İkinci El Taşıt Ticaretinde Yetki Belgesi ve İdari Yaptırımlar

by Avukat Erdal Ersoy
İkinci El Taşıt Ticaretinde Yetki Belgesi ve İdari Yaptırımlar

İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticaretinin Tanımı ve Mevzuat Dayanağı

İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti; doğrudan veya aracılık yapılmak suretiyle gerçekleştirilen ikinci el motorlu kara taşıtlarının satışı ve pazarlanmasıyla ilgili faaliyetlerin bütününü oluşturur. Bu faaliyet alanı, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümlerine dayanılarak hazırlanan ve 13 Şubat 2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik ile kurala bağlanmıştır. Söz konusu düzenleme; tacirler ile esnaf ve sanatkârların taşıt ticareti faaliyetlerini, işletmelerin yükümlülüklerini, toplu iş yeri ve taşıt pazarlarındaki standartları, ödeme yöntemlerini ve taşıt ilanlarına dair esasları kapsar. 13 Şubat 2018 tarihli Yönetmelik, 27 Ağustos 2024 tarihli ve 32645 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 32. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Danıştay 10. Daire, E. 2020/6893, K. 2024/6788Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/6893 E.  ,  2024/6788 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6893 Karar No : 2024/6788 DAVACI : … DAVALI : … Bakanlığı / … VEKİLİ : Av. … DAVANIN_KONUSU: 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI :Davacı tarafından, … Ağır Ceza Mahkemesinin E:…, K:… sayılı kararıyla 16 yıl 8 ay hapis cezası aldığı, ancak bu cezanın infaz edilmiş olmasına rağmen iptali istenilen düzenleme ile ikinci el taşıt ticareti işinin kendisine tümüyle yasaklandığı, suçun işlendiği zamandan çok sonra çalışma hayatına girmekten alıkonulduğu, bu durumun, kendisini mağdur ettiği ve Anayasa'nın çalışma hakkını düzenleyen 49. maddesi, suç ve cezalara ilişkin esasları düzenleyen 38. maddesi ile vergi ödevini düzenleyen 73. maddesine aykırı olduğu, dolayısıyla Anayasa ile güvence altına alınan temel hakların ihlal edildiği ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı; esas yönünden, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile Bakanlığın açıkça taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya görevli ve yetkili kılındığı, Bakanlığa verilen bu görevin yalnızca mesleki davranış kurallarının belirlenmesiyle sınırlı olmayıp aynı zamanda bu ticari faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmayı da kapsadığı, yetki belgesi alınabilmesi için kasten işlenen bir suçtan veya belirli suçlardan hüküm giyilmemiş olmasına yönelik düzenlemenin de bu çerçevede yürürlüğe konulduğu, iptali talep edilen ibarenin, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturulması, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinin nitelikli bir ortamda yapılması, bu işletmelerde hizmet kalitesi ile tüketici memnuniyetinin artırılması ve bu sayede saygınlık ve güvenin ötesinde kamu yararının gözetilmesi amacıyla getirildiği, 6585 sayılı Kanun ile Bakanlığa tevdi edilen yetkinin 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile görevlendirilmesi gereği kullanıldığı, eski düzenlemeye nazaran dava konusu değişikliğin daha hafif nitelikte olduğu ve anılan şartı sağlamanın başvuru sahipleri lehine kolaylaştırıldığı, yetki belgesi alınmasına engel teşkil eden suça ilişkin olarak 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması ve yetki belgesi verilmesinde aranan diğer şartların da sağlanması koşuluyla, bu kararı alan kişinin sahibi veya temsilcisi olduğu işletmelere yetki belgesinin verildiği, ikinci el motorlu kara taşıtı alım satım faaliyetinin, günümüze kadar kendisine has özel bir düzenleme olmaksızın yapıldığı, ancak bu faaliyete ilişkin piyasada yaşanan güven sorunlarının ve buna bağlı kamuoyu nezdinde oluşan olumsuz algı ve düşük meslek itibarının, Bakanlığı bu alanı düzenlemeye yönelttiği, bu nedenle dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: … DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI:… DÜŞÜNCESİ : Dava, 15/08/2020 tarihli, 31214 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5'inci maddesi ile değiştirilen, İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 6'ncı maddesinin 1'inci fıkrasında yer verilen "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idare tarafından süresinden sonra dava açıldığı ileri sürülmekte ise de; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7'nci maddesinin 1'inci ve 4'üncü fıkralarına göre, düzenleyici işlemler, ilan tarihinden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilebileceğinden, olayda da, 15/08/2020 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan düzenleyici işlemin 14/10/2020 tarihinde kayda giren dilekçeyle süresi içerisinde açılan davada iptalinin istenilmiş olması karşısında, söz konusu iddiada yasal isabet görülmemiştir. Öte yandan; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 124'üncü maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği, kuralına yer verilmiştir. Perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçiş işlemlerinin kolaylaştırılması, perakende ticaretin serbest piyasa ortamında etkin ve sürdürülebilir rekabet şartlarına göre yapılması, tüketicinin korunması, perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmesinin sağlanması ve perakende işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerinin düzenlenmesi amacıyla uygulamaya konulan 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 2'nci maddesinde, bu Kanunun; perakende işletmelerin açılış, faaliyet ve denetimlerine ilişkin usul ve esaslar ile bu Kanunun uygulanmasında Bakanlık, yetkili idare ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının görev, yetki ve sorumluluklarını kapsadığı, kurala bağlanmış, 16'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendinde de, taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemek ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmak, Bakanlığın görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 446'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (g) bendinde, ilgili Kanun kapsamında, esnaf ve sanatkâr işletmelerinin ticari faaliyetlerini ilgilendiren hususlarda ilgili Genel Müdürlükle işbirliği içinde hareket etmek suretiyle perakende ticarete yönelik düzenlemeler yapmak, perakende ticarete ilişkin mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek, perakende sektörünün sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmak ve gerekli tedbirleri almak, elektronik ticarete yönelik düzenlemeler yapmak, bu konuda mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek, elektronik ticaretin gelişimine ilişkin çalışmalar yapmak ve gerekli tedbirleri almak, görev ve yetkisi Ticaret Bakanlığına verilmiştir. Yukarıda yer verilen hükümlerin değerlendirilmesinden; hem elektronik ticarete hem de perakende ticarete yönelik düzenleme yapmak görev ve yetkisinin davalı idareye ait olduğu, perakende ticarete yönelik yetkinin dayanağını oluşturan 6585 sayılı Kanun ile perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçiş işlemlerinin kolaylaştırılması, perakende ticaretin serbest piyasa ortamında etkin ve sürdürülebilir rekabet şartlarına göre yapılması, tüketicinin korunması, perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmesinin sağlanması ve perakende işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerinin düzenlenmesinin amaçlandığı, anılan Kanunun 16'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendi ile davalı idareye verilen görev ve yetkinin, "galericilik” olarak bilinen ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenler ile bu ticari faaliyetin yürütülmesine yönelik olduğu sonucuna varılmaktadır. 6585 sayılı Kanunun 16'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 446'ncı maddesine dayanılarak hazırlanan ve 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 1'inci maddesinde, Yönetmeliğin amacının ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu, 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasında da, Yönetmeliğin, gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetlerini, yetki belgesinin verilmesi, yenilenmesi ve iptaline ilişkin usul ve esasları, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden işletmelerin yükümlülükleri ile toplu iş yeri ve taşıt pazarlarında aranan şartları, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinde ödeme yöntemlerini ve Bakanlık, yetkili idare ve diğer ilgili kurum ve kuruluşların ikinci elmotorlu kara taşıtı ticaretine ilişkin görev, yetki ve sorumluluklarını kapsadığı ifade edilmiştir. Aynı Yönetmeliğin 4'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının d bendinde, "ikinci el motorlu kara taşıt ticareti"nin, Doğrudan veya aracılık yapılmak suretiyle gerçekleştirilen ikinci el motorlu kara taşıtının satışı ve pazarlanmasıyla ilgili faaliyetler bütününü; ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden işletmede iş sözleşmesi ile çalışan pazarlama ve satış personelini; i bendinde, "Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlusu"nun, İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerini, ticaret şirketleri ve diğer tüzel kişi tacirler ile şubelerde ise bu faaliyetleri yürüten yetkili temsilcileri; l bendinde de "Yetki belgesi"nin, İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi, ifade ettiği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere dava konusu Yönetmelik, 6585 sayılı Kanunda belirtilen amaçlar doğrultusunda faaliyet konusu ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti olan gerçek ve tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkarlara yönelik standartları belirleyen, başka bir deyişle, söz konusu alanda ticaret ile uğraşanlara özgü bir düzenleme olduğundan, taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapma konusunda görev ve yetkisi bulunmakla birlikte; Yönetmeliğin 6'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendinin 5 numaralı alt bendinde yer verilen "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" kuralı, ikinci el motorlu kara taşıtı alım satım faaliyeti ile iştigal edenler bakımından çalışma hakkını tamamen yasaklayıcı nitelikte, Kanunda sayılmayan bir kısıtlama ve/veya yasaklama getirdiğinden, dava konusu düzenlemede hukuka ve üst norma uyarlık görülmemiştir. Kaldı ki; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlıklı 53'üncü maddesinde; kişinin, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak yoksun bırakılacağı hakların, kişinin, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanılamayacağı kuralı getirilmiş olup; suç ve cezalarla ilgili temel kanunda bile cezasını tamamlayanlarla ilgili bir kısıtlama getirilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5'inci maddesi ile değiştirilen esas Yönetmeliğin 6'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer verilen "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış” ibaresinin iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. 29/06/2022 TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/12/2024 tarihinde, davacı …'ı temsilen gelen olmadığı, davalı Ticaret Bakanlığını temsilen vekili Av. … …'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Hazır bulunan davalı idare vekiline usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra davalı idare vekiline son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : İkinci el motorlu kara taşıtlarının ticareti, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile buna dayanılarak hazırlanıp 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik öncesinde, kanun koyucu ve idare tarafından özel olarak düzenlenmemiş, genel hükümler çerçevesinde yürütülen bir faaliyet iken; ilk kez 6585 sayılı Kanun ve dava konusu Yönetmelik ile normatif düzenlemeye kavuşturulmuştur. Bahse konu Yönetmeliğin yürürlüğünden önce davacı, gerçek kişi tacir sıfatıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti işiyle iştigal etmekte iken, hakkında yapılan ceza kovuşturması neticesinde, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla "tasarlayarak adam öldürme suçuna yardım etme" suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edilmiş ve anılan hüküm Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı onama kararıyla kesinleşmiştir. Bilahare, 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendinde, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değişiklik yapılması üzerine, davacı tarafından, anılan alt bentte yer alan "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin, eskiye nazaran daha ağır bir düzenleme içerdiğinden bir daha mevcut ticari faaliyetini sürdüremeyecek hale getirdiği iddia edilerek iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. Her ne kadar 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik ile dava konusu ibareyi de içeren değişiklikleri, 27/08/2024 tarih ve 32645 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 32. maddesiyle bütünüyle yürürlükten kaldırılmış ise de, dava konusu ibarenin benzer şekilde yeni Yönetmelikte (m.6/1-ç-4) de yer aldığı, bu haliyle davacının iddialarının ortadan kalkmadığı ve uyuşmazlığın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varıldığından uyuşmazlığın esasına geçilmiştir. USUL YÖNÜNDEN: Davalı idare tarafından, süresinde açılmadığından davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği ileri sürülmüştür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 2. fıkrasında, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı; 3. fıkrasında ise, sürelerin bitmesinin çalışmaya ara verme zamanına rastlaması halinde bu sürelerin, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu düzenlemenin 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğü girdiği dikkate alındığında, altmış günlük yasal dava açma süresinin son gününün 14/10/2020 tarihi olduğu, bakılan davanın ise son gün, yani 14/10/2020 tarihinde açıldığı görüldüğünden, davalı idarenin davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılarak işin esasına geçilmiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Dava konusu Yönetmeliğin dayanağını teşkil eden 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçiş işlemlerinin kolaylaştırılması, perakende ticaretin serbest piyasa ortamında etkin ve sürdürülebilir rekabet şartlarına göre yapılması, tüketicinin korunması, perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmesinin sağlanması ve perakende işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerinin düzenlenmesidir." hükmüne; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "(1) Bu Kanunun uygulanmasında; … b) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını, d) Esnaf ve sanatkâr işletmesi: 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde tanımlanan esnaf ve sanatkârlarca işletilen işletmeyi, … … ı) Perakende işletme: Alışveriş merkezi, büyük mağaza, zincir mağaza, bayi işletme, özel yetkili işletme, perakende ticaretle uğraşan diğer ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmelerini, i) Perakende ticaret: Mal ve hizmetlerin perakende işletmelerce satışı ve pazarlanmasıyla ilgili faaliyetler bütününü ifade eder." hükmüne; "Görev ve yetkiler" başlıklı 16. maddesinde ise, "Bakanlık; a) Perakende sektörünün ve perakende işletmelerin ülke genelinde dengeli bir şekilde yayılması, büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmaya, b) Taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya, c) İstatistiki bilgileri derlemeye, düzenlemeye ve yayımlamaya, ç) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak oluşan tereddütleri gidermeye, ikincil düzenlemeler yapmaya ve her türlü idari tedbiri almaya görevli ve yetkilidir." hükümlerine yer verilmiştir. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "İç Ticaret Genel Müdürlüğü" başlıklı 446. maddesinde, "(1) İç Ticaret Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır: … g) İlgili Kanun kapsamında, esnaf ve sanatkâr işletmelerinin ticari faaliyetlerini ilgilendiren hususlarda ilgili Genel Müdürlükle işbirliği içinde hareket etmek suretiyle perakende ticarete yönelik düzenlemeler yapmak, perakende ticarete ilişkin mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek, perakende sektörünün sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmak ve gerekli tedbirleri almak" hükmü düzenlenmiştir. Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak düzenlenen ve 13/02/2018 tarihli, 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin, yayımlandığı tarihteki ilk halinde; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "ğ) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder." hükmü; "İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edebilecek kişiler ve yetki belgesi" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, "İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti, işletmesi adına yetki belgesi alan tacirler ile esnaf ve sanatkârlar tarafından yapılır." düzenlemesi; "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinde, "(1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; … ç) Gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerinin, ticaret şirketleri ile diğer tüzel kişi tacirlerin temsile yetkili kişilerinden en az birinin, şubelerde ise şube müdürünün; … 6) Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsalar dahi devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması gerekir." kuralı; "İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edebilecek kişiler ve yetki belgesi" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti, işletmesi adına yetki belgesi alan tacirler ile esnaf ve sanatkârlar tarafından yapılır." düzenlemesi; "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların bu faaliyetlerine devam edebilmeleri için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren durumlarını bir yıl içinde, lise mezunu olma şartı hariç olmak üzere 6 ncı maddenin birinci fıkrasındaki şartlara uygun hale getirerek yetki belgesi alması gerekir." hükmü; "Yürürlük" başlıklı 24. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğin; … b) 14 üncü ve geçici 1 inci maddeleri, yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe girer." düzenlemesi yer almış iken; Önce, 10/08/2019 tarih ve 30858 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin geçici 1. maddesinde yer alan "bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren durumlarını bir yıl içinde,” ibaresi “31/12/2019 tarihine kadar durumlarını,” olarak; Ardından, 27/12/2019 tarih ve 30991 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile "31/12/2019" ibaresi "31/8/2020" olarak değiştirilmiştir. 15/08/2020 tarihli ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu değişiklikte ise, İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "… i) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlusu: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerini, ticaret şirketleri ve diğer tüzel kişi tacirler ile şubelerde ise bu faaliyetleri yürüten yetkili temsilcileri,… l) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder" hükümleri; "Yetki belgesi" başlıklı 5. maddesinde, "(1) İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti, yetki belgesine sahip işletmeler tarafından yapılır." kuralı; "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinde, "(1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; … d) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının; … 5) Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış veya devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması gerekir." kuralı; "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden işletmelerin, 31/8/2020 tarihine kadar durumlarını bu Yönetmelikteki şartlara uygun hale getirerek yetki belgesi almaları gerekir." düzenlemesi yer almıştır. Öte yandan, dava konusu ibarenin yer aldığı İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik, 27/08/2024 tarih ve 32645 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 32. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinde, "(1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; … ç) Yetki belgesi başvurusunda bulunan alım satım sorumlusunun; … 4) Kasten işlenen suçlardan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış veya devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması gerekir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda aktarıldığı üzere, galericilik olarak da adlandırılan ikinci el motorlu kara taşıtlarının ticareti sektörünün, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile buna dayanılarak hazırlanıp 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik öncesinde kanun koyucu ve idare tarafından özel olarak düzenlenmemiş, genel hükümler çerçevesinde yürütülen, bu nedenle kısmen denetimsiz kalan, meslek odası kaydı, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti gibi asgari koşullar dahi sağlanmadan yürütülebilen bir faaliyet iken; ilk kez anılan Yönetmelik ile ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin yapıldığı işletmelerde hizmet kalitesi ile hizmetten yararlananların memnuniyetinin arttırılması ve mağduriyetlerinin önlenmesi şeklinde tezahür eden kamu yararının sağlanması amacıyla normatif düzenlemeye kavuşturulan bir alan olduğu, anılan Yönetmelikte 08/09/2018, 10/08/2019 ve 27/12/2019 tarihlerinde bir takım değişiklikler yapıldığı, son olarak 15/08/2020 tarihinde dava konusu değişikliği de içeren Yönetmelik değişikliğinin yürürlüğe konulduğu anlaşılmaktadır. İkinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden/edecek işletmelerin yetki belgesi almasına engel teşkil eden mahkumiyetlerin sayıldığı dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin ilk halinde, kasten işlenen belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymiş olmak engel sebebi olarak sayılmış iken; dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiklik ile ikinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden/edecek işletmelerin alım satım sorumlularının kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmaları gerektiği kuralına yer verilmiştir. Davacı; gerçek kişi tacir sıfatıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti işiyle iştigal etmekte iken, … …Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla "tasarlayarak adam öldürme suçuna yardım etme" suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum olmuş ve anılan mahkumiyeti infaz edilmiştir. Ancak dava konusu Yönetmelik kuralı gereği bahse konu ticareti yapması tümüyle yasaklandığından, gerçek kişi tacir olarak bu faaliyeti yürütmeye devam edemediğini ve … Otomotiv İnşaat Temizlik Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin ortağı sıfatıyla aynı faaliyeti dolaylı olarak yürüttüğünü beyan etmiştir. Anılan değişikliğe yönelik davacının iddialarını iki başlık altında toplamak mümkündür. Buna göre davacının ilk iddiası, kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla hapis cezasına mahkum olduğu, bu mahkumiyetinin kesinleştiği ve bilahare infaz edilerek tamamlandığı ancak dava konusu kural gereği bir daha hiçbir zaman ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapamayacağı, kuralın teşebbüs hürriyetine sınırsız (ilanihaye) bir yasak getirdiği, bu durumun Anayasaya ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu yönündedir. İkinci iddiası ise, Yönetmeliğin ilk halindeki ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapmaya engel olan, belirli ve ismen sayılan mahkumiyetlere "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış … olması" şeklinde ekleme yapılmak suretiyle aleyhe düzenleme içeren kuralın, bu faaliyeti halihazırda yürütenler bakımından kazanılmış hak ve haklı beklenti prensipleri uyarınca uygulanmamasına yönelik eksik düzenleme içerdiği doğrultusundadır. 1) Davacının ilk iddiasına yönelik inceleme: Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu düzenlemenin, Yönetmeliğin 6. maddesinin ilk halinde sayılan yetki belgesi almaya engel mahkumiyetlerin yetersiz kalışı, buna bağlı olarak kuralın yürürlüğe konuluş amacının (ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin yapıldığı işletmelerde hizmet kalitesi ile hizmetten yararlananların memnuniyetinin arttırılması ve mağduriyetlerinin önlenmesi) tam olarak sağlanamaması ve kuralın anlam-kapsamının açıklığa kavuşturulması nedenleriyle, uygulamada doğan ihtiyaç üzerine yürürlüğe konulduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle, dava konusu bendin, davalı idarenin düzenleme yapma yetkisi kapsamında bulunmakla kanuni dayanağı ve meşru amacı haiz olduğu, diğer bir ifadeyle yetki ve amaç unsurları bakımından hukuka uygun bulunduğu değerlendirilmiştir. Diğer taraftan, davalı Bakanlığa tanınan söz konusu yetki kapsamında getirilen dava konusu düzenlemenin, çalışma ve sözleşme hürriyeti kapsamında yer alan ticari faaliyette bulunma (serbest teşebbüs) özgürlüğüne bir sınırlama içerdiği muhakkaktır. Bu itibarla, dava konusu düzenlemeyle ulaşılmak istenen amaçlar ile getirilen kısıtlama arasında ölçülülük prensibinin sağlanıp sağlanmadığının da irdelenmesi gerekir. Ölçülülük ilkesi; “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bu bakımdan, kuralla ulaşılmak istenilen amaç ile bu amaca ulaşılırken kullanılan araç arasında makul bir dengenin bulunması zorunlu olup, kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması güç veya imkansız külfetler yüklenmemesi gerekmektedir. Bu çerçevede, daha önce "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezasına mahkum olmuş" tacirlerin; şahsi araçlarının alım-satımını yapan, ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti hakkında yeterli malumata ve tacilerin faaliyetlerini kontrol bakımından yeterli araç ile olanaklara sahip olmayan kişilerle doğrudan muhatap olduğu da dikkate alınarak, ticaretin güvenliğini ve hizmetin niteliğini tehlikeye düşürebileceğinin kabulü suretiyle ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti alanında faaliyetinin kısıtlanmasının; ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin güvenilir ortamda yapılmasını sağlama ve işlem taraflarını koruma amacına ulaşmak bakımından elverişli olduğu, ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin ülke genelindeki işlem hacmi ve denetim zorluğu da gözetildiğinde, daha hafif bir tedbirle bu amaca ulaşılması mümkün görülmediğinden gerekli olduğu, ayrıca tacirlerin yalnızca ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretine yönelik faaliyetlerine sınırlama getirmesi ve yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesinin varlığı karşısında yukarıda aktarılan üstün kamu yararı amacı ile orantılı olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim, benzer bir uyuşmazlık hakkında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 17/05/2023 tarihli ve YD İtiraz No:2023/207 sayılı karar da bu yöndedir. Buna göre, 6585 sayılı Kanun'un amacı doğrultusunda, ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin güvenilir bir ortamda yapılmasını sağlamak ve işlem taraflarını korumak için kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almış olan tacirlere yetki belgesi düzenlenmemesi suretiyle ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti alanında faaliyet kısıtı getirilmesine ilişkin dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin 5 numaralı alt bendinde yer alan "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinde hukukun genel ilkelerine ve 6585 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık görülmemiştir. 2) Davacının ikinci iddiasına yönelik inceleme: İdarelerin düzenleyici işlemler yapabilme yetkisi Anayasanın 124. maddesine dayanan anayasal bir yetki olması nedeniyle, idareler tarafından mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapılabileceği kuşkusuzdur. Ancak, bu düzenlemeler yapılırken, Anayasada yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kazanılmış hak, haklı beklenti, idari faaliyetlerin belirliliği ve hukuki güven ilkesi gibi ilkelerin de göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Belirli bir alanda idareye düzenleme yapma yetkisi verildiği durumlarda, kanunda geçiş hükümlerine yer verilmese de, idare tarafından yapılacak düzenlemelerde, hukuk devleti ilkesi göz önünde bulundurularak, ilgililerin kazanılmış haklarının ve haklı beklentilerinin korunması için gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Kazanılmış hak, yürürlükteki hukuka uygun olarak doğmuş ve böylece kişinin bulunduğu statüye ilişkin olarak tahakkuk etmiş, kendisi yönünden kesinleşmiş, kişisel alacak niteliğine dönüşmüş ve kendine özgü lehte sonuçlar doğurmuş olmakla birlikte, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi durumların varlığına rağmen hukuk düzenince korunması gereken bir haktır. Haklı beklenti ise, idarenin ister bir düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, kişilerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir. Bu nedenle, haklı beklentinin korunması, hukuk devleti ilkesinden hareketle hukuk güvenliğinin ve hukuki istikrarın sağlanması açısından vazgeçilmezdir. Ayrıca, hukuk güvenliği ve haklı beklentilerin korunması ilkeleri idareyi, özellikle düzenleyici işlemler yaparken, değiştirirken ya da tamamen yürürlükten kaldırırken kişilerin bu düzenlemelerden beklenmedik bir şekilde olumsuz olarak etkilenmelerini önleyici tedbirler almaya iten ilkeler olarak ortaya çıkmaktadır.Bu açıdan, düzenleyici işlemler bakımından baskın bir kamu yararı olmadıkça haklı beklentilerin geçiş düzenlemeleri ile korunması gerekmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, 13/02/2018 tarihinde yayımlanan dava konusu Yönetmelik öncesinde ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal eden tacirlerin ve bu arada davacının pozitif hukuk kurallarının uygulanması suretiyle kazandığı bir statüden, diğer bir deyişle kişisel bir hakkın varlığından (yetki belgesi) bahsedilmesi mümkün olmadığından, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 13/02/2018 tarihi itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden davacının bir statü hukuku kavramı olan kazanılmış hakkının bulunduğundan ya da yine pozitif hukuk kurallarına güvenilerek hareket edilmesi halinde doğduğu kabul edilen haklı beklentisinin olduğundan söz etmeye olanak bulunmamaktadır. Kaldı ki, düzenlemenin, davacının yararı (yetki belgesiz faaliyette bulunma) ile kıyaslandığında üstün bir kamu yararını amaçlaması nedeniyle, haklı beklentinin korunması gerekliliğinden söz edilmesi de mümkün değildir. Bununla birlikte, Yönetmeliğin ilk halinde (13/02/2018 tarihinde), belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartına yer verilmiş, daha açık bir anlatımla "Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsa dahi devletin güvenliğine … karşı suçlar ile … suçlarından hüküm giymemiş olması" ibaresinde, kasten işlenen bir suç ifadesinden sonra "veya" bağlacına ya da virgül gibi bir noktalama işaretine yer verilmemek suretiyle mahkumiyet süresi fark etmeksizin kasten işlenen herhangi bir suçtan değil yalnızca tahdiden sayılan suçlardan mahkum olmak engel hal kapsamında kabul edilmiş iken; 15/08/2020 tarihli dava konusu Yönetmelik değişikliği ile bu şartın yanına "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmak" şartı eklenmekle, sektör aktörlerinin (ikinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden işletmelerin) ve bu arada davacının yetki belgesi almaya ilişkin şartlarının daha da ağırlaştırıldığı görülmektedir. Her ne kadar gai (amaçsal) yoruma başvurulmak suretiyle Yönetmeliğin ilk halinde yer alan "Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsa dahi devletin güvenliğine … karşı suçlar ile … suçlarından hüküm giymemiş olması" ibaresi ile yönetmelik koyucunun belirli ve sayılan suçlardan mahkumiyete ek olarak “kasten işlenmiş herhangi bir suçtan dolayı verilen bütün mahkumiyetlerin" de yetki belgesi düzenlenmesine engel olduğunu kastettiği şeklinde yorumlanabileceği ileri sürülebilir ise de; anlamı ve kapsamı müphem bulunan, tereddüt doğuran hak yoksunluklarına ilişkin hükümlerin hukuk devleti ilkesi gereği dar (lehe) yorumlanması zorunlu olduğundan, gai (amaçsal) yoruma başvurulmak suretiyle bahse konu kurala ilgililer aleyhine sonuç doğuracak şekilde kapsamının genişletilmesi suretiyle anlam yüklenmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Nitekim, davacının da 13/02/2018 tarihli Yönetmelik metnini bu şekilde (yalnızca tahdiden sayılan suçlardan mahkumiyetin engel hal olduğu şeklinde) anladığı dava dilekçesinden görülmektedir. Ayrıca, Yönetmeliğin geçici maddesinde ve bu maddede yapılan değişliklerle (10/08/2019 ve 27/12/2019 tarihli), sektör aktörlerinin ve bu arada davacının durumunu, belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartına uygun hale getirmesi için gereken sürenin nihai olarak 31/08/2020 tarihi olarak belirlendiği, dava konusu değişikliğin de 15/08/2020 tarihinde yapıldığı, böylelikle sektör aktörlerine ve bu arada davacıya, Yönetmeliğin ilk halinde (13/02/2018 tarihinde) getirilen belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartının hiç uygulanmadığı, mahkumiyete yönelik şartın ilk kez dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiklikle getirilen "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olma" şeklinde, 31/08/2020 tarihi itibarıyla uygulanacağı anlaşılmıştır. Nitekim, aynı Yönetmelik hükmünün iptali istemiyle… Galericileri tarafından açılan davada, Dairemizin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla yukarıdaki gerekçelere yer verilerek dava konusu Yönetmelik kuralıyla mahkumiyet koşulunun daha da ağırlaştırıldığı ve sektör aktörlerine mahkumiyet şartı olarak uygulanacak ilk kuralın dava konusu Yönetmelik düzenlemesi olduğu kabul edildikten sonra, özetle; 1- Dava konusu Yönetmeliğin 13/02/2018 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzerine, Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 6 numaralı alt bendi ile geçici 1. maddesinin 1. fıkrası (ilk düzenleme) uyarınca yetki belgesi alıp meri mevzuata uygun olarak ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetine başlayanlar bakımından, dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin, 13/02/2018 tarihli ilk düzenlemeye göre daha ağır hükümler içermesi nedeniyle, dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin bu kişilerin kazanılmış haklarını ihlal ettiği, dolayısıyla anılan kişilerin kazanılmış haklarını koruyucu düzenleme içermeyen dava konusu değişiklikte bu yönden eksik düzenleme bulunduğu, 2- İlk defa ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunmak veya Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre yürüttüğü ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine (geçici 1. madde yürürlüğe girmeden veya maddedeki uyum süresi dolmadan) devam etmek amacıyla 13/02/2018 tarihli ilk düzenleme uyarınca yetki belgesi başvurusunda bulunup da başvurusu işleme alınan ancak henüz sonuçlanmamış olanlar açısından, 13/02/2018 tarihli ilk düzenlemenin kendilerine uygulanacağı yönünde haklı beklentilerinin bulunduğu, ancak daha ağır hükümler içeren dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin, bahse konu kişilerin haklı beklentilerini ihlal ettiği ve dolayısıyla anılan kişilerin haklı beklentilerini koruyucu düzenleme içermeyen dava konusu değişiklikte bu yönden eksik düzenleme bulunduğu, 3- 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretini yürütenlerden, bu Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yetki belgesi başvurusunda bulunmamış olanların ise, anılan maddede 27/12/2019 tarihli Yönetmelik değişikliğiyle uzatılan uyum sürecinin son günü olan 31/08/2020 tarihine kadar haklı beklentilerinin (13/02/2018 tarihli ilk düzenlemenin taraflarına uygulanacağı beklentisinin) bulunduğu ve bu beklentilerinin de dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle korunduğu, ancak dava konusu değişiklikle mahkumiyet koşulunun daha da ağırlaştırıldığı dikkate alındığında, sektör aktörlerine yeni şarta uyum sağlamaları (yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması vb.) için yeterli ve makul bir süreyi içeren herhangi bir geçiş hükmüne yer verilmediği, geçici 1. maddede yer alan 31/08/2020 tarihine kadar verilen sürenin de uyuma yönelik işlemlerin tamamlanması için oldukça yetersiz olduğu, gerekçeleriyle dava konusu Yönetmelik hükmünün iptaline karar verilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık bu çerçevede incelendiğinde; Dairemizin 28/09/2021 tarihli ara kararına cevaben davacı tarafından dosyaya sunulan ve Dairemiz kayıtlarına 16/12/2021 tarihinde giren dilekçeden, davacının 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 6 numaralı alt bendi ile geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yetki belgesi almak için başvuruda bulunmadığı ve yetki belgesinin olmadığı, ancak…Otomotiv İnşaat Temizlik Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ne ortak olmak suretiyle ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretini kesintisiz bir şekilde sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Ayrıca, davacı hakkındaki mahkumiyet kararına konu suçun, 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 6 numaralı alt bendinde tahdiden sayılan suçlardan olmadığı, dolayısıyla dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiliklik öncesinde, davacının ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine ilişkin yetki belgesi almasına, mahkumiyet şartı açısından engel bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna göre, davacının, 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 6 numaralı alt bendi uyarınca adına yetki belgesi düzenlenmemiş olması nedeniyle kazanılmış hakkı bulunduğundan, ayrıca anılan Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre yürüttüğü ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine devam etmek amacıyla yetki belgesi başvurusu yapmaması nedeniyle de başvurusunun sonuçlandırılmasına kadar haklı beklentisinin korunması gerektiğinden söz edilemez. Bununla birlikte, dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretini yürütenler için (27/12/2019 tarihli Yönetmelik ile değişik) geçici 1. maddede tanınan uyum süresinin son günü olan 31/08/2020 tarihine kadar yalnızca 16 günlük bir sürenin bulunduğu ve 15/08/2020 tarihli Yönetmelik değişikliği ile yetki belgesi almaya ilişkin şartların daha da ağırlaştırıldığı dikkate alındığında; davacının, dava konusu yeni şarta uyum sağlaması (yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması vb.) için yeterli ve makul bir süreyi içeren herhangi bir geçiş hükmüne yer verilmediği, geçici 1. maddede yer alan 31/08/2020 tarihine kadar verilen sürenin ise uyuma yönelik işlemlerin tamamlanması için oldukça yetersiz olduğu anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelik hükmünde, bu yönden eksik düzenleme sebebiyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, 3. Resmi olarak karşılanan… TL posta giderinin davalı idareden tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, 4. Davanın Av. … tarafından açıldığı ve takip edildiği, ancak davanın devamı sırasında noter olarak atanması ve göreve başlaması sebebiyle icra edilen duruşmaya katılamadığı anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/12/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X)-KARŞI OY : Dava, 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır. Uyuşmazlık; İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, dava konusu 15/08/2020 tarihli Yönetmelikle yeniden düzenlenen yetki belgesi almaya engel mahkumiyetlerin sayıldığı kural ile davacı lehine mi yoksa aleyhine mi düzenleme getirildiği ve buna bağlı olarak hukuki güvenlik ilkesinin ihlalinin söz konusu olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. Dolayısıyla uyuşmazlığın çözümü için, İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in 6. maddesinin 13/02/2018 tarihli ilk halinde yetki belgesi düzenlenmesine engel sayılan mahkumiyetler ile dava konusu 15/08/2020 tarihli Yönetmelikle yeniden düzenlenen mahkumiyet koşulunun kapsamı arasındaki farkın ortaya konulması gerekmektedir. İkinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden/edecek işletmelerin yetki belgesi almasına engel teşkil eden mahkumiyetlerin sayıldığı dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 13/02/2018 tarihli ilk halinde, yetki belgesinin verilebilmesi için ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine ilişkin işletmelerin sahibi tacir veya esnaf ve sanatkârların kasten işlenen bir suçtan dolayı hüküm giymemiş olması şartının arandığı, dava konusu Yönetmeliğin iptali talep edilen 15/08/2020 tarihli değişiklik sonrası halinde ise, yetki belgesinin verilebilmesi için bu işletmelerin motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olması koşulunun arandığı, buna göre kuralın ilk halinde kasten işlenen herhangi bir suçtan dolayı para cezası dahil salt mahkum olmak yetki belgesi almaya engel hal olarak düzenlenmekte iken dava konusu değişiklikle mahkumiyete ilişkin bu şarta, hapis cezası almış olmanın yanı sıra hem bu hapis cezasının 5 yıldan fazla olması hem de cezanın kesinleşmesi koşullarının eklenmesi suretiyle yetki belgesi alınmasının kolaylaştırıldığı, bir diğer ifadeyle lehe düzenleme getirildiği, dolayısıyla dava konusu 15/08/2020 tarihli Yönetmelik kuralı uyarınca yetki belgesi alma şartlarına sahip olmayan sektör aktörlerinin (ikinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden işletmelerin) ve bu arada davacının, Yönetmeliğin 6. maddesinin 13/02/2018 tarihli ilk haline göre evleviyetle bu şartı haiz olamayacağı anlaşılmıştır. Bu itibarla, her ne kadar ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti, ilk kez 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiş ve anılan Yönetmelikte, yetki belgesi düzenlenmesi için aranan, "kasten işlenen bir suçtan dolayı hüküm giymemiş olmak" şartı, Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde faaliyette bulunan tacirlere ve bu arada davacıya 31/08/2020 tarihine kadar verilen uyum süresi nedeniyle henüz uygulanmamış, bir başka ifadeyle ilk kez dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiklikle getirilen "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olma" şartının uygulanması söz konusu olmuş ise de; Yönetmeliğin 6. maddesinin 13/02/2018 tarihli ilk haline nazaran daha lehe bir düzenleme getiren 15/08/2020 tarihli dava konusu değişikliğin kazanılmış hak veya haklı beklenti doğuramayacağı açıktır. Kaldı ki, dava konusu düzenlemenin, davacının yararı (yetki belgesi alma bakımından daha az sınırlamaya muhatap olma) ile kıyaslandığında üstün bir kamu yararını (ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin yapıldığı işletmelerde hizmet kalitesi ile hizmetten yararlananların memnuniyetinin arttırılmasını ve mağduriyetlerinin önlenmesini) amaçlaması nedeniyle, haklı beklentinin korunması gerekliliğinden söz edilmesi de mümkün değildir. Öte yandan, 15/08/2020 tarihli Yönetmelik değişikliği ile sektör aktörlerinin (Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde faaliyette bulunan tacir ile esnaf ve sanatkarların) ve bu arada davacının yetki belgesi almaya ilişkin şartlarının daha da kolaylaştırıldığı ve davacının, 01/05/2008 tarihinde kesinleşmiş hapis cezası bulunduğundan Yönetmeliğin 13/02/2018 tarihli ilk halinde yetki belgesi alma şartlarını haiz olmadığı için dava konusu değişiklik sonrası evleviyetle bu şartı haiz olmadığı dikkate alındığında, mahkumiyete ilişkin ilk düzenlemenin yapıldığı ve Resmi Gazete'de yayımlanarak alenileştiği 13/02/2018 tarihinden itibaren davacının hapis cezasına ilişkin şarttan haberdar olduğunun kabulü ile anılan şarta uyum sağlaması (iş yerinin tasfiyesi ve devri, başlayan işlerin bitirilmesi ve benzeri faaliyetler) için 31/08/2020 tarihine kadar verilen yaklaşık 2,5 yıllık sürenin yeterli ve makul olduğu anlaşıldığından, bu yönüyle de dava konusu Yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.

Yetki Belgesi Zorunluluğu ve Yılda Üç Araç Karinesi

İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyeti yalnızca yetki belgesine sahip ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri tarafından yürütülebilir ve bu belgenin başkalarına devredilmesi hukuken mümkün değildir. Bir takvim yılı içinde doğrudan veya aracılık yapılmak suretiyle gerçekleştirilen üçten fazla ikinci el motorlu kara taşıtı satışı, aksi Ticaret Bakanlığınca tespit edilmedikçe ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti kabul edilir. Bakanlık, 2023 yılı içinde yetki belgesi olmaksızın üçten fazla ikinci el taşıt satışı gerçekleştiren bireysel ve kurumsal satıcıları tespit ederek bu satışlara ilişkin savunma talep etmiştir.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2025/913, K. 2025/1696Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2025/913 E.  ,  2025/1696 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/913 Karar No : 2025/1696 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Derneği İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 24/10/2024 tarih ve E:2020/6436, K:2024/4295 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 24/10/2024 tarih ve E:2020/6436, K:2024/4295 sayılı kararıyla; 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 1, 3/1-b,d,ı,i ve 16. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 446/1-g maddesine yer verildikten sonra, İkinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden/edecek işletmelerin yetki belgesi almasına engel teşkil eden mahkumiyetlerin sayıldığı dava konusu Yönetmelik'in 6. maddesinin ilk halinde, kasten işlenen belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymiş olmak engel sebebi olarak sayılmış iken; dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiklik ile ikinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden/edecek işletmelerin alım satım sorumlularının kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmaları gerektiği kuralına yer verildiği, Anılan değişikliğe yönelik davacı Derneğin iddialarının iki başlık altında toplanmasının mümkün olduğu, buna göre davacının ilk iddiasının, kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla hapis cezasına mahkum olan, bu mahkumiyeti kesinleşen ve bilahare infaz edilerek tamamlanan bir Dernek üyesinin, dava konusu kural gereği bir daha hiçbir zaman ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapamayacağı, kuralın teşebbüs hürriyetine sınırsız (ilanihaye) bir yasak getirdiği, bu durumun Anayasa'ya aykırı olduğu ve ölçülülük ilkesini ihlal ettiği yönünde olduğu, ikinci iddiasının ise, Yönetmelik'in ilk halindeki ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapmaya engel olan, belirli ve ismen sayılan mahkumiyetlere "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış … olması" şeklinde ekleme yapılmak suretiyle aleyhe düzenleme içeren kuralın, bu faaliyeti halihazırda yürütenler bakımından kazanılmış hak ve haklı beklenti prensipleri uyarınca uygulanmamasına yönelik eksik düzenleme içerdiği yönünde olduğu, Davacının ilk iddiası incelendiğinde; Dava konusu düzenlemenin, Yönetmelik'in 6. maddesinin ilk halinde sayılan yetki belgesi almaya engel mahkumiyetlerin yetersiz kalması, buna bağlı olarak kuralın yürürlüğe konuluş amacının (ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin yapıldığı işletmelerde hizmet kalitesi ile hizmetten yararlananların memnuniyetinin arttırılması ve mağduriyetlerinin önlenmesi) tam olarak sağlanamaması nedeniyle ve kuralın anlam ve kapsamının açıklığa kavuşturulması amacıyla uygulamada doğan ihtiyaç üzerine yürürlüğe konulduğu, bu haliyle, dava konusu bendin, davalı idarenin düzenleme yapma yetkisi kapsamında bulunmakla kanuni dayanağı ve meşru amacı haiz olduğu, diğer bir ifadeyle yetki ve amaç unsurları bakımından hukuka uygun bulunduğunun değerlendirildiği, Diğer taraftan, davalı Bakanlığa tanınan söz konusu yetki kapsamında getirilen dava konusu düzenlemenin, çalışma ve sözleşme hürriyeti kapsamında yer alan ticari faaliyette bulunma (serbest teşebbüs) özgürlüğüne bir sınırlama getirdiğinin açık olduğu, bu itibarla, dava konusu düzenlemeyle ulaşılmak istenen amaçlar ile getirilen kısıtlama arasında ölçülülük prensibinin sağlanıp sağlanmadığının da irdelenmesi gerektiği, Bu çerçevede, daha önce "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezasına mahkum olmuş" tacir ile esnaf ve sanatkârların; şahsi araçlarının alım-satımını yapan, ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti hakkında yeterli malumata ve aracının (tacir ile esnaf ve sanatkârların) faaliyetlerini kontrol bakımından yeterli araç ile olanaklara sahip olmayan kişilerle doğrudan muhatap oldukları da dikkate alınarak ticaretin güvenliğini ve hizmetin niteliğini tehlikeye düşürebileceklerinin, dolayısıyla güvenilirliklerinin şüpheli olduğunun kabulü suretiyle ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti alanında faaliyetlerinin kısıtlanmasının, ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin güvenilir ortamda yapılmasını sağlama ve işlem taraflarını koruma amacına ulaşmak bakımından elverişli olduğu, ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin ülke genelindeki işlem hacmi ve denetim zorluğu da gözetildiğinde, daha hafif bir tedbirle bu amaca ulaşılması mümkün görülmediğinden gerekli olduğu, ayrıca tacir ile esnaf ve sanatkârların yalnızca ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretine yönelik faaliyetlerine sınırlama getirmesi ve yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesinin varlığı karşısında yukarıda aktarılan üstün kamu yararı amacı ile orantılı olduğu sonucuna varıldığı, Nitekim, benzer bir uyuşmazlık hakkında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 17/05/2023 tarih ve YD İtiraz No:2023/207 sayılı kararın da bu yönde olduğu, Buna göre, 6585 sayılı Kanun'un amacı doğrultusunda, ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin güvenilir bir ortamda yapılmasını sağlamak ve işlem taraflarını korumak için kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almış olan tacir ile esnaf ve sanatkârlara yetki belgesi düzenlenmemesi suretiyle ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti alanında faaliyet kısıtı getirilmesine ilişkin dava konusu Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinde hukukun genel ilkelerine ve 6585 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık görülmediği, Davacının ikinci iddiası incelendiğinde; 13/02/2018 tarihinde yayımlanan dava konusu Yönetmelik öncesinde ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal eden tacir ile esnaf ve sanatkârların, pozitif hukuk kurallarının uygulanması suretiyle kazandıkları bir statüden, diğer bir deyişle, kişisel bir hakkın varlığından (yetki belgesinden) bahsedilmesi mümkün olmadığından, Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği 13/02/2018 tarihi itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların bir statü hukuku kavramı olan kazanılmış haklarının bulunduğundan ya da yine pozitif hukuk kurallarına güvenilerek hareket edilmesi halinde doğduğu kabul edilen haklı beklentilerinin olduğundan söz etmeye olanak bulunmadığı, kaldı ki, düzenlemenin kişinin yararı (yetki belgesiz faaliyette bulunma) ile kıyaslandığında üstün bir kamu yararını amaçlaması nedeniyle haklı beklentinin korunması gerekliliğinden söz edilmesinin de mümkün olmadığı, Bununla birlikte, Yönetmelik'in ilk halinde (13/02/2018 tarihinde), belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartına yer verildiği, daha açık bir anlatımla, "Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsa dahi devletin güvenliğine … karşı suçlar ile … suçlarından hüküm giymemiş olması" ibaresinde, kasten işlenen suçlar ifadesinden sonra "veya" bağlacına ya da virgül gibi bir noktalama işaretine yer verilmemek suretiyle mahkumiyet süresi fark etmeksizin kasten işlenen herhangi bir suçtan değil yalnızca tahdiden sayılan suçlardan mahkum olmak engel hal kapsamında kabul edilmiş iken, 15/08/2020 tarihli Yönetmelik değişikliği ile bu şartın yanına "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmak" şartı eklenmekle, sektör aktörlerinin (ikinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden işletmelerin) yetki belgesi almaya ilişkin şartlarının daha da ağırlaştırıldığının görüldüğü, her ne kadar gai (amaçsal) yoruma başvurulmak suretiyle Yönetmelik'in ilk halinde yer alan "Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsa dahi devletin güvenliğine … karşı suçlar ile … suçlarından hüküm giymemiş olması" ibaresi ile yönetmelik koyucunun belirli ve sayılan suçlardan mahkumiyete ek olarak “kasten işlenmiş herhangi bir suçtan dolayı verilen bütün mahkumiyetlerin" de yetki belgesi düzenlenmesine engel olduğunu kastettiği şeklinde yorumlanabileceği ileri sürülebilir ise de; anlamı ve kapsamı müphem bulunan, tereddüt doğuran hak yoksunluklarına ilişkin hükümlerin hukuk devleti ilkesi gereği dar (lehe) yorumlanması zorunlu olduğundan, gai (amaçsal) yoruma başvurulmak suretiyle bahse konu kurala ilgililer aleyhine sonuç doğuracak şekilde kapsamının genişletilmesi suretiyle anlam yüklenmesinin mümkün olmadığınıın değerlendirildiği, nitekim, davacının da 13/02/2018 tarihli Yönetmelik metnini bu şekilde (yalnızca tahdiden sayılan suçlardan mahkumiyetin engel hal olduğu şeklinde) anladığının dava dilekçesinden görüldüğü, Ayrıca, Yönetmelik'in geçici maddesinde ve bu maddede yapılan değişliklerle, sektör aktörlerinin durumunu, belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartına uygun hale getirmesi için gereken sürenin nihai olarak 31/08/2020 tarihi olarak belirlendiği, dava konusu değişikliğin de 15/08/2020 tarihinde yapıldığı, böylelikle sektör aktörlerine, Yönetmelik'in ilk halinde (13/02/2018 tarihinde) getirilen belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartının hiç uygulanmadığı, mahkumiyete yönelik şartın ilk kez dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiklikle getirilen "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olma" şeklinde 31/08/2020 tarihi itibarıyla uygulanacağının anlaşıldığı, Buna göre, dava konusu Yönetmelik'in 13/02/2018 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzerine, Yönetmelik'in 6. maddesi uyarınca yetki belgesi alıp meri mevzuata uygun olarak ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetine başlayanlar bakımından (gerek ilk defa ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunmaya başlamak üzere yetki belgesi alanlar, gerekse Yönetmelik'in yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre faaliyette bulunup da geçici 1. madde yürürlüğe girmeden veya maddedeki uyum süresi dolmadan yetki belgesi alanlar yönünden), dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin, 13/02/2018 tarihli ilk düzenlemeye göre daha ağır hükümler içermesi ve bahse konu kişilerin yetki belgesi alarak kendileri yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş haklara sahip olması sebebiyle, dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin bu kişiler yönünden kazanılmış haklara saygı ilkesi çerçevesinde uygulanmaması gerektiği, dolayısıyla anılan kişilerin kazanılmış haklarını koruyucu düzenlemeler içermeyen dava konusu değişiklikte bu açıdan eksik düzenleme bulunduğu sonucuna varıldığı, Diğer taraftan, ilk defa ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunmak veya Yönetmelik'in yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre yürüttüğü ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine (geçici 1. madde yürürlüğe girmeden veya maddedeki uyum süresi dolmadan) devam etmek amacıyla yetki belgesi başvurusunda bulunup da başvurusu işleme alınan ancak henüz sonuçlanmamış olan gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların durumunun da ayrıca irdelenmesi gerektiği, 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (6) numaralı alt bendinin, ilk defa ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunmak amacıyla yetki belgesi başvurusunda bulunanlar yönünden yürürlüğe girdiği ve dava konusu 15/08/2020 tarihli değişikliğe kadar taraflarına uygulanacak hukuk kuralı olduğu, diğer bir ifadeyle bu kuralın kendilerine uygulanacağı yönünde haklı beklentilerinin bulunduğunun açık olduğu, 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in yayımından önce genel hükümlere göre yürüttüğü ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine devam etmek amacıyla yetki belgesi başvurusunda bulunan gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârlar yönünden ise, her ne kadar 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in geçici 1. maddesinde tanınan uyum süresi 31/08/2020 tarihi itibarıyla dolmakta ise de, bahse konu tacirler ile esnaf ve sanatkârların, geçici maddede belirlenen uyum süresi dolmadan yetki belgesi başvurusunda bulunmalarına hukuki bir engelin bulunmadığı, aksine faaliyetlerine devam edebilmek için söz konusu süre dolmadan başvurma haklarını kullanarak yetki belgesi almaya mecbur oldukları, dolayısıyla uyum sağlamak zorunda bulundukları 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (6) numaralı alt bendinin taraflarına uygulanabilecek kural niteliğinde olduğu, bu bakımdan anılan kuralın kendilerine uygulanacağı yönünde haklı beklentilerinin bulunduğunun anlaşıldığı, Buna göre, anılan kişiler yönünden dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin, 13/02/2018 tarihli ilk düzenlemeye göre daha ağır hükümler içermesi ve bahse konu kişilerin haklı beklentilerinin yok sayılmasını gerektirecek nitelikte üstün bir kamu yararı içermemesi (halihazırda mahkumiyet koşulunun bulunması ve faaliyeti yürütebileceklere ilişkin sınırlamaların olması) nedeniyle bu kişiler yönünden de haklı beklentilere saygı ilkesi çerçevesinde uygulanmaması gerektiği, anılan kişilerin haklı beklentilerini koruyucu düzenlemeler içermeyen dava konusu değişiklikte bu açıdan da eksik düzenleme bulunduğu kanaatine ulaşıldığı, başka bir anlatımla, her iki grup başvurucular yönünden de (gerek ilk defa ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunmak amacıyla yetki belgesi başvurusunda bulunanlar, gerekse 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in yayımından önce genel hükümlere göre yürüttüğü ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine devam etmek amacıyla yetki belgesi başvurusunda bulunanlar bakımından) başvuru tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine göre işlem tesis edilmesi, idarenin gecikmesinin sonucunun bu kişilere yükletilmemesi gerektiği sonucuna varıldığı, Yönetmelik'in yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edip de geçici 1. maddedeki uyum süresi dolmadan, bir başka ifadeyle, dava konusu Yönetmelik değişikliğinin yürürlüğe girdiği 15/08/2020 tarihi itibarıyla yetki belgesi başvurusunda bulunmamış olan gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların durumuna gelince; Her ne kadar 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in geçici 1. maddesinde tanınan uyum süresinin 31/08/2020 tarihi itibarıyla dolduğu, dolayısıyla dava konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği 15/08/2020 tarihinde, 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (6) numaralı alt bendinin (belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymiş olanların ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapamayacağı kuralı) bu kişilere hiç uygulanmadığı anlaşılmakta ise de; yukarıda ifade edildiği üzere, bahse konu tacirler ile esnaf ve sanatkârların geçici maddede belirlenen uyum süresi dolmadan yetki belgesi başvurusunda bulunmalarına, dolayısıyla söz konusu kuralın taraflarına uygulanmasına hukuki bir engelin bulunmadığı, kaldı ki uyum sağlamak zorunda oldukları 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (6) numaralı alt bendinin, Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle alenileştiği ve hukuki güvenlik ilkesi kapsamında 31/08/2020 tarihine kadar taraflarına uygulanmasının beklendiği, dolayısıyla haklı beklenti niteliğine büründüğü, ancak söz konusu kişilerin -henüz yetki belgesi için başvurmamış olması nedeniyle- haklı beklentilerinin uyum sürecinin tamamlandığı tarihe (31/08/2020 tarihine) kadar korunması gerektiğinden bahsedilebileceği, başka bir ifadeyle, dava konusu Yönetmelik'in yayımlandığı 15/08/2020 tarihi ile 27/12/2019 tarihli Yönetmelik değişikliğiyle geçici 1. maddede tanınan uyum sürecinin dolacağı 31/08/2020 tarihleri arasındaki dönemde bu kişilerce yapılacak başvurular yönünden dava konusu kuralın haklı beklenti prensibi çerçevesinde uygulanamayacağı, nitekim dava konusu 15/08/2020 tarihli Yönetmelik'le değişik geçici 1. maddenin 1. fıkrasında da bu haklı beklentinin korunarak, 13/02/2018 tarihli ilk Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği tarihte ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden işletmelerin, 31/08/2020 tarihine kadar durumlarını bu Yönetmelik'teki şartlara uygun hale getirerek yetki belgesi almaları gerektiğinin düzenlendiği, buna göre, dava konusu Yönetmelik kuralında bu yönden hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşıldığı, Bununla birlikte, 15/08/2020 tarihli Yönetmelik değişikliği ile yetki belgesi almaya ilişkin şartların daha da ağırlaştırıldığı dikkate alındığında, bahse konu gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların, dava konusu ibareyi de içeren hapis cezasına yönelik yeni şarta uyum sağlamaları (yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması vb.) için yeterli ve makul bir süreyi içeren herhangi bir geçiş hükmüne yer verilmediği, geçici 1. maddede yer alan 31/08/2020 tarihine kadar verilen sürenin ise uyuma yönelik işlemlerin tamamlanması için oldukça yetersiz olduğu anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelik hükmünde bu yönden de eksik düzenleme bulunması sebebiyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, dava konusu ibarenin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu ibarenin yer aldığı 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in, 27/08/2024 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in 32. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından ve dava konusu ibareye benzer ibare yeni Yönetmelik'te yer alsa da anılan maddenin iptali talebi söz konusu olmadığından, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar vermesi gerektiği, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle sağlıklı ve düzenli bir biçimde perakende ticaretin gelişmesine yönelik çalışmaların yapılması ile perakende ticaretin gelişmesine yönelik gerekli tedbirleri alma hususlarının gerçekleştirilmesini teminen 6585 sayılı Kanun'la taraflarına görev verildiği, bu çerçevede çıkarılan Yönetmelik'te öngörülen yetki belgesi verilmesine dair hususların düzenlendiği, bu kapsamda Yönetmelik değişikliği ile getirilen ve iptali talep edilen düzenlemenin hukuka aykırı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, dava konusu ibareye benzer hükümlerin meri mevzuatta yer alan düzenlemelerde mevcut olduğu, düzenleyici işlemler kural olarak kazanılmış hak yaratmayacağından kaldırılmalarının ve değiştirilmelerinin olanaklı olduğu, öte yandan, kanun koyucunun günün şartlarına uygun olacak şekilde kanuni kuralları yeniden belirleme konusunda asli ve genel bir yetkisinin bulunduğu, ayrıca 15/08/2020 tarihi öncesinde yetki belgesi alan kişilerden dava konusu ibare sonrasında yetki belgesi iptal edilen kimsenin bulunmadığı ve söz konusu düzenlemeye istinaden yetki belgelerinin iptal edilmemesi gerektiği hususunda Ticaret İl Müdürlüklerinin talimatlandırıldığı, dava konusu ibareyle, kazanılmış haklara saygı ve haklı beklenti ilkelerinin ihlalinin söz konusu olmadığı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: Üye … ve …'in; davacı Derneğin, ikinci el motorlu araç alım satım işiyle iştigal eden işletmelerin menfaatini ilgilendiren uygulamalara karşı dava açabileceği kuşkusuz ise de; uyuşmazlık konusu düzenleme bir kısım üyelerinin menfaatini olumlu etkilerken, diğer bir kısım üyelerinin menfaatini olumsuz etkilediğinden, bir başka deyişle, tüm üyeler arasında menfaat birlikteliği bulunmadığından, davacı Derneğin, dava konusu düzenlemenin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaatinin bulunmadığı yönündeki usule ilişkin oylarına karşılık, davacı Derneğin ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi. İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : Dava konusu Yönetmelik'in dayanağını teşkil eden 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun'un amacı; perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçiş işlemlerinin kolaylaştırılması, perakende ticaretin serbest piyasa ortamında etkin ve sürdürülebilir rekabet şartlarına göre yapılması, tüketicinin korunması, perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmesinin sağlanması ve perakende işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerinin düzenlenmesidir." hükmüne; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Kanun; perakende işletmelerin açılış, faaliyet ve denetimlerine ilişkin usul ve esaslar ile bu Kanunun uygulanmasında Bakanlık, yetkili idare ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının görev, yetki ve sorumluluklarını kapsar. Hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmelerden açılış ve/veya faaliyete geçiş süreci ile faaliyetleri özel kanunlarla düzenlenenler bu Kanun kapsamı dışındadır." hükmüne, "Görev ve yetkiler" başlıklı 16. maddesinde ise, "Bakanlık; a) Perakende sektörünün ve perakende işletmelerin ülke genelinde dengeli bir şekilde yayılması, büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmaya, b) Taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya, c) İstatistiki bilgileri derlemeye, düzenlemeye ve yayımlamaya, ç) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak oluşan tereddütleri gidermeye, ikincil düzenlemeler yapmaya ve her türlü idari tedbiri almaya görevli ve yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "İç Ticaret Genel Müdürlüğü" başlıklı 446. maddesinde, "(1) İç Ticaret Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır: … g) İlgili Kanun kapsamında, esnaf ve sanatkâr işletmelerinin ticari faaliyetlerini ilgilendiren hususlarda ilgili Genel Müdürlükle işbirliği içinde hareket etmek suretiyle perakende ticarete yönelik düzenlemeler yapmak, perakende ticarete ilişkin mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek, perakende sektörünün sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmak ve gerekli tedbirleri almak" kuralı yer almıştır. 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in yayınlandığı tarihteki ilk haliyle; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "ğ) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder." hükmü; "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, "1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; … ç) Gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerinin, ticaret şirketleri ile diğer tüzel kişi tacirlerin temsile yetkili kişilerinden en az birinin, şubelerde ise şube müdürünün; 1) On sekiz yaşını doldurmuş olması, 2) En az lise mezunu olması, 3) Mesleki yeterlilik belgesine sahip olması, 4) İflas etmemiş veya iflas etmiş olsa bile itibarını yeniden kazanmış olması, 5) Konkordato ilan etmemiş olması, 6) Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsalar dahi devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması gerekir." hükmü yer almıştır. Dava konusu İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik haliyle; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "i) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlusu: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerini, ticaret şirketleri ve diğer tüzel kişi tacirler ile şubelerde ise bu faaliyetleri yürüten yetkili temsilcileri" ve "l) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder." hükmüne, "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; … d) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının; 1) On sekiz yaşını doldurmuş olması, 2) En az lise mezunu olması, 3) İflas etmemiş veya iflas etmiş olsa bile 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre itibarının yerine gelmiş olması, 4) Konkordato talebinde bulunmamış olması, 5) Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış veya devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması gerekir." hükmüne; "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden işletmelerin, 31/8/2020 tarihine kadar durumlarını bu Yönetmelikteki şartlara uygun hale getirerek yetki belgesi almaları gerekir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İkinci el motorlu kara taşıtlarının ticareti, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile anılan Kanun'a dayanılarak hazırlanan 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik öncesinde kanun koyucu ve idare tarafından özel olarak düzenlenmemiş, bu dönemde genel hükümler çerçevesinde; meslek odası kaydı, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti gibi asgari koşullar dahi sağlanmadan yürütülebilen ve birçok hukuki ihtilafın yaşandığı bir faaliyet iken; ilk kez anılan Yönetmelik ile ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinde nitelikli ve güvenilir insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin yapıldığı işletmelerde hizmet kalitesi ile hizmetten yararlananların memnuniyetinin artırılması ve mağduriyetlerinin önlenmesi şeklinde tezahür eden hukuki güvenliğin ve kamu yararının sağlanması amacıyla normatif düzenlemeye kavuşturulmuştur. 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik, perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçiş işlemlerinin kolaylaştırılmasını, perakende ticaretin serbest piyasa ortamında etkin ve sürdürülebilir rekabet şartlarına göre yapılmasını, tüketicinin korunmasını, perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmesinin sağlanmasını ve perakende işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerini düzenlemekle birlikte, Yönetmelik'in yukarıda aktarılan düzenlemelerinden, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmelerinin yetki belgesi alması gerektiği, Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği ilk halinde yetki belgesinin verilebilmesi için gerekli olan şartlardan biri, motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının; kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsalar dahi devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması şartı iken, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile "kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsalar dahi" ibaresi yerine "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmak veya" ibaresi eklenerek aranılan şart yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi bakımından yetki belgesi alınabilmesi için dava konusu Yönetmelik değişikliği ile kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmak şartı öngörülmüş olup, anılan değişikliğin, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemek ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmak konusunda davalı idareye verilen düzenleme yapma yetkisi kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Öte yandan, anılan değişikliğin ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin nitelikli ve güvenli bir ortamda yapılması, bu işletmelerde hizmet kalitesi ile tüketici memnuniyetinin artırılması ve bu sayede kamu yararının gözetilmesi amacıyla yapıldığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinin, "güvenilir bir ortamda yapılmasını gerektirir" niteliği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu Yönetmelik değişikliğinden önce çalışma hakkı elde eden ve kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası bulunan kişilerin de Yönetmelik değişikliği ile getirilen şartı sağlamaları gerekmekte olup, bunlar yönünden bir geçiş hükmü öngörülmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, mahkumiyetlerinin sonucu olarak kişilerin ömür boyu hak mahrumiyetine uğramalarının önlenmesi amacıyla getirilen 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesi yeniden düzenlenmiş olup, bunun için; Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekmektedir. Buna göre, davalı idareye verilen yetki kapsamında yapılan dava konusu Yönetmelik değişikliği ile kasten işlenen suçlardan dolayı toplam beş yıldan fazla hapis cezasına mahkumiyete bağlı olarak ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinden yasaklamaya yönelik hak yoksunluğunun giderilebilmesi için, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca kişilerce yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilecektir. Bu itibarla, dava konusu Yönetmelik kuralının iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu düzenlemenin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 24/10/2024 tarih ve E:2020/6436, K:2024/4295 sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 17/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Anayasa'nın 13. maddesinde; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." kuralına; 48. maddesinde, "Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır." kuralına; 124. maddesinde, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler…" kuralına yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmelik'in dayanağını teşkil eden 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) Bakanlık; a) Perakende sektörünün ve perakende işletmelerin ülke genelinde dengeli bir şekilde yayılması, büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmaya, b) Taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya, c) İstatistiki bilgileri derlemeye, düzenlemeye ve yayımlamaya, ç) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak oluşan tereddütleri gidermeye, ikincil düzenlemeler yapmaya ve her türlü idari tedbiri almaya, görevli ve yetkilidir." hükmü bulunmaktadır. Öte yandan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Belli haklardan yoksun bırakılma" başlıklı 53. maddesinde; kişinin, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; "a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, b) Seçme ve seçilme ehliyetinden, c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan, d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan, e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,…" yoksun bırakılacağı ve hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Dava konusu İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "i) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlusu: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerini, ticaret şirketleri ve diğer tüzel kişi tacirler ile şubelerde ise bu faaliyetleri yürüten yetkili temsilcileri" ve "l) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder" düzenlemeleri yanında; "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; a) Meslek odasına kayıtlı olunması, b) Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olunması, c) İş yeri açma ve çalışma ruhsatının bulunması, ç) Meslek odası ve vergi kayıtları ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatındaki iştigal konuları arasında ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinin bulunması, d) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının; 1) On sekiz yaşını doldurmuş olması, 2) En az lise mezunu olması, 3) İflas etmemiş veya iflas etmiş olsa bile 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre itibarının yerine gelmiş olması, 4) Konkordato talebinde bulunmamış olması, 5) Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış veya devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması, e) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularından en az birinin Seviye 5 mesleki yeterlilik belgesine sahip olması gerekir." düzenlemesine yer verilmiştir. Normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında; hukukumuzda suç ve cezalara ilişkin temel kanun olan 5237 sayılı Kanun'da bir suçtan mahkumiyet halinde yoksun kalınacak hakların neler olduğunun açıkça belirtildiği, ancak dava konusu Yönetmelik düzenlemesi ile kanun koyucunun iradesi aşılarak, idare tarafından, ikinci el motorlu araç alım satım işiyle iştigal edecek olan işletmelere yetki belgesi verilebilmesi için, bu işletmelerin motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olması koşulunun getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, 5237 sayılı Kanun'da yer almayan bir haktan mahrumiyetin yönetmelik ile öngörülmesine ilişkin dava konusu Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır. Kaldı ki, ceza hukukumuzda bir cezanın infazından sonra, bu mahkumiyetin belli sürelerde adli sicil kaydından ve sonrasında arşiv kaydından silinmesine ilişkin düzenlemeler var iken, dava konusu Yönetmelik ile ikinci el motorlu araç alım satım işiyle iştigal edecek olan işletmelerin ve işletmede faaliyette bulunmak isteyen motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının çalışma hakkından ilanihaye yoksun bırakılmasının hakkaniyete uygun olmadığı da açıktır. Öte yandan, dava konusu Yönetmelik'in dayanağı olan 6585 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya Bakanlığın görevli ve yetkili olduğu kuralına yer verilmiş ise de, Yönetmelik'in dava konusu edilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin 5 numaralı alt bendinde yer alan kuralın, ikinci el motorlu kara taşıtı alım satım ticaretinden yasaklamaya ilişkin olduğu ve çalışma hakkına ilişkin Kanun'da olmayan bir kısıtlama getirdiği anlaşıldığından, Kanun'la verilen yetkiyi aşacak şekilde tesis edilen Yönetmelik'in anılan bendinin bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Daire kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Yetki Belgesi Verilmesinde Aranan Şartlar

İşletmelere yetki belgesi verilebilmesi için motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının belirli yasal koşulları taşıması gerekir. Bu kapsamda sorumluların on sekiz yaşını doldurmuş olması, en az lise mezunu bulunması, iflas etmemiş veya iflas etmiş olsa bile İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre itibarının yerine gelmiş bulunması ve konkordato talebinde bulunmamış olması aranır. Ayrıca alım satım sorumlusunun kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olması ya da rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma, vergi kaçakçılığı ve anayasal düzene karşı suçlar başta olmak üzere yönetmelikte sayılan katalog suçlardan mahkûm olmaması veya sanat ve ticaret icrasından hükmen yasaklanmamış olması şarttır. 27 Ağustos 2024 tarihli Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinde de kasten işlenen suçlardan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olma kuralı korunmuştur.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2025/1864, K. 2025/1917Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2025/1864 E.  ,  2025/1917 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/1864 Karar No : 2025/1917 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 24/12/2024 tarih ve E:2020/6893, K:2024/6788 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 24/12/2024 tarih ve E:2020/6893, K:2024/6788 sayılı kararıyla; Davalı idarenin süre aşımı itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 1, 3/1-b,d,ı,i ve 16. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 446/1-g maddesine yer verildikten sonra, İkinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden/edecek işletmelerin yetki belgesi almasına engel teşkil eden mahkumiyetlerin sayıldığı dava konusu Yönetmelik'in 6. maddesinin ilk halinde, kasten işlenen belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymiş olmak engel sebebi olarak sayılmış iken; dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiklik ile ikinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden/edecek işletmelerin alım satım sorumlularının kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmaları gerektiği kuralına yer verildiği, Anılan değişikliğe yönelik davacının iddialarının iki başlık altında toplanmasının mümkün olduğu, buna göre davacının ilk iddiasının, kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla hapis cezasına mahkum olduğu, bu mahkumiyetinin kesinleştiği ve bilahare infaz edilerek tamamlandığı, ancak dava konusu kural gereği bir daha hiçbir zaman ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapamayacağı, kuralın teşebbüs hürriyetine sınırsız (ilanihaye) bir yasak getirdiği, bu durumun Anayasaya ve ölçülülük ilkesini ihlal ettiği yönünde olduğu, ikinci iddiasının ise, Yönetmelik'in ilk halindeki ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapmaya engel olan, belirli ve ismen sayılan mahkumiyetlere "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış … olması" şeklinde ekleme yapılmak suretiyle aleyhe düzenleme içeren kuralın, bu faaliyeti halihazırda yürütenler bakımından kazanılmış hak ve haklı beklenti prensipleri uyarınca uygulanmamasına yönelik eksik düzenleme içerdiği yönünde olduğu, Davacının ilk iddiası incelendiğinde; Dava konusu düzenlemenin, Yönetmelik'in 6. maddesinin ilk halinde sayılan yetki belgesi almaya engel mahkumiyetlerin yetersiz kalması, buna bağlı olarak kuralın yürürlüğe konuluş amacının (ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin yapıldığı işletmelerde hizmet kalitesi ile hizmetten yararlananların memnuniyetinin arttırılması ve mağduriyetlerinin önlenmesi) tam olarak sağlanamaması nedeniyle ve kuralın anlam ve kapsamının açıklığa kavuşturulması amacıyla uygulamada doğan ihtiyaç üzerine yürürlüğe konulduğu, bu haliyle, dava konusu bendin, davalı idarenin düzenleme yapma yetkisi kapsamında bulunmakla kanuni dayanağı ve meşru amacı haiz olduğu, diğer bir ifadeyle yetki ve amaç unsurları bakımından hukuka uygun bulunduğunun değerlendirildiği, Diğer taraftan, davalı Bakanlığa tanınan söz konusu yetki kapsamında getirilen dava konusu düzenlemenin, çalışma ve sözleşme hürriyeti kapsamında yer alan ticari faaliyette bulunma (serbest teşebbüs) özgürlüğüne bir sınırlama getirdiğinin açık olduğu, bu itibarla, dava konusu düzenlemeyle ulaşılmak istenen amaçlar ile getirilen kısıtlama arasında ölçülülük prensibinin sağlanıp sağlanmadığının da irdelenmesi gerektiği, Bu çerçevede, daha önce "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezasına mahkum olmuş" tacirlerin; şahsi araçlarının alım-satımını yapan, ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti hakkında yeterli malumata ve tacirlerin faaliyetlerini kontrol bakımından yeterli araç ile olanaklara sahip olmayan kişilerle doğrudan muhatap oldukları da dikkate alınarak, ticaretin güvenliğini ve hizmetin niteliğini tehlikeye düşürebileceklerinin, dolayısıyla güvenilirliklerinin şüpheli olduğunun kabulü suretiyle ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti alanında faaliyetlerinin kısıtlanmasının, ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin güvenilir ortamda yapılmasını sağlama ve işlem taraflarını koruma amacına ulaşmak bakımından elverişli olduğu, ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin ülke genelindeki işlem hacmi ve denetim zorluğu da gözetildiğinde, daha hafif bir tedbirle bu amaca ulaşılması mümkün görülmediğinden gerekli olduğu, ayrıca tacirlerin yalnızca ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretine yönelik faaliyetlerine sınırlama getirmesi ve yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesinin varlığı karşısında yukarıda aktarılan üstün kamu yararı amacı ile orantılı olduğu sonucuna varıldığı, Nitekim, benzer bir uyuşmazlık hakkında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 17/05/2023 tarih ve YD İtiraz No:2023/207 sayılı kararın da bu yönde olduğu, Buna göre, 6585 sayılı Kanun'un amacı doğrultusunda, ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin güvenilir bir ortamda yapılmasını sağlamak ve işlem taraflarını korumak için kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almış olan tacirlere yetki belgesi düzenlenmemesi suretiyle ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti alanında faaliyet kısıtı getirilmesine ilişkin dava konusu Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinde hukukun genel ilkelerine ve 6585 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık görülmediği, Davacının ikinci iddiası incelendiğinde; 13/02/2018 tarihinde yayımlanan dava konusu Yönetmelik öncesinde ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal eden tacirlerin ve bu arada davacının, pozitif hukuk kurallarının uygulanması suretiyle kazandıkları bir statüden, diğer bir deyişle, kişisel bir hakkın varlığından (yetki belgesinden) bahsedilmesi mümkün olmadığından, Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği 13/02/2018 tarihi itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden davacının bir statü hukuku kavramı olan kazanılmış hakkının bulunduğundan ya da yine pozitif hukuk kurallarına güvenilerek hareket edilmesi halinde doğduğu kabul edilen haklı beklentisinin olduğundan söz etmeye olanak bulunmadığı, kaldı ki, düzenlemenin davacının yararı (yetki belgesiz faaliyette bulunma) ile kıyaslandığında üstün bir kamu yararını amaçlaması nedeniyle haklı beklentinin korunması gerekliliğinden söz edilmesinin de mümkün olmadığı, Bununla birlikte, Yönetmelik'in ilk halinde (13/02/2018 tarihinde), belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartına yer verildiği, daha açık bir anlatımla, "Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsa dahi devletin güvenliğine … karşı suçlar ile … suçlarından hüküm giymemiş olması" ibaresinde, kasten işlenen suçlar ifadesinden sonra "veya" bağlacına ya da virgül gibi bir noktalama işaretine yer verilmemek suretiyle mahkumiyet süresi fark etmeksizin kasten işlenen herhangi bir suçtan değil yalnızca tahdiden sayılan suçlardan mahkum olmak engel hal kapsamında kabul edilmiş iken, 15/08/2020 tarihli Yönetmelik değişikliği ile bu şartın yanına "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmak" şartı eklenmekle, sektör aktörlerinin (ikinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden işletmelerin) ve bu arada davacının yetki belgesi almaya ilişkin şartlarının daha da ağırlaştırıldığının görüldüğü, her ne kadar gai (amaçsal) yoruma başvurulmak suretiyle Yönetmelik'in ilk halinde yer alan "Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsa dahi devletin güvenliğine … karşı suçlar ile … suçlarından hüküm giymemiş olması" ibaresi ile yönetmelik koyucunun belirli ve sayılan suçlardan mahkumiyete ek olarak “kasten işlenmiş herhangi bir suçtan dolayı verilen bütün mahkumiyetlerin" de yetki belgesi düzenlenmesine engel olduğunu kastettiği şeklinde yorumlanabileceği ileri sürülebilir ise de; anlamı ve kapsamı müphem bulunan, tereddüt doğuran hak yoksunluklarına ilişkin hükümlerin hukuk devleti ilkesi gereği dar (lehe) yorumlanması zorunlu olduğundan, gai (amaçsal) yoruma başvurulmak suretiyle bahse konu kurala ilgililer aleyhine sonuç doğuracak şekilde kapsamının genişletilmesi suretiyle anlam yüklenmesinin mümkün olmadığının değerlendirildiği, nitekim, davacının da 13/02/2018 tarihli Yönetmelik metnini bu şekilde (yalnızca tahdiden sayılan suçlardan mahkumiyetin engel hal olduğu şeklinde) anladığının dava dilekçesinden görüldüğü, Ayrıca, Yönetmelik'in geçici maddesinde ve bu maddede yapılan değişliklerle, sektör aktörlerinin ve bu arada davacının durumunu, belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartına uygun hale getirmesi için gereken sürenin nihai olarak 31/08/2020 tarihi olarak belirlendiği, dava konusu değişikliğin de 15/08/2020 tarihinde yapıldığı, böylelikle sektör aktörlerine ve bu arada davacıya, Yönetmelik'in ilk halinde (13/02/2018 tarihinde) getirilen belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartının hiç uygulanmadığı, mahkumiyete yönelik şartın ilk kez dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiklikle getirilen "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olma" şeklinde 31/08/2020 tarihi itibarıyla uygulanacağının anlaşıldığı, Nitekim, aynı Yönetmelik hükmünün iptali istemiyle … tarafından açılan davada, Dairelerinin 24/10/2024 tarih ve E:2020/6436, K:2024/4295 sayılı kararıyla yukarıdaki gerekçelere yer verilerek dava konusu Yönetmelik kuralıyla mahkumiyet koşulunun daha da ağırlaştırıldığı ve sektör aktörlerine mahkumiyet şartı olarak uygulanacak ilk kuralın dava konusu Yönetmelik düzenlemesi olduğu kabul edildikten sonra, özetle; "1- Dava konusu Yönetmelik'in 13/02/2018 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzerine, Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (6) numaralı alt bendi ile Geçici 1. maddesinin 1. fıkrası (ilk düzenleme) uyarınca, yetki belgesi alıp meri mevzuata uygun olarak ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetine başlayanlar bakımından, dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin, 13/02/2018 tarihli ilk düzenlemeye göre daha ağır hükümler içermesi nedeniyle, dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin bu kişilerin kazanılmış haklarını ihlal ettiği, dolayısıyla anılan kişilerin kazanılmış haklarını koruyucu düzenleme içermeyen dava konusu değişiklikte bu yönden eksik düzenleme bulunduğu, 2- İlk defa ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunmak veya Yönetmelik'in yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre yürüttüğü ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine (Geçici 1. madde yürürlüğe girmeden veya maddedeki uyum süresi dolmadan) devam etmek amacıyla 13/02/2018 tarihli ilk düzenleme uyarınca yetki belgesi başvurusunda bulunup da başvurusu işleme alınan ancak henüz sonuçlanmamış olanlar açısından, 13/02/2018 tarihli ilk düzenlemenin kendilerine uygulanacağı yönünde haklı beklentilerinin bulunduğu, ancak daha ağır hükümler içeren dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin, bahse konu kişilerin haklı beklentilerini ihlal ettiği ve dolayısıyla anılan kişilerin haklı beklentilerini koruyucu düzenleme içermeyen dava konusu değişiklikte bu yönden eksik düzenleme bulunduğu, 3- 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretini yürütenlerden, bu Yönetmelik'in Geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yetki belgesi başvurusunda bulunmamış olanların ise, anılan maddede 27/12/2019 tarihli Yönetmelik değişikliğiyle uzatılan uyum sürecinin son günü olan 31/08/2020 tarihine kadar haklı beklentilerinin (13/02/2018 tarihli ilk düzenlemenin taraflarına uygulanacağı beklentisinin) bulunduğu ve bu beklentilerinin de dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle korunduğu, ancak dava konusu değişiklikle mahkumiyet koşulunun daha da ağırlaştırıldığı dikkate alındığında, sektör aktörlerine yeni şarta uyum sağlamaları (yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması vb.) için yeterli ve makul bir süreyi içeren herhangi bir geçiş hükmüne yer verilmediği, geçici 1. maddede yer alan 31/08/2020 tarihine kadar verilen sürenin de uyuma yönelik işlemlerin tamamlanması için oldukça yetersiz olduğu," gerekçeleriyle dava konusu Yönetmelik hükmünün iptaline karar verildiği, Dava konusu uyuşmazlık bu çerçevede incelendiğinde; Dairelerinin 28/09/2021 tarihli ara kararına cevaben davacı tarafından dosyaya sunulan ve Dairelerinin kayıtlarına 16/12/2021 tarihinde giren dilekçeden, davacının 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (6) numaralı alt bendi ile geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yetki belgesi almak için başvuruda bulunmadığı ve yetki belgesinin olmadığı, ancak … Otomotiv İnşaat Temizlik Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ne ortak olmak suretiyle ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretini kesintisiz bir şekilde sürdürdüğünün anlaşıldığı, Ayrıca, davacı hakkındaki mahkumiyet kararına konu suçun, 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (6) numaralı alt bendinde tahdiden sayılan suçlardan olmadığı, dolayısıyla dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiliklik öncesinde, davacının ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine ilişkin yetki belgesi almasına, mahkumiyet şartı açısından engel bulunmadığının anlaşıldığı, Buna göre, davacının, 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca adına yetki belgesi düzenlenmemiş olması nedeniyle kazanılmış hakkı bulunduğundan, ayrıca anılan Yönetmelik'in yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre yürüttüğü ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine devam etmek amacıyla yetki belgesi başvurusu yapmaması nedeniyle de başvurusunun sonuçlandırılmasına kadar haklı beklentisinin korunması gerektiğinden söz edilemeyeceği, Bununla birlikte, dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretini yürütenler için (27/12/2019 tarihli Yönetmelik ile değişik) Geçici 1. maddede tanınan uyum süresinin son günü olan 31/08/2020 tarihine kadar yalnızca 16 günlük bir sürenin bulunduğu ve 15/08/2020 tarihli Yönetmelik değişikliği ile yetki belgesi almaya ilişkin şartların daha da ağırlaştırıldığı dikkate alındığında; davacının, dava konusu yeni şarta uyum sağlaması (yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması vb.) için yeterli ve makul bir süreyi içeren herhangi bir geçiş hükmüne yer verilmediği, Geçici 1. maddede yer alan 31/08/2020 tarihine kadar verilen sürenin ise uyuma yönelik işlemlerin tamamlanması için oldukça yetersiz olduğu anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelik hükmünde, bu yönden eksik düzenleme sebebiyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, dava konusu ibarenin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle sağlıklı ve düzenli bir biçimde perakende ticaretin gelişmesine yönelik çalışmaların yapılması ile perakende ticaretin gelişmesine yönelik gerekli tedbirleri alma hususlarının gerçekleştirilmesini teminen 6585 sayılı Kanun'la taraflarına görev verildiği, bu çerçevede çıkarılan Yönetmelik'te öngörülen yetki belgesi verilmesine dair hususların düzenlendiği, bu kapsamda Yönetmelik değişikliği ile getirilen ve iptali talep edilen düzenlemenin hukuka aykırı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, değişiklikle; ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturulması, sektörde faaliyet gösteren aktörlere güvenin sağlanması ve vatandaş mağduriyetlerinin önlenmesi, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinin nitelikli bir ortamda yapılması ve ticareti yapan işletmelerde hizmet kalitesi ile tüketici memnuniyetinin artırılması, bu sayede saygınlık ve kamu yararının gözetilmesinin amaçlandığı, dava konusu ibareye benzer hükümlerin meri mevzuatta yer alan düzenlemelerde mevcut olduğu, düzenleyici işlemler kural olarak kazanılmış hak yaratmayacağından kaldırılmalarının ve değiştirilmelerinin olanaklı olduğu, öte yandan, kanun koyucunun günün şartlarına uygun olacak şekilde kanuni kuralları yeniden belirleme konusunda asli ve genel bir yetkisinin bulunduğu, ayrıca 15/08/2020 tarihi öncesinde yetki belgesi alan kişilerden dava konusu ibare sonrasında yetki belgesi iptal edilen kimsenin bulunmadığı ve söz konusu düzenlemeye istinaden yetki belgelerinin iptal edilmemesi gerektiği hususunda Ticaret İl Müdürlüklerinin talimatlandırıldığı, dava konusu ibareyle, kazanılmış haklara saygı ve haklı beklenti ilkelerinin ihlalinin söz konusu olmadığı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : Dava konusu Yönetmelik'in dayanağını teşkil eden 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun'un amacı; perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçiş işlemlerinin kolaylaştırılması, perakende ticaretin serbest piyasa ortamında etkin ve sürdürülebilir rekabet şartlarına göre yapılması, tüketicinin korunması, perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmesinin sağlanması ve perakende işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerinin düzenlenmesidir." hükmüne; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Kanun; perakende işletmelerin açılış, faaliyet ve denetimlerine ilişkin usul ve esaslar ile bu Kanunun uygulanmasında Bakanlık, yetkili idare ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının görev, yetki ve sorumluluklarını kapsar. Hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmelerden açılış ve/veya faaliyete geçiş süreci ile faaliyetleri özel kanunlarla düzenlenenler bu Kanun kapsamı dışındadır." hükmüne, "Görev ve yetkiler" başlıklı 16. maddesinde ise, "Bakanlık; a) Perakende sektörünün ve perakende işletmelerin ülke genelinde dengeli bir şekilde yayılması, büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmaya, b) Taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya, c) İstatistiki bilgileri derlemeye, düzenlemeye ve yayımlamaya, ç) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak oluşan tereddütleri gidermeye, ikincil düzenlemeler yapmaya ve her türlü idari tedbiri almaya görevli ve yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "İç Ticaret Genel Müdürlüğü" başlıklı 446. maddesinde, "(1) İç Ticaret Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır: … g) İlgili Kanun kapsamında, esnaf ve sanatkâr işletmelerinin ticari faaliyetlerini ilgilendiren hususlarda ilgili Genel Müdürlükle işbirliği içinde hareket etmek suretiyle perakende ticarete yönelik düzenlemeler yapmak, perakende ticarete ilişkin mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek, perakende sektörünün sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmak ve gerekli tedbirleri almak" kuralı yer almıştır. 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in yayınlandığı tarihteki ilk haliyle; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "ğ) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder." hükmü; "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, "1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; … ç) Gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerinin, ticaret şirketleri ile diğer tüzel kişi tacirlerin temsile yetkili kişilerinden en az birinin, şubelerde ise şube müdürünün; 1) On sekiz yaşını doldurmuş olması, 2) En az lise mezunu olması, 3) Mesleki yeterlilik belgesine sahip olması, 4) İflas etmemiş veya iflas etmiş olsa bile itibarını yeniden kazanmış olması, 5) Konkordato ilan etmemiş olması, 6) Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsalar dahi devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması gerekir." hükmü yer almıştır. Dava konusu İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik haliyle; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "i) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlusu: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerini, ticaret şirketleri ve diğer tüzel kişi tacirler ile şubelerde ise bu faaliyetleri yürüten yetkili temsilcileri" ve "l) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder." hükmüne, "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; … d) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının; 1) On sekiz yaşını doldurmuş olması, 2) En az lise mezunu olması, 3) İflas etmemiş veya iflas etmiş olsa bile 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre itibarının yerine gelmiş olması, 4) Konkordato talebinde bulunmamış olması, 5) Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış veya devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması gerekir." hükmüne; "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden işletmelerin, 31/8/2020 tarihine kadar durumlarını bu Yönetmelikteki şartlara uygun hale getirerek yetki belgesi almaları gerekir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İkinci el motorlu kara taşıtlarının ticareti, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile anılan Kanun'a dayanılarak hazırlanan 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik öncesinde kanun koyucu ve idare tarafından özel olarak düzenlenmemiş, bu dönemde genel hükümler çerçevesinde; meslek odası kaydı, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti gibi asgari koşullar dahi sağlanmadan yürütülebilen ve birçok hukuki ihtilafın yaşandığı bir faaliyet iken; ilk kez anılan Yönetmelik ile ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinde nitelikli ve güvenilir insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin yapıldığı işletmelerde hizmet kalitesi ile hizmetten yararlananların memnuniyetinin artırılması ve mağduriyetlerinin önlenmesi şeklinde tezahür eden hukuki güvenliğin ve kamu yararının sağlanması amacıyla normatif düzenlemeye kavuşturulmuştur. 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik, perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçiş işlemlerinin kolaylaştırılmasını, perakende ticaretin serbest piyasa ortamında etkin ve sürdürülebilir rekabet şartlarına göre yapılmasını, tüketicinin korunmasını, perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmesinin sağlanmasını ve perakende işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerini düzenlemekle birlikte, Yönetmelik'in yukarıda aktarılan düzenlemelerinden, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmelerinin yetki belgesi alması gerektiği, Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği ilk halinde yetki belgesinin verilebilmesi için gerekli olan şartlardan biri, motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının; kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsalar dahi devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması şartı iken, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile "kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsalar dahi" ibaresi yerine "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmak veya" ibaresi eklenerek aranılan şart yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi bakımından yetki belgesi alınabilmesi için dava konusu Yönetmelik değişikliği ile kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmak şartı öngörülmüş olup, anılan değişikliğin, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemek ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmak konusunda davalı idareye verilen düzenleme yapma yetkisi kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Öte yandan, anılan değişikliğin ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin nitelikli ve güvenli bir ortamda yapılması, bu işletmelerde hizmet kalitesi ile tüketici memnuniyetinin artırılması ve bu sayede kamu yararının gözetilmesi amacıyla yapıldığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinin, "güvenilir bir ortamda yapılmasını gerektirir" niteliği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu Yönetmelik değişikliğinden önce çalışma hakkı elde eden ve kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası bulunan kişilerin ve bu kapsamda davacının da Yönetmelik değişikliği ile getirilen şartı sağlamaları gerekmekte olup, bunlar yönünden bir geçiş hükmü öngörülmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, mahkumiyetlerinin sonucu olarak kişilerin ömür boyu hak mahrumiyetine uğramalarının önlenmesi amacıyla getirilen 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesi yeniden düzenlenmiş olup, bunun için; Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekmektedir. Buna göre, davalı idareye verilen yetki kapsamında yapılan dava konusu Yönetmelik değişikliği ile kasten işlenen suçlardan dolayı toplam beş yıldan fazla hapis cezasına mahkumiyete bağlı olarak ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinden yasaklamaya yönelik hak yoksunluğunun giderilebilmesi için, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca davacı tarafından yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilecektir. Bu itibarla, dava konusu Yönetmelik kuralının iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu düzenlemenin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 24/12/2024 tarih ve E:2020/6893, K:2024/6788 sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 13/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Anayasa'nın 13. maddesinde; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." kuralına; 48. maddesinde, "Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır." kuralına; 124. maddesinde, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler…" kuralına yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmelik'in dayanağını teşkil eden 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) Bakanlık; a) Perakende sektörünün ve perakende işletmelerin ülke genelinde dengeli bir şekilde yayılması, büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmaya, b) Taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya, c) İstatistiki bilgileri derlemeye, düzenlemeye ve yayımlamaya, ç) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak oluşan tereddütleri gidermeye, ikincil düzenlemeler yapmaya ve her türlü idari tedbiri almaya, görevli ve yetkilidir." hükmü bulunmaktadır. Öte yandan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Belli haklardan yoksun bırakılma" başlıklı 53. maddesinde; kişinin, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; "a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, b) Seçme ve seçilme ehliyetinden, c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan, d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan, e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,…" yoksun bırakılacağı ve hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Dava konusu İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "i) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlusu: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerini, ticaret şirketleri ve diğer tüzel kişi tacirler ile şubelerde ise bu faaliyetleri yürüten yetkili temsilcileri" ve "l) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder" düzenlemeleri yanında; "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; a) Meslek odasına kayıtlı olunması, b) Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olunması, c) İş yeri açma ve çalışma ruhsatının bulunması, ç) Meslek odası ve vergi kayıtları ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatındaki iştigal konuları arasında ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinin bulunması, d) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının; 1) On sekiz yaşını doldurmuş olması, 2) En az lise mezunu olması, 3) İflas etmemiş veya iflas etmiş olsa bile 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre itibarının yerine gelmiş olması, 4) Konkordato talebinde bulunmamış olması, 5) Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış veya devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması, e) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularından en az birinin Seviye 5 mesleki yeterlilik belgesine sahip olması gerekir." düzenlemesine yer verilmiştir. Normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında; hukukumuzda suç ve cezalara ilişkin temel kanun olan 5237 sayılı Kanun'da bir suçtan mahkumiyet halinde yoksun kalınacak hakların neler olduğunun açıkça belirtildiği, ancak dava konusu Yönetmelik düzenlemesi ile kanun koyucunun iradesi aşılarak, idare tarafından, ikinci el motorlu araç alım satım işiyle iştigal edecek olan işletmelere yetki belgesi verilebilmesi için, bu işletmelerin motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olması koşulunun getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, 5237 sayılı Kanun'da yer almayan bir haktan mahrumiyetin yönetmelik ile öngörülmesine ilişkin dava konusu Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır. Kaldı ki, ceza hukukumuzda bir cezanın infazından sonra, bu mahkumiyetin belli sürelerde adli sicil kaydından ve sonrasında arşiv kaydından silinmesine ilişkin düzenlemeler var iken, dava konusu Yönetmelik ile ikinci el motorlu araç alım satım işiyle iştigal edecek olan işletmelerin ve işletmede faaliyette bulunmak isteyen motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının çalışma hakkından ilanihaye yoksun bırakılmasının hakkaniyete uygun olmadığı da açıktır. Öte yandan, dava konusu Yönetmelik'in dayanağı olan 6585 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya Bakanlığın görevli ve yetkili olduğu kuralına yer verilmiş ise de, Yönetmelik'in dava konusu edilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin 5 numaralı alt bendinde yer alan kuralın, ikinci el motorlu kara taşıtı alım satım ticaretinden yasaklamaya ilişkin olduğu ve çalışma hakkına ilişkin Kanun'da olmayan bir kısıtlama getirdiği anlaşıldığından, Kanun'la verilen yetkiyi aşacak şekilde tesis edilen Yönetmelik'in anılan bendinin bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Daire kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Beş Yıl Hapis Şartı, Yargı Kararları ve Memnu Hakların İadesi

Yetki belgesi için getirilen kasten işlenen suçtan ötürü beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası bulunmama koşulu idari yargı kararlarında farklı yönleriyle değerlendirilmiştir. Danıştay 10. Dairesi, 2020/6893 Esas ve 2024/6788 Karar sayılı ilamında, 15 Ağustos 2020 tarihli düzenlemeyle ihdas edilen bu kural yönünden faaliyette bulunanlara yeterli ve makul bir intibak süresi tanınmamasını eksik düzenleme sayarak anılan ibarenin iptaline karar vermiştir. Buna karşılık temyiz incelemesi yapan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 2025/1864 Esas ve 2025/1917 Karar sayılı kararında iptal hükmünü bozmuş; 2025/913 Esas ve 2025/1696 Karar sayılı kararında da benzer şekilde ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinin güvenilir ortamda yapılmasını gerektiren kamu yararı ve tüketici güvenliği niteliği uyarınca, önceden faaliyette bulunanlar bakımından ayrı bir geçiş hükmü aranmamasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varmıştır.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarına göre, beş yıldan fazla hapis cezasına bağlı bu kısıtlama süresiz bir hak mahrumiyeti oluşturmaz. İlgililer, Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurabilir. Bu kapsamda mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık sürenin geçmesi, kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede kanaat oluşması gerekir.

İdari düzenleyici işlemlere karşı açılacak iptal davalarında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi gereğince dava açma süresi kural olarak Danıştayda altmış gündür ve bu süre ilanı gereken işlemlerde ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Danıştay 10. Dairesinin 2020/6893 Esas ve 2024/6788 Karar sayılı kararında da kararın tebliğ tarihini izleyen otuz gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolunun açık olduğu belirtilmiştir.

Ekspertiz Zorunluluğu ve Taşıt Satışındaki Özel Tedbirler

Alım satım işlemlerinde yaşanabilecek hak kayıplarının önüne geçebilmek adına 2020 senesinde ekspertiz raporu alma zorunluluğu getirilmiştir. Bunun yanı sıra Yönetmelik'in geçici 2. maddesiyle, taşıt ticaretiyle uğraşanların otomobil ile arazi taşıtlarını ilk tescil anından itibaren altı ay ve altı bin kilometre dolmadan doğrudan yahut dolaylı biçimde pazarlamaları veya satmaları 1 Temmuz 2023 tarihinden önceki dönem için yasaklanmıştır.

İlk tescil motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunan işletmelerin taşıt satışından kaçınması, üretici veya distribütör tarafından tavsiye edilen satış fiyatının üzerinde fiyat talep etmesi, tüketiciyi aksesuar almaya veya takas yapmaya zorlaması ya da takas fiyatını piyasa fiyatının önemli ölçüde altında belirlemesi gibi ilk tescil motorlu kara taşıtına ulaşılmasını zorlaştırıcı faaliyette bulunması hâlinde yetki belgesi iptal edilir.

Fahiş Fiyat, Stokçuluk ve Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu

6585 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi uyarınca üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından bir mal veya hizmetin satış fiyatında fahiş artış yapılamaz. Anılan işletmelerce piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunulması da yasaktır. Üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik gerektiğinde denetim ve incelemelerde bulunarak idari para cezası uygulamak ve her türlü tedbiri almak amacıyla Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu oluşturulur.

6585 sayılı PERAKENDE TİCARETİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN m. Ek 1Kaynağı aç
EK MADDE 1 – (Ek:16/4/2020-7244/14 md.) (1) Üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından bir mal veya hizmetin satış fiyatında fahiş artış yapılamaz. (2) Üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunulamaz. (3) Üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik (…)[17] gerektiğinde denetim ve incelemelerde bulunarak idari para cezası uygulamak ve her türlü tedbiri almak amacıyla Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu oluşturulur. Başkanlığı, İç Ticaret Genel Müdürü tarafından yürütülen Kurul; a) Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü, b) Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürü, c) Adalet Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından görevlendirilen birer Genel Müdür, ç) İlgili İç Ticaret Genel Müdür Yardımcısı, d) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu tarafından görevlendirilen birer üye, e) Üretici ve tüketici örgütleri ile perakende sektörünü temsilen birer üye, olmak üzere on üç üyeden oluşur. (4) Kurul ihtiyaç halinde Başkanın çağrısı üzerine; Başkan dâhil en az yedi üye ile toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar alır. Oyların eşit olması halinde Başkanın oy kullandığı tarafın çoğunluğu sağladığı kabul edilir. Kurulun kararları Bakanlıkça uygulanır. (5) Kurulun sekretarya hizmetleri İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir. (6) Kurulun oluşumu, görevleri, çalışma usul ve esasları, sekretarya hizmetleri ve Kurula ilişkin diğer hususlar yönetmelik ile belirlenir. Geçiş hükümleri

Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu; İç Ticaret Genel Müdürü başkanlığında, Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü, Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürü, Adalet, Hazine ve Maliye, Sanayi ve Teknoloji ile Tarım ve Orman Bakanlıklarınca görevlendirilen birer Genel Müdür, ilgili İç Ticaret Genel Müdür Yardımcısı, TOBB ve TESK temsilcileri ile üretici, tüketici ve perakende sektörünü temsilen birer üye olmak üzere on üç üyeden oluşur. Kurul, Başkan dâhil en az yedi üye ile toplanır ve katılanların salt çoğunluğu ile karar alır; oyların eşitliğinde Başkanın bulunduğu taraf çoğunluk sayılır. Kurulun aldığı kararlar Ticaret Bakanlığınca tatbik edilir ve sekretarya görevini İç Ticaret Genel Müdürlüğü yürütür.

İdari Para Cezaları ve Yaptırımların Uygulanması

6585 sayılı Kanun'un 16. maddesi gereğince Ticaret Bakanlığı; perakende sektörünün ülke genelinde dengeli gelişmesini sağlamaya, taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı yapanlara yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye, ikincil düzenlemeler yapmaya ve tereddütleri gidermek üzere idari tedbirleri almaya yetkilidir. Bu kapsamda belirlenen mesleki kurallara, tedbirlere veya ikincil düzenlemelere uyulmaması hâlinde 6585 sayılı Kanun'un 18. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi gereğince her bir aykırılık için idari para cezası kesilir.

6585 sayılı PERAKENDE TİCARETİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN m. 16Kaynağı aç
MADDE 16 – (1) Bakanlık; a) Perakende sektörünün ve perakende işletmelerin ülke genelinde dengeli bir şekilde yayılması, büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmaya, b) Taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya, c) İstatistiki bilgileri derlemeye, düzenlemeye ve yayımlamaya, ç) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak oluşan tereddütleri gidermeye, ikincil düzenlemeler yapmaya ve her türlü idari tedbiri almaya, görevli ve yetkilidir. (2) Cumhurbaşkanı;[4] a) (…)4 faaliyet konusu ve kollarına göre perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçişinde, işletme sayısı ve bunların birbirlerine yakınlığı, ulaşım imkânları, işletmelerin çevreye, altyapıya ve trafiğe getireceği yükler ile can ve mal güvenliği riski gibi ekonomik, sosyal, demografik ve çevresel faktörler açısından gözetilecek kriterleri belirleyerek, PERBİS işyeri açma ve çalışma ruhsatı onay sürecine dâhil edilmek üzere belirlediği kriterleri Bakanlığa iletmeye ve bu hususlara ilişkin usul ve esasları yönetmelikle düzenlemeye, b) (…)4 14/6/1989 tarihli ve 3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunda belirtilen diğer müesseseler ile bu Kanunun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki işletmelerin açılış ve faaliyeti ile kapanış işlemlerinin PERBİS üzerinden gerçekleştirilmesine yönelik konularda karar vermeye ve bu hususlara ilişkin usul ve esasları yönetmelikle düzenlemeye, c) Bu Kanun kapsamına giren hizmet sektöründeki işletmeleri faaliyet konusu, bulunduğu yerleşim yeri veya kolları bazında, Bakanlığın teklifi üzerine kapsam dışında tutmaya, yetkilidir. (3) Üst meslek kuruluşları, ikinci fıkranın (a) bendine göre verecekleri görüşlerini otuz gün içinde Bakanlığa bildirir. Denetim
6585 sayılı PERAKENDE TİCARETİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN m. 18Kaynağı aç
MADDE 18 – (1) Bu Kanunun;[6] a) 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının;[7] 1) (Ek:26/1/2023-7435/16 md.) (a), (c) ve (ç) bentlerine aykırı hareket edenlere, her bir aykırılık için yirmi bin Türk lirası, 2) (Ek:26/1/2023-7435/16 md.) (b) bendine aykırı hareket edenlere, yansıtılan kampanya maliyeti tutarında, (d) bendine aykırı hareket edenlere, haksız olarak alınan prim ve bedel tutarında, (e) bendine aykırı hareket edenlere, iptal edilen sipariş bedeli tutarında, (f) bendine aykırı hareket edenlere, yansıtılan maliyet tutarında, b) (Ek:26/1/2023-7435/16 md.)[8] 7 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırı hareket edenlere; süresinde ödenmeyen tutarı geçmemek üzere otuz güne kadar süre aşımında her bir gün için bu tutarın binde beşi, otuz günden sonraki süre aşımında her bir gün için süresinde ödenmeyen tutarın yüzde biri oranında, c) 8 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı hareket eden büyük mağaza ve zincir mağazalara, her bir mağaza ya da şubesindeki her bir ürün grubu için on bin Türk lirası, ç) 9 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasına aykırı hareket edenlere beş bin Türk lirası, d) 11 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı hareket edenlere, ayrılması gereken alandan ayrılmayan her bir metrekare için yirmi bin Türk lirası, aykırılığın otuz günden az olmamak üzere Bakanlıkça verilen süre içinde giderilmemesi hâlinde bu tutarın iki katı, e) 11 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı hareket edenlere, her bir aykırılık için elli bin Türk lirası, aykırılığın otuz günden az olmamak üzere Bakanlıkça verilen süre içinde giderilmemesi hâlinde bu tutarın iki katı, f) (Ek:26/1/2023-7435/16 md.) 11 inci maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı hareket edenlere, perakende işletmelerden haksız olarak tahsil edilen tutarın iki katı; beşinci fıkrasına aykırı hareket edenlere ise ortak giderlerin karşılanmasında kullanılmayan ortak gelir tutarında, g) (Ek:26/1/2023-7435/16 md.) 11 inci maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen ortak gelir ve gider raporunu usulüne uygun hazırlamayanlara veya perakende işletmelere göndermeyenlere, alışveriş merkezindeki her bir perakende işletme için yirmi bin Türk lirası, ğ) 12 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına aykırı hareket eden alışveriş merkezlerine, ayrılması gereken yerden ayrılmayan her bir metrekare için metrekare başına düşen rayiç kira bedeli tutarında, aykırılığın otuz günden az olmamak üzere Bakanlıkça verilen süre içinde giderilmemesi hâlinde bu tutarın iki katı, h) 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı hareket edenlere, her bir mağazası ya da şubesi için yirmi bin Türk lirası, aykırılığın otuz günden az olmamak üzere Bakanlıkça verilen süre içinde giderilmemesi hâlinde bu tutarın iki katı, ı) 13 üncü maddesine göre belirlenen çalışma saatlerine aykırı hareket edenlere bin Türk lirası, i) (Değişik:3/11/2022-7420/34 md.) 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine istinaden belirlenen mesleki davranış kurallarına ve yapılan düzenlemelere aykırı hareket edenler ile bu maddede ayrı bir idari para cezası öngörülmemiş olması durumunda, aynı fıkranın (ç) bendine veya bu Kanunun diğer maddelerine göre Bakanlıkça alınan tedbirlere ve yapılan ikincil düzenlemelere uymayanlara her bir aykırılık için on bin Türk lirasından üç yüz bin Türk lirasına kadar,[9] j) Denetime yetkili olanlarca istenilen defter, belge ve diğer kayıtlar ile bunlara ilişkin bilgileri vermeyenlere veya eksik verenlere ya da denetim elemanlarının görevlerini yapmalarını engelleyenlere elli bin Türk lirasından iki yüz elli bin Türk lirasına kadar,[10] k) (Ek:16/4/2020-7244/13 md.) (Değişik:23/5/2024-7511/21 md.) Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı hareket edenlere her bir aykırılık için yüz bin Türk lirasından bir milyon Türk lirasına kadar; ikinci fıkrasına aykırı hareket edenlere ise her bir aykırılık için bir milyon Türk lirasından on iki milyon Türk lirasına kadar, idari para cezası verilir. (2) Birinci fıkranın (ç), (i) ve (j) bentlerinde öngörülen cezalar; fiilin büyük mağaza ve zincir mağaza tarafından işlenmesi hâlinde beş katı, alışveriş merkezi tarafından işlenmesi hâlinde ise on katı uygulanır.[11] (3) Birinci fıkranın (ı) bendinde öngörülen ceza; fiilin büyük mağaza ve zincir mağaza tarafından işlenmesi hâlinde yirmi katı, alışveriş merkezi tarafından işlenmesi hâlinde ise elli katı uygulanır.[12] (4) (Değişik:16/4/2020-7244/13 md.) Bu maddenin birinci fıkrasının (k) bendinde öngörülen idari para cezalarını uygulama yetkisi Haksız Fiyat Değerlendirme Kuruluna, bu maddede öngörülen diğer idari para cezalarını uygulama yetkisi ise Bakanlığa aittir. Bakanlığa ait olan idari para cezası uygulama yetkisi taşra birimlerine devredilebilir.[13] (5) (Değişik:26/1/2023-7435/16 md.) Bu maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (ç), (g), (ı), (i), (j) ve (k) bentlerinde belirtilen idari para cezalarının verilmesini gerektirir aykırılığın bir takvim yılı içinde tekrarı hâlinde, her bir tekrar için bir önceki cezanın iki katı idari para cezası uygulanır. Bu hüküm nispi idari para cezaları hakkında uygulanmaz. (Ek cümle:23/5/2024-7511/21 md.) Bakanlık, ek 1 inci maddenin ikinci fıkrasına bir takvim yılı içinde en az üç defa aykırı hareket etmesi nedeniyle idari para cezası uygulanan üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin iş yerlerini altı güne kadar kapatmaya yetkilidir. (6) (Ek:3/11/2022-7420/34 md.)[14] Bu maddede alt ve üst sınırları belirtilen idari para cezalarının uygulanmasında Bakanlıkça ceza tutarı belirlenirken, işlenen kabahatin haksızlık içeriği, tekrarı ve sayısı, kabahat dolayısıyla elde edilen menfaatin ve neden olunan zararın büyüklüğü ile failin kusuru ve ekonomik durumu gibi hususlar dikkate alınır. (7) (Ek:26/1/2023-7435/16 md.)[15] Bu maddede belirtilen idari para cezalarının bir takvim yılına ilişkin toplam tutarı; işletmenin küçük ölçekli olması durumunda yirmi milyon Türk lirasından, orta ölçekli olması durumunda iki yüz milyon Türk lirasından, büyük ölçekli olması durumunda bir milyar Türk lirasından fazla olamaz. Bu tutar, her yıl, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılır.[16] (8) Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. ALTINCI BÖLÜM Çeşitli Hükümler

Kanun'un 18. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde yer alan idari para cezası; fiilin zincir veya büyük mağaza tarafından işlenmesi hâlinde beş katı, alışveriş merkezi tarafından işlenmesi hâlinde ise on katı uygulanır. İlgili bendin ihlalini gerektiren aykırılığın bir takvim yılı içinde tekrarı durumunda, her bir tekrar için bir önceki cezanın iki katı idari para cezası verilir. Bakanlıkça ceza tutarı alt ve üst sınırlar arasında takdir edilirken işlenen fiilin haksızlık içeriği, tekrarı ve sayısı, elde edilen menfaat ile sebep olunan zararın büyüklüğü, failin kusuru ve ekonomik durumu gözetilir. 6585 sayılı Kanun uyarınca verilen idari para cezalarının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmesi zorunludur. Kanun'un 18. maddesi kapsamındaki idari para cezalarını verme yetkisi kural olarak Ticaret Bakanlığına ait olup Bakanlık bu yetkisini taşra birimlerine devredebilir; fahiş fiyat artışı ve stokçuluk incelemelerinde ise cezalar Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulunca tesis edilir ve Bakanlıkça uygulanır.

Bir takvim yılında üçten fazla araç satışı ticari faaliyet sayılır mı?

Bir takvim yılı içinde doğrudan veya aracılıkla gerçekleştirilen üçten fazla ikinci el taşıt satışı, aksi Bakanlıkça tespit edilmedikçe ticari faaliyet kabul edilir; nitekim Bakanlık 2023 yılında yetki belgesiz üçten fazla satış yapan kişileri tespit ederek bu satışlara ilişkin savunma istemiştir.

Beş yıldan fazla hapis cezası alanlar yetki belgesi şartını nasıl sağlayabilir?

Kasten işlenen suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası bulunması hâlinde oluşan yetki belgesi engeli, cezanın infazından itibaren üç yıl geçmesi, yeni suç işlenmemesi ve iyi hâl kanaati oluşması şartıyla Adli Sicil Kanunu m. 13/A uyarınca yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınarak giderilebilir.

Hangi fiiller ilk tescil taşıt işletmelerinin yetki belgesinin iptaline yol açar?

İşletmenin satıştan kaçınması, distribütörün tavsiye ettiği fiyatın üzerinde bedel istemesi, müşteriyi takasa veya aksesuar almaya zorlaması ya da takas bedelini piyasa fiyatının önemli ölçüde altında belirlemesi yetki belgesinin iptaline neden olur.

Taşıt ticaretinde verilen idari para cezaları ne kadar sürede ödenmelidir?

6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca tebliğ edilen idari para cezalarının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmesi zorunludur.

Yönetmelik ve idari düzenlemelere karşı Danıştayda dava açma süresi ne kadardır?

Özel kanunlarında ayrı süre bulunmayan hâllerde düzenleyici işlemlere karşı Danıştayda dava açma süresi kural olarak altmış gün olup, ilanı gereken işlemlerde bu süre ilan tarihini izleyen günden itibaren hesaplanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu