İlamlı Takipte Zamanaşımı Def’i ve İcranın Geri Bırakılması

by Avukat Erdal Ersoy
İlamlı Takipte Zamanaşımı Def’i ve İcranın Geri Bırakılması

İlamlı icra takibinde zamanaşımı def’i, ilama veya ilam niteliğindeki belgelere dayanan alacakların kanunda öngörülen sürelerin geçmesi nedeniyle cebri icra kabiliyetini yitirdiğini ileri süren temel bir savunma vasıtasıdır. Borçlu, ilamın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını talep edebilir. Bu prosedür, ilamın icraya konulmasından önceki döneme veya takibin kesinleşmesinden sonraki evreye göre farklı usul ve süre kurallarına bağlanmıştır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 39Kaynağı aç
Madde 39 – İlama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar. Noter senedine müstenit takip, senedin mahiyetine göre borçlar veya ticaret kanunlarında muayyen olan zamanaşımlarına tabidir. İcranın iadesi:
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 33Kaynağı aç
Madde 33 – (Değişik: 18/2/1965-538/17 md.) İcra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir. İtfa veya imhal iddiası yetkili mercilerce re’sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edildiği takdirde icra geri bırakılır. İcra emrinin tebliğinden sonraki devrede tahakkuk etmiş itfa, imhal, veya zamanaşımına dayanan geri bırakma istekleri her zaman yapılabilir. Bunlardan itfa veya imhale dayanan istekler mutlaka noterlikçe re’sen yapılmış veya tasdik olunmuş belgelere veya icra zaptına istinat ettirilmelidir. İcra mahkemesi, geri bırakılma talebini reddettiği takdirde borçlu ancak istinaf veya temyiz yoluna başvuru süresi içinde alacağı karşılıyacak nakit veya icra mahkemesince kabul edilecek taşınır rehin veya esham veya tahvilat veya taşınmaz rehni yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartiyle istinaf veya temyiz yoluna başvurabilir. Borçlunun yeter malı mahcuz ise veya borçlunun talebi üzerine istinaf veya temyiz yoluna başvuru süresi içinde yeter malı haczedilmişse bu fıkrada yazılı teminatı göstermeye lüzum yoktur.[20] Borçlu olmadığı parayı ödemek mecburiyetinde kalan borçlunun 72 nci madde mucibince istirdat davası açarak paranın geriye verilmesini istemek hakkı saklıdır. İlamın zamanaşımına uğradığı iddiası:
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 33/aKaynağı aç
Madde 33/a – (Ek: 18/2/1965-538/18 md.) İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir. Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vakı olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder. İcranın devamına karar verilmesi halinde 33 üncü maddenin son fıkrası burada da uygulanır. III. Müşterek Hükümler: İcranın nereden isteneceği:

İlamlı Takipte Zamanaşımı Süresi ve Zamanaşımının Kesilmesi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi gereğince, kanunda aksine bir düzenleme yer almadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 39. maddesi doğrultusunda ilama müstenit icra takipleri, takip dosyasındaki son muamele üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Noter senetlerine dayalı takiplerde ise senedin hukuki mahiyetine göre Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan özel zamanaşımı süreleri tatbik olunur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. II. Beş yıllık zamanaşımı

Borcun zamanaşımı, Türk Borçlar Kanunu’nun 154. maddesinde sayılan hâllerle kesilir. Borçlunun borcu ikrar etmesi, faiz ödemesi, kısmen ifada bulunması, rehin veya kefil göstermesi zamanaşımını kestiği gibi; alacaklının dava açması, def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurması, icra takibi başlatması yahut iflas masasına başvurması da zamanaşımını kesen sebepler arasındadır. Aynı Kanun'un 156. maddesi uyarınca zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir süre işlemeye başlar; alacak bir mahkeme veya hakem kararına bağlanmışsa bu yeni süre her zaman on yıldır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 154Kaynağı aç
MADDE 154- Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa. II. Birlikte borçlulara etkisi
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 156Kaynağı aç
MADDE 156- Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır. 2. Alacaklının fiili hâlinde

Zamanaşımı icra takibiyle kesildiğinde, Türk Borçlar Kanunu’nun 157. maddesi gereğince alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2018/1984 Esas ve 2018/5784 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, takip dosyasında zamanaşımının kesilmesi için alacaklının takibin devamını sağlayıcı nitelikte taleplerde bulunması ve icra takibini işlemsiz bırakmaması şarttır. Takipsizlik sebebiyle işlemden kaldırılan takip dosyasının yenilenmesi her zaman mümkün bulunmakla birlikte, alacaklının aynı taraflar ve aynı ilam dayanağıyla mükerrer takip başlatması zamanaşımını kesici bir etki doğurmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 157Kaynağı aç
MADDE 157- Bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımı, iflas masasına başvurma sebebiyle kesilmişse, iflasa ilişkin hükümlere göre alacağın yeniden istenmesi imkânının doğumundan itibaren yeniden işlemeye başlar. E. Davanın reddinde ek süre
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/1984, K. 2018/5784Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2018/1984 E.  ,  2018/5784 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan örnek 4-5 ilamlı icra takibinde, borçlunun, icra mahkemesine başvurusunda; takibe konu ilamın 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile İİK'nun 33-a. maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasını talep ettiği, mahkemece sonradan iptaline karar verilmiş olsa bile davalı alacaklının 15/11/2011 tarihinde başlatmış olduğu takibin zamanaşımını keseceği, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İcra İflas Kanunu'nun 39/1. maddesinde; ''İlama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar'' hükmü düzenlenmiştir. Zamanaşımının kesilmesi için alacaklının, icra dosyasında takibin devamını sağlayıcı nitelikte taleplerde bulunması ve takibi işlemsiz bırakmaması gerekir. T.B.K.'nun 146. maddesine göre ise, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak 10 yıllık zamanaşımına tâbidir. T.B.K.nun 154/2. maddesinde zamanaşımını kesen nedenler arasında icra takibinde bulunulması da sayılmıştır. Aynı yasanın 156. maddesinde; “Zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise yeni süre her zaman 10 yıldır”, aynı yasanın 157/1. maddesinde ise; “Bir dava veya defi yolu ile kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hakimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar” düzenlemeleri yer almaktadır. Somut olayda; alacaklı vekilinin … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24.12.2001 tarih ve 2001/99 Esas 2011/869 Karar sayılı ilamını, … İcra Müdürlüğü'nün 2004/9031 Esas sayılı dosyasında takip konusu yaptığı, 24.08.2004 tarihinde borçluya icra emri tebliğ edildiği, bilahare takip dosyasının takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığı,alacaklı vekili tarafından, bu kez aynı ilamın, … 2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/20613 Esas sayılı dosyasında 15/11/2011 tarihinde ilamlı takip konusu yapıldığı, borçlu hakkında başlatılan bu ikinci takibin, … 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 05/11/2014 tarih ve 2014/464 esas sayılı kararı ile mükerrerlik nedeniyle iptaline karar verildiği, bu arada takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılan ilk takibin alacaklı vekilince 20/10/2014 tarihinde … 2. İcra Müdürlüğü'nün 2014/19297 esası ile yenilendiği, yenileme emrinin 31/10/2014 tarihinde borçluya tebliğ edildiği görülmektedir. Her ne kadar, her takip talebi ile zamanaşımı kesilip yeniden 10 yıllık zamanaşımı süresi başlar ise de, takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılan takip dosyasının her zaman yenilenmesi mümkün iken,alacaklı vekilince tarafları ve dayanağı ilam aynı olan mükerrer takip başlatılması zamanaşımını kesmez. Bu durumda, Kadıköy İcra Müdürlüğünün 2004/9031 Esas (İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün 2014/19297 E.) sayılı dosyasında son işlem tarihi 15.09.2004 olup, bu tarihten itibaren yenileme tarihi olan 20/10/2014 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği görülmektedir. O halde; icra mahkemesince istemin kabulü ile ilâm zamanaşımına uğradığından İİK’nun 33/1. maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/06/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İcra Emrinin Tebliği Üzerine Zamanaşımı İtirazı ve İcranın Geri Bırakılması

İcra ve İflas Kanunu’nun 33. maddesinin birinci fıkrasına göre borçlu, icra emrinin tebliği üzerine yedi gün içinde bir dilekçeyle icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı, itfa edildiği veya imhal edildiği itirazında bulunabilir. Bu aşamada yapılan zamanaşımı itirazı, ilamın icraya konulmasından önceki on yıllık sürenin dolduğu iddiasına dayanır.

İcra emrinin tebliğinden sonraki devrede tahakkuk eden itfa, imhal veya zamanaşımına dayanan icranın geri bırakılması talepleri ise İcra ve İflas Kanunu’nun 33. maddesi uyarınca yedi günlük süreye tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir. Takibin kesinleşmesinden sonra dosyanın takipsiz bırakılarak son muamele tarihinden itibaren on yıllık sürenin dolması bu kapsama girmektedir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 33/a maddesi uyarınca ilamın zamanaşımına uğradığı, zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı yönündeki iddialar icra mahkemesince resmî vesikalara dayanılarak incelenir. İcra mahkemesi inceleme neticesinde şartların varlığına kanaat getirirse icranın geri bırakılmasına, aksi takdirde icranın devamına hükmeder.

İcranın Geri Bırakılması Kararının Sonuçları ve Başvuru Yolları

İcra mahkemesince verilen icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde alacaklı, zamanaşımının gerçekleşmediğini ispat etmek amacıyla genel mahkemelerde dava açma hakkına sahiptir. Alacaklı bu yedi günlük süre içerisinde genel mahkemede dava ikame etmezse, icrası talep edilen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder.

İcra mahkemesinin borçlunun icranın geri bırakılması talebini reddetmesi veya İcra ve İflas Kanunu'nun 33/a maddesinin son fıkrası delaletiyle icranın devamına karar vermesi hâlinde borçlu, istinaf veya temyiz yoluna gidebilir. Borçlunun bu kanun yollarına başvurabilmesi, başvuru süresi içinde alacağı karşılayacak nakit veya icra mahkemesince kabul edilecek taşınır rehni, esham, tahvilat, taşınmaz rehni yahut muteber bir banka kefaleti göstermesi şartına bağlıdır. Ancak borçlunun yeterli malı haczedilmiş durumda ise ayrıca teminat göstermesine lüzum bulunmamaktadır.

İcranın geri bırakılması prosedürü tamamlanmadan icra tehdidi altında borçlu olmadığı bir parayı ödemek mecburiyetinde kalan borçlu yönünden kanun koyucu özel bir koruma öngörmüştür. İcra ve İflas Kanunu’nun 33. maddesi uyarınca borçlunun, Kanun'un 72. maddesi kapsamında istirdat davası açarak ödediği paranın geri verilmesini talep etme hakkı saklı tutulmuştur.

Kanun Yoluna Başvuruda İcranın Geri Bırakılması Prosedürü

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 367. maddesi gereğince kural olarak temyiz veya istinaf kanun yoluna başvurulmuş olması kararın icrasını durdurmaz. Ancak İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesi saklı tutulduğu gibi; kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe icra olunamaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 367Kaynağı aç
MADDE 367- (1) Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. (2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Kötüniyetle temyiz

Hükmolunan ilama karşı istinaf veya temyiz kanun yoluna başvuran borçlu, ilamda yazılı para veya eşyayı resmî bir mercie depo ettiğini belgelerse yahut bu kıymette taşınır rehni, esham, tahvilât, taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı getirmek üzere icra müdürlüğünden mehil vesikası alabilir. Borçlunun hükmolunan miktarı karşılayacak malı haczedilmişse de bu mehil verilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 36Kaynağı aç
Madde 36 – (Değişik: 2/3/2005 – 5311/5 md.) İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.[22] Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur. (Değişik üçüncü fıkra:24/11/2021-7343/5 md.) Ücreti ilgililer tarafından verilirse icra mahkemesince icranın geri bırakılması hakkındaki karar, hükmü veren mahkemeye ve icra dairesine en uygun vasıtalarla bildirilir. Nafaka hükümlerinde böyle bir süre verilemez. Bölge adliye mahkemesince başvurunun haklı görülmesi hâlinde teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilir. Yargıtayca hükmün bozulması hâlinde borçlunun başvurusu üzerine, bozmanın mahiyetine göre teminatın geri verilip verilmeyeceğine bozma sonrası esası inceleyecek mahkemece kesin olarak karar verilir.[23] Bölge adliye mahkemesince başvurunun kesin olarak esastan reddine karar verilmesi veya Yargıtayca hükmün onanması hâlinde alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir. Mal ve haklar ise, malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir. (Ek cümle:24/11/2021-7343/5 md.) Bölge adliye mahkemesinin başvurunun esastan reddine ilişkin kararına karşı temyiz yolunun açık olması hâlinde, temyiz yoluna başvurma süresinin dolmasına kadar icranın geri bırakılması kararının etkisi devam eder. İlâm alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır.[24] Haciz veya iflas istemek yetkisi:

İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesi kapsamında tehir-i icra prosedüründe teminat gösterme zorunluluğunun istisnaları mevcuttur. Borçlunun Devlet olması veya borçlunun adlî yardımdan yararlanan bir kimse bulunması hâlinde teminat gösterme şartı aranmaz. Öte yandan, İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 367. maddesi uyarınca nafaka hükümlerinde icranın geri bırakılması amacıyla mehil verilemez ve icranın geri bırakılmasına karar verilemez.

İlamlı takipte zamanaşımı def'i hangi sürede ileri sürülmelidir?

İcra emrinin tebliğinden önceki zamanaşımı için tebliğden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurulması gerekir; icra emrinin tebliğinden sonraki devrede gerçekleşen zamanaşımı ise her zaman ileri sürülebilir.

İlamlı icra takibinde zamanaşımı süresi ne kadardır?

İlamlı icra takibi, takip dosyasındaki takibin devamını sağlayıcı son muamele üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Mükerrer icra takibi açılması zamanaşımını keser mi?

Takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılan takip dosyası her zaman yenilenebilir; ancak tarafları ve dayanağı ilam aynı olan mükerrer takip başlatılması zamanaşımını kesmez.

Nafaka ilamlarında icranın geri bırakılması istenebilir mi?

Nafaka hükümlerinde icranın geri bırakılması amacıyla icra müdürlüğünce mehil verilemez ve icra mahkemesince icranın geri bırakılması kararı verilemez.

İcranın geri bırakılması kararına karşı alacaklı ne yapabilir?

Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde genel mahkemelerde dava açarak zamanaşımının gerçekleşmediğini ispatlayabilir; aksi takdirde ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu