Bir sözleşmenin ileride kurulmasına yönelik olarak akdedilen ön sözleşmeler, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 29/1 uyarınca geçerlidir. Kanunlarda öngörülen istisnalar saklı kalmak kaydıyla, bir ön sözleşmenin geçerliliği ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlı tutulmuştur. Bu kapsamdaki hisse devir vaatleri de ileride yapılması amaçlanan pay devrini taahhüt altına alan borçlandırıcı işlemler niteliğindedir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 29Kaynağı aç
Pay devir vaadinde taraflar çoğunlukla mevcut veya muhtemel şirket ortakları ile hisseleri iktisap etmeyi hedefleyen kişilerdir. Anılan vaat işlemi, taahhütte bulunan devredici ile devralıcı arasında şahsi nitelikte borç doğuran bir anlaşma teşkil ettiğinden doğrudan ortaklık tüzel kişiliğini bağlamaz. Bu itibarla, pay devir vaadinin geçerli biçimde kurulabilmesi bakımından ortaklığın yahut diğer paydaşların onay veya muvafakatine gerek duyulmaz.
Sözleşmelerin Nispiliği İlkesi ve Pay Sahipleri Sözleşmeleri
Sözleşmeler ilke olarak yalnız taraflarını etkiler ve onlar lehine veya aleyhine hak ve borç doğururlar. Borçlar hukukunda sözleşmelerin nispiliği olarak adlandırılan bu temel prensip gereğince, sözleşmeden doğan hak ve borçlar yalnızca akdin tarafı olan alacaklı ve borçlu arasında hukuki sonuç meydana getirir. Sözleşme serbestisi prensibi uyarınca hiç kimse istemediği halde sözleşme yapmaya zorlanamayacağından, üçüncü kişi yararına sözleşme ile üçüncü kişiye sadece hak ve yetkiler tanınabilir ancak üçüncü kişi borç altına sokulamaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/6780, K. 2015/13211Kaynağı aç
Sözleşmelerin nispiliği ilkesi, şirket ortakları arasında akdedilen pay sahipleri sözleşmelerinde de belirleyicidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/1865 E., 2025/478 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, mevcut pay sahipleri arasında bağıtlanan pay sahipleri sözleşmesi hükümleri, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince bu sözleşmeye taraf olmayan ve payı sonradan devralan üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1865, K. 2025/478Kaynağı aç
Nispilik İlkesinin İstisnası Olarak Üçüncü Kişi Yararına Sözleşmeler
Borç ilişkisinin yalnızca tarafları bağlaması kuralının istisnalarından birini üçüncü kişi yararına sözleşmeler oluşturur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 129/1 uyarınca, kendi namına işlem tesis eden bir kimse borcun ifasının üçüncü bir şahsa yapılmasını kararlaştırabilir. Bu tür bir akit, edimi ifa etmekle yükümlü olan ile bu edimi kabul edecek lehtar arasında bir edim bağı meydana getirir. Ancak lehine edim kararlaştırılan kişi ifayı doğrudan talep yetkisi elde etse bile sözleşmenin tarafı konumuna geçmez ve alacaklının kanuni ya da iradi temsilcisi sayılamaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 129Kaynağı aç
Üçüncü kişi yararına sözleşmeler eksik ya da tam sözleşme olarak kurulabilir. Üçüncü kişi yararına eksik sözleşmelerde lehtar üçüncü kişi bir alacak hakkına sahip değildir; bu nedenle edimin yerine getirilmesini veya edimin gereği gibi yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın tazminini yalnızca sözleşmenin tarafları talep edebilir. Üçüncü kişi yararına tam sözleşmelerde ise lehtar üçüncü kişi alacak hakkına, yani ifayı bizzat talep hakkına sahiptir; ancak bu halde dahi sözleşmenin tarafı haline gelmez.
Üçüncü kişi lehine kurulan sözleşmelerde kural olarak üçüncü kişinin bizzat talepte bulunamayacağı kabul edilir. Aksinin geçerliliği, yani üçüncü kişinin kendisi adına talepte bulunabilmesi ancak sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmasına, tarafların sözleşmede açıklanan iradelerinden bu durumun tespit edilebilmesine ya da bu hususta bir teamül, örf ve adet bulunmasına bağlıdır. 6098 sayılı Kanun m. 129/2 gereğince, üçüncü kişi veya ona halef olanlar tarafların amacına veya örf ve âdete uygun düştüğü takdirde edimin ifasını isteyebilirler. Tam üçüncü kişi lehine sözleşmede lehtarın alacak hakkı kazanması için rızası veya bilgi sahibi olması aranmaz.
6098 sayılı Kanun m. 129/2 uyarınca, üçüncü kişi veya ona halef olanlar edimi isteme hakkını kullanacaklarını borçluya bildirdikten sonra alacaklı borçluyu ibra edemez ve borcun nitelik ile kapsamını değiştiremez. Sözleşmenin hangi hallerde tam üçüncü kişi lehine sözleşme olarak yorumlanabileceği metinden açıkça anlaşılamıyorsa taraflar arasındaki menfaat dengesi, sözleşmenin kurulmasından sonraki ve özellikle ilgili üçüncü kişiye karşı sergilenen davranışlar ile tarafların ortak niyetleri dikkate alınır; ortak niyet tespit edilemediğinde teamül ile örf ve adete bakılır.
Pay devrini konu alan taahhütlerde şirket tüzel kişiliğini koruyan hükümlere yer verilebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/6780 E., 2015/13211 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, hisse devir sözleşmesi ve taahhütnamede devir öncesi işlemlerden doğacak borçlardan şirketin ve devralanın kurtarılacağı taahhüt edilmişse, bu düzenleme üçüncü kişi lehine sözleşme niteliği taşır. Bu kapsamda tüzel kişi şirket devir sözleşmesinde taraf olarak yer almasa bile, Türk Borçlar Kanunu m. 129/2 uyarınca kendisi tarafından ödenen ve devredenlerin üstlendiği borçları devredenlerden talep etme hakkına sahiptir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/5838, K. 2021/4864Kaynağı aç
Dürüstlük Kuralı ve Şirket Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2 gereğince herkes haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kurallarına riayet etmekle mükelleftir; hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuki himaye görmez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/5838 E., 2021/4864 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta, tasfiye protokolünün limited şirketin tüm ortakları ve anonim şirketin temsile yetkili pay sahipleri tarafından imzalandığı somut olgusu karşısında, tüzel kişilerin anılan sözleşmeyle bağlı bulunmadığı yönündeki savunma dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilmiştir. Buna karşılık tüzel kişiliklerin bağımsızlığı ve borçların nispiliği esasları çerçevesinde bu yaklaşımın genel bir kural oluşturmadığı yönünde görüşler de mevcuttur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Şirket tüzel kişiliğinin bağımsızlığı karşısında tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramı sıkı ispat şartlarına tabidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/149 E., 2022/894 K. sayılı kararına göre, şirketler arasında organik bağın tespiti tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmez. Alacağın perdenin arkasındaki kişiden istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının somut verilerle ispatlanması zorunludur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/149, K. 2022/894Kaynağı aç
Şirket ortaklarının akraba olması veya şirketlerin aynı alanda faaliyet yürütüyor bulunması tek başına organik bağın varlığı ya da tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir. Bununla birlikte tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine ancak zarara uğradığını iddia eden üçüncü kişiler başvurabilir; borçlu şirketin ortağı veya yönetim kurulu üyesi olan kişi üçüncü kişi sayılmadığından bu teoriye dayanamaz.
Anonim Şirketlerde Nama Yazılı Pay Devirleri ve Onay Şartı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 490/1 uyarınca kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı paylar herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilir. Nama yazılı payların hukuki işlemle devri, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir. Ancak Kanun'un 492/1 maddesi uyarınca esas sözleşmeyle nama yazılı payların şirket onayıyla devredebileceği kararlaştırılabilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 490Kaynağı aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 493/1 uyarınca anonim ortaklık, esas sözleşmesinde gösterilen önemli bir sebebi gerekçe göstererek ya da başvurudaki gerçek değer üzerinden hisseleri kendisi, diğer ortaklar yahut üçüncü kişiler hesabına satın almayı teklif ederek onayı geri çevirebilir. Kanun'un 493/2 maddesine göre şirketin faaliyet konusu veya iktisadi bağımsızlığı bakımından pay sahipliği yapısının korunmasını haklı kılan esas sözleşme kuralları önemli sebep sayılır. Aynı Kanun'un 494/3 maddesi uyarınca, devrin tasdikine dair müracaatın ulaştığı tarihten itibaren üç ay içerisinde ret kararı verilmemesi ya da bildirilen ret kararının haksız bulunması hallerinde onayın gerçekleştiği kabul edilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 493Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 494Kaynağı aç
Anonim şirketlerde nama yazılı payların devrine onay verilmemesini gerektiren haklı sebeplerin esas sözleşmede açık ve somut bir biçimde yer alması zorunludur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/1865 E., 2025/478 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, esas sözleşmede pay sahipleri arasındaki harici pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine yapılan atıflar pay devrine onay isteminin reddi için geçerli bir sebep teşkil etmez.
Hisse devir vaadi sözleşmesi için şirketin veya diğer ortakların onayı gerekir mi?
Hayır, pay devir vaadi sözleşmesi payı devretmeyi vaat eden ile devralmayı taahhüt eden arasında borç doğuran bir işlem niteliğinde olduğundan ortaklığın veya diğer ortakların onayına ihtiyaç bulunmamaktadır.
Pay sahipleri sözleşmesi hükümleri payı sonradan devralan kişiye karşı ileri sürülebilir mi?
Hayır, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince pay sahipleri arasında imzalanan pay sahipleri sözleşmesi hükümleri bu sözleşmeye taraf olmayan ve payı sonradan devralan üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Hisse devrinde şirketin geçmiş borçlardan kurtarılacağı taahhüt edilmişse şirket talepte bulunabilir mi?
Evet, hisse devir sözleşmesinde geçmiş borçlardan şirketin kurtarılacağı taahhüt edilmişse bu düzenleme üçüncü kişi lehine sözleşme niteliğindedir ve taraf olmayan şirket ödediği borçları Türk Borçlar Kanunu m. 129/2 uyarınca devredenden talep edebilir.
Şirket ortaklarının akraba olması tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli midir?
Hayır, şirket ortaklarının akraba olması veya şirketlerin aynı alanda faaliyet göstermesi tek başına perdenin aralanması için yeterli olmayıp borçludan mal kaçırma ve zarar verme kastının somut verilerle ispatı gerekir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

