İdare Hukuku Nedir ve Hangi Yargı Kolunda Görülür
İdare hukuku, devletin ve kamu kurumlarının bireyler ile şirketlerle ilişkilerini düzenleyen; idarenin tüm işlem ve eylemlerini hukuka uygunluk denetimine tabi tutan temel bir hukuk dalıdır. Bu alandan doğan uyuşmazlıklar adli yargıda değil, idari yargıda çözüme kavuşturulur. İdari yargı düzeni idare mahkemeleri, vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay'dan oluşmaktadır.
İdari İşlem ve İdari Eylem: Temel Ayrım
Tam yargı davası açmadan önce zararın hangi tür idari tasarruftan kaynaklandığının belirlenmesi, uygulanacak dava açma süresi rejimi bakımından zorunludur. İdari işlemler; idari makamların tek taraflı irade açıklamasıyla hukuk aleminde sonuç doğuran, kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikteki tasarruflardır. İdari eylem ise idarenin işlevi sırasında gerçekleştirdiği, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan ya da idari sözleşmeye dayanmayan her türlü faaliyet veya hareketsizlik olarak tanımlanmaktadır. Bu iki kavramın ayrımı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun farklı usul rejimlerine tabi tuttuğu iki ayrı dava yolunu belirlemektedir.
Danıştay 6. Daire, E. 2021/7177, K. 2021/12511Kaynağı aç
İptal Davası: Hukuka Aykırı İşlemin Ortadan Kaldırılması
İptal davası, hukuka aykırı bir idari işlemin ortadan kaldırılması amacıyla açılır. İdari işlemin yetki, şekil, sebep, konu veya amaç unsurlarından herhangi birinde hukuka aykırılık bulunması hâlinde mahkeme işlemin iptaline karar verir. Verilen iptal kararıyla birlikte işlem tüm hüküm ve sonuçlarıyla ortadan kalkar ve hiç yapılmamış sayılır.
Tam Yargı Davası: Zararın Tazmin Edilmesi
Tam yargı davası, idari işlem veya eylemler sonucunda kişilerin uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini amacıyla açılır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, işlemden kaynaklanan zararlar ile eylemden kaynaklanan zararlar için farklı usul kuralları öngörmektedir; bu nedenle zarara yol açan tasarrufun nitelendirilmesi dava açma sürecinin ilk adımıdır.
İdari işlemden kaynaklanan zararlar için 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca ilgililer, iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, işlemin icrası sebebiyle doğan zararlar için icra tarihinden itibaren dava süresi içinde yalnızca tam yargı davası da açabilirler. Bu hâllerde dahi 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında idareye başvurma hakkı saklıdır.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 12Kaynağı aç
İdari Eylemlerden Doğan Davalarda Ön Başvuru Zorunluluğu
İdari eylemden zarar görenler, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca dava açmadan önce ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini talep etmek zorundadır. Bu başvurunun yapılması gereken süre, eylemi öğrenme tarihinden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıldır.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Ön başvurunun kısmen veya tamamen reddi hâlinde ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren dava açma süresi işlemeye başlar. Başvuruya belirli bir süre içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava açılabilir. 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde yer alan zımni ret süresine ilişkin olarak mevzuat metni ile Danıştay kararları arasında farklılık bulunmaktadır: arşivdeki mevzuat metninde otuz gün yazarken aynı döneme ilişkin bazı Danıştay kararlarında altmış günlük uygulama görülmekte, bu durum maddenin değişiklik geçirdiğine işaret etmektedir. Hangi sürenin geçerli olduğu somut uyuşmazlık tarihi itibarıyla değerlendirilmelidir.
Danıştay 10. Daire, E. 2018/3881, K. 2022/4289Kaynağı aç
Görevli olmayan adli yargı mercilerine yanlışlıkla açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi hâlinde ise idari yargı mercilerine sonradan açılacak davalarda, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.
Dava Açma Süresinin Yorumlanmasında Danıştay İlkeleri
Danıştay 10. Daire, E. 2018/3881, K. 2022/4289 ve E. 2018/1631, K. 2022/4287 sayılı kararlarında, 2577 sayılı Kanun'un süreye ilişkin hükümlerinin yorumlanmasında iki aşırı uçtan kaçınılması gerektiğini ortaya koymuştur: bir yandan hakkaniyeti zedeleyecek biçimde abartılı şekilcilikten, öte yandan kanunla öngörülen usul şartlarını işlevsiz kılacak ölçüde aşırı bir gevşeklikten uzak durulmalıdır. Her iki kararda da kişilerin haklarının ihlali yönünde ağır sonuçlara varan yorumdan kaçınılması ilkesi benimsenmektedir.
Aynı kararlarda, zararın gerçek miktarının veya idari eylemle illiyet bağının eylem tarihinden sonra ortaya çıkabileceği, bu olasılığın 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamındaki süre değerlendirmesinde gözetilmesi gerektiği de belirtilmektedir. Danıştay 10. Daire, E. 2018/1631, K. 2022/4287 sayılı kararında ise eylemin idari niteliğinin somut olgulara bağlı olarak sonradan ortaya çıkabileceğini; bu niteliğin belirlendiği tarihten itibaren kanunun 13. maddesi kapsamında başvuru süresinin işlemeye başlayacağını kabul etmiştir. Bu tespit somut olaya özgüdür, belirli bir belgenin tebliğinin her davada süre başlangıcı sayılacağına dair genel bir kural niteliği taşımamaktadır.
Danıştay 10. Daire, E. 2018/1631, K. 2022/4287Kaynağı aç
İdari işlem ile idari eylemin hak ihlaline birlikte yol açtığı ve zararlar bakımından birbirinden ayrılmasının mümkün olmadığı durumlarda ise dava açma süresinin 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında, zararın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık ön başvuru ve ardından dava açma olanağı tanıyan kural çerçevesinde belirlenmesi gerektiği Danıştay 6. Daire, E. 2021/7177, K. 2021/12511 sayılı kararında ortaya konulmuştur. Bu ilkenin, idari işlem ile idari eylemin ayrılabildiği durumlarda uygulanıp uygulanmayacağı söz konusu kararda ayrıca ele alınmamıştır.
Genel Dava Açma Süreleri
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay ve idare mahkemelerinde dava açma süresini altmış gün, vergi mahkemelerinde ise otuz gün olarak belirlemiştir. Bu süreler hak düşürücü nitelik taşımaktadır; dava dilekçesinin süresinde verilmemesi, yanlış merciye başvurulması veya şekil şartlarının eksik yerine getirilmesi davanın esasa girilmeden reddine yol açabilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Adresi belli olmayanlara ilan yoluyla bildirim yapılan hâllerde, özel kanununda aksine hüküm bulunmadıkça dava açma süresi son ilan tarihini izleyen günden itibaren on beş gün sonra işlemeye başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde ise dava süresi ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar; bu tür işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer hem düzenleyici işlem hem uygulama işlemi aleyhine ayrı ayrı ya da her ikisi aleyhine birden dava açabilir. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, o düzenlemeye dayalı uygulama işleminin iptaline engel değildir.
İdareye Başvuru ve Dava Açma Süresine Etkisi
2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi, dava açmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması için üst makama; üst makam yoksa işlemi yapan makama idari dava açma süresi içinde başvurulmasına olanak tanımaktadır. Bu başvuru zorunlu olmayıp ihtiyaridir; kullanıldığında işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. İdareye yapılan başvuruya otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması hâlinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Yürütmenin Durdurulması: Şartlar ve Usul
2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idare mahkemesinde dava açılması, dava konusu idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için aynı maddenin ikinci fıkrası iki koşulun birlikte gerçekleşmesini aramaktadır: idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Yürütmenin durdurulması kararı kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe gösterilerek verilir. Kararda işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğunun ve uygulanması hâlinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun açıkça belirtilmesi zorunludur. Bunun yanı sıra, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir; ancak kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler bu kapsama dahil edilmemiştir.
Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılıyorsa mahkeme, savunma alınmaksızın istemi reddedebilir. Yalnızca ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuş olması gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.
Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. Teminata ilişkin anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren merci tarafından çözümlenir.
Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz merciinin dosyayı aldığı tarihten itibaren yedi gün içinde karar vermesi zorunludur ve itiraz üzerine verilen karar kesindir. Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Yürütmenin durdurulması kararı verilen davalar öncelikli olarak incelenerek sonuçlandırılır; bu kararlara ilişkin yazım ve imza işlemleri on beş gün içinde tamamlanmak zorundadır.
İdarenin Sorumluluğu: Kusurlu ve Kusursuz Sorumluluk
İdarenin hukuki sorumluluğu iki ana başlık altında ele alınmaktadır. Kusurlu sorumluluk; idarenin yapmakla yükümlü olduğu bir hizmeti hiç, eksik veya hatalı biçimde yerine getirmesi durumunda doğar. Kusursuz sorumluluk ise idarenin herhangi bir kusuru olmaksızın, kamu hizmetinin yürütülmesinden doğan zararlar nedeniyle sorumlu tutulduğu halleri kapsar.
Sık Sorulan Sorular
İdare mahkemesinde dava açma süresi kaç gündür?
Özel kanunlarda ayrı süre belirlenmemişse Danıştay ve idare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gün, vergi mahkemelerinde ise otuz gündür. Bu süre 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesiyle düzenlenmiş olup hak düşürücü nitelik taşır.
İdari eylemden doğan zararda dava açmadan önce ne yapılmalıdır?
İdari eylemden kaynaklanan zararlarda dava açmadan önce, eylemi öğrenme tarihinden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurulması zorunludur. Başvuruya belirli bir süre içinde yanıt verilmemesi hâlinde istek reddedilmiş sayılır ve bu sürenin bitiminden itibaren dava açılabilir. Bu konuda 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesindeki zımni ret süresine ilişkin mevzuat metni ile bazı Danıştay kararlarında yer alan uygulama arasında farklılık bulunmakta olup somut uyuşmazlık tarihinin gözetilmesi önem taşımaktadır.
Yürütmenin durdurulması kararı hangi koşullarda verilebilir?
Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince iki koşulun birlikte sağlanması gerekir: idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması. Kural olarak teminat karşılığında verilen bu karar için davalı idarenin savunması beklenir; ancak uygulanmakla etkisi tükenecek olan işlemlerde savunma alınmaksızın da karar verilebilir. Kamu görevlileri hakkındaki atama ve nakil işlemleri bu son kategoriye dahil edilmemiştir.
İptal davası kazanılırsa idari işlem tamamen ortadan kalkar mı?
İptal kararıyla birlikte işlem tüm hüküm ve sonuçlarıyla ortadan kalkar ve hiç yapılmamış sayılır.
İdari işlem ile idari eylem aynı anda zarara yol açmışsa hangi dava süresi uygulanır?
İdari işlem ve idari eylemin hak ihlaline birlikte neden olduğu ve zararlar bakımından birbirinden ayrılmasının mümkün olmadığı durumlarda Danıştay 6. Daire, E. 2021/7177, K. 2021/12511 sayılı kararında dava açma süresinin 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında belirlenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu hâllerde zararın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde idareye başvuru yapılarak tam yargı davası açılabilir.
İdareye başvurmak dava açma süresini etkiler mi?
2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında üst makama veya işlemi yapan makama yapılan ihtiyari başvuru, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. İsteğin reddi veya otuz gün içinde yanıt verilmemesi üzerine süre yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçen süre de hesaba katılır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

