Hacizden Sonra Satış İsteme Süresi ve Haczin Kalkması

by Avukat Erdal Ersoy
Hacizden Sonra Satış İsteme Süresi ve Haczin Kalkması

İcra ve İflas Kanunu'nun 106. maddesi, haczedilen malın satışının istenmesini hacizden başlayan bir yıllık süreye bağlar. Bu yetki alacaklıya ve borçluya aittir; borçlunun üçüncü kişilerde bulunan alacakları da aynı süre düzeninin içindedir. 110. madde, kanuni süre içinde satışın hiç istenmemesini veya geri alınan talebin aynı süre içinde yenilenmemesini, ilgili mal üzerindeki haczin kalkması sonucuyla ilişkilendirir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 106Kaynağı aç
Madde 106 – (Başlığı ile Birlikte Değişik:24/11/2021-7343/9 md.) Alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını isteyebilir. Borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı da bu hükme tabidir. Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma sonucu satışı gerçekleştirilemeyen mahcuz hakkındaki satış isteme süresi, satış isteyen alacaklı bakımından birinci fıkrada belirtilen sürenin sona ermesinden itibaren bir yıl daha uzar. Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin olarak yatırılması zorunludur. Sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte yapılması ve bunlara ilişkin giderlerin tamamının birlikte ve peşin olarak yatırılması zorunludur. Kıymet takdiri ve satış giderlerinin, sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından ilaveten muhafaza giderinin tamamı, satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır. Yukarıdaki fıkralar uyarınca satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılan miktarın satış işlemleri sırasında yetersiz kaldığı anlaşılırsa icra müdürü tarafından satış isteyene on beş günlük süre verilir ve bu sürede eksik miktar tamamlanmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır. Bu maddede belirtilen giderler Adalet Bakanlığınca her yıl yürürlüğe konulan tarifede belirlenir. Talep hakkı:
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 110Kaynağı aç
Madde 110 – (Değişik: 2/7/2012-6352/22 md.) Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya (…)[44] talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep bir defa geri alınabilir. Haczedilen resmi sicile kayıtlı malların, icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda haczinin kalktığının tespit edilmesi hâlinde, sicili tutan idare tarafından haciz şerhi terkin edilir ve işlem ilgili icra dairesine bildirilir. Birinci fıkra gereğince haczin kalkmasına sebebiyet veren alacaklı o mala yönelik olarak, haczin konulması ve muhafazası gibi tüm giderlerden sorumlu olur. Taksitle ödeme:

Satış isteme süresinin iki ayrı düzeni

106. madde metninde satış isteme yetkisi hem alacaklıya hem borçluya tanınmış ve süre hacizden itibaren bir yıl olarak yazılmıştır. Bu metinde taşınır ile taşınmaz için ayrı süre öngörülmemiştir. Borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı da aynı hükme bağlanmıştır.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2021/1245 esas, 2021/3072 karar sayılı kararında ise haciz tarihinde uygulanması gereken 106. maddeye göre taşınırda en çok bir yıl, taşınmazda en çok iki yıl içinde satış istenebileceği esas alınmıştır. Bir yıllık düzenleme ile haciz tarihine bağlanan bir ve iki yıllık ayrım aynı süre kuralı değildir; bu iki ölçü birlikte değerlendirilirken malın türü ve haczin tarihi ayrıca gözetilmelidir.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/1245, K. 2021/3072Kaynağı aç
15. Hukuk Dairesi         2021/1245 E.  ,  2021/3072 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :… Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Davacı vekili, davalının takibi sırasında açılan tasarrufun iptali davasında verilen ihtiyati haczin, davanın kabulüyle kesin hacze dönüştüğünü, bu tarihten itibaren kanunda belirtilen sürelerde satış talep edilmediğinden davalının haczinin düştüğünü, ayrıca borçludan gerçek bir alacağı bulunmadığını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaliyle sıra cetvelinde davalıya ayrılan payın müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, süresinde satış talebinde bulunduklarını ancak, birinci ve ikinci ihalede alıcı çıkmadığından satış talebinin düştüğünü, bundan sonra satış isteme süresinin yeniden başladığını, taşınmazın devrinden sonra tesis edilen ipoteğe konu alacağın, tasarrufun iptali davası davacısının alacağına bir önceliği bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, davalının alacağının, davacının ipotek tarihinden önce doğduğu, ipoteğin, sıra cetvelinde tasarrufun iptali davası lehine sonuçlanan alacaklıya, ipotek ve sonraki haciz sahibi alacaklılardan önce ödemesi yapılması gerektiği, davalının süresinde satış talebinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 11.10.2018 tarih ve 2017/1908 E., 2018/1600 K. sayılı ilamıyla, davalının alacağına ilişkin olarak tasarrufun iptali davasında verilen ihtiyati haczin, davanın kabulü ile 23.09.2010 tarihinde kesin hacze dönüştüğü, haciz tarihinde yürürlükte bulunan İİK'nın 106. maddesi hükmü uyarınca, taşınmazların satışının iki yıl içinde istenmesi gerektiği, satış talebinin 106. ve 110. maddelerde öngörülen süreler içinde olup olmadığının re'sen gözetilmesi gerektiği, satış talebinin bu sürelerden sonra olması halinde, satış isteme süresinin hesaplanmasında herhangi bir nedenle sürenin durması halinde, sürenin kalan yerden hesaplanacağı, bir diğer ifade ile sürenin hesabında zaman aşımının kesilmesine benzer bir uygulama yapılmayıp, durmaya ilişkin yöntemin izlenmesi ve iki yıllık sürenin yeni baştan değil, kaldığı yerden hesaplanması gerektiği, somut olayda, davalının alacaklı bulunduğu icra dosyasında, süresinde satış istenmemesi nedeniyle haczin düştüğü, bu nedenle sıra cetvelinde davalıya pay ayrılmaması gerektiği, icra müdürlüğünce satış isteme süresi hatalı hesap edilerek davalıya pay ayrılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında karar verilmesine, buna göre; davanın kabulü ile sıra cetvelinde davalıya ayrılan payın, yargılama giderleri de dahil olmak üzere davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, sıra cetveline karşı itiraz davasıdır. Haciz tarihi itibariyle uygulanması gereken İİK'nun 106. maddesi hükmüne göre; “Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren nihayet bir sene içinde ve taşınmaz ise nihayet iki sene içinde satılmasını isteyebilir.” İİK'nun 110. maddesinde ise; “Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıpta bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar “ düzenlemesi yer almaktadır. Yine İİK’nın 129/son maddesinde “… İkinci ihalede, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı şartlar gerçekleşmezse satış talebi düşer.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu durumda; ilk haciz tarihi ile satış talebi tarihi arasında geçen süreye, ihalede alıcı çıkmaması halinde, ihalenin düştüğü tarihten şikayetçinin tekrar satış istediği tarihe kadar geçen süre eklenerek, bu sürenin haciz tarihi itibariyle taşınmaz haczi için geçerli olan 2 yıllık süre içerisinde olması halinde haczin düştüğünden bahsedilemez. (Emsal 23. HD. 23.11.2020 tarih ve 2017/116 E., 2020/3728 K. sayılı ilamı) Somut olayda; davalının alacağı temlik aldığı … tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, bedeli paylaşıma konu taşınmazın tapu kaydına ihtiyati haciz değil, ihtiyati tedbir şerhi konulmuş olup, tasarrufun iptali davasının kabul edildiği 23.09.2010 tarihinin kesin haciz tarihi olarak kabulü doğru olmamıştır. Ne var ki, davalı alacaklının takip dosyasında, bedeli paylaşıma konu taşınmaza bundan sonra 26.10.2010 tarihinde haciz konulmuş olup 12.04.2011 tarihinde avansı yatırılarak satış talep edilmiş, 13.06.2011 tarihli ikinci ihalede alıcı çıkmaması nedeniyle satış talebi düşmüştür. Davalı bunun üzerine tekrar avansını yatırarak 16.10.2012 tarihinde satış talebinde bulunmuştur. Haciz tarihi ile ilk satış talep tarihi arasında geçen süre (5 ay 17 gün) ve ikinci ihale tarihi ile tekrar satış talep edilen tarih arasında geçen süre (16 ay 3 gün) dikkate alındığında, davalının haczinin düştüğünden bahsedilemez. Bu durumda, bölge adliye mahkemesince, davacı vekilinin diğer istinaf itirazları da incelenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Açıklanan bu nedenlerle, bölge adliye mahkemesi kararı doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi kararı usul ve yasaya aykırı görüldüğünden, davalı yararına BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Satış giderlerinin peşin yatırılması

106. madde, satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin yatırılmasını zorunlu kılar. Sicile kayıtlı motorlu kara araçlarında muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte yapılması ile bunlara ilişkin giderlerin tamamının birlikte ve peşin yatırılması da zorunludur. Talebin yapılmamış sayılması, bu işlemlerin ayrı ayrı eksik bırakılmasına değil, giderin peşin yatırılmamasına bağlanmıştır. Kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamı, sicile kayıtlı motorlu kara araçlarında buna ek olarak muhafaza gideri, satış talebiyle birlikte peşin yatırılmazsa satış talebi yapılmamış sayılır.

Peşin yatırılan miktar satış işlemleri sırasında yetersiz kalırsa icra müdürü satış isteyene on beş gün verir. Eksik miktar bu sürede tamamlanmazsa satış talebi yapılmamış sayılır. Bu sonuç, giderlerin satış sırasında yetersiz kalması haline bağlıdır.

Artırmada satış gerçekleşmezse sürenin uzaması

106. maddeye göre bir yıllık süre içinde satışı istenmesine rağmen artırma sonucu satış gerçekleşmezse, satış isteyen alacaklı bakımından satış isteme süresi, birinci fıkradaki sürenin sona ermesinden itibaren bir yıl daha uzar. Uzatma, satış isteyen alacaklıya ve artırmayla satışın gerçekleşmemesi haline bağlıdır.

Kanuni sürede satış istenmemesi ve haczin kalkması

110. maddeye göre bir malın satılması kanuni sürede istenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Satış talebi geri alınıp kanuni sürede yenilenmezse sonuç aynıdır. Hacizli malın satılması yönündeki talep bir defa geri alınabilir. Geri alma, haczin kendiliğinden ve derhal kalkması anlamına gelmez; kalkma, talebin kanuni sürede yenilenmemesine bağlıdır.

110. maddenin birinci fıkrası uyarınca haczin kalkmasına yol açan alacaklı, ilgili mal yönünden haciz konulurken ve malın muhafazasında doğan giderlerin sorumluluğunu üstlenir. Bu sorumluluk, haczin kalkmasına sebebiyet veren alacaklı ve o mala ilişkin giderlerle sınırlıdır.

Haczedilen mal resmî sicile kayıtlıysa ve haczin kalktığı icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda tespit edilirse, sicili tutan idare haciz şerhini terkin eder. İdare, işlemi ilgili icra dairesine bildirir. Terkin, haczin kalktığının bu yazışma sonucunda tespit edilmesine bağlıdır.

Haczin düşüp düşmediğinin incelenmesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2014/25854 esas, 2014/31293 karar sayılı ve 23.12.2014 tarihli kararında, borçlunun süresinde satış istenmediği gerekçesiyle yaptığı haciz kaldırma talebinde, harç nedeniyle işin esasına girilmeksizin ret yoluna gidilmesi isabetsiz bulunmuştur. Taleple bağlı kalınarak haczin 106 ve 110. maddeler kapsamında düşüp düşmediği araştırılmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Karar, 24.11.2021 tarihli değişiklikten önce verilmiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2014/25854, K. 2014/31293Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2014/25854 E.  ,  2014/31293 K.SÜRESİNDE SATIŞ İSTENMEMESİ NEDENİYLE HACZİN DÜŞMESİ TAŞINMAZ ÜZERİNDEKİ HACZİN KALDIRILMASI TALEBİNİN REDDİHARÇ YATIRILMAMASIHACZİN DÜŞÜP DÜŞMEDİĞİNİN ARAŞTIRILMASIİCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 106İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 110 "İçtihat Metni" Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: İİK.nun 106.maddesinin 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki hükmüne göre; “Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden nihayet bir sene ve taşınmaz ise nihayet iki sene içinde satılmasını isteyebilir.” Aynı Kanunun 110.maddesinde ise; “Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da, bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar” hükmü yer almaktadır. Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte borçlu, süresinde satış talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle taşınmaz üzerindeki haczin İİK'nun 106-110.maddelerine göre kaldırılması istemini harç yatırılmadığı gerekçesiyle reddeden memur işlemini şikayet etmiş, mahkemece tahsil harcı ödenmesinin zorunlu olduğu, harç ödenmeden işlem yapılamayacağı gerekçesiyle istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olayda, borçlunun talebi, süresinde satış istenmediği gerekçesiyle İİK.nun 106-110. maddelerine göre haczin düşmüş olması nedenine dayalı haczin kaldırılması istemine ilişkindir. O halde mahkemece, taleple bağlı kalınarak haczin İİK.nun 106-110. maddeleri kapsamında düşüp düşmediğinin araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2013/4997 esas, 2013/6418 karar sayılı kararında, somut sıra cetveli uyuşmazlığında süresinde satış istenip avans yatırıldıktan sonra satışın ayrıca tamamlanmamasının haczin düşmesi sonucunu doğuracak yasa hükmü bulunmadığı gerekçesiyle yerel kabul kararı bozulmuştur. Karara göre satış talep edilip avansı yatırılmışsa, bir daha satış istemesine gerek kalmaksızın haciz ve satış ayakta kabul edilir; satışın aynı iki yıl içinde yapılmasının zorunlu olduğu ve aksi halde haczin düşeceği yönünde yasa hükmü bulunmamaktadır. Bu karar da 2021 değişikliğinden öncedir ve her haciz türü için genel bir kural oluşturmaz.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2013/4997, K. 2013/6418Kaynağı aç
23. Hukuk Dairesi         2013/4997 E.  ,  2013/6418 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :… Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayet olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi vekili, sıra cetvelinin birinci sırasında yer alan şikayet olunanın haczinin kanuna uygun satış talebinde bulunulmadığı için düştüğünü, zira şikayet olunan tarafından satışa konu araç üzerine kayden haciz konulduğunu, daha sonra fiilen haciz konulmadığı gibi haczin de borçluya 103 davet kağıdı gönderilerek bildirilmediğini, satış avansının eksik yatırıldığını, ayrıca 03…2009 tarihli satış talebinden sonra satışla ilgili dosyada herhangi bir işlem yapılmadığını, bu sebeple satış talebinin usulsüz olduğunu ileri sürerek, ……2012 tarihli sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir. Şikayet olunan vekili, sıra cetveline konu araç üzerine kayden haciz konulmasının yeterli olduğunu ayrıca fiilen hacze gerek bulunmadığını, müvekkilinin haciz tarihinden sonra bir yıl içinde satış talebinde bulunarak satış avansını da yatırdığını, satış tarihi itibari ile haczin devam ettiğini savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şikayet olunan tarafından araç üzerine ….03.2009 tarihinde konan ihtiyati haczin süresi içinde kesinleştiği ve 03…2009 tarihinde satış avansı yatırılarak satış istenmiş ise de, daha sonra hiç bir satış talebinin olmadığı, buna göre bir yıllık satış isteme süresini sonu olan 03…2010 tarihinde haczin düştüğü ve yenilenmediği, yıllar önce yatırılan satış avansının satış talebi yenilenmeden sonsuza kadar haczi durdurmayacağı gerekçesiyle, şikayetin kabulü ile şikayet olunanın haczi düştüğünden sıra cetvelinden çıkarılmasına karar verilmiştir. Kararı, şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. …-Şikayet, sıra cetvelinde sıraya ilişkindir. Şikayet olunanın alacaklı olduğu … …. … Müdürlüğü'nün 2009/10362 E. sayılı dosyasında, ….03.2009 tarihinde alınan ihtiyati haciz kararına dayalı olarak ….03.2009 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla … takibi yapıldığı ve bedeli paylaşıma konu araç üzerine aynı gün ihtiyati haciz konulduğu, ödeme emrinin borçluya ….03.2009 tarihinde tebliğ edildiği ve itiraz edilmemesi üzerine takibin ve ihtiyati haczin 04.04.2009 tarihinde kesinleştiği, alacaklı tarafından 03…2009 tarihinde satış avansı yatırılarak satış talep edildiği anlaşılmıştır. İİK'da, süresinde satış istendikten sonra haczi ve satışı düşüren sebepler öngörülmemiş, sadece aynı kanunun 129/son maddesinde, ikinci ihalede alıcı çıkmazsa ''satış talebinin'' düşeceği düzenlenmiştir. İİK'nın 106 ve 110. madde hükümleri alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amacıyla getirilmiş olup, bu amaca uygun olarak şikayet olunan tarafından İİK'nın 106. maddesindeki … yıllık süre içerisinde İİK'nın 59. maddesine uygun olarak satış talep edilerek avansı yatırılmış olmakla, bir daha satış istemesine gerek kalmaksızın, haczi ve satışının ayakta olduğunun kabulü gerekir. Satışın da aynı iki yıl içinde yapılmasının zorunlu olduğu, aksi halde haczin düşeceği yönünde yasada bir hüküm bulunmamaktadır. Alacaklıya yüklenen görev, süresinde satış isteyerek avansı yatırmaktır. İİK'nın 123. maddesinde satış görevi, … dairesine yüklenmiş olup, satış ne zaman yapılırsa yapılsın, haciz ve satış talebi ayaktadır. Dairemizin son uygulaması ….09.2013 tarih ve 4460 E. 5835 K sayılı ilamında olduğu üzere bu yöndedir. İİK'nın kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri yapılamayacağını öngören 128/a-… fıkrası, varılan bu sonucu bertaraf eden bir düzenleme değildir. Bu durumda şikayet olunanın haczi, ilk haciz olup, mahkemece, şikayet olunanın haczinin ve satışının ayakta olduğunun kabulü ile şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, yasada öngörülmeyen haczin yenilenmesi gerektiği yolundaki yanılgılı gerekçeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. …-Kabule göre de; sıra cetveline yönelik şikayetlerde … Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve … müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, gerekçede yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirlemesi, diğer bir anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, cetvelin hukuka uygun olmayan kısımlarını göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için … Müdürüne talimat vermesi (İİK'nın …/… md.) gerektiğinden, hüküm fıkrasında sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinmelidir. Mahkemece, gerekçe kısmında yeni sıra cetvelinde alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptayarak … müdürüne yol göstermesi, hüküm fıkrasında da sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinmesi gerekirken gerekçede yer alan sözlerin hüküm fıkrasında tekrarı, özel olarak İİK'nın …/…, genel olarak da hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/…. maddesine aykırı olmuştur. SONUÇ: Yukarıda (…) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayet olunan yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere ……2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Üçüncü kişideki para alacağında celp talebi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2017/85 esas, 2017/5611 karar sayılı kararında, paraya çevirme başlıklı 106 ve devamı maddelerin taşınır ve taşınmaz satış usulünü düzenlediği, borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağının ise taşınır hükmünde olduğu esas alınmıştır. Kararda aktarılan 110. maddeye göre kanuni sürede satış istenmemesi veya geri alınan talebin bu sürede yenilenmemesi, mal üzerindeki haczi kaldırır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2017/85, K. 2017/5611Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2017/85 E.  ,  2017/5611 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının temyizine ilişkin dilekçenin reddini mutazammın 06.10.2016 tarih ve 2016/28497-20872 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, borçlunun, takibin kesinleşmesinden sonra alacaklı olduğu başka bir takip dosyasına konan haczin düşmüş olması nedeni ile haczin kaldırılması için icra müdürlüğüne talepte bulunduğu, müdürlükçe, İİK'nun 106 ve 110. maddeleri gereğince haczin fekkine karar verildiği, alacaklının bu karara karşı icra müdürlüğüne yaptığı başvuru sonucunda icra müdürlüğünce haciz tarihi tartışmalı olduğundan takip dosyasına yeniden haciz konmasına, sair taleplerin ise reddine karar verildiği, alacaklının icra mdürlüğünün 24.6.2016 tarihli bu kararının diğer taleplerin reddine ilişkin kısmının iptali istemi ile şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece; haczedilen şeyin para olduğu durumlarda İİK'nun 106 ve 110.'uncu maddelerinin uygulanmayıp, aynı kanunun 78. maddesi gereğince haciz hakkının düşüp düşmediğinin söz konusu olabileceği, şikayete konu olayda da böyle bir durum olmadığı gerekçesiyle, şikayetin kabulü ile … 8. İcra Dairesi'nin 2011/11595 Esas sayılı dosyasına konan haczin İİK'nun 106 ve 110. maddeleri gereğince kaldırılması işleminin iptaline karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyizi üzerine Dairemizce temyizi kabil bir karar olmadığından bahisle temyiz dilekçesinin reddedildiği anlaşılmıştır. Gerek miktar ve gerekse içerik itibariyle, İİK'nun Geçici Madde (7) hükmü gereğince, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan 5311 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki İİK'nun 363. maddesi uyarınca kararın temyizi kabil olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle Dairemizin 06.10.2016 tarih ve 2016/28497 E., 2016/20872 K. sayılı temyiz dilekçesinin reddine ilişkin kararının oybirliği ile kaldırılmasına karar verildikten sonra, borçlunun esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi; İİK'nun "paraya çevirme" başlığını taşıyan 106. ve devamı maddelerinde taşınır ve taşınmaz malların satış usulü düzenlenmiştir. Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağı, taşınır hükmündedir. Aynı Kanun'un 110. maddesinde ise; “Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da, bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar” hükmü yer almaktadır. Somut olayda; haciz, satılarak paraya çevrilmesi zorunlu mala değil, borçlunun alacaklı konumunda olduğu… 8. İcra Dairesi'nin 2011/11595 Esas sayılı dosyası üzerine konulmuş olup, İİK'nun 106. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre borçlunun bu takip dosyasındaki alacağı menkul hükmünde ise de, mahcuz para alacağı için satış söz konusu olmadığından, paranın icra dosyasına celbi talebinin, satış talebi gibi değerlendirilip buna göre inceleme yapılarak hüküm kurulması gerekir. Hal böyle olunca, haciz konulan takip dosyasında, 14.4.2016 tarihinde tahsilat yapılmış olup, bu tahsilat ile para istenebilir hale geldiğinden, bu tarihten itibaren şikayet tarihi olan 27.6.2016 tarihine kadar 6 aylık paranın celbi süresinin dolmadığı görülmektedir. O halde mahkemece, şikayetin, İİK'nun 106. maddesinde düzenlenen sürenin, haczedilen paranın istenebilir hale geldiği tarihten itibaren şikayet tarihine kadar dolmamış olduğu gerekçesiyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile kabulü isabetsiz ise de, sonuçta istem kabul edilidğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK'nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), alınması gereken 31,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı kararda, borçlunun başka takip dosyasındaki mahcuz para alacağı için satış söz konusu olmadığından, paranın icra dosyasına celbi talebinin satış talebi gibi değerlendirilerek inceleme yapılması ve hüküm kurulması gerektiği kabul edilmiştir. Bu değerlendirme karardaki para alacağı haczi olayına ilişkindir ve her haciz türüne genellenemez.

Somut olayda 14.04.2016 tarihindeki tahsilatla paranın istenebilir hale geldiği ve 27.06.2016 şikâyet tarihine kadar altı aylık para celbi süresinin dolmadığı görülmüştür. Karar, bu dolmayan süreyi 106. maddede düzenlenen süre olarak nitelendirmiştir. Şikâyetin bu nedenle kabulü gerekirken ilk derece mahkemesinin gerekçesi yerinde bulunmamış; ancak istem kabul edildiğinden sonucu doğru karar onanmıştır. Altı aylık uygulama ve 106. maddeye yapılan bu bağlama, kararın para alacağı olayına ve uyguladığı madde metnine özgüdür.

İkinci ihalede alıcı çıkmaması ve taşınmazdaki süre hesabı

Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2021/1245 esas, 2021/3072 karar sayılı kararında aktarılan 129. maddenin son fıkrasına göre ikinci ihalede alıcı çıkmaması veya bu maddede yazılı şartların gerçekleşmemesi satış talebini düşürür. Aktarılan kısım hükmün tamamı değildir.

Aynı kararda, ilk haciz tarihi ile satış talebi arasında geçen süreye, alıcı çıkmaması halinde ihalenin düştüğü tarihten yeniden satış istenen tarihe kadar geçen sürenin ekleneceği açıklanmıştır. Toplam süre, haciz tarihi itibarıyla taşınmaz haczi için geçerli görülen iki yılı aşmıyorsa haczin düştüğünden bahsedilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu hesap yöntemi kararda taşınmaz haczi ve iki yıllık süre bakımından açıklanmıştır.

Kararda, bedeli paylaşıma konu taşınmazın tapu kaydına ihtiyati haciz değil ihtiyati tedbir şerhi konulduğu ve tasarrufun iptali davasının kabul edildiği 23.09.2010 tarihinin kesin haciz tarihi sayılmasının doğru olmadığı belirtilmiştir. Bu tespit, dosyadaki şerhe ve tarihe özgüdür.

Yargıtay, 26.10.2010 tarihindeki haciz ile 12.04.2011 tarihindeki satış talebi arasında 5 ay 17 gün, 13.06.2011'de alıcı çıkmaması nedeniyle düşen satış talebi ile 16.10.2012 tarihindeki yeni satış talebi arasında ise 16 ay 3 gün bulunduğunu dikkate almıştır. Bu hesaba göre davalının haczinin düştüğünden bahsedilemeyeceği ve bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bölge adliye mahkemesinin haczin düştüğü yönündeki sonucu benimsenmemiştir. Süre hesabı bu olayla sınırlıdır.

Sık sorulan sorular

Hacizden sonra satışı kim isteyebilir?

106. maddeye göre satış, hacizden itibaren bir yıl içinde alacaklı veya borçlu tarafından istenebilir. Borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı da bu hükme tabidir. Bazı kararlar ise haciz tarihinde uygulanan metne göre taşınırda en çok bir yıl, taşınmazda en çok iki yıl ölçüsünü esas almıştır; bu ayrım bir yıllık düzenlemeyle aynı kural değildir.

Satış talebi geri alınırsa haciz hemen kalkar mı?

Hayır. Satış talebi bir defa geri alınabilir. Geri alınan talep kanuni sürede yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Kanuni sürede satışın hiç istenmemesi de aynı sonucu doğurur.

Artırmada satış olmazsa süre uzar mı?

Bir yıllık süre içinde satış istenmesine rağmen artırma sonucu satış gerçekleşmezse, satış isteyen alacaklı bakımından süre, birinci fıkradaki sürenin bitiminden itibaren bir yıl daha uzar.

Sicildeki haciz şerhi hangi halde terkin edilir?

Resmî sicile kayıtlı malda haczin kalktığı, icra dairesiyle yapılan yazışma sonucunda tespit edilirse sicili tutan idare haciz şerhini terkin eder ve işlemi icra dairesine bildirir.

Satış istenip avans yatırıldıktan sonra satış tamamlanmazsa haciz düşer mi?

2013/4997 esas, 2013/6418 karar sayılı karara göre, satış istenip avansı yatırıldıktan sonra satışın ayrıca tamamlanmamasının haczin düşmesi sonucunu doğuracak yasa hükmü bulunmamaktadır. Bu sonuç, kararın baktığı uyuşmazlık ve dönemle sınırlıdır; her mal türüne genellenemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu