Milletlerarası Ticari Terimler ve Incoterms Kuralları

by Avukat Erdal Ersoy
Milletlerarası Ticari Terimler ve Incoterms Kuralları

Milletlerarası Ticari Terimlerin Tanımı ve Temel Amacı

Milletlerarası ticarette sıklıkla kullanılan teslim şartlarını açıklığa kavuşturmak ve taraflar arasındaki yorum uyuşmazlığı riskini en aza indirmek üzere Milletlerarası Ticaret Odası tarafından Incoterms kuralları yayımlanmaktadır. İlk defa 1936 yılında yürürlüğe konulan bu kurallar dizisi, sınır ötesi ticari ilişkilerin hızlı, öngörülebilir ve güvenli bir zeminde yürütülmesini temin eder. Satış sözleşmesinde Incoterms kurallarına yer verilmesi, alıcı ile satıcının teslim, hasar ve masraf paylaşımına ilişkin borçlarını tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirler.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/3883, K. 2013/659Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2012/3883 E.  ,  2013/659 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 20.11.2012 günü belirlenen saatte temyiz edenler………….. vekili Av…………… vekili Av……….. geldiler, gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü: Dava, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davacının ibraz ettiği emtealara davalının haksız şekilde ihtiyati tedbir kararı alarak elkoyduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Öncelikle belirtilmesi gerekir ki; davanın çözümünde esaslı noktayı davacının mal sahibi sıfatını taşıyıp taşımadığı hususu oluşturmaktadır. Davacı yurt dışında yerleşik İngiliz firmasına tedbire konu mermer emteasını satmış ve emteaları alıcının temin ettiği gemiye yüklemiştir. Gemi henüz yükleme limanından ayrılmadan davalı yanca alınan tedbir kararı ile yüke elkonulmuştur. Tedbir kararı dava dışı İngiliz firması ile davalı arasındaki hukuki ilişki nedeniyle oluşan uyuşmazlık kapsamında görülmekte olan dava öncesinde alınmış olup, kararın davacı ile ilgisi bulunmamaktadır. Davacı ile dava dışı İngiliz firması arasındaki satım sözleşmesi denizaşırı satış niteliğinde olup, konu Mülga TTK'nun 1133 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. Ayrıca milli hukuktaki düzenleme yanında Milletlerarası Ticaret Odası tarafından “ticari terimlerin yorumlanmasında kullanılan uluslararası kararlar” adlı kısa adı “incoterms” olan, ilk defa 1936 yılında yayınlanan ve bugüne kadar da güncellenmiş olan 350 nolu yayında da konuya ilişkin Uluslararası uygulama kuralları belirlenmiştir. Gerek Mülga TTK'da gerekse “incoterms” de kural olarak denizaşırı satışlarda sözleşmede açıkça belirtilmediği takdirde teslim FOB ve SİF esasına göre yapılmaktadır. Anılan esaslar gereğince satıcının malı gemi bordosuna teslimi ile birlikte hasar ve nef'i alıcıya geçer. (TTK 1138/2 ve 1143/1) Böyle bir durumda satıcı, mal ile ilişkisini kesmiş olacağından bir başka değişle mal sahipliği sıfatını yitirmekle taşıma sırasında 3.kişilerce mala verilecek zararların tazminini talep hakkını kaybedecektir. Somut olayda; tedbire konu 4 adet konteyner muhteviyatı emtianın davacı tarafından 14.659,90 GBP'ne dava dışı ingiliz firmasına cif olarak satıldığı malların 23.06.2006 tarihinde gemiye yüklendiği ve davalı yanca ……………. Asliye Hukuk Mahkemesinden alınan 13.06.2006 tarihli ihtiyati tedbir kararının 23.06.2006 tarihinde infaz edilerek gemideki yüke el konulduğu dosyada mevcut 14.06.2006 tarihli fatura, 19.06.2006 tarihli yükleme talimatı 14.06.2006 tarihli gümrük beyannamesi ve diğer belgelerle sabit olmakla, satıma konu emtia üzerinde herhangi bir tasarruf hakkı kalmayan davacının ihtiyati tedbir nedeniyle bir zararının oluştuğundan sözedilemez. Emtianın mal mukabili satılmış olması satıcı ile alıcı arasında mal bedelinin tahsili açısından önem arzetmekte olup, hasar ve nef'inin geçişi açısından herhangi bir sonucu bulunmamakla davanın tümüyle reddi gerekirken; yazılı şekilde dosya içeriğine, usul ve yasaya aykırı bilirkişi raporuna itibar ederek kısmen kabul kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma neden ve şekline göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yarına BOZULMASINA (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı taraf yararına takdir ve tespit olunan 990,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 31.01.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Incoterms kuralları, belirli bir eşya cinsine veya sektörel ticaret tipine özgü olarak düzenlenmemiştir; satıma konu malların niteliği ve türü ne olursa olsun uygulanabilir. Sistem, her biri A1/B1 ila A10/B10 arasında numaralandırılmış on maddelik yeknesak kurallar dizisinden meydana gelen toplam 11 ticari terimi kapsar. Bu terimler temel olarak malların teslim şeklini, hasarın alıcıya intikal anını, taraflarca üstlenilecek masrafların paylaşımını, taşıma ile sigorta yükümlülüklerini ve ibraz edilecek belgelere ilişkin usulleri tayin eder.

Satış Sözleşmesi ile Incoterms Arasındaki Hukuki Sınırlar

Incoterms kuralları müstakil bir satış sözleşmesi niteliği taşımaz ve sözleşmenin bizzat yerine geçmez. Bu sebeple bir satım akdinin kurulması ve geçerliliği için aranan tüm unsurları içermez. Taraflar arasında geçerli bir satış sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, satılan emtianın teknik ve fiziki özellikleri ile ödemenin vadesi, ifa yeri, ödeme vasıtası ve para birimi gibi temel unsurlar kuralların kapsamı dışında kalır.

Sözleşmeye aykırılık halinde başvurulabilecek hukuki tazmin yolları, sözleşmesel yükümlülüklerin ifasında temerrüt veya gecikmenin doğuracağı sonuçlar, kamu otoritelerince konulan yaptırımlar, gümrük tarifeleri ve ithalat-ihracat yasakları da Incoterms bünyesinde düzenlenmez. Benzer şekilde mücbir sebep ve aşırı ifa güçlüğü durumları, fikri mülkiyet uyuşmazlıkları, yetkili mahkeme veya tahkim şartı dahil uyuşmazlık çözüm usulleri, uygulanacak maddi hukuk ve satıma konu malların mülkiyetinin alıcıya geçiş anı Incoterms hükümlerinin konusunu oluşturmaz.

Incoterms 2020 Revizyonu ve Yapısal Yenilikler

Milletlerarası Ticaret Odası tarafından 10 Eylül 2019 tarihinde ilan edilen Incoterms® 2020 kuralları, 1 Ocak 2020 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yapılan revizyonun temel gayesi; kuralları ticari aktörler bakımından daha pratik, erişilebilir, ekonomik ve kullanıcı dostu bir yapıya kavuşturmaktır. Bu kapsamda her bir terimin iç madde sıralaması değiştirilmiş, teslim ve hasarın geçişi doğrudan genel borçların hemen ardına yerleştirilerek bu iki asli unsura sistematik öncelik tanınmıştır. Devam eden maddelerde ise sırasıyla taşıma, sigorta, teslim ve taşıma belgeleri, gümrük işlemleri, ambalajlama ve ihbar mekanizmaları düzenlenmiştir.

Uygulayıcıların terimler arasındaki hak ve borç dengesini hızla görebilmesi amacıyla klasik dikey anlatımın yanına yatay sunum modeli dahil edilmiştir. Yatay modelde on maddenin tamamı satıcı ve alıcı bakımından karşılaştırmalı olarak sıralanmaktadır. Terimlerin başında yer alan Rehber Açıklamalar başlığı Kullanıcılar için Açıklama Notları olarak yenilenmiş ve görsel grafiklerle zenginleştirilmiştir. Ayrıca tarafların üstleneceği giderlerin açıkça görülebilmesi adına her terimin A9/B9 maddelerinde masraflar tek bir liste altında toplanmıştır.

Teslim Klozlarındaki Değişiklikler ve Sigorta Teminatı

Incoterms® 2020 revizyonuyla birlikte DAT (Terminalde Teslim) kuralı yürürlükten kaldırılarak yerine DPU (Belirtilen Yerde Boşaltılmış Olarak Teslim) terimi kabul edilmiştir. Bu değişiklikle teslim yerinin salt geleneksel bir terminal sahası değil herhangi bir mahal olabileceği vurgulanmış ve satıcının yükü taşıma aracından boşaltarak alıcıya teslim etme borcu açıkça kayıt altına alınmıştır. Satıcıya boşaltma yükümlülüğü yüklemeyen DAP kuralı ise satıcı açısından DPU terimine nazaran daha hafif bir sorumluluk getirdiğinden metin sıralamasında DPU teriminin önünde yer almıştır.

Taşıma ve sigorta yükümlülüklerine ilişkin kurallarda da önemli düzenlemelere gidilmiştir. CIF klozunda asgari teminat düzeyi olan Enstitü Kargo Klozları (C) seviyesi korunmuşken, CIP teriminde varsayılan sigorta teminatı aksi kararlaştırılmadıkça tüm riskleri kapsayan Enstitü Kargo Klozları (A) seviyesine yükseltilmiştir. Taraflar sözleşmede bu teminat seviyelerinden farklı bir limit belirleme serbestisine sahiptir. FCA kuralında tarafların mutabık kalması halinde alıcı, malların yüklendiğini tevsik eden yükleme kayıtlı bir konişmentonun satıcıya tanzim edilmesi için taşıyıcıya talimat vermekle yükümlü tutulmuştur. FCA, DAP, DPU ve DDP terimlerinde ise tarafların üçüncü bir kişiyle taşıma sözleşmesi akdetmeksizin taşımayı kendi taşıma vasıtalarıyla gerçekleştirebileceği açıkça hükme bağlanmış; A4 ve A7 maddelerinde dolaşıma ilişkin güvenlik masrafları paylaştırılmıştır.

Deniz Yolu Satışlarında Teslim ve Hasarın İntikali

Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1133 vd. hükümleri ve ilgili dönem teslim kuralları uyarınca denizaşırı satışlarda açıkça aksi kararlaştırılmadıkça teslim kural olarak FOB ve CIF esasına göre yapılmaktadır. Satıcının malı gemi bordosuna teslim etmesiyle birlikte hasar ve yarar alıcıya geçer. Bu teslim anıyla birlikte satıcı mal sahipliği sıfatını yitirdiğinden, taşıma sırasında üçüncü kişilerce mala verilecek zararların tazminini talep etme hakkını kaybeder. Satışa konu emtianın mal mukabili satılmış olması ise taraflar arasında mal bedelinin tahsili açısından önem arz etmekte olup hasar ve yararın geçişi bakımından sonuç doğurmaz.

CIF esasıyla satılarak gemiye yüklenen emtia üzerinde tasarruf hakkı kalmayan satıcı yönünden, yükleme limanından ayrılmadan önce mala ihtiyati tedbir konulması halinde satıcının bu tedbir nedeniyle tazminat gerektiren bir zararının oluştuğundan söz edilemez. FOB taşımalarda ise genel olarak satıcının sorumluluğu, yükün hasarsız olarak gemiye kadar taşınmasını ve malların gemiye yüklenmesinden önce meydana gelecek hasar, kayıp ve ziyanın karşılanmasını kapsar.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4592, K. 2024/2689Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2023/4592 E.  ,  2024/2689 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/48 Esas, 2022/583 HÜKÜM : Davanın reddi Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketinin dava dışı Ardıç Cam San. Tic. Ltd. Şti. ile nakliyat emtia sigorta poliçesi düzenlediğini, sigortaya konu ve zıyaa uğrayan eşyanın Lianyungang'dan (Çin Halk Cumhuriyeti) Haydarpaşa'ya taşınması için 10.09.2011 tarihinde Blue Anchor Line şirketine teslim edildiğini, eşyanın konteyner içerisine yüklü olduğunu, söz konusu konteynerin taşıyıcının hakimiyetinde iken Qingdaı limanında elleçlenmesi sırasında devrildiğini, bunun neticesi eşyanın tamamen zıyaa uğradığını, poliçeye konu taşıma esnasında meydana gelen eşyanın ziyaı neticesi sigortalıya 04.11.2011 tarihinde 37.806,00 TL sigorta tazminatı ödendiğini, davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek 37.806,00 TL'nin tazminatın 04.11.2011 ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesi gereğince, alıcı ile taşıyıcı arasındaki ilişkilerde konişmento hükümlerinin esas alınması gerektiğini, davaya konu konişmentoda eşyanın teslim edilmesi gereken tarihten itibaren 9 ay dava açma süresi kararlaştırıldığını, bu süre içerisinde dava açılmamışsa taşıyıcının bütün yükümlülüklerden kurtulduğunu, davanın anılan 9 ay sürede açılmaması sebebiyle zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davaya konu sigorta poliçesinin düzenlenme tarihinin 04.11.2011 olduğunu, halbuki eşyanın 14.09.2011'de zıyaa uğradığının iddia edildiğini, ayrıca poliçede taşıma aracı olarak Maersk Semerang olarak ismi yer almakta iken konişmentoda "York" isminin geçmekte olduğunu, buna göre sigortalının taşımanın tamamlanmasının ardından sigorta sözleşmesi yapmış olması ihtimalinin bulunduğunu, davalı Şirketin davaya konu taşıma işini organize eden firmanın acentesi olduğunu, fiili taşıma işinin Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu, davacının eksper raporu da dahil olmak üzere iddialarını ispatlayan herhangi bir belge ibraz etmediğini, davaya konu eşyanın konteynere yüklenmesi, mühürlenmesi işlemlerinin gönderen tarafından yapıldığını, kazanın hatalı yükleme sonucu meydana geldiğini, gerçekleştirilen taşımanın FOB satım sözleşmesine dayandığını, Lahey Kurallarının 4 üncü maddesinde yükleticinin veya mal sahibinin ile acentesinin veya mümessilinin hareket ve ihmallerinden taşıyanın sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemece 16.04.2019 tarih, 2018/18 E ., 2019/353 K. sayılı kararı ile zararın tespitinin ne kadar olduğu hususunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği, zararın tespiti hususunda bilirkişi raporu alınmak üzere gerekli gider olan 1.400,00 TL ücretin 2 haftalık kesin süre içerisinde karşılanması için davacı tarafa süre verildiği, buna rağmen davacı tarafından süresinde masrafın karşılanmayarak duruşma talikine sebebiyet verdiği, bu durumda davacının zararını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemizin 22.01.2020 tarih, 2019/2891 E., 2020/645 K. sayılı kararı ile“…Mahkemece, 29.01.2019 tarihli celsede davacı tarafın zararının hesaplanması için deniz hukukundan anlayan bir bilirkişi ile cam emtiasının zarar hesabından anlayan bir bilirkişiden oluşan heyetten rapor alınmasına ve rapor için 1.400,00 TL bilirkişi ücretinin 2 haftalık kesin süre içerisinde davacı tarafça mahkeme veznesine yatırılmasına dair ara karar alınmış, davacı tarafça süresi içerisinde ücretin yatırılmaması üzerine HMK’nın 324 üncü maddesi uyarınca bilirkişi delilinden vazgeçilmiş sayılması ile zarar miktarının ispat edilememiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, yargılamayı yapan mahkeme tarafından taraflara herhangi bir işlemi yapması, eksikliği gidermesi, avans ve giderleri yatırması, belgeleri sunması vb. nedenlerle süre verilmesi halinde mahkemece, bu konuda yapılacak ihtarda taraflardan yerine getirilmesi istenen yükümlülüğün açıkça belirtilmesi, avans ve giderlere ilişkin harcama kalemlerinin ve miktarlarının net olarak belirlenmesi, sürenin hakim tarafından belirleneceği hallerde makul bir sürenin verilmesi, verilen sürenin kesin olup olmadığının belirtilmesi ve yapılması istenen yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde sonuçlarının ne olduğunun tereddüte yer vermeyecek şekilde ilgili tarafa bildirilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta mahkemece verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmaması halinde sonuçlarının ne olduğunun tereddüte yer vermeyecek şekilde ilgili tarafa bildirilmemesi nedeniyle verilen kesin mehil sonuç doğurucu nitelikte olmadığı gibi HMK’nın 266 ncı maddesi uyarınca da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulmayacak olması karşısında deniz hukukundan anlayan bilirkişiden görüş alınmasına dair ara karar kurulması da doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerektiği … ” gerekçesiyle karar bozulmuş, davalı vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuştur. C. Karar Düzeltme Kararı Dairemizin 01.12.2021 tarih, 2020/6516 E., 2021/6722 K. sayılı kararı ile Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşıma sözleşmesinin 4020347 ve 4030284 numaralı koyteynerin içerisinde bulunan camlara ilişkin yapıldığı, yükleme limanının Lıanyungang, koyteynerlerin toplanıp yüklerin elleçlendiği ve gümrük işlemlerinin yapılarak ana gemiye aktarımın yapıldığı limanın ise Qıngdao olduğu, dava konusu malın satış faturasında FOB (Free On Board-gemide masrafsız teslim) teslim şartlı olarak satıldığı, Incoterms 2010 rehberi doğrultusunda, satıcının borcunun satış konusu emtiayı gümrük işlemleri tamamlanmış olarak alıcı tarafından tayin edilen ana gemiye teslim ederek ifa edilmiş sayılacağı, bu zamana kadarki masraf ve rizikolardan satıcının sorumluluğunun bulunduğu, koyteynerlerin konişmentoda belirtilen mühürler bozulmadan gönderilene teslim edilmesi nedeniyle karadan gemiye yükleme yapıldığı sırada camların arasında ayraç kullanılıp kullanılmadığı, sabitleme noktalarının yerinde olup olmadığı, sağlam ve eksiksiz yüklenip yüklenmedikleri, başka bir anlatımla kırık hatasının kök nedeni hususunda açıklık bulunmadığı gibi dosyada yer alan fotoğraflardan dava konusu zararın konteynerin ana gemiye getirilmesi esnasında camların içerisinde olduğu koyteynerin, tırın devrilmesi ile düşerek karada gerçekleştiğinin tespit edilebildiği, davaya dayanak konişmentoda Clean on Bord (malzemenin koyteynere hasarsız ve sağlam bir şekilde taşındığını gösterir) kaydının mevcut olmadığı, bu haliyle zararın ne şekilde oluştuğu belli olmadığı gibi gemide teslim şartı doğrultusunda sorumluluk ve riskin yükleyici/satıcı firmada olduğu, alıcının ya da taşıyıcının sorumluluğunun henüz doğmadığı, zıyanın davalı firmanın hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, kaynaklanmış ise gemide gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile dava dısı Ardıç sirketi arasında düzenlenen nakliyat emtia sigorta poliçesine esas dava konusu eşyanın Çin Halk Cumhuriyetin'den Haydarpaşa'ya taşınmak üzere 10.09.2011 tarihinde Blue Anchor Line şirketine teslim edildiğini, söz konusu eşyayı taşıyan konteynerın elleçleme işlemi sırasında devrilmiş olup söz konusu eşyanın cam olması nedeniyle eşya tamamen zıyaa uğradığını, alınan bilirkişi raporlarında taşımanın FOB şeklinde yapıldığı tespit edildiğini, 25.07.2014 tarihli raporda taşımanın FOB şeklinde yapıldığı için müvekkil şirketin davalıya rücu edebileceği tespit edilmişken dosya kapsamında alınan son raporda taşımanın FOB şeklinde yapılmış olması gerekçe gösterilerek rücu edilemeyeceğinin ifade edildiğini, raporlar arasında açıkça çelişki olmasına rağmen sonraki tarihli rapora dayanılarak karar verildiği mahkemece gerekçelendirilmeden karar verildiğini, iki rapor arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı taşıyıcının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve rucü koşularının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 1237 nci maddesi, 3.Değerlendirme Dava, deniz taşıması nedeniyle oluşan zararın rücuen tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, gemide teslim şartı doğrultusunda sorumluluk ve riskin yükleyici/satıcı firmada olduğu, taşıyıcının sorumluluğunun henüz doğmadığı, zıyanın davalı firmanın hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarının davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içerisindeki konişmento, sigortalı alıcı ile davalı taşıyıcı arasında düzenlenmiş olup, hem konişmento hem de taşımaya ilişkin kayıtar üzerinde yapılan incelemede davaya konu emtiaların yükleme limanının Lianyungang (Çin Halk Cumhuriyeti) olduğu, emtiaların tahliye limanının Haydarpaşa/İstanbul olarak belirlendiği, konişmentoda ayrıca aktarma limanı olarak Quingdao/ Çin Halk Cumhuriyeti olarak belirlendiği, taşıma şeklinin ise FOB taşıma olduğu anlaşılmaktadır. FOB (Free On Board) taşımalarda genel olarak satıcı/yükleyici firmanın sorumluluğu yükün hasarsız olarak gemiye kadar taşınması ve malları gemiye yüklemeden önce meydana gelecek hasar, kayıp ve ziyadan dolayı sorumluluğu bulunmaktadır. Dosyada bulunan belgeler ve fotograflar üzerinde yapılan incelemede, iki konteynerin aktarma limanı olarak konişmentoda kararlaştırılan Quingdao limanında, liman içi karayolu aktarmasında emtiaların düşmesi nedeniyle hasarın meydana geldiği, ayrıca konteynerler üzerindeki numaraların da konişmentodaki numaralarla örtüştüğü görülmektedir. Davalı taşıyıcının taşıma güzergahı konişmentoda belirlendiğine ve malların aktarma limanında hasar gördüğü anlaşılmasına göre, taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesi bakımından deniz taşıma hukukunda ve deniz yolu taşımacılığında uzman olmak üzere 3 kişilik bilirkişi heyetinden, dosya içerisinde birbirinden farklı neticeye ulaşan önceki bilirkişi raporlarını da değerlendiren bilirkişi raporu alınarak ve satışın FOB satış şekli olduğu hususu da değerlendirilerek taşıyıcının müterafik kusurunun olup olmadığı tartışılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

CFR satış türünde satıcı, malların kararlaştırılan varış limanına ulaştırılması için gerekli taşıma sözleşmesini yapmak, navlunu ödemek ve malların sağlıklı biçimde alıcıya ulaştırılmasını sağlayacak şart ve rotaya uygun taşımayı temin etmekle yükümlüdür. Mallara ilişkin kayıp ve hasar riski ile yükleme limanında gemi bordasının geçilmesinden sonra doğacak ek masraflar ise kural olarak malların bordayı geçtiği andan itibaren alıcıya geçer. Mal bedelini peşin tahsil eden satıcının malları gemi küpeştesinden geçirmesiyle risk ve hasar alıcıya geçtiğinden, navlunu alıcı menfaatine ödeyen satıcının yükün varışa ulaşmaması halinde navlun bedelini takip yetkisi bulunmaz. Fatura ve proformada teslim yerinin varış limanı olarak kararlaştırıldığı somut olayda ise mallar varış limanına varmadan resmi makamlarca gemiye ve yüke el konulması durumunda hasar ve yararın alıcıya geçmeyip satıcı üzerinde kaldığı kabul edilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5361, K. 2023/7320Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2022/5361 E.  ,  2023/7320 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1471 Esas, 2022/1129 Karar Ticaret İthalat İhracat Limited Şirketi HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/7 E., 2021/267 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.12.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında, davalının dosyaya ibraz edilen proforma faturada yer … ürünleri müvekkiline göndermesi karşılığında müvekkilinin ürün bedeli 106.100,00 USD, nakliye bedeli 18.625,00 USD olmak üzere toplam 124.725,00 USD ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının banka hesabına toplam 124.725,00 USD gönderildiğini, davalının fatura konusu bir kısım emtiayı göndermemesi üzerine ifa edilmeyen ürün bedeli ve nakliye ücreti için ödenen toplam 86.500,00 USD'nin iadesinin talep edildiğini, müvekkilince gönderilen ihtarnameye verilen cevapta ürünlerin gönderilmek üzere yüklendiği gemiye Yunan makamlarınca el konulduğunun iddia edildiğini ileri sürerek 86.500,00'nin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ıncoterms satış hükümleri uyarınca satış yapıldığını, davacının talebi doğrultusunda satıma konu ürünlerin taşınmasının organize edildiğini, taşımanın yapılacağı gemiyi davacının bulduğunu, geminin güzergahından saptığı gerekçesiyle Yunan makamlarınca tutuklandığını öğrendiklerini, incorterms satış gereği hasar ve risk alıcıya geçse de ürünlerin alınabilmesi için girişimde bulunduklarını, ürünlerin halihazırda Girit Adası'nda olduğunu, davacının zarar görmemesi adına taşıma organizasyonunu da ticari münasebetler adına gerçekleştirmeyi istediklerini, alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının CFR (Cost and Freight) masraflar ve navlun ödenmiş olarak teslim, davalının ise incoterms exw teslim şartına göre sözleşme yapıldığını iddia ettiği, taraflar arasındaki fatura incelendiğinde aralarındaki sözleşmenin CFR yapıldığının kabul edildiği, CFR satış sözleşmelerinde hasar risk durumunun satıcı tarafından yüklerin gemi küpeştesini geçtikten sonra alıcıya ait olduğu, davalının taşıma organizasyonunun kendisi tarafından yapıldığını, bir bakıma taşıma işleri komisyoncusu pozisyonunda olduğunu belirttiği, davalı tarafından dosyaya sunulan konşimentoda alıcının (consignees) davacı şirket olarak gösterildiği, shippers (nakliyeci) olarak davalı şirketin isminin yazıldığı, konşimentoda taşıyanın kim olduğuna dair bilgi bulunmadığı, navlun faturasının davalı şirket tarafından düzenlendiği, davalının davacıdan nakliye bedeli aldığına dair iddiaları reddetmediği gibi davacının da nakliye bedelini davalıya ödediğine dair bir takım makbuzları sunduğu, bu durumda davalının taşıma işini bizzat üstlendiğinin anlaşıldığı, taşıma işlerini bizzat üstlenen davalının aynı zamanda taşıyan sıfatını haiz olduğu, taşıyanın sorumluluğu hükümleri uyarınca da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 921 … ve devamı maddelerine göre taşıma işleri komisyoncusunun taşıyan sayılmasına, taşıyanın sahip olduğu hak ve yükümlülükler uyarınca da sorumlu olduğuna ilişkin düzenleme kapsamında somut olayda geminin bağlanması sebebiyle teslim edilemeyen yüklerden … sorumluluğun 6102 sayılı Kanun'un 1178 ve devamı maddelerinde taşıyanın sorumluluğuna ve haklarına ilişkin madde kapsamında değerlendirildiğinde taşıyan sıfatına sahip olan davalı navlun sözleşmesinin ifasında tedbirli bir taşıyandan beklenen özeni ve dikkati göstermek zorunda olup davalının anılan Kanun'un 1779 uncu maddesi kapsamında sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığı, navlun sözleşmesinde ifasını yerine getirmeyen taşıyan sıfatına sahip davalının, davacıdan aldığı navlun tutarı olan 86.500,00 USD'yi davacıya sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda ödenmesi gerektiği, davalının navlun sözleşmesinin tarafı olarak ifada tedbirli bir taşıyandan beklenen … ve dikkati göstermediği, basiretli bir tacir gibi davranmayıp patlayıcıyı, gemiye alarak geminin bağlanmasına sebebiyet verdiği, taşımayı üstlendiği yüklerin gemi güzergahı boyunca geçeceği ülkelerin mevzuatı açısından engel bir durum yaratıp yaratmadığı hususunun davalı şirket tarafından araştırılmadığı, davalının kasıt ve ihmalinin olayda açık olduğu, davalının aksini ispata yarar delil ve belge sunmadığı gözetildiğinde sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında sözleşmenin ifasını yerine getirmeyen davalının davacıdan aldığı navlun tutarını davacıya ödemesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşıyan yahut taşıma işleri organizatörü değil, sadece mal satıcısı olduğunu, mal satış bedelinin navlun bedelini de içerecek şekilde belirlenmiş olmasının ıncoterms satış şartları gereği olduğunu, mal satıcısına hiçbir şekilde taşıyan sorumluluğu yüklemeyeceğini, CFR satış sözleşmesinde taşıma sözleşmesini kurma yükümlülüğünün mal satıcısında olduğunu, bu yükümlülüğün taşıma muamelesini gerçekleştirmek değil, taşıma sözleşmesini kurmaktan ibaret olduğunu, müvekkilinin taşımayı üstlenmediğini, sadece taşıma/navlun sözleşmesini akdettiğini, müvekkilince kesilen navlun faturası bulunmadığını, gemi kiracısı Conchart Co. Ltd. adına konşimento düzenleme yetkisini haiz dava dışı … Durmaz Gümrükleme Ltd. Şti. tarafından mal tedarikçisi … Dorse San. Tic. Ltd. Şti.'ne kesilen navlun faturalarını ve bu firma tarafından da müvekkiline kesilen navlun yansıtma faturalarını Mahkemeye sunduklarını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu satışın CFR teslim şekli ile yapıldığı, davalının malları gemiye yükleyerek teslim borcunu ifa ettiği, satış sözleşmesi kapsamında hasar ve yararın alıcıya geçtiği, davacının, satışın CFR satış olduğunu belirterek malın teslim edilmediğini ileri sürdüğü, vakıa olarak satış sözleşmesine ve malın teslim edilmemesine dayandığı, dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde davalının taşıma komisyoncusu olduğunu ileri sürmediği, davalının ifa sorumluluğunu taşıma komisyoncusunun ve taşıyanın sorumluluğu hükümlerine dayandırmadığı, bu değerlendirmenin iddianın genişletilmesi yasağı başladıktan sonra ilk kez bilirkişi raporunda yapıldığı, İlk Derece Mahkemesince taşıyanın sorumluluğu hükümlerine göre davanın kabulüne karar verildiği, davalının iddianın genişletilmesine dair açık muvafakati olmadığı gibi taşıma komisyoncusu olarak taşıyan gibi sorumlu olduğuna ilişkin bilirkişi raporuna itiraz ettiği, İlk Derece Mahkemesince, dilekçeler aşamasında ileri sürülmeyen taşıma hükümlerine göre davanın kabul edilmesinin doğru olmadığı, uyuşmazlık satış sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirildiğinde CFR teslim şekline göre malların gemiye yüklenmesi ve gemi küpeştesinden geçmesinden sonra davalının teslim borcunu ifa ettiği, hasar ve yararın davacı alıcıya geçtiği, davalı satış sözleşmesi kapsamında teslim borcunu ifa ettiğinden hasardan sorumluluğunun kalmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının yalnızca satıcı olmayıp dosyaki proforma faturalara göre tarafların nakliye konusunda da anlaştığını, teslimat şekli CFR olarak yazılsa da teslimin Sohar Limanı (UMMAN) olarak belirlendiğini, faturada transit süresi 15 … olarak belirtilmiş olup transit yükümlülüğünün de davalıda olduğunu, teslim şekline göre ürünler Sohar Limanı'na ulaşıncaya kadar satıcının teslimattan, kayıp ve hasardan sorumlu olduğunu, sorumluluğun Sohar Limanı'ndan sonra müvekkiline geçeceğini, davalının yalnızca satıcı olmayıp taşıma işlerini de organize ettiğini, davalının dosyaya sunduğu konişmentoda shippers (nakliyeci, gönderici) kısmına kendi adını yazdığını, konişmentoda taşıyanın kim olduğuna dair bilgiye yer verilmediğini, davalı tarafından dosyaya sunulan bir başka belgeye göre navlun faturasının da davalı tarafından düzenlendiğini, ücretin taşıma bedelini de içine alacak şekilde kesin ücret olarak belirlenmesinin davalının taşıma işini bizzat üstlendiğini gösterdiğini, taşıma işleri komisyoncusu olan davalının taşıyanın sorumluluğu hükümleri uyarınca sorumlu olduğunu, taşıyan sıfatını haiz davalının navlun sözleşmesinin ifasında tedbirli bir taşıyandan belenen özeni ve dikkati göstermediğini, dava dilekçesinde belirtilen vakıalar uyarınca davalının taşıma komisyoncusu olduğuna da dayanılması karşısında Mahkemenin tarafların hukuki nitelendirmeleri ile bağlı olmayıp davayı aydınlatma yükümlülüğü bakımından davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının taşıyan sıfatı söz konusu olup olmadığı, alıcısına teslim edilmeyen mallardan dolayı davalının sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 119, 141 …, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 921, 926, 1178 ve 1179 uncu maddeleri 3. Değerlendirme 1.Dava, CFR satımdan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere davacı, dosya kapsamında yer … proforma fatura ve davalı tarafından ibraz edilen fatura uyarınca CFR teslim şekliyle davalıdan mal satın almış, ürün ve nakliye bedelini davalıya ödemiştir. Dava konusu faturalar incelendiğinde teslim şeklinin CFR, varış yerinin Umman olduğu görülmektedir. Dava konusu malların İskenderun'da gemiye yüklendiği, geminin rotasından saptığı ve gemide patlayıcı madde taşındığı iddiasıyla gemi ve yüke Yunan Makamlarınca el konulması üzerine dava konusu yükün davacıya teslim edilmediği anlaşılmıştır. Davacı işbu davada davalıya ödediği ürün ve nakliye bedelini talep etmektedir. 2.İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de belirtildiği üzere taraflar arasında uluslararası ticaret kapsamında CFR satış söz konusudur. "CFR masraflar ve navlun ödenmiş olarak teslim, satıcının yükleme limanında malları gemi küpeştesine aktarmasıyla yükümlülüğünün sona ermesi anlamına gelir. Bu satış türünde sözleşme konusu malların belirtilen varış limanına taşınması için gerekli olan masrafları ve navlunu satıcı öder. Ancak mallara ilişkin kayıp ve hasar riski ile birlikte, malların gemi bordasına aktarılmasından itibaren meydana gelecek olaylardan kaynaklanan tüm ek masraflar, malların yükleme limanında gemi bordasını geçtiği andan itibaren satıcıdan alıcıya geçer (Prof. Dr. … …, Doç. Dr. … …, Uluslararası Ticaret Hukuku, 1. Bası 2000, İstanbul, syf. 138)". 3.Bu satım şeklinde satıcı, malların kararlaştırılan varma limanına ulaştırılması için gerekli taşıma sözleşmesini yaparak masrafları ve navlunu ödemek durumundadır. Buna göre de satıcının söz konusu malların taşınmasına uygun bir taşıma sözleşmesi yapması gereklidir. Yapılacak ya da tefarik edilecek taşıma sözleşmesinin de satıma konu malların sağlıklı bir şekilde alıcıya ulaştırılmasını sağlayacak şart ve rotaya uygun olması gerekir. 4.Satıcı, alıcı ile kararlaştırılan yerde ya da limanda malı teslim etmekle yükümlüdür. Dava konusu mallara ilişkin proforma fatura ve davalı tarafından ibraz edilen ürün satış faturasında teslim yeri Sultanate Of Oman olarak kararlaştırılmıştır. Söz konusu limana varmadan Yunan makamlarınca gemiye ve yüke el konulduğu için nefi ve hasar alıcıya geçmemiş, halen davalı satıcının üzerindedir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, malların gemiye yüklenmesi ve gemi küpeştesinden geçmesinden sonra davalının teslim borcunu ifa ettiği, hasar ve yararın davacı alıcıya geçtiği, davalının satım sözleşmesi kapsamında teslim borcunu ifa ettiğinden bahisle hasardan sorumluluğunun kalmadığına dair hatalı değerlendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/4326, K. 2021/3962Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2019/4326 E.  ,  2021/3962 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.03.2018 tarih ve 2014/731 E. – 2018/138 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 22.05.2019 tarih ve 2018/799 E.- 2019/785 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.04.2021 günü hazır bulunan temlik alan davacı vekili Av. …ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile 6 adet yarı römorkun deniz yoluyla İstanbul Haydarpaşa Limanı’ndan Nijerya’nın Lagos Limanı’na gönderilmesi konusunda anlaştığını ve davalıya navlun bedeli olarak 47.400 USD ödediğini, 05.07.2012 tarihinde konişmento düzenlenerek malların Haydarpaşa Limanı’nda gemiye yüklendiğini ancak, varış limanına teslim edilmediğini, davalı ile yapılan görüşmelerde geminin İspanya'nın Laspalmas Limanı’na vardığı ve oradan tekrar hareket edemediğinin bildirildiğini, tüm görüşme, taahhüt ve ihtarlara rağmen malların varış limanına teslim edilmemesi nedeniyle TTK'nın 1178. maddesi gereğince malın zayi olmuş sayılması gerektiğini ileri sürerek, taşıma sözleşmesinin feshi ile birlikte mal bedeli 217.800 USD karşılığı 402.189,48 TL'nin 05.07.2012 tarihinden itibaren faiziyle, davalıya ödenen 47.400 USD navlun bedelinin karşılığı olan 87.528,84 TL'nin de ödeme tarihi olan 02.07.2012 tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin taşımaya sadece acente olarak aracılık ettiğini, CFR teslim şartı ile yapılan satışlarda malların gemi küpeştesini aşmasından itibaren yük ile ilgili nefi ve hasarın alıcıya geçtiğini, davacı yükleyici olduğundan mal zararı ile ilgili aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, geminin taşımaya elverişli ve uygun olduğunu, davacının navlun iadesi talebinde bulunamayacağını, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu olmayıp, aksi takdirde ise, sorumluluğunun sınırlı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, malın teslim şeklinin CFR olması, davacının ticari defter kayıtlarına göre mal bedelinin tahsil edilmiş olduğunun anlaşılması nedeniyle davacının taşıyıcıya karşı dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmış ise de, davacı yargılama aşamasında mal alıcısı olan yabancı şirketin dava ve talep haklarını temlik aldığını ibraz ettiği temlikname ile ispat etmiş olduğundan davacının aktif husumet ehliyetini kazandığı, davalı tarafça malın teslim edildiği ispat edilemediğinden TTK'nın 1178/5.m. gereğince malın zayi olduğunun kabulü gerektiği, davalı şirketin TTK'nın 1178. m. gereğince mal bedelinden temlik alan davacıya karşı sorumlu olduğu, davalının TTK'nın 1186. m. sevkedilen sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı, davacının ödenen navlun ücretini isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 402.189,48 TL'nin faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı, taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, gönderici Öz Nursan Ltd. Şti. tarafından açıldıktan sonra 05.07.2017 tarihinde düzenlenen devir sözleşmesi ile dava konusunun talep hakları ile birlikte emtianın alıcısı Awv-Akiota Works Limited'e devredildiği, davacının ödemiş olduğu tazminat bulunmadığı, dolayısıyla dava tarihi itibariyle zarara uğramadığı, aktif dava ehliyeti bulunmadığı, bu nedenle dava konusu alacakla ilgili taşınan yükün alıcısı şirkete dava konusu alacağı devir etmesinin hukuki sonucu değiştirmeyeceği, devir alan şirketin, devir eden şirketin yerine geçtiğinden, dava açma hakkı bu kapsamda değerlendirilmesi gerekeceği, davacı gönderen ile alıcı arasında bağıtlanan sözleşmede CFR koşulu bulunduğu, her ne kadar CFR kaydı satıcı ile alıcı arasında yapılmış satım sözleşmesine konulan şartlardan ise de, navlun sözleşmesine de etkisi olduğu, zira boşaltma yükmlülüğü alıcıda bulunduğuna ve gönderen davacının navlun ücretini, satışın CFR teslim şeklinde yapılmış olması nedeniyle alıcı menfaatine navlun ücretini ödemiş bulunduğu, böylece navlun ücretinden sorumlu olmayan ve alıcı menfaatine taşıyan davalıya ödeme yapan davacının, davalı tarafça taşınması gereken makinelerin taşınmayarak taraflar arasındaki sözleşmenin eylemli olarak sona erdirilmiş olup, fesih niteliğinde olduğundan bahisle navlun ücretinin iadesini talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise, esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, CFR teslim şeklinde satıcının, navlunu alıcı menfaatine ödemiş olması ve davalının da alıcı menfaatine taşımış olması nedeniyle davacının navlunu takip edemeyecek olmasına, mal bedelini peşin tahsil eden davacının malları bu teslim şeklinde gemiye yüklemesi ve malların gemi küpeştesini geçmesinden sonra tüm riskinin, nafi ve hasarın alıcıya geçmiş olmasına, 05.07.2012 tarihinde yüklemenin gerçekleşip geminin Haydarpaşa Limanından hareket etmiş olmasına, davacı uhdesinde zarar doğmadığından, alacağı temlik etmesinin de durumda değişiklik yaratmayacağına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 22.04.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, gemi taşıma sözleşmesinden doğan tazminat istemi ile navlun bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Davacıya ait yükün İstanbul Haydarpaşa limanından Nijerya’nın Lagos limanına taşınması hususunda taraflar arasında taşıma sözleşmesi yapıldığı ve davalı şirketin 02.07.2012 tarihli faturasına istinaden 47.400 USD taşıma ücretinin (navlun) de davalı taşıyana peşin olarak ödendiği, davalı taşıyanın yükü en geç 40-45 içerisinde yükü adresine teslim etmeyi taahhüt ettiği, taşımayı üstlenen davalının da üst taşıtan olarak yükü taşıtmak üzere Shelly Express gemisi donatanıyla taşıma sözleşmesi yaptığı, geminin 05.07.2012 tarihinde yola çıktığı, buna göre en geç 20.08.2012 tarihinde adresine ulaşması gerekirken ulaştırılmadığı, bunun üzerine davacının netice almak için bir süre bekledikten ve aradan 70 gün geçmesinden sonra 08.11.2012 tarihinde davalıya ihtarname çekerek onu temerrüde düşürdüğü, malın alıcısına karşı sorumlu duruma düşen davacının bu defa Nijeryalı alıcı firma ile 27.05.2013 tarihli yeni bir protokol yaparak aynı malları bila bedel alıcı firmaya yeniden göndermeyi, gönderemediği takdirde bedelini ona ödemeyi taahhüt ettiği, davalının taşımayı üstlendiği malların hiçbir şekilde adresine ulaştırılmadığı ve bütünüyle zayi olduğu hususunda bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Taşıma sözleşmesi davacı ile davalı şirket arasında gerçekleştirilmiş olup, davalı edimini yerine getirmemiş, taşıma gerçekleştirilmemiştir. Davacının alım-satım bedelini peşin tahsil etmiş olması, sözleşmelerin nispiliği ilkesi çerçevesinde alıcı ve satıcı arasındaki bir hukuki ilişkidir. Kaldı ki, davacı 217.000 USD bedelli teslim edilmeyen mallarla ilgili olarak alıcı ile bilahare yeni bir protokol yapmış ve aynı malları alıcı firmaya tekrar vermeyi taahhüt etmiştir. Dolayısıyla davacı anılan taşıma ilişkisinde zarara uğramıştır. Davacı deniz taşıma sözleşmesinde taraf olmayıp, bu sözleşmenin tarafı davacıya karşı taşımayı üstlenen davalı olup, davalı ister üst taşıyan kabul edilsin, ister taşıma işleri komisyoncusu kabul edilsin taşıtana karşı edimi yerine getirmemesinden doğan zararlardan sorumludur. Cost & Freight, CFR, Mal Bedeli ve  Teslim, incoterms 2010 da yer alan 11 farklı teslim şekli arasında, C grubu olarak adlandırılan, sevkiyatın satıcı firma tarafından organize edildiği teslim şekillerinden biridir. CFR teslim şeklinde, satıcı yani ihracatçı firma, fabrikada yükleme, iç nakliye, limanda gemiye yükleme ve navlun süreçlerini organize ederek, yükü, alıcının yani ithalatçının ülkesinde yer alan bir limanda, alıcıya teslim edecek şekilde operasyonu tamamlar. Somut olayda, davacı satıcının CFR satım nedeniyle, dava dışı alıcıya (bilahare davayı temlik alan) karşı malların teslimi nedeniyle sorumluluğu devam etmektedir. Ayrıca, bedeli peşin alınan mallar nedeniyle de alıcıya karşı, yükün varma limanına ulaşmasına kadar taşıtma sorumluluğu devam etmektedir. Taşımanın hiç yapılmadığı veya varma limanından önce inkıtaya uğraması halinde, alıcının davacıya karşı dava açma hakkı ortadan kalkmaz. Dolayısıyla, davacı mevcut taşıma eylemi nedeniyle zarar görmüş olup, taşımayı üstlenen davalı üst taşımacı da bu zararın tamamından sorumludur. TTK’nın 1199. maddesinde yer alan “Boşaltma süresinin sonuna kadar bir kaza sonucunda zıyaa uğrayan eşya için navlun ödenmez ve peşin ödenmiş ise geri alınır. Navlun götürü kararlaştırılmış ise eşyanın bir kısmının zıyaı, navlunun o oranda indirilmesini istemeye hak verir.” hükmü uyarınca, taşıyıcı taşıtana karşı menziline ulaştırılmayan taşıma nedeniyle ödenmiş olan navlun bedelinin iadesinden sorumludur. Navlun bedelinin iadesinin hasar ve yararın alıcıya geçmesiyle bir ilgisi bulunmamaktadır. Daire çoğunluğu tarafından, hasarın yüklemeyle birlikte davalıya geçtiğine ve taşıma sırasında gerek yükten, gerekse navlun bedelinden dolayı davacı taşıtanın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığına ilişkin yaklaşımına katılmıyorum.
Incoterms kuralları malların mülkiyetinin geçişini düzenler mi?

Hayır, Incoterms kuralları satılan malların mülkiyetinin geçişini düzenlemez; mülkiyetin intikali, sözleşmenin geçerliliği ve uygulanacak hukuk gibi hususlar tarafların akdi hükümleri ve tabi oldukları milli hukuk kuralları ile çözülür.

Incoterms 2020 ile hangi teslim kuralı yürürlükten kalkmıştır?

Incoterms® 2020 revizyonu ile DAT (Terminalde Teslim) kuralı yürürlükten kaldırılmış, yerine satıcının malları taşıma aracından boşaltılmış vaziyette teslimini ifade eden DPU (Belirtilen Yerde Boşaltılmış Olarak Teslim) kuralı yürürlüğe konulmuştur.

FOB ve CFR teslim şekillerinde hasar ne zaman alıcıya geçer?

FOB ve CFR teslim türlerinde kural olarak satıcının malları yükleme limanında gemiye yüklemesi ve malların gemi bordasını/küpeştesini geçmesiyle birlikte kayıp, hasar ve ek masraf riski satıcıdan alıcıya intikal eder.

CFR satışta faturada varış limanının teslim yeri gösterilmesi hasarı nasıl etkiler?

CFR satışta kural olarak malların gemi bordasını geçmesiyle hasar alıcıya geçmekle birlikte, fatura ve satış belgelerinde teslim yerinin varış limanı olarak gösterildiği somut uyuşmazlıkta, varış limanına ulaşılmadan resmi makamlarca yüke el konulması halinde hasar ve yararın satıcı üzerinde kaldığı kabul edilmiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu