Hukuk Güvenliği İlkesi ve Yargıtay Kararlarında Maddi Hata

by Avukat Erdal Ersoy
Hukuk Güvenliği İlkesi ve Yargıtay Kararlarında Maddi Hata

Yargılama sürecinin sonunda uyuşmazlığı esastan karara bağlayan ve taraflar arasındaki çekişmeyi neticelendiren mahkeme kararı hüküm niteliğindedir. Medeni usul hukukunda kanun yollarına başvuru imkanı nihaî nitelikteki kararlar bakımından düzenlenmiştir.

Medeni Usul Hukukunda Kanun Yolları Düzeni

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu sistematiğinde temyiz ve karar düzeltme olağan kanun yolları arasında sayılırken, yargılamanın iadesi olağanüstü kanun yolu grubunda yer almıştır. Temyiz merciinin gerçekleştirdiği incelemedeki yanılgılardan rücu etmesine olanak veren karar düzeltme talebi, temyiz incelemesini yapmış olan dairenin kendisi tarafından karara bağlanır.

Ağır usul hataları veya temel eksiklikler sebebiyle kesinleşmiş bir hükmün kaldırılarak davanın yeniden ele alınması, olağanüstü nitelik taşıyan yargılamanın yenilenmesi yoluyla mümkündür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile olağan kanun yolu sistemi istinaf ve temyiz kademelerinden oluşacak şekilde düzenlenmiştir; bu çerçevede istinaf incelemesinde yalnızca ilk derece mahkemesinin kararı denetlenmekle kalmaz, icap ettiğinde tahkikat yürütülerek hüküm mahkemesi sıfatıyla karar tesis edilir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444 üncü maddeleri ile temyize ilişkin diğer hükümleri tatbik edilir ve bu uyuşmazlıklara ait dosyalar istinaf mahkemelerine gönderilemez. İlgili dönem usul kurallarına göre kanun yolu açık olan dosyalarda şekli kesinleşme temyiz ve karar düzeltme süreçlerinin sonuçlanmasıyla; doğrudan 6100 sayılı Kanun sistemine tabi kararlarda ise istinaf ve temyiz aşamalarının tamamlanmasıyla oluşur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. Geçici Madde 3Kaynağı aç
GEÇİCİ MADDE 3 – (Ek: 31/3/2011-6217/30 md.)[73] (1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/34 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez. [74][75] (3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.

Karar Düzeltme Yasağı ve Maddi Hata İstisnası

Somut döneme özgü uygulanan mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesinin son fıkrası uyarınca iş mahkemelerinden verilen kararlara yönelik temyiz ilamlarına karşı karar düzeltme yolu kural olarak kapalı tutulmuştur. Bununla beraber, onama veya bozma ilamlarında ilk bakışta anlaşılabilen açık maddi hataların mevcudiyeti bu yasağın istisnasını teşkil etmekte ve dosyanın yeniden tetkik edilmesine imkan vermektedir.

Yeniden tetkike dayanak kılınan maddi hata hali; hukuki takdir ve normatif denetim alanı dışında kalan, sırf maddi vakıalara dayalı, tecrübeli bir gözle ilk bakışta fark edilebilecek açıklıkta olan, inceleme esnasında atlanmış ve sürdürülmesi kamu düzeni ile genel adalet telakkisi bakımından korunamaz mahiyetteki bariz yanlışlıkları kapsar. Bu neviden yanılgının kararın neticesini doğrudan değiştirecek ağırlıkta bulunması aranır.

Usuli Kazanılmış Hak ve Sınırları

Mahkemenin bozmaya uyması sonrasında Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yeni bir içtihadı birleştirme kararı verilmesi veya uyuşmazlık konusuna ilişkin yeni bir kanun yürürlüğe girmesi durumunda bozma kararına uyulmasıyla sağlanan usuli kazanılmış hak etkisini yitirir. Aynı doğrultuda, uyuşmazlıkta uygulanacak yasa kuralının hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi halinde de karar Anayasa Mahkemesi iptaliyle oluşan yeni hukuki vaziyete göre verilir.

Mahkemenin görevi, hak düşürücü sürenin geçip geçmediği, kesin hüküm itirazı ve yargı harçları gibi kamu düzenini ilgilendiren hallerde usuli kazanılmış hak ilkesi işletilemez. Benzer şekilde, temyiz merciinin bariz bir maddi hataya dayanan bozma ilamına uyulmuş olması da usuli kazanılmış hak sonucunu doğurmaz.

Bozma kararında hukuki bir değerlendirme yapılması ve mevcut delillerin takdiri neticesinde bir sonuca ulaşılması halinde, bu takdirin veya delil değerlendirmesinin isabetsiz olduğu sonradan ileri sürülse bile bozmaya uyulması ile oluşan usuli kazanılmış hakkın korunduğu kabul edilmektedir.

Hukuk Güvenliği İlkesi ve Delil Değerlendirmesi

Hukuk güvenliği ilkesi; hukuk normlarının muhatapları yönünden öngörülebilir olmasını, bireylerin tasarruf ve hareketlerinde kamu otoritelerine güven duyabilmesini, yasal çerçevelerin hem kişiler hem de idari merciler bakımından açık, belirgin, anlaşılır ve tatbik edilebilir sınırlarla çizilmesini hedefler.

Deliller değerlendirilerek ve hukuki nitelendirme yapılarak verilmiş bulunan bir onama kararının, sonradan incelemenin yetersiz yapıldığı gerekçesiyle maddi hata kategorisine sokulup ortadan kaldırılması ve hükmün bozulması, hukuk güvenliği ilkesinin zedelenmesi sonucunu doğurmaktadır.

Yargıtay kararlarında düzeltilebilecek maddi hata neleri kapsar?

Maddi hata; hukuksal denetim dışında kalan, tamamen maddi olgulara ilişkin, ilk bakışta belirgin, incelemede gözden kaçmış, kamu düzeni ve vicdanı yönünden sürdürülmesi savunulamayacak ve sonucu büyük ölçüde etkileyen açık yanılgıları kapsar.

Bozmaya uyulduktan sonra usuli kazanılmış hak hangi hallerde doğmaz veya geçersiz kalır?

Bozmaya uyulmasından sonra yeni içtihadı birleştirme kararı çıkması, yeni kanun yürürlüğe girmesi veya kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesinin iptal kararı vermesi hallerinde kazanılmış hak değer taşımaz; görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm, harç ve maddi hataya dayalı bozmaya uyulması hallerinde ise usuli kazanılmış hak doğmaz.

Delil değerlendirmesi yapılan onama kararı eksik inceleme gerekçesiyle maddi hata sayılarak bozulabilir mi?

Delil değerlendirmesi ve hukuki nitelendirme neticesinde verilen onama kararının sonradan eksik inceleme gerekçesiyle maddi hata kapsamında görülüp kaldırılması ve kararın bozulması hukuk güvenliği ilkesini zedeleyici nitelik taşır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu