Belgede Sahtelik İddiası ve İncelemenin Başlatılması
Bir davada delil olarak dayanılan belgedeki yazı veya imzanın kendisinden sadır olmadığını ileri süren taraf, bu yöndeki iddiasını sahtelik iddiası olarak mahkemeye sunmak zorundadır. Kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki imza veya yazının açıkça inkâr edilmemesi durumunda bahse konu belge, inkâr etmeyen taraf aleyhine delil teşkil eder. İleri sürülen sahtelik iddiası asıl davanın görüldüğü mahkemede bir ön sorun olarak ele alınabileceği gibi, bu husus bağımsız bir tespit davasına da konu edilebilir. Sahtelik iddiası gündeme geldiğinde mahkeme, belgenin mahkemeye verildiği tarihi evrak üzerine yazıp mühürler ve senedin saklanması için gerekli tedbirleri gecikmeksizin alır. Adi senetteki imzanın veya yazının inkârı halinde mahkemece bu konuda bir karar verilinceye kadar senet herhangi bir işleme esas alınamaz ve delil olarak kullanılamaz; buna karşılık senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbirler sahtelik iddiasından etkilenmez ve hakların korunması için yeni tedbirler talep edilebilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 208Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 209Kaynağı aç
Resmî senetlerdeki yazı ya da imzanın inkâr edilmesi, adi senetlere kıyasla farklı kurallara bağlanmıştır. Resmî bir belgedeki imza veya yazının sahteliği iddiası, yalnızca söz konusu işleme resmiyet kazandıran kamu görevlisi ya da yetkilinin taraf gösterileceği müstakil bir dava yoluyla incelenebilir. Asıl uyuşmazlığa bakan mahkeme, gerekli görmesi halinde imza veya yazıyı inkâr eden tarafa bu davayı açabilmesi için iki haftalık kesin mehil tanır. Resmî belgenin herhangi bir hukuki işleme esas alınamaması durumu, adi senetlerdeki salt inkâr beyanından farklı olarak belgenin sahte olduğunun mahkeme ilamıyla tespit edilmesine bağlıdır. Duruşmada ikrar edilmiş yahut mahkemece inkâr edenden sadır olduğu benimsenmiş adi senetler aksi ispatlanana kadar kesin delil teşkil eder. Kanuna uygun şekilde güvenli elektronik imza vasıtasıyla vücuda getirilen veriler senet niteliğinde kabul edilir ve hâkim sunulan belgenin bu vasfı haiz olup olmadığını resen araştırır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 205Kaynağı aç
Hâkim Tarafından Yapılacak İsticvap ve İlk Değerlendirme
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 211. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sahtelik incelemesinde hâkim, öncelikle hasmın beyanlarını da gözeterek yazı veya imzayı kabul etmeyen tarafı isticvaba tabi tutar. Bu usulün ardından vicdani bir kanaate varılamamışsa mahkeme huzurunda ilgiliden imza ve yazı örnekleri alınarak dosyadaki diğer delillerle birlikte tetkik edilir. Mahkeme başkaca bir tahkikata ihtiyaç duymadan hüküm tesis edebilecek aşamada bulunuyorsa açık gerekçesini yazarak belgenin sahteliği hakkında kararını açıklar. İnkâr edilen imza ile mukayese imzasının birbirine benzemediğinin ilk bakışta anlaşılabildiği hallerde de ayrıca bilirkişi incelemesine gidilmesine lüzum görülmez.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 211Kaynağı aç
İsticvap usulü taraflar bakımından kanuni sonuçlar doğurur. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde mazeretsiz olarak hazır bulunmadığı takdirde inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır. Bu hukuki sonucun doğabilmesi için tarafın belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde inkâr ettiği yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılacağı hususunun kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ve açıkça ihtar edilmiş olması zorunludur. Öte yandan, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde sahtelik incelemesinde yer verilen tanık dinlenmesi usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu düzenlemesinde kabul edilmemiştir.
Bilirkişi İncelemesi ve Mukayese Belgelerinin Toplanması
İsticvap yapılmasına ve duruşmada yazı ile imza örnekleri alınmasına rağmen hâkimde sahtelik hususunda kesin bir kanaat uyanmamışsa Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 211. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesinde bilirkişi incelemesine gidilir. İnceleme safhasından önce, şayet varsa ilgili tarafa ait mukayeseye elverişli yazı ve imzalar mahkemece kurum ve mercilerden celbedilir. Bilirkişi, toplanan bu mukayese evrakı ile mahkeme huzurunda temin edilen örnekleri değerlendirerek raporunu hazırlar; zorunlu görmesi durumunda tarafın kendi önünde yeniden imza atmasını yahut yazı yazmasını mahkemeden isteyebilir.
İmza incelemesinde sıhhatli bir sonuca ulaşılabilmesi amacıyla karşılaştırma belgelerinin belirli bir öncelik sırasına göre değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2018/8448 E., 2019/10472 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, incelemede öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin ve borçluya ait olduğu muhakkak bulunan uygulamaya elverişli imzaları taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın olanından başlanarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Keşide tarihinden öncesine ilişkin belge temin edilemezse daha sonraki tarihli belgeler, karşılaştırmaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge bulunamazsa borçlunun duruşmada alınan imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılır. Karşılaştırmaya elverişli imza ve yazı örnekleri ilgili kurumlardan celbedilmeden sadece huzurda yazdırılan imza ve yazı örnekleriyle yetinilerek hazırlanan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli kabul edilmemektedir. Karşılaştırmaya esas belge hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla tespit edilmiş bir sahtecilik bulunmadıkça, başka bir mahkemede derdest bulunan dava belgenin karşılaştırmada kullanılmasına engel oluşturmaz ve bilirkişinin mevcut örneklere göre borçlunun eli ürünü olup olmadığı yönünde kanaat bildirmesi gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/8448, K. 2019/10472Kaynağı aç
Belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığına ilişkin bilirkişi incelemesinin yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve gerekli cihazlar kullanılarak grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması esastır. İnceleme konusu ve karşılaştırmaya esas belgelerdeki yazı veya imzanın tersim, seyir, baskı derecesi, eğim ve doğrultu gibi nitelikleri raporda denetime elverişli gerekçelerle ve gerektiğinde uygun görüntüleme teknikleriyle açıklanmalıdır. Tebligat mevzuatında tebliğ belgelerindeki işlemin aksinin iddia edilmesi halinde tahkik yöntemine ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından, tebligat evrakındaki imzanın sahteliği ileri sürüldüğünde de inceleme Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 211. maddesi kurallarına göre yerine getirilir.
İcra Takiplerinde İmzaya İtiraz ve İspat Külfeti
Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte borçlu, senetteki imzanın kendisine ait olmadığı yolundaki itirazını İcra ve İflas Kanunu'nun 170. maddesi uyarınca bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirir. Bu itiraz kural olarak satıştan başka icra takip işlemlerini durdurmaz. Ancak icra mahkemesi, borçlunun itiraz dilekçesi kapsamından veya sunduğu belgelerden itirazı ciddi görürse alacaklıya tebliğe gerek görmeden evrak üzerinde takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir. Yapılan inceleme neticesinde inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığı anlaşılırsa itirazın kabulü ile takip durur; senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir. İnkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılır ve takip geçici olarak durdurulmuşsa borçlu, alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilerek itiraz reddedilir. İtirazı reddedilen borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmolunan tazminat ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar ertelenir ve dava borçlu lehine sonuçlandığında bu yaptırımlar kalkar. İtirazın kaldırılması aşamasında borçlunun ibraz ettiği belgedeki imzanın alacaklı tarafından inkâr edilmesi ve imzanın alacaklıya ait olduğunun anlaşılması durumunda ise alacaklının talebi reddedilir ve alacaklı belge tutarının yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 170Kaynağı aç
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 68Kaynağı aç
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senedi elinde bulundurup takibe girişen alacaklıya aittir; yargılamada ispat yükünü ters çevirecek uygulamalara gidilemez ve bilirkişi gideri için borçluya kesin süre verilerek itiraz reddedilemez. İcra mahkemesinde görülen kambiyo senedine dayalı imza itirazlarında kanunun yaptığı usul yollaması Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 211. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendini kapsamadığından, icra mahkemesince öncelikle borçlunun isticvabına ve duruşmada imza alınması yoluna başvurulamaz. Öncelikle borçlunun bildirdiği karşılaştırmaya elverişli imza örnekleri getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, bu örneklerin yetersiz görülmesi halinde meşruhatlı davetiye çıkarılarak borçludan imza örneği alınmalıdır. Senet altındaki imzayı reddeden borçlu takibi yapan icra dairesinin yetki çevresi içinde ise mazeretini önceden bildirip belgelendirmedikçe duruşmada bizzat bulunmaya mecburdur; mazeretsiz gelinmemesi halinde itiraz geçici olarak kaldırılır ve para cezası uygulanır. Senedin sahte olduğuna ilişkin mahkeme kararı kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 212. maddesi gereğince senedin altına sahte olduğu şerh düşülerek senet iptal olunur; resmî senetlerde ilgili resmî dairedeki asıl da aynı yolla iptal edilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 68/aKaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 212Kaynağı aç
Hâkim bilirkişi raporu almadan sahtelik konusunda karar verebilir mi?
Hâkim, inkâr eden tarafı isticvap ettikten ve gerekirse huzurda imza ile yazı yazdırdıktan sonra başka bir incelemeye ihtiyaç duymadan kanaat edinebiliyorsa veya imzanın benzemediği ilk bakışta açıkça anlaşılabiliyorsa gerekçesini belirterek karar verebilir.
İsticvap davetiyesine rağmen duruşmaya gelinmemesinin sonucu nedir?
İsticvap için davet edilen taraf belirlenen günde mazeretsiz olarak hazır bulunmazsa inkâr ettiği belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; ancak bu sonucun doğması için söz konusu uyarının çıkarılacak davetiyede açıkça ihtar edilmiş olması şarttır.
Bilirkişi incelemesinde hangi karşılaştırma imzaları öncelikle esas alınır?
İncelemede öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ait, borçluya ait olduğu muhakkak bulunan ve senedin tanzim tarihine en yakın tarihteki karşılaştırmaya elverişli imza örnekleri esas alınır.
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü kime aittir?
Senetteki imzanın borçlunun eli ürünü olduğunu ispat külfeti, senedi takibe koyan ve hak iddia eden alacaklıya aittir; ispat yükü borçluya yüklenemez.
İmzaya itirazı reddedilen borçluya hükmedilen tazminat nasıl ertelenir?
Kambiyo takibinde imzaya itirazı reddedilen borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, icra mahkemesince hükmolunan tazminat ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar ertelenir ve dava borçlu lehine sonuçlandığında bu yaptırımlar ortadan kalkar.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

