İlamlı İcra Nedir ve Hangi Alacakları Kapsar?
İlamlı icra takibi, alacaklının elinde mahkemenin verdiği hükmü içeren mühürlü bir ilam veya kanunun ilam niteliğinde saydığı bir belgenin bulunması durumunda başvurulan takip yoludur. Takibe konu edilen belgenin icra edilebilir somut bir eda hükmü içermesi zorunludur. Para ve teminat alacakları dışındaki hak ve alacaklar için ilamsız icra takibi yapılamaz, ilamlı icra yoluna gidilmesi gerekir. Para ve teminat alacakları ise ilamsız takibe konu edilebileceği gibi, gerekli belgelerin varlığı hâlinde ilamlı icraya da konu edilebilir.
İlam Niteliğindeki Belgeler Nelerdir?
İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesi uyarınca mahkeme huzurunda yapılan sulhlar ve kabuller ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir. Para borcu ikrarını içeren ve noterlerce re'sen tanzim edilen senetler, istinaf ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler de ilamların icrası kurallarına göre takip edilir. İlgili maddedeki icra kefaletleri hukuken müteselsil kefalet hükmündedir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 38Kaynağı aç
Mahkeme Kararlarının İcrasında Kesinleşme Şartı
İstisnalar saklı kalmak üzere, derece mahkemelerinden verilen kararların ilamlı icraya konulabilmesi için kural olarak kesinleşmiş olması gerekmez. Karar aleyhine istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurulmuş olması kural olarak ilamın icrasını durdurmaz.
Bu kuralın istisnalarından biri aile ve kişiler hukukuna ilişkin kararlardır. Nafaka hükümleri hariç olmak üzere şahsın hukuku ve aile hukukuna dair kararlar kesinleşmedikçe icra edilemez. Nafaka alacaklarına ilişkin ilamlar ise kesinleşme şartı aranmaksızın icraya konulabilir.
İlamlı İcra Takibinin Başlatılması ve Yetki
İlamlı icra takiplerinde yetki yönünden serbestlik geçerlidir. Alacaklı, takibin yürütülmesi amacıyla Türkiye'deki herhangi bir icra dairesine başvurarak takip talebinde bulunabilir.
Borçluya gönderilen icra emrinin bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanması ve bu belgelerden farklı bir talep içeriği taşımaması gerekir; aksi hâlde borçlu bu durumu her zaman bir şikâyet sebebi olarak ileri sürebilir.
İcra Emrinin Tebliği ve Borçlunun Savunma İmkânları
İcra emrinde borçlunun ödemesi gereken veya yapması gereken şey için süre belirtilmişse bu sürede, süre belirtilmemişse kural olarak yedi gün içinde borçlunun icra emrinde belirtilen yükümlülüğü yerine getirmesi, bunu yapmıyorsa icranın geri bırakılması kararı getirmesi gerektiği, aksi takdirde ilamın icrasının zorla yerine getirileceği belirtilir.
Hüküm verilmeden önce mevcut olan savunma sebepleri yargılama aşamasında mahkemeye sunulmalıdır. Dava görülürken ileri sürülmemiş veya ileri sürülüp de mahkemece reddedilmiş sebepler ilam icra edilirken yeniden ileri sürülemez.
Borçlu, aleyhine hüküm verildikten sonra ancak icra emrinin tebliğinden önce borcun itfa veya imhal edildiğini yahut zamanaşımına uğradığını ileri sürüyorsa, icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını istemelidir. Tebliğden önceki itfa veya imhal iddiaları yetkili mercilerce re'sen yapılmış veya usulüne göre onaylanmış yahut icra dairesinde, icra mahkemesinde ya da mahkeme huzurunda ikrar olunmuş belgelerle ispatlanmalıdır.
Zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği dayanak ilam veya ilam niteliğindeki belgeden tespit edilir. Borçlunun zamanaşımını ispatlaması üzerine icranın geri bırakılması kararı verilirse, alacaklı bu kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde genel mahkemede dava açarak zamanaşımının gerçekleşmediğini ispatlamalıdır. Alacaklı bu davayı süresinde açmazsa takip sonlanır. İcra mahkemesince icranın geri bırakılması talebinin reddedilmesi hâlinde borçlunun istinaf veya temyiz yoluna başvurabilmesi kanun yoluna başvuru süresi içinde teminat göstermesine bağlıdır.
İlamlı Takiplerde Zamanaşımı Süreleri
İcra ve İflas Kanunu'nun 39. maddesi gereğince ilama dayanan icra takibi, son muamele üzerinden on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. İlam niteliğinde belge sayılan noter senetlerine dayanan takiplerde ise senedin hukuki niteliğine göre borçlar veya ticaret kanunlarında öngörülen zamanaşımı süreleri uygulanır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 39Kaynağı aç
Kanun Yolu Aşamasında İcranın Geri Bırakılması
İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilama karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyayı resmî mercie depo ettiğini ispatlarsa ya da hüküm kıymetinde taşınır rehni, esham, tahvilat, taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gibi icra mahkemesince kabul edilecek teminat gösterirse icranın geri bırakılması kararı almak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise de mehil verilebilir. Ancak nafaka hükümlerinde borçluya böyle bir süre tanınamaz. Borçlu Devlet veya adli yardımdan yararlanan bir kimse olduğunda teminat gösterme yükümlülüğü bulunmaz.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 36Kaynağı aç
İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları çerçevesinde, bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun haklı görülmesi durumunda teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilir. Hükmün Yargıtayca bozulması hâlinde ise borçlunun talebi üzerine bozmanın mahiyetine göre teminatın geri verilip verilmeyeceğine bozma sonrası işin esasına bakacak mahkemece kesin olarak hükmedilir. Bölge adliye mahkemesince başvurunun esastan kesin reddi veya hükmün onanması durumunda teminata konu para alacaklının istemiyle başkaca işleme gerek kalmaksızın alacaklıya ödenir; mal ve haklar ise icra dairesince türüne göre paraya çevrilir. İstinafın esastan reddi kararına karşı temyiz yolu açık olduğunda temyiz süresi doluncaya kadar icranın geri bırakılması kararının etkisi sürer ve ilam alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır.
İcranın İadesi ve Özel Hükümlerin Yerine Getirilmesi
İcranın iadesinin sağlanabilmesi için bölge adliye mahkemesinin kararı kaldırıp borçlu lehine yeni bir hüküm kurması veya ilk derece mahkemesinin Yargıtay bozmasına uyarak borçlu lehine verdiği kararın kesinleşmesi gerekir. Bu şartlar sağlandığında ilave bir mahkeme hükmüne gerek kalmadan teslim edilmeyen mallar zorla geri alınır; ancak üçüncü kişilerin iyi niyetli iktisapları korunur.
Konusu taşınır teslimi olan ilamlarda borçlu taşınırı teslim etmezse mal icra vasıtasıyla elinden zorla alınır. Taşınır mal borçlunun elinde bulunamazsa taşınırın bedeli tahsil edilir. Borçlu bu bedeli ödemediği takdirde yeni bir icra emri düzenlenmesine gerek olmaksızın haciz ve satış işlemleri yürütülür.
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların infazında icra daireleri yetkili olmayıp Adalet Bakanlığı bünyesindeki ilgili müdürlükler görevlendirilmiştir. Bu ilamların yerine getirilmesi sırasında yürütülen işlemlere karşı şikâyet başvuruları müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesine yapılır.
Mahkeme kararı kesinleşmeden ilamlı icraya konulabilir mi?
Nafaka dışındaki aile ve şahsın hukuku kararları hariç olmak üzere ilamların icraya konulabilmesi için kural olarak kesinleşmiş olması aranmaz.
İlamlı icra takibi hangi icra dairesinde açılır?
İlamlı icra takibinde kesin yetki kuralı bulunmadığından alacaklı Türkiye'deki herhangi bir icra dairesinde takip talebinde bulunabilir.
Nafaka borçlarında icranın geri bırakılması talep edilebilir mi?
İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca nafaka hükümlerinde borçluya icranın geri bırakılması kararı getirmesi için mehil verilemez.
Çocuk teslimi ilamlarının icrası nereye şikâyet edilir?
Çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamların yerine getirilmesindeki işlemlere karşı ilgili müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesine şikâyette bulunulur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

