İcra Takibine İtiraz ve İtirazın İptali Davası Hukuki Rehberi

by Avukat Erdal Ersoy
İcra Takibine İtiraz ve İtirazın İptali Davası Hukuki Rehberi

İcra Takiplerinde Süreler, Usul ve Şikâyet Yolu

İcra ve iflas takibinde sürelerin hesaplanması kanunla düzenlenmiştir. Süre hafta olarak tayin edilmişse başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde biter. İcra ve İflas Kanunu kapsamındaki sürelere genel mahkemelerdeki adli tatil uzaması uygulanmaz; icra daireleri adli tatil boyunca faaliyetini sürdürdüğünden ödeme emrine itiraz süresi adli tatil devresinde de işlemeye devam eder. İcra ve iflas dairelerinin kanuna aykırı olan veya olayın koşullarına uymayan işlemlerine karşı, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurulabilir. Bir hakkın yerine getirilmemesi ya da gerekçesiz biçimde sürüncemede bırakılması durumunda ise şikâyet her zaman ileri sürülebilir. Muhataba yapılan tebligatın usulsüz olması hâlinde, Tebligat Kanununun 32. maddesi gereğince ilgilinin durumu öğrendiğini bildirdiği tarih tebliğ tarihi kabul edilir ve söz konusu usulsüzlük icra mahkemesi nezdinde şikâyet konusu yapılır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir. Şikayet üzerine yapılacak muameleler:
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 19Kaynağı aç
Madde 19 – (Değişik: 18/2/1965-538/12 md.) Gün olarak tayin olunan müddetlerde ilk gün hesaba katılmaz. Ay veya sene olarak tayin olunan müddetler ayın veya senenin kaçıncı günü işlemeye başlamış ise biteceği ay veya senenin aynı gününde ve müddetin biteceği ayın sonunda böyle bir gün yoksa ayın son gününde biter. (Ek cümle:2/3/2024-7499/1 md.) Müddet, hafta olarak belirlenmiş ise başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde biter. Bir müddetin sonuncu günü resmi bir tatil gününe rastlarsa, müddet tatili takibeden günde biter. Müddet, son günün tatil saatinde bitmiş sayılır. Müddetlerin değiştirilmemesi:

İlamsız İcrada İtiraz Usulü ve Takibin Durması

Süresi içerisinde gerçekleştirilen itiraz, icra takibini durdurur. Borçlu itirazını takibi yürüten icra dairesine yapabileceği gibi, başka bir icra dairesine de sunabilir; bu takdirde başvurulan daire gerekli masrafı alarak evrakı derhal yetkili icra dairesine sevk eder. Süresinde itiraz edilmemesi hâlinde ise alacaklının talebiyle icra memuru takip işlemlerini alacağın tamamı yönünden sürdürür. Borcun yalnızca bir bölümüne itiraz eden borçlunun, itiraz ettiği kısmın yönünü ve tutarını açıkça belirtmesi şarttır; aksi takdirde borca hiç itiraz edilmemiş sayılır. Kısmi itiraz durumunda icra takibine borçlunun kabul ettiği miktar üzerinden devam olunur. Borçlu veya vekili, takip ve yargılama işlemlerine dayanak teşkil etmek üzere yurt içinde bir adresi itirazla birlikte icra dairesine bildirmek zorundadır. Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni bir adres bildirmezse ve tebligat memuru yeni bir adres saptayamazsa, takip talebinde yazılı adrese tebligat yapılmış kabul edilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 62Kaynağı aç
Madde 62 – (Değişik: 18/2/1965-538/33 md.) İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (Değişik ikinci cümle: 17/7/2003-4949/13 md.) İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapıldığı takdirde bu daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir; alınmayan masraftan memur şahsen sorumludur. (Değişik fıkra: 17/7/2003-4949/13 md.) Takibe itiraz edildiği, 59 uncu maddeye göre alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir. (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/13 md.) Borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere borçluya ait yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır. Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni adres bildirmediği ve tebliğ memurunca yurt içinde yeni adresi tespit edilemediği takdirde, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat borçlunun kendisine yapılmış sayılır. Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısman cihet ve miktarını açıkca göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Borçlu takibin müstenidi olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Borçluya, itiraz eylediğine dair bedava ve pulsuz bir belge verilir. 2 – İtiraz sebepleri:
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66 – (Değişik: 18/2/1965-538/36 md.) Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur. Borçlu itirazında imzayı reddetmişse alacaklı derhal icra dairesinden tatbika medar imzaların celbini istiyebilir. 6 – İtirazın hükümden düşürülmesi:[26] a) İtirazın iptali:

Takibe esas senedin altındaki imza inkâr ediliyorsa borçlu bunu itirazında açıkça ve ayrıca dile getirmek durumundadır; aksi takdirde imza icra takibi bakımından kabul edilmiş sayılır ve borçluya itiraz ettiğine ilişkin ücretsiz, harçsız bir belge verilir. Borçlunun imzayı reddetmesi durumunda alacaklı, imza karşılaştırmasına elverişli örneklerin getirtilmesini gecikmeksizin icra dairesinden talep edebilir. Para veya teminat borcuna ilişkin takiplerde yetki kuralları kıyasen uygulanır ve borcun dayanağı olan sözleşmenin yapıldığı yer icra dairesi de yetkilidir. Yetki itirazının borca veya esasa yönelik itirazla birlikte sunulması emredici bir kuraldır; bu uyuşmazlık icra mahkemesi tarafından öncelikle ele alınarak kesin biçimde karara bağlanır. İtirazın yapıldığı hususu, alacaklının yatırdığı gider avansından karşılanmak üzere üç gün içerisinde bir muhtırayla alacaklı tarafa bildirilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 50Kaynağı aç
Madde 50 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur. III. TATİLLER VE TALİKLER Tatiller: 1 – Bütün borçlular hakkında:

Kambiyo Senetlerine Mahsus Takip ve İlamlı İcrada İtiraz

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunda borçluya borcu ve takip masraflarını on gün içinde icra dairesinin banka hesabına ödemesi ihtar edilir. Takibe konulan senet kambiyo senedi niteliğinde değilse borçlu beş gün içinde icra mahkemesine şikâyette bulunmalıdır. Bu takip yolunda imzaya itiraz kural olarak satıştan başka takip işlemlerini durdurmaz; ancak icra mahkemesi dilekçedeki açıklamalar ve sunulan deliller ışığında itirazı ciddi bulursa alacaklıya tebliğ etmeksizin evrak üzerinden takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir. Yapılan incelemede inkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu belirlenir ve takip daha önce geçici olarak durdurulmuş bulunursa borçlu, senede dayanan alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve yüzde onu tutarında para cezasına mahkûm edilir. Borçlunun menfi tespit veya istirdat davası açması hâlinde tazminat ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar ertelenir. Buna karşılık icra mahkemesi imzaya itirazı haklı bularak kabul ederse ve senedi takibe koyan alacaklının kötü niyeti veya ağır kusuru sabit olursa, alacaklı takip konusu meblağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 168Kaynağı aç
Madde 168 – (Değişik: 18/2/1965-538/81 md.) İcra memuru senedin kambiyo senedi olduğunu ve vadesinin geldiğini görürse, borçluya senet sureti ile birlikte hemen bir ödeme emri gönderir. Bu ödeme emrine şunlar yazılır: 1. (Değişik: 2/7/2012-6352/33 md.) Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, takip talebine yazılması lazım gelen kayıtlar, 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/33 md.) Borcun ve takip masraflarının on gün içinde ödeme emrinde yazılı olan icra dairesine ait banka hesabına ödenmesi ihtarı, 3. Takibin müstenidi olan senet kambiyo senedi vasfını haiz değilse, beş gün içinde icra mahkemesine şikayet etmesi lüzumu, 4. (Değişik: 9/11/1988-3494/31 md.) Takip müstenidi kambiyo senedindeki imza kendisine ait olmadığı iddiasında ise bunu beş gün içinde açıkça bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirmesi; aksi takdirde kambiyo senedindeki imzanın bu fasıl gereğince yapılacak icra takibinde kendisinden sadır sayılacağı ve imzasını haksız yere inkar ederse sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahküm edileceği ve icra mahkemesin den itirazının kabulüne dair bir karar getirmediği takdirde cebri icraya devam olunacağı ihtarı. 5. (Değişik: 6/6/1985-3222/21 md.) Borçlu olmadığı veya borcun itfa edildiği veya mehil verildiği veya alacağın zaman aşımına uğradığı veya yetki itirazını sebepleri ile birlikte beş gün içinde icra mahkemesine bir dilekçe ile bildirerek icra mahkemesinden itirazın kabulüne dair bir karar getirmediği takdirde cebri icraya devam olunacağı ihtarı. 6. (Değişik: 17/7/2003-4949/45 md.) İtiraz edilmediği ve borç ödenmediği takdirde on gün içinde 74 üncü maddeye, itiraz edilip de reddedildiği takdirde ise üç gün içinde 75 inci maddeye göre mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapisle tazyik edileceği, mal beyanında bulunmaz veya hakikate aykırı beyanda bulunursa ayrıca hapisle cezalandırılacağı ihtarı. 60 ıncı maddenin son iki fıkrası burada da tatbik olunur. a) Borca itiraz:
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 170Kaynağı aç
Madde 170 – (Değişik: 9/11/1988-3494/33 md.) Borçlu,168 inci maddenin 4 numaralı bendine göre kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olmadığı yolundaki itirazını bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirir. Bu itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. İcra mahkemesi duruşmadan önce yapacağı incelemede, borçlunun itiraz dilekçesi kapsamından veya eklediği belgelerden edindiği kanaata göre itirazı ciddi görmesi halinde alacaklıya tebliğe gerek görmeden itirazla ilgili kararına kadar icra takibinin geçici olarak durdurulmasına evrak üzerinde karar verebilir. (Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/47 md.) İcra mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır.  İnkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip ikinci fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve takip   konusu alacağın yüzde onu oranında para   cezasına mahkûm edilir   ve itiraz reddedilir. Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmolunan tazminatın ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve davanın borçlu lehine sonuçlanması hâlinde daha önce hükmedilmiş olan tazminat ve para cezası kalkar.[66] (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/47 md.) İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi hâlinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa, para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezası kalkar. Borçlunun kambiyo hukuku bakımından şikayeti:

İlamlı icrada icra emrinin tebliği üzerine borçlu, borcun zamanaşımına uğradığı, ertelendiği veya ödendiği iddiasıyla yedi gün içinde dilekçeyle icra mahkemesine başvurabilir. Borcun ödendiği veya ertelendiği iddiası yetkili mercilerce resen tanzim edilmiş ya da usulüne uygun onaylanmış belgelerle yahut icra dairesinde, icra mahkemesinde veya mahkeme huzurunda ikrar edilmiş senetle belgelenirse icra geri bırakılır. İcra emrinin tebliğ edilmesinden sonraki evrede ortaya çıkan ödeme, erteleme veya zamanaşımı olgularına dayalı geri bırakma istekleri ise her zaman ileri sürülebilir; bunlardan ödeme veya erteleme iddialarının mutlaka noterlikçe resen düzenlenmiş veya tasdik edilmiş belgelere yahut icra tutanağına dayandırılması zorunludur.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 33Kaynağı aç
Madde 33 – (Değişik: 18/2/1965-538/17 md.) İcra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir. İtfa veya imhal iddiası yetkili mercilerce re’sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edildiği takdirde icra geri bırakılır. İcra emrinin tebliğinden sonraki devrede tahakkuk etmiş itfa, imhal, veya zamanaşımına dayanan geri bırakma istekleri her zaman yapılabilir. Bunlardan itfa veya imhale dayanan istekler mutlaka noterlikçe re’sen yapılmış veya tasdik olunmuş belgelere veya icra zaptına istinat ettirilmelidir. İcra mahkemesi, geri bırakılma talebini reddettiği takdirde borçlu ancak istinaf veya temyiz yoluna başvuru süresi içinde alacağı karşılıyacak nakit veya icra mahkemesince kabul edilecek taşınır rehin veya esham veya tahvilat veya taşınmaz rehni yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartiyle istinaf veya temyiz yoluna başvurabilir. Borçlunun yeter malı mahcuz ise veya borçlunun talebi üzerine istinaf veya temyiz yoluna başvuru süresi içinde yeter malı haczedilmişse bu fıkrada yazılı teminatı göstermeye lüzum yoktur.[20] Borçlu olmadığı parayı ödemek mecburiyetinde kalan borçlunun 72 nci madde mucibince istirdat davası açarak paranın geriye verilmesini istemek hakkı saklıdır. İlamın zamanaşımına uğradığı iddiası:

İtirazın İptali Davası ve Tazminat Rejimi

İtirazla karşılaşan alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde yetkili mahkemeye müracaat ederek alacağının mevcudiyetini genel usul hükümlerine göre kanıtlamak suretiyle itirazın iptali davası açabilir. Bir yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesi durumunda alacaklının alacağını genel hükümler çerçevesinde dava etme hakkı saklı kalır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2012/6207 Esas, 2013/1074 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021/5867 Esas, 2022/812 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, itirazın iptali davasında alacaklı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için geçerli bir icra takibinin varlığı, borçlunun süresinde itirazda bulunması, alacaklının dava açıp haklı çıkması ve alacağın likit nitelik taşıması aranır; borçlunun kötü niyetli olması veya alacağın belgeye bağlı bulunması zorunlu şart teşkil etmez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin anılan kararı ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2016/7113 Esas, 2016/5865 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, alacağın tutarı belirli, sabit veya borçlu tarafından hesaplanabilecek unsurlara sahipse likit ve muayyen sayılır. Miktarı ancak yargılama ve bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenebilen alacaklarda ise tazminat istemi reddedilebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 67Kaynağı aç
Madde 67 – (Değişik: 18/2/1965-538/37 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.[27] İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. b) İtirazın kesin olarak kaldırılması:[28]
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/5867, K. 2022/812Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2021/5867 E.  ,  2022/812 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden davanın kabulüne yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalı şirkete farklı tarihlerde toplam 970.000 TL borç para gönderdiğini, davalı şirket yetkilisi ile imzaladığı 25/04/2018 tarihli borç ve temlik sözleşmesinin içeriğinde de bahsedildiği üzere, davalının dava dışı … Taah. San ve Tic. A.Ş. nezdinde olan 417.555,75 TL alacağını temlik aldığını, bakiye borcun hâlâ taraflar arasında geçerli olduğunu, temlik edilen miktardan 400.000 TL'nin … Taah. San. ve Tic. A.Ş.'den tahsil edebildiğini, kalan borcun bugüne kadar ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibi başlattığını ancak davalının bu icra takibine haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamını, lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı; icra takibine dayanak herhangi bir makbuz ya da temlik sözleşmesinin ödeme emriyle gönderilmediğini, davacıdan borç almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince; davalının itirazının iptaline, takibin devamına, ödeme emrindeki borç açıklamasına göre alacağın likit olmadığı kabul edildiğinden icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; icra inkâr tazminatı talebinin reddine yönelik olarak davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince; her ne kadar davacının davalı şirketten 970.000 TL alacaklı olduğu belirli ise de, davalı şirketin alacaklısı olduğu … Taah. San. ve Tic. A.Ş. tarafından temlik sözleşmesine konu borcun ne kadarının davacıya ödendiğini bilebilecek durumda olmadığı ve ödeme emrindeki borç açıklamasına göre alacağın likit olmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, ancak tahsiline karar verilen harç yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkâr tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından hesap edilebilecek durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü gerekir. Taraflar arasında düzenlenen 25/04/2018 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile davalı şirketin dava dışı … Taah. San. ve Tic. A.Ş.'den olan 417.555,75 TL alacağın davacıya temlikinin kararlaştırıldığı, davacının davalı şirkete borç olarak göndermiş olduğu 970.000 TL'den temlik edilen alacak mahsup edildiğinde kalan bakiye miktar kadar davalı şirket borcunun devam ettiği hususuna açıkça yer verilmiş; davacı, icra takibi talebinde bulunurken borcun kaynağına ve bakiye borç miktarının hesaplanmasına ilişkin bilgileri açıkça belirtmiş ve davalı borçluya tebliğe çıkarılan ödeme emrinde de bu bilgilere yer verilmiştir. Buna göre bölge adliye mahkemesince; alacağın temliki sözleşmesi gereğince alacaklının alacağından ne kadarlık kısmını tahsil ettiğini borçlunun bilemeyecek durumda olduğu gerekçesiyle davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ise de, alacağın temliki sözleşmesinde de açıkça belirtildiği üzere; toplam borç miktarından temlik edilen alacak miktarı mahsup edildiğinde (970.000-417.555,75=552.444,25 TL) kalan 552.444,25 TL alacağın davalı borçlu tarafından bilindiğinin, bu miktardaki alacağın tespiti için yargılama yapılmasına gerek olmadığının, bir başka deyişle itirazın iptaline konu alacağın 552.444,25 TL'lik kısmının likit olduğunun kabulü gerekir. Bölge adliye mahkemesince, davacının icra inkâr tazminatı isteminin 552.444,25 TL alacak üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu konudaki istemin yazılı gerekçe ile tümden reddine karar verilmesi doğru değildir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının düzeltilerek onanması HMK'nın 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğidir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3-a) bendinde yer alan "…Ödeme emrindeki borç açıklamasına göre alacağın likit olmadığı kabul edildiğinden inkâr tazminatı isteminin reddine…" ifadesinin çıkarılarak yerine, "Alacağın likit olan 552.444,25 TL'lik kısmı üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ifadesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 09/02/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/6207, K. 2013/1074Kaynağı aç
(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi         2012/6207 E.  ,  2013/1074 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, elektrik tüketim bedelinin tahsili amacıyla yapılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile davalı aleyhine takip konusu asıl alacak miktarının %40'ı oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir. Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir. İtirazın iptali davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde takibe itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. İcra inkar tazminatına mahkemece karar verilebilmesi için, borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkar tazminatı, hakkında icra takibine itiraz ederek durduran ve takibin çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Mahkemece inkar tazminatına karar verilebilmesi için aranılan bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. İcra ve İflas Kanunu'nun, 6352 Sayılı Yasa'nın 11. maddesi ile değiştirilen, 67/2. maddesi uyarınca; alacaklı icra takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse, davalı tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, reddolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. 6352 Sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 106. maddesi uyarınca, yukarıda belirtilen değişiklik, yasanın yayım tarihi olan 5 Temmuz 2012 gününden itibaren yürürlüğe girmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut olayda dosyanın geçirdiği safahat gözetildiğinde, mahkemece hükmedilen inkar tazminatı mevcut yasal düzenleme karşısında fazla ve davalının temyiz itirazları bu nedenle yerinde ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, hüküm yerinin ikinci bendindeki "Hükmedilen asıl alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ifadesinin çıkarılmasına, yerine "Davacı lehine takip konusu asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine" ifadesinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 14.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. SA
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2016/7113, K. 2016/5865Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2016/7113 E.  ,  2016/5865 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye … Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, kira alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece itirazın iptali isteminin kısmen kabul kısmen reddine, davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin ise reddine hükmedilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. …-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçeye göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. …-Davacı vekili dava dilekçesinde davaya konu taşınmazın kuaför dükkanı olarak davalıya kiralandığını ancak davalının 2003 yılının …. ayından 2005 yılının sonuna kadar kira bedellerini ödemediğinden takip başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itirazda bulunduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı … yargılamaya katılmamıştır. Mahkemece aylık kira miktarının belirlenmesi için yaptırılan 29…..2011 tarihli ilk bilirkişi raporunda alacak miktarı toplam 60.790,73-TL hesaplanırken, itiraz üzerine alınan 05.03.2012 tarihli ek raporda kira alacağının 63.426,93-TL olarak hesaplandığı görülmüştür. Bilirkişi raporlarında farklı alacak miktarları tespit edilmiş olmasına rağmen mahkemece sebebi belirtilmeksizin 29…..2011 tarihli bilirkişi raporuna itibar edildiği belirtilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Diğer yandan İcra ve İflas Kanunu'nun 67.maddesinin …. fıkrası gereğince, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Ayrıca alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Olayımızda, davacı tarafından başlatılan icra takibinde talep edilen kira alacağı miktarları borçlu tarafından bilinecek durumda ve likit olduğu halde mahkemece yazılı gerekçe ile davacı alacaklının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi de doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda (…) No'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici ….madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, ……..2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İtirazın iptali davası neticesinde borçlunun itirazının haksız olduğuna hükmedilirse borçlu aleyhine; takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu saptanan alacaklı aleyhine ise borçlunun istemiyle tazminata karar verilir. Mahkemece tarafların vaziyeti ve uyuşmazlığın şartları gözetilerek hüküm altına alınan ya da reddedilen tutarın yüzde yirmisinden az olmayacak ölçüde bir tazminat tayin edilir. Ancak itiraz eden borçlu veli, vasi veya mirasçı sıfatını taşıyorsa tazminata mahkûmiyet için kötü niyetin kanıtlanması aranır. Tazminat tutarının belirlenmesinde takip talebinde veya davada ileri sürülen istem esas alınır.

İtirazın Kaldırılması Usulü ve Takibin Kesinleşmesi Sonuçları

Alacaklının dayandığı belge; imzası ikrar edilmiş ya da noterlikçe onaylanmış borç ikrarı içeren bir senet veya yetkili mercilerin usulünce tanzim ettiği resmî evrak niteliğindeyse, itirazın tebliğ edildiği tarihten itibaren altı ay içerisinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenebilir. Bu hak düşürücü sürede başvuru yapılmadığı takdirde aynı alacak konusu için ilamsız takip yoluna yeniden başvurulamaz. Borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılan hususlar dışında itiraz nedenlerini değiştiremez ve genişletemez. İtirazını kanıtlayan geçerli bir belge sunamayan borçlunun itirazı kaldırılır; buna karşılık itiraz kanunda sayılan nitelikte bir belgeye istinat ediyorsa kaldırma istemi reddedilir. Mirasçının murisin borcu için takip edilip terekenin borca batık olduğunu savunması hâlinde ilam ibrazı için mühlet verilir; bunun haricindeki iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 68Kaynağı aç
Madde 68 – (Değişik: 18/2/1965-538/38 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz. Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur. Borçlu murisine ait bir alacak için takibedilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz. (Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar. Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde vekil mütaakıp oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmiyen alacaklı borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır. (Ek fıkra: 6/6/1985-3222/6 md.; Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/16 md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden  aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.   Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.[29] c) İtirazın geçici olarak kaldırılması:[30]
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 63Kaynağı aç
Madde 63 – (Değişik: 17/7/2003-4949/14 md.) İtiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. 3 – Alacaklıya verilecek nüsha:

Borçlunun sunduğu belgedeki imza alacaklı tarafından inkâr edilir ve hâkim imzanın alacaklıya ait olduğu kanaatine varırsa itirazın kaldırılması talebini reddederek alacaklıyı belgedeki meblağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder; alacaklı genel mahkemede dava açarsa cezanın infazı ertelenir ve imzanın kendisine ait olmadığını ispatlarsa ceza kalkar. İtirazın kaldırılması isteminin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, reddi hâlinde alacaklı talep üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Tarafların genel mahkemelerde dava açması veya menfi tespit davası ikame etmesi hâlinde tazminatın tahsili dava neticesine kadar ertelenir ve dava lehine sonuçlanan taraf için daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar. İtirazın geçici kaldırılmasına karar verildiğinde ödeme emrindeki süre geçmişse alacaklının talebiyle borçlunun mallarına geçici haciz uygulanır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 69Kaynağı aç
Madde 69 – (Değişik: 18/2/1965-538/40 md.) İtirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verilir ve ödeme emrindeki müddet geçmiş bulunursa alacaklının talebi ile borçlunun malları üzerine muvakkat haciz konur. İtirazın muvakkaten kaldırılması kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde borçlu, takibin yapıldığı mahal veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde borçtan kurtulma davası açabilir. Bu davanın dinlenebilmesi için borçlu­nun dava konusu alacağın yüzde 15 ini  ilk  duruşma gününe kadar mahkeme veznesine nakden depo etmesi veya mahkemece kabul edilecek aynı değerde esham ve tahvilat veya banka teminat mektubu tevdi etmesi şarttır. Aksi takdirde dava reddolunur. Borçlu yukarda yazılı müddet içinde dava etmez veya davası reddolunursa itirazın kaldırılması kararı ve varsa muvakkat haciz kesinleşir. Davanın reddi hakkındaki karara karşı istinaf yoluna başvuran borçlu, ayrıca 36 ncı madde hükümlerini yerine getirmek şartiyle, icra dairesinden mühlet istiyebilir.[33] (Değişik: 9/11/1988-3494/5 md.) Borçtan kurtulma davasında haksız çıkan taraf, dava veya hükmolunan şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere münasip bir tazminatla mahkum edilir.[34] Karar ve müddet

İtirazın geçici kaldırılması kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde borçlu, takibin yapıldığı yer veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde borçtan kurtulma davası açabilir. Bu davanın görülebilmesi için dava konusu alacağın yüzde on beşinin ilk duruşma gününe kadar mahkeme veznesine nakden depo edilmesi ya da kabul edilecek değerde teminat mektubu veya kıymetli evrak sunulması şarttır; aksi takdirde dava reddedilir. Süresi içinde dava açılmaz veya reddedilirse itirazın kaldırılması kararı ve varsa geçici haciz kesinleşir. Borçtan kurtulma davasının reddine karşı istinaf yoluna başvuran borçlu, teminat koşullarını yerine getirerek icra dairesinden mühlet isteyebilir. Davada haksız çıkan taraf dava veya hükmolunan şeyin yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.

İtirazın iptali veya kaldırılması yönünde karar verilen borçlu, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren üç gün içerisinde mal beyanında bulunmalıdır; beyanda bulunmayan borçlu istem üzerine icra mahkemesince üç ayı geçmemek üzere bir defaya mahsus hapisle tazyik edilir. Haciz isteme yetkisi ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl geçmekle düşer; itiraz veya dava süreçleri bu hesaba dâhil edilmez. Takip kesinleştikten sonra borcun ödendiğini veya ertelendiğini noter onaylı ya da imzası kabul edilmiş bir belgeyle ispat eden borçlu, takibin iptalini veya ertelenmesini her zaman icra mahkemesinden talep edebilir. Borcun kesinleşmeden sonraki dönemde zamanaşımına uğradığı iddiasında da icra mahkemesinden takibin geri bırakılması istenebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 71Kaynağı aç
Madde 71 – (Değişik: 18/2/1965-538/42 md.) Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun ve ferilerinin itfa edildiğini yahut alacaklının kendisine bir mühlet verdiğini noterden tasdikli veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ederse, takibin iptal veya talikini her zaman icra mahkemesinden istiyebilir. Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33 a. Maddesi hükmü kıyasen uygulanır. Menfi tesbit ve istirdat davaları:[35]

Menfi Tespit ve İstirdat Davaları

Borçlu, icra takibinden önce veya takip devam ederken borçlu bulunmadığını kanıtlamak amacıyla menfi tespit davası açabilir. Takip öncesi açılan davada mahkeme, talep doğrultusunda alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat gösterilmesi kaydıyla icra takibinin durdurulmasına ihtiyati tedbir yoluyla karar verebilir. Takipten sonra açılan menfi tespit davasında ise takibin durdurulmasına tedbir konulamaz; ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak üzere en az yüzde on beş teminat sunarak icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir. Dava borçlu lehine sonuçlandığında takip derhal durur, kararın kesinleşmesiyle icra eski hâline iade edilir ve takibin haksız ve kötü niyetli olduğu saptanırsa alacaklı meblağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Davanın alacaklı lehine sonuçlanması durumunda tedbir kalkar ve alacaklının alacağını geç almaktan doğan zararı gösterilen teminattan karşılanır; takdir edilecek bu zarar yüzde yirmiden aşağı olamaz.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 72Kaynağı aç
Madde 72 – (Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur. Hususi hükümler:

Takibe itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olduğu için borçlu olmadığı bir meblağı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan kimse, ödeme tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak istirdat davası açabilir. Menfi tespit ve istirdat davaları takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde görülebileceği gibi davalının yerleşim yerinde de ikame edilebilir. Davacı istirdat davasında yalnızca paranın ödenmesinin gerekmediğini ispat etmekle yükümlüdür.

Kısmi itiraz yapıldığında icra takibi tamamen durur mu?

Hayır, borcun bir kısmına itiraz eden borçlu itiraz ettiği bölümün miktarını ve yönünü açıkça göstermek zorundadır; takip yalnızca itiraz edilen kısım için durur, kabul edilen kısım için takibe devam edilir.

İtirazın iptali davası açma süresi ne kadardır?

Alacaklı, itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir; bu sürenin geçirilmesi durumunda alacağın genel hükümlere göre dava edilmesi hakkı saklı kalır.

Takip kesinleştikten sonra borcun ödendiği nasıl ileri sürülür?

Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonra borcun ödendiğini noterden onaylı veya imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispatlayarak takibin iptalini her zaman icra mahkemesinden isteyebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu