İmar Planı Değişikliği ve Revizyonu Hukuki Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
İmar Planı Değişikliği ve Revizyonu Hukuki Esasları

İmar Planlarının Hukuki Niteliği ve İptal Kararının Sonuçları

İmar planları, bir bölgenin veya taşınmazın yapılaşma amacını, kullanım şeklini ve yapılaşma koşullarını belirleyen düzenleyici idari işlemlerdir. Kapsadıkları alana ilişkin genel kurallar ile uygulama şeması getiren bu işlemler karmaşık yapılı düzenleyici tasarruflardır. İmar planlarının veya bu planlara yönelik değişiklik ve revizyon işlemlerinin yargı yerlerince iptal edilmesi durumunda önceki plan kendiliğinden yürürlüğe girmez. Planların ilanının zorunlu olması ve bu tasarrufların idari davaya konu edilebilmesi düzenleyici işlem niteliğinin bir gereğidir.

Plan Değişikliği, Revizyon ve İlave İmar Planı Ayrımı

Plan değişikliği, planın ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikteki kullanım amacı değişikliklerini kapsar. Örneğin bir taşınmazın veya alanın konut kullanımından ticaret alanına dönüştürülmesi plan değişikliği teşkil eder. Revizyon imar planı ise yürürlükteki planların ihtiyaca cevap veremediği veya fiilen uygulanmasının mümkün bulunmadığı durumlarda planın tamamının veya önemli bir kısmının yenilenmesiyle tesis edilir.

İlave imar planı, mevcut imar planının gelişme alanları bakımından yetersiz kalması halinde yürürlükteki plana bitişik ve onunla uyumlu olarak hazırlanan planlardır. Plan yapma yetkisine sahip idarelerin yanı sıra, bu yetkiye sahip olmayan gerçek ve tüzel kişiler de plan değişikliği talebinde bulunma hakkına sahiptir.

İmar Planının Değişmezliği İlkesi ve Plan Hazırlama Esasları

İmar planının değişmezliği esası gereğince yürürlükteki imar planlarında değişiklik veya revizyon yapılabilmesi, mevcut planın yetersizliği, çevresel faktörler veya teknik zorunlulukların ortaya çıkmasına bağlıdır. Bu süreçlerde ilgili yatırımcı bakanlık veya kamu kuruluşlarının görüşlerinin alınması zorunludur.

Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği m. 21/4 uyarınca imar planlarının mevzuatta öngörülen yeterliliği haiz müellifler tarafından hazırlanması ve yetkili idareye sunulması şarttır. Plan müelliflerinin aranan yeterliliğe sahip olmaması halinde imar planı revize edilir. Bununla birlikte, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği m. 26/3/b gereğince plandaki sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması veya küçültülmesi hedefleniyorsa, eşdeğer yeni bir alanın ayrılması ve bu alanın kaldırılan yerin yüzölçümü ile konum özelliklerini koruması zorunludur.

Parsel ve Ada Bazında Plan Değişikliği Sınırları

3194 sayılı İmar Kanunu Ek Madde 8 f. 1 uyarınca plan değişikliklerinin plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak şekilde ve teknik gerekçelerle yerleşmenin özelliğine uygun yapılması zorunludur. İdareye sunulan plan değişikliği tekliflerinde ihtiyaç analizini içeren sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu yer almalıdır.

3194 sayılı İMAR KANUNU m. Ek Madde 8Kaynağı aç
Ek Madde 8 – (Ek:14/2/2020-7221/12 md.) Plan değişiklikleri, plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak şekilde ve teknik gerekçeleri sağlamak şartıyla yerleşmenin özelliğine uygun olarak yapılır. Plan değişikliği tekliflerinde ihtiyaç analizini içeren sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu hazırlanarak planı onaylayacak idareye sunulur. Fonksiyon değişikliği hariç olmak üzere, parsel bazında; nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini, bina yüksekliğini arttıran imar planı değişiklikleri yapılamaz. (Ek cümle:5/12/2024-7534/7 md.) Ancak bir fonksiyon, parsel bazında konut kullanımına dönüştürülemez.[44] Bin metrekareden az olmamak kaydıyla oluşmuş adalarda; ada bazında nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini, bina yüksekliğini arttıran veya fonksiyon değişikliği getiren plan değişikliklerinde ihtiyaç duyulan kültürel tesis, sosyal ve teknik altyapı kullanımları; adanın merkezine en fazla 500 metre yarı çaplı alanda karşılanmak zorundadır. (Değişik fıkra:5/12/2024-7534/7 md.) Taşınmaz maliklerinin tamamının talebi üzerine parsel bazında fonksiyon değişikliği ile ada bazında yapılacak imar planı değişikliği sonucunda değerinde artış olan parsel veya parsellerin artan değeri ile mahkemelerce iptal edilen imar planı değişikliklerinde, imar planı değişikliği neticesinde yürürlükten kalkan imar planı ile teklif edilen yeni imar planının kapsadığı parsel veya parsellerde oluşan değer farkının yüzde doksanı (%90) değer artış payı olarak alınır. Değer artış payı bedelinin tespitinde 2942 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen bedel tespit esasları gözetilir. (Değişik fıkra:5/12/2024-7534/7 md.) İmar planı değişikliği ile taşınmazda meydana gelecek değer artışının tespiti 6362 sayılı Kanuna göre yetkilendirilmiş lisanslı en az iki gayrimenkul değerleme kuruluşu tarafından plan değişikliği açıklama raporunda belirtilen mer’i plan koşullarındaki değer tespiti ile birlikte değişiklik sonrası değer tespiti yapılmak suretiyle belirlenen ortalama yeni değerden az olmamak üzere, idarece oluşturulan kıymet takdir komisyonu tarafından belirlenir. Değer artış payı peşin veya taksitle ödenebilir. Değer artış payının peşin ödenmesi halinde %10 indirim uygulanır ve en geç tahakkukun oluştuğu tarihi takip eden bir ay içerisinde ödenir. Değer artış payının taksitle ödenmesi halinde ilk ödeme, tahakkuk tarihini takip eden birinci ay içerisinde faizsiz olarak yapılır. Sonraki taksit ödemeleri ise ilk ödemeden sonraki altıncı, on ikinci ve on sekizinci aylarda olmak üzere ve kalan borç üzerine Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları eklenerek artış yapılacak şekilde toplamda dört taksitte gerçekleştirilir. Taksitlerin erken ödenmesi halinde ise taksitin ödendiği tarihteki kalan borç üzerine Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları eklenerek ödenecek taksit tutarı hesaplanır. Değer artış payının tamamı ödenmeden tapuda satış, devir, bağış yapılamaz, yapı ruhsatı düzenlenemez. Taşınmazın değer artışına tabi olduğu tapu kütüğüne şerh edilir. Emsal, inşaat alanı, yapı yüksekliği ve kullanım amacı değiştirilmemek kaydıyla yapılacak ruhsat tadilatları hariç, değer artış payı ödenmeden yapı ruhsatı düzenlenemez. Değer artış payı tutarları taşınmaz maliklerince; Hazine ve Maliye Bakanlığınca yetkilendirilen bankalara ve/veya ilgili muhasebe birimine yatırılır. Yatırılan tutarların;[45] a) Büyükşehir belediyesinin olduğu illerde; %25’i büyükşehir belediyesinin ilgili hesabına, %25’i ilgili ilçe belediyesinin ilgili hesabına, %25’i 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında oluşturulan Dönüşüm Projeleri Özel Hesabına, b) Büyükşehir belediyesi olmayan illerde ise; %40’ı imar planı değişikliğini onaylayan idarede açılacak ilgili hesaba, %30’u 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında oluşturulan Dönüşüm Projeleri Özel Hesabına, c) Bakanlıkça onaylanan imar planı değişikliğinden kaynaklanan değer artışının %75’i 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında oluşturulan Dönüşüm Projeleri Özel Hesabına, kalan değer artış payının; büyükşehir belediyesinin olduğu illerde %15’i büyükşehir belediyesinin ilgili hesabına, %10’u ilgili ilçe belediyesinin ilgili hesabına; büyükşehir belediyesi olmayan yerlerde ise Bakanlık payının dışındaki kalan değer artış payının tamamı plan değişikliğinin yapıldığı yerdeki ilgili idarenin açılacak ilgili hesabına, ilgili defterdarlıklarca beş iş günü içerisinde aktarılır ve (a) bendine göre kalan değer artış payının %25’i, (b) bendine göre kalan değer artış payının %30’u ile imar planı değişikliğinin diğer genel bütçeli idareler tarafından onaylanması durumunda değer artış payının tamamı genel bütçeye gelir kaydedilir. (Ek fıkra:5/12/2024-7534/7 md.) İmar planlarında umumi hizmet alanına ayrılan yerlerden 13 üncü madde kapsamında kamu eline geçişi sağlanamayan alanlarda, kamu hizmetini yapacak ilgili idarenin kamu hizmet alanına ihtiyacı olmadığına dair görüşü alınarak eşdeğer alan ayrılmaksızın 2942 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi hükümlerine göre ve çevre yapılaşma koşulları ile uyumlu olmak kaydıyla konut kullanımı hariç fonksiyon değişikliği amaçlı plan değişikliği yapılabilir. Riskli yapının bulunduğu parsellerde, mer’i imar planı ve plan notları ile verilmiş emsale esas inşaat alanını en fazla %20’si kadar artıran plan değişikliklerinde, 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamındaki alanlarda, kamu yatırımları ile kamu mülkiyetindeki alanlarda, mazbut ve mülhak vakıflara ait alanlarda yapılacak plan veya plan değişiklikleri ile imar planlarında yençok: serbest olarak belirlenmiş yüksekliklerin 8 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen usullere göre yapılacak plan değişikliklerinde, iptal gerekçeleri doğrultusunda mahkeme kararını yerine getirmeye yönelik tesis edilecek imar planı ve 2942 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi kapsamındaki imar planı değişikliklerinde bu madde hükümleri uygulanmaz.[46] Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir. Elektronik haberleşme altyapılarında yapı ruhsatı alınması

3194 sayılı İmar Kanunu Ek Madde 8 f. 2 hükmü doğrultusunda, fonksiyon değişikliği hariç tutulmak üzere parsel bazında nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini ve bina yüksekliğini artıran plan değişiklikleri yapılamaz. Ayrıca hiçbir fonksiyon parsel bazında konut kullanımına dönüştürülemez.

3194 sayılı İmar Kanunu Ek Madde 8 f. 3 uyarınca, bin metrekareden az olmayan adalarda nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini, bina yüksekliğini artıran veya fonksiyon değişikliği getiren ada bazlı plan değişikliklerinde ihtiyaç duyulan kültürel tesis, sosyal ve teknik altyapı kullanımlarının ada merkezine en fazla 500 metre yarıçaplı alanda karşılanması kanuni bir mecburiyettir.

Değer Artış Payı, Tahsil Usulü ve İstisnalar

3194 sayılı İmar Kanunu Ek Madde 8 f. 4 gereğince, taşınmaz maliklerinin tamamının talebiyle parsel bazında fonksiyon değişikliği veya ada bazında plan değişikliği sonucu taşınmazda meydana gelen değer artışı ile yargı kararıyla iptal edilen plan değişiklikleri neticesinde oluşan değer farkının yüzde doksanı değer artış payı olarak alınır. Ek Madde 8 f. 5 uyarınca bu değer artışı, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre yetkilendirilmiş lisanslı en az iki gayrimenkul değerleme kuruluşu tarafından mer’i ve değişiklik sonrası plan koşullarına göre belirlenen ortalama yeni değerden az olmamak üzere idarece oluşturulan kıymet takdir komisyonu tarafından belirlenir; değer tespitinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11 inci maddesinde öngörülen esaslar gözetilir.

Değer artış payı peşin ödenirse yüzde on indirim uygulanarak tahakkuk tarihini izleyen bir ay içinde ödenir. Taksitli ödemede ise ilk taksit bir ay içinde faizsiz yatırılır; kalan borç Türkiye İstatistik Kurumunun aylık Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) değişim oranları eklenerek altıncı, on ikinci ve on sekizinci aylarda olmak üzere toplam dört taksitte tahsil edilir. Taşınmazın değer artışına tabi olduğu tapu kütüğüne şerh edilir. Emsal, inşaat alanı, yapı yüksekliği ve kullanım amacı değiştirilmeyen ruhsat tadilatları haricinde değer artış payının tamamı ödenmedikçe yapı ruhsatı düzenlenemez, tapuda satış, devir ve bağış işlemleri yapılamaz.

3194 sayılı İmar Kanunu Ek Madde 8 f. 8 uyarınca, umumi hizmet alanına ayrılıp kamu eline geçişi sağlanamayan yerlerde, kamu hizmetini yürütecek idarenin ihtiyacı bulunmadığına dair görüşü alınarak eşdeğer alan ayrılmaksızın ve çevre yapılaşma koşullarıyla uyumlu olmak kaydıyla konut kullanımı hariç fonksiyon değişikliği yapılabilir. Ayrıca riskli yapı parsellerinde emsale esas inşaat alanını en fazla yüzde yirmi artıran değişikliklerde, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamındaki sahalarda, kamu yatırımları ile kamu mülkiyetindeki alanlarda, mazbut ve mülhak vakıf alanlarında, serbest yüksekliklerin düzenlenmesinde ve mahkeme kararını yerine getirmeye yönelik planlarda değer artış payı hükümleri uygulanmaz.

Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Plan Revizyonuna Etkisi

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E. 2020/1839, K. 2020/1829 sayılı kararına göre, yat limanı açısından imar planlarının kabulü aşamasında ÇED olumlu kararına ihtiyaç bulunmamakta olup çevresel etki değerlendirmesine ilişkin kararların plan onayından sonra alınacağı ve bu işlemler tamamlanmadıkça uygulama imar planı kararının uygulanmasına yönelik işlemlerin tesisinin engelleneceği kabul edilmiştir. Aynı kararda, daha önce ÇED raporu eksikliği gerekçesiyle iptal edilmiş bir imar planının ardından tesis edilen imar planı revizyonu niteliğindeki işlemlerin, önceki iptal kararından bağımsız olarak hukuki denetime tabi tutulabileceği belirtilmiştir.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2020/1839, K. 2020/1829Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/1839 E.  ,  2020/1829 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2020/1839 Karar No : 2020/1829 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- … Odası VEKİLİ: Av. … 2- … Odası VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 12/02/2020 tarih ve E:2018/936, K:2020/1450 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, …Mahallesi, …mevkii, .. Yat Limanı alanına ilişkin 1/5.000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı değişikliği ile 1/1.000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı değişikliğinin (KAUİP) ve anılan planların onaylanmasına dair … tarih ve … sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 12/02/2020 tarih ve E:2018/936, K:2020/1450 sayılı kararıyla; dava konusu imar planları; "üst ölçekli planlara uygunluk, koruma ilkeleri, yapılaşma koşulları ve çed olumlu kararı bulunmaması yönlerinden" ayrı ayrı başlıklar halinde incelenmiş ve dosyadaki bilgi ve belgelerle bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi sonucu; Dava konusu imar planlarının üst ölçekli planlara uygunluğu yönünden; Dava konusu alanın, üst ölçekli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında da, ‘yat limanı (marina)’ olarak gösterildiği, uyuşmazlığa konu planlarda yat limanı içerisinde konaklama tesisi öngörülmesinin hukuka aykırı olduğu iddiası yönünden ise; yat limanı alanlarının sadece yat bağlama yeri olarak değil, aynı zamanda gelen misafirlerin ihtiyacını karşılamaya ve turizm faaliyetlerini geliştirmeye yönelik olarak planlanmasında üst ölçekli plana aykırılık bulunmadığı; Öte yandan, Kıyı Kanunu, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ve Deniz Turizmi Yönetmeliği'nde yat limanı tanımı içinde konaklama tesisi kullanımına yer verildiği, bu durumda Kıyı Kanunu ve anılan Yönetmelikler ile 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı uyarınca konaklama tesisi (turizm tesis alanı) kullanımının dava konusu yat limanı alanına ilişkin imar planlarında öngörülmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Dava konusu imar planlarının koruma ilkelerine uygunluğu yönünden; Planlama alanında yapılacak olan uygulamalar öncesinde koruma kurulundan gereken izinlerin alınacağı plan notlarında belirtildiğinden ve yapılacak tüm işlemler 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirileceğinden, planın koruma-kullanma ilkelerine ve tarihi mirasın gelecek kuşaklara aktarılabilmesi yolundaki düzenlemelere aykırı olduğundan söz edilemeyeceği, Bilirkişi raporunda belirtilen; alanın "jeolojik nedenlerle özel önlem alınacak alanlar" statüsünde olması ve II. derece doğal ile III. derece arkeolojik sit alanı sınırları içinde bulunması nedeniyle, yer altında yaklaşık 8100-9300 m² büyüklüğünde bir inşaat alanı ayrılmasının, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamaları ilkesine uygun olduğunun söylenemeyeceği" şeklinde tespit ve değerlendirmeler yönünden; Deniz Turizmi Yönetmeliği'nin 9. maddesinde, yat limanlarına ilişkin sınıflandırma kapsamında, limanın beş çıpalı yat limanı olarak planlandığı dikkate alındığında; alanda, bağlama kapasitesinin en az %30’u kadar otopark alanı ayrılmasının zorunlu olduğu, koruma ilkeleri açısından gerekli her türlü önlem alınmak kaydıyla, alanda yer altı otoparkı yapılması yönünden planlarda hukuka aykırılık bulunmadığı, Dava konusu imar planlarında öngörülen yapılaşma koşullarının hukuka uygunluğu yönünden; Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinde yat limanında yapılacak yapının yüksekliğinin 6.50 metre (2 kat) olacağının belirtildiği; ancak, çatı yüksekliğine ve bu yüksekliğin bina yüksekliğinin belirlenmesinde dikkate alınıp alınmayacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, dava konusu imar planlarının plan notları hükümlerinde maksimum bina yüksekliği 6,50 metre (Yençok=6,50), çatı dahil 7,50 metre olarak belirlendiğinden, anılan Yönetmelik'te belirtilen 6.50 metre yükseklik sınırının aşılmadığı, Alandaki yapı yoğunluğuna ilişkin olarak; Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğinin 4. maddesinde yat limanında yapılacak alanlarda konaklama tesisi yapılması halinde bu tesisin emsalinin toplam emsalin %20'sini geçmeyeceğinin belirtildiği, bu anlamda dava konusu imar planlarına bakıldığında, konaklama tesisinin emsal oranının maksimum %20 ile sınırlandığı görüldüğünden imar planlarında bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı, Yüzen iskele alanının emsal hesabı dışında tutularak dalgakıranların emsal hesabına dahil edilmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı, Ayrıca yine imar planı notlarında, mimari avan proje ile peyzaj projesinin Kadıköy Belediye Başkanlığınca onaylanacağının hüküm altına alındığı ve sonuç olarak davaya konu imar planlarında yapılaşma koşulları yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, Dava konusu imar planlarının ÇED olumlu kararı bulunmadan onaylanmış olması yönünden; Çevre Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği'nde; aralarında yat limanlarının da bulunduğu belirli projeler açısından ÇED raporu bulunmadan onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği ve proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği hususlarının hüküm altına alındığı, yat limanı açısından imar planlarının kabulü aşamasında ÇED olumlu kararına ihtiyaç bulunmadığı, imar planlarının onayından sonra, çevresel etki değerlendirmesine ilişkin kararların alınacağı, bu işlemlerin gerçekleştirilmemesi durumunda düzenleyici işlem olan uygulama imar planı kararının uygulanmasına yönelik işlemlerin tesisinin engelleneceği sonucuna ulaşıldığı, Sonuç olarak, dava konusu işlemlerde belirtilen yönlerden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu imar planlarının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına aykırı olduğu, alanda yapılaşma ve nüfus yoğunluğu arttırıldığı halde ek sosyal donatı alanı ayrılmadığı, alana ilişkin ÇED raporunun bulunmadığı, deniz alanında mevzuata aykırı şekilde yapılaşmanın arttırıldığı, halkın kıyı ile erişiminin engellendiği, avan projenin kim tarafından onaylanacağının planlarda belirtilmediği, açıklanan nedenlerle imar planlarının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu iddialarıyla Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemine konu karara ilişkin dosyanın incelenmesinden; Özelleştirme Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan ve dava konusu planların esasını teşkil eden … Yat Limanı 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planlarının; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2018/4574, K:2019/1550 sayılı kararı ile iptaline karar verilmiş olduğu görüldüğünden, aynı alana ilişkin ana planlama kararı korunarak revize edilen dava konusu planların da aynı gerekçe ile iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, her ne kadar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2018/4574, K:2019/1550 sayılı kararı ile; Özelleştirme Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan … Yat Limanı 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planlarının, dava konusu alanın fonksiyonu ÇED raporu gerektirmesine karşın ÇED raporu düzenlenmeden tesis edildiği gerekçesi ile iptaline karar verilmiş ise de, imar planı revizyonu niteliğindeki dava konusu işlemlerin, bu iptal kararından bağımsız olarak değerlendirilebileceği tabiidir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 12/02/2020 tarih ve E:2018/936, K:2020/1450 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 14/10/2020 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun (Değişik: 26/4/2006 – 5491/7 md.) 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (İptal üçüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.:2006/99, K.:2009/9 sayılı Kararı ile.) Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin, Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projelere ilişkin EK-1. listesinin: "Su yolları, limanlar ve tersaneler" balıklı 9. maddesinin (e) bendinde, "yat limanları" belirtilmiş ve aynı Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasında, "Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez." hükmü yer almıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun “Planlama Kademeleri” başlıklı 6. maddesinde, ''Planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından; 'Bölge Planları' ve 'İmar Planları', imar planları ise, 'Nazım İmar Planları' ve 'Uygulama İmar Planları' olarak hazırlanır. Uygulama imar planları, gerektiğinde etaplar halinde de yapılabilir." hükmü, “Planların Hazırlanması ve Yürürlüğe Konulması” başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde; “İmar planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir.” hükmü yer almaktadır. 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin "Genel Planlama Esasları" başlıklı 7. maddesinin planlama sürecini düzenleyen (i) bendinde; "Planlama süreci; araştırmaların yapılması, sorunların ortaya konulması, veri ve bilgi toplama ile ilgili analiz aşaması; bilgilerin biraraya getirilmesi, birleştirilmesi ve sonuçların değerlendirilmesi ile ilgili sentez aşaması ve plan kararlarının oluşturulması aşamalarından oluşur." kuralına yer verilerek, yapılan inceleme ve araştırma sonuçları ile plana altlık teşkil edecek diğer hususların bir bütünlük içinde ele alınıp değerlendirilmesi sonucunda plan kararlarının oluşturulacağı hüküm altına alınmıştır. Yukarıda belirtilen 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu Kanun'a istinaden çıkarılan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin yukarıda belirtilen hükümlerinde "çevresel etki değerlendirmesi olumlu" kararı veya "çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir" kararının planlama aşamasından önce alınması gerektiği yönünde açık bir hükme yer verilmemiş ise de; uyuşmazlık konusu yat limanı projesinin ÇED sürecine tabi olduğu hususunun taraflar arasında ihtilafsız olduğu, bu çerçevede proje hakkında ÇED sürecinin işletilmesi sırasında değerlendirilmesi gereken, deniz ve kıyı ekosisteminin maruz kalacağı muhtemel etkilerin, niteliği gereği imar planlarının yapımı sırasında da altlık olarak kullanılması gereken olmazsa olmaz argümanlar olduğu, ÇED sürecinin sonunda "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz" kararı verilmesi halinde, bölgenin bu doğrultuda planlanmasının anlamsızlaşacağı, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı verilmesi halinde ise proje tanıtım dosyasında önemsenen çevresel etkilerin en aza indirilmesinin ancak üretilen plan kararları ile sağlanabileceği açıktır. Ayrıca, anılan Yönetmeliğin 6. maddesinde sayılan "yapı ve kullanım ruhsatı, proje" vb. işlemlerin dayanağını da, usulüne uygun bir biçimde kabul edilen imar planı kararlarının ve notlarının oluşturduğu nazara alındığında, ÇED sürecinin planlama işleminin kabulünden önce tekemmül ettirilmesinin zorunluluk arzettiği, aksi yorumla ÇED sürecinin geleceğe bırakılması halinde ise, yeterli bilimsel ve teknik veriden yoksun bir şekilde hazırlanan plan açıklama raporu esas alınarak kabul edilen imar planlarından, beklenen faydanın sağlanamayacağı ve kamu yararına hizmet edemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, çevresel etki değerlendirilmesine ilişkin kararların imar planlarının onayından sonra alınacağı, mevzuatta bu yönde bir şart aranmadığı ileri sürülmekte ise de; herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkının bulunduğu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevrenin kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu, bu ödevin Anayasa‘da belirtildiği ve Çevre Kanunu'nda bu konudaki gerekli düzenlemelere yer verildiği temel gerekçesinden hareket eden ve detayları yukarıda açıklanan içtihat, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yerleşik içtihatlarındandır. Nitekim aynı temel gerekçeden hareket eden ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu (14/03/2013 tarih ve 6446 sayılı Kanun ile bu Kanun'un ismi Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun olarak değiştirilmiştir.) çerçevesinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna yapılacak lisans başvuruları için projenin "çevreye uyumlu" olup olmadığının, çevre mevzuatı açısından zorunlu olan "ÇED Olumlu Kararı" veya "ÇED Gerekli Değildir Kararı" alınmasına ilişkin yasal sürecin tamamlanmasının, üretim lisansı verilmeden önce bir "ön şart" olarak kabul edilmesi ve bu ön şartın lisans verilmeden önce aranması gerekliliğine işaret eden Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararları doğrultusunda; elektrik piyasası mevzuatında değişikliğe gidilmiş ve çevresel etki değerlendirilmesine ilişkin kararın alınmış olması lisans başvuru şartı haline getirilmiştir. Bu durumda, dava konusu alanın fonksiyonu ÇED raporu gerektirmesine karşın ÇED raporu düzenlenmeden tesis edilen dava konusu imar planlarında hukuka uyarlık, aksi yöndeki Daire kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozulmasına ve dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.

ÇED olumlu kararı imar planlarının bir uygulama aracı olmadığından, ÇED raporları düzenleyici işlem niteliğindeki imar planına bağlı birel işlem statüsünde kabul edilmez.

Kazanılmış Hakların Korunması ve İhale Süreçleri

Düzenleyici işlemler yürürlükte kaldıkları dönemde kişilerin kazandıkları hakları himaye eder. Ancak bu işlemler yürürlükten kalktıktan sonra hakların korunabilmesi, mevzuata uygun şekilde kişisel ve ferdi hukuki durumlara dönüşmüş olmasına bağlıdır. Bir haktan kazanılmış hak olarak söz edilebilmesi için söz konusu hakkın yeni düzenlemeden önceki kurallara göre tüm sonuçlarıyla eylemli olarak elde edilmiş bulunması şarttır.

Bir ihale işlemi imar planına dayalı olarak gerçekleştirilmişse ve sonradan yürürlüğe konulan plan değişikliği ihale işleminin hukuki temelini etkiliyorsa, ihale işlemi geçersiz hale gelerek sürecin yenilenmesi gerekebilir.

Plan Yapmaya ve Onaylamaya Yetkili Merciler

3194 sayılı İmar Kanunu m. 8 gereğince belediye sınırları içindeki nazım ve uygulama imar planlarını hazırlama ve onaylama yetkisi belediye meclislerine aittir. Mücavir alan sınırları dışındaki alanlarda ise plan kararları il özel idarelerinin karar organı olan il genel meclislerince alınır.

3194 sayılı İmar Kanunu m. 9 çerçevesinde mahalli idarelerin yanında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da imar planı, plan değişikliği ve revizyonu yapma yetkisine sahiptir. Tarihi, kültürel ve turistik alanlar gibi özel yasal düzenlemeye tabi sahalarda ise mevzuat uyarınca Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkili kılınmıştır.

İdari İtiraz Usulü, Dava Açma Süresi ve Görevli Yargı Yeri

3194 sayılı İmar Kanunu m. 8/b uyarınca onaylanan imar planları bir ay süreyle ilan edilir ve ilgililer bu bir aylık askı ilan süresi içinde plana itiraz edebilirler. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 11 çerçevesinde idareye itiraz edilmesi dava açmak için zorunlu bir yol değildir; ancak itiraz yoluna başvurulması halinde dava açma süresi durur ve itirazın reddi halinde kalan süre işlemeye devam eder.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 7 uyarınca imar planı değişikliği ve revizyonunun iptali istemiyle açılacak davalarda dava açma süresi 60 gündür. Bakanlıklarca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı açılacak davalarda 2575 sayılı Danıştay Kanunu m. 24 gereğince Danıştay ilk derece mahkemesi sıfatıyla görevli iken; taşınmaz mallarla ilgili imar mevzuatının uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklarda 2577 sayılı Kanun m. 34 uyarınca taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesi yetkilidir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 34Kaynağı aç
Madde 34 – (Değişik: 10/6/1994-4001/16 md.) 1. İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir. 2. Köy, belediye ve özel idareleri ilgilendiren mevzuatın uygulanmasına ilişkin davalarla sınır uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme, mülki idari birimin, köy, belediye veya mahallenin bulunduğu yahut yeni bağlandığı yer idare mahkemesidir. Taşınır mallara ilişkin davalarda yetki:
2575 sayılı DANIŞTAY KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – (Değişik: 2/6/2000 – 4575/2 md.) 1. Danıştay ilk derece mahkemesi olarak: a) (Değişik: 2/7/2018 – KHK-703/184 md.) Cumhurbaşkanı kararlarına, b) (Değişik: 2/7/2018 – KHK-703/184 md.) Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere, c) (Değişik: 2/7/2012-6352/45 md.) Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere, d) Danıştay İdari Dairesince veya İdari İşler Kurulunca verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve işlemlere,[30] e) Birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere, f) Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararları ile bu Kurulun görev alanı ile ilgili Danıştay Başkanlığı işlemlerine, Karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan idari davaları karara bağlar. 2. Danıştay, belediyeler ile il özel idarelerinin seçimle gelen organlarının organlık sıfatlarını kaybetmeleri hakkındaki istemleri inceler ve karara bağlar. Temyiz yoluyla Danıştay'da görülecek davalar
İmar planı değişikliğini kimler talep edebilir?

Plan yapmaya yetkili idarelerin yanı sıra bu yetkisi bulunmayan gerçek ve tüzel kişiler de plan değişikliği talebinde bulunma hakkına sahiptir.

Sosyal ve teknik altyapı alanları küçültülebilir mi?

Sosyal ve teknik altyapı alanlarının küçültülmesi veya kaldırılması ancak yüzölçümü ve konum özellikleri korunarak eşdeğer yeni bir alanın ayrılması şartıyla mümkündür.

İmar planına karşı dava açmadan önce itiraz etmek zorunlu mudur?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 11 uyarınca dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması veya değiştirilmesi dava açma süresi içinde istenebilir; bu başvuru işlemeye başlayan dava açma süresini durdurur. Otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır; isteğin reddi veya reddedilmiş sayılması üzerine başvuru tarihine kadar geçmiş süre hesaba katılarak kalan süre işlemeye başlar. İdareye bu şekilde başvurulması dava açmak için zorunlu değildir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.[8] 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. 4. (Mülga: 10/6/1994-4001/6 md.) İptal ve tam yargı davaları:
Bakanlık tarafından yapılan plan değişikliklerine karşı nerede dava açılır?

2575 sayılı Danıştay Kanunu m. 24 uyarınca bakanlıklar ile kamu kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı açılacak iptal davaları Danıştay'da ilk derece mahkemesi olarak görülür. Taşınmaz mallarla ilgili imar mevzuatının uygulanmasına ilişkin idari davalarda ise 2577 sayılı Kanun m. 34 gereğince taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesi yetkilidir.

Parsel bazında konut kullanımına dönüştürme yapılabilir mi?

3194 sayılı İmar Kanunu Ek Madde 8 f. 2 hükmü uyarınca hiçbir fonksiyon parsel bazında konut kullanımına dönüştürülemez.

Onaylanan imar planlarına kaç gün içinde itiraz edilebilir?

3194 sayılı İmar Kanunu m. 8/b uyarınca onaylanan imar planları bir ay süreyle ilan edilir ve ilgililer bu bir aylık askı ilan süresi içinde plana itiraz edebilirler.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu