HMK Madde 211 Kapsamında Sahtelik İncelemesi Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 211 Kapsamında Sahtelik İncelemesi Usulü

Belgede Sahtelik İddiası ve İncelemenin Başlatılması

Bir davada delil olarak dayanılan belgedeki yazı veya imzanın kendisinden sadır olmadığını ileri süren taraf, bu yöndeki iddiasını sahtelik iddiası olarak mahkemeye sunmak zorundadır. Kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki imza veya yazının açıkça inkâr edilmemesi durumunda bahse konu belge, inkâr etmeyen taraf aleyhine delil teşkil eder. İleri sürülen sahtelik iddiası asıl davanın görüldüğü mahkemede bir ön sorun olarak ele alınabileceği gibi, bu husus bağımsız bir tespit davasına da konu edilebilir. Sahtelik iddiası gündeme geldiğinde mahkeme, belgenin mahkemeye verildiği tarihi evrak üzerine yazıp mühürler ve senedin saklanması için gerekli tedbirleri gecikmeksizin alır. Adi senetteki imzanın veya yazının inkârı halinde mahkemece bu konuda bir karar verilinceye kadar senet herhangi bir işleme esas alınamaz ve delil olarak kullanılamaz; buna karşılık senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbirler sahtelik iddiasından etkilenmez ve hakların korunması için yeni tedbirler talep edilebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 208Kaynağı aç
MADDE 208- (1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. (2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır. (3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. (4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir. Yazı veya imza inkârının sonucu
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 209Kaynağı aç
MADDE 209- (1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir. Güvenli elektronik imzalı belgenin inkârı

Resmî senetlerdeki yazı ya da imzanın inkâr edilmesi, adi senetlere kıyasla farklı kurallara bağlanmıştır. Resmî bir belgedeki imza veya yazının sahteliği iddiası, yalnızca söz konusu işleme resmiyet kazandıran kamu görevlisi ya da yetkilinin taraf gösterileceği müstakil bir dava yoluyla incelenebilir. Asıl uyuşmazlığa bakan mahkeme, gerekli görmesi halinde imza veya yazıyı inkâr eden tarafa bu davayı açabilmesi için iki haftalık kesin mehil tanır. Resmî belgenin herhangi bir hukuki işleme esas alınamaması durumu, adi senetlerdeki salt inkâr beyanından farklı olarak belgenin sahte olduğunun mahkeme ilamıyla tespit edilmesine bağlıdır. Duruşmada ikrar edilmiş yahut mahkemece inkâr edenden sadır olduğu benimsenmiş adi senetler aksi ispatlanana kadar kesin delil teşkil eder. Kanuna uygun şekilde güvenli elektronik imza vasıtasıyla vücuda getirilen veriler senet niteliğinde kabul edilir ve hâkim sunulan belgenin bu vasfı haiz olup olmadığını resen araştırır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 205Kaynağı aç
MADDE 205- (1) Mahkeme huzurunda ikrar olunan veya mahkemece inkâr edenden sadır olduğu kabul edilen adi senetler, aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılırlar. (2) Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler, senet hükmündedir. (3) Hâkim, mahkemeye delil olarak sunulan elektronik imzalı belgenin, güvenli elektronik imza ile oluşturulmuş olup olmadığını resen inceler. İmza atamayanların durumu[21]

Hâkim Tarafından Yapılacak İsticvap ve İlk Değerlendirme

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 211. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sahtelik incelemesinde hâkim, öncelikle hasmın beyanlarını da gözeterek yazı veya imzayı kabul etmeyen tarafı isticvaba tabi tutar. Bu usulün ardından vicdani bir kanaate varılamamışsa mahkeme huzurunda ilgiliden imza ve yazı örnekleri alınarak dosyadaki diğer delillerle birlikte tetkik edilir. Mahkeme başkaca bir tahkikata ihtiyaç duymadan hüküm tesis edebilecek aşamada bulunuyorsa açık gerekçesini yazarak belgenin sahteliği hakkında kararını açıklar. İnkâr edilen imza ile mukayese imzasının birbirine benzemediğinin ilk bakışta anlaşılabildiği hallerde de ayrıca bilirkişi incelemesine gidilmesine lüzum görülmez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 211Kaynağı aç
MADDE 211- (1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir: a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir. Sahte senedin iptali

İsticvap usulü taraflar bakımından kanuni sonuçlar doğurur. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde mazeretsiz olarak hazır bulunmadığı takdirde inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır. Bu hukuki sonucun doğabilmesi için tarafın belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde inkâr ettiği yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılacağı hususunun kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ve açıkça ihtar edilmiş olması zorunludur. Öte yandan, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde sahtelik incelemesinde yer verilen tanık dinlenmesi usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu düzenlemesinde kabul edilmemiştir.

Bilirkişi İncelemesi ve Mukayese Belgelerinin Toplanması

İsticvap yapılmasına ve duruşmada yazı ile imza örnekleri alınmasına rağmen hâkimde sahtelik hususunda kesin bir kanaat uyanmamışsa Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 211. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesinde bilirkişi incelemesine gidilir. İnceleme safhasından önce, şayet varsa ilgili tarafa ait mukayeseye elverişli yazı ve imzalar mahkemece kurum ve mercilerden celbedilir. Bilirkişi, toplanan bu mukayese evrakı ile mahkeme huzurunda temin edilen örnekleri değerlendirerek raporunu hazırlar; zorunlu görmesi durumunda tarafın kendi önünde yeniden imza atmasını yahut yazı yazmasını mahkemeden isteyebilir.

İmza incelemesinde sıhhatli bir sonuca ulaşılabilmesi amacıyla karşılaştırma belgelerinin belirli bir öncelik sırasına göre değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2018/8448 E., 2019/10472 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, incelemede öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin ve borçluya ait olduğu muhakkak bulunan uygulamaya elverişli imzaları taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın olanından başlanarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Keşide tarihinden öncesine ilişkin belge temin edilemezse daha sonraki tarihli belgeler, karşılaştırmaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge bulunamazsa borçlunun duruşmada alınan imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılır. Karşılaştırmaya elverişli imza ve yazı örnekleri ilgili kurumlardan celbedilmeden sadece huzurda yazdırılan imza ve yazı örnekleriyle yetinilerek hazırlanan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli kabul edilmemektedir. Karşılaştırmaya esas belge hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla tespit edilmiş bir sahtecilik bulunmadıkça, başka bir mahkemede derdest bulunan dava belgenin karşılaştırmada kullanılmasına engel oluşturmaz ve bilirkişinin mevcut örneklere göre borçlunun eli ürünü olup olmadığı yönünde kanaat bildirmesi gerekir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/8448, K. 2019/10472Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2018/8448 E.  ,  2019/10472 K. "İçtihat Metni" ……… Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki temlik alan-alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte borçlu İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; alacaklı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, tüm dosya borcuna, asıl ve ferileri ile birlikte itiraz ettiklerini, ilgililer hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, takibe konu çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle imzaya vaki itirazın kabulü ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi; imzaya itirazın kabulüne, takibin davacı yönünden durdurulmasına, davalının tazminat ve para cezası ödemeye mahkum edilmesine karar vermiştir……….. sayılı kararı ile istinaf taleplerinin reddine karar vermiştir. İİK.nun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında ise; “İmza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2., 3. ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2. maddesinde yer alan “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” düzenlemesi nedeniyle uygulanması gereken aynı kanunun 211. maddesinde ise imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre hakim bilirkişi incelemesine karar verir ise önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaları, ilgili yerlerden getirtir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir. Vurgulamakta yarar vardır ki, anılan belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.04.2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir(Hukuk Genel Kurulu'nun 06.02.2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 sayılı kararı). Özetlemek gerekir ise, imza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa, daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise de borçlunun duruşmada alınan medari tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Somut olayda borçlu diğer itirazlarının yanında çekteki imzaya itiraz üzerine bilirkişi tarafından düzenlenen 07/4/2014 tarihli raporunda, toplam 22 adet mukayese belgenin incelendiği, ilk 5 sırada incelenen belgelerden yalnızca 1. sırada yer alan belgenin aslı üzerinde inceleme yapıldığı, diğer 4 belgenin fotokopi olduğu, 1. sırada yer alan noter belgenin sahteliği ile ilgili, …….esas numaralı dosyasında derdest davanın bulunduğu, bu emsal imzalardan 1-5 sıradakilere göre senetteki imzanın davacıya ait olduğu, diğer emsal belgelere göre de davacının eli mahsulü olmadığı sonucuna varıldığı, diğer 1-5 sıranın dışında kalan 17 belgeden 16 tanesinin belge aslı olduğu ve herhangi bir ihtilafa konu olmadıkları tespiti ile bu emsal imzalar dayanak alındığında da imzanın davacıya ait olmadığı noktasında rapor tesis etmiştir. İmza incelemesine esas alınan raporda, 1-5 sıradaki grup içerisinde yer alan,……tarihli imza beyannamesi aslına göre yapılan değerlendirmede çekteki imzanın borçlunun eli ürünü olduğu noktasında kesin kanaat bildirmesine rağmen gerek ilk derece mahkemesi gerekse bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan incelemede; …… bulunan bu belge ile ilgili ……sahtelik davası açıldığı, bu belgeye dayalı olarak bildirilen bilirkişi kanaatinin karar vermeye yeterli görülmediği değerlendirilerek, mukayese belgelerden 1-5 sıranın dışında kalan diğer ihtilafsız noter belgeleri, bankalardan gelen belgelere dayanılarak imzanın davacıya ait olmadığına imzaya itirazın kabulüne karar verilmiştir. Ancak imza incelemesine esas belge ile ilgili kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile belirlenmiş bir sahtecilik tespiti bulunmadığı anlaşılmakla, Asliye Hukuk Mahkemesindeki derdest davanın bu belgenin geçerliliğine etkisi bulunmayacağı, esasında da bilirkişinin imza örneklerini sınıflandırmasına da gerek bulunmadığı, mevcut imza örneklerine göre borçlunun eli ürünü olup olmadığın konusunda kanaatini bildirmesinin yasal zorunluluk olduğu sabittir. Bu doğrultuda, imzaya itirazın reddine karar verilerek borçlunun diğer itirazlarının incelenmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ: Temlik alan-alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca,…….. 15/01/2018 tarihli, 2017/2038 E.-2018/48 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 02/05/2017 tarihli, 2013/580 E.-2017/407 K. sayılı kararının (BOZULMASINA) dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18/06/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi. ……..

Belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığına ilişkin bilirkişi incelemesinin yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve gerekli cihazlar kullanılarak grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması esastır. İnceleme konusu ve karşılaştırmaya esas belgelerdeki yazı veya imzanın tersim, seyir, baskı derecesi, eğim ve doğrultu gibi nitelikleri raporda denetime elverişli gerekçelerle ve gerektiğinde uygun görüntüleme teknikleriyle açıklanmalıdır. Tebligat mevzuatında tebliğ belgelerindeki işlemin aksinin iddia edilmesi halinde tahkik yöntemine ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından, tebligat evrakındaki imzanın sahteliği ileri sürüldüğünde de inceleme Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 211. maddesi kurallarına göre yerine getirilir.

İcra Takiplerinde İmzaya İtiraz ve İspat Külfeti

Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte borçlu, senetteki imzanın kendisine ait olmadığı yolundaki itirazını İcra ve İflas Kanunu'nun 170. maddesi uyarınca bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirir. Bu itiraz kural olarak satıştan başka icra takip işlemlerini durdurmaz. Ancak icra mahkemesi, borçlunun itiraz dilekçesi kapsamından veya sunduğu belgelerden itirazı ciddi görürse alacaklıya tebliğe gerek görmeden evrak üzerinde takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir. Yapılan inceleme neticesinde inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığı anlaşılırsa itirazın kabulü ile takip durur; senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir. İnkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılır ve takip geçici olarak durdurulmuşsa borçlu, alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilerek itiraz reddedilir. İtirazı reddedilen borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmolunan tazminat ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar ertelenir ve dava borçlu lehine sonuçlandığında bu yaptırımlar kalkar. İtirazın kaldırılması aşamasında borçlunun ibraz ettiği belgedeki imzanın alacaklı tarafından inkâr edilmesi ve imzanın alacaklıya ait olduğunun anlaşılması durumunda ise alacaklının talebi reddedilir ve alacaklı belge tutarının yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 170Kaynağı aç
Madde 170 – (Değişik: 9/11/1988-3494/33 md.) Borçlu,168 inci maddenin 4 numaralı bendine göre kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olmadığı yolundaki itirazını bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirir. Bu itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. İcra mahkemesi duruşmadan önce yapacağı incelemede, borçlunun itiraz dilekçesi kapsamından veya eklediği belgelerden edindiği kanaata göre itirazı ciddi görmesi halinde alacaklıya tebliğe gerek görmeden itirazla ilgili kararına kadar icra takibinin geçici olarak durdurulmasına evrak üzerinde karar verebilir. (Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/47 md.) İcra mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır.  İnkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip ikinci fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve takip   konusu alacağın yüzde onu oranında para   cezasına mahkûm edilir   ve itiraz reddedilir. Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmolunan tazminatın ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve davanın borçlu lehine sonuçlanması hâlinde daha önce hükmedilmiş olan tazminat ve para cezası kalkar.[66] (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/47 md.) İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi hâlinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa, para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezası kalkar. Borçlunun kambiyo hukuku bakımından şikayeti:
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 68Kaynağı aç
Madde 68 – (Değişik: 18/2/1965-538/38 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz. Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur. Borçlu murisine ait bir alacak için takibedilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz. (Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar. Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde vekil mütaakıp oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmiyen alacaklı borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır. (Ek fıkra: 6/6/1985-3222/6 md.; Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/16 md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden  aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.   Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.[29] c) İtirazın geçici olarak kaldırılması:[30]

Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senedi elinde bulundurup takibe girişen alacaklıya aittir; yargılamada ispat yükünü ters çevirecek uygulamalara gidilemez ve bilirkişi gideri için borçluya kesin süre verilerek itiraz reddedilemez. İcra mahkemesinde görülen kambiyo senedine dayalı imza itirazlarında kanunun yaptığı usul yollaması Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 211. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendini kapsamadığından, icra mahkemesince öncelikle borçlunun isticvabına ve duruşmada imza alınması yoluna başvurulamaz. Öncelikle borçlunun bildirdiği karşılaştırmaya elverişli imza örnekleri getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, bu örneklerin yetersiz görülmesi halinde meşruhatlı davetiye çıkarılarak borçludan imza örneği alınmalıdır. Senet altındaki imzayı reddeden borçlu takibi yapan icra dairesinin yetki çevresi içinde ise mazeretini önceden bildirip belgelendirmedikçe duruşmada bizzat bulunmaya mecburdur; mazeretsiz gelinmemesi halinde itiraz geçici olarak kaldırılır ve para cezası uygulanır. Senedin sahte olduğuna ilişkin mahkeme kararı kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 212. maddesi gereğince senedin altına sahte olduğu şerh düşülerek senet iptal olunur; resmî senetlerde ilgili resmî dairedeki asıl da aynı yolla iptal edilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 68/aKaynağı aç
Madde 68/a – (Ek: 18/2/1965-538/39 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/17 md.) Takibin dayandığı senet hususî olup, imza itiraz sırasında borçlu tarafından reddedilmişse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteyebilir. Bu hâlde icra hâkimi iki taraftan izahat alır. Senet altındaki imzayı reddeden borçlu takibi yapan icra dairesinin yetki çevresi içinde ise, itirazın kaldırılması için icra mahkemesi önünde yapılacak duruşmada, mazeretini daha önce bildirip tevsik etmediği takdirde, bizzat bulunmaya mecburdur. İcra dairesinin yetki çevresi dışında ödeme emri tebliğ edilen borçlu, istinabe yolu ile isticvabına karar verilmesi halinde, aynı mecburiyete tabidir. Tatbika medar imza mevcutsa bununla, yoksa borçluya yazdıracağı yazı ve attıracağı imza ile yapılacak mükayese ve incelemelerden veya diğer delil ve karinelerden icra mahkemesi, reddedilen imzanın borçluya aidiyetine kanaat getirirse itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verir. Hakim lüzum görürse, oturumun bir defadan fazla talikine meydan vermiyecek surette, bilirkişi incelemesi de yaptırabilir. İmza tatbikında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309 uncu maddesinin 2 nci, 3 üncü ve 4 üncü fıkraları ve 310, 311 ve 312 nci maddeleri hükümleri uygulanır. (Değişik: 9/11/1988-3494/3 md.) Yapılacak duruşmada, yukarıda yazılı mazerete dayanmaksızın, borçlunun hazır bulunmaması halinde icra mahkemesince başka bir cihet tetkik edilmeksizin itirazın muvakkaten kaldırılmasına ve borçlunun sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkumiyetine karar verilir. Duruşmaya gelmeyen borçlunun itirazının muvakkaten kaldırılmasına ve hakkında para cezasına karar verilebilmesi için keyfiyetin davetiyeye yazılması şarttır. (Değişik: 9/11/1988-3494/3 md.) İcra hakimi, imzanın borçluya aidiyetine karar verdiği takdirde borçluyu sözü edilen senede dayanan takip konusuna alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Borçlu, borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat davası açarsa, bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve borçlu açtığı davayı kazanırsa bu ceza kalkar. Borçlu inkar ettiği imzayı, itirazın kaldırılması duruşmasında ve en geç alacaklının senedin aslını ibraz ettiği celsede kabul ederse, hakkında para cezası hükmolunmaz ve kendisine yargılama giderleri yükletilmez. Şu kadar ki, kötü niyetle takibe sebebiyet veren borçlu yargılama giderleri ile mülzem olur. Senedin aslı takip talebi anında icra dairesine tevdi edilmiş ise, icra dairesinin yetki çevresi içinde ödeme emri tebliğ edilen borçlu hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz. (Ek: 6/6/1985-3222/7 md.; Değişik: 9/11/1988-3494/3 md.) İtirazın muvakkaten kaldırılması talebinin kabulü halinde borçlu, bu talebin reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Borçlu, borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.[31] Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde itirazın kesin olarak kaldırılması:[32]
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 212Kaynağı aç
MADDE 212- (1) Bir senedin sahte olduğuna dair karar kesinleştikten sonra, senedin altına sahte olduğu yazılarak senet iptal olunur. Resmî senetlerde, senedin ilgili dairedeki aslı da bu yolla iptal edilir. Haksız yere sahtelik iddiası
Hâkim bilirkişi raporu almadan sahtelik konusunda karar verebilir mi?

Hâkim, inkâr eden tarafı isticvap ettikten ve gerekirse huzurda imza ile yazı yazdırdıktan sonra başka bir incelemeye ihtiyaç duymadan kanaat edinebiliyorsa veya imzanın benzemediği ilk bakışta açıkça anlaşılabiliyorsa gerekçesini belirterek karar verebilir.

İsticvap davetiyesine rağmen duruşmaya gelinmemesinin sonucu nedir?

İsticvap için davet edilen taraf belirlenen günde mazeretsiz olarak hazır bulunmazsa inkâr ettiği belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; ancak bu sonucun doğması için söz konusu uyarının çıkarılacak davetiyede açıkça ihtar edilmiş olması şarttır.

Bilirkişi incelemesinde hangi karşılaştırma imzaları öncelikle esas alınır?

İncelemede öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ait, borçluya ait olduğu muhakkak bulunan ve senedin tanzim tarihine en yakın tarihteki karşılaştırmaya elverişli imza örnekleri esas alınır.

Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü kime aittir?

Senetteki imzanın borçlunun eli ürünü olduğunu ispat külfeti, senedi takibe koyan ve hak iddia eden alacaklıya aittir; ispat yükü borçluya yüklenemez.

İmzaya itirazı reddedilen borçluya hükmedilen tazminat nasıl ertelenir?

Kambiyo takibinde imzaya itirazı reddedilen borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, icra mahkemesince hükmolunan tazminat ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar ertelenir ve dava borçlu lehine sonuçlandığında bu yaptırımlar ortadan kalkar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu