uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme
kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından görülebilir.
(7) Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra
suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten
vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur.
Şüpheli ölümün ihbarı

İhbar veya şikâyet yazılı olarak yapılabileceği gibi, tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak da yapılabilir. Fiilin dolandırıcılık oluşturup oluşturmadığı ise Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesindeki hileli davranış, aldatma ve yarar koşullarına göre değerlendirilir.

Ayrıca araştırma yapılmadan fiilin suç olmadığının açıkça anlaşıldığı durumda ya da bildirim somut bir olaya dayanmayıp genel kaldığında, soruşturma açılmaması yönünde karar verilir. Bu kararla birlikte hakkında bildirimde bulunulan kişiye şüpheli sıfatı verilmez.

Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir. Bu karara karşı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173. maddesindeki usule göre itiraz edilebilir.

Evlenme sözü vermek dolandırıcılık mıdır?

Sözün kendisi, Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesindeki hileli davranış, aldatma ve yarar koşullarının yerine geçmez. Bir olayda para istemekten ibaret kalan davranış hileli hareket kapsamında görülmemiş; başka bir olayda evlendirme vaadiyle haksız menfaat sağlandığı kabul edilerek beraat bozulmuştur.

Dolandırıcılıkta temel ceza aralığı nedir?

Temel dolandırıcılıkta bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası öngörülür. 158. maddenin birinci fıkrasındaki nitelikli hâllerde üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası uygulanır. (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde hapis alt sınırı dört yıldan, adli para cezası ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

Şikâyet nereye ve nasıl yapılır?

Suça ilişkin ihbar veya şikâyet Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluk makamlarına yapılabilir. Başvuru yazılı olabileceği gibi tutanağa geçirilmek üzere sözlü de olabilir.

Soyut bir şikâyet soruşturma açar mı?

Fiilin araştırma gerekmeksizin açıkça suç olmadığının anlaşılması veya ihbar ya da şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması hâlinde soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Şikâyet edilene şüpheli sıfatı verilemez; karar varsa ihbar edene veya şikâyetçiye bildirilir ve 173. maddedeki usule göre itiraz edilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu