İnternet Dolandırıcılığı Suçu: Hukuki Çerçeve ve Yaptırımlar

by Avukat Erdal Ersoy
İnternet Dolandırıcılığı Suçu: Hukuki Çerçeve ve Yaptırımlar

İnternet dolandırıcılığı, Türk Ceza Kanunu'nda bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmemiştir. Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması yoluyla gerçekleştirilen dolandırıcılık, TCK m. 158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık olarak değerlendirilmektedir. Suçun temelinde, hileli davranışlarla bir kişinin iradesinin sakatlanarak mağdurun veya başkasının zararına yarar sağlanması yatmaktadır. Bu suçta kandırılan karşı taraftaki insandır; sistemin bir kısım açıkları bulunarak sisteme bazı şeyler varmış gibi girilmek suretiyle yarar sağlama ise hileli hareketin insana karşı yapılmaması nedeniyle dolandırıcılık değil hırsızlık suçunu oluşturabilecektir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 157Kaynağı aç
Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya
başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye
bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.
Nitelikli dolandırıcılık

Dolandırıcılık ile Bilişim Yoluyla Hırsızlık Arasındaki Sınır

Bir eylemin internet dolandırıcılığı mı yoksa başka bir suç mu oluşturduğu, mağdurun iradesinin nasıl etkilendiğine göre belirlenir. Fail, mağdura ait hesaba mağdurun iradesini hile ve desise ile sakatlamak suretiyle erişim sağlamışsa artık söz konusu suç bilişim yoluyla dolandırıcılıktır. Mağdurun iradesi hiç devreye girmeksizin hesabına erişilerek para aktarılması durumunda ise bilişim sistemi aracılığıyla hırsızlık suçu gündeme gelebilir. Bu ayrım, uygulanacak suç tipini ve dolayısıyla yaptırım rejimini etkiler.

Basit ve Nitelikli Dolandırıcılık: Ceza Sınırları

TCK m. 157/1 uyarınca basit dolandırıcılık suçu, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına yarar sağlanması hâlinde bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasını gerektirmektedir. Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suçu nitelikli hâle getirir ve TCK m. 158'de öngörülen daha ağır yaptırım çerçevesine sokar. TCK m. 158/1'deki nitelikli hâllerde, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılmasına ilişkin bent de dahil olmak üzere belirli bentlerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak
suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi
parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması
suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden
kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin
kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı
kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir
kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin,
kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı
olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi
suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik:
3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan
hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan
elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı
sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,
başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre
cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.)
Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından
birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için
teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek
ceza bir kat artırılır.
Daha az cezayı gerektiren hal

İnternet üzerinden ilan yayımlayarak gerçekleştirilen dolandırıcılık eylemlerinin bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay'ın sonraki dönem kararlarında benimsenen yaklaşımdır. Önceki dönemde bu tür eylemler basın ve yayın araçlarından yararlanma kapsamında da tartışılmış olmakla birlikte Yargıtay daha sonra bilişim sistemlerine ilişkin bendi esas almıştır. Bu içtihat değişikliğine ilişkin kararların künyesi elimizde bulunmadığından anılan yaklaşım yalnızca bu çerçevede aktarılmaktadır.

Adli para cezası, TCK m. 52/1 uyarınca belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı miktarla çarpılması yoluyla hesaplanır. Tam gün sayısı beş günden az, kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yedi yüz otuz günden fazla olamaz. Bir gün karşılığı adli para cezası, kişinin ekonomik ve diğer kişisel hâlleri gözetilerek en az yüz, en fazla beş yüz Türk Lirası olarak belirlenir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 52Kaynağı aç
Madde 52- (1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine
hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam
gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması
suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden
ibarettir.
(2) En az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası olan bir gün
karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri
göz önünde bulundurularak takdir edilir.[11]
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün
sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.
(4) Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye
adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir
yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler
halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit
miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi
halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para
cezasının hapse çevrileceği belirtilir.
İKİNCİ
BÖLÜM
Güvenlik
Tedbirleri
Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma[12]

Nitelikli Hâller: Kamu Görevlisi Bağlantısı İddiası ve Örgütlü Suç

TCK m. 158/2, ayrı bir nitelikli hâl olarak kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan ya da onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahsederek belirli bir işi gördüreceği vaadiyle başkasından menfaat temin etmeyi düzenlemektedir. Bu eylem de m. 158/1 hükmüne göre cezalandırılmaktadır.

TCK m. 158/3, 6763 sayılı Kanun'la 24 Kasım 2016 tarihinde eklenen fıkra ile suçların üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek cezanın yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise bir kat artırılacağını öngörmektedir.

Etkin Pişmanlık ve Zararın Giderilmesi

Dolandırıcılık suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir. TCK m. 168/1 uyarınca, suç tamamlandıktan sonra fakat kovuşturma başlamadan önce fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin yoluyla tamamen gidermesi hâlinde verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce etkin pişmanlık gösterilmesi hâlinde ise TCK m. 168/2 uyarınca verilecek cezanın yarısına kadarı indirilebilir. Zararın yalnızca kısmen giderilmesi hâlinde ise etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun rızası ayrıca aranır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 168Kaynağı aç
Madde 168 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/20 md.)
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık,
hileli iflâs, taksirli iflâs (…)[72]
suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan
önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek
mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen
gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm
verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı
indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek
cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde
üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin
halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun
rızası aranır.
(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin
pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı
zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası
açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise,
verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki
defadan fazla yararlanamaz.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

Bilişim Sistemleri Arasındaki Veri Nakillerini İzleme

İnternet dolandırıcılığı süreçlerinde zaman zaman gündeme gelen bir başka suç tipi, bilişim sistemleri arasındaki veri nakillerini izlemedir. TCK m. 243/4, 6698 sayılı Kanun'la 24 Mart 2016 tarihinde eklenen fıkra uyarınca, bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 243Kaynağı aç
Madde 243- (1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına,
hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar
hapis veya adlî para cezası verilir.[100]
(2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen
sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.
(3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse,
altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) (Ek: 24/3/2016-6698/30 md.) Bir bilişim sisteminin kendi
içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme
girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi, bir yıldan üç
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme

Yasadışı Bahis Sitelerinin Hukuki Boyutu

İnternet ortamında dolandırıcılıkla sıkça iç içe geçen bir alan, yetkisiz spor bahisi ve şans oyunlarıdır. Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un (7258 sayılı Kanun) 5. maddesi bu alanda ayrıntılı bir yaptırım çerçevesi öngörmektedir. Buna göre, yetkiye dayanmaksızın spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını oynatanlar ya da oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Spor müsabakalarına dayalı bahis veya şans oyunlarıyla bağlantılı olarak para nakline aracılık edenler için hapis cezası aynı aralıkta kalırken adli para cezası beş bin güne kadar öngörülmektedir. Kişileri reklam vererek veya başka yollarla bu oyunları oynamaya teşvik edenler ise bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıyla karşılaşabilir.

Bireysel olarak yasadışı bahis oynamak, 7258 sayılı Kanun m. 5/1-d uyarınca suç olarak değil; mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından uygulanan idari para cezasını gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmiştir. Suçun işlendiği işyerleri ise mülki idare amiri tarafından ihtar yapılmaksızın üç ay süreyle mühürlenerek kapatılmakta; ruhsatlı işyerlerinin ruhsatları bildirimi izleyen beş iş günü içinde iptal edilmektedir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

CMK m. 231/5 uyarınca, hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verebilir. HAGB ihtiyari bir kurumdur. Bu hüküm 7499 sayılı Kanun ile 2 Mart 2024 tarihinde değiştirilmiştir. Nitelikli dolandırıcılık suçunda öngörülen ceza sınırları dikkate alındığında HAGB kurumunun uygulanabilmesi, somut olayda belirlenen nihai cezanın iki yıl eşiğini aşmamasına bağlıdır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

HAGB kararı verilebilmesi için CMK m. 231/6 uyarınca üç koşulun birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır: sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceğine dair mahkemede kanaat oluşması ve suçun işlenmesiyle mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesi. Zararın derhal karşılanamaması durumunda denetim süresince aylık taksitlerle ödeme koşuluyla da HAGB verilebilmektedir. HAGB kararı verildiğinde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur; bu süre zarfında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez.

CMK m. 231/12 uyarınca, belirtilen istisna saklı kalmak üzere HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilmektedir. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir. Kasten yeni suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde mahkeme hükmü açıklar; koşulları varsa hapis cezasını erteleyebilir ya da seçenek yaptırımlara çevirebilir. Öte yandan HAGB kararı verilen hükümde mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez; kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara da çevrilemez. HAGB kararları özel bir sisteme kaydedilir ve bu kayıtlar yalnızca soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak yetkili merciler tarafından istenebilir.

Cezanın Ertelenmesi

TCK m. 51/1 uyarınca, işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu üst sınır, suçu işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişiler bakımından üç yıldır. Erteleme, mahkemenin takdirine bırakılmış ihtiyari bir kurumdur. Ertelemenin uygulanabilmesi için ayrıca sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık nedeniyle tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede kanaat oluşması gerekmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 51Kaynağı aç
Madde 51- (1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle
hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst
sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını
bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi
için kişinin;
a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına
mahkûm edilmemiş olması,
b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık
dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması,
gerekir.
(2) Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen
iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi
koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın
infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi
halinde, infaz hâkimi kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir.[9]
(3) Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla
olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm
olunan ceza süresinden az olamaz.
(4) Denetim süresi içinde;
a) Bir meslek veya sanat sahibi
olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi
hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra
eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat
edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir
eğitim kurumuna devam etmesine,
mahkemece karar verilebilir.
(5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman
kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve
sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte
bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle
görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve
sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor
düzenleyerek infaz hâkimine verir.9
(6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde
bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman
kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir.
(7) Hükümlünün denetim süresi içinde
kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz
hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın
kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar
verilir.[10]
(8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği
takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.
Adlî para cezası

Mahkeme, ertelemeyi mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi koşuluna bağlayabilir; bu durumda koşul yerine gelinceye kadar cezanın infazına devam edilir. Koşulun gerçekleşmesi hâlinde infaz hâkimi kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir. Erteleme kararıyla birlikte bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi belirlenir; bu sürenin alt sınırı mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz. Hükümlü denetim süresi içinde kasıtlı suç işler ya da uyarıya rağmen yükümlülüklere uymamakta ısrar ederse ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar verilir. Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirildiğinde ceza infaz edilmiş sayılır.

Hileli Hareketin Kapsamı: Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin Bir Kararı

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin hileli hareketinin karşı tarafın denetim olanaklarını etkisiz kılacak nitelikte olması belirleyici bir yer tutmaktadır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin E. 2017/32140, K. 2021/4257 sayılı kararında, banka kredi başvurularına eklenen SGK hizmet dökümü cetvellerinin imzasız ve onaysız bilgisayar çıktısı niteliğinde olduğu, bankanın internet sistemi üzerinden doğrulama yapabilecek durumda bulunmasına rağmen denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği ve sanıkların bankanın denetim olanağını ortadan kaldıracak nitelikte hileli bir harekette bulunmadığı tespit edilmiş; bu gerekçeyle nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına hükmedilerek beraat kararları onanmıştır. Bu karar, sahte SGK belgesiyle banka kredisi dolandırıcılığına ilişkin somut koşulları değerlendirmekte olup farklı koşullardaki olaylara doğrudan genelleme yapılması uygun olmaz.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/32140, K. 2021/4257Kaynağı aç
15. Ceza Dairesi         2017/32140 E.  ,  2021/4257 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçundan beraatlarına ilişkin hükümler, katılan vekili ve vekâlet ücretiyle sınırlı olmak üzere sanık … müdafi tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklardan …'in müteahhit olduğu ve gayrimenkul alım satımı yaptığı, sanık …'un ise, bankadan kredi alma konusunda sanık …'in yönlendirmesiyle müşterilere dosya hazırladığı ve bunun karşılığında para aldığı,
Bu kapsamda, sanık …'den daire satın almak isteyen sanık …'un, katılan bankadan kredi kullanmak için sanık …'ın yönlendirmesiyle sanık … ile görüştüğü, sanık …'nın, SGK'daki kayıtlara göre 886,50 TL maaş aldığı anlaşılan sanık …'nın 1.500 TL tutarında maaş aldığına dair belgeyi işyerinden aldırmasını sağlayıp, çalıştığı dönemi de farklı gösterecek şekilde internet üzerinden gerçeği yansıtmayan hizmet döküm belgesi aldığı ve bunları ekleyip kredi başvuru dosyası hazırladığı, sanık … adına katılan banka tarafından 15/06/2011 tarihinde 36 ay vadeli 15.000 TL'lik tüketici kredisi, 22/06/2011 tarihinde ise 120 ay vadeli 63.750 TL bedelli konut kredisi tahsis edildiği,
Sanıklardan …'ün, kredinin kullandırıldığı dönemde … Medikal isimli işyerinde aylık 796,50 TL maaşla çalıştığı halde, hazırlanan kredi dosyasında sunulan SGK hizmet dökümünde Alke İnşaat firmasında aylık 2.659 TL maaşla çalıştığına ilişkin sahte belgeyi katılan bankaya ibraz ettiği, kefil olarak gösterdiği sanık …'in, Şimşek Alüminyum isimli firmada aylık 531 TL maaşla çalıştığı; ancak, sunulan sahte SGK hizmet dökümünde ise Alke İnşaat firmasında aylık 776,20 TL maaşla çalıştığına dair hizmet dökümü sunduğu, yine aynı kredi sözleşmesinde kefil olan sanık …'un herhangi bir yerde çalışmadığı halde, Unspet Paket servisinde çalıştığına dair gelir belgesi ile…'a ait medikal firmasında çalıştığına dair sahte SGK hizmet döküm belgesi sunduğu, bunun üzerine katılan banka tarafından sanık …'e 25.000 TL tüketici kredisi, 250 TL kredili mevduat hesabı ve 1.000 TL tutarında kredi kartı tanımlandığı,
Sanık …'un almış olduğu kredileri ödemeye devam ettiği, ancak sanık …'ün kredi borçlarını ödeyemediği ve yasal takipte olduğu,
Bu şekilde, sanık …'un bankaca tahsis edilmemesi gereken kredi ile ilgili olarak birer hafta arayla aynı banka şubesine iki kez sahte SGK hizmet dökümü sunarak 15.000 TL tüketici, 63.750 TL konut kredisi almak suretiyle; sanık …'ün yine sahte hizmet dökümü ile bankaya müracaat edip 25.000 TL tüketici kredisi almak suretiyle atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri, kefil olan diğer sanıklar … ve …'in de yine sahte hizmet dökümleri sunup kredi sözleşmesine kefil olarak imza atmak suretiyle; sanıklar … ve …'un da kredi dosyası hazırlama ve sahte hizmet dökümlerini dosyaya sunmak suretiyle bu suçun işlenmesine yardım ettikleri iddia edilen olayda;
1- Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında verilen beraat hükümlerinin incelenmesinde;
Kredi başvurularına eklenen SGK hizmet dökümü cetvellerinin bilgisayar çıktısı şeklinde imzasız ve onaysız oldukları, katılan bankanın kredi başvuruları sırasında, internet sistemi üzerinden erişimi mümkün olduğu halde SGK hizmet dökümü belgelerinin kontrolünü yapmayarak basiretli bir tacir gibi davranmadığı ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği, sanıkların bankanın denetim olanağını ortadan kaldıracak mahiyette hileli bir hareketlerinin bulunmadığı anlaşılmakla; sanıklara atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat hükümlerinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, sanıklara atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, atılı suçun sübut bulduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında verilen beraat hükmünün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1136 sayılı Kanun'un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün ilgili kısmına "Sanık …’un kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 3.000 TL vekâlet ücretinin Hazineden alınarak sanığa verilmesine" fıkrasının eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Sık Sorulan Sorular

İnternet dolandırıcılığı basit mi nitelikli mi dolandırıcılık sayılır?

Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması, suçu nitelikli hâle getirir ve TCK m. 158 kapsamında değerlendirilir. Basit dolandırıcılık ise TCK m. 157'de düzenlenmiş olup bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasını gerektirmektedir. Nitelikli hâlde ise ceza çerçevesi çok daha ağırdır; bilişim sistemleri aracılığıyla gerçekleştirilen dolandırıcılığa ilişkin bentte hapis cezasının alt sınırı dört yıldan ve adli para cezası suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

İnternet dolandırıcılığında etkin pişmanlık mümkün mü?

Evet, dolandırıcılık suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir. TCK m. 168/1 uyarınca suç tamamlandıktan sonra fakat kovuşturma başlamadan önce zararın tamamen giderilmesi hâlinde cezanın üçte ikisine kadarı indirilebilir. Kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce etkin pişmanlık gösterilmesi hâlinde ise TCK m. 168/2 uyarınca cezanın yarısına kadarı indirilebilir. Kısmi geri ödeme söz konusuysa indirimden yararlanmak için mağdurun rızası ayrıca aranır.

Kamu görevlisiyle tanıştırma vaadiyle para alma suç mudur?

Evet. TCK m. 158/2 uyarınca, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan veya onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahsederek belirli bir işi gördüreceği vaadiyle başkasından menfaat temin eden kişi, nitelikli dolandırıcılığa ilişkin m. 158/1 hükmüne göre cezalandırılmaktadır.

Suç birden fazla kişiyle birlikte işlenirse ceza artar mı?

TCK m. 158/3 uyarınca suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Suç işlemek için örgütlenmiş bir yapının faaliyeti kapsamında işlenmesi durumunda ise artırım bir kat olarak uygulanır. Bu hüküm 6763 sayılı Kanun ile 24 Kasım 2016 tarihinde eklenmiştir.

Yasadışı bahis sitesinde bahis oynamak suç mudur?

Bireysel olarak yasadışı bahis oynamak, suç olarak tanımlanmamış; 7258 sayılı Kanun m. 5/1-d uyarınca mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından uygulanan idari para cezasını gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmiştir. Buna karşılık bahis platformunu işletmek, oynanmasına yer ya da imkân sağlamak veya bu platformlarla bağlantılı para nakline aracılık etmek aynı kanunun 5. maddesi kapsamında hapis cezası gerektiren suçlardır.

HAGB kararına nasıl itiraz edilir?

CMK m. 231/12 uyarınca, belirtilen istisna saklı kalmak üzere HAGB kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilmektedir. HAGB verildiğinde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir; kasıtlı yeni suç işlenmesi ya da denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise hüküm açıklanır.

Dolandırıcılık mı hırsızlık mı: aradaki fark nedir?

Belirleyici ölçüt, mağdurun iradesinin devreye girip girmediğidir. Failin mağdura ait hesaba mağdurun iradesini hile ve desise ile sakatlamak suretiyle erişim sağlaması durumunda söz konusu suç dolandırıcılıktır. Mağdurun iradesi hiç devreye girmeksizin hesabına erişilerek para aktarılması hâlinde ise bilişim sistemi aracılığıyla hırsızlık suçu söz konusu olabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu