İcra faiz hesabında bir yıl 365 gün olarak kabul edilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, ilamlı icra takiplerinde bilirkişinin yılı 360 gün olarak almasını bozma gerekçesi yapmıştır. Bu kural bilirkişi raporu düzenlenirken ve rapora itiraz edilirken belirleyici bir etken olmaktadır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/1852, K. 2013/5670Kaynağı aç
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/1081, K. 2013/3169Kaynağı aç
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/18393, K. 2015/20529Kaynağı aç
365 Gün Kuralının Dayanağı
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, nafaka alacağına ilişkin bir ilamlı icra şikayet davasında faiz miktarının hesabında yılın 365 gün kabul edilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Aynı Dairenin başka bir kararında da yılı içeren dönemlerde faiz hesaplamasının 365 gün üzerinden yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu kararlar nafaka alacağı ve ilamlı icra bağlamındaki somut uyuşmazlıklardan türetilmiştir; söz konusu kararlar tüm alacak türleri için HGK düzeyinde genel bir kural olarak teyit edilmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/14027, K. 2014/4852Kaynağı aç
Aynı kural yabancı para (döviz) alacağına dayalı ilamlı icra takibinde de uygulanmıştır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken 365 gün yerine 360 gün esas alınmasını hatalı bulmuş ve bu rapora dayanılarak sonuca gidilmesini isabetsiz saymıştır.
360 Günlük Hesaplamanın Sonucu
Bilirkişinin faiz hesabını yaparken bir yılı 365 yerine 360 gün olarak kabul etmesi, borçlu aleyhine daha fazla faiz hesaplanmasına yol açar. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu durumu somut davalarda bozma gerekçesi olarak belirlemiştir. Bilirkişi raporu düzenlenirken veya rapora itiraz edilirken kullanılan gün sayısı bu nedenle önemli bir etkendir.
Talebe Bağlılık İlkesi ve Takip Öncesi Faiz
Takip öncesi işlemiş faiz miktarı, icra takibinde talep edilen miktarı aşsa dahi bilirkişi hesabında talep edilen miktarla bağlı kalınır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, ilamlı icra takibine dayalı şikayet davasında, bilirkişinin belirli dönemler bakımından icra takibinde talep edilen miktarı aşarak hesap yapmasını hatalı bulmuştur.
Kısmi Ödemelerin Mahsubu
Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi, borçlunun faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş olması hâlinde kısmi ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahip olduğunu düzenlemektedir; aksine anlaşma yapılamaz. Ödeme borcunda temerrüde düşülen durumlarda ise kısmi ödemelerin ödeme tarihlerine göre biriken faizden öncelikle mahsup edileceği Yargıtay 8. Hukuk Dairesi kararlarında kabul görmektedir. TBK m. 100 temerrüt hâlindeki mahsup sırasını doğrudan düzenlememekte; bu sonuç Yargıtay kararlarında, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu dönemlerini kapsayacak biçimde içtihat yoluyla işlenmiştir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 100Kaynağı aç
Yabancı Para Alacaklarında Faiz Oranı
Yabancı para borcunun faizinde, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 3678 sayılı Yasa ile değişik 4/a maddesi uyarınca, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmamışsa Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı esas alınır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Devlet bankalarının mevduat kabulünde uygulayabilecekleri azami oranların TCMB'ye bildirilen oranlar olduğunu, bankaların fiilen uyguladığı oranların ise bu bildirilen azami oranlardan farklılık gösterebileceğini vurgulamış; hesaplamada fiilen uygulanan en yüksek oranın esas alınması gerektiğini ortaya koymuştur.
İlamda Faiz Hükmü Bulunmayan Hâller
İlam faize ilişkin bir hüküm içermiyorsa ve söz konusu ilam icrası kesinleşmeye bağlı olmayan türden ise alacaklının karar tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamında yasal faiz talep edebileceği belirtilmektedir. Bu ilke, Hukuk Genel Kurulunun daha önceki bir kararına atıfla aktarılmaktadır; söz konusu HGK kararının tam metnine ilişkin değerlendirme editör notlarında yer almaktadır.
Aile Hukukuna İlişkin İlamların İcrası ve Kesinleşme
Aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar kesinleşmedikçe infaz edilemez. Boşanma kararının eklentisi sayılan yoksulluk nafakası, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin hükümler de bu kurala tabidir. Bununla birlikte, boşanma ilamının daha önce kesinleşmiş olduğu durumlarda iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama gideri istemlerinin takibe konulabilmesi için bu eklentilerin ayrıca kesinleşmesi gerekmeyebilir; bu istisna Yargıtay 8. Hukuk Dairesi kararında, Hukuk Genel Kurulunun önceki bir kararına atıfla benimsenmektedir. Bu istisnaya ilişkin HGK kararının değerlendirilmesi editör notlarında açıklanmıştır.
Nafaka Alacaklarında Faiz Hesabının Özellikleri
Nafaka alacağı muaccel hale gelmeden faiz işlemez. Aylık nafaka alacakları için faiz, her ay ayrı ayrı ve ilgili alacağın doğduğu ay esas alınarak hesaplanmalıdır; bütün birikmiş nafaka için tek bir başlangıç tarihi belirlenmez. Bu kural, nafaka alacağına ilişkin ilamlı icra takibi bağlamında ortaya konmuştur; diğer alacak türlerine uygulanıp uygulanamayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
İcra faiz hesabında yıl kaç gün olarak alınır?
İcra faiz hesabında bir yıl 365 gün olarak kabul edilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, ilamlı icra takiplerinde hem TL hem döviz alacaklarına ilişkin davalarda yılı 360 gün alan bilirkişi raporlarını bozma gerekçesi yapmıştır. Mevcut kararlar nafaka, kamulaştırmasız el atma tazminatı ve yabancı para alacağı gibi farklı türleri kapsamakla birlikte, bu yaklaşımın HGK düzeyinde genel bir kural olarak teyit edildiği mevcut içtihat kapsamında doğrulanamamaktadır.
Bilirkişi faizi 360 gün üzerinden hesaplarsa ne olur?
Bilirkişinin bir yılı 365 yerine 360 gün kabul ederek faiz hesaplaması borçlu aleyhine fazla faize yol açar. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, bu gerekçeyle ilgili kararlar ve bilirkişi raporlarını bozmuştur.
Kısmi ödeme önce faizden mi ana borçtan mı düşülür?
Borçlunun faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş olduğu durumlarda TBK m. 100 uyarınca kısmi ödeme ana borçtan düşülebilir; aksine anlaşma yapılamaz. Temerrüde düşülmüş olması hâlinde ise kısmi ödemelerin ödeme tarihlerine göre biriken faizden öncelikle mahsup edileceği Yargıtay kararlarında işlenmiştir. TBK m. 100 temerrüt hâlindeki mahsup sırasını madde metninde doğrudan düzenlememekte; bu sonuç içtihat yoluyla 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu dönemlerini kapsayacak biçimde benimsenmiştir.
Takip öncesi hesaplanan faiz talep edilen miktarı aşarsa ne olur?
Takip öncesi işlemiş faiz miktarı icra takibinde talep edilen miktarı aşsa bile bilirkişi hesabında talep edilen miktarla bağlı kalınır; bu sınırın aşılarak hesap yapılması hatalı bulunmaktadır.
Nafaka faizi ne zaman başlar?
Nafaka alacağı muaccel hale gelmeden faiz işlemez. Her aylık nafaka alacağı için faiz, o ayın alacağının doğduğu tarih esas alınarak ayrı ayrı hesaplanmalıdır; tüm birikmiş nafaka için tek bir başlangıç tarihi belirlenmez. Bu kural nafaka alacaklarına özgü somut olaylardan türetilmiştir.
Boşanma kararının eklentileri kesinleşmeden icra edilebilir mi?
Aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar kesinleşmedikçe infaz edilemez; boşanma kararının eklentisi olan yoksulluk nafakası, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama gideri hükümleri de bu kurala tabidir. Ancak boşanma ilamının daha önce kesinleşmiş olduğu durumlarda iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama gideri istemlerinin takibe konulabilmesi için bu eklentilerin ayrıca kesinleşmesine gerek olmadığı yargı kararlarında kabul görmektedir. Bu istisnaya ilişkin değerlendirme editör notlarında açıklanmıştır.
Döviz borcunun icra takibinde faiz oranı nasıl belirlenir?
Yabancı para borcunun faizinde, 3095 sayılı Kanun'un 3678 sayılı Yasa ile değişik 4/a maddesi uyarınca, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmamışsa Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı esas alınır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, TCMB'ye bildirilen azami oranların bankaların fiilen uyguladığı oranlardan farklılık gösterebileceğini ve fiilen uygulanan oranın esas alınması gerektiğini ortaya koymuştur. Hesaplama yine 365 gün üzerinden yapılır; 360 gün esas alınması isabetsiz bulunmaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

