İcra Faiz Hesabında Bir Yıl Kaç Gün Kabul Edilir?

by Avukat Erdal Ersoy
İcra Faiz Hesabında Bir Yıl Kaç Gün Kabul Edilir?

İcra faiz hesabında bir yıl 365 gün olarak kabul edilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, ilamlı icra takiplerinde bilirkişinin yılı 360 gün olarak almasını bozma gerekçesi yapmıştır. Bu kural bilirkişi raporu düzenlenirken ve rapora itiraz edilirken belirleyici bir etken olmaktadır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/1852, K. 2013/5670Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2013/1852 E.  ,  2013/5670 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR Borçlu aleyhine, ilama dayalı olarak başlatılan takip dosyasında, bakiye alacağın tahsili amacıyla 21.06.2011 tarihli yenileme ve bakiye borcun ödenmesine ilişkin muhtıra gönderildiği, borçlu vekilince borcun tamamı 2003 yılında ödendiğinden takibin ve muhtıranın iptali gerektiği itirazında bulunulmuş, Mahkemece bilirkişiden rapor ve ek rapor alınarak muhtırada istenen miktarın düzeltilmesine karar verilmiş, borçlu vekili tarafından karar temyiz edilmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanun'nun 168. maddesinde ; Baro yönetim kurullarının, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari hadlerini gösteren birer tarifeyi hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine göndereceği, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı, yine 164/son maddesinde; dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı, bu ücretin, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemeyeceği, haczedilemeyeceği hususları düzenlenmiştir. 818 sayılı BK'nun 84.( TBK'nun 100. ) maddesinde ise; kısmi ödemelerin öncelikle faizden mahsup edileceği hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca süreklilik arzeden Yargıtay İçtihatlarında da yılı içeren dönemde faiz hesaplamasının 365 gün üzerinden yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Somut olayda, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 2003 yılında yapılan ödemeler ile borcun sonlanmadığı, bu nedenle yukarıda belirtilen düzenlemeye uygun olarak takip konusu toplam borç üzerinde hesap tarihinde (2011) geçerli bulunan tarifeye göre icra vekalet ücretinin hesap edilmesi yerindedir. Ayrıca borcun tamamen ödenmemiş olması nedeniyle de, BK'nun açıklanan hükmüne göre de, ödemede öncelikle feri nitelikte olan icra vekalet ücretinin mahsup edilmesi ve bakiye kalan borcun ise asıl alacak olduğu nazara alınarak, ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesinde de bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Yine borçlu vekili ilamda borçlu lehine hükmedilen vekalet 2013/1852-5670 -2- ücretinin mahsubu ile bakiye borcun hesabını istemiş ise de, Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddesi hükmünce bu mümkün olmadığından, anılan yöne ilişkin hesaplamanın da yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bilirkişinin faiz hesabını yaparken bir yılı 365 yerine 360 gün olarak kabul edip; borçlu aleyhine daha fazla faiz hesaplanmasına neden olduğu görülmektedir. Bu durumda Mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar ışığında yılın 365 gün olduğu kabul edilerek, yeniden faiz ve bakiye borç hesaplamasının yapılması yönünden bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı raporla yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir. SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 15.04.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/1081, K. 2013/3169Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2013/1081 E.  ,  2013/3169 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR Borçlu … hakkında kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan maddi tazminat ilamına dayalı olarak ilamlı icra takibi yapıldığı ve örnek 4-5 icra emri düzenlendiği, İcra Müdürlüğü'nce 31.01.2012 tarihinde dosya borcuna yönelik olarak muhtıra düzenlendiği, borçlu vekilinin, 27.02.2012 tarihinde İcra Mahkemesine başvurarak, icra dosya borcunun tamamının ödendiğini ve borçlarının bulunmadığını açıklayarak ilama aykırı olarak hesaplanan ve düzenlenen muhtıranın iptalini istediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, 22.05.2012 havale tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, şikayetin reddine karar verilmiştir. Hüküm, şikayet eden borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu Yargıtay'ın denetimine elverişli olarak düzenlenmediği gibi, raporda hesaplama hataları yapılmıştır. Bu kapsamda; konuda uzman başka bir bilirkişi tespit edilerek; alacaklı ve borçlu yanın iddia ve savunmaları kapsamında dosya borcunun icra takibine başlandığı tarihten itibaren kalem kalem hesaplanarak, bu hesaplamada, asıl alacağa yürütülen faiz miktarının hesabında yıl 365 gün olarak kabul edileceğinin (hükme esas alınan bilirkişi raporunda yıl hesabında 360 gün esas alınarak faiz hesabı yapılarak borçlu aleyhine işlemiş faiz yönünden farka sebebiyet verilmesi doğru değildir.); takip öncesi işlemiş faiz miktarının, icra takibinde istenilen miktarlardan fazla olduğunun tespiti halinde, icra takibinde talep edilen miktar ile bağlı kalınacağının ( hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dosya kapak hesabında takip öncesi işlemiş faiz hesabında bazı dönemler bakımından icra takibinde talep edilen miktar aşılarak hesap yapılması doğru olmamıştır.); 30.06.1934 günlü, 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun’un 1. maddesi uyarınca cezaevi yapı harcından borçlunun sorumlu olmadığının gözetilmesi gerekir. Denetime olanak verecek şekilde düzenlenmeyen ve hatalı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması isabetsiz olmuştur. Şikayet eden borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/18393, K. 2015/20529Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2014/18393 E.  ,  2015/20529 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : …3. İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı ve davalı taraflarından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR Borçlular vekili, alacaklı tarafından müvekkili aleyhine ilamlı icra takibi başlatıldığını, icra emrinde işlemiş faiz alacağının yalnış hesaplandığını, fazladan talep edilen işlemiş faiz alacağı yönünden icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Alacaklı vekili işlemiş faiz hesabında yanlışlık bulunmadığını fazla faiz talep etmediklerini şikayetin reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve rapor doğrultusunda, (TL) alacağı bakımından talebe bağlılık ilkesi gereğince icra emrindeki miktarın kabul edildiği; (USD) alacağı bakımından ise, … 25 İcra Müdürlüğü'nün 2013/.. Esas sayılı takip dosyasında USD asıl alacak $ 2.976.000,00 USD asıl alacak işlemiş faizi $9.176,00 olmak üzere toplam alacağın $2.985.176,00 olduğunun tesbiti ile icra emrinin düzeltilmesine, fazla talep edilen $7.946,19 yönünden takibin iptaline karar verilmiş, hüküm borçlular vekili ve alacaklı vekilince temyiz edilmiştir. 1- Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz sebeplerinin REDDİNE; 2-Borçlu vekininin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un, 3678 sayılı Yasa ile değişik 4/a maddesinde; sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde, Devlet Bankaları'nın o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağı belirtilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Tebliğleri gereğince, bankalar uygulayacakları azami faiz oranlarını serbestçe tespit ederek, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'na bildirmek zorundadırlar. Bildirilen bu oranlar bankaların mevduat kabulünde uygulayabilecekleri azami oranlar olup, fiilen uyguladıkları oranlar ile farklılık gösterebilmektedir. .//.. Bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken 365 gün yerine 360 gün esas alınmıştır. Hatalı bu raporla sonuca gidilmesi isabetsizdir. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda; TCMB'nin faiz oranlarına göre hesap yapıldığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, ilam ve Yasa maddesi nazara alınarak, Devlet bankalarının takip konusu yabancı paraya fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranlarının, ilgili bankalardan gelen müzekkere cevapları ile tespit olunarak bu oranlara göre faiz hesabı yapılıp, sonuca gidilmesi gerekirken, bilirkişinin TCMB'nin faiz oranlarına göre yaptığı hesaplama kabul edilerek hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının 1 nolu bentte açıklanan nedenle reddine, borçlu vekilinin 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden davacılara iadesine 16.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

365 Gün Kuralının Dayanağı

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, nafaka alacağına ilişkin bir ilamlı icra şikayet davasında faiz miktarının hesabında yılın 365 gün kabul edilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Aynı Dairenin başka bir kararında da yılı içeren dönemlerde faiz hesaplamasının 365 gün üzerinden yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu kararlar nafaka alacağı ve ilamlı icra bağlamındaki somut uyuşmazlıklardan türetilmiştir; söz konusu kararlar tüm alacak türleri için HGK düzeyinde genel bir kural olarak teyit edilmemiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/14027, K. 2014/4852Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2013/14027 E.  ,  2014/4852 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Malatya 2. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 24/01/2013 NUMARASI : 2010/362-2013/40 Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR Borçlu vekili, İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; takibe dayanak ilamlardan doğan borcun bir kısmının takip tarihinden önce itfa edildiğini, ayrıca dayanak ilamın boşanma hükmü kesinleşmeden manevi tazminat ve yargılama giderleri bakımından takip başlatılamayacağını açıklayarak itfa edilen miktar ve bu miktara işleyen faiz ile manevi tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin bölümüne yönelik takibin/icra emrinin iptalini istemiştir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda; Malatya 7. İcra Müdürlüğü'nün 2010/3710 Esas sayılı dosyasındaki takibin 2.000,00 TL manevi tazminat yönünden iptaline, kalan kısım yönünden başvurunun reddi ile takibin aynen devamına karar verilmiştir. Hüküm, borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla yürürlükte bulunan HUMK’nun 443/4. maddesine (6100 s. HMK. m. 367/2) göre aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar kesinleşmedikçe infaz edilemez. Ayrıca boşanma kararının eklentisi olan yoksulluk nafakası, tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderine yönelik hükümleri de aynı kurala tabidirler. Boşanma ilamı daha önce kesinleşmiş ise iştirak, yoksulluk nafakası, tazminat, vekalet ücreti ve yargılama gideri isteklerinin takibe konulabilmesi için nitelikleri gözetildiğinde kesinleşmeleri gerekli değildir (HGK. 28.2.2001 tarih 2001/12-206 E. 2001/217 K.) Anılan Yasa maddesinde tedbir nafakasının infazı ilamın kesinleşmesine bağlı tutulmamıştır. Öte yandan; HGK'nun 05.04.2000 tarih ve 2000/12-739 E. – 746 K. Sayılı kararında belirtildiği üzere, ilamda faize ilişkin hüküm bulunmaması halinde, icrası kesinleşmesine bağlı olmayan ilamlarda karar tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesi koşullarında değişen oranlarda yasal faiz istenebilir. Bundan ayrı; nafaka alacağı muaccel hale gelmedikçe faiz işlemez. Somut olayda, takip konusu Malatya 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26.02.2004 tarihli 2003/106 Esas ve 2004/115 Karar sayılı tedbir nafakası ilamında, dava tarihi 04.02.2003'den itibaren toplam 250 TL (100 TL alacaklı kadın – 150 TL müşterek çocuk lehine ) nafakanın tahsiline karar verildiği, faize ilişkin bir hükmün bulunmadığı, bu ilamdan sonra açılan Akçadağ Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi'nin 25.03.2010 tarih 2009/111 Esas ve 2010/33 Karar sayılı davası sonunda Mahkemece tarafların boşanmalarına ve Malatya 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/106 Esas ve 2004/115 Karar sayılı dosyasında kadın ve müşterek çocuk için hükmedilen toplam 250 TL tedbir nafakasının 500 TL'ye (kadın yönünden 100 TL, müşterek çocuk yönünden 150 TL arttırılarak) çıkartılmasına ve karar kesinleştikten sonra yoksulluk ve iştirak nafakası olarak devamına karar verildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu takip 07.06.2010 tarihinde başlatılmıştır. Bu durumda, 04.02.2003 tarihinden 26.02.2004 tarihine kadar biriken aylık 250 TL tedbir nafakası toplam miktarı yönünden 26.02.2004 tarihinden itibaren faiz istenebilecektir. Yine; 26.02.2004 ile 25.03.2010 tarihleri arasında aylık 250 TL ve 25.03.2010 ile takip tarihi olan 07.06.2010 arası yönünden aylık 500 TL tedbir nafakası yönünden ise, nafaka alacağı muaccel hale gelmedikçe faiz işlemeyeceği gözetilerek, her ay için ve doğduğu ay nazara alınarak nafaka miktarı bakımından faiz hesabı yapılması gerekecektir. Öte yandan, faiz miktarının hesabında yıl 365 gün kabul edilmelidir. Yine, gerek 818 gerekse 6098 sayılı Yasa'lar kapsamında ödemede temerrüde düşüldüğü durumlarda, kısmi ödemelerin öncelikle ödeme tarihlerine göre biriken faizden mahsup edileceği tartışmasızdır. Az yukarıda değinilen ilkelere aykırı olarak; düzenlenen bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Kabule göre de; icra takibinde istenilen ve şikayete konu edilen 336,95 TL yargılama gideri bakımından olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamıştır. Borçlunun temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı kural yabancı para (döviz) alacağına dayalı ilamlı icra takibinde de uygulanmıştır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken 365 gün yerine 360 gün esas alınmasını hatalı bulmuş ve bu rapora dayanılarak sonuca gidilmesini isabetsiz saymıştır.

360 Günlük Hesaplamanın Sonucu

Bilirkişinin faiz hesabını yaparken bir yılı 365 yerine 360 gün olarak kabul etmesi, borçlu aleyhine daha fazla faiz hesaplanmasına yol açar. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu durumu somut davalarda bozma gerekçesi olarak belirlemiştir. Bilirkişi raporu düzenlenirken veya rapora itiraz edilirken kullanılan gün sayısı bu nedenle önemli bir etkendir.

Talebe Bağlılık İlkesi ve Takip Öncesi Faiz

Takip öncesi işlemiş faiz miktarı, icra takibinde talep edilen miktarı aşsa dahi bilirkişi hesabında talep edilen miktarla bağlı kalınır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, ilamlı icra takibine dayalı şikayet davasında, bilirkişinin belirli dönemler bakımından icra takibinde talep edilen miktarı aşarak hesap yapmasını hatalı bulmuştur.

Kısmi Ödemelerin Mahsubu

Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi, borçlunun faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş olması hâlinde kısmi ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahip olduğunu düzenlemektedir; aksine anlaşma yapılamaz. Ödeme borcunda temerrüde düşülen durumlarda ise kısmi ödemelerin ödeme tarihlerine göre biriken faizden öncelikle mahsup edileceği Yargıtay 8. Hukuk Dairesi kararlarında kabul görmektedir. TBK m. 100 temerrüt hâlindeki mahsup sırasını doğrudan düzenlememekte; bu sonuç Yargıtay kararlarında, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu dönemlerini kapsayacak biçimde içtihat yoluyla işlenmiştir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 100Kaynağı aç
MADDE 100- Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz. Alacaklı, alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almış ise, borçlu kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir. 2. Birden çok borçta a. Borçlu ve alacaklının bildirimine göre

Yabancı Para Alacaklarında Faiz Oranı

Yabancı para borcunun faizinde, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 3678 sayılı Yasa ile değişik 4/a maddesi uyarınca, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmamışsa Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı esas alınır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Devlet bankalarının mevduat kabulünde uygulayabilecekleri azami oranların TCMB'ye bildirilen oranlar olduğunu, bankaların fiilen uyguladığı oranların ise bu bildirilen azami oranlardan farklılık gösterebileceğini vurgulamış; hesaplamada fiilen uygulanan en yüksek oranın esas alınması gerektiğini ortaya koymuştur.

İlamda Faiz Hükmü Bulunmayan Hâller

İlam faize ilişkin bir hüküm içermiyorsa ve söz konusu ilam icrası kesinleşmeye bağlı olmayan türden ise alacaklının karar tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamında yasal faiz talep edebileceği belirtilmektedir. Bu ilke, Hukuk Genel Kurulunun daha önceki bir kararına atıfla aktarılmaktadır; söz konusu HGK kararının tam metnine ilişkin değerlendirme editör notlarında yer almaktadır.

Aile Hukukuna İlişkin İlamların İcrası ve Kesinleşme

Aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar kesinleşmedikçe infaz edilemez. Boşanma kararının eklentisi sayılan yoksulluk nafakası, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin hükümler de bu kurala tabidir. Bununla birlikte, boşanma ilamının daha önce kesinleşmiş olduğu durumlarda iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama gideri istemlerinin takibe konulabilmesi için bu eklentilerin ayrıca kesinleşmesi gerekmeyebilir; bu istisna Yargıtay 8. Hukuk Dairesi kararında, Hukuk Genel Kurulunun önceki bir kararına atıfla benimsenmektedir. Bu istisnaya ilişkin HGK kararının değerlendirilmesi editör notlarında açıklanmıştır.

Nafaka Alacaklarında Faiz Hesabının Özellikleri

Nafaka alacağı muaccel hale gelmeden faiz işlemez. Aylık nafaka alacakları için faiz, her ay ayrı ayrı ve ilgili alacağın doğduğu ay esas alınarak hesaplanmalıdır; bütün birikmiş nafaka için tek bir başlangıç tarihi belirlenmez. Bu kural, nafaka alacağına ilişkin ilamlı icra takibi bağlamında ortaya konmuştur; diğer alacak türlerine uygulanıp uygulanamayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

İcra faiz hesabında yıl kaç gün olarak alınır?

İcra faiz hesabında bir yıl 365 gün olarak kabul edilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, ilamlı icra takiplerinde hem TL hem döviz alacaklarına ilişkin davalarda yılı 360 gün alan bilirkişi raporlarını bozma gerekçesi yapmıştır. Mevcut kararlar nafaka, kamulaştırmasız el atma tazminatı ve yabancı para alacağı gibi farklı türleri kapsamakla birlikte, bu yaklaşımın HGK düzeyinde genel bir kural olarak teyit edildiği mevcut içtihat kapsamında doğrulanamamaktadır.

Bilirkişi faizi 360 gün üzerinden hesaplarsa ne olur?

Bilirkişinin bir yılı 365 yerine 360 gün kabul ederek faiz hesaplaması borçlu aleyhine fazla faize yol açar. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, bu gerekçeyle ilgili kararlar ve bilirkişi raporlarını bozmuştur.

Kısmi ödeme önce faizden mi ana borçtan mı düşülür?

Borçlunun faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş olduğu durumlarda TBK m. 100 uyarınca kısmi ödeme ana borçtan düşülebilir; aksine anlaşma yapılamaz. Temerrüde düşülmüş olması hâlinde ise kısmi ödemelerin ödeme tarihlerine göre biriken faizden öncelikle mahsup edileceği Yargıtay kararlarında işlenmiştir. TBK m. 100 temerrüt hâlindeki mahsup sırasını madde metninde doğrudan düzenlememekte; bu sonuç içtihat yoluyla 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu dönemlerini kapsayacak biçimde benimsenmiştir.

Takip öncesi hesaplanan faiz talep edilen miktarı aşarsa ne olur?

Takip öncesi işlemiş faiz miktarı icra takibinde talep edilen miktarı aşsa bile bilirkişi hesabında talep edilen miktarla bağlı kalınır; bu sınırın aşılarak hesap yapılması hatalı bulunmaktadır.

Nafaka faizi ne zaman başlar?

Nafaka alacağı muaccel hale gelmeden faiz işlemez. Her aylık nafaka alacağı için faiz, o ayın alacağının doğduğu tarih esas alınarak ayrı ayrı hesaplanmalıdır; tüm birikmiş nafaka için tek bir başlangıç tarihi belirlenmez. Bu kural nafaka alacaklarına özgü somut olaylardan türetilmiştir.

Boşanma kararının eklentileri kesinleşmeden icra edilebilir mi?

Aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar kesinleşmedikçe infaz edilemez; boşanma kararının eklentisi olan yoksulluk nafakası, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama gideri hükümleri de bu kurala tabidir. Ancak boşanma ilamının daha önce kesinleşmiş olduğu durumlarda iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama gideri istemlerinin takibe konulabilmesi için bu eklentilerin ayrıca kesinleşmesine gerek olmadığı yargı kararlarında kabul görmektedir. Bu istisnaya ilişkin değerlendirme editör notlarında açıklanmıştır.

Döviz borcunun icra takibinde faiz oranı nasıl belirlenir?

Yabancı para borcunun faizinde, 3095 sayılı Kanun'un 3678 sayılı Yasa ile değişik 4/a maddesi uyarınca, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmamışsa Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı esas alınır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, TCMB'ye bildirilen azami oranların bankaların fiilen uyguladığı oranlardan farklılık gösterebileceğini ve fiilen uygulanan oranın esas alınması gerektiğini ortaya koymuştur. Hesaplama yine 365 gün üzerinden yapılır; 360 gün esas alınması isabetsiz bulunmaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu