Hukuka Uygunluk Nedenleri ve Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Hukuka Uygunluk Nedenleri ve Hukuki Sonuçları

Ceza Hukukunda Hukuka Uygunluk Nedenleri ve Etkileri

Ceza hukuku uygulamasında suç tipine uygun görünen bir eylemin hukuka aykırılık vasfını bütünüyle kaldıran ve fiili ceza normunun amacıyla bağdaşır hale getirerek meşru bir alana taşıyan haller hukuka uygunluk nedenleri olarak adlandırılır. Bir olayda hukuka uygunluk nedenlerinden en az birinin bulunması halinde, eylem tüm hukuk düzeni bakımından baştan itibaren hukuka uygun kabul edilir. Bu durum fiili yalnızca ceza normları karşısında değil, tüm hukuk kuralları karşısında korunan bir konuma getirir.

Hukuka uygunluk sebebinin varlığı tespit edildiğinde, soruşturma evresinde cumhuriyet savcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir. Kamu davasının açıldığı kovuşturma evresinde ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 223/2-d hükmü uyarınca sanık hakkında beraat kararı tesis edilmesi zorunludur.

Fiilin tüm hukuk düzeni nezdinde hukuka uygun sayılması, ceza yaptırımı uygulanmasını engellediği gibi özel hukuk alanındaki tazminat yükümlülüğünü de kural olarak ortadan kaldırır. Örneğin meşru savunma şartları altında insan öldürme fiilini işleyen bir kimse hakkında 5271 sayılı Kanun m. 223/2-d uyarınca beraat kararı verildiğinde, aynı eyleme dayanılarak tazminat hukuku hükümleri uyarınca maddi veya manevi tazminat sorumluluğu doğmaz.

Kanun Hükmünün Yerine Getirilmesi ve Yetkili Merciin Emri

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 24/1 hükmü gereğince, kanunun açık hükmünü icra eden faile ceza verilmez. Bir kanuni görevin veya yetkinin icrası kapsamında gerçekleştirilen eylemler, tipik suç fiilini oluştursa dahi hukuka aykırılık vasfını yitirir. Nitekim 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 90/1 çerçevesinde düzenlenen geçici yakalama yetkisi bu kuralın açık bir görünümüdür. İlgili hüküm uyarınca kişiye suçu işlerken rastlanması ya da suçüstü fiil nedeniyle takip edilen şahsın kaçma olasılığının bulunması veya kimliğinin derhal belirlenememesi hallerinde herkes tarafından geçici yakalama yapılabilmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24- (1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza
verilmez.
(2) Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu
olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz.
(3) Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi
takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.
(4) Emrin, hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından
engellendiği hallerde, yerine getirilmesinden emri veren sorumlu olur.
Meşru savunma ve zorunluluk hali
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 90Kaynağı aç
Madde 90 – (1) Aşağıda belirtilen hâllerde, herkes tarafından
geçici olarak yakalama yapılabilir:
a) Kişiye suçu işlerken rastlanması.
b) Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının
bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması.
(2) Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri
düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet
savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı takdirde,
yakalama yetkisine sahiptirler.
(3) Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte,
çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle
kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin
yakalanması şikâyete bağlı değildir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Kolluk, yakalandığı sırada
kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri
aldıktan sonra, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhal bildirir.
(5) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Birinci fıkraya göre
yakalanıp kolluğa teslim edilen veya ikinci fıkra uyarınca görevlilerce
yakalanan kişi ve olay hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek,
emri doğrultusunda işlem yapılır.
(6) Yakalama emrine konu işlemin yerine getirilmesi nedeniyle yakalama
emrinin çıkarılma amacının ortadan kalkması durumunda mahkeme, hâkim veya
Cumhuriyet savcısı tarafından yakalama emrinin derhâl iadesi istenir.
Gözaltı

5237 sayılı Kanun m. 24/2 uyarınca, yetkili bir kamu makamından verilen ve yerine getirilmesi görev icabı zorunlu olan bir emri uygulayan muhatap sorumlu tutulamaz. Bununla birlikte kanun koyucu konusu suç teşkil eden emirleri mutlak bir istisna olarak düzenlemiştir. 5237 sayılı Kanun m. 24/3 gereğince, konusu suç teşkil eden bir emrin hiçbir surette ifa edilmesi hukuken mümkün değildir; böyle bir emrin yerine getirilmesi durumunda emri veren ile uygulayan fail birlikte cezai sorumluluk altına girer. Kanunun emrin hukuka uygunluğunun denetlenmesini yasakladığı hallerde ise 5237 sayılı Kanun m. 24/4 hükmü gereği sorumluluk emri yerine getirene değil, yalnızca emri veren mercie aittir.

Meşru Savunma ve Zorunluluk Hali

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 25/1 kapsamında, bir kimsenin kendisine veya bir başkasına yönelen gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak haksız bir saldırıyı o anki koşullara göre orantılı biçimde defetmek zorunluluğuyla işlediği fiillerden dolayı faile ceza verilmez. Meşru savunmanın varlığı için saldırının haksız olması, meşru müdafaa ile korunabilecek bir hakka yönelmesi ve savunma ile eşzamanlı bulunması aranır. Savunma bakımından ise eylemin zorunlu olması, saldırana karşı yapılması ve savunmanın saldırı ile orantılı bulunması şarttır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25- (1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka
yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir
saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek
zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
(2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek
neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak
bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin
ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile
işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası

Kişinin gerek kendi gerekse üçüncü bir kişinin hakkını hedef alan, bilerek sebebiyet vermediği ve başka bir yolla bertaraf edilmesi mümkün olmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak amacıyla gerçekleştirdiği eylemler de cezalandırılmaz. 5237 sayılı Kanun m. 25/2 hükmünde düzenlenen zorunluluk halinde, tehlikenin boyutu ile eylemin konusu ve koruma için başvurulan vasıta arasında dengeli bir orantı bulunması gerekmektedir.

Hakkın Kullanılması ve İlgilinin Rızası

5237 sayılı Kanun m. 26/1 uyarınca hakkını icra eden kimseye ceza verilemez. Hakkın kullanılmasının hukuka uygunluk sebebi oluşturabilmesi için söz konusu hakkın hukuk düzenince tanınmış ve meşru kabul edilmiş olması aranır. Bunun yanında, hakkın doğrudan doğruya hak sahibi tarafından kullanılmaya elverişli olması gerekir. Yalnızca yetkili bir merciye müracaat edilerek ileri sürülebilecek hakların bireyler tarafından bizzat kuvvet kullanılarak ihkak-ı hak şeklinde hayata geçirilmesi bu hukuka uygunluk nedeninden yararlanmayı sağlamaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 26Kaynağı aç
Madde 26- (1) Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.
(2) Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına
ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı
kimseye ceza verilmez.
Sınırın aşılması

5237 sayılı Kanun m. 26/2 gereğince, şahsın üzerinde mutlak şekilde tasarruf hakkına sahip bulunduğu haklarına dair olmak şartıyla, açıkladığı rızası doğrultusunda işlenen eylemler cezalandırılmaz. İlgilinin rızasının hukuka uygunluk vasfı taşıması için rızaya konu hakkın üzerinde mutlak tasarruf yapılabilir olması, rıza gösteren kişinin bu beyanı açıklamaya hukuken ehil bulunması ve rızanın en geç eylemin icra edildiği anda açıklanmış olması zorunludur.

Uluslararası Ceza Yargılamasında Hukuka Uygunluk Çerçevesi

Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü m. 33/1 düzenlemesine göre, mahkemenin yargılama yetkisinde yer alan bir suçun hükümet veya bir askeri ya da sivil amirin emrine uyularak işlenmiş olması kural olarak sanığı ceza sorumluluğundan kurtarmaz. Bu kuralın istisnası olarak failin söz konusu emre uymasının kanuni zorunluluk arz etmesi, emrin kanuna aykırı olduğunu bilmemesi ve emrin nesnel olarak açıkça kanunsuz nitelik taşımaması koşullarının birlikte varlığı aranır. Statü m. 33/2 hükmü uyarınca, soykırım ve insanlığa karşı suç teşkil eden eylemlerin gerçekleştirilmesine dair emirler mutlak şekilde ve açıkça kanunsuz kabul edilir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü m. 31/1-c hükmü kapsamında, yakın ve hukuka aykırı güç kullanımına karşı kişinin kendisini veya başkasını ya da savaş suçları bağlamında hayati öneme sahip veya askeri bir görevin icrası için zaruri bir eşyayı korumak üzere makul düzeyde davranması meşru savunma kapsamında değerlendirilmektedir. Statü m. 31/1-d hükmü gereğince ise failin kendi kusurundan kaynaklanmayan, yakın bir ölüm veya fiziksel yıkım tehlikesinden korunmak adına orantılı ve makul hareket etmesi halinde zorunluluk durumu çerçevesinde ceza sorumluluğu ortadan kalkar.

Hukuka uygunluk nedeni tespit edildiğinde mahkeme hangi kararı verir?

Kovuşturma aşamasında hukuka uygunluk nedeninin mevcudiyeti anlaşıldığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 223/2-d uyarınca sanık hakkında beraat kararı tesis edilir. Soruşturma aşamasında ise cumhuriyet savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir.

Suç teşkil eden bir amir emrini yerine getiren memur ceza alır mı?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 24/3 uyarınca konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette uygulanamaz; bu yöndeki bir emri yerine getiren kişi ile emri veren merci cezai sorumluluktan kurtulamaz.

Meşru savunma halinde fiili işleyen kimseye tazminat davası açılabilir mi?

Meşru savunma eylemi tüm hukuk düzeninde baştan itibaren hukuka uygun kıldığı ve ceza mahkemesinde beraat kararına bağlandığı için, bu fiil nedeniyle fail aleyhine tazminat hukuku kapsamında tazminat sorumluluğu doğmaz.

Suçüstü durumunda sivil vatandaşların zanlıyı yakalama hakkı var mıdır?

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 90/1 gereğince, suçu işlerken rastlanan veya kaçma olasılığı bulunup kimliği hemen saptanamayan şüpheliler hakkında herkes tarafından geçici yakalama icra edilebilir.

Kişinin her hakkı üzerindeki rızası suçu hukuka uygun hale getirir mi?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 26/2 kapsamında rızanın hukuka uygunluk sebebi sayılabilmesi için hakkın mutlak surette tasarruf edilebilir nitelikte olması, rıza gösterenin hukuki ehliyete sahip bulunması ve rızanın fiilin işlendiği andan önce veya en geç o anda açıklanması zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu