Hukuk Davalarında Tanık Delilinden Vazgeçme Kuralları

by Avukat Erdal Ersoy
Hukuk Davalarında Tanık Delilinden Vazgeçme Kuralları

Hukuk muhakemesinde tanık gösteren taraf, kural olarak karşı tarafın açık izni olmadıkça o tanık delilinden vazgeçemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu bu konuda taraf iradesini önemli ölçüde sınırlandırmaktadır; delil bildirildikten sonra tasarruf hakkı artık yalnızca bildiren tarafa ait olmaktan çıkar.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 196Kaynağı aç
MADDE 196- (1) Delil gösteren taraf, karşı tarafın açık izni olmadıkça, o delile dayanmaktan vazgeçemez. Delillerin incelenmesi ve istinabe

Delilden Vazgeçmenin Temel Kuralı: Karşı Tarafın İzni

HMK m. 196, delil gösteren tarafın karşı tarafın açık izni olmadıkça o delile dayanmaktan vazgeçemeyeceğini açıkça düzenlemektedir. Tanık da bir delil aracı olduğundan bu kural tanıklar için de geçerlidir. Bir tarafın belirli bir tanığı delil olarak mahkemeye bildirmesiyle birlikte karşı taraf da o tanığın dinlenmesinden menfaat edinebilecek konuma gelir.

Bu düzenlemenin pratik sonucu şudur: Tanığını bildiren taraf sonradan o tanıktan vazgeçmek isterse bunu tek taraflı bir dilekçeyle ya da yalnızca kendi beyanıyla gerçekleştiremez; HMK m. 196 uyarınca karşı tarafın açık izni olmaksızın yapılan vazgeçme beyanı hüküm ve sonuç doğurmaz.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/45381, K. 2018/1957Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2017/45381 E.  ,  2018/1957 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; iş akdi haksız feshedilen müvekkili adına … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/143 esas, 2009/501 sayılı kararı ile işe iade kararı verildiğini, kesinleşen karar uyarınca davalıya yapılan müracaata rağmen müvekkilinin işe alınmadığını ve işçilik alacaklarının ödenmediğinden bahisle alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili,davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Verilen karar Dairemizin 17/09/2015 tarihli, 2014/11230 esas, 2015/25286 karar sayılı bozma ilamı ile, davacının 08.00-19.30 saatleri arasında çalışma yaptığından bahisle onbeş saat fazla çalışma yaptığı kabul edilmiş ise de yapılan işin niteliğine, işyerinin kamu kurumu olmasına ve başka delillerle desteklenmeyen, davalı ile husumeti olan tek davacı tanığının beyanına dayanılarak işyerinin çalışma düzenine uymayan fazla çalışma alacağının kabulü hatalıdır. Davacı işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı hususunda da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı işverenin 12.12.2007 ve 17.09.2008 tarihli belgelere ilişkin ispat külfetini yerine getirmediği gerekçesiyle davacının yıllık izin ücreti alacağı hesaplanmıştır. Davalı taraf, yargılama sırasında sırasında sunduğu 12.12.2007 ve 17.09.2008 tarihli belgelere karşı davacının beyanı sorularak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yıllık izin ücreti alacağı konusundaki anılan belgeler değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de; kıdem tazminatının faiz başlangıç tarihinin 06.01.2012 olarak kabulü gerekirken; hükümde 20.04.2009 tarihinin belirtilmesi isabetli olmamıştır gerekçeleri ile verilen karar bozulmuştur. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, davacı taraf dava dilekçesinde isimlerini ve adreslerini bildirdiği halde …'ın ve …'ın beyanlarının alınmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan, davacı vekilinin bozmadan önce yapılan 18/10/2012 tarihli celsede adı geçen tanıkları dinletmekten vazgeçtiği anlaşılmaktadır. Ancak 6100 sayılı HMK'nın 196 ıncı maddesine göre, delil gösteren taraf, karşı tarafın açık izni olmadıkça, o delile dayanmaktan vazgeçemez. Davalı tarafın tanık beyanlarına dayanmaktan vazgeçilmesine muvafakat ettiğine dair beyanı söz konusu değildir. Bu nedenle, davacı tarafın vazgeçme beyanı, emredici kanun hükmü gereğince hüküm ve sonuç doğurmayacaktır. Buradan hareketle, davacı tarafın bildirdiği adı geçen tanıklar usulünce duruşmaya davet edilerek dava konusuna ilişkin beyanları alınmıştır. Davacı vekili, duruşma esnasındaki sözlü beyanında, söz konusu izin belgelerine bir diyeceklerinin bulunmadığını beyan etmiştir. Anılan bilirkişi raporunun usule, yasaya ve dosya kapsamına uygun olduğu, ayrıca denetime elverişli şekilde düzenlendiği değerlendirildiğinden, rapor hükme esas alınmıştır. Açıklanan nedenlerle, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, tanık beyanlarına, işyeri kayıtlarına, bilirkişi raporlarına, Yargıtay Özel Dairesinin bozma ilamına ve tüm dosya kapsamına göre, bozma kapsamı dışında kalan ihbar tazminatı ile hafta tatili ve UBGT ücretleri alacak kalemlerine ilişkin yeniden değerlendirme yapılması mümkün olmadığından, anılan alacak kalemlerine karşılık olarak bozulan Mahkememiz kararında hüküm altına alınan miktarların kararda belirtildiği şekilde davalıdan tahsili; yine bozma kapsamı dışında kaldığından, kötü niyet tazminatı alacağına yönelik talebin bozulan kararda belirtildiği şekilde alacak sabit olmadığından reddi; davacı tarafın temyiz yoluna başvurmaması nedeniyle bozulan kararda hüküm altına alınan miktarın davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturması nedeniyle, bozulmasına karar verilen kararda hüküm altına alınan miktarın kararda belirtildiği şekilde fazla çalışma ücreti alacağına karşılık olarak dava ve ıslah dilekçelerinde belirtilen miktarlara karşılık gelen kısımlarının ayrı ayrı dava ve ıslah tarihlerinden itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsili yönünde hüküm kurmak gerekmiştir. Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasında işçinin fazla mesai ücret alacağına hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 196. maddesi uyarınca; delil gösteren taraf, karşı tarafın açık izni olmadıkça, o delile dayanmaktan vazgeçemez. Somut olayda, davacı vekilinin 18.10.2012 tarihli celsede tanıklar … ve … 'ın dinlenilmesinden vazgeçilmesine dair talepte bulunduğu, davalı vekilinin 15.12.2016 havale tarihli dilekçesi ile davacının tanık delilinden vazgeçme talebine muvafakat ettiğine dair beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bozma ilamından önce yapılan yargılamada dinlenilmesinden vazgeçilen tanıkların, bozma ilamından sonra yapılan yargılamada çağrılıp beyanları alınarak, bu beyanlara itibarla fazla mesai alacağı yönünden davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesi usul kurallarına aykırıdır. Yapılan işin niteliğine, işyerinin kamu kurumu olmasına ve başka delillerle desteklenmeyen, davalı ile husumeti olan tek davacı tanığının beyanına dayanılarak işyerinin çalışma düzenine uymayan fazla çalışma alacağının reddi gerekirken kabulü hatalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hakimin Tanıkların Bir Kısmını Dinlememesi

HMK m. 241 farklı bir yetki tanımaktadır: Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığıyla ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde geri kalanların dinlenmemesine karar verebilir. Bu hüküm, mahkemenin kullanabileceği bir takdir yetkisidir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 241Kaynağı aç
MADDE 241- (1) Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir. Tanıklığın izne bağlı olduğu hâller

Bir taraf bildirdiği tanıklardan bir kısmının dinlenmesini istemiyorsa bu talebini mahkemeye iletebilir; ancak mahkeme, somut durumda yeterli bilgiye ulaşıp ulaşmadığını kendisi değerlendirerek karar verir.

Kısmi Vazgeçme ile Tümden Vazgeçme Arasındaki Fark

Gösterilen tanıkların tamamından vazgeçmek istemek ile yalnızca bir kısmından vazgeçmek istemek, hukuki açıdan aynı kurala tabidir: Her iki hâlde de HMK m. 196 kapsamında karşı tarafın açık izni aranır. Mahkemenin m. 241 kapsamında geri kalan tanıkları dinlememe kararı verdiği durum ise tarafın bir vazgeçme işlemi değil, mahkemenin yargılama yetkisi çerçevesinde verdiği bir karardır. Bu iki yol birbirinden ayrı tutulmalıdır: Biri tarafın hukuki işlemi, diğeri mahkemenin usul kararıdır.

Muvafakatin Geçerlilik Koşulları ve Sonuçları

Karşı tarafın açık muvafakati hâlinde delilden vazgeçme geçerlilik kazanır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/45381, K. 2018/1957 sayılı kararında, karşı tarafın muvafakat beyanının bulunmadığı aşamada davacı tarafın vazgeçme beyanının emredici kanun hükmü gereğince hüküm ve sonuç doğurmayacağı kabul edilmiştir. Aynı davada, davalı vekilinin sonraki aşamada verdiği dilekçeyle davacının tanık delilinden vazgeçme talebine muvafakat ettiği anlaşılmış; buna rağmen bozma ilamından sonraki yargılamada vazgeçilen tanıkların yeniden dinlenerek beyanlarına itibar edilmesi usul kurallarına aykırı bulunmuştur.

Sık Sorulan Sorular

Tanık listesine yazdığım kişiden sonradan vazgeçebilir miyim?

Karşı taraf açıkça izin vermediği sürece, mahkemeye bildirdiğiniz tanıktan tek taraflı olarak vazgeçemezsiniz. HMK m. 196, delil gösteren tarafın bu yolu karşı tarafın açık iznine bağlamıştır. Bu kural tanık delilini de kapsar.

Karşı taraf izin verirse tanıktan vazgeçmek mümkün mü?

Evet. Karşı tarafın açık izni hâlinde, delil gösteren taraf tanık delilinden vazgeçebilir. Muvafakat, dilekçeyle verilebilir; ancak açık iznin biçimine ve usulüne ilişkin ayrıntı bu makalede ele alınan hükümlerin kapsamı dışındadır.

Hakim tanıklarımın bir kısmını dinlemeden karar verebilir mi?

Mahkeme, dinlenen tanıklarla konuya ilişkin yeterli bilgiye ulaştığına kanaat getirirse geri kalan tanıkları dinlememe kararı verebilir. Bu yetki HMK m. 241'den kaynaklanmakta olup tamamen hakimin takdirine bırakılmıştır.

Tanıktan vazgeçmek karşı tarafın haklarını etkiler mi?

Karşı tarafın rızası alınmadan tanık delilinden vazgeçilmesi, o tanığın dinlenmesinden karşı tarafın sağlayabileceği yararı ortadan kaldırabilir. HMK m. 196'nın karşı tarafın iznini zorunlu kılması bu durumu engellemeye yönelik bir güvencedir.

Bu kurallar ceza davalarında da geçerli midir?

HMK m. 196 ve m. 241, hukuk yargılamasına ilişkin düzenlemelerdir. Ceza yargılamasında tanıkla ilgili usul kuralları ayrı bir mevzuata tabidir; bu makalede ele alınan kurallar yalnızca hukuk mahkemelerindeki yargılama için geçerlidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu