İnsan Kaynaklarında Rekabet Hukuku Eğitimi ve Sorumluluk

by Avukat Erdal Ersoy
İnsan Kaynaklarında Rekabet Hukuku Eğitimi ve Sorumluluk

İnsan Kaynakları Çalışanlarına Rekabet Hukuku Eğitimi Zorunlu mudur?

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamında teşebbüslerin insan kaynakları personeline belirli aralıklarla rekabet hukuku eğitimi vermesini öngören açık ve genel bir hüküm ya da bu alanda çalışabilmek için sertifika alma zorunluluğu bulunmamaktadır. Rekabet uyum programları ve bu kapsamda verilen eğitimler, kural olarak teşebbüslerin kendi risk değerlendirmelerine göre belirlediği kurumsal tedbirler niteliğindedir.

Mesleki Yeterlilik Kurumunun insan kaynakları meslek standartlarında görevlerin yasal mevzuat ve kuruluş prosedürleri çerçevesinde yerine getirilmesi gerektiği belirtilmekle birlikte, rekabet hukuku zorunlu bir uzmanlık alanı olarak düzenlenmemiştir.

Çalışan Eylemlerinin İsnat Edilebilirliği ve Kurumsal Sorumluluk

Eğitimin kanunla genel bir zorunluluk haline getirilmemiş olması teşebbüsün sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Teşebbüs adına hareket eden çalışanların fiilleri şirkete isnat edilebilir. Bu doğrultuda bir insan kaynakları yöneticisinin rakip bir teşebbüs yetkilisiyle gerçekleştirdiği yazışmalar, sözlü mutabakatlar veya bilgi paylaşımları, teşebbüs bakımından 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlaline yol açabilir.

4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında, piyasadaki serbest rekabet düzenini doğrudan ya da dolaylı biçimde bozma, engelleme veya kısıtlama amacı güden yahut bu sonucu doğurabilecek nitelikteki her türlü teşebbüs uzlaşması, ortak davranışı ve birlik kararı hukuka aykırı sayılarak yasaklanmıştır. Bu doğrultuda alım veya satım şartlarının birlikte tayin edilmesi ile piyasa kaynaklarının ya da unsurlarının paylaşılması kanunen yasaklanmış temel ihlaller arasında düzenlenmektedir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır. Bu haller, özellikle şunlardır: a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tesbit edilmesi, b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü, c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi, d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi, e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması, f) Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi, Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Muafiyet

Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat hareketleri, arz-talep dengesi ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin rekabetin kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Ancak taraflar ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla uyumlu eylemde bulunmadıklarını ispatlayarak hukuki ve idari sorumluluktan kurtulabilir.

4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüslere, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan (hesaplanamazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonundaki) yıllık gayrisafi gelirlerinin yüzde 10'una kadar idari para cezası verilir. İhlalde belirleyici etkisi saptanan teşebbüs yöneticilerine veya çalışanlarına ise teşebbüse verilen cezanın yüzde 5'ine kadar kişisel idari para cezası uygulanabilmektedir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – (Değişik: 23/1/2008-5728/472 md.) Kurul, teşebbüs niteliğindeki gerçek ve tüzel kişiler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerine; a) Muafiyet ve menfi tespit başvuruları ile birleşme ve devralmalar için izin başvurularında yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi, b) İzne tabi birleşme ve devralmaların Kurul izni olmaksızın gerçekleştirilmesi, c) Kanunun 14 ve 15 inci maddelerinin uygulanmasında eksik, yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi ya da bilgi veya belgenin belirlenen süre içinde ya da hiç verilmemesi, d) Yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması, hallerinden (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilenler için teşebbüsler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin binde biri oranında, (d) bendinde belirtilenler için ise aynı şekilde saptanacak olan gayri safi gelirlerinin binde beşi oranında idarî para cezası verir. Ancak bu esasa göre belirlenecek ceza onbin Türk Lirasından az olamaz. Bu fıkranın (b) bendine göre idarî para cezası birleşme işlemlerinde tarafların herbirine, devralma işlemlerinde ise sadece devralana verilir. Yerinde incelemenin mahkeme kararı ile gerçekleştirilmesi, yerinde incelemenin engellenmesi ve zorlaştırılmasına ilişkin olarak bu Kanunda öngörülen idarî para cezasının uygulanmasını engellemez. Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir. Teşebbüs veya teşebbüs birliklerine üçüncü fıkrada belirtilen idarî para cezaları verilmesi halinde, ihlalde belirleyici etkisi saptanan teşebbüs veya teşebbüs birliği yöneticilerine ya da çalışanlarına teşebbüs veya teşebbüs birliğine verilen cezanın yüzde beşine kadar idarî para cezası verilir. Kurul, üçüncü fıkraya göre idarî para cezasına karar verirken, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası bağlamında, ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alır. Kanuna aykırılığın ortaya çıkarılması amacıyla Kurumla aktif işbirliği yapan teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri veya bunların yöneticileri ve çalışanlarına, işbirliğinin niteliği, etkinliği ve zamanlaması dikkate alınarak ve gerekçesi açık bir şekilde gösterilmek suretiyle üçüncü ve dördüncü fıkralarda belirtilen cezalar verilmeyebilir veya bu fıkralara göre verilecek cezalarda indirim yapılabilir. Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar, işbirliği halinde para cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir. Nispi İdarî Para Cezası[5]

İdari para cezası belirlenirken ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüsün piyasa gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etki, verilen taahhütlere uyum, incelemeye yardımcı olunması ve ortaya çıkan ya da muhtemel zararın ağırlığı dikkate alınır. Kanuna aykırılığın aydınlatılması amacıyla Rekabet Kurumu ile aktif işbirliği yapan teşebbüsler ile bunların yönetici ve çalışanlarına, işbirliğinin niteliği ve etkinliğine göre ceza verilmeyebilir veya cezalarda indirim uygulanabilir.

Şirket bünyesinde personele rekabet hukuku eğitimi verilmiş olması ya da bir uyum programının bulunması, ihlal gerçekleştiğinde teşebbüse otomatik bağışıklık tanımaz ve idari para cezasında zorunlu indirim nedeni teşkil etmez.

İş Gücü Piyasasında Rekabet İhlalleri ve Bilgi Değişimi

İş gücü piyasalarındaki rekabet ihlali incelemelerinde işverenlerin nihai mal veya hizmet pazarında rakip olması şart değildir. Farklı sektörlerde faaliyet gösteren teşebbüsler dahi yazılım geliştirici, finans uzmanı veya insan kaynakları personeli istihdam etme bakımından aynı iş gücü piyasasında rakip kabul edilebilir.

Zam oranları, çalışma süreleri, yan haklar, tazminatlar ve izinler gibi iş gücü hareketliliğini etkileyen veriler rekabete duyarlı bilgi niteliğindedir. Bu tür bilgilerin rekabeti kısıtlama amacıyla paylaşılması durumunda somut piyasa etkisi ayrıca araştırılmadan ihlal tespiti yapılabilmektedir.

Ücret araştırmalarının rekabet ihlali teşkil etmemesi için araştırmanın bağımsız bir üçüncü tarafça yürütülmesi, geçmiş döneme ait verileri içermesi, yeterli sayıda şirketin bilgilerinin birleştirilmesi suretiyle toplulaştırılmış olması ve tek bir şirketin verisinin sonuçlardan anlaşılamayacak nitelikte bulunması gerekir.

Çalışan Ayartmama Anlaşmaları ve Sınırları

Çalışan ayartmama anlaşmaları, çalışan emeğinin teşebbüsler arasında yapay biçimde paylaşılması anlamına gelir ve kural olarak amaç bakımından ihlal oluşturan kartel kabul edilir. Bu tür kısıtlamaların yazılı şekilde yapılması zorunlu olmadığı gibi, işe alımların diğer işverenin onayına bağlanması veya kısıtlamanın eski çalışanlara uygulanması da ihlal kapsamında değerlendirilebilir.

Çalışan ayartmama kısıtlamalarının yan sınırlama olarak geçerli sayılabilmesi meşru bir asıl sözleşmeyle doğrudan ilgili ve gerekli olmasına, ayrıca süre, kişi, coğrafi alan ve kapsam bakımından orantılı bulunmasına bağlıdır. Tüm çalışanları kapsayan, uzun süre devam eden veya proje ile ilgisi bulunmayan çalışanlara uygulanan kısıtlamalar amaç bakımından ihlal sayılır.

Türk Borçlar Kanunu kapsamında işveren ile kendi çalışanı arasında kararlaştırılan rekabet yasağı sözleşmesel bir yükümlülük niteliğindedir. Buna karşılık bağımsız işverenlerin çalışan hareketliliğini kendi aralarında kısıtladığı çalışan ayartmama mutabakatları 4054 sayılı Kanun kapsamında denetlenen farklı bir kurumdur.

Franchise alanlar aynı marka altında faaliyet gösterseler dahi çoğu zaman bağımsız teşebbüslerdir. Bu doğrultuda franchise verenin tüm franchise alanlara birbirlerinin çalışanlarını istihdam etmeme yükümlülüğü getirmesi, ağ içindeki iş gücü rekabetini ortadan kaldırabilir.

Eğitim verme yükümlülüğü genel mevzuattan doğmasa dahi, Rekabet Kurulu kararları sonucunda teşebbüsler tarafından sunulan taahhütler kapsamında ilgili ekiplere katılımı zorunlu eğitimler düzenlenmesi ve uyum kılavuzlarının paylaşılması bağlayıcı bir yükümlülük haline gelebilmektedir.

Yerinde İncelemeler ve Dijital Kayıtların Korunması

Rekabet Kurumu uzmanları yerinde inceleme yetkisi dahilinde şirket sistemlerinde, e-posta ve mesajlaşma kayıtlarında denetim yapabilir; telefon, bilgisayar ve bulut sistemlerindeki ticari verileri inceleyebilir. Belgelerin silinmemesi ve değiştirilmemesi yasal zorunluluk olup incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması ayrıca idari yaptırıma tabidir.

İş gücü pazarında rakip sayılmak için aynı sektörde faaliyet göstermek gerekir mi?

Hayır, teşebbüslerin çıktı pazarlarında rakip olması şart değildir; farklı sektörlerde faaliyet gösterseler dahi aynı nitelikteki iş gücünü istihdam etmek bakımından iş gücü pazarında rakip sayılabilirler.

Rekabet hukuku eğitimi verilmiş olması idari para cezasında indirim sağlar mı?

Hayır, eğitim verilmiş olması veya uyum programı bulunması ihlal halinde şirkete otomatik bağışıklık sağlamaz ve idari para cezasında zorunlu indirim sebebi teşkil etmez.

İnsan kaynakları yöneticisine ihlal sebebiyle şahsi para cezası verilebilir mi?

Evet, 4054 sayılı Kanun kapsamında ihlalde belirleyici etkisi saptanan yönetici ve çalışanlara teşebbüse verilen cezanın yüzde 5'ine kadar kişisel idari para cezası uygulanabilir.

Ücret araştırmalarının rekabet ihlali sayılmaması için hangi koşullar aranır?

Ücret araştırmalarının bağımsız bir üçüncü tarafça yürütülmesi, geçmiş döneme ait verileri içermesi, verilerin toplulaştırılmış olması ve münferit şirket verilerinin ayrıştırılamaması gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu