İki Kişilik Limited Şirketlerde Çıkma ve Çıkarılma

by Avukat Erdal Ersoy
İki Kişilik Limited Şirketlerde Çıkma ve Çıkarılma

İki Kişilik Limited Şirket Yapısı ve Yasal Çerçeve

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu limited şirketlerde asgari ortak sayısı şartını kaldırarak tek kişilik limited şirketlerin kurulmasına ve şirketlerin bir ila elli ortak arasında faaliyet yürütmesine imkân sağlamıştır. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu döneminde iki kişiden az ortakla limited şirketin varlığını korumasına izin verilmediğinden, iki kişilik ortaklıklarda ortağın haklı sebeple de olsa şirketten çıkması veya çıkarılması kabul görmemekte, uyuşmazlıklarda şirketin feshine başvurulması gerektiği kabul edilmekteydi. 6102 sayılı Kanun ile birlikte iki ortaklı şirketlerde çekilmez hale gelen ortaklık ilişkilerinde fesih yerine ortağın ortaklıktan çıkarılması ve şirketin tek ortakla yoluna devam etmesi olanağı getirilmiştir.

6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 3. maddesi gereğince, tarafların iradelerinden bağımsız biçimde kanunla düzenlenen hukuki ilişkilere, yeni kanunun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar dahi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.06.2013 tarihli ve E. 2011/14131, K. 2013/12400 sayılı kararında da belirtildiği üzere, tek kişilik limited şirketi tanıyan yasa hükümleri yürürlükten önceki olaylara da uygulanabileceğinden, davalının şirket ortaklığından çıkarılması isteminin yeni kanuni çerçevede ele alınması gerekmektedir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 573Kaynağı aç
MADDE 573- (1) Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur. (2) Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler. (3) Limited şirket, kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konu için kurulabilir. B) Ortakların sayısı

İki Kişilik Limited Şirkette Ortağın Şirketten Çıkarılması ve Nisap Engeli

Limited şirkette bir ortağın ortaklıktan çıkarılması iki ayrı hukuki temele dayanabilir. Türk Ticaret Kanunu m. 640/1 uyarınca şirket sözleşmesinde bir ortağın genel kurul kararı ile ortaklıktan çıkarılabileceği özel sebepler kararlaştırılabilir; bu hallerde haklı neden varlığı aranmaksızın sözleşmedeki şartların gerçekleşmesiyle çıkarma kararı alınabilir. Bu karara muhatap olan ortak, kararın noter kanalıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde Türk Ticaret Kanunu m. 640/2 hükmüne dayanarak iptal davası açabilir. Mülga kanun döneminde kurulup şirket sözleşmesinde çıkarma sebebi öngörülmemiş iki kişilik şirketlerde ise bu yöntemin işletilebilmesi için öncelikle esas sözleşme değişikliği yapılması şarttır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 640Kaynağı aç
MADDE 640- (1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir. (2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. (3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır. IV – Ayrılma akçesi 1. İstem ve tutar

Haklı sebebe dayalı mahkeme kararıyla çıkarma müessesesi ise Türk Ticaret Kanunu m. 640/3 hükmünde yer almaktadır. Türk Ticaret Kanunu m. 616/1-h gereğince mahkemeden çıkarma isteminde bulunulması genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır ve bu talep hakkı münhasıran şirket tüzel kişiliğine aittir. Bir limited şirket ortağının diğer ortağı kendi adına açacağı bağımsız bir dava ile ortaklıktan çıkarma hakkı bulunmamaktadır. Şirket adına hareket edilmeksizin ortak tarafından diğer ortağa yöneltilen çıkarma davaları, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/628, K. 2023/3965 ve E. 2016/2664, K. 2017/607 sayılı kararlarında ifade edildiği üzere aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddedilmektedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/628, K. 2023/3965Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2022/628 E.  ,  2023/3965 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1026 Esas, 2021/1642 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 4.Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2017/256 E., 2020/11 K. Taraflar arasındaki limited şirket ortağının şirketten çıkarılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile davacının Alanya Partners Emlak İnşaat Turz. İth. İhrc. Tic. Ltd. Şti'nin %50'şer ortakları olduklarını, şirketin 04.07.2005 tarihinde kurulduğunu, davalının 5 yıl süre ile şirket müdürlüğüne seçildiğini, halen de şirketin yetkili müdürü olduğunu, davalının şirketin hesabındaki paraları kendi hesabına aktardığını, şirketin içini boşalttığını, kendi akrabalarına şirket adına bono düzenleyerek şirket aleyhine yüklü miktarda icra takibi yaptırdığını, şirketin taşınmazlarını eşinin üzerine geçirerek mal kaçırdığını, inşaatları bitirmediğini, şirketi borca batık hale getirdiğini, şirketi açıkça kötü yönettiğini, Alanya 3.Asliye Hukuk Mahkemesinde davalının şirketi temsil yetkilerinin kaldırılması talepli dava açtıklarını, davalının şirketi kötü yönettiğinin ve şirketi 12.000.000,00 TL zarara uğrattığının bilirkişi raporuyla belirlendiğini ileri sürerek davalının şirket hisselerine 3 üncü kişilere devir ve temliki önleyecek tarzda ihtiyati tedbir konulmasını ve şirket ortaklığından çıkarılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve davalının Alanya Partners şirketinin %50'şer ortağı olduklarını, şirketi temsil ve imzaya davalının yetkili olduğunu, davacının, Danimarka'daki taşınmaz malları satarak elde edeceği paraları şirketin finansmanı için tahsis edeceği, başkaca finansman ihtiyacı olduğunda yine Danimarka'daki kuruluşlardan kendi nam ve hesabına temin edeceği kredileri şirketin inşaat yatırımı için şirket hesabına aktaracağı, hatta lüzumu halinde doğrudan şirket adına ve hesabına kredi bulması halinde de kendisine bu konuda gereken yetkinin verileceği, şirketin üreteceği konutları davacıya ait olan emlak ofisleri aracılığı ile satacağı, bunun dışındaki tüm işlerin, faaliyetlerin, alım-satım, inşaatın gerçekleştirilmesinin davalı tarafından yürütüleceği, şirketin davalı tarafından temsil edileceği hususunda anlaştıklarını, davacının bir çok kişiye taşınmaz satış vaadi ile sözleşme imzaladığını, bir çok taşınmazı mükerrer olarak birden fazla kişiye sattığını, toplamda 11.000.000,00 euro para topladığı bilgisine ulaştığını, 275.000,00 euro parayı Garanti Bankası Alanya şubesinde bulunan şahsi hesabına aktardığını, davacının şirket hissesini devrederek ortaklıktan çekileceği hususunda tarafların anlaştıklarını ancak davacının bu anlaşmaya da uymadığını, taraflar arasında yapılan 23.02.2009 tarihli protokol ile şirketin kimlere ne miktarda borcunun olduğu, borçların ne kadarlık tutarının kimler tarafından ne zaman ve ne şekilde ödeneceği, şirket müdürülğü görevinin kimler tarafından ne şekilde yürütüleceği, davalının şirket ortaklığındaki payının kime ne şekilde ve neye karşılık devir edileceğinin mutabakat altına alındığını, bu nedenle eldeki davanın dinlenmesi olanağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmünde haklı sebeplerin varlığı halinde ortağı şirketten çıkarma davası açma hakkının şirkete tanındığı, iki ortaklı bir limited şirkette şirketin devamı ortakların tutum ve davranışları sonucu çekilmez hale gelmişse ortakların ancak muhik sebeplerle şirketin fesih ve tasfiyesini talep edebileceği, 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında ortağın mahkeme kararıyla haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması davasını açma hakkı şirkete ait olduğundan davacının aktif dava ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyeti yönünden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yeni Kanun'da ortak sayısındaki sınırın ortadan kaldırıldığını, iki kişilik limited şirkette ortaklara diğer ortağa çıkarma davası açma hakkı tanındığını, İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haklı sebeplerin varlığı halinde şirket ortağının şirketin feshini isteyebileceği ve ayrılma akçesi ödenmek suretiyle şirketten çıkmayı dava edebileceği, ancak limited şirketlerde bir ortağın diğer ortağı şirketten dava yoluyla çıkarma hakkı bulunmadığı, şirket ortağının şirketten çıkarılması hakkının genel kurula ve şirkete tanındığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eski Türk Ticaret Kanunu'nda tek kişilik limited şirkete izin verilmediği için iki kişilik limited şirketlerde ortağın haklı nedenle ihracının kabul görülmemesinin kanunun ruhuna uygun bir yaklaşım olduğunu, ancak yeni 6102 sayılı Kanun ile limited şirketlerin ortak sayısını bir ila elli olarak düzenlendiği için iki kişiden oluşan limited şirketlerde de ortaklar arası uyuşmazlık halinde haklı nedenle fesih yerine ortağın çıkarılmasına olanak tanındığını, 6103 sayılı ve 6102 sayılı Kanun'un Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 3 üncü maddesi uyarınca tek kişilik limited şirketin varlığını kabul eden 6102 sayılı Kanun'un işbu hükümlerinin yürürlükten önceki olaylara uygulanması mümkün olduğunu ve bu nedenle davalının şirket ortaklığından çıkarılması şeklindeki talebinin anılan yasa hükümleri uyarınca değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, alınan bilirkişi raporlarında davalının şirket müdürü olarak görev yaptığı dönemde şirketi zarara uğratan işlemler yaptığının anlaşıldığı ve bu işlemlerin 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinde belirtilen haklı nedenler olduğu kanaatinin bildirildiğini, davanın kabulü gerektiğini, aksi halde 6102 sayılı Kanun'un düzenlemesinin amacına aykırı olarak belli bir potansiyele ve dinamiğe sahip bir şirketin ortakları arasındaki uyuşmazlık yüzünden feshedilerek ticari hayattan silinmesine sebep olacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, limited şirket ortağının şirketten çıkarılması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/2091, K. 2023/5684Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2022/2091 E.  ,  2023/5684 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki limited şirket ortaklığından çıkarma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ile birlikte 26.07.2017 tarihinde Pako Turizm Ltd. Şti.'ni kurduklarını, her iki ortağın da münferit imza yetkilisi olduğunu, şirketin Academico isimli kafeyi işlettiklerini, davalı şirket müdürünün şirket faaliyetini engellemek amacıyla işlem yaptığını, banka hesabında bulunan tüm parayı çektiğini, kardeşi ile birlikte başka bir şirket kurduklarını, kira sözleşmesini feshettiğini, yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde şirketin yönetiminden alınabileceğini, davalının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirterek ana sözleşmeye aykırı davranışları sebebi ile davalı, şirket müdürünün azli ile şirkete kayyum atanmasını, bilahare 14.12.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle, davalı ortağın ortaklıktan çıkarılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı ve davalının şirketin %50'şer hisseli ortakları olduklarını, her ikisinin de şirketi temsile yetkili müdür olduklarını, davacının ruhsata ve iş yeri düzenine aykırı davranışları nedeniyle şirketin zararına sebebiyet verdiğini, kasadan para çektiğini, alkol ruhsatı ile alınan içkileri başka bir işletmeye sattığını, şirkette sigortasız işçi çalıştırdığını, aynı faaliyet alanında başka bir işletmesinin bulunduğunu, rekabet yasağına aykırı davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, limited şirketlerde şirket ortağının çıkarılmasını isteme hakkının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 ve devamı maddeleri gereği şirket tarafından talep edilebileceği, eldeki davada davacının şirket olmadığı, mezkur maddeye göre her ortağın şirketten çıkmak için dava açma hakkı bulunduğu, ancak davacının şirketten çıkmayı değil, davalının şirketten çıkarılmasını talep ettiği, 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre şirketin talebi üzerine ortağın mahkeme kararıyla şirketten çıkarılmasının mümkün olduğu, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması davası açılabilmesi için, genel kurul tarafından ağırlaştırılmış nisapla karar alınması gerekliliğinin özellikle iki kişilik limited şirketler bakımından uygulanmasının mümkün olmadığını, iki kişilik limited şirketlerde ortaklardan birinin haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasını gerektiren durumlar oluşsa dahi, kanunda özel bir düzenleme bulunmadığını, dava açılacak ve ortaklıktan çıkarılacak olan ortağın, aleyhine verilen karara rıza göstermesinin beklenemeyeceğini, 6102 sayılı Kanun'un tek kişilik limited şirkete cevaz vermesi karşısında, 6102 sayılı Kanun'un 257 nci maddesi hükmünün kıyasen uygulanarak şirket tüzel kişiliği de muhafaza edilerek, haklı sebep oluşturan ortağın şirketten çıkarılmasına ve şirketin tek ortaklı olarak devamına karar verilebileceğini, müvekkili ile davalının şirkette münferit imza ve temsil yetkilerine sahip olduklarını, dolayısıyla tek başlarına şirketi temsil yetkilerinin olduğunu, Yargıtay'ın birçok kararında, iki ortaklı şirketlerde, bir ortağın diğer ortağa karşı dava açtığı hallerde, şirketin davada temsil edilmiş sayıldığını, davacı, tüzel kişi ortağının, ortağı olduğu dava dışı şirketi münferit imza yetkisi nedeniyle tek başına temsil hakkının olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, davanın şirket tarafından açıldığının kabulü gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile limited şirketlerde ortağının çıkarılmasına ilişkin yasal düzenlemenin 6102 sayılı Kanun'un 640 ncı maddesinde öngörüldüğü, limited şirket ortağının diğer ortak aleyhine haklı sebeple çıkarma davası açamayacağı, davacının ve davalının, dava dışı şirketin ortakları oldukları, böyle bir davanın ancak şirket tarafından açılabileceği, somut olayda, davacı ortağın şirket adına açtığı bir dava bulunmadığından davanın aktif husumet yönünden usulden reddine gerektiği ancak İlk Derece Mahkemesi kararının sonucu itibarı ile doğru olduğu, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket ortağının ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 640 ncı maddesinin üçüncü fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 642Kaynağı aç
MADDE 642- (1) Ayrılma akçesi; a) Şirket kullanılabilir bir özkaynak üzerinde tasarruf ediyorsa, b) Ayrılan kişinin esas sermaye payları devredilebiliyorsa, c) Esas sermaye, ilgili hükümlere göre azaltılmışsa, ayrılma ile muaccel olur. (2) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.) (3) Ayrılan ortağın ayrılma akçesinin ödenmeyen kısmı, şirkete karşı, bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak oluşturur. Bu husus yıllık raporda kullanılabilir özkaynak tutarının tespiti ile muaccel hâle gelir. D) Tasfiye

İki ortaklı limited şirketlerde ortağın haklı sebeple mahkemece çıkarılması talebinde en önemli yasal engel karar nisabıdır. Türk Ticaret Kanunu m. 621/1-h hükmü uyarınca ortağın mahkemece çıkarılması talebi için genel kurulda temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan şirket esas sermayesinin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması şarttır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/5939, K. 2024/7211 ve E. 2022/3161, K. 2023/7253 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere, iki ortaklı bir şirkette hakkında çıkarma talep edilecek ortağın katılmadığı bir toplantıda tek ortağın oyuyla bu çifte nitelikli çoğunluk oluşturulamaz; tek ortakla alınan karar yok hükmündedir. Bu nisap kuralı kanun koyucunun bilinçli tercihi kabul edildiğinden, geçerli bir genel kurul kararı dava şartı olarak sunulamadığı takdirde iki ortaklı limited şirkette açılan haklı sebeple çıkarma davası dinlenemez niteliktedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5939, K. 2024/7211Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2023/5939 E.  ,  2024/7211 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1672 Esas, 2023/1289 Karar HÜKÜM : Davanın Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/610 E., 2023/437 K. Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkarılma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin "Özel … Tıp Merkezi" adıyla özel tıp merkezi olarak faaliyet gösterdiğini, ilgili Yönetmelik kapsamında şirket ortaklık yapısının tamamen hekimlerden oluşmasının gerektiğini; şirkette %17,45 oranında paya sahip ortak Dr. …'un 02.01.2017 tarihinde vefatı nedeniyle ortaklıktaki payının miras yoluyla hekim olmayan oğluna intikal ettiğini, mevzuat uyarınca şirketin bu şekilde işletilmesine en fazla 5 yıl izin verildiğini, bu kapsamda İl Sağlık Müdürlüğü tarafından şirketin ortaklık yapısının mevzuat hükümlerine uygun hale getirilmesi gerektiğinin bildirildiğini, bu amaçla toplanan genel kurul toplantısına davalının katılmadığını ancak %82,55 oranında paya sahip diğer ortağın katılımıyla davalının ortaklıktan çıkarılması hususunda dava açılması için karar alındığını; süresinde ortaklık yapısı uygun hale getirilmediğinden şirketin işlettiği tıp merkezinin uygunluk belgesi/ruhsatının iptal edildiğini, faaliyetlerinin süresiz olarak durdurularak kapatıldığını ve şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi için davalının ortaklıktan çıkarılmasının gerektiğini belirterek davalının haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının babası-murisi Dr. …'un vefatı üzerine şirket ortaklığının kendisine intikal ettiğini, bu durumun İstanbul İl Sağlık Müdürlüğüne bildirilerek davalının ortaklığa eklendiğini, mevzuat gereği davalının hisselerini şirketin diğer ortağına devredilmesi yönündeki tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığını, diğer ortağın süreci bu şekilde bilerek uzattığını ve mevzuattaki 5 yıllık sürenin geçmesini sağladığını, davalının ortaklıktan çıkarılarak ortaklık yapısının Yönetmeliğe uygun hale getirilmesinin ruhsatın hukuki durumunda bir değişiklik yaratmayacağını ve ortaklıktan çıkarılması için haklı sebebin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davacı şirketin iki ortaklı özel sağlık kuruluşu olması, payları kendisine miras yoluyla intikal eden davalı ortağın hekim olmaması ve ilgili yönetmelik hükümleri gereğince şirketin ortaklık yapısının süresinde mevzuata uygun duruma getirilmemesi karşısında, davalının, şirket ortaklığından çıkartılması için haklı nedenlerin bulunduğu; şirketin 10.06.2022 tarihli genel kurul toplantısında, davalı hakkında ortaklıktan çıkarma davası açılması hususunda karar alındığı, dolayısıyla bu konudaki özel dava şartının yerine getirildiği; ayrılma akçesinin hesabı için alınmış olan bilirkişi heyeti raporunda 31.12.2022 tarihi itibariyle şirket rayiç değerinin toplam 558.836,26 TL olarak tespit edildiği, davalının davacı şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi durumunda davalının 3.700 adet şirket payına (%17,45) tekabül eden ayrılma akçesinin 97.516,93 TL olarak hesaplandığı ve sonuç olarak davalının TTK m. 640/3 uyarınca şirket ortaklığından çıkarılması için haklı nedenlerin bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının, davacı şirketteki payının değeri olan 97.516,63 TL ayrılma akçesinin davacı tarafından davalı ortağa ödenmesi koşuluyla, davalının davacı şirket ortaklığından TTK'nın 640/3. maddesi gereğince çıkarılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince; haklı sebeple ortağın ortaklıktan çıkarma için limited şirket tarafından mahkemeye başvurulmadan önce limited şirket genel kurulunda TTK 621/1-h maddesi uyarınca ve nitelikli çoğunluk tarafından bu kapsamda bir kararın alınmasının dava şartı olduğu, davacı tarafından bu yönde alınan genel kurul kararı dosya kapsamına sunulmuş ise de, kararın incelenmesinde genel kurula sadece diğer ortağın katıldığı ve onun olumlu oyu ile karar alındığının gözlendiği, TTK’nın 621. maddesi uyarınca şirket ortağının şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması konusundaki genel kurul kararlarının temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabileceği öngörülmüş olup 2 ortaklı limited şirketlerde ortaklardan sadece birinin iştiraki ile toplanan genel kurulda kanunda aranan nitelikte çoğunluğun sağlanamayacak olması karşısında mezkur kararın yok hükmünde olacağı, iki kişilik limited ortaklıkta haklı sebeble ortağın çıkartılması için ortaklık genel kurulu aranmamasının gerektiği doktrinde savunulsa da, TTK'daki anılan durumun yasal bir boşluk değil bir tercih olması karşısında, işbu davada dava şartı olan nitelikli çoğunluk tarafından alınan ortaklıktan çıkarmaya ilişkin genel kurul kararı bulunmadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirkette ortaklıktan çıkarılma istemine ilişkin olup uyuşmazlık 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 621 inci maddesindeki 2/3 nisabın uygulanması noktasındadır. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesinin 1-b fıkrası 3.Değerlendirme 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 14üncü fıkrası uyarınca anlaşmaya varılamaması hâlinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan meblağın haksız çıkan taraftan tahsiline dair hüküm kurulmamış olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının onuncu satırından sonra gelmek üzere "6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 14üncü fıkrası uyarınca suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00 TL'nin davacıdan tahsil edilerek Hazineye gelir kaydına" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/3161, K. 2023/7253Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2022/3161 E.  ,  2023/7253 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1788 Esas, 2022/168 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/885 E., 2019/262 K. Taraflar arasındaki şirket ortaklığından çıkarılma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın 31.05.2002 tarihinde kurulan … Sağlık Güzellik ve Estetik Merkezi Ltd. Şti.'nin 10.000,00 TL sermaye ve 2 ortakla kurulmuş olan şirketin %1 hisseye sahip kurucu ortağı olduğunu, davalı tarafın şirketin kurulduğu tarihten bu güne dek üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğini, bunun üzerine Beyoğlu 17. Noterliği 12.08.2011 tarih ve 14976 yevmiye sayılı ihtarı gönderildiğini, ihtara da herhangi bir cevap verilmediğini, davalı tarafın şirketin hiç bir kademesinde bir çalışması ve gayreti olmadığını, bu durum nedeniyle şirketin planlanan şekilde faaliyet yürütemediğini, şirketin geleceğinin tehlikeye girdiğini ileri sürerek … Sağlık Güzellik ve Estetik Merkezi Ltd. Şti.'nin %1 pay sahibi ortağı olan davalının edimlerini yerine getirmemiş olması nedeniyle şirket ortaklığından çıkarılmasına, davalıya ait %1 payın şirkete devrine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin hakim ortağı tarafından, şirkette %1 paya sahip olan diğer ortağa karşı şirket ortaklığından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan haklı sebeple ortaklıktan çıkarma talebi olduğu, zira şirket ana sözleşmesinde ortaklıktan çıkarmaya ilişkin bir hüküm bulunmadığından ve genel kurulca da bu yönde bir karar alınamadığından, bilirkişiler tarafından usulüne uygun olarak tespit edildiği üzere; şirkette %1 paya sahip olan davalının şirket çalışmalarına katılmadığı, şirket çalışmaları ve borçlarının şirketin diğer ortağı üzerinde olduğu, davanın bu manada şirkete bir katkı sunmadığı ve bu katkı sunmaması hali dışında ayrıca paydaş sayısına göre alınması gerekli kararlar yönünden de toplantılara katılmamakla birlikte şirket çalışmasına engel de olduğu, buna göre de şirketten çıkarılması için gerekli haklı sebeplerin bulunduğuna kanaat getirildiği, bir ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılması için genel kurul tarafından karar alınması gerektiği ve alınması gerekli kararın da genel kurulda temsil edilen oyların en az 2/3'sinin (hisse yönünden) ve bunun yanında oy hakkı bulunan paydaş sayısının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasını içerir bir karar gerekmesine rağmen görülmekte olan bu davada daha önce her ne kadar bu yönde karar getirilmesi için tamamlanabilir dava şartı olarak davacı tarafa süre verilmiş ise de; bundan vazgeçildiği, zira şirketin iki ortalık bir limited şirketi olduğu, hisse oranı yönünden 2/3 oranında bir çoğunluk sağlanabilecek olmasına rağmen paydaş sayısı yönünden salt çoğunluk, yani en az 3 ortak ve 3 kişiden 2 ortağın ortaklıktan çıkarılması yönünde karar alınması gerektiği, oysa davalının çıkartılması talep edilen şirketin iki ortaklı olduğu, buna göre de en az iki ortak tarafından çıkarma yönünden karar alma imkanının bulunmadığının anlaşıldığı, Yasada bir ayrım olmamasına rağmen, Yasanın iki ortaklı limited şirketleri için bu manada haklı nedenle şirket ortaklığından çıkarılması maddesinin işletilemeyeceği bir an için düşünülecek olsa bile Mahkemelerince bu yönde bir kanaat oluşmadığı, yasa koyucunun iki ortaklı şirket yönünden bir ayrım öngörmemesinin yasal bir boşluk olduğuna kanaat getirildiği ve buna göre de Yasanın 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinde limited şirketler için ön görülen haklı nedenle ortaklıktan çıkarma için bahsi geçen pay ve paydaş sayısı çoğunluğu iki ortaklı şirketler için imkansız olduğundan bu kuralın iki ortaklı şirketler yönünden uygulanmaması gerektiği, aksi halin yasal bir haklı sebep varlığı halinde şirkete ortaklıktan çıkarma hakkı kanunen verilmiş olmasına rağmen fiilen imkansız bırakılmasına yol açacağı ve bu maddenin kullanılamayacak olması nedeniyle tek seçenek olarak ancak iki ortaklı limited şirketinin haklı sebep bulunmasına rağmen ortağın çıkarılamamış olmasından dolayı fesih ve tasfiyesine yol açacağı, halbuki kanun koyucunun ve ticari hayatın asıl gayesinin şirketleri ayakta tutma amacında olduğu, bunun da sadece şirket menfaati için değil şirketin çalışanları, ülkeye sağladığı ekonomik katkı, sosyal güvenlik sistemine sağladığı katkı ve istihdam sağlaması nedeniyle bir kamu menfaati de gözetildiği ve bunun mahkemelerince de dikkate alınması gerektiği hususlarından dolayı iki ortaklı limited şirketi için ortağın ortaklıktan çıkarılması için gerekli olan genel kurulda 2/3 pay ve ortak sayısının salt çoğunluğuna ilişkin paydaş çoğunluğu kuralının işletilmemesi gerektiğine kanaat getirildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile … Sağlık Güzellik ve Estetik Merkezi Ltd. Şti.'nin %1'lik payına sahip …'in şirket ortaklığından haklı sebeple çıkartılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2002 yılında kurulan şirket sağlık, estetik ve güzellik merkezi olup 2 ortakla kurulduğunu, davalı müvekkilinin, iki ortakla kurulmuş olan şirketin %1 hissesine sahip kurucu ortağı olduğunu, her iki ortak da kurucu ortak olup tıp doktoru olduklarını, kurulan şirketin sağlık şirketi olması dolayısı ile her iki ortağının tıp doktoru olmasının kanuni zorunluluk içerdiğini, müvekkilinin tıp doktoru olup şirketin kurulması için gerekli olan yasal koşulların yerine getirilmesini sağlayarak şirketin varlığının ana nedeni olduğunu, şirket kurulduktan sonra da davalının, uzunca bir süre sağlık merkezinde fiili olarak çalıştığını, hasta tedavi ettiğini, davalının gerek tıp diploması ve gerekse fiili çalışmaları gayreti ile şirkete ciddi anlamda katkı sağlamasına rağmen şirketin sürekli zarar durumunda gösterilmesi nedeni ile şirket zarar durumunda olmayıp kâr elde ettiğini, dolayısıyla gerek şirketin kurulması gerekse devamında fiili çalışması ile şirkete para kazandırmasına rağmen 17 yıllık dönemde şirket ortağı olan müvekkiline hiç bir ödeme yapılmadığını, müvekkilin şirket ortaklığından çıkarılmak istenmesi artık sağlık alanın da faaliyet gösteren şirketlerde tek ortağının tıp doktoru olmasının yeterli olması olduğunu, müvekkilinin ortaklığına artık ihtiyaç kalmadığını, müvekkilinin uzunca bir zaman diplomasının kullanılması ve fiili çalışmasının-emeğinin karşılığını alamadığını, Mahkeme kararında uzunca bir zaman müvekkiline ulaşılamadığı, davalının cevap vermediği, şirketin amacına ulaşmasına katkıda bulunmadığı ve engel olduğunun kabulü gerektiği şeklinde karar verildiğini, ancak müvekkilinin bu davanın yürütülmesi için avukata vekalet verdiğini ve davanın yürütülmesinde kendisi tarafından yerine getirildiğini zannetmekte iken kendisine mahkeme kararı ulaştığını, ayrıca mahkeme kararında yer aldığı üzere müvekkilinin şirket işlerine engel olduğu ibaresi ispata muhtaç olduğunu, zira şirket gayesini zaten fazlasıyla yerine getirilmesinde katkı sağladığını, ancak şirket amacına hangi eylemi ile engel olduğu yönünde somut bir delilin dosyada yer almadığını, bu bakımdan davalı ortağın şirket ortaklığından çıkarılması için aranan haklı sebebin varlığından söz etmenin mümkün olmadığını, 6102 sayılı Kanun'da aranan yasal koşulların varlığından söz etmenin mümkün olamayacağını, tamamen soyut beyan ve iddialarla hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında aranan davalının ortaklıktan çıkarılması yönünde bir genel kurul kararı sunması halinde şirketten çıkarılmasına hükmedileceği hususlarının rapor edildi ise de ortaklıktan çıkarılma yönünde soyut beyanlar dışında haklı bir neden ve genel kurul kararı olmadan davanın kabulüne karar verilmesinin kanuna aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda limited şirketlerde bir ortağın haklı nedenlerle şirket ortaklığından çıkarılması için, 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası, 621 inci maddenin birinci fıkrasının (h) bendi gereğince, ağırlıklı nisap ile alınmış bir genel kurul kararının varlığının dava şartı olarak öngörülmüş olması nedeniyle, iki ortaklı limited şirketler bakımından bu şartın tahakkukunun mümkün bulunmamasından ötürü, somut davanın dinlenemez nitelikte olmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/4753 E., 2017/719 K., 13.12.2017 tarih, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/3224 E., 2020/2963 K., 17.06.2020 tarih sayılı ilamları) gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; somut olayın niteliği, müvekkil şirketin sermaye şirketi olması ve ortakların pay oranları dikkate alındığında istinaf mahkemesinin kararının yerinde olmadığını, dava dilekçesinde de belirttikleri üzere; müvekkili şirketin iki ortaklı bir sermaye şirketi olup, davalının şirketteki ortaklık payı da %1 kadar olduğunu, diğer ortak …'in payının da yaklaşık %99'a tekabül ettiğini, yani pay çoğunluğu diğer ortak …'e ait olduğunu, müvekkili şirketin davalıyı ortaklıktan çıkarma yönünde bir karar alabileceğinin de açık olduğunu, 2 kişilik sermaye şirketlerinde ortaklıktan çıkarılma ile ilgili yasada herhangi bir hüküm de bulunmadığını, bu konuda İstinaf Mahkemesinin kararına esas teşkil eden, çok pay ve paydaşlı sermaye şirketleri dikkate alınarak vazedilen hükümlerin otomatik olarak uygulanması mümkün olmadığı gibi hakkaniyete de aykırı sonuçlara sebebiyet vereceğini, somut ihtilafa ilişkin, iki ortaklı şirketler yönünden yasal bir ayrım, düzenlemenin mevcut olmadığı dikkate alındığında da bu yasal boşluğun hakim, mahkeme tarafından hakkaniyete göre doldurulacağını bu anlamda İlk Derece Mahkemesince verilen karar ve gerekçesinin de adil ve yerinde olduğunu, davada, davalının ortaklıktan çıkarılması için gerekli olan tüm şartların mevcut olduğunu, somut olayda yaklaşık %99 ortaklık payına sahip ortağın katılımıyla müvekkil şirketin almış olduğu çıkarmaya ilişkin genel kurul kararının dosyaya daha önce sunulduğunu, dava dilekçesinde ve önceki beyanlarında belirttikleri üzere davalının şirkete karşı edimlerini yerine getirmediği gibi şirket toplantılarına da katılmadığını, kendisine hiçbir şekilde ulaşılamadığını bunun da şirketin iktisadi geleceğini ve varlığını tehlikeye düşürdüğünü, bu hususların hepsinin haklı sebep teşkil ettiğini, istinaf mahkemesi, istinafa başvuran tarafın istinaf sebepleriyle bağlı olup, başvurucu tarafın ileri sürmediği sebeplere dayanarak karar veremeyeceğini, İstinaf Mahkemesinin verdiği kararın talebi aşar mahiyette olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi ve İstinaf Mahkemesi ilamına ekli muhalefet şerhinden de anlaşılacağı üzere İstinaf Mahkemesince verilen kararın kamu düzeniyle de bir ilgisi bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket ortağının şirketten çıkarılması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Ortağın Haklı Sebeple Şirketten Çıkması ve Husumet Usulü

Türk Ticaret Kanunu m. 638/1 uyarınca şirket sözleşmesi ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyabileceği gibi, bu hakkın kullanımını belirli koşullara da bağlayabilir. Şirket sözleşmesinde çıkma hakkı düzenlenmemiş olsa dahi, Türk Ticaret Kanunu m. 638/2 hükmü gereğince haklı sebeplerin varlığı durumunda her ortak mahkemeden ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini dava edebilir. Mahkeme talep üzerine, dava süresince davacı ortağın ortaklıktan doğan hak ve borçlarının dondurulmasına veya durumunun teminat altına alınmasına yönelik ihtiyati tedbirlere karar verebilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 638Kaynağı aç
MADDE 638- (1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. II – Çıkmaya katılma

Haklı sebeple çıkma yoluna başvuran ortağın bizzat kusurlu olmaması aranır; kusurlu ortağın kendi kusuruna dayanarak haklı neden iddiasında bulunması kabul edilmez. Kişisel güven unsuru taşıyan limited şirket ilişkisinde organların kilitlenmesi, genel kurulların toplanamaması, taraflar arasında irtibatın kopması, güven ilişkisinin sarsılması veya şirkette fiilen çalışmayan şahısların primlerinin şirket kaynaklarından ödenerek haksız gider kaydı oluşturulması gibi haller çıkma istemi yönünden haklı neden oluşturur.

Türk Ticaret Kanunu m. 638/2 kapsamında açılan çıkma davasında husumet yalnızca şirket tüzel kişiliğine yöneltilmelidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/134, K. 2022/1587 sayılı kararında açıklandığı üzere, diğer şirket ortağının bu davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığından onun yönünden dava sıfat yokluğu sebebiyle reddedilir. Ayrıca mahkeme kararındaki şirketten çıkma hükmü, hukuki nitelik itibarıyla çıkmaya izin verilmesi şeklinde değerlendirilir.

Haklı Nedenle Fesih İsteminde Husumet, Mahkemenin Takdiri ve Ayrılma Akçesi

İki kişilik limited ortaklıklarda ortaklar arasındaki uyuşmazlığın çözümsüz kalması halinde başvurulabilecek diğer temel hukuki yol Türk Ticaret Kanunu m. 636/3 uyarınca haklı sebeple şirketin feshini talep etmektir. Fesih davasında davacı sıfatı pay defterine kayıtlı ortağa ait olup, ortaklık sıfatının yargılama boyunca devam etmesi dava şartıdır. Şirketin feshini talep hakkı; dürüstlük kuralı çerçevesinde ortaklık bağının sürdürülemeyecek derecede zedelenmesi, güvenin kaybolması ve ortaklığın devamının çekilmez hale gelmesi vakıalarına dayanır.

Limited şirketin haklı nedenle fesihte davalı sıfatı kural olarak şirket tüzel kişiliğine aittir. Bununla birlikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2019/795, K. 2022/374 sayılı ilamında, iki kişiden müteşekkil limited şirketin her iki ortağının davacı ve davalı olarak davada yer aldığı hallerde, usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde taraf teşkilinin sağlanmış olduğu kabul edilmiştir. Yargıtay uygulamalarında husumetin sadece şirkete mi yoksa ortaklara da mı yöneltilmesi gerektiği hususunda farklı değerlendirmeler yer aldığından davanın taraf yapısı ihtiyatla kurulmalıdır. Şirketin feshi en son çaredir; mahkeme istem yerine davacı ortağa esas sermaye payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına ya da duruma uygun kabul edilebilir başka bir çözüme hükmedebilir. Türk Ticaret Kanunu m. 638/2 kapsamındaki çıkma istemi yönünden ise taraflar serbestçe tasarrufta bulunabilirler.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/5009, K. 2023/721Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2021/5009 E.  ,  2023/721 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Esastan ret Taraflar arasındaki şirketin feshi, şirket ortaklığından çıkma ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.02.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı … ve … vekili Avukat … ile davalı şirket vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin %25 oranında hissedarı olan müvekkilinin üzerine düşen sermayeyi ödediği gibi yurtdışında elde ettiği tüm birikimi de şirkete harcadığını, üçüncü kişilere olan borçları ödediğini, bunlar için yakınlarından maddi destek aldığını, 10.06.2014 tarihli sözleşme kapsamında 570.711,15 Avusturalya doları havale edildiğini, bu paradan davalı şirket için davalı müdür …’e 206.471,15 Avusturalya doları gönderdiğini, şirketin idare ve temsil yetkisinin kullanılmasında basiretsizlik ve ağır ihmal bulunduğunu, ortaklık faaliyetinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) uygun yürütülmediğini, mali kayıtların düzgün tutulmadığını, davacıya şirketle ilgili bilgilerin verilmediğini, müvekkilinin şirketten dışlanıp ortaklık hakkından yoksun bırakılmaya başlandığını, ortaklar arasında husumet ve uyumsuzluğun süreklileştiğini, şirketin sürekli zarar ettiğini ileri sürerek davalı şirketin haklı nedenle feshini, bu talebin kabul görmemesi hâlinde müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına izin verilmesini, şimdilik 300.000,00 TL’nin noter ihtar tarihi olan 15.12.2017 tarihinden itibaren, 2.224,50 TL tespit gideri, 289,75 TL ihtar giderinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini, davacının ortaklık ayrılma payının tespiti ile şirket malvarlığından ödenmesini, son üç yıllık reel kârın tespiti ile hissesi oranında müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili 14.01.2021 tarihli dilekçesi ile davalı şirketin öz kaynakları içindeki payı için 520.768,38 TL'den talep edilen 150.000,00 TL düşüldükten sonra 370.768,38 TL ve şirket kayıtlarında görülen şirketin ortaklara olan borcu için 721.380,60 TL'den talep edilen 150.000,00 TL düşüldükten sonra 571.380,60 TL olmak üzere toplamda 942.148,98 TL artırdıklarını belirtip artırılan miktara 15.12.2017 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini, Mahkemenin aksi kanaatte olması hâlinde artırılan miktarlar üzerinden ıslah edilmesini, bu alacak yönünden 15.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; şirket için tüm paraların başarılı bir iş adamı olan müvekkili …tarafından gönderildiğini, davacının müvekkillerine borç verdiğine dair bir belgenin sunulmadığını, kuruluşta belli bir işi bulunmayan davacının iddia ettiği parayı gönderemeyeceğini, şirketin sürekli zarar ettiği ve faaliyetini durdurduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının bilgi edinme hususunda bir talepte bulunmadığını, defterlerin yasaya uygun tutulduğunu, diğer iki ortağın şirketin devamını istediğini savunarak fesih talebinin reddini, şirket özvarlığının tespiti ile davacının çıkmasına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının şirketin haklı nedenle feshine ilişkin iddialarını ispatlayamadığı, şirketin feshini gerektirecek haklı bir sebep bulunmasının tespiti hâlinde, fesih yerine davacı ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebileceği, şirketin feshini gerektirir durumu ispatlayamayan davacının şirket ortaklığından çıkmayı da isteyemeyeceği, fesih davalarının şirkete yöneltilebileceği, ortaklara husumet düşmeyeceği, kısa hükümde ortaklar yönünden davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi sehven unutulduğundan davalı ortaklar yönünden maktu vekâlet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hatalı olduğunu, davanın yanlış yorumlandığını, davalıların en azından müvekkilinin şirketten çıkmasını kabul ettiklerini, yasada haklı nedenler açıkça belirtilmemiş ise de, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelik ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığını, ortaklık amacının gerçekleşmesi olanağının bulunmadığı durumların varlığı hâlinde, haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerektiğini, limited şirketler ortaklık yapısı itibariyle diğer şirket türlerinden bazı önemli noktalarda ayrıldığını, davalılardan Yücel’in müvekkilini takipsizlikle sonuçlanan savcılığa şikayetinin dahi anlaşmazlığı gösterdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarında şirketin bilerek zarara uğratıldığına ve şirketin zarar içerisinde olduğuna dair tespit yapılmadığı gibi şirketin zararda olmadığının da belirlendiği, feshi gerektirecek haklı bir sebep bulunması hâlinde, fesih yerine davacı ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebileceği, şirketin feshini gerektirir durumu ispatlayamayan davacının şirket ortaklığından çıkma talebinin de reddine karar verildiği yönündeki Mahkeme kararının ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirketin idare ve temsil yetkisinin kullanılmasında basiretsizlik ve ağır ihmallerin bulunmasının, şirketin ortaklık faaliyetinin 6102 sayılı Kanun'a uygun yürütülmemesinin, ticari defterlerin ve mali kayıtların düzgün şekilde şirket müdürü ve muhasebesi tarafından tutulmamasının, davacıya işlemler ve borçlanmalar hakkında bilgi verilmemesinin, şirket ortaklarının şirkete verdiği borcu alamamalarının, genel kurulun dahi yapılmamasının, kayıtların Ankara’da tutulmasının, müdürün Ankara’da ikamet etmesinin, çiftliğin Çorum’da olmasının, besi ve süt çiftliğinin uzaktan idare edilememesinin, ortaklar arasındaki anlaşmazlığın had safhada olmasının, ortaklar arasında uyumsuzluk ve husumetin süreklileşmesinin sebebi olduğunu, şirket faaliyetlerinin durma noktasına geldiğinin göz önüne alınmadığını, şirketin her yıl sürekli zarar ettiğini, en azından kar marjının düşmesi nedeniyle müvekkilinin hiçbir alacağını alamadığını, davacının dışlanıp şirkete alınmadığının en önemli ispatının davalıların da müvekkilinin şirketten çıkmasını kabul etmeleri olduğunu, terditli talepte bulunduklarını, şirketin kâr marjının sürekli düştüğünü, davalılardan … ’in müvekkilini kişilik haklarına ve onuruna yönelik sebeplerle savcılığa şikayetinin takipsizlikle sonuçlandığını, bu hususun anlaşmazlığı gösterdiğini, müvekkilinin şirkete alınmadığını, şirket müdürünün aktarması gerektiği hâlde bir kısım paraları şirkete aktarmadığını, gerekçesini de izah etmediğini, genel kurulların yapılmadığını, taleplerinin terditli olduğunu, davanın yanlış yorumlandığını, şirketin her geçen gün kötüye gittiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı şirketin haklı nedenle fesih şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının şirketten ayrılma payını da alarak çıkıp çıkamayacağı noktalarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6102 sayılı Kanun'un 636 ve 638 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 308 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Dava, davalı şirketin haklı nedenle feshi ve fesih talebinin kabul edilmemesi hâlinde şirketten çıkma istemine ilişkindir. 2.Davacı dava dilekçesinde açıkça, fesih için haklı nedenlerin oluştuğunu ileri sürerek davalı şirketin feshini istemiş, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacının terditli ikinci istemi 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen çıkma talebi niteliğindedir. Davalı şirket de cevap dilekçesinde fesih istemine karşı çıkmakla birlikte davacının ortaklıktan çıkarılmasına ve şirket özvarlığının tespit edilerek davacıya yasalara uygun bir ayrılma akçesi verilmesine karar verilmesini istemiştir. 3.6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca Mahkemenin ortağın çıkmasına karar verilebilmesi için öncelikle şirketin feshi için haklı nedenlerin ispatlanması gerektiği yönündeki gerekçesi yerindeyse de 638 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamındaki çıkma istemi yönünden taraflar serbestçe tasarrufta bulunabilirler. Davalı şirket de cevap dilekçesinde çıkma istemini kabul ettiğinden davacının 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında açmış olduğu şirket ortaklığından çıkma davasının 6100 sayılı Kanun'un 308 inci maddesi gereğince kabul nedeniyle kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Türk Ticaret Kanunu m. 641 uyarınca şirketten ayrılan ortak, esas sermaye payının gerçek değerine karşılık gelen ayrılma akçesini talep etme hakkını haizdir; bu değer şirket sözleşmesinde farklı biçimde de kararlaştırılabilir. Mahkemece çıkmasına izin verilen ortağın ayrılma akçesi şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilir ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/134, K. 2022/1587 sayılı kararında belirtildiği üzere istemle bağlı kalınarak dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 641Kaynağı aç
MADDE 641- (1) Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. (2) Şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı dolayısıyla, şirket sözleşmeleri ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilirler. 2. Ödeme
İki kişilik limited şirkette ortak diğer ortağı çıkarma davasıyla ortaklıktan çıkarabilir mi?

Hayır, limited şirkette bir ortağın diğer ortağı dava yoluyla şirketten çıkarma hakkı bulunmamaktadır. Türk Ticaret Kanunu m. 640/3 uyarınca mahkemeden çıkarma isteme hakkı şirkete tanınmış olup, ortağın şirket adına hareket etmeksizin kendi adına açtığı çıkarma davası aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddedilir.

İki kişilik limited şirkette mahkemeden çıkarma talep etmek için genel kurul kararı alınabilir mi?

Türk Ticaret Kanunu m. 621/1-h gereğince çıkarma davası açılması kararı için temsil edilen oyların en az üçte ikisi ile oy hakkı bulunan sermayenin tamamının salt çoğunluğu aranır. İki ortaklı şirketlerde çıkarılması istenen ortağın yokluğunda tek ortağın oyuyla bu nitelikli çoğunluk sağlanamadığından karar yok hükmündedir ve çıkarma davası dava şartı yokluğu sebebiyle dinlenemez.

İki kişilik limited şirkette haklı sebeple çıkma davası kime karşı açılır?

Türk Ticaret Kanunu m. 638/2 uyarınca açılacak haklı sebeple çıkma davasında husumet yalnızca limited şirket tüzel kişiliğine yöneltilmelidir. Şirketin diğer ortağının bu davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığından onun aleyhine açılan talep sıfat yokluğundan reddedilir.

İki kişilik limited şirketin haklı nedenle feshi istendiğinde mahkeme ortağın çıkarılmasına karar verebilir mi?

Evet, Türk Ticaret Kanunu m. 636/3 gereğince şirketin feshi en son çaredir. Mahkeme fesih talebi karşısında şirketi tasfiye etmek yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun diğer bir kabul edilebilir çözüme karar verebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu