Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine Karşı Silahlı İsyan Suçu

by Avukat Erdal Ersoy
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine Karşı Silahlı İsyan Suçu

Silahlı İsyana Tahrik Suçunun Şartları ve Cezası

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 313/1 uyarınca, halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı bir isyana tahrik eden fail hakkında onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası tayin edilir. Suçun tamamlanabilmesi açısından halkı isyana kışkırtmaya yönelik icra hareketlerinin gerçekleştirilmesi yeterli görülmüş olup isyanın somut olarak ortaya çıkması zorunlu tutulmamıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 313Kaynağı aç
Madde 313- (1) Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı bir isyana tahrik eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. İsyan gerçekleştiğinde, tahrik eden kişi hakkında yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyanı idare eden kişi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. İsyana katılan diğer kişilere altı yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. (3) Bir ve ikinci fıkrada tanımlanan suçların, Devletin savaş halinde olmasının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. (4) Bir ve ikinci fıkrada tanımlanan suçların işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur. Silâhlı örgüt
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/2017, K. 2024/10092Kaynağı aç
3. Ceza Dairesi         2021/2017 E.  ,  2024/10092 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etme, Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : 1-Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etme suçundan; TCK’nın 313/1, 3713 sayılı Kanun 5/1, TCK 62/1, 53, 63.maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararınına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi, 2-Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun 5/1, TCK 62/1, 58/9, 53, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararınına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi, TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; 1-Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etme suçu yönünden; Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etme suçunun yasal düzenlemesinde; Madde 313- (1) Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı bir isyana tahrik eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. İsyan gerçekleştiğinde, tahrik eden kişi hakkında yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyanı idare eden kişi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. (3) Bir ve ikinci fıkrada tanımlanan suçların, Devletin savaş halinde olmasının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. (4) Bir ve ikinci fıkrada tanımlanan suçların işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur. Yasanın gerekçesi ise; "Madde metninde halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik, suç olarak tanımlanmaktadır. Silahlı isyan, Devlet otoritesini yok etmek amacını ifade eder. Suçun oluşması bakımından önemli olan husus, halkı “silahlı olarak” maddi bir fiile kışkırtmaktır. Suçun oluşması için, isyana tahrik fiili yeterlidir; isyanın gerçekleşmesi şart değildir. Zira maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, yapılan kışkırtma sonucu isyanın gerçekleşmesi halinde buna katılanlara ve isyanı idare edenlere verilmesi gerekli cezalar ayrıca gösterilmiştir. İkinci fıkraya göre, isyana kışkırtan ayrıca buna katılmış veya isyanı idare etmiş ise, artık sadece katılma veya idare etmeden dolayı ceza verilmesi gerekecektir. Maddenin üçüncü fıkrasında, halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükumetine karşı silahlı isyana tahrik veya silahlı isyan suçlarının, Devletin savaş halinde olmasının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza belirlenmiştir. Silahlı isyan suçunun işlenmesi sırasında kişiler öldürülmüş, yaralanmış ya da kişilerin veya kamu mallarına zarar verilmiş olabilir. Maddenin dördüncü fıkrasında, bu suçlardan dolayı da ayrıca cezaya hükmolunacağı kabul edilmiştir." şeklindedir. Madde gerekçesinde açıklandığı üzere, silahlı isyan, Devlet otoritesini yok etmek amacını ifade eder. Somut olayda, özetle sanığın Nokta dergisinin sorumlu yazı işleri müdürü olarak görev yaptığı, derginin 02.11.2015 tarihli 24 üncü sayısının kapak sayfasında Cumhurbaşkanı …'ın fotoğraf ve silueti kullanılmak suretiyle saatli maarif takvimi görseline yer verildiği, üzerinde … olarak "2 KASIM PAZARTESİ Türkiye İç …'nın Başlangıcı" ibarelerinin yer aldığı, 34. sayfada; yine Cumhurbaşkanı …'ın montajlanmış şekilde asker kıyafeti giydirilmiş, başında miğfer ve elinde pimi çekilmiş el bombasının yer aldığı bir fotoğraf ve görseline yer verildiği, üzerinde … olarak bu kez "92. yılında bir ülke çatırdarken, ÇATIŞMALI DÖNEM" ibaresine yer verildiği, 35. sayfada "PROVA YAPILDI" başlığı altında;"7 Haziran – 1 Kasım seçimleri arası, kanlı bir dönem olarak kayıtlara geçti. … İşlediği büyük suçlar nedeniyle demokrasi ve hukuka dönemeyecek olan yönetim, tek seçenek olarak baskı ve şiddetle varlığını sürdürüyor." şeklinde başlayan ve YENİ DÖNEM başlığı altında devam eden bölümde "…Başkanlık sisteminin hukuk içerisinde kurulamayacağını bir kez daha teyit eden 1 Kasım seçimleriyle birlikte Türkiye, şiddetin dozunun daha da yükseleceği bir döneme giriyor… Haziran seçimlerinden sonra şiddet provası fazlasıyla yapıldı. İktidarın bir daha değişmeyeceğine ilişkin prova ise çoktan tamamlanmış durumda… Devletin kurumlarının tahrip edilmesi ve iktidarın meşru yollardan değiştirilemeyeceğine ilişkin oluşturulan fiili durum, Türkiye'yi karanlık bir döneme itiyor. Dünyada pek çok örneğinde olduğu gibi meşru yolların tıkanması, toplumsal patlamaları beraberinde getirebilecek bir gelişme. Türkiye ilk defa bir iç savaş ortamına sürükleniyor. Türkiye'nin bölünebileceğine ilişkin öngörüler, dünyanın saygın basın organlarında, Türkiye'yi yakından tanıyan uzmanlar tarafından dile getiriliyor. Üzerinde durulan ikinci nokta ise Türkiye'nin ilk defa ciddi bir iç savaş tehlikesiyle karşı karşıya oluşu. Uzun süredir, "bizden olmayan" söylemi üzerine oluşturulan dil, etnik ve mezhepsel fay hatlarına yönelik ayrımcı ve dışlayıcı söylemler yanında, iktidarın propaganda makinesi konumundaki medya tarafından nefret söylemi toplumdaki farklı kesimler üzerine boca ediliyor." ibarelerine yer verildiği, yine aynı sayfada "HAYATI SEN İDAME ET" başlığı altında; "Çatışma ortamına gidiş, pek çok kişide ülkeyi terketme duygusu uyandırırken sosyal medya ortamında iç savaş durumunda alınması gereken tedbirlerle ilgili paylaşımlarda da büyük artış var." denerek gerekenler listesinde; "Isı yalıtımlı battaniye, yiyecek yığınağı, su temizleme tabletleri, parakort ip, sapan, tel testere, çakmak, bıçak" gibi olası bir iç savaş durumunda ihtiyaç listesinin yer aldığı, Suça konu dergide verilen mesajla devletin bütünlüğüne, milletin birlik ve beraberliğine kastedildiği ve bu amaçla toplumun huzur ve refahının bozulmak istendiği, ülke içerisinde kaos ortamı oluşturmak niyetiyle derginin basıldığı, iç savaşın sorumlusu olarak başta Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı … olmak üzere diğer devlet ve hükümet yetkililerinin olduğunun vurgulandığı, silahlı terör örgütü mensuplarının ise isyancı olarak nitelendirildiği ve hatta iç savaş için gerekli malzemelerin hazırlanması gerektiğinin belirtildiği, tedirgin hale getirilen vatandaşların ülkeyi terk etme yoluna başvurması gerektiğinin halka zorunluluk gibi gösterilmeye, "Türkiye İç Savaşının Başlangıcı" ifadelerine yer verilerek bir iç savaş senaryosunun oluşturulmaya çalışıldığı, bu algıyla halkın panik ve korkuya sevk edildiği, jenerik senaryo şeklinde yazıya ve görsele yansıtılan fotoğraflarla halkın bu senaryoda izlemesi gereken rolün biçildiği ve olası bir iç savaş halinde halkın bu senaryoda bir nevi provasını yapacak düzeyde hazırlatılmaya çalışıldığının görüldüğü, sanığın yayınlamış olduğu dergide demokratik olarak yapılan 1 Kasım 2015 tarihinde yapılan 26 ncı dönem milletvekili genel seçimini sabote etmek ve halkın bir kesimini mevcut Cumhurbaşkanı ile kurulacak hükümete karşı provoke etmek, ülkemizde iç savaş çıkarmak için silahlı isyana tahrik etmek suretiyle üzerlerine atılı suçu işlediklerinden bahisle açılan kamu davasında yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamına göre; Suça konu yazının mahiyeti, yazının yayınlandığı derginin ulaştığı kitle ve kitlenin üzerindeki etkisi gözetildiğinde, atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı ancak suça konu yazının bir bütün olarak değerlendirildiğinde, TCK'nın 214 üncü maddesinde düzenlenen "Suç işlemeye tahrik" suçunu oluşturup oluşturmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması, 2-Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16. MD-956 E. 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağının" kabul edildiği gözetilerek; ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tesbiti halinde, ByLock kullanıcısı dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; ilgili birimlerden ayrıntılı olarak ByLock tesbit ve değerlendirme tutanağı getirtilip, istinaf aşamasından sonra beyanları dosyaya gelen … ve …'ın CMK’nın 210 uncu maddesi gereğince doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenip, AİHS’nin 6/3-d ve Anayasanın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınarak dinlenip, yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığ'nın 2023/1025 karar numaralı soruşturmaya yer olmadığına dair karar ve eklerindeki belgeler ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun 18.08.2020 tarihli yazısının ekinde yer alan belgeler ile bu belgelerde geçen sanığın bir dönem "Nahçıvan ağabeyi" olduğunu ilişkin kayıtların araştırılıp, sanığa okunarak, keza UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında başkaca bir ifade yahut beyan, bilgi ve belge bulunup bulunmadığı araştırılıp varsa dosyaya getirtilerek ve CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafine okunup, tüm deliller bir arada değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, 3-Adli emanetin 2017/9197 sırasında kayıtlı eşyalar hakkında karar verilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, mevcut delil durumu ve bozma nedeni gözetilerek tutukluluk halinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304 üncü maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Halkı kışkırtma eylemi neticesinde silahlı isyan fiilen gerçekleştiğinde, tahrik eden kimseye verilecek hapis cezasının alt sınırı yirmi yıl, üst sınırı ise yirmibeş yıl olarak belirlenmiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2021/2017 Esas ve 2024/10092 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, isnat olunan bir yayının içeriği, hitap ettiği kitlenin büyüklüğü ve muhatapları üzerindeki etki gücü değerlendirildiğinde silahlı isyana tahrik suçunun unsurları oluşmayabilir. Bu nitelikteki fiillerin somut özelliklerine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 214 kapsamında düzenlenen suç işlemeye tahrik suçu yönünden değerlendirilmesi gerekir.

Silahlı İsyanı İdare Etme ve İsyana Katılma Eylemleri

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 313/2 hükmü gereğince, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı başlatılan silahlı isyanı sevk ve idare eden kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Silahlı isyan hareketine iştirak ederek katılan diğer kişiler hakkında ise altı yıldan on yıla kadar hapis cezası uygulanır.

İsyana tahrik eden kimsenin sonradan bu isyana fiilen katılması veya isyanı bizzat idare etmesi durumunda faile hem tahrikten hem de sonraki eylemlerden ayrı ayrı ceza verilmez. Fail yalnızca ulaştığı nihai fiil olan isyana katılma veya isyanı idare etme eyleminden sorumlu tutulur.

Savaş Hali Ağırlaştırıcı Nedeni ve Gerçek İçtima Kuralı

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 313/3 düzenlemesine göre, silahlı isyana tahrik, silahlı isyanı idare etme veya isyana katılma suçlarının Devletin savaş halinde bulunmasının sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi halinde faillere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.

Silahlı isyana tahrik veya silahlı isyan eylemleri esnasında kasten öldürme, yaralama veya mala zarar verme gibi başka suçların işlenmesi halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 313/4 gereğince gerçek içtima kuralı geçerlidir. Fail, işlenen diğer suçlardan dolayı ilgili müstakil ceza hükümleri uyarınca ayrıca cezalandırılır.

Görevli Mahkeme ve Dava Zamanaşımı

5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 12 uyarınca, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Beşinci Bölümünde yer alan suçlar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis veya on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin davalarda ağır ceza mahkemeleri görevlidir.

5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 12Kaynağı aç
Madde 12- (Değişik: 21/2/2014 – 6526/2 md.) Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), (…)[9] hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır. Diğer ceza mahkemelerinin görevleri

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 66/1 hükmü uyarınca kamu davası zamanaşımı süresi; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda ise onbeş yıldır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer. (2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer. (3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur. (4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır. (5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8 md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar. (6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar. (7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz. Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 66/7 gereğince, Kanunun İkinci Kitap Dördüncü Kısmında düzenlenen ağırlaştırılmış müebbet veya on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçların yurt dışında icra edilmesi durumunda kamu davası zamanaşımına uğramaz.

Silahlı isyana tahrik suçunun oluşması için isyanın çıkması şart mıdır?

Hayır, halkı Hükûmete karşı silahlı isyana tahrik fiilinin gerçekleştirilmesi suçun oluşumu için yeterlidir; isyanın gerçekleşmesi zorunlu olmamakla birlikte isyan çıktığında faile verilecek ceza artırılır.

İsyanı yöneten kişi ile eyleme katılanın cezası aynı mıdır?

Hayır, silahlı isyanı sevk ve idare eden kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırken isyana katılan diğer failler hakkında altı yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

İsyana kışkırtan kişi eyleme bizzat katılırsa iki ayrı ceza mı alır?

Hayır, isyana kışkırtan fail aynı zamanda isyana katılır veya isyanı idare ederse kışkırtma eyleminden bağımsız ceza almaz; fail yalnızca isyana katılma veya idare etme eyleminden sorumlu tutulur.

Silahlı isyan suçu yurt dışında işlenirse zamanaşımı işler mi?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 66/7 uyarınca ilgili kısımda düzenlenen ve ağırlaştırılmış müebbet veya on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi durumunda kamu davası zamanaşımına tabi değildir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu