İdari Yargıda Duruşma Usulü: İYUK Madde 18

by Avukat Erdal Ersoy
İdari Yargıda Duruşma Usulü: İYUK Madde 18

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 18. maddesi, idari yargıdaki duruşmaların nasıl yürütüleceğini, taraflara kaç kez söz verileceğini, Danıştay duruşmalarında savcının konumunu ve gizli duruşma koşullarını düzenler. Duruşmalar ilke olarak herkese açık biçimde yapılır; ancak kanunda öngörülen sınırlı hallerde gizlilik kararı verilebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – 1. Duruşmalar açık olarak yapılır. Genel ahlakın veya kamu güvenliğinin gerekli kıldığı hallerde, görevli daire veya mahkemenin kararı ile, duruşmanın bir kısmı veya tamamı gizli olarak yapılır. 2. Duruşmaları başkan yönetir. 3. Duruşmalarda taraflara ikişer defa söz verilir. Taraflardan yalnız biri gelirse onun açıklamaları dinlenir; hiç biri gelmezse duruşma açılmaz, inceleme evrak üzerinde yapılır. 4. Danıştayda görülen davaların duruşmalarında savcının bulunması şarttır. Taraflar dinlendikten sonra savcı yazılı düşüncesini açıklar. Bundan sonra taraflara son olarak ne diyecekleri sorulur ve duruşmaya son verilir. 5. Duruşmalı işlerde savcılar, keşif, bilirkişi incelemesi veya delil tespiti yapılmasını yahut işlem dosyasının getirtilmesini istedikleri takdirde, bu istekleri görevli daire veya kurul tarafından kabul edilmezse, işin esası hakkında ayrıca yazılı olarak düşünce bildirirler. Duruşmalı işlerde karar verilmesi:

Duruşmanın Açık Yapılması İlkesi ve Gizlilik

İYUK m. 18/1 uyarınca duruşmalar açık olarak yapılır. Genel ahlakın veya kamu güvenliğinin gerektirdiği hallerde görevli daire ya da mahkeme karar vererek duruşmanın bir kısmını veya tamamını gizli yürütebilir. Gizlilik kendiliğinden işlemez; her iki koşulda da duruşmayı yürüten daire veya mahkemenin ayrıca karar alması gerekir. Hangi somut durumların bu kapsamda değerlendirileceğine ilişkin ölçüt kanun metninde ayrıntılı olarak belirlenmemiştir.

Duruşmayı Kim Yönetir

İYUK m. 18/2 gereğince duruşmayı başkan yönetir. Danıştay 5. Dairesi'nin E. 2004/291, K. 2004/3370 sayılı kararında, duruşma evresinin usulüne uygun biçimde tamamlanıp tutanağa bağlanmadan ve davacı vekilinin sözlü şikayetinin reddi hâkim istemini kapsayıp kapsamadığı belirlenmeden davanın karara bağlanmasında hukuki isabet bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu karar, duruşma usulüne uygunluk ile reddi hâkim isteminin değerlendirilmemiş olması şeklinde iki ayrı gerekçeye dayanmaktadır.

Danıştay 5. Daire, E. 2004/291, K. 2004/3370Kaynağı aç
5. Daire         2004/291 E.  ,  2004/3370 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No: 2004/291 Karar No: 2004/3370 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): … Vekili: … Karşı Taraf: Adalet Bakanlığı İsteğin Özeti: … İdare Mahkemesi'nin … gün ve E:…, K:… sayılı kararı ile … Bölge İdare Mahkemesi'nce reddi hakim talebinin reddi yolunda verilen … gün ve E:…, K:… sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. Cevabın Özeti: Temyizi istenen kararın yöntem ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır. Danıştay Tetkik Hakimi: … Düşüncesi: AİHS.'nin 6. maddesinin 1.fıkrasında; herkesin gerek medeni hak ve yükümlükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında karar verecek olan, Yasayla kurulup, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın yasal bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş; AİHM.'ce bu hükme "Sözleşme bağlamında, demokratik toplumlarda adaletin hakkaniyete uygun olarak yerine getirilmesi hakkı o denli önemli bir yere sahiptir ki, 6. maddenin 1. paragrafının kısıtlayıcı bir şekilde yorumlanması bu hüküm amaç ve hedefine uygun düşmez (Delcourt/ Belçika 17 Ocak 1970 tarihli karar, 25. paragraf) şeklinde bir yorum yüklemiştir. 6. maddenin uygulanmasından yargıçların sorumlu olduğu açıktır. Duruşmaya başkanlık eden yargıçların, 6. madde kapsamındaki bütün garantileri sağlamaları gerekir. Bu garantilerin biri de davacının kendisine veya seçeceği bir avukata savunma yapma hakkı verilmesidir. Yargıçın 6. madde kapsamında tüm taraflara savlarını sunmak için uygun olanağı vermesi gerekir. Karşı tarafın gelmemesi halinde, davacıya savlarını aktarması için söz hakkı verilmesinin ve birden fazla vekille temsil edilen davacının vekillerine " makul bir süre" yi aşmamak ve savunma hakkının kötüye kullanılmasına varmayacak şekilde savunma hakkının tanınmasının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Dava konusu olayda; davalı idareye tebligat yapıldığı halde, davalı idareyi temsilen gelen olmaması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa göre duruşma yapılmasına engel bir durum olmadığından, davacının vekillerine yukarıdaki esaslar doğrultusunda "söz hakkı" tanınması gerekirken, bu hakkın sınırlanması şeklinde gelişen olaylar nedeniyle duruşma yapılmamasında "adil yargılanma ilkesi" ne uyarlık bulunmamaktadır. Bu nedenle ilgililere söz hakkı tanınmadan ve bu konudaki şikayet yollarının tükenmesini beklemeden uyuşmazlığın esası hakkında verilen kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığından davacının temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı: … Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce temyiz aşamasında davacının duruşma istemi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yerinde görülmeyerek işin gereği düşünüldü: Dava; davacının sanık sıfatıyla yargılandığı davada şikayet ettiği … DGM. Cumhuriyet Savcıları …, …, … Nolu DGM Başkanı …, Üye Hakim … ve Üye Hakim … hakkında yasal işlem yapılmasına yer olmadığına ilişkin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 25.5.2003 gün ve … sayılı işlemin duruşma talepli olarak iptali istemiyle açılmıştır. … Nolu İdare Mahkemesi'nce verilen … gün ve E:…, K:… sayılı kararda; şikayet edilen yargıçlar hakkında işlem yapılmasına gerek görülmediği yolunda kurulan işlemin disiplin ve ceza soruşturması açılmamasına ilişkin bir işlem olduğu, idari işlem niteliğini taşımadığı belirtilerek iptal davasına konu edilemeyeceği vurgulanmış ve inceleme yeteneği bulunmayan davanın reddine karar verilmiştir. Söz konusu karar tebliğ edilmeden davacı 5.11.2003 gününde … Nolu İdare Mahkemesinin kaydına giren dilekçeyle Mahkeme Başkanı … Üyeler … ve … hakkında reddi hakim isteminde bulunmuş, istem … Bölge İdare Mahkemesinin … günlü ve E:…, K:… sayılı kararıyla "olayda, davacı vekilinin reddi hakim talebini havi dilekçesini Mahkemeye sunduğu 5.11.2003 tarihinde Mahkemenin davayı sonuçlandırdığı anlaşıldığından, bu aşamadan itibaren yeniden davaya bakma olanağı olmayacağından hakimin davadan el çekmesi hali olan reddi hakim talebinin incelenme olanağı bulunmamaktadır." gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmiştir. Davacı, … Nolu İdare Mahkemesi'nin Başkanı … ile Üyeler … ve … hakkındaki reddi hakim isteminin … Bölge İdare Mahkemesinin … günlü ve E: …, K:… sayılı kararıyla reddedilmiş olduğunu belirtmekte, … Nolu İdare Mahkemesi kararı ile birlikte … Bölge İdare Mahkemesi kararının adil yargılanma hakkını zedelediğini ileri sürerek temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. 2577 sayılı Yasa ile göndermede bulunulan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa 2494 sayılı Yasa ile eklenen 36/A maddesinde, esas hüküm bakımından temyiz yolu kapalı bulunan dava ve işlerde hakimin reddi istemi ile ilgili merci kararlarının kesin olduğu, esas hüküm bakımından temyiz yolu açık bulunan dava ve işlerde ret istemi hakkındaki merci kararlarının tefhim ve tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde temyiz edilebileceği kurala bağlanmıştır. Diğer taraftan, 2577 sayılı Yasanın kararlara karşı başvuru yollarını düzenleyen Üçüncü Bölümünün "İtiraz" başlıklı 45. maddesinin 5. fıkrasında, her ne kadar Bölge İdare Mahkemesinin kararlarının kesin olduğu ve temyiz yoluna başvurulamayacağı belirtilmiş ise de, anılan maddede yer alan temyize konu edilemeyecek bölge idare mahkemesi kararları, itiraz üzerine verilecek kararlar olup, hakimlerin reddi istemleri hakkında verilmiş olan kararın aynı Yasanın 57/3. maddesi hükmü uyarınca verilmiş bir karar olması nedeniyle ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yukarıda sözü edilen hükmü uyarınca temyizen incelenmesi gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 18'nci maddesinde duruşmalara ilişkin esaslar düzenlenmekte, maddenin 3'üncü bendinde de, "Taraflardan yalnız biri gelirse onun açıklamaları dinlenir" hükmüne yer verilmektedir. Duruşmada hazır bulunan tarafa, savunma hakkı tanınacağı, savunma hakkının duruşmayı yöneten başkan tarafından, mahkeme heyetinde belirlenecek makul bir süreyle sınırlanabileceği; duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinden yalnızca birine söz hakkı tanınması yoluna gidilemeyeceği açıktır. 8.7.1982 gün ve 17748 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin İdari İşleri ile Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesi Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin "Tutanaklar" başlıklı 49. maddesinde; duruşmalara ait tutanaklara, taraf ve vekillerinin iddia ve savunmaları ile duruşma safahatına ait kısa bir özet ve varsa ara kararlarının yazılacağı belirtilmiştir. İdare Mahkemesince duruşma için belli edilen günde duruşma açılıp açılmadığı, duruşma açıldı ise, avukatlara söz hakkı tanınıp tanınmadığı konularında, temyizen incelenen kararla duruşma tutanağı arasında çelişki bulunduğu görülmektedir. Dosya esas numarası yazılıp düzenlenen, "Duruşma Tutanağı" başlığını taşıyan, matbu olduğu anlaşılan tarihsiz tutanakta; davacı vekillerinin geldikleri davalı idare temsilcinin gelmediğinin görüldüğü, taraflara usulüne göre söz verildiği, davacı vekilinin dava konusu işlemin iptal edilmesi gerektiğini, idare temsilcisinin davanın reddi gerektiğini ileri sürdüğü, kararın tebliğ edileceğinin taraflara bildirildiği ve duruşmaya son verildiği belirtilmektedir. Tutanak Mahkeme başkanı ve iki üye tarafından imzalandıktan sonra, tutanağın altına "Davacı vekillerine davalı idare temsilcisinin gelmediği belirtilerek birer kez söz hakkı verileceğinin belirtilmesi üzerine Av. …'ın bu hususun usule aykırı olduğunu öne sürerek şikayetçi olacağını belirtmesi üzerine savunma yapmayarak duruşma salonundan ayrılmışlardır." şeklinde imzasız tarihsiz bir not düşülmüştür. Temyizen incelenen kararda ise, davacı avukatlarının geldikleri, davalı idareyi temsilen gelen olmadığı görülerek duruşmanın açılmadığı belirtilmekte, fakat davacı avukatlarının gelmesine rağmen duruşmanın ne sebeple açılmadığı açıklanmamaktadır. Görüldüğü gibi, duruşma evresiyle ilgili olarak çelişkili ifadeler dışında sağlıklı biçimde saptanabilen, davacı avukatlarının duruşma günü hazır oldukları, fakat savunma haklarını kullanamadıkları veya kullanmadıkları, avukatlardan …'ın usule aykırı davranıldığını belirterek şikayetçi olacağını sözlü olarak beyan ettiğidir. Dava dosyasında yeterli açıklamanın yer almaması karşısında, duruşma evresinin usulüne uygun biçimde tamamlandığını kabule olanak bulunmamaktadır. Bu itibarla, İdare Mahkemesince, duruşma evresi usulüne uygun biçimde tamamlanıp sağlıklı biçimde tutanağa bağlanmadan, davacı vekili Av. …'ın Mahkeme heyetinin huzurunda sözlü olarak dile getirdiği şikayetin, reddi hakim istemini de kapsayıp kapsamadığı belirlenmeden davanın karara bağlanmasında hukuki isabet görülmemektedir. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile "Hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi " konusunda atıfta bulunulan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 34. maddesinde; "Hakimin reddi sebebini bilen tarafın ret isteğini en geç ilk oturumda bildirmesi gerekir. Taraf, ret sebebini davaya bakıldığı sırada öğrenmiş ise, en geç ondan sonraki ilk oturumda yeni bir işlem yapılmadan önce bu isteğini hemen bildirmek zorundadır. Belirtilen sürede yapılmayan ret isteği dinlenmez." hükmü yer almaktadır. Davacı avukatlarının duruşmadan hemen sonra 5.11.2003 günü saat:14.25'te reddi hakim istemine ilişkin dilekçelerini Mahkemeye vermeleri, davanın incelenmeksizin reddi yolunda aynı gün alınan kararın da, usulde öngörülmemesi nedeniyle hangi saatte alındığının belli olmaması karşısında; olayın akışı dikkate alınarak, reddi hakim isteminin duruşmadan hemen sonra ve karardan önce verildiğinin kabulü, adil yargılama ilkesinin gereğidir. Dolayısıyla karardan sonra verildiği kanıtlanamayan reddi hakim istemli dilekçenin, karar öncesi verildiği kabul edilip, istemin incelenmesi gerekirken, … Bölge İdare Mahkemesince istemin reddi yolunda alınan karar da yerinde bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, … İdare Mahkemesi'nin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının ve … Bölge İdare Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı reddi hakim isteminin reddine ilişkin kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b. fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın reddi hakim istemi karar bağlanmak üzere öncelikle … Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine, … Bölge İdare Mahkemesi'nce reddi hakim isteminin yerinde görülmesi halinde 2577 sayılı Yasa'nın 57. maddesinin 4. fıkrası uyarınca işin esasının da karara bağlanmasına, reddi hakim isteminin yerinde görülmemesi halinde ise dosyanın karar verilmek üzere … İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 29.9.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Taraflara Söz Hakkı ve Duruşmaya Katılım

İYUK m. 18/3 gereğince duruşmalarda her tarafa ikişer defa söz verilir. Taraflardan yalnız biri gelirse yalnızca o tarafın açıklamaları dinlenir; her iki taraf da gelmezse duruşma açılmaz ve inceleme evrak üzerinde yürütülür. Davalı tarafın duruşmaya katılmaması, duruşmanın yapılmasına engel değildir; gelen tarafın açıklamaları dinlenerek oturum sürdürülür.

Danıştay Duruşmalarında Savcının Rolü

Danıştay'da görülen davaların duruşmalarında savcının bulunması İYUK m. 18/4 gereğince zorunludur. Taraflar dinlendikten sonra savcı yazılı düşüncesini açıklar; ardından taraflara son kez söz hakkı verilerek duruşma sona erdirilir. Bu zorunluluk Danıştay duruşmalarına özgüdür.

Danıştay'daki duruşmalı işlerde savcılar ayrıca keşif, bilirkişi incelemesi, delil tespiti yapılmasını ya da işlem dosyasının getirilmesini isteyebilir. Bu istek görevli daire veya kurulca kabul edilmezse savcı, işin esası hakkında ayrıca yazılı düşünce bildirir.

Duruşmanın İdari Yargıdaki İşlevi

İdari yargıda duruşmanın işlevi uyuşmazlığın taraflarca açıklanmasıyla sınırlıdır. Duruşma, idari işlemin hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine yönelik bir kanıt toplama aracı niteliği taşımaz.

Duruşmada Hazır Bulunma ve Karar Oluşumu

Duruşmada fiilen hazır bulunmayan bir üyenin o oturuma ilişkin görüşmelere katılarak tutanağı ve kararı imzalaması yargılama hukuku bakımından isabetli görülmemektedir. Danıştay 7. Dairesi, E. 2006/2873, K. 2007/1778 sayılı kararında, duruşmada hazır bulunmayan üyenin o duruşmanın görüşmelerine ve bu görüşmelerde verilen karara katılmasını yargılama hukuku açısından uygun bulmamış ve bu şekilde verilen kararda isabet görmemiştir. Söz konusu karar, duruşmadan sonra delil toplanması gibi herhangi bir ara karar verilmeksizin doğrudan esas kararın oluşumuna geçildiği somut bir duruma ilişkindir.

Danıştay 7. Daire, E. 2006/2873, K. 2007/1778Kaynağı aç
7. Daire         2006/2873 E.  ,  2007/1778 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2006/2873 Karar No : 2007/1778 Temyiz İsteminde Bulunan: Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı adına … Karşı Taraf : … Pazarlama Turizm Gıda Tekstil Mümessillik İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi Vekili : Av. … İstemin Özeti : Davacı Şirket adına tescilli 3.8.2001 gün ve … sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya nedeniyle yapılan ek tahakkuka vaki itirazın reddine ilişkin işlemi; vergilere ilişkin tebligatın, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren işleyen üç yıllık zaman aşımı süresi geçirildikten sonra yapılmış olması ve davalı İdarece de, beyanname nedeniyle, gümrük yükümlülüğünü doğuran olayın ceza uygulanmasını gerektirmesi nedeniyle ilgililer hakkında açılmış bir ceza davasının varlığı konusunda herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmamış bulunması karşısında; tesis edilen işlemde isabet bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden … Vergi Mahkemesinin …gün ve E:…; K:…sayılı kararının; söz konusu fiil nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmuştur. Tetkik Hakimi …'in Düşüncesi: Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından istenilmesi üzerine 20.3.2006 gününde yapılan ve herhangi bir karar verilmeyen duruşmaya katılmayan üye …'ın, …gününde yapılan görüşmeye dolayısıyla kararın oluşumuna katıldığı anlaşıldığından, duruşmada yapılan açıklamaları dinlemeyen üyenin katılımıyla verilen kararda isabet görülmemiştir. Bu nedenle, mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı …'ın Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dosyanın incelenmesinden; aynı gün keşifle görevli olması sebebiyle, yerine, 20.3.2006 gününde yapılan duruşmaya katılmak üzere, İdari Yargı Adalet Komisyonunca, … Vergi Mahkemesinin üyesi …'ın katılması uygun görülen üye …'ın, sözü edilen duruşmada bulunmamış olmasına ve dava hakkında …gününde yapılan görüşmelere kadar, delillerin toplanması yönünde veya başka bir nedenle herhangi bir karar da verilmemiş olmasına karşın, kararın oluşumuna katılarak tutanağı ve yazılan kararı imzaladığı anlaşılmıştır. Duruşmada hazır bulunmayan üyenin, bu duruşmanın görüşmelerine ve bu görüşmelerde verilen karara katılması, Yargılama Hukuku açısından uygun bulunmadığından; bu şekilde verilen kararda isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulüne ve mahkeme kararının bozulmasına, bozma kararı üzerine, Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 16.4.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

Duruşma Tutanağı

Duruşma tutanaklarına taraf ve vekillerinin iddia ve savunmaları ile duruşmanın seyrine ait kısa bir özet ve varsa ara kararlar yazılır. Bu kural, idari yargı birimlerindeki kalem hizmetlerine ilişkin yönetmelikte düzenlenmekte olup söz konusu yönetmeliğe atıf yapan metnin yıllara göre güncellenmiş olabileceği göz önünde tutulmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

İdari yargıda duruşma her zaman açık mı yapılır?

Kural olarak evet; duruşmalar herkese açık biçimde yapılır. Yalnızca genel ahlakın veya kamu güvenliğinin gerektirdiği hallerde görevli daire ya da mahkeme kararıyla gizli oturum ilan edilebilir. Gizlilik kararı kendiliğinden işlemez; mahkemenin açık bir karar alması şarttır.

Taraflar duruşmaya gelmezse ne olur?

Her iki taraf da duruşmaya katılmazsa oturum açılmaz ve dava evrak üzerinde incelenerek karara bağlanır. Yalnız bir taraf gelirse duruşma o tarafın açıklamaları dinlenerek yürütülür; karşı tarafın yokluğu duruşmanın yapılmasını engellemez.

Danıştay duruşmalarında savcı bulunmak zorunda mı?

Evet; Danıştay'daki duruşmalarda savcının hazır bulunması İYUK m. 18/4 gereğince zorunludur. Taraflar dinlendikten sonra savcı görüşünü açıklar, ardından taraflara son söz hakkı tanınarak duruşma tamamlanır. Bu yükümlülük Danıştay'a özgüdür.

Savcı duruşmada keşif ya da bilirkişi talebinde bulunabilir mi?

Evet; Danıştay'daki duruşmalı işlerde savcılar keşif, bilirkişi incelemesi, delil tespiti veya işlem dosyasının getirtilmesini talep edebilir. Görevli daire ya da kurul bu isteği kabul etmezse savcı, davanın esasına ilişkin ayrı bir yazılı düşünce bildirir.

Duruşmada hazır bulunmayan üye o oturumun kararına katılabilir mi?

Danıştay 7. Dairesi, E. 2006/2873, K. 2007/1778 sayılı kararında, duruşmada hazır bulunmayan üyenin o duruşmanın görüşmelerine ve bu görüşmelerde verilen karara katılmasını yargılama hukuku açısından uygun bulmamış ve bu şekilde verilen kararda isabet görmemiştir.

Birden fazla vekille temsil edilen tarafın vekillerinden yalnız birine söz verilebilir mi?

Danıştay 5. Dairesi'nin E. 2004/291, K. 2004/3370 sayılı kararında, duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinden yalnızca birine söz hakkı tanınması yoluna gidilemeyeceği değerlendirilmiştir. Bu tespit, duruşma evresinin usulüne uygun tamamlanmaması ile reddi hâkim isteminin incelenmemiş olması gerekçelerini birlikte kapsayan bir bozma kararı içinde yer almaktadır.

İdari yargıda duruşma yeni delil toplanmasına imkân verir mi?

Duruşmanın işlevi uyuşmazlığın taraflarca açıklanmasıyla sınırlıdır; duruşma, idari işlemin hukuka uygunluğunun saptanmasına yönelik bir kanıt aracı değildir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu