İhale Komisyonu Kararında Başvuru Yolu ve Süresi Eksikliği

by Avukat Erdal Ersoy
İhale Komisyonu Kararında Başvuru Yolu ve Süresi Eksikliği

İhale komisyonu kararında veya bu kararın bildirildiği yazıda ilgilinin başvurabileceği idari merciler, kanun yolları ve dava açma süresi belirtilmemişse dava açma süresi bildirimin yapıldığı tarihte işlemeye başlamaz. İdarenin Anayasa gereği olan doğru bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve hak arama hürriyetinin kısıtlanması karşısında, bu nitelikteki işlemlere karşı açılan davaların süre aşımı nedeniyle reddedilmesi usul hükümlerine aykırılık oluşturur.

Danıştay 13. Daire, E. 2020/3779, K. 2020/4013Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2020/3779 E.  ,  2020/4013 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/3779 Karar No:2020/4013 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Mühendislik Yapı İnşaat Demir Çelik Nakliyat Sanayi Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Ulaşım A.Ş. İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Hatay ili, Antakya, İskenderun, Dörtyol ve Samandağ ilçelerinde 2676 araçlık yol üstü oto park alanlarının işletme hakkının 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 35/a maddesi uyarınca kapalı teklif usulü (açık arttırmalı) ile 24 ay süreyle kiralanmasına ilişkin 24/07/2020 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; dava açma süresinin, dava konusu ihale sonucunun davacı şirkete bildirimine ilişkin komisyon kararının tebliğ tarihi olan 04/08/2020 tarihinden itibaren başladığı ve davanın ivedi yargılama usulüne tâbi olması nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca yapılan başvuru veya itirazların dava açma süresini durdurmayacağı; bu durumda, 04/08/2020 tarihinde başlayan dava açma süresinin son günü olan 03/09/2020 tarihine kadar davanın açılması gerekirken, bu tarih geçirildikten sonra 28/09/2020 tarihinde açılan davanın süre aşımı sebebiyle esasının incelenmesine imkân bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ihale komisyonu kararının 04/08/2020 tarihinde tebliğ edildiği, 07/08/2020 tarihinde bu karara itiraz edildiği, idarece herhangi bir cevap verilmemesi üzerine hak kaybına uğramamak adına süresinde davanın açıldığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Hatay ili, Antakya, İskenderun, Dörtyol ve Samandağ ilçelerinde 2676 araçlık yol üstü oto park alanlarının işletme hakkının 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 35/a maddesi uyarınca kapalı teklif usulü (açık arttırmalı) ile 24 ay süreyle kiralanmasına ilişkin ihale 24/07/2020 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Söz konusu ihaleye katılan davacının teklif, banka referans ve geçici teminat mektubunu ayrı bir zarfta sunmadığının, 937 araçlık iş bitirme belgesi sunması gerekirken 703 araçlık iş bitirme belgesi sunduğunun ve davacıya vekâleten ihaleye katılan kişinin sabıka kaydının sunulmadığının anlaşıldığından bahisle ihale dışı bırakılmasına ilişkin 28/07/2020 tarihli İhale Komisyonu kararının 04/08/2020 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, davacı tarafından anılan ihalenin iptali istenilmiştir. 28/07/2020 tarihli İhale Komisyonu kararı ile bu kararın bildirilmesine ilişkin olarak davacıya gönderilen davalı idarenin … tarih ve … sayılı yazısında, davacının hangi kanun yollarına ve mercilere başvurabileceği ve dava açma süresi belirtilmemiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu; "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesine, 03/10/2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu; 125. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 40. maddesine eklenen 2. fıkranın gerekçesinde, bu değişikliğin, bireylerin yargı ya da idarî makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanması amacıyla ve son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk hâline gelmesi nedeniyle yapıldığına değinilmiştir. Anayasal düzenlemeler ve değinilen gerekçeden; Devletin, kurumları vasıtasıyla tesis edilen her türlü işlemlerinde, bu işlemlere karşı başvurulacak yargı yeri veya idarî makamlar ile başvuru süresinin gösterilmesinin bir anayasal zorunluluk hâline getirildiği anlaşılmaktadır. Anayasa'nın bağlayıcılığı karşısında, bu zorunluluğa; yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının uymakla yükümlü oldukları sonucuna ulaşılmaktadır. Anayasal düzenlemeler, kural olarak doğrudan uygulanacak hükümlerden olmayıp, kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılarak yaşama geçirilirler. Ancak, öğretide ve Anayasa Mahkemesi'nin kimi kararlarında, yürürlüğe konulması gereken yasal düzenlemede yer verilmesi gereken konuların Anayasa metninde açıkça kurala bağlandığı durumlarda, bir özel kanun ya da yürürlükteki kanunlarda uygun değişiklik yapılması gerekmeksizin Anayasa hükümlerinin doğrudan uygulanacağı kabul edilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrasının doğrudan uygulanması gerektiğini, 08/12/2004 tarih ve E:2004/84, K:2004/124 sayılı kararında; 5225 sayılı Kanun'da, başvurulacak kanun yolu ve süresinin özel olarak düzenlenmemiş olmasının, Anayasa'nın 40. maddesine aykırılık oluşturmadığını belirterek benimsemiş ve kararında; bireyler hakkında kurulan işlemlere karşı kanun yolları, başvurulacak merciler ile sürelerin belirtilmesi yönünden Devlete verilen görevin bir zorunluluk içerdiğine, bu zorunluluk nedeniyle her kanunda özel bir düzenleme yapılması gerekmediğine değinerek, Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrasının doğrudan uygulanır nitelik taşıdığını kabul etmiştir. Devletin, işlemlerinde, bireylerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğunu düzenleyen Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrasının, ayrı bir yasal düzenlemenin varlığını gerektirmeyen, doğrudan uygulanabilir nitelik taşımasından dolayı, yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının işlemlerinde, bu işlemlere karşı başvurulacak idarî mercileri ve kanun yolları ile sürelerini belirtmeleri zorunludur. Bu kapsamda, Anayasa'nın 125. maddesinin 3. fıkrası ile 40. maddesinin 2. fıkrasının birbirleriyle olan ilişkisine de değinmek gerekmektedir. Anayasa'da yer alan düzenlemeler, normlar hiyerarşisinde aynı düzeyde yer aldığından bu kuralların birbirine üstünlüklerinden söz etmek mümkün olmamakla birlikte, Anayasal normlar değerlendirilirken normun kabul edildiği tarihe bakılarak yorum yapılabilmesi mümkündür. Bu kapsamda, her ne kadar Anayasa'nın 125. maddesinde, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı belirtilmiş ise de; 40. maddeye eklenen fıkrayla, idarî işlemlerde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağının ve sürelerinin belirtilmesi zorunluluğu getirildiğinden, kişilere bildirilen idarî işlemlerde başvuru süresi ve başvuru yerinin de gösterilmesi gerekmektedir. Dava açma süresini başlatacak olan bildirim, Anayasa'nın amir hükmü gereğince başvuru mercii ve süresini de gösteren yazılı bildirimdir. Bunun dışındaki yazılı bildirimler, Anayasa'nın 40. maddesinin amir hükmüne uygun olmadığından, dava açma süresini başlatmayacaktır. Bu itibarla, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğunu öngören Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemeye rağmen, 28/07/2020 tarihli İhale Komisyonu kararı ile bu kararın bildirilmesine ilişkin olarak davacıya gönderilen davalı idarenin … tarih ve … sayılı yazısında, davacının hangi kanun yolları ve mercilere başvurabileceği ve dava açma süresi belirtilmediğinden, idarenin doğru bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve hak arama özgürlüğünün ihlâl edilmiş olması karşısında, söz konusu işlemin tebliğ edildiği tarihte dava açma süresinin işlemeye başlamadığı anlaşıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 29/12/2020 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi. (X) GEREKÇEDE KARŞI OY : Anayasa'nın 40/2. maddesi hükmü ile, bireylerin yargı ya da idarî makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye, işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, idare mahkemelerinde idarî işlemlere karşı dava açma süresinin kural olarak "altmış gün" olduğu; 8. maddesinde, sürenin tebliğ tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; 20/A maddesinde ise, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu kurala bağlanmıştır. Dosyanın incelemesinden, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca kapalı teklif usulü (açık arttırmalı) ile gerçekleştirilen ihalede, 28/07/2020 tarihli komisyon kararıyla ihale dışı bırakıldığının davacıya bildirilmesi üzerine, anılan ihalenin iptali istemiyle 28/09/2020 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İdari işleme karşı hangi merciye başvuracağını bilmeyen davacının, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ve özel bir yargılama niteliği taşıyan ivedi yargılama usulünü, bu usule tâbi işlerde geçerli olan dava açma süresini ve idarî başvuru yolu bulunup bulunmadığını bilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, davacının, ihale dışı bırakılmasına ilişkin komisyon kararının tebliği üzerine, ihalenin iptali istemiyle altmış günlük genel dava açma süresi içerisinde, 28/09/2020 tarihinde açtığı davanın süresinde olduğunun kabulü gerektiğinden, İdare Mahkemesi'nce davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen kararın bu gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla, gerekçe yönünden karara katılmıyorum.

Anayasal Bağlayıcılık ve Hak Arama Hürriyeti

Anayasa'nın 11. maddesi uyarınca Anayasa hükümleri; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ile kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. İdarelerin tesis ettikleri tüm tasarruflarda anayasal kurallara uygun hareket etmesi zorunludur.

Anayasa'nın 36. maddesinde güvenceye bağlandığı üzere herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanarak yargı yerleri önünde davacı ya da davalı sıfatıyla sav ve savunma ile adil yargılanma hakkını kullanma yetkisine sahiptir.

Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası ise Devletin, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ile mercilere başvuracağını ve sürelerini göstermek mecburiyetinde olduğunu hükme bağlamıştır.

Yazılı Bildirim Kuralı ve Doğrudan Uygulanabilirlik

Anayasa'nın 125. maddesinin üçüncü fıkrasında, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin kural olarak yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı kural altına alınmıştır.

Devletin işlemlerinde bireylerin başvuracağı mercileri ve süreleri göstermesini emreden Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası, ayrı bir kanuni düzenlemenin varlığına ihtiyaç duyulmaksızın doğrudan uygulanabilir bir nitelik taşır. Dolayısıyla idare makamlarının ve diğer kamu kurumlarının işlemlerinde başvuru mercilerini, kanun yollarını ve ilgili süreleri açıkça göstermeleri zorunluluk arz eder.

Dava açma süresini başlatacak bildirim, Anayasa'nın amir hükmü doğrultusunda başvuru merciini ve süresini bünyesinde gösteren yazılı bildirimdir. Bu unsurları barındırmayan diğer yazılı bildirimler Anayasa'nın 40. maddesindeki düzenlemeye uymadığından dava açma süresini başlatmaz.

İhale Kararlarında Dava Açma Süresinin Değerlendirilmesi

İhale komisyonu kararında ve tebliğ yazısında başvurulacak kanun yolları, merciler ve dava açma süresi gösterilmediği takdirde idare doğru bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemiş olur. Danıştay 13. Dairesinin 2020/3779 Esas ve 2020/4013 Karar sayılı dosyasında, hak arama özgürlüğü ihlal edildiği için işlemin tebliğ edildiği tarihte dava açma süresinin işlemeye başlamayacağı ve mahkemece davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesinde usul hükümlerine uyarlık bulunmadığı karara bağlanmıştır.

Danıştay 13. Dairesinin aynı kararının gerekçesinde yer alan karşı oy yaklaşımında ise idari işlemde başvuru merciini ve süresini bilmeyen ilgilinin özel bir usul olan ivedi yargılamayı ve buna ait süreyi bilmesinin beklenemeyeceği belirtilerek, genel dava açma süresi olan altmış gün içinde açılan davanın süresinde kabul edilmesi gerektiği dile getirilmiştir.

İvedi Yargılama Usulünde Danıştay Kararlarının Niteliği

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi gereğince ivedi yargılama usulünde Danıştay tarafından temyiz incelemesi üzerine verilen kararlar kesindir ve bu kararlara karşı karar düzeltme kanun yolu kapalıdır.

İhale komisyonu kararında süre gösterilmemişse dava süresi tebliğle başlar mı?

Hayır, komisyon kararında veya bildirim yazısında başvuru mercileri ve süreleri belirtilmemişse idarenin bilgilendirme yükümlülüğü ihlal edildiğinden dava açma süresi tebliğ tarihinde başlamaz.

İdarenin başvuru yolunu bildirme yükümlülüğü doğrudan geçerli midir?

Evet, Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası ayrı bir kanuni düzenlemeye gerek kalmaksızın doğrudan uygulanabilir niteliktedir ve idare makamlarını bağlar.

İvedi yargılama usulünde temyiz kararlarına karşı karar düzeltme istenebilir mi?

Hayır, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca temyiz incelemesi sonucu verilen kararlar kesin olup karar düzeltme yolu kapalıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu