İlamsız icra takibinde borca itirazın bildirilmesi

by Avukat Erdal Ersoy
İlamsız icra takibinde borca itirazın bildirilmesi

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlu, itirazını ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmek zorundadır. Süresinde yapılan itiraz kural olarak takibi durdurur.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 62Kaynağı aç
Madde 62 – (Değişik: 18/2/1965-538/33 md.) İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (Değişik ikinci cümle: 17/7/2003-4949/13 md.) İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapıldığı takdirde bu daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir; alınmayan masraftan memur şahsen sorumludur. (Değişik fıkra: 17/7/2003-4949/13 md.) Takibe itiraz edildiği, 59 uncu maddeye göre alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir. (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/13 md.) Borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere borçluya ait yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır. Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni adres bildirmediği ve tebliğ memurunca yurt içinde yeni adresi tespit edilemediği takdirde, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat borçlunun kendisine yapılmış sayılır. Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısman cihet ve miktarını açıkca göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Borçlu takibin müstenidi olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Borçluya, itiraz eylediğine dair bedava ve pulsuz bir belge verilir. 2 – İtiraz sebepleri:

İlamsız takip ve ödeme emri

İlamsız icra takibi, ortada mahkeme kararı bulunmaksızın alacaklının icra müdürlüğüne başvurarak para veya teminat alacağı için başlatabildiği bir yoldur. Bu takipte alacağın haklı olup olmadığı baştan mahkemece incelenmez.

Ödeme emri, borçluya borcu ödemesi veya yasal sürede itiraz etmesi yönünde yapılan resmî bildirimdir. İtiraz gelmezse takip kesinleşebilir ve haciz aşamasına geçebilir. Bu sonuç, itirazın gelmemesine bağlanan bir ihtimaldir.

Yedi günlük süre ve bildirimin yeri

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 62. maddesine göre itiraz etmek isteyen borçlu, itirazını ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmek zorundadır. Genel haciz yoluyla ilamsız takip bakımından da süre, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gündür.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2012/14953, K. 2012/31384Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2012/14953 E.  ,  2012/31384 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Dikili İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 27/02/2012 NUMARASI : 2011/64-2012/7 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, borçlu, itirazını, İİK nun 62/1.maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. İtiraz süresi ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihte başlayacağından, daha önce borçlunun takibi öğrenmiş olması itiraz süresinin başlaması sonucunu doğurmaz. Pek tabi ki borçluya usulsüz de olsa bir ödeme emri tebliğ edilmiş ise 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32.maddesi uyarınca muhatabın usulsüz tebliği öğrenmesi halinde öğrenme tarihi tebliğ tarihi sayılacağından, itiraz süresi böyle bir durumda öğrenme tarihinden başlayacaktır. Somut olayda borçlu hakkında genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine başlandığı ve borçlular adına çıkarılan ödeme emri tebligat evrakının bila tebliğ iade edildiği, 20.07.2011 tarihinde ise borçlular tarafından icra müdürlüğüne verilen dilekçe ile borca itiraz edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar borçlular vekili ise icra dosyasına sunduğu 30.05.2011 tarihli vekâletname ile dosya suretinin kendisine verilmesini talep etmiş ve bu tarihte takipten haberdar olmuş ise de daha önce borçluya usulsüz de olsa bir ödeme emri tebliğ edilmediğinden itiraz süresinin başladığının kabulü mümkün değildir. Öte yandan, borçluya "ödeme emri tebliğ edilemese" bile, alacaklının anlaşmazlığı ve takibi sürdürme iradesi mevcut bulunduğu sürece borçluya ödeme emrinin tebliğ edilmemesi şikayet ve itirazda bulunulmasına engel teşkil etmez. Alacaklının icra dosyasına yansıyan takibi devam ettirme iradesi dikkate alındığında, borçluların itiraz hakkının doğduğunun kabulü gerekir. Bu durumda borçluların icra dairesine itirazları yasal sürede olduğundan mahkemece şikayetin reddi yerine kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ  : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İtiraz süresi, ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihte başlar. Borçlunun takibi daha önce öğrenmiş olması, itiraz süresinin başlaması sonucunu doğurmaz. İtirazın bu süre içinde icra dairesine verilmesi gerekir. Sürenin kaçırılması, takibin kesinleşmesine ve haciz aşamasına geçilmesine neden olabilir.

İtiraz, takibi yürüten daire dışında başka bir icra dairesine yapılmışsa, o daire itirazı gereken masrafıyla birlikte hemen yetkili daireye yollar. Masraf alınmamışsa sorumluluk ilgili memura aittir.

Takibe itiraz edildiği, alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir. Borçluya, itiraz ettiğine dair bedava ve pulsuz bir belge verilir.

Borçlu ya da vekili, itirazla birlikte borçlunun yurt içindeki bir adresini bildirmelidir. Adres değişir de yeni adres yurt içinde bildirilmez ve tebliğ memuru da yeni adresi bulamazsa, takip talebinde yazılan adrese çıkan tebligat borçlunun kendisine yapılmış kabul edilir.

Usulsüz tebligat ve tebliğ edilemeyen ödeme emri

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesine göre tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatap tebliği öğrenmişse tebliğ muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi sayılır.

7201 sayılı TEBLİGAT KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur. Resmi ve adli tatil günlerinde tebligat:

Borçluya usulsüz de olsa bir ödeme emri tebliğ edilmişse, usulsüz tebliğin öğrenilmesi halinde öğrenme tarihi tebliğ tarihi sayılır ve itiraz süresi öğrenme tarihinden başlar.

Borçluya ödeme emri tebliğ edilemese bile, alacaklının anlaşmazlığı ve takibi sürdürme iradesi mevcut bulunduğu sürece tebliğ edilmemiş olması şikâyete ve itiraza engel oluşturmaz. Bu sonuç, alacaklının takibi sürdürme iradesinin icra dosyasına yansıması şartına bağlıdır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin E. 2012/14953, K. 2012/31384 sayılı kararında ödeme emri tebligatı bila tebliğ iade edilmiş, borçlular 20.07.2011 tarihli dilekçeyle borca itiraz etmiştir. Vekilin 30.05.2011’de dosyadan haberdar olması, daha önce usulsüz de olsa ödeme emri tebliğ edilmediği için itiraz süresini başlatmamıştır. Borçluların itirazı yasal sürede bulunmuş, ilk derece mahkemesinin şikâyeti reddetmek yerine kabul etmesi isabetsiz sayılmıştır.

Aynı kararda borçluların temyiz itirazları kabul edilmiş, mahkeme kararı İcra ve İflas Kanunu’nun 366. maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi uyarınca bozulmuştur. İlamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık bırakılmıştır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin E. 2012/16626, K. 2012/36368 sayılı kararında bir borçlu adına çıkarılan ödeme emri bila tebliğ iade edilmiş, buna rağmen 05.04.2011 tarihli dilekçeyle takibe ve borca itiraz edilmiştir. Alacaklının takibi sürdürme iradesi bulunduğu sürece ödeme emrinin tebliğ edilememesi itiraza engel sayılmamıştır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2012/16626, K. 2012/36368Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2012/16626 E.  ,  2012/36368 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 28/02/2012 NUMARASI : 2011/734-2012/226 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:1) Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlunun temyiz itirazlarının REDDİNE;2) Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;       Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız takipte, borçluların süresinde borca itirazı üzerine alacaklının itirazın kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, borçlulardan Ö. Ö.e ödeme emri davetiyesi tebliğ edilmemiş olduğundan, istemin reddine, borçlu şirket ile ilgili olarak itirazın kaldırılarak takibin devamına karar verilmiştir.Borçlulardan Ö. adına çıkarılan ödeme emri tebligat evrakı bila tebliğ iade edilmiş ise de  05.04.2011 tarihinde  borçlular vekili  tarafından icra müdürlüğüne verilen dilekçe ile takibe ve borca itiraz edilmiştir. Borçluya "ödeme emri tebliğ edilemese" bile, alacaklının takibi sürdürme iradesi mevcut bulunduğu sürece borçluya ödeme emrinin tebliğ edilmemesi şikayet ve itirazda bulunulmasına engel teşkil etmez. Alacaklı, adı geçen borçlunun itirazının da kaldırılması isteği ile icra mahkemesine başvurduğuna göre takibi sürdürme iradesi mevcuttur. Bu nedenle mahkemece İİK.nun 68 ve devamı maddeleri kapsamında borçlu itirazının esasının incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile adı geçen borçlu yönünden istemin reddine dair karar verilmesi isabetsizdir.SONUÇ  :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararda aktarılan ilk derece sonucunda İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesi, ödeme emri tebliğ edilmeyen borçlu yönünden itirazın kaldırılması istemini reddetmiş; borçlu şirket yönünden itirazı kaldırarak takibin devamına karar vermiştir. Yargıtay, borçlunun temyiz itirazlarının reddine karar vermiş; alacaklının temyiz itirazlarını kabul ederek mahkeme kararını yalnız ikinci bentteki nedenlerle İcra ve İflas Kanunu’nun 366. maddesi ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi uyarınca bozmuştur. İlamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık bırakılmıştır.

İtirazın içeriği, kısmi itiraz ve imza

Borçlu, borcun hiç doğmadığını, ödeme, ibra veya takas gibi bir nedenle sona erdiğini, muaccel olmadığını, zamanaşımına uğradığını ya da ödeme emrindeki miktarın gerçeği yansıtmadığını ileri sürebilir. İmzaya itiraz da bu kapsamda önem taşır.

İcra müdürlüğünün verilen metinde itiraz iradesini açık biçimde görmesi gerekir. Borçlu borca ilişkin açıklamalar yapmış olsa bile, açık itiraz iradesi görülmezse takip durmayabilir.

Borcun tamamına itiraz ediliyorsa bunun açıkça yazılması gerekir. Borcun bir kısmına itiraz eden borçlu, İcra ve İflas Kanunu’nun 62. maddesi uyarınca o kısmın yönünü ve miktarını açıkça göstermelidir. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır. Kabul edilen miktar ile itiraz edilen miktarın ayrıştırılması, hangi kısmın duracağı ve hangi kısmın devam edebileceği bakımından etki yaratır.

Borçlu, takibe dayanak senet altındaki imzayı reddediyorsa bunu itirazında ayrıca ve açıkça belirtmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır.

Borca itirazda delil sunmak her zaman zorunlu değildir. İtirazın dayanağının açık kurulması, sonraki savunmayı güçlendirebilir.

İtirazdan sonra alacaklının başvurabileceği yol

Süresinde yapılan itiraz kural olarak takibi durdurur. Alacaklı, itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yollarına başvurabilir. Bu aşamada uyuşmazlık icra dairesi dışındaki bir denetime taşınabilir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesine göre talep, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren senede ya da resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri içinde ve usulüne göre verdikleri makbuz veya belgeye dayanıyorsa alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içinde itirazın kaldırılması istenmezse yeniden ilamsız takip yapılamaz.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 68Kaynağı aç
Madde 68 – (Değişik: 18/2/1965-538/38 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz. Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur. Borçlu murisine ait bir alacak için takibedilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz. (Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar. Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde vekil mütaakıp oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmiyen alacaklı borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır. (Ek fıkra: 6/6/1985-3222/6 md.; Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/16 md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden  aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.   Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.[29] c) İtirazın geçici olarak kaldırılması:[30]

Borçlu itirazını haklı gösterecek hiçbir belge sunamazsa icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. İtiraz, birinci fıkrada gösterilen senet, makbuz veya belgeye dayanıyorsa itirazın kaldırılması talebi reddedilir.

Borçlu murisine ait bir alacak için takip edilip terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse, bu konuda ilam getirmesi için kendisine uygun bir süre verilir. Bunun dışında, itirazın kaldırılması talebinin kabulü veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz.

Borçlunun gösterdiği belgedeki imzayı alacaklı inkâr eder ve hâkim 68/a maddesindeki usulle imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirirse, itirazın kaldırılması talebi reddedilir. Alacaklı, belgenin ilişkin olduğu değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar ertelenir. Alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse ceza kalkar.

Alacaklı duruşmada bulunmayıp imza vekili tarafından reddedilirse vekil, sonraki oturumda müvekkilini imza incelemesi için hazır bulundurmak veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmek zorundadır. Kabul edilebilir mazereti olmadan gelmeyen alacaklı, belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır.

İtirazın kaldırılması talebi esasa ilişkin nedenlerle kabul edilirse borçlu, aynı nedenlerle reddedilirse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa ya da alacaklı genel mahkemede dava açarsa hükmedilen tazminatın tahsili dava sonuna kadar ertelenir. Davayı kazanan taraf için daha önce hükmedilen tazminat kalkar.

Kambiyo senetlerine dayalı takip

Bono, çek ve poliçeye dayalı kambiyo takibinde borca itiraz özel kurallara tabidir. Bu takiplerde itiraz sebepleri ve süre rejimi genel ilamsız takibe göre farklılaşabilir. Bu farklılık, genel haciz yoluyla ilamsız takibe ilişkin yedi günlük bildirim düzeniyle aynı kabul edilmemelidir.

Sık sorulan sorular

Borca itiraz süresi ne zaman başlar?

Süre, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gündür ve tebliğ tarihinde başlar. Borçlunun takibi daha önce öğrenmesi süreyi başlatmaz. Usulsüz tebliğ öğrenilmişse, öğrenme tarihi tebliğ tarihi sayılır.

İtiraz sözlü olarak yapılabilir mi?

Evet. İtiraz, yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirilebilir.

Borcun bir kısmına itiraz nasıl yapılır?

Borçlu, itiraz ettiği kısmın yönünü ve miktarını açıkça göstermelidir. Bunlar gösterilmezse itiraz edilmemiş sayılır.

Senetteki imza ayrıca reddedilmezse ne olur?

Borçlu senet altındaki imzayı reddediyorsa bunu ayrıca ve açıkça belirtmelidir. Aksi halde icra takibi yönünden imzayı kabul etmiş sayılır.

İtirazın kaldırılması hangi sürede istenir?

Kanunda gösterilen senet, makbuz veya belgeye dayanan alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu sürede istenmezse yeniden ilamsız takip yapılamaz.

Ödeme emri tebliğ edilmemişse itiraz edilebilir mi?

Alacaklının takibi sürdürme iradesi devam ediyor ve bu irade dosyaya yansımışsa, ödeme emrinin tebliğ edilememiş olması itiraza engel sayılmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu