İbra Sözleşmesi Nedir? Şartları ve Hukuki Kapsamı

by Avukat Erdal Ersoy
İbra Sözleşmesi Nedir? Şartları ve Hukuki Kapsamı

İbra sözleşmesi, alacaklının alacağından kısmen veya tamamen vazgeçmesi ve borçluyu borcundan kurtarması suretiyle borcu sona erdiren iki taraflı bir hukuki işlemdir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 132 uyarınca, borçlu ile alacaklının borcun sona erdiğini belirleyen bir anlaşma yapmaları durumunda ibra hükümleri doğar. Borcu doğuran hukuki işlem kanunen veya taraflarca belirli bir şekle bağlanmış olsa dahi, borcun tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılması mümkündür. Genel borçlar hukuku kapsamında ibra sözleşmesi kural olarak şekil serbestisine tabi olup ispat hukuku bakımından belgenin yazılı düzenlenmesi gözetilmektedir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 132Kaynağı aç
MADDE 132- Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir. C. Yenileme I. Genel olarak

İbranın Kapsamı, Belirlilik İlkesi ve Kısmi İbra

İbra sözleşmesinin hukuki koruma sağlayabilmesi için ibra edilecek alacağın miktarının veya konusunun metinde netleşmiş olması aranır. İbranamede hangi borç ilişkisinden, hangi dönemden veya hangi alacak kaleminden bahsedildiği açıkça gösterilmemişse genel ibra beyanları kapsamlı bir etki doğurmaz. Bununla birlikte, kural olarak gelecekte doğacak bir alacağın önceden ibra edilmesi hukuken geçersiz kabul edilmekte; ibra ancak doğmuş, muaccel hale gelmiş veya varlığı bilinen alacaklar yönünden hüküm ifade etmektedir.

İbra sözleşmeleri tarafların düzenleme anında bildiği ve öngörebildiği talepleri kapsar; sözleşmenin imzalandığı tarihte henüz varlığı bilinmeyen veya ortaya çıkmamış gizli zararlar genel ibra beyanıyla feragat edilmiş sayılmaz. Taraflar borcun tamamını tasfiye edebilecekleri gibi kısmi ibra yoluna da gidebilirler. Kısmi ibra halinde alacaklı, toplam alacağının yalnızca bir kısmından vazgeçmekte ya da sadece belirli bir döneme ait borçları ibra etmektedir.

İrade Sakatlıklarının İbra Sözleşmesine Etkisi ve Hak Düşürücü Süre

İbra sözleşmesi tarafların irade beyanlarıyla kurulduğundan, irade bozuklukları sözleşmenin bağlayıcılığını ortadan kaldırır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 30 gereğince, sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf sözleşme ile bağlı sayılmaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 36 uyarınca taraflardan biri diğerinin aldatması sonucu sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir; aldatma üçüncü bir kişiden kaynaklanıyorsa karşı tarafın bunu bilmesi veya bilebilecek durumda olması aranır. Kanunun 37 nci maddesi doğrultusunda diğer tarafın veya üçüncü kişinin korkutması sonucu sözleşme yapan taraf da sözleşmeyle bağlı tutulmaz; korkutan üçüncü kişi olduğunda diğer taraf bunu bilmiyor veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen taraf hakkaniyet gerektirdiği takdirde tazminat ödemekle yükümlü kılınabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 30Kaynağı aç
MADDE 30- Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı olmaz. 2. Yanılma hâlleri a. Açıklamada yanılma
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 36Kaynağı aç
MADDE 36- Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir. III. Korkutma 1. Hükmü
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 37Kaynağı aç
MADDE 37- Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir. Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür. 2. Koşulları

İrade sakatlığına maruz kalan tarafın sözleşmeyle bağlılıktan kurtulabilmesi yasal süre koşuluna bağlıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 39/1 uyarınca yanılma veya aldatmayı öğrenen ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmeyen veya verdiğini geri istemeyen taraf sözleşmeyi onamış sayılır. Aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince, aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı bulunmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması zarar gören tarafın tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 39Kaynağı aç
MADDE 39- Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. H. Temsil I. Yetkili temsil 1. Genel olarak a. Temsilin hükmü

Müteselsil Borçlulukta İbranın Hüküm ve Sonuçları

Müteselsil borç ilişkilerinde borçlulardan birinin ibra edilmesi kanuni esaslara bağlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 165 hükmü uyarınca, kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. Alacaklının müteselsil borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 166/3 gereğince diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. Bu suretle ibra edilen borçlunun iç payı oranında borç eksilmekte, kalan bakiye kısım için diğer müteselsil borçluların sorumluluğu devam etmektedir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 165Kaynağı aç
MADDE 165- Kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. 2. Borcun sona ermesi
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 166Kaynağı aç
MADDE 166- Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. III. İç ilişki 1. Paylaşım

İş Hukukunda İbra Sözleşmesi ve Özel Geçerlilik Koşulları

İş hukukunda işçi alacaklarına ilişkin ibra sözleşmeleri kanunda özel ve katı koşullara bağlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 420/2 uyarınca işçinin alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı yapılması, ibra tarihi itibarıyla iş sözleşmesinin feshinden itibaren en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi ile hak edilen tutara göre eksiksiz ödemenin banka aracılığıyla gerçekleştirilmesi zorunludur. Bu kurucu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri kesin hükümsüzlük sonucunu doğurur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 420Kaynağı aç
MADDE 420- Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir. İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur. İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanır. VI. Tatil ve izinler 1. Hafta tatili ve iş arama izni

Gerçek tutarda ödeme ihtiva etmeyen ibra belgeleri borcu bütünüyle ortadan kaldırmaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 420/3 doğrultusunda, hakkın gerçek tutarda ödendiğini içermeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanı barındıran belgeler yalnızca içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmünde sayılır ve bu halde dahi ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması şarttır. Bu nitelikteki ödemeler alacağı tamamen sona erdirmediğinden eksik kalan kısım bakımından dava hakkı saklı kalır.

Hizmet ilişkilerinde getirilen bu koruyucu rejim yalnızca işçinin talepleriyle sınırlı değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 420/4 hükmü uyarınca, ibra sözleşmesine ve makbuz niteliğine dair kurallar destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının talep edebilecekleri de dâhil olmak üzere, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarında aynen uygulanır.

Gelecekte doğacak alacaklar için ibra sözleşmesi yapılabilir mi?

Gelecekte doğacak bir alacağın önceden ibra edilmesi kural olarak geçersizdir. İbra sözleşmesi ancak doğmuş, muaccel hale gelmiş veya varlığı somut olarak bilinen alacaklar yönünden geçerli şekilde kurulabilir.

İş hukukunda eksik ödeme içeren ibranamenin hukuki sonucu nedir?

Hakkın gerçek tutarda ödendiğini içermeyen ibranameler borcu bütünüyle sona erdirmez, banka aracılığıyla ödenmiş olması koşuluyla yalnızca ihtiva ettiği miktarla sınırlı olarak makbuz hükmünde kalır ve eksik kısımlar dava edilebilir.

İrade sakatlığı halinde ibra sözleşmesi ne kadar sürede geçersiz kılınabilir?

Yanılma veya aldatmanın öğrenildiği yahut korkutmanın etkisinin kalktığı tarihten itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olunmadığı bildirilmeli veya verilen şey geri istenmelidir; bu süre hak düşürücü niteliktedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu