İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesi, icra ve iflas dairelerinin yaptığı işlemlerin hukuka veya somut olayın gereklerine aykırı olması durumunda ilgililere icra mahkemesine başvurma imkânı tanır. Bu başvuru yoluna şikayet denir. Kural olarak şikayet, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılmalıdır; ancak bazı hallerde bu süre kısıtlaması uygulanmaz ve şikayet her zaman ileri sürülebilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 16Kaynağı aç
Şikayet Nedir ve Davadan Farkı
Şikayet, bilinen anlamda bir dava değil; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş, kendine özgü bir kanun yoludur. Bu ayrım yalnızca teknik bir adlandırma meselesi değildir: şikayette taraflar davacı ve davalı sıfatını taşımaz, bunun yerine şikayet eden ve şikayet olunan kavramları kullanılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/12-368, K. 2012/725 sayılı kararında şikayetin icra ve iflas hukukuna özgü bir yasa yolu olduğunu vurgulamış ve taraflara davacı-davalı değil şikayet eden ile şikayet olunan denileceğini açıkça belirtmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/12-368, K. 2012/725Kaynağı aç
Şikayet hakkı yalnızca takibin taraflarına, yani alacaklı veya borçluya tanınmış değildir. İİK m. 16 kapsamında hukuki yararı olan herkes bu yola başvurabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2012/12-368, K. 2012/725 sayılı kararı bu ilkeyi açıkça benimsemekte ve şikayet hakkının alacaklı-borçlu çiftinin ötesine geçtiğini ortaya koymaktadır.
Şikayetin Kapsamı ve Sınırları
İİK m. 16 uyarınca şikayet iki gerekçeyle yapılabilir: işlemin kanuna aykırı olması veya hadiseye uygun bulunmaması. İşlemin kanuna aykırılığı, icra dairesinin hukuk kurallarına aykırı davrandığı anlamına gelirken; hadiseye uygunsuzluk, işlemin somut olayın koşullarına göre hatalı ya da orantısız olduğunu ifade eder. Öte yandan kanunun çözümünü mahkemeye bıraktığı konular bu yolun dışında kalır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/7581, K. 2025/1066Kaynağı aç
Şikayet kabul edildiğinde icra mahkemesi, şikayet olunan işlemi bozar ya da düzeltir. Bunun yanı sıra icra memurunun sebepsiz olarak yapmadığı veya geciktirdiği işlemlerin yapılmasını da emredebilir. Bu hüküm İİK m. 17'de düzenlenmiştir.
Yedi Günlük Süre Kuralı
İİK m. 16/1 gereğince şikayet, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine yapılmalıdır. Sürenin başlangıcı için belirleyici olan, işlemin yapıldığı tarih değil ilgilinin işlemi öğrendiği tarihtir.
Süresiz Şikayet Halleri
İİK m. 16, bazı hallerde şikayetin her zaman yapılabileceğini düzenler. Birincisi, bir hakkın yerine getirilmemesidir: icra dairesi yapmakla yükümlü olduğu bir işlemi hiç yapmamışsa süre işlemez. İkincisi, işlemin sebepsiz sürüncemede bırakılmasıdır: icra dairesi işlemi makul sürede yapmaksızın askıda bırakmışsa yine süresiz şikayet yolu açık kalır.
Kamu düzenine ilişkin emredici hükümlere aykırı işlemlerde süresiz şikayet yolunun açık olduğu görüşü öğretide benimsenmiş ve Yargıtay'ın çeşitli kararlarında somut bağlamlarda uygulanmıştır. Ancak bu görüşün kapsamı ve hangi işlem türleri bakımından kesin biçimde geçerli sayılacağı Yargıtay içtihadında tartışmalı olmaya devam etmektedir; her somut durumda ayrıca değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/1695, K. 2015/1035Kaynağı aç
Bu konuya somut bir örnek olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2013/1695, K. 2015/1035 sayılı kararını göstermek mümkündür. Kararda, 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun 34. maddesi kapsamında belediyelerce tahsis edilen taşınmazların haczedilmezliğine ilişkin şikayetin süreye tabi olmadığına hükmedilmiştir; gerekçe, söz konusu hükmün emredici nitelikte olması ve kamu düzeniyle ilgili bulunmasıdır. Öte yandan aynı kararda, şikayetin süre yönünden reddedilmeden önce taşınmazın bu Kanun kapsamında tahsis edilip edilmediğinin gerekirse bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiği de vurgulanmıştır.
İdari Yargı Alanında İlamsız Takip Yasağı ve Geçiş Hükmü
İİK m. 42/3, idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamayacağını açıkça düzenlemektedir. Bu hüküm 694 sayılı KHK ile eklenerek 7078 sayılı Kanun ile aynen kabul edilmiştir. Hükmün yürürlüğe girmesinden önce başlatılmış takipler için İİK Geçici m. 13 özel bir çözüm öngörmektedir: talep üzerine icra müdürü dosya üzerinden düşme kararı verir ve bu kararı alacaklıya re'sen tebliğ eder; alacaklı düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikayet yoluna başvurabilir.
Hükmün yürürlüğe girmesinden sonra yapılan takiplerde ise Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E. 2024/7581, K. 2025/1066 sayılı kararında çoğunluk, İİK m. 42/3'teki yasağın takip şartına ilişkin, emredici ve kamu düzeniyle ilgili olduğu gerekçesiyle mahkemenin bu hususu re'sen gözetmesi ve takibin iptaline karar vermesi gerektiği sonucuna varmıştır. Aynı kararda azınlık ise söz konusu aykırılığın süresiz şikayete tabi olduğunu, dolayısıyla ilk kez temyiz aşamasında ileri sürüldüğünde HMK m. 357/1 gereği inceleme konusu yapılamayacağını savunmuştur. İİK m. 42/3 aykırılığının re'sen mi yoksa şikayet üzerine mi gözetileceği meselesi bu kararla birlikte Yargıtay içinde tartışmalı bir görünüm kazanmıştır.
Öte yandan hukuki tavsif hakime ait olup hakim, tarafların dayandığı kanun hükümleri ve hukuki nitelendirmelerle bağlı değildir; kanunları re'sen uygular. Bu ilke HMK m. 33'te düzenlenmiş olup icra şikayeti yargılamasında da geçerlidir.
İcra Mahkemesinde Yargılama Usulü
İİK m. 18/1 uyarınca icra mahkemesine arzedilen hususlar ivedi işlerden sayılır ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanır. Talep ve cevaplar dilekçe ile yapılabileceği gibi icra mahkemesine ifade zaptettirmek suretiyle de ileri sürülebilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 18Kaynağı aç
İİK m. 18/3 uyarınca icra mahkemesi, aksine düzenleme olmadıkça duruşma açılıp açılmayacağını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğünde ilgilileri en kısa zamanda çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir. Duruşma yapılmayan işlerde mahkeme, işin kendisine geldiği tarihten itibaren en geç on gün içinde kararını verir. Duruşmalar ise ancak zorunluluk halinde ve otuz günü geçmemek üzere ertelenebilir.
Duruşma açıp açmama konusundaki takdir hakkı mutlak ve seçimlik bir hak değildir; halin icabına göre değerlendirilmesi gereken bir yetkidir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, sıra cetveline yönelik şikayet incelemesine ilişkin kararlarında bu ilkeyi somutlaştırmış; hakların zarar görmesi ihtimali bulunan alacaklıların savunma haklarını kullanabilmesi için takdir hakkının duruşma açılması yönünde kullanılması gerektiğini ortaya koymuştur. Bu değerlendirme söz konusu kararların sıra cetveli şikayeti bağlamında yapılmıştır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/7369, K. 2020/843Kaynağı aç
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/8524, K. 2020/1491Kaynağı aç
Taraf Teşkili Zorunluluğu
Şikayet incelemesinde taraf teşkilinin sağlanması zorunludur. Şikayet dilekçesi, şikayet olunana usulüne uygun tebliğ edilmeden dosya üzerinden karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/7369, K. 2020/843 ve E. 2016/8524, K. 2020/1491 sayılı kararlarında bu gereklilik bozma gerekçesi olarak açıkça belirtilmiştir.
HMK m. 27, adil yargılanma hakkının bir bileşeni olarak hukuki dinlenilme hakkını güvence altına almakta; bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat etme imkânını kapsamaktadır. Mahkemenin duruşma açmaya karar verdiği hallerde şikayet olunan ya da şikayetten doğrudan etkilenen kişinin duruşmaya çağrılması gerekir; çağrılan kişi gelmese dahi mahkeme gereken kararı verebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2012/12-368, K. 2012/725 sayılı kararı da taraf teşkili eksikliğini bozma gerekçesi olarak ele almıştır.
Sıra Cetveli Şikayetinde Özel Durumlar
Sıra cetveline itiraz yolları ikiye ayrılır. Alacağın esasına veya miktarına yönelik itirazlar genel mahkemede dava yoluyla (İİK m. 142/1), yalnızca sıraya ilişkin itirazlar ise icra mahkemesinde şikayet yoluyla (İİK m. 142/son) ileri sürülmelidir. Bu ayrımın doğru uygulanması görev ve usul açısından belirleyicidir.
Yediemin ücreti sıra cetveline yansıtılmışsa, ödenen ücretin gerçek yediemin ücreti olup olmadığına ilişkin uyuşmazlık icra mahkemesinde değil genel mahkemede çözümlenir. Muhafaza masraflarının belirlenmesinde ise yedieminin kendi tarifesi değil Adalet Bakanlığı'nca belirlenen tarife uygulanır; bu konudaki belirleme de genel mahkemelere aittir.
Yetkili İcra Mahkemesi
Şikayet, kural olarak işlemi gerçekleştiren icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine yapılır. Haczedilmezlik şikayetinde hangi icra dairesi haczi uygulamışsa başvuru o dairenin bağlı bulunduğu icra mahkemesine yapılır. İstinabe yoluyla gerçekleştirilen satışlarda ise artırma ve ihaleye ilişkin uyuşmazlıklar talimat icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesince çözümlenir; bu mahkemenin görevi talimat icra dairesinin işlemlerinin kanun ve hadiseye uygun olup olmadığını denetlemektir.
Sık Sorulan Sorular
İİK m. 16 şikayeti için yedi günlük süre ne zaman başlar?
Süre, şikayet konusu işlemin öğrenildiği tarihten başlar. İİK m. 16/1 uyarınca belirleyici olan işlemin yapıldığı tarih değil, ilgilinin işlemden haberdar olduğu andır.
Hangi hallerde şikayet yedi günlük süreye tabi değildir?
İİK m. 16 iki hali açıkça düzenlemektedir: icra dairesinin bir hakkı yerine getirmemesi ve işlemi sebepsiz sürüncemede bırakması. Bu iki halde şikayet her zaman yapılabilir. Bunların yanı sıra kamu düzenine ilişkin emredici hükümlere aykırı işlemlerde de süresiz şikayet yolunun açık olduğu görüşü öğretide benimsenmiş ve Yargıtay'ın çeşitli kararlarında somut bağlamlarda uygulanmıştır; ancak bu istisnasının kapsamı her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken tartışmalı bir meseledir.
Şikayeti yalnızca alacaklı veya borçlu mu yapabilir?
Hayır. İİK m. 16 çerçevesinde hukuki yararı olan herkes şikayet yoluna başvurabilir; bu hak alacaklı ve borçluyla sınırlı değildir.
Şikayet incelemesinde duruşma açılması zorunlu mudur?
İİK m. 18/3 uyarınca aksine hüküm bulunmayan hallerde duruşma açılıp açılmayacağını hakim takdir eder. Bu takdir yetkisi mutlak değildir; özellikle hakları etkilenebilecek tarafların savunma hakkını kullanabilmesi gereken durumlarda halin icabına göre duruşma açılması yönünde kullanılması gerekir.
Şikayet dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeden karar verilebilir mi?
Verilemez. Şikayet dilekçesinin şikayet olunana usulüne uygun tebliğ edilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması zorunludur. Aksi halde verilen karar usul ve kanuna aykırı olup bozma nedeni oluşturur.
Sıra cetveline itiraz icra mahkemesinde mi yoksa genel mahkemede mi yapılır?
İtirazın konusuna göre değişir. Yalnız sıraya ilişkin itiraz icra mahkemesinde şikayet yoluyla, alacağın esasına veya miktarına ilişkin itiraz ise genel mahkemede dava yoluyla ileri sürülür.
İdari yargı kapsamındaki bir uyuşmazlık için ilamsız icra takibi yapılmışsa ne olur?
İİK m. 42/3 uyarınca idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip başlatılamaz. Bu hükmün yürürlüğe girmesinden önce başlatılan takiplerde İİK Geçici m. 13 özel bir usul öngörmektedir: talep üzerine icra müdürü dosya üzerinden düşme kararı verir ve bu karar alacaklıya re'sen tebliğ edilir; alacaklı tebliğden itibaren yedi gün içinde şikayet yoluna başvurabilir. Hükmün yürürlüğe girmesinden sonra yapılan takiplerde ise Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E. 2024/7581, K. 2025/1066 sayılı kararında çoğunluk, bu aykırılığın mahkemece re'sen gözetilmesi ve takibin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşünü benimsemiştir; aynı kararda azınlık, söz konusu aykırılığın süresiz şikayete tabi olduğunu ve ilk kez temyizde gündeme geldiği için HMK m. 357/1 gereği incelenemeyeceğini savunmuş olup konu tartışmalı olmaya devam etmektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

