İdari Yargıda ve İtirazda Aleyhe Karar Verme Yasağı

by Avukat Erdal Ersoy
İdari Yargıda ve İtirazda Aleyhe Karar Verme Yasağı

İdari yargıda aleyhe hüküm verme yasağı, idari işlemlerin yargı denetimine taşınmaması halinde meydana gelecek hukuki neticeye kıyasla davacı aleyhine daha ağır sonuçlar doğuracak bir kararın tesis edilemeyeceğini ifade eder. Dava açma hakkını kullanan bir kimsenin, bu başvurusu sebebiyle hukuki durumunun geriye götürülmesi hukuken kabul görmez. Bu temel kural, kişilerin haklarının zedelendiği inancıyla tereddüt yaşamadan yargıya başvurabilmelerini temin ederek Anayasa'nın 36. maddesinde güvenceye bağlanan hak arama hürriyetinin korunmasına hizmet eder.

İptal Davasında Menfaat İhlali ve Yargısal Denetim Sınırı

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında bir idari işlemin iptali talebiyle dava açılabilmesi, davacının menfaatinin ihlal edilmiş bulunması koşuluna bağlanmıştır. Menfaat ihlali şartının tabii bir neticesi olarak iptal davalarında gerçekleştirilecek yargısal denetim, davacının zedelenen menfaatiyle sınırlı biçimde icra edilmelidir. İdare mahkemesince davacının menfaatini, dava konusu edilen işlemle tesis edilen hukuki tablodan daha ağır bir şekilde ihlal edecek mahiyette hüküm tesis edilmesi aleyhe karar verme yasağının çiğnenmesi sonucunu doğurur.

Danıştay 8. Daire, E. 1997/4389, K. 1998/440Kaynağı aç
8. Daire         1997/4389 E.  ,  1998/440 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No: 1997/4389 Karar No: 1998/440 Karşılıklı Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1-… Vekili : …, … 2- … Vekili : … Karşı Taraf : 1- … 2- … İstemin Özeti : Davalı idarede Ar-GE Müdürü olarak görev yapan davacının … tasarımı projesinin geçici kabul raporunda belirtilen eksikliklerin bir kısmının giderildiğini belirterek yüklenici firmaya % 5 ödeme yapılmasına neden olduğundan, bahisle Personel Yönetmeliğinin 121. maddesi uyarınca (3) günlük aylık kesim cezası ile cezalandırılmasına ilişkin davalı idare Yüksek Disiplin Kurulunun 8.1.1996 gün ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; Personel Yönetmeliğinin 119. maddesinin (d) bendinde alım-satım, artırma ve eksiltme işlemini karıştırarak teşekkülü zarara uğratmanın veya karşı tarafı himaye etmenin geçici olarak görevden çıkarma cezasını gerektiren fiil ve hallerden sayıldığı, 123. maddesinde ise, hangi hallerde bir alt ceza verilebileceğinin düzenlendiği, aynı yönetmeliğin 121. maddesinde de kusurlu bir hareketin bu yönetmelikte sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren hallerden hiçbirisine uymamasının bu fiil ve hareketin cezasız kalmasını gerektirmeyeceği, bu durumda kusurlu hareket, sayılmış olanlardan hangisine en yakın ise o cezanın verileceği kuralının bulunduğu, dosyanın incelenmesinden davacının eyleminin Personel Yönetmeliğinin 119/d maddesi uyarınca geçici olarak görevden uzaklaştırma cezasını gerektirdiği anlaşılmış olup, yönetmeliğin 123. maddesinin gözönüne alınması halinde kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması gerekirken, fiilinin yönetmelikte karşılığı bulunmadığından bahisle, kıyasen ücret kesim cezası ile cezalandırılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı, zira davacının eylemi ile 119. maddede sayılan fiil ve haller arasında hiçbir benzerlik olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden … İdare Mahkemesinin … gün ve … sayılı kararının davalı idare tarafından, verilen cezanın davacının eylemine uygun olduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması, davacı tarafından da, idari mahkemesi kararının hüküm fıkrası doğru olmakla birlikte, iptal gerekçesinin aleyhine sonuçlara yol açabileceği, aleyhe iptal kararı verilemeyeceği ilkesinin idari yargının önemli ilkelerinden olduğu, dava hakkını kullanan kişinin, bu hakkı kullanması nedeniyle dava konusu işlemden daha ağır bir durumla karşı karşıya bırakılması sonucunu doğurabilecek biçimde karar verilemeyeceği öne sürülerek gerekçenin düzeltilmesi suretiyle kararın onanması istenmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi … 'ın Düşüncesi : Aleyhe iptal kararı verilemeyeceği gerekçesiyle davacının temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına, bozma kararı uyarınca mahkeme kararı ortadan kalkacağından idarenin temyiz istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı … 'nın Düşüncesi : İdari Yargılama Usulü Kanununun 2.maddesi uyarınca İdare Mahkemeleri işlem içerikli karar tesis edemezler.Ayrıca davacı aleyhine olarak idari işlemin genişletilememesi idare hukuki ilkelerindendir. Temyize konu mahkeme kararında ise davacıya verilmiş olan 3 günlük aylık kesim cezası yerine daha ağır ceza olan kıdem durdurma cezası verilmesi gerektiğinden bahisle,uyuşmazlığa konu disiplin cezasının esasınıincelemeksizin iptal edilmiştir. Açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz istemlerinin kabulü ile hatalı ve noksan incelemeye dayalı mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Uyuşmazlık, davacının 3 günlük aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemden doğmuştur. İdare Mahkemesince davacının eyleminin Personel Yönetmeliğinin 119. maddesinde sayılan ve geçici olarak görevden çıkarma cezasını gerektiren eylemlerden olduğu analın Yönetmeliğin bir alt ceza verilmesi halini düzenleyen 123. maddesinin gözönünde bulundurulması halinde kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması gerekirken, fiilinin yönetmelikte karşılığı bulunmadığından bahisle daha hafif bir ceza olan 3 günlük aylık kesim cezası ile cezalandırılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 2. maddesine göre idari işlemlerin iptali için dava açılabilmesi, ilgililerin menfaatlerinin ihlal edilmiş olması koşuluna bağlıdır. Bu koşulun doğal sonucu olarak, iptal davasında yargı denetiminin, davacının menfaat ihlali ölçüsünde sınırlı bir biçimde yapılması gerekir. Davacının, menfaatinin, dava konusu işlemle belirlenen hukuki durumdan daha ağır biçimde ihlaline yol açacak şekilde karar verilmesi "aleyhe karar verilmesi yasağı" ilkesine aykırıdır. Başka bir anlatımla anayasal bir hak olan dava hakkını kullanan bir kişinin, bu hakkı kullanması nedeniyle yargı kararı ile dava konusu işlemden daha ağır bir hukuki durumla karşı karşıya bırakılması söz konusu olamaz. Dosyanın incelenmesinden, davalı idare Araştırma Geliştirme Müdürü olan davacı hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda davalı idare tarafından … tasarımı projesinin geçici kabul raporundaki eksikliklerin tümü giderilmeden yüklenici firmaya % 5 ödeme yapılmasına neden olduğundan bahisle dava konusu disiplin cezasının verildiği, aynı disiplin kurulu kararında yer alan, TDM tasarım işinin bir firmaya verilmesini sağlaması ve sözleşmeye firmaya zaman avatajı tanıyan hükümler koydurması eylemine ilişkin disiplin işleminin ise, anılan suçtan dolayı hakkında açılan ceza davasının sonuçlanmasından sonra incelenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. İdare Mahkemesince, dava konusu işlemle sınırlı olarak yargı denetimi yapılması gerekirken, henüz idare tarafından disiplin cezasına konu edilmeyen ve Personel Yönetmeliğinin 119/d maddesinde düzenlenen alım satım ve artırma işlemlerine fesat karıştırarak teşekkülü zarara uğratma ve tarafı himaye etme fiili esas alınmak suretiyle davacının menfaat ihlalini ağırlaştırıcı nitelikte hüküm kurulmasında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile … İdare Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma kararı uyarınca idare mahkemesince verilen iptal kararı ortadan kalkmış olup, bu durumun doğal sonucu olarak mahkemece dava konusu işlem yönünden yeniden karar verileceğniden davalı idarenin temyiz istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine 16.2.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.

Disiplin Cezalarında Aleyhe Sonuç Doğuracak Karar Yasağı

İdari yargı mercileri, dava konusu edilen bir disiplin yaptırımını incelerken dava edilen işlemin kapsamını aşamaz. Danıştay 8. Dairesinin 1997/4389 Esas ve 1998/440 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, idarece disiplin cezasına bağlanmamış başka bir fiil esas alınarak veya tayin edilen disiplin cezasının fiile nazaran daha hafif kaldığı gerekçesiyle işlem iptal edilip ilgilinin menfaat ihlalini ağırlaştıracak yönde bir yargısal hüküm kurulamaz. Mahkemenin idare yerine geçerek daha ağır bir fiil üzerinden denetim yapması hukuka aykırıdır.

İdari İtiraz Mercilerinde Aleyhe Karar Verme Yasağı

İdari usul sisteminde, idari işlemlere karşı itiraz mercilerine yapılan başvurular ilgililerin hukuki durumunu düzeltme ve cezayı hafifletme gayesi taşır. Yargı mercilerine başvurulduğunda sağlanan usul güvenceleri idari itiraz süreci bakımından da geçerlidir. Dolayısıyla disiplin cezasına karşı yetkili mercilere ve üst disiplin amirlerine yapılan başvurular neticesinde tesis edilecek işlemler de aleyhe karar verme yasağının koruması altındadır. İtiraz mekanizmasını işleten memura, daha önce çarptırıldığı cezadan daha ağır bir disiplin yaptırımı uygulanamaz.

Disiplin cezasına yönelik itirazı incelemekle görevli kılınan ve yetkisi sadece itirazın kabulü veya reddi yönünde karar vermekten ibaret olan üst disiplin amirleri, itiraza konu yaptırımı usulünce yürürlükten kaldırmadan aynı fiillere dayanarak yeni bir soruşturma süreci başlatamaz. İtiraz üzerine tesis edilen süreçte ilgilinin itiraz ettiği cezadan daha ağır bir disiplin cezası ile cezalandırılması hak arama hürriyetini engeller ve aleyhe karar verme yasağına açık aykırılık teşkil eder.

Disiplin Hukukunda İtiraz Usulü ve Kanuni Dönüşüm

6111 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yürürlükte bulunan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 135. maddesinde disiplin cezalarına karşı farklı yollar öngörülmüştü. Bu dönemde disiplin amirlerince verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı varsa bir üst disiplin amirine, yoksa disiplin kurullarına itiraz yolu tanınırken; aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceği hükme bağlanmıştı.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen 135. maddesinde ise disiplin amirlerince tayin edilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna; kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı ise yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilmektedir. Kararın ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, ilgili dilekçe ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. İtirazın kabulü halinde disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir. Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.

Aleyhe hüküm verme yasağı neyi ifade eder?

Aleyhe hüküm verme yasağı, dava açan kişinin yargı kararıyla dava konusu işlemden veya dava açılmaması halinde bulunacağı hukuki durumdan daha ağır bir menfaat ihlaline maruz bırakılmasını önleyen temel usul ilkesidir.

Üst amir disiplin cezası itirazında yeni soruşturma açabilir mi?

Yalnızca itirazın kabulü ya da reddi hakkında karar yetkisi olan üst disiplin amiri, yürürlükteki cezayı kaldırmadan aynı eylemlere ilişkin yeni bir disiplin soruşturması başlatamaz ve itiraz konusu cezadan daha ağır bir yaptırım uygulayamaz.

Memur disiplin cezalarında itiraz süresi ne kadardır?

Disiplin cezasının tebliğinden itibaren 7 gün içinde yetkili kurullara itiraz edilmelidir; itiraz merciine intikalden itibaren 30 gün içinde karar verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu