İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu ve Onay Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu ve Onay Usulü

İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulunun Yetkisi ve Toplanma Halleri

Anonim şirketlerde imtiyaz, şirket esas sözleşmesi ile paya tanınan ve oransallık ilkesinin istisnasını oluşturan üstün hakları ifade eder. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 454/1 uyarınca; genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine veya yönetim kuruluna sermayenin artırılması konusunda yetki verilmesine dair kararları ile kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulunun sermayenin artırılmasına ilişkin kararları, imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edecek nitelikte ise bu kararlar imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunda onaylanmadıkça uygulanamaz. Özel kurul onayının zorunlu kılındığı bu haller kanunda sınırlı olarak belirlenmiş olup, kanunda açıkça sayılmayan diğer şirket kararlarının yürütülmesinde ayrıca özel kurul onayı aranmaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 454Kaynağı aç
MADDE 454- (1) Genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine, yönetim kuruluna sermayenin arttırılması konusunda yetki verilmesine dair kararıyla yönetim kurulunun sermayenin arttırılmasına ilişkin kararı imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edecek nitelikte ise bu karar anılan pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda, aşağıdaki hükümler uyarıca, alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamaz. (2) Yönetim kurulu, en geç genel kurul kararının ilan edildiği tarihten itibaren bir ay içinde özel kurulu toplantıya çağırır. Aksi hâlde, her imtiyazlı pay sahibi yönetim kurulunun çağrı süresinin son gününden başlamak üzere, onbeş gün içinde, bu kurulun toplantıya çağrılmasını şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir. (3) Özel kurul imtiyazlı payları temsil eden sermayenin yüzde altmışının çoğunluğuyla toplanır ve toplantıda temsil edilen payların çoğunluğuyla karar alır. İmtiyazlı pay sahiplerinin haklarının ihlal edildiği sonucuna varılırsa karar gerekçeli bir tutanakla belirtilir. Tutanağın on gün içinde şirket yönetim kuruluna teslimi zorunludur. Tutanakla birlikte, genel kurul kararının onaylanmasına olumsuz oy verenlerin, en az nisabı oluşturan sayıda imzalarını içeren liste ile bu maddenin sekizinci fıkrası hükmü gereği açılabilecek dava için geçerli olmak üzere ortak bir tebligat adresi de yönetim kuruluna verilir. Tutanak, birlikte verilen bilgilerle beraber tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. Bu hükümdeki şartlara uyulmadığı takdirde özel kurul kararı alınmamış sayılır. (4) Genel kurulda, imtiyazlı payların sahip veya temsilcileri, esas sözleşmenin değiştirilmesine, üçüncü fıkrada öngörülen toplantı ve karar nisabına uygun olarak olumlu oy vermişlerse ayrıca özel toplantı yapılmaz. (5) Çağrıya rağmen, süresi içinde özel kurul toplanamazsa, genel kurul kararı onaylanmış sayılır. (6) Özel kurul toplantısında, 407 nci maddenin üçüncü fıkrası çerçevesinde, Bakanlık temsilcisi de hazır bulunur ve tutanağı imzalar. (7) Yönetim kurulu, özel kurulun onaylamama kararı aleyhine, karar tarihinden itibaren bir ay içinde, genel kurulun söz konusu kararının pay sahiplerinin haklarını ihlal etmediği gerekçesi ile, bu kararın iptali ile genel kurul kararının tescili davasını, şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açabilir. (8) İptal davası, genel kurul kararının onaylanmasına olumsuz oy kullananlara karşı yöneltilir. III – Tescil
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/722, K. 2022/4Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2020/722 E.  ,  2022/4 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “ana sözleşme değişikliğine ilişkin tescil işleminin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin karar, asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la değişikliği öncesi hâliyle 438/2 maddesi gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından asıl ve birleşen davada davalı vekilinin duruşma isteminin reddine karar verilip dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Asıl ve Birleşen Davada Davacılar İstemi: 4. Asıl ve birleşen davada davacılar vekili; müvekkillerinin her birinin davalı şirketin %16,67 oranında payına sahip kurucu pay sahibi olduklarını, şirket ana sözleşmesi gereğince payların A ve B grubuna ayrıldığını, ana sözleşmenin 7. maddesine göre yönetim kurulunun üç kişiden oluşacağı ve üyelerden ikisinin B grubu, diğer bir üyenin ise A grubu pay sahiplerinin çoğunluğunun göstereceği adaylar arasından seçileceğinin belirtildiği, yine ana sözleşmenin 10. maddesinde de A ve B grubu hisselerin oy hakkının düzenlendiğini, dolayısıyla ana sözleşme ile her iki grup paya da 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 401. maddesi gereğince imtiyazlı pay niteliği kazandırıldığını, davalı şirketin 06.10.2011 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 7 ve 10. maddelerinin değiştirilmesine müvekkillerinin olumsuz oyuna karşın karar verildiğini, oysa 6762 sayılı TTK'nın 389. maddesi gereğince imtiyazlı pay sahipleri kurulunun vereceği kararla onaylanmadıkça genel kurul kararının infaz edilemeyeceğini, durumun ticaret siciline de bildirilmesine rağmen kararın tescil edildiğini ileri sürerek davalı şirketin 06.10.2011 tarihli genel kurul toplantısına yönelik 10.10.2011 tarihinde tescil edilen batıl nitelikteki ana sözleşme değişikliğine ilişkin tescil işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve Birleşen Davada Davalı Cevabı: 5. Asıl ve birleşen davada davalı vekili; müvekkili şirketin ana sözleşmesinin 6. maddesi gereğince hisse gruplarının A ve B olarak ayrıldığını, anılan maddenin ise 02.12.2010 tarihli olağan genel kurulda oy birliği ile tadil edilerek A ve B şeklindeki grup ayrımının kaldırıldığını, bu değişikliğe davacılar tarafından da olumlu oy verildiği için anılan genel kurulda 6762 sayılı TTK'nın 389. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla ana sözleşmesinin 6. maddesinin tadil edilmesiyle imtiyazın temeli kalmadığı için ana sözleşmenin 7 ve 10. maddelerinin de uygulama alanı kalmadığını, bu nedenle dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 7 ve 10. maddelerinin değiştirilmesinde imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun onayının aranmasına imkân bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.10.2015 tarihli ve 2014/359 E., 2015/736 K. sayılı kararı ile; davalı şirket ana sözleşmesinin 7. maddesinde A ve B grubu hissedarlar arasından yönetim kuruluna aday gösterilmesi bakımından A grubu hissedarların bir, B grubu hissedarların iki aday göstermesi yönünde 6762 sayılı TTK'nın 401. maddesi gereğince imtiyaz tanındığı, ancak dava konusu genel kurul toplantısı ile bu imtiyazın kaldırıldığı, A ve B grubu imtiyazlı pay sahipleri genel kurulunun dava konusu genel kurul toplantısında alınan ana sözleşmenin tadiline ilişkin kararı 6762 sayılı TTK'nın 389. maddesi gereğince ayrı ayrı oylayıp onaylaması gerektiği, davacıların katıldığı ve oy birliğiyle alınan 02.12.2010 tarihli olağan genel kurul toplantısı sermaye artırımına ilişkin olduğundan 6762 sayılı TTK’nın 391. maddesi gereğince ayrıca imtiyazlı pay sahipleri genel kurulu toplantısı ile kararın onanmasına gerek olmadığı, 02.12.2010 tarihli genel kurul toplantısında ana sözleşmenin "sermaye" başlıklı 6. maddesinin sermaye artırımı nedeniyle değiştirilmesine karar verilmiş ise de, bu durumun örtülü şekilde 7 ve 10. maddelerde düzenlenen yönetime katılma ve genel kurulda oy kullanma imtiyazının da değiştirildiği anlamına gelmeyeceği, yorum yoluyla "imtiyaz" hakkının kaldırılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle dava konusu genel kurul toplantısında esas sözleşmenin 7 ve 10. maddelerinin değiştirilmesine ilişkin kararların imtiyazlı pay sahipleri genel kurulu tarafından onaylanmaması nedeniyle infazının olanaklı olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile 06.10.2011 tarihli genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 7 ve 10. maddelerinin değiştirilmesine ilişkin 10.10.2011 tarihli tescil işleminin iptaline karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.06.2017 tarihli ve 2016/394 E., 2017/3442 K. sayılı kararı ile; “…Asıl ve birleşen dava, batıl nitelikte olduğu iddia edilen ana sözleşme değişikliğine ilişkin olağanüstü genel kurul kararının tescil işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 6762 sayılı TTK’nin 389. maddesi uyarınca “Umumi heyetçe esas mukavelenin değiştirilmesine dair verilen karar imtiyazlı hisse senedi sahiplerinin haklarını ihlal edecek mahiyette ise bu karar, adı geçen pay sahiplerinin yapacakları hususi bir toplantıda verecekleri diğer bir kararla tasdik olunmadıkça, infaz edilemez. Bu heyeti idare meclisi veya murakıplar toplantıya çağırmaya mecburdur. Heyet azasından herhangi birisi de çağırabilir. Bu hususi toplantıda müzakere ve karar nisabı, 388 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları hükümlerine tabidir.” Somut olayda uyuşmazlık, davalı şirketin ana sözleşmesinin imtiyaz hakkı tanıdığı iddia edilen 7. ve 10. maddelerinin değiştirilmesine ilişkin 06/10/2011 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların 6762 sayılı TTK'nın 389. maddesinde hükme bağlanan yasal düzenleme uyarınca imtiyazlı pay sahipleri kurulunun vereceği kararla onaylanmadıkça infaz edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davalı şirketin ana sözleşmesinde imtiyaz oluşturan temel madde sermayenin yapısına ilişkin 6. maddedir. Şirket ana sözleşmesinin işbu 6. maddesinin de 02/12/2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında A ve B grubu hissedarların tümünün katılımıyla oy birliği ile değiştirildiği ve tescil edildiği, aynı genel kurul toplantısında alınan kararla yönetim kurulu üyelerinin seçimi maddesi ile de yeni değişikliğe uygun olarak yönetim kurulu üyelerinin seçiminin yapıldığı anlaşılmıştır. Bu suretle, yeni yönetim kurulu üyelerinin seçiminde A ve B grubu hissedarlara tanınan imtiyazın bağlam kuralını teşkil eden 6. madde ile ilgili ana sözleşme değişikliği kesinleşmiş olmakla ana sözleşmenin 7. maddesinde A ve B grubu hissedarlara tanınan imtiyazın maddi temeli kalmamıştır. Yukarıda da açıklandığı üzere, davalı şirketin 02/12/2010 tarihli olağan genel kurul toplantısında yapılan ana sözleşme değişikliği ile ortada imtiyazlı pay sahibi olarak tanımlanabilecek bir hissedar grubu kalmadığından imtiyazlı pay sahiplerinin haklarının ihlal edildiğinden de söz edilemeyecek olmasına rağmen mahkemece ana sözleşmenin 7. maddesinin değiştirilmesine ilişkin genel kurul kararının tescil işleminin iptaline karar verilmesi doğru olmadığı gibi, ana sözleşmenin 10. maddesi bakımından da durum aynı olup, hatta ana sözleşmenin değiştirilen işbu 10. maddesinin ne payların kullanılmasında ne de oy hakkı bakımından bir imtiyaz da içermemesine karşın anılan maddenin değişikliğine ilişkin genel kurul kararının tescilinin iptaline karar verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli ve 2019/486 E., 2019/993 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeye ek olarak, karar düzeltme aşamasında dava dosyasına sunulan hukukî mütalaalarda değinildiği üzere anonim ortaklıklar hukukunda imtiyazların ancak açık bir ana sözleşme değişikliği ile kaldırılabileceği, genel kurulun iradesinin imtiyazların kaldırılması yönünde olduğu açıkça anlaşılamadığı taktirde imtiyazların kaldırılmamış olduğu ve varlıklarını aynen korudukları, dolayısıyla 02.12.2010 tarihli olağan genel kurul toplantısında payların A ve B gibi grup ayırımının kaldırılması da imtiyazların otomatikman kaldırılması sonucunu doğurmayacağı, sadece A ve B gibi grup adlandırılmalarının terk edilerek gruplara farklı ve üstün haklar bahşeden içeriği düzenleyen hükümlerin muhafaza edilmesi hâlinde imtiyazların artık yürürlükten kaldırıldığının ileri sürülemeyeceği, başka bir deyişle davalı şirketin 02.12.2010 tarihli olağan genel kurul toplantısında ana sözleşmesinin 6. maddesinde yer alan A ve B grubu şeklindeki ayırımın tek başına kaldırılmış olması imtiyaz haklarını düzenleyen 7 ve 10. maddeleri dayanaksız hâle getirmeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı şirketin 02.12.2010 tarihli olağan genel kurul toplantısında şirket hisselerinde A ve B grup ayırımını öngören ana sözleşmenin 6. maddesinin kaldırılması karşısında ana sözleşmenin 7. maddesinde A ve B grubu hissedarlara tanınan imtiyazın maddi temeli kalıp kalmadığı, buradan varılacak sonuca göre dava konusu 06.10.2010 tarihli genel kurulda A ve B gruplarına imtiyaz sağlayan 7 ve 10. maddelerinin değiştirilmesine ilişkin kararın imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun onayına tabi olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. III. ÖN SORUN 12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce; mahkemece direnme kararında karar düzeltme aşamasında davacı vekili tarafından dosyaya sunulan bir başka dosyada aynı konu üzerine alınan hukukî uzman görüşü ile eldeki dava için sunulan hukukî uzman görüşüne atıfta bulunulması karşısında, direnme kararının yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı ve buna göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılacağı ön sorun olarak tartışılmış; yapılan görüşmelerde HMK’nın 266/1 maddesi ile 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3/3 maddesi gereğince çözümü için hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilginin yeterli olduğu uyuşmazlık konularında bilirkişiye başvurulamayacağı, buradan hareketle hukukî uzman görüşünün de delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla direnme kararında hukuki uzman görüşüne yapılan atıf ile yeni bir delile dayanılmadığı, yapılan atıf ile sadece ilk gerekçenin kuvvetlendirildiği ve böylece yeni hüküm bulunmadığı, bu nedenle temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca yapılması gerektiği sonucuna varılarak ön sorunun bulunmadığına 18.01.2022 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir. IV. GEREKÇE 13. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle anonim şirketlerde “imtiyaz” kavramı üzerinde durulmasında fayda vardır. 14. Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’de imtiyaz kavramı tanımlanmamakla birlikte öğreti ve uygulamada “imtiyazlı pay”; sahiplerine diğer paylara oranla farklı ve üstün haklar tanıyan pay olarak tanımlanmaktadır (Türk Tarih Kurumu: Türk Hukuk Lûgatı C. I, 2021, s. 906). Nitekim imtiyazlı pay, 6762 sayılı TTK’nın 401. maddesinde; “Esas mukavele ile bazı nevi hisse senetlerine kâr payı veya tasfiye hâlinde şirket mevcudunun dağıtılması ve sair hususlarda imtiyaz hakları tanınabilir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre anonim şirketlerde “imtiyaz” ancak şirket esas sözleşmesi ile paya tanınabilmektedir. Dolayısıyla esas sözleşmenin değiştirilmesi yoluyla da paya imtiyaz tanınması mümkündür. 15. 6762 sayılı TTK’nın 401. maddesi gereğince imtiyaz, kâr payına veya tasfiye bakiyesi payına veyahut da diğer pay sahiplerine nazaran “sair hususlarda” bir farklılığa hasredilmiş olmalıdır. Anılan maddede belirtilen imtiyazın tahdidi olmadığı “sair hususlar” ifadesinden açıkça anlaşılmaktadır. Dolayısıyla imtiyaz, pay sahipliği haklarının hem malî yönünden hem de idari yönünden tanınabilmektedir. Hemen belirtilmelidir ki; bir pay sahibinin gerek kâr gerekse tasfiye bakiyesine farklı bir şekilde iştirak etmesi ve hatta sermaye artırılması hâlinde yeni pay alınabilmesi pay sahipliği hakkının malî yönünü; şirket genel kuruluna katılmak suretiyle oy kullanma veya şirkete ait yönetim işlerini kontrol ederek bu yolda ilgililerden bilgi edinebilme ve ayrıca yönetim kurulunda temsil edilebilme gibi haklar da pay sahipliği hakkının idari yönünü teşkil etmektedir. 16. İmtiyazların tanınabilmesine ilişkin en önemli özellik, ana sözleşmede bu yönde bir hükmün bulunmasının zorunlu olmasıdır. Başka bir deyişle imtiyazlar ancak anonim şirket ana sözleşmesi ile tanınabilir. Gerçekten de anonim şirketler hukukunda payın sağladığı haklardan yararlanmada ölçü olarak pay sahibinin sermayeye katılım oranı (oransallık ilkesi) geçerli olduğundan bunun aksini kararlaştırabilmek için muhakkak ana sözleşmede açık bir hüküm bulunmalıdır. Öte yandan ana sözleşme ile sadece bir grup paya imtiyaz tanınmış olduğunun belirtilmesi yeterli olmayıp, ayrıca bu konuda öngörülen ana sözleşme hükmünün en azından imtiyazın konusuna ilişkin açık bir düzenlemeyi içermesi de zorunludur. Bu açıdan önemli olan ana sözleşmede imtiyaz kavramına yer verilmiş olması değil, bazı paylara üstün haklar tanındığının hiçbir şüpheye yer kalmayacak şekilde açıkça belirtilmesidir (Kendigelen, Abuzer: Anonim Ortaklıkta Yönetime Katılma Haklarında İmtiyaz, 1. Baskı, İstanbul, 1999, s. 36). Bu nedenle imtiyazların var olup olmadığı sonucuna ulaşırken ana sözleşmenin metninin yanı sıra sözleşmenin hazırlanmasına veya değiştirilmesine ilişkin diğer tüm çalışmalardan pay sahiplerinin imtiyaz oluşturma amaçlarının var olduğu açık bir biçimde anlaşılmalıdır. 17. İmtiyaz kavramının öneminden dolayı kanun koyucu imtiyazlar için ayrıca özel bir korunma sistemi öngörmüştür. Bu husus 6762 sayılı TTK’nın 389. maddesinde; “Umumi heyetçe esas mukavelenin değiştirilmesine dair verilen karar imtiyazlı hisse senedi sahiplerinin haklarını ihlal edecek mahiyette ise bu karar, adı geçen pay sahiplerinin yapacakları hususi bir toplantıda verecekleri diğer bir kararla tasdik olunmadıkça, infaz edilemez. Bu heyeti idare meclisi veya murakıplar toplantıya çağırmaya mecburdur. Heyet azasından herhangi birisi de çağırabilir. Bu hususi toplantıda müzakere ve karar nisabı, 388 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları hükümlerine tabidir.” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre genel kurul ana sözleşme değişikliğine ilişkin hükümler kapsamında alacağı bir çoğunluk kararıyla paylara tanınan imtiyazların sınırlandırılmasını ya da kaldırılmasını tek başına yapamamakta; ayrıca imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun bu yönde verecekleri bir onay kararı, ana sözleşme değişikliğine ilişkin genel kurul kararının infaz edilebilmesi şartı olarak aranmaktadır. 18. Benzer bir düzenleme de esas sermaye artırımına ilişkin şartların düzenlendiği 6762 sayılı TTK’nın 391. maddesinde yer almaktadır. Anılan madde; “Esas sermayeye karşılık olan hisse senetlerinin bedelleri tamamen ödenmedikçe, umumi heyet yeni hisse senetleri çıkarmak suretiyle sermayenin artırılmasına karar veremez. Muhtelif imtiyazları haiz mütaaddit nevi hisse senedi sahipleri mevcut olduğu takdirde, umumi heyetin kararından ayrı olarak adı geçen nevilerden her birine ait hisse senedi sahiplerinin de hususi bir toplantı yaparak karar vermeleri şarttır. 389 uncu maddenin iki ve üçüncü cümlesi hükümleri bu toplantılar hakkında da tatbik olunur.” hükmünü haizdir. Buna göre esas sermaye artırımına ilişkin ana sözleşme değişikliği ile diğer ana sözleşme değişiklikleri farklı bir düzenlemeye tabi tutularak; diğer ana sözleşme değişikliklerinin (6762 sayılı TTK m. 389) aksine, sermaye artırımlarında imtiyazların ayrıca ihlal edilmiş olması şartı aranmamış, sermaye artırımı ile birlikte imtiyazların herhâlde ihlal edileceği varsayımından hareket edilerek imtiyazlı pay sahiplerinin sermaye artırımını mutlaka onaylamaları zorunluluğu getirilmiştir. 19. Görüldüğü üzere imtiyazların oluşturulması için gerekli şartlar imtiyazların kaldırılması için de geçerli olup imtiyazlar, ancak açık bir ana sözleşme değişikliği ile kaldırılabilecektir. Başka bir deyişle anonim şirket ana sözleşmesinde yer alan bir ya da birden fazla imtiyazın bertaraf edilebilmesi için genel kurulun bu konuda hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıkça bir karar almış olması ve bu kararın imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu tarafından onaylanması gerekmektedir. 20. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirketin 12.09.2007 tarihinde tescil edildiği, şirketin kurucu ortaklarının …, … …, … ve … olduğu, ana sözleşmenin 6. maddesinde sermaye ve paylar düzenlendiği, bu kapsamda şirketin sermayesinin A ve B grubu paylara ayrılarak bu payların %50’sine tekabül eden …, … ve …’ın eşit oranda B grubu paya sahip oldukları, diğer ortakların A grubu paya sahip oldukları, daha sonra A grubu payların yabancı uyruklu International Business Center ve … isimli kişilere devredildiği anlaşılmaktadır. 21. Ana sözleşmenin 7. maddesinde yönetim kurulunun teşkili düzenlenmiş ve bu maddede B grubu paylara imtiyaz tanınarak yönetim kurulunun üç üyeden oluşacağı ve yönetim kurulunun iki üyesinin B grubu payların çoğunluğunun gösterdiği adaylar arasından, birinin ise A grubu payların çoğunluğunun gösterdiği adaylar arasından seçileceği, yönetim kurulu başkanının B grubu payları temsil eden, başkan vekilliğinin ise A grubu payları temsil eden yönetim kurulu üyeleri arasından seçileceği belirtilmiştir. Ana sözleşmenin 10. maddesinde ise genel kurul düzenlenmiş ve anılan maddede A grubu hisseler ile B grubu hisselerin birer oy hakkı bulunduğu belirtilmiştir. 22. Davalı şirketin 2009 yılı olağan genel kurul toplantısı 02.12.2010 tarihinde tüm ortakların katılımı ile çağrısız olarak yapılmış ve gündemin 16. maddesi ile sermayenin artırımına ve ana sözleşmenin 6. maddesinin tadil edilmesine oy birliğiyle karar verilmiştir. Ana sözleşmenin 6. maddesinin yeni hâlinde ortakların pay sayısı artırılmış, ancak payların A ve B grubu ayrımına yer verilmemiştir. 23. Davalı şirketin 06.10.2011 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, toplantı çağrısında belirtildiği üzere ana sözleşmenin 7 ve 10. maddelerinin değiştirilmesine davacıların muhalefeti ile oy çokluğuyla karar verilmiştir. Davacılar vekili anılan toplantıda, ana sözleşmede imtiyazlı payların bulunmasına rağmen hazirun listesinde imtiyazlı payların belirtilmediğini ileri sürerek itirazda bulunmuş; davalı şirket yetkilisinin vekili ise şirketin 02.12.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 6. maddesinin tadil edilerek imtiyazların kaldırıldığını savunarak gündemin görüşülmesine geçilmiştir. Davalı vekili asıl ve birleşen davada da şirketin 02.12.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 6. maddesinin tadil edilerek imtiyazların kaldırıldığını, bu nedenle dava konusu 06.10.2011 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı için imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu onayının söz konusu olmadığını savunmaktadır. 24. Davalı şirketin 02.12.2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının gündeminde A ve B grup ayrımının ya da imtiyazın kaldırılacağına dair bir madde ya da bir ibare yer almamaktadır. Aynı şekilde toplantı esnasında da A ve B grup ayrımının ya da imtiyazın kaldırılacağına dair bir görüş veya beyanda da bulunulmamıştır. Anılan genel kurul toplantısının 8. maddesinde yeni yönetim kurulu ve denetçinin seçimi yapılmış; 16. maddesinde ise şirkete bugüne kadar yapılan finansal yardımların sermayeye ilave edilmesi suretiyle sermaye artışı yapılmasına karar verilerek ana sözleşmenin “sermaye ve hisseler” başlıklı 6. maddesi tadil edilmiştir. Gündemde ve 30.12.2010 tarihli ticaret sicil gazetesindeki ilanda tadil edilen 6. maddenin yeni hâli yer almış, eski hâline ise yer verilmemiştir. 25. Ayrıca anılan genel kurul toplantısında sermaye artırımına ilişkin ana sözleşmenin 6. maddesi değiştirilmeden önce yeni yönetim kurulu seçiminin yapılması ve B grubu pay sahiplerinin ana sözleşmenin 7. maddesi gereğince yönetim kuruluna aday göstermemiş olmasının sadece bu konudaki imtiyazı kullanmayarak seçim yapmaları anlamına geldiği, ancak bu durumun imtiyazın kaldırıldığı sonucunu doğurmayacağı, öte yandan ana sözleşmenin 7. maddesindeki imtiyaza uygun olarak yönetim kuruluna, B grubu pay sahiplerinden iki kişi … ve …’ın seçildiği, daha sonra yine ana sözleşmenin 7. maddesine uygun olarak yönetim kurulu başkanlığına B grubu pay sahiplerinden …’ın, başkan yardımcılığına ise A grubu pay sahiplerinden …’ın seçildiği anlaşılmaktadır. 26. Davalı şirketin 02.12.2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında sadece ana sözleşmenin 6. maddesinin tadil edilmesine karar verilmiş; yönetim kuruluna seçilmede imtiyaz tanıyan 7. madde ile A ve B grup ayrımını pekiştiren 10. madde aynen bırakılmıştır. Dolayısıyla 02.12.2010 tarihli olağan genel kurul sonrasında da imtiyaza ilişkin ana sözleşmenin 7. maddesi ile A ve B grup ayrımını pekiştiren 10. madde varlıklarını hâlen sürdürmektedir. Sadece sermaye artırımı sırasında sermayenin A ve B grubu paylara ayrıldığı şeklindeki ibare kuruluş ana sözleşmesinden sonraki 6. maddede yer almamaktadır. 27. Bir ana sözleşmede tanınmış imtiyazlar konularıyla birlikte varlıklarını, çeşitli maddelerde sürdürüyorlarsa, A ve B grupları ayrımı ana sözleşmenin çeşitli maddelerinde belirginse imtiyazlar devam ediyor demektir. Bu kapsamda ana sözleşmenin sermayeye ilişkin maddesinde ayrıca sermayenin pay gruplarına bölünmüş olduğu ibaresinin yer almasına ve bu ibarenin her sermaye artırımında muhafaza edilmesine de gerek yoktur. Zira sermayenin gruplara ayrılmış olduğunun varlığı için bu hususun ana sözleşmeden anlaşılıyor olması yeterlidir. 28. Yukarıda da bahsedildiği üzere imtiyazların oluşturulması için gerekli şartlar imtiyazların kaldırılması için de geçerli olup imtiyazlar, ancak açık bir ana sözleşme değişikliği ile kaldırılabilecektir. Dolayısıyla imtiyazlar ancak ya imtiyaz esasına göre düzenlenmiş bütün hükümlerdeki imtiyazların kaldırılmasıyla ya da açık bir hükümle tüm imtiyazların kalktığı belirtilerek ana sözleşme değişikliğiyle kaldırılabilecektir. Dolayısıyla davalı şirketin 02.12.2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 6. maddesinin tadiliyle ve belirtilen şekilde yönetim kurulunun seçimiyle ana sözleşmenin imtiyaza dair 7. maddesinin zaten o genel kurulda kaldırıldığı, dava konusu 06.10.2011 tarihli genel kurul kararının ise bunun tespitinden ibaret olduğunun ileri sürülmesi mümkün değildir. 29. Davalı şirketin kuruluş ana sözleşmesinde B grubu payların şirketin kurucu ortaklarından …, … ve …’a ait olduğu, A grubu payların ise şirketin kurucu yabancı ortaklarına ait olduğu, daha sonra A grubu payların başka yabancı uyruklu şahıslara devredildiği ancak B grubu payların devredilmediği, hâlâ …, … ve …’a ait olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla pay sahiplerinin elindeki payların hangi gruba ait olduğu hususunda belirsizlik de söz konusu değildir. Bu itibarla davalı şirketin 02.12.2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında sermayenin A ve B gruplarına ayrılması hususu ile yönetim kurulunun seçimindeki grup imtiyazının kaldırıldığından bahsedilemeyecektir. Başka bir deyişle 02.12.2010 tarihli olağan genel kurul toplantısından sonra dâhi davalı şirketin sermayesi A ve B grubu paylara ayrılmış olarak varlığını sürdürmekte ve yönetim kurulunun seçiminde B grubu paylara tanınan imtiyaz devam etmektedir. 30. O hâlde davalı şirketin dava konusu 06.10.2011 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan imtiyazın kaldırılmasına ilişkin ana sözleşmenin 7 ve 10. maddelerinin değiştirilmesi kararının infaz edilmesi ancak 6762 sayılı TTK’nin 389. maddesi gereğince imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun bu yönde verecekleri bir onay kararı ile mümkündür. Her ne kadar ana sözleşmenin 10. maddesinde bir imtiyaz ön görülmemiş ise de anılan madde; ana sözleşmenin 7. maddesi ile tanınan imtiyazı ve dolayısıyla sermayenin A ve B grup ayrımını pekiştirdiği için bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bu itibarla davalı şirketin dava konusu 06.10.2011 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan ana sözleşmenin 7 ve 10. maddelerinin değiştirilmesine ilişkin kararın, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun onayı olmadığı için infaz edilmesi mümkün değildir. 31. Bu durumda mahkemece, davalı şirketin 02.12.2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 6. maddesinin tadili ile sadece grup ayrımının kaldırıldığı, imtiyazın ise kaldırılmadığı gerekçesiyle verilen direnme kararı sonuç itibariyle doğru olmakla birlikte, yukarıda da belirtildiği üzere davalı şirketin 02.12.2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 6. maddesinin tadili ile hem grup ayrımı hem de imtiyaz kaldırılmadığı için direnme kararının açıklanan değişik gerekçe ile onanmasına karar verilmiştir. 32. Hâl böyle olunca, direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle onanması gerekmiştir. V. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle ONANMASINA, Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 18.01.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Genel kurul, paylara tanınan imtiyazları salt bir çoğunluk kararı alarak tek başına kaldıramaz veya sınırlandıramaz. Anonim ortaklıklarda imtiyazlar kâr payı, tasfiye bakiyesi, oy hakkı veya yönetim kurulunda temsil edilme gibi malî ve idari alanlarda tanınabilir. Esas sözleşmede açıkça yer alan bir imtiyazın bertaraf edilmesi ancak duraksamaya yer bırakmayacak bir esas sözleşme değişikliği ve bu değişikliğin özel kurulca onaylanması ile hukuken sonuç doğurur; imtiyazların yorum yoluyla ortadan kalktığı kabul edilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2020/722, K. 2022/4 sayılı ilamında belirtildiği üzere, sermaye maddesinde grup ibaresi korunmamış olsa dahi esas sözleşmenin diğer maddelerinde grup ayrımı ve yönetim kuruluna aday gösterme imtiyazı varlığını sürdürüyorsa, bu hakları kaldıran genel kurul kararı özel kurul onayı olmadan icra edilemez. Ayrıca genel kurulun yönetim kuruluna sermaye artırımı yetkisi vermesi durumunda, yönetim kurulu henüz bir işlem tesis etmemiş olsa dahi karar alma ihtimalinin bulunması özel kurulun toplanması için yeterli sayılır.

İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun toplantısına katılım hakkı yalnızca imtiyazı ihlal edilen pay sahiplerine tanınmıştır. Şirket bünyesinde mevcut olsa dahi, alınan kararla hakkı ihlal edilmeyen farklı bir imtiyaz grubuna mensup pay sahipleri bu özel kurul toplantısına iştirak edemez.

Özel Kurulun Toplantıya Çağrılması ve Toplantı Usulü

6102 sayılı Kanun m. 454/2 gereğince imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunu toplantıya çağırma yetkisi ve görevi yönetim kuruluna aittir ve bu yetki devredilemez niteliktedir. Yönetim kurulunun bu çağrıyı en geç genel kurul kararının ilan edildiği tarihten itibaren bir ay içinde yapması zorunludur. Yönetim kurulunun yasal süresi içinde çağrı görevini yerine getirmemesi halinde, imtiyazlı pay sahiplerinden her biri yönetim kurulunun çağrı süresinin bittiği günden itibaren on beş gün içinde şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine başvurarak toplantıya çağrı yapılmasını talep edebilir.

Yönetim kuruluna veya mahkemeye başvurulmadan yürütülen usulsüz toplantı girişimleri hukuki koruma sağlamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/3844, K. 2022/9063 sayılı kararında vurgulandığı üzere, kanuni prosedüre uyulmaksızın ve diğer imtiyazlı pay sahipleri usulünce davet edilmeksizin tek bir pay sahibinin tek başına akdettiği toplantı tutanağı ve aldığı kararlar kanunun emredici düzenlemelerine aykırı olup geçersizdir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/3844, K. 2022/9063Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2021/3844 E.  ,  2022/9063 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.09.2018 tarih ve 2017/133 E. – 2018/819 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin reddine-kısmen kabul-kısmen reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nce verilen 04.03.2021 tarih ve 2020/184 E. – 2021/237 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından duruşmalı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2022 günü hazır bulunan asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Av. … ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacı vekili, müvekkili şirketin 12.01.2017 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararlara muhalefet şerhi düşen davalı ortak …'in, olağanüstü genel kurul toplantısı sonrası şirket yönetim kurulu usulüne uygun olarak imtiyazlı pay sahipleri kurulunu toplantıya davet etmesine ve yeterli çoğunluğun sağlanamamış olması sebebiyle toplantının yapılamadığına dair tutanak tutulmasına rağmen emredici nitelikteki TTK’nın 454. maddesi hükmüne aykırı olarak yönetim kuruluna ve mahkemeye başvuru yapmaksızın ve imtiyazlı pay sahiplerini toplantıya davet etmeksizin tek başına toplantı tutanağı düzenleyerek tebliğ ettiğini, davalı tarafça müvekkili şirkete tebliğ edilen özel kurul tutanağının kanun ve ana sözleşmeye göre batıl olduğunu iddia ederek butlanla sakıt olduğunun tespitine ve 12.01.2017 tarihli olağanüstü genel kurul kararının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, müvekkilinin imtiyazlı pay sahibi olduğu davacı şirketin 20.01.2014 tarihli ana sözleşme değişikliği doğrultusunda imtiyaz hakkının gerçek kişilere tanındığını, bilahare yapılan hisse devirleri neticesinde şirkette imtiyazlı pay sahibi olarak sadece müvekkili … ile …'ün kaldığını, 12.01.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda alınan kararların ise sadece müvekkilinin imtiyaz haklarını ortadan kaldıracak nitelikte olduğunu, gerçek kişi pay sahiplerine tanınan imtiyaz hakkının müvekkili açısından olağanüstü genel kurulda alınan kararlar ile ortadan kaldırıldığını, yine yönetim şemasında ana sözleşmeye aykırı olarak değişikliğe gidildiğini, TTK'nın 454. maddesinin imtiyazlı pay sahiplerini bu tür hukuka aykırılıklara karşı koruyan bir hüküm olduğunu, bu sebeple imtiyazlı pay sahipleri kurulunun 12.01.2017 tarihinde …'in katılımıyla toplandığını ve 12.01.2017 tarihli olağanüstü genel kurulun onanmamasına karar verildiğini, davacının butlanını talep ettiği imtiyazlı pay sahipleri kurulu kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, davalı şirketin 21.12.2011 tarihinde kurulduğunu, her biri 25 TL nominal değerde 16.000 adet paydan oluşan 400.000.- TL sermayeye sahip olduğunu, kuruluş tarihi itibariyle kuruculardan …'in %20, ortaklardan …'ün %20, …'nun %25, Vahit Kapıcıoğlu'nun %5 ve Bülent Sungur'un %30 oranında hisseye sahip bulunduğunu, kuruluştan bir süre sonra şirketin paylarının bir kısmının Çin menşeili Şangai elektrik şirketine devredildiğini, hisse devrinden sonra hissedarlar anlaşması ve buna uyumlu olarak ana sözleşmede değişikliğe gidilerek bazı pay sahibi gruplara imtiyaz hakkı tanındığını, buna göre yönetim kurulunun 2 üyesinin gerçek kişi imtiyazlı pay sahipleri temsilcileri ve bu kişilerin önereceği kişiler arasından seçileceğinin düzenlendiğini, 2014 yılında ana sözleşmede yapılan değişiklikle imtiyazların bazıları kişilere tanınmışken, bazılarının ise gerçek kişi pay sahipleri kuruluna verildiğini, imtiyaz hakkı tanınan …, Bülent Sungur ve Vahit Kapıcıoğlu'nun hisselerini tüzel kişi ortak SEP'e devrettiğini, devirden sonra şirkette sadece gerçek kişi olarak … ile …'in kaldığını, bu devir işlemlerinden sonra şirketin genel kurulu 12.01.2017 tarihinde olağanüstü toplantıya çağırdığını ve bu defa şirket ana sözleşmesinin 3,5,11,13,14,15,16 17,23 ve 33. maddelerinin değiştirilmesinin, yönetim kurulu üyelerinin atanmasının görüşüleceği hususunun bildirildiğini, müvekkilinin davalı şirkete ihtarname göndererek çağrının usulüne uygun olmadığını, gerek kanuna gerekse hissedarlar anlaşmasına aykırı olarak müvekkilinin imtiyaz haklarının tamamen ortadan kalkacak olması nedeniyle bu toplantının yapılamayacağı itirazında bulunduğunu, toplantı çağrısının, davetin usule ve yönetmeliğe aykırı bir şekilde yapıldığını, ilan ile toplantı tarihi arasında olması gereken iki haftalık süreye riayet edilmediğini, bu sebeplerle olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali gerektiğini, ayrıca ana sözleşme değişikliğinin kanuna, ana sözleşmeye, hissedarlar anlaşmasına ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle buna yönelik olağanüstü genel kurul kararlarının iptalinin gerektiğini, genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyelerinin seçimlerinin de kanuna açıkça aykırı olduğunu iddia ederek 12.01.2017 tarihinde yapılan davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, müvekkil şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı bir anonim şirket olup, şirketin yönetim kurulunca 23.12.2016 tarihinde esas sözleşmede öngörülmüş olan toplantı ve karar yeter sayısına uyulmak suretiyle şirket esas sözleşmesinin bazı maddelerinin değiştirilmesi ve yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi hususunda 12.01.2017 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiğini, anılan karara istinaden yasada ve sözleşmede öngörülen usul nisaplara uyulmak suretiyle 12.01.2017 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını, olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin tüm paylarının temsil edildiğini, ancak davacı …’in şirkete keşide ettiği ihtarnameyle haklarının ihlal edildiğinden bahisle bir takım itirazlar ileri sürdüğünü, ayrıca genel kurul sırasında itirazlarını tekrarladığını ve tutanağa geçirttiğini, davacı tarafça iddia edildiği üzere istifa nedeniyle yönetim kurulunun kurul vasfını kaybetmesi söz konusu olmadığı gibi dava konusu yapılan olağanüstü genel kurul çağrısı usul ve yasaya, yönetmeliğe uygun olarak gerçekleştirildiğini, kabul etmemekle birlikte aksi düşünülse dahi genel kurulun toplantıya çağrılmasına dair usule uyulmamasının tek başına alınan kararların iptali sonucunu doğurmayacağını, davacının genel kurul kararlarının iptaline ilişkin ileri sürdüğü sözde imtiyazlarının ortadan kaldırıldığı iddiasının genel kurul kararlarının iptaline ilişkin olarak kanunda belirtilen sebeplerden olmadığını, dolayısıyla huzurdaki davada imtiyazların ortadan kaldırıldığı iddiasının dinlenemeyeceğini, dava konusu olağanüstü genel kurulda alınan kararların, ana sözleşme değişikliğine ilişkin olmasına rağmen ana sözleşmedeki ilgili maddelerin değiştirilemeyeceğine dair bir düzenlemenin bulunmaması karşısında davacının iddiasının dinlenemeyeceğini, ayrıca davacının, Türk Ticaret Kanunu'nun 454/2. maddesi gereğince yasal süre içinde imtiyazlı pay sahipleri kurulunu toplantıya davet etmediğini, mahkemeden izin talebinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi’nce, asıl davada dava konusu davalı …'in çağrısı ile gerçekleştirilen 12.01.2018 tarihli imtiyazlı pay sahipleri genel kurulunda alınan kararların "öncelikle genel kurulun toplantıya davet edilmesinin yönetim kurulundan talep edilmesi aksi halde mahkemeden genel kurulun toplanmasına izin talebinde bulunulması" yasal prosedürüne uygun olarak hareket edilmeksizin usulsüz çağrı ile toplanması, diğer ortakların iştirak etmemesi, hükümet komiserinin bulunmaması ve Türk Ticaret Kanunu'nun 454. maddesine aykırı olması nedeniyle butlanla sakıt olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davada davalı şirketin 12.01.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının toplantı gündeminin 3. maddesinde görüşülen ana sözleşme tadil tasarı metnine ilişkin 11-11.1-11.2-13-14-15 ve 17. maddeleri ile yine olağanüstü genel kurul gündeminin 4. maddesinin kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle bu maddelerin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi’nce, TTK'nın 454/2. maddesi uyarınca imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunu toplantıya çağırma yetkisinin yönetim kuruluna ait olduğu, yönetim kurulunun, en geç genel kurul kararının ilan edildiği tarihten itibaren bir ay içinde özel kurulu toplantıya çağırmaz ise o halde, her imtiyazlı pay sahibinin yönetim kurulunun çağrı süresinin son gününden başlamak üzere on beş gün içinde, bu kurulun toplantıya çağrılmasını şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden isteme hakkı bulunduğu, davacı/birleşen dosya davalısı Emba Elektrik Üretim A.Ş. yönetim kurulunun İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu’nu toplantıya çağrısının 18.01.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığına göre ve ilanda belirtilen 08.02.2017 tarihinde bakanlık temsilcisi ve … vekilinin katılımı ile toplantı açılışı yapıldığına göre davalı/birleşen dosya davacısı …'in tek başına İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu yapma yetkisi bulunmadığı, kanunun açık düzenlemesine aykırı olan ve … tarafından düzenlenen 12.01.2017 tarihli İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu Toplantı tutanağının hukuki bir geçerliliği bulunmadığı, ana sözleşme değişikliğinden etkilenen tek imtiyazlı pay sahibinin … olduğu ve tek başına %100 katılım ile özel kurul toplantısını düzenleyebileceği iddia edilmiş ise de, ana sözleşmenin değiştirilen maddesinde gerçek kişi pay sahipleri grubuna yönetim kurulunda temsil imtiyazı tanınmış olup, doğrudan …'e tanınan bir imtiyaz bulunmadığından bu savunmaya itibar etme olanağı bulunmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi’nce asıl davanın kabulü ile davalı … tarafından yapılan 12.01.2017 tarihli imtiyazlı gerçek kişi pay sahipleri özel kurulunda alınan kararların butlanla sakıt olduğunun tespitine ilişkin kararda bir isabetsizlik görülmediği, Davalı/birleşen dosya davacısı …'in şirkette pay sahibi olması nedeniyle genel kurul kararının kanuna, ana sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırılık iddiası ile iptal davası açma hakkı bulunduğu, davacı/birleşen dosya davalısı Emba Elektrik Üretim A.Ş.'nin 12.01.2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında değiştirilen ana sözleşmenin 11. maddesi ile grup imtiyazı düzenlemesinin kaldırıldığı, isim ve unvanları zikredilmek suretiyle doğrudan kişilere yönetim kuruluna aday önerme hakkı tanındığı, oysa TTK'nın 360/1. maddesinde, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkının, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede düzenlenerek tanınabileceğinin düzenlendiği, TTK'nın 340. maddesinde ise, esas sözleşmenin, Kanun’un anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak Kanun’da buna açıkça izin verilmişse sapabileceğinin düzenlendiği, esas sözleşmenin yönetim kurulunun belirlenmesine ilişkin maddesinde aday önerme hakkı imtiyazı kanunun öngördüğü şekilde yalnızca belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık'a verilebilecekken ismen belli şirket ortaklarına verilmiş olması kanuna açıkça aykırı olduğu, her ne kadar ileri sürülen bir kısım doktrinsel görüşte doğrudan ismen aday önerme yetkisi verilebileceği savunuluyor ise de, Türk Ticaret Kanunu’nun 360. maddesinin birinci fıkrasındaki sınırı aşsa bile müktesep hak sayılacağı kabul edilen tek düzenlemenin 6103 sayılı TTK'nın Yürürlük Kanunu'nun 28/2. maddesindeki 6762 sayılı eski Kanun zamanında ve Türk Ticaret Kanunu’nun kabul edilmesinden en az bir yıl önce esas sözleşme hükmü ile bazı pay gruplarına tanınmış olan yönetim kurulu üyeliği için aday gösterme hakkına ilişkin düzenleme olduğu, bunun dışında TTK'nın 360/1. maddesindeki sınırı aşan hiçbir aday gösterme hakkının bir imtiyaz olmayacağı gibi bir müktesep (akdi) hak olarak da değerlendirilemeyeceği, bunun yanı sıra TTK'nın 357. maddesine göre, pay sahipleri eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulması gerektiği, davacı/birleşen dosya davalısı Emba Elektrik Üretim A.Ş.'nin sadece iki gerçek kişi ortağı kalmış olup bunlar … ve … olduğu, bu iki ortağın sermaye paylarının eşit olduğu, buna karşın değiştirilen 11. madde ile …'e yönetim kuruluna aday olma veya 1 (bir) aday önerme hakkı verildiği, aynı oranda sermayeye sahip gerçek kişi ortaklar arasında eşitliği bozan bu uygulamanın haklılığını gösterir herhangi bir delile rastlanmadığı, her iki halde de 11. maddedeki değişikliğin kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olup iptali gerektiği, TTK'nın 366/1. maddesine göre, yönetim kurulunun her yıl üyeleri arasından bir başkan ve bulunmadığı zamanlarda ona vekâlet etmek üzere, en az bir başkan vekili seçeceği, esas sözleşmede, başkanın ve başkan vekilinin veya bunlardan birinin, genel kurul tarafından seçilmesinin öngörülebileceği, ana sözleşmenin değiştirilen 11.1 maddesinde, yönetim kurulu başkan ve başkan vekilinin yönetim kurulu tarafından Shanghai Electric Power Co. Ltd.'nin önerdiği adaylar arasından seçileceği düzenlenmiş olup bu düzenlemenin de anılan kanuni düzenlemeye uygun olmadığı, kanunda pay sahibi de olsa ismen zikredilen bir kişinin yönetim kurulu başkan ve başkan vekilliği için aday önerebileceği ve bu adayın seçilmesi gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, ana sözleşme değişikliği ile kabul edilen üst yönetimin atanmasına ilişkin 11.2 maddesinde, finans müdürü, teknoloji müdürü, ve genel müdür yardımcısının Shanghai Electric Power Co. Ltd.'nin önereceği adaylar arasından atanacağının düzenlendiği, TTK'nın 375/1-d maddesinde, müdürlerin ve aynı işleve sahip kişiler ile imza yetkisini haiz bulunanların atanmaları ve görevden alınmaları yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri arasında sayıldığı, bu düzenlemeye göre yönetim kurulunun müdür atamasına ilişkin yetkisinin Shanghai Electric Power Co., Ltd.'nin önereceği adaylar arasından atanması şeklinde sınırlandırılmasının mümkün olmadığı, her ne kadar şirketin 10.01.2014 tarihli olağan genel kurulunda kabul edilen benzer düzenlemeler bulunduğu ve bu sebeple 11.1 ve 11.2 maddelerinin iptalinin istenmesinin dürüstlük kuralına aykırılık oluşturacağı ileri sürülebilir ise de, önceki uygulamada gerçek kişi ortaklara tanınan imtiyazın kaldırılmış olması nedeni ile değişen durum ve koşullarda yeni durumun davalı/birleşen dosya davacısı aleyhine sonuçlar doğuracak nitelikte olması sebebiyle bu maddelerin iptalinin istenmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmeyeceği, bu haliyle 11.1 ve 11.2 maddelerinin iptali gerektiği, iptal istemine konu yönetim kurulunun görev süresine ilişkin 13. maddesinde, "…boşalan üyeliğe genel kurulca yeni bir seçim yapılır; bu durumda yeni üye, yine boşa çıkan yönetim kurulu üyesini aday gösteren ilgili pay sahibi tarafından önerilen adaylar arasından seçilir. Yönetim kuruluna yapılacak tüm seçimlerde ve atamalarda 11. madde hükümlerine tam anlamıyla uygun davranılacaktır." şeklinde bir düzenleme olup bu madde iptali gereken 11. madde ile doğrudan ilişkili olup, üyelikte boşalma halinde 11. madde esas alınarak seçim yapılacağı düzenlendiğinden bu maddenin de iptali gerektiği, her ne kadar ana sözleşme değişikliğiyle değiştirilen 14. maddenin de mahkemece iptaline karar verilmiş ise de, bu madde dava konusu olmadığı gibi esasen önceki düzenlemeden esas itibariyle ayrılmadığı, ana sözleşme değişikliğine ilişkin 14. madde dava konusu olmayıp hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığından, bu maddeye ilişkin mahkemece hüküm oluşturulmasının isabetli olmadığı, iptal istemine konu 15, 17 ve 23. maddelerin yönetim kurulu toplantı ve karar nisapları, yönetim kurulunun temsili ve genel kurulun toplantı ve karar nisabına ilişkin olduğu, 15. ve 17. maddeye ilişkin bilirkişi raporundaki değerlendirmede bu değişikliklerin imtiyazlı pay sahipleri grubunun haklarını etkilediği belirtilmiş ise de, bu durum imtiyazlı pay sahiplerinden …'ün değişikliğe olumlu oy kullanması nedeni ile özel kurulun toplantı nisabı sağlanamayacak olması nedeni ile kanun gereği yapılamayacak olması nedeniyle ana sözleşme değişikliği uygulanabilir nitelikte olup, gerçek ve tüzel kişi grupların imtiyazlarının kaldırılması sürecinde bir usulsüzlük bulunmadığından imtiyazlı grubun hakkının etkilenmesi iptal sebebi olarak kabul edilemeyeceği, 23. madde ise toplantı ve karar nisaplarını azaltmakla birlikte Türk Ticaret Kanunu’nda bunu sınırlandıran bir düzenleme bulunmadığı, ayrıca az önce açıklanan gerekçe ile imtiyaz hakkının zedelendiğine de dayanılamayacağı, gündemin 4. maddesinde ise yönetim kurulu, ana sözleşme değişikliği ile yeniden düzenlenen ve iptalle malül 11. maddeye göre seçildiğinden gündemin 4. maddesi uyarınca yapılan yönetim kurulu seçiminin de iptali gerektiği, Asıl dava yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı-birleşen dosya davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, birleşen dava yönünden ana sözleşmenin 23. maddesine ilişkin davanın reddedilmesinde ve ana sözleşmenin 11-11.1-11.2-13 maddeleri ile gündemin 4. maddesi uyarınca yönetim kurulu seçimine ilişkin kararın iptaline karar verilmesinde herhangi bir şekilde hukuka aykırılık görülmediğinden taraf vekillerinin bu kararlara yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine, İlk Derece Mahkemesi’nce ana sözleşmenin 14, 15 ve 17 maddelerine ilişkin değişiklik yönünden ise bu maddelerle getirilen düzenlemelerin imtiyazlı pay sahipleri arasındaki dengeyi bozduğundan bahisle bu maddeler yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli görülmediği, bu nedenle davacı-birleşen dosya davalısı vekilinin istinaf başvurusunun ana sözleşmenin 14, 15 ve 17 maddelerine ilişkin değişiklik yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı/birleşen dosya davacısı vekilinin asıl ve birleşen dosyaya ilişkin istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine, davacı/birleşen dosya davalısı vekilinin istinaf başvurusunun genel kurul kararının ana sözleşmenin 14, 15 ve 17. maddelerinin değiştirilmesine ilişkin kısımları yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, asıl dava yönünden, davalı …'in çağrısı ile 12.01.2017 tarihinde yapılan imtiyazlı gerçek kişi pay sahipleri özel kurulunda alınan kararların butlanla sakıt olduğunun tespitine, birleşen dava yönünden davalı …Ş.'nin 12.01.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının toplantı gündeminin 3. maddesinde görüşülen ana sözleşme tadil tasarı metnine ilişkin 11-11.1-11.2-13. maddeleri ile yine olağanüstü genel kurul gündeminin 4. maddesinin kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince asıl ve birleşen davada esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı-birleşen davacı …’in asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının, birleşen davaya yönelik aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, birleşen dosya davalısı EMBA’nın birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesinin asıl davada davanın kabulüne dair kararı usul ve yasaya uygun görülmekle onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Asıl dava, 12.01.2017 tarihli anonim şirket olağanüstü genel kurul kararına karşı muhalif kalan pay sahibi davalı …’ın, imtiyazlı paylar genel kurul toplantısı yapılmaksızın, imtiyazın ortadan kaldırılmasına dair olağanüstü genel kurul toplantısında (OÜGKT) alınan kararlara onay vermediğine ilişkin tek başına aldığı kararın butlanla sakıt olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Birleşen dava ise, ortak ve imtiyazlı pay sahibi olduğunu ileri süren davacı … tarafından, davalı … şirket aleyhine, 12.01.2017 tarihli OÜGKT’da alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı-B. Dosya davalısı EMBA şirketinin kuruluşu aşamasında davalı-b.dosya davacısı …’in %20, …’ün %20, Bülent Sungur’un %30 ve Vahit Kapıcıoğlu’nun %5 oranında pay sahibi oldukları, bir süre sonra bir kısım ortakların hisselerini Çin’li Shangay Electric Power Ltd (SEP)ortağa devrettikleri ve bu aşamada ortaklar arasında hissedarlar sözleşmesi imzalandığı, 10.01.2014 tarihli olağan genel kurul toplantısında Şirket Ana Sözleşmesinin yönetime ilişkin 11. maddesinin, Çinli ortağın %50,01, Bülent Sungur’un %14,1, …’nun %11,75, …’in %9,4 ve Vahit Kapıcıoğlu’nun %2,35 oranında hissedar oldukları, bu toplantıda YK’nın 6 üyeden oluştuğu, YK’nın 3 üyesinin Çinli ortak SEP'in önerdiği, 1 üyesinin Aiv-Int. Company’nin önerdiği, diğer 2 üyesinin ise gerçek kişi ortakları temsilen … ve …’ün kendileri veya bunların önereceği kişiler arasından seçilmesi şeklinde değiştirildiği anlaşılmaktadır. Bu dosyada dava konusu olan 12.01.2017 tarihli OÜGK toplantısında ise ana sözleşmenin 11. Maddesinde yapılan değişiklikle yönetim kurulu üye sayısının 8’e çıkartıldığı, 6 üyeyi belirleme yetkisinin SEP’e, 1 üyeyi belirleme yetkisinin AIC’e verildiği, kalan 1 üyenin ise … veya onun tarafından önerilen kişi olmasının kabul edildiği, bu toplantı öncesinde gerçek kişi ortaklar Eray ve Vahit’in hisselerini Çin’li ortağa devrettikleri ve gerçek kişi ortak olarak sadece … ve …’ün kaldıkları, toplantıda alınan kararlara sadece …’in karşı oy kullandığı, daha önceki ağırlaştırılmış toplantı nisabı olan %75’in, %66,6’ya indirildiği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, davalı ortak …’in tek başına aldığı İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu (İPSÖK) kararının butlanına, birleşen dava yönünden ise davanın kısmen kabulü ile OÜGKT’da toplantı gündeminin 3. maddesinde görüşülen ana sözleşme tadil tasarı metnine ilişkin 11-11.1-11.2-13-14-15 ve 17. maddeleri ile yine olağanüstü genel kurul gündeminin 4. maddesinin iptaline karar verilmiş, diğer maddeler yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Olaya uygulanacak 6102 sayılı TTK'nın 478. maddesi uyarınca, ilk esas sözleşmeyle veya esas sözleşme değişikliğiyle bazı paylara imtiyaz tanınabilir. İmtiyaz mali haklara ilişkin olabileceği gibi yönetsel haklara ilişkin de olabilir. TTK’nın 360. maddesi uyarınca, esas sözleşmede yer verilmek koşuluyla “belirli bir grubu oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda imtiyaz belirli grup ortaklık paylarına veya azlığa tanınır. TTK’nın 452. maddesinde bahsedilen müktesep haklar ise bizzat ortağın şahsına tanınır. İmtiyazlı paylar ortaklık paylarının devriyle birlikte aynı niteliği haiz olan yeni ortağa geçerken, müktesep haklar ortaklık paylarının devriyle birlikte yeni ortağa geçmez. TTK’nın 421/3-b maddesi uyarınca sermayenin en az %75’ini oluşturan pay sahiplerinin olumlu oyu ile payda imtiyaz oluşturulması mümkün iken, belirli bir ortak lehine oluşturulan müktesep haklar ise sözleşmesel haklar niteliğindedir ve oluşturulması diğer tüm pay sahiplerinin olumlu oyunu gerektirir. Davaya konu 12.01.2017 t. OÜGKT öncesinde, anonim şirket esas sözleşmesinin 11. Maddesine göre; YKÜ sayısının 6 olduğu, tüzel kişi ortakları temsil eden üye sayısının 4/6 (%66,6), gerçek kişileri temsilen seçilecek yönetim kurulu sayısının 2/6 (%33,3) olduğu halde, yönetim kurulu üye sayısının 8’e çıkarılmasıyla birlikte tüzel kişilerin belirleyeceği YKÜ sayısının 7/8 (%87,5), gerçek kişi YKÜ sayısının 1/8’e (%12,5) indirildiği, bu şekilde gerçek kişi ortaklara tanınan YK’da temsil edilme oranının düşürüldüğü ve imtiyazının zedelendiği, her ne kadar TTK’nın 454. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak İPSÖK onayına sunularak bu konuda bir ret veya kabul kararı alınmamış ise de, OÜGKT’da alınan kararların aynı zamanda TTK’nın 445. maddesi uyarınca da denetime tabi olduğu ve buna göre alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olmaması gerektiği, bu anlamda makul, makbul ve meşru bir gerekçe olmaksızın gerçek kişi ortakların yönetim ve temsil haklarının azaltılması veya ortadan kaldırılmasının özellikle TMK’nın 2. Maddesinde anlamını bulan dürüstlük kuralına aykırı olduğu, aynı şekilde daha önce butlan sebebinden farklı olarak bu davanın toplantı tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde açılması gerektiği, nitekim somut olayda birleşen dosya davacısının yasal sürede bu davayı açması nedeniyle Mahkemece kararın TTK’nın 446. maddesi uyarınca iptaline karar vermesinin haklı ve yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Aynı şekilde, boşalan YKÜ konusunda sözleşmenin 11. maddesine atıf yapılması nedeniyle bu maddenin de iptaline karar verilmesi isabetli olmuştur. Öte yandan aynı maddede, gerçek kişileri temsilen YKÜ belirleme imtiyazının da kaldırılarak, bu hakkın gerçek kişi ortaklardan münhasıran …’e tanındığı, bu şekilde anılan ortağa imtiyazın ötesine gidilerek, şahsına yönetim hakkı tanınmakla sözleşmesel bir hak sağlandığı, böyle bir hakkın sağlanabilmesi için tüm ortakların oybirliği gerektiği halde, davalı-b.dosya davalısı …’in karşı oyuna rağmen anılan şahıs lehine müktesep hak oluşturulmasının yoklukla malül olduğunun kabulü gerekir ise de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yokluk yerine iptal kararı verilmesi sonuca etkili görülmemiş ve karar sonucu itibariyle isabetli olmuştur. TTK’nın 366/1. maddesi uyarınca YK’na ait olan YK Başkanı ve Başkan Vekilini seçme hakkının yönetim kuruluna ait olduğu kabul edilmiş, ancak bu yetkinin genel kurula bırakılabileceği öngörülmüştür. TTK’nın 340. Maddesi uyarınca, anonim şirketlere ilişkin hükümler kural olarak emredici niteliktedir ve ancak Kanun’un müsaade ettiği ölçüde bu kurallardan sapılabilir. Söz konusu maddede kaçış klozu bulunmakla birlikte bu hakkın ancak genel kurula devri mümkün olup, her hangi bir ortağa imtiyaz olarak tanınması mümkün değildir. Bu nedenle, esas sözleşmenin 11.1. maddesiyle bu hakkın Çinli ortak SEP’e tanınması “emredici hükümler” ilkesine aykırı ve bu sebeple TTK’nın 391/1-b maddesi uyarınca anonim şirketin temel yapısına aykırı kararlardan olmakla butlanla batıl olduğu kabul edilmesi gerekir. Aynı şekilde TTK’nın 375/1-d maddesi uyarınca müdür seçimleri münhasıran YK’nın devredilemez yetkileri arasında sayılmış olup, Kanun’da bu konuda bir kaçış klozu öngörülmediğinden, bu yetkinin esas sözleşmenin 11.2. maddesindeki değişiklikle ortaklardan birine verilmesi de, “emredici hükümler” ilkesine aykırı ve butlan ile batıl ise de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından butlan yerine iptal kararı verilmesi sonuca etkili görülmediğinden karar sonucu itibariyle isabetli olmuştur. Birleşen dosyaya yönelik birleşen dosya davacısının temyiz itirazlarına geline; Önceki hükümde, toplam üye sayısı 6 olan YK’nın en az 5 kişiyle toplanacağı ve en az 5 üyenin oyuyla karar alabileceği düzenlemesi bulunmakta iken 12.01.2017 t. OÜGKT’da esas sözleşmenin 15. maddesinde yapılan değişiklik ile YK’nın üye tam sayısının çoğunluğu tarafından toplanacağı ve çoğunlukla karar alacağı kabul edilmiştir. Bu sayede daha önce gerçek kişi üyelere tanınan 2 üyelik ile tüzel kişilerin tek başına kendi üyeleriyle oturup karar alabilmesi mümkün olmadığı, gerçek kişi YKÜ’lerinin alınacak kararları bloke edebileceği ve böylelikle YKT’daki karar süreçlerine etkili şekilde katılma hak ve imkanı yeni sözleşme değişikliği ile ortadan kaldırılmış ve hakim ortağa tanınan 6 kişilik YKÜ sayısı ile tüm kararları tek başına alabilme imkanı getirilmiş olmasının da TMK’nın 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olmakla Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu maddenin de iptali gerekirken bu madde yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle davalı-b. dosya davacısı yararına bozulması gerekmiştir. Aynı şekilde, esas sözleşmenin 17. maddesinin eski halinde, şirketi temsil ve ilzam için, bir tüzel kişileri temsil eden YKÜ ile gerçek kişileri temsil eden YKÜ’nün birlikte imzasının olması şartı gerekirken, 12.01.2017 t. OÜGKT’da alınan kararla, şirket YK Başkanının tek imzasıyla şirketi temsil ve ilzam edebilecek şekilde değiştirilmiş olmasının da gerçek kişileri temsilen seçilen YKÜ’nün şirket yönetim ve temsilindeki etkinliğini tamamen ortadan kaldırmasının da TMK’nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağından, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu maddenin de iptaline karar verilmesi gerekirken bu madde yönünden davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş ve bu madde yönünden de hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen davacı …’in asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının, birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, birleşen dosya davalısı EMBA’nın birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesinin asıl davada davanın kabulüne dair kararının ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen davacı …’in birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen dava yönünden BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yekdiğerine verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 37,90 TL harcın temyiz eden asıl davaya yönelik-asıl davada davalı …'e iadesine, istek halinde aşağıda yazılı 37,90 TL harcın temyiz eden birleşen davada davalı … Elekt. Üretim A.Ş'ye iadesine, 14.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulu, 6102 sayılı Kanun m. 454/3 doğrultusunda imtiyazlı payları temsil eden sermayenin yüzde altmışının çoğunluğuyla toplanır ve toplantıda temsil edilen payların çoğunluğuyla karar alır. Ayrıca kanunun 454. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, bu özel kurul toplantılarında Bakanlık temsilcisinin hazır bulunması ve düzenlenen tutanağı imzalaması zorunludur.

Onay Muafiyeti ve Ret Kararında İzlenecek Prosedür

Kanun koyucu bazı durumlarda ayrıca bir özel kurul toplantısı yapılmasına gerek görmemiştir. 6102 sayılı Kanun m. 454/4 uyarınca genel kurulda imtiyazlı payların sahip veya temsilcileri esas sözleşme değişikliğine kanunda aranan toplantı ve karar nisabına uygun olarak olumlu oy vermişlerse ayrıca özel toplantı yapılmaz. Bununla birlikte usulüne uygun çağrı yapılmasına rağmen süresi içinde özel kurulun toplanamaması halinde de 6102 sayılı Kanun m. 454/5 gereğince genel kurul kararı onaylanmış kabul edilir.

Toplanan özel kurulun imtiyazlı pay sahiplerinin haklarının ihlal edildiğine hükmederek genel kurul kararını onaylamaması durumunda ise sıkı şekil şartları devreye girer. Bu karar gerekçeli bir tutanakla tespit edilir ve tutanağın karar tarihinden itibaren on gün içinde şirket yönetim kuruluna teslim edilmesi gerekir. Tutanakla birlikte, genel kurul kararının onaylanmasına olumsuz oy verenlerin en az toplantı nisabını oluşturan sayıda imzasını içeren liste ve açılabilecek dava için geçerli olmak üzere ortak bir tebligat adresi yönetim kuruluna sunulmalıdır. Söz konusu tutanak ile bildirilen bilgiler tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilir; kanunda öngörülen bu şartlara uyulmadığı takdirde özel kurul kararı hiç alınmamış sayılır.

Özel Kurul Kararının İptali ve Genel Kurul Kararının İptali Davaları

Özel kurulun onaylamama kararı vermesi durumunda yönetim kurulu, imtiyazlı pay sahiplerinin tutanakta yer alan gerekçelerini haklı bulmazsa hukuki yola başvurabilir. 6102 sayılı Kanun m. 454/7 uyarınca yönetim kurulu, kararın imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal etmediği gerekçesiyle karar tarihinden itibaren bir ay içinde özel kurul kararının iptali ile genel kurul kararının tescili talebiyle şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde dava açabilir. Bu iptal davasında husumet, kanunun 454. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince genel kurul kararının onaylanmasına olumsuz oy kullanan imtiyazlı pay sahiplerine yöneltilir.

Genel kurul kararlarına karşı yargı yoluna başvurulması, özel kurulun onay sürecinden bağımsız şekilde yürütülebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/16479, K. 2014/1014 sayılı ilamında ifade edildiği üzere, iptal koşulları oluştuğu takdirde özel kurulun toplanması ya da bir karar alması beklenmeksizin dava ikame edilebilir; davanın henüz Türk Ticaret Kanunu m. 454 kapsamındaki safahat tamamlanmadan açıldığı ileri sürülerek süre yönünden zamansız kabul edilip reddedilmesi hukuka aykırıdır. Zira kanuna, şirket sözleşmesine veya dürüstlük ilkelerine aykırılık barındıran genel kurul kararları bakımından 6102 sayılı Kanun m. 445 kapsamında öngörülen dava açma süresi toplantı gününden itibaren üç aydır ve dava şirket merkezindeki asliye ticaret mahkemesinde görülür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/3844, K. 2022/9063 sayılı kararında da pay sahiplerinin yönetim ve temsile dair imtiyazlarının haklı ve meşru bir dayanak bulunmaksızın ortadan kaldırılması veya daraltılmasının dürüstlük kuralına aykırılık oluşturacağı ve üç aylık yasal sürede iptale konu edilebileceği belirtilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/16479, K. 2014/1014Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2013/16479 E.  ,  2014/1014 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.12.2012 gün ve 2012/411-2012/612 sayılı kararı onayan Daire’nin 21.06.2013 gün ve 2013/4301-2013/13049 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketin ortağı olduğunu, dava dışı … A.Ş’nin müvekkiliyle birlikte büyük hissedar konumunda olduğunu, davalı şirket yönetim kurulunun 18/07/2012 tarihinde toplanarak, 07/08/2012 tarihinde genel kurul yapılmasına karar verdiğini, yapılan genel kurul toplantısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 360. maddesine aykırı olduğunu, belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilme hakkı bulunan müvekkili şirket ile diğer büyük ortağın imtiyazının bulunduğunu, mevcut imtiyazın kaldırılması ya da zayıflatılmasının 454'üncü madde hükmüne tabi olduğunu ancak bu kurala uyulmadığını, şirket sermayesinin en az %75’ini oluşturan pay sahiplerinin ve temsilcilerinin olumlu oy kullanması gerekirken %60 nisabı ile karar alındığını, müvekkilinin oylamaya iştirak etmeyip muhalif oy kullandığını ileri sürerek, genel kurulda ana sözleşmenin 10'uncu maddesinde değişiklik yapılarak müvekkili şirketin yönetim kurulundaki yetkilerini bertaraf eden genel kurulun 2, 3 ve 4. maddelerinin iptaline karar verilmesini talep etmiş 11.12.2012 tarihli duruşmada gündemin 2. maddesinin anasözleşmenin 10. maddesinin 4. fıkrasında yönetim kurulunda temsil ile ilgili düzenlemenin iptalini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurul kararının ikinci maddesinin iptaline yönelik açılan davanın zamansız açılmış olması sebebiyle reddine, diğer maddelere ilişkin davanın ise reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce onanmıştır. Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir. 2-Dava, anonim şirket olağanüstü genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Davalı şirketin 07.08.2012 tarihli olağanüstü genel kurulunun 2. gündem maddesinin 4. paragrafındaki şirketin temsili ile ilgili düzenleme ile 3. gündem maddesinde şirket yönetim kurulunun üye sayısının 3’ten 4’e çıkarılmasına dair düzenlemenin iptali talep edilmiş olup mahkemece, “davalı şirketin iki büyük hissedarı olan davacı şirket ile dava dışı … A.Ş’nin imtiyazlı olmayan paylarının 6102 sayılı Yasa ile imtiyazlı hale geldiği, 6102 sayılı Yasa’nın 454'üncü maddesine göre genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine dair kararının imtiyazlı pay sahiplerinin hakkını ihlal edecek nitelikte olması halinde bu kararın imtiyazlı pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamayacağı, davalı şirket özel kurulunun 16/09/2012 tarihine kadar yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılmasının gerekli olduğu, bu yapılmadığı taktirde imtiyazlı pay sahiplerinin 01/10/2012 tarihine kadar asliye ticaret mahkemesinde 454'üncü maddeye uygun olarak dava açmaları gerektiği ancak 22.08.2012 tarihinde açılan işbu davanın TTK’nın 454. maddesindeki prosedüre uyulmadan açılması sebebiyle zamansız açıldığı gerekçesiyle 2. gündem maddesine yönelik davanın reddine, yine 3. gündem maddesinde alınan kararın da usul ve yasaya aykırı olmadığından iptal isteminin reddine” karar verilmiş ise de Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca (30.10.1991 tarih ve 7397/4985 E.K sayılı ilamı) genel kurul kararının iptali için, sebepler varsa imtiyazlı paylar genel kurulunun kararına başvurmayı gerektiren bir konuda dahi imtiyazlı paylar genel kurulunun kararı beklenmeden iptal davası açılabilir. Aksinin kabulü 6102 sayılı TTK’nın 445. maddesinde düzenlenen 3 aylık hak düşürücü sürenin kaçırılması sonucunu doğurabilecektir. Davalı şirketin iptali talep edilen 07.08.2012 tarihli olağanüstü genel kurulunun 2. gündem maddesiyle değiştirilen anasözleşmenin 10. maddesinin 14.05.2012 tarih 8067 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilen 25.04.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında kabul edilen hali “yönetim kurulunda bulunan … Tıbbi ve Elektronik Ürünler A.Ş’yi temsilen yönetim kurulu başkanlığına gelen bir üye ile … Tıbbi Endüstriyel Ürünler Ltd. Şti’ni temsilen yönetim kurulu 2. başkanlığına gelen bir üyenin şirket unvanı altına koyacakları müştereken imzaları ile veya şirket yönetim kurulu üyeliğinde bulunan diğer yönetim kurulu üyesinin, … Tıbbi Endüstriyel Ürünler Ltd. Şti’ni temsilen yönetim kurulu 2. başkanlığına gelen üye ile birlikte şirket unvanı altına koyacakları müşterek imzaları ile şirketi her alanda temsil ve ilzama yetkilidirler.” şeklinde iken dava konusu 07.08.2012 tarihli olağanüstü genel kurulun 2. maddesi ile “şirket, biri yönetim kurulu başkanı veya yönetim kurulu başkan vekiline ait olmak kaydıyla iki yönetim kurulu üyesinin şirketin unvanı altına koyacakları müşterek imzaları ile şirketi her alanda TTK gereğince temsil ve ilzam etmeye yetkilidirler” şekline dönüştürülmüştür. Mahkemece, dava konusu 07.08.2012 tarihli olağanüstü genel kuruldan önceki 25.04.2012 tarihli olağan genel kurulda alınan karar ile oluşturulan anasözleşmenin 10. maddesi hükmünün ne tür bir hüküm olduğu da göz önünde bulundurulmak suretiyle işbu genel kurul iptali davasında söz konusu 2 ve 3 nolu gündem maddelerinde alınan kararların iptali sebeplerinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın davacı yararına bozulması gerekirken yazılı şekilde davacı vekilinin tüm temyiz itirazları reddedilerek onanmış olduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21.06.2013 tarih, 2013/4301 Esas, 2013/13049 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21.06.2013 Tarih 2013/4301 Esas, 2013/13049 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, 17.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 445Kaynağı aç
MADDE 445- (1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler. II – İptal davası açabilecek kişiler
İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun onayı hangi hallerde zorunludur?

Genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine veya yönetim kuruluna sermayenin artırılması konusunda yetki verilmesine dair kararları ile yönetim kurulunun sermaye artırım kararları, imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal ettiği takdirde özel kurulun onayı zorunludur.

Yönetim kurulu özel kurulu toplantıya çağırmazsa pay sahipleri ne yapabilir?

Yönetim kurulu genel kurul kararının ilanından itibaren bir ay içinde özel kurulu toplantıya çağırmazsa, her bir imtiyazlı pay sahibi bu sürenin dolduğu günden itibaren on beş gün içinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden çağrı yapılmasını isteyebilir.

İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun toplantı ve karar nisapları nelerdir?

6102 sayılı Kanun m. 454/3 uyarınca özel kurul, imtiyazlı payları temsil eden sermayenin yüzde altmışının çoğunluğuyla toplanır ve kararlarını toplantıda temsil edilen payların çoğunluğuyla alır.

Özel kurul çağrıya rağmen toplanamazsa ne olur?

Yönetim kurulunun veya mahkemenin usulüne uygun çağrısına rağmen imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu süresi içinde toplanamazsa, ilgili genel kurul kararı onaylanmış sayılır.

Özel kurul kararı beklenmeden genel kurul kararının iptali istenebilir mi?

Evet, genel kurul kararına karşı kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık nedenleriyle iptal sebepleri mevcutsa, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun toplanması beklenmeden 6102 sayılı Kanun m. 445 uyarınca üç aylık hak düşürücü süre içinde genel kurul kararının iptali davası açılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu