HMK’da Yargı Yeri Belirlenmesi ve İnceleme Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
HMK'da Yargı Yeri Belirlenmesi ve İnceleme Usulü

Yetkili mahkemenin davaya bakmasına engel bulunması veya iki mahkemenin yargı çevresi sınırında tereddüt çıkması hâlinde yetkili mahkeme, ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemesince, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtayca tayin edilir. Aynı dava hakkında görev veya yetkiye ilişkin kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmişse görevli ya da yetkili mahkeme de ilgisine göre bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından belirlenir. Yargı yerinin belirlenmesine ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 22Kaynağı aç
MADDE 22- (1) Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına herhangi bir engel bulunduğu yahut iki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesinde tereddüt ortaya çıktığı takdirde, yetkili mahkemenin tayininde, ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtaya başvurulur. (2) İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir. İnceleme usulü ve sonucu
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 23Kaynağı aç
MADDE 23- (1) Yargı yerinin belirlenmesine ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılabilir. (2) Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar. İKİNCİ BÖLÜM Yargılamaya Hâkim Olan İlkeler Tasarruf ilkesi

Başvuruyu gerektiren engel ve sınır tereddüdü

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 22. maddesinin birinci fıkrası iki ayrı durumu düzenler. Birinci durumda yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına herhangi bir engel bulunur. İkinci durumda iki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesinde tereddüt ortaya çıkar. Bu hâllerde yetkili mahkemenin tayini için ilk derece mahkemeleri bakımından bölge adliye mahkemesine, bölge adliye mahkemeleri bakımından Yargıtaya başvurulur.

Aynı kanunun 21. maddesi, yargı yerinin belirlenmesi bakımından ayrıca iki hâli açıklar. İki mahkeme de görevsizlik kararı vermiş ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmişse yargı yeri belirlenmesi gündeme gelir. Kesin yetki hâllerinde iki mahkemenin yetkisizlik kararları da kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmişse aynı ihtiyaç doğar. Bu hüküm, 22. maddenin birinci fıkrasındaki engel ve sınır tereddüdü düzenlemesiyle aynı cümlede tek şarta indirgenemez; her madde kendi metnindeki şartlarla uygulanır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 21Kaynağı aç
MADDE 21- (1) Aşağıdaki hâllerde, davaya bakacak mahkemenin tayini için yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulur: a) Davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin davaya bakmasına herhangi bir engel çıkarsa. b) İki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesi konusunda bir tereddüt ortaya çıkarsa. c) İki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse. ç) Kesin yetki hâllerinde, iki mahkeme de yetkisizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse. İnceleme yeri

Kesinleşen görev ve yetki kararları

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 22. maddesinin ikinci fıkrasına göre aynı dava hakkında iki mahkeme görev veya yetki konusunda karar vermiş olabilir. Bu kararların kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi şarttır. Şart gerçekleşirse görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir.

21. maddede görülen görevsizlik ve kesin yetkiye bağlı yetkisizlik ihtimalleri de kararların kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesine bağlanmıştır. 22. maddenin ikinci fıkrası ise aynı dava hakkındaki görev veya yetki kararlarının bu biçimde kesinleşmesini esas alır. Hangi olayın hangi fıkraya gireceği, kararların konusuna ve kesinleşme biçimine göre ayrıca değerlendirilir; iki metin birbirinin yerine geçecek şekilde tek bir kesinleşme kuralına dönüştürülmez.

İncelemenin yapılması ve kararın etkisi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 23. maddesinin birinci fıkrası, yargı yerinin belirlenmesine ilişkin incelemenin dosya üzerinden yapılabileceğini belirtir.

Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi kararı, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar. Kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar da davaya daha sonra bakacak mahkemeyi bağlar. Bağlayıcılık, hem yargı yeri belirlenmesi kararına hem de kanun yolu sonunda kesinleşen görev veya yetki kararına tanınmıştır.

Adli ve idari yargı arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığı

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin E. 2021/9217, K. 2021/11923 sayılı kararında uyuşmazlık, idari yargı ile adli yargı ilk derece mahkemeleri arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığıdır. Daire, bu uyuşmazlığın çözümünün Uyuşmazlık Mahkemesine ait olduğunu ve dosyanın yargı yeri belirlenmesi için daireye gönderilmesinin yerinde olmadığını kabul etmiştir. Bu sonuç, karardaki yargı kolları arasındaki uyuşmazlığa ilişkindir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2021/9217, K. 2021/11923Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2021/9217 E.  ,  2021/11923 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasındaki davada Van 2. idare ile Van 1. İş Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü. – K A R A R – Uyuşmazlık, davalı kurumca yapılan 21/08/2013 tarih 19421 sayılı idari işlemin Van 2. İdare Mahkemesi'nin 2016/93 E. 2016/292 K. sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle davacının kurumda yeniden çalışmaya başlaması akabinde davalı kurum bünyesinde çalışmadığı sürede mahrum kaldığı parasal haklarının ödenmesi istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, konu hakkında davacı tarafından açılan davada, Van 2. İdare Mahkemesi'nin 05/08/2016 tarih ve 2016/789 Esas, 2016/1348 sayılı kararı ile uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, daha sonra davacı vekilince bu kez Van 1. İş Mahkemesine aynı istem ile dava açıldığı, davanın HMK’nın 114/1-b maddesi gereği yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun HMK'nın 22/II. maddesinde "İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu'nun 14. maddesi; "Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.", 15. maddesi ise "Olumsuz görev uyuşmazlıklarında dava dosyaları, son görevsizlik kararını veren yargı merciince, bu kararın kesinleşmesinden sonra, ceza davalarında doğrudan doğruya diğer davalarda ise taraflardan birinin istemi üzerine, ilk görevsizlik kararını veren yargı merciine ait dava dosyası da temin edilerek Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir ve görevli yargı merciinin belirlenmesi istenir" hükümlerini içermektedir. Somut olayda, olumsuz görev uyuşmazlığının idari yargı ile adli yargı ilk derece mahkemeleri arasında olduğu, yukarıda anılan kanun maddeleri gereğince olumsuz görev uyuşmazlığının çözümünde uyuşmazlık mahkemesinin görevli olduğu, görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, yargı yeri belirlenmesi için dairemize gönderilmesi yerinde değildir. Bu aşamada; 6100 sayılı HMK'nın 22. maddesi uyarınca yargı yeri belirleme koşulları bulunmayan dosyanın MAHALLİNE İADESİNE, 25/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar, olumsuz görev uyuşmazlığının ileri sürülmesini 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu'nun 14. maddesine bağlar. Adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisinin kendisini görevsiz görmesi gerekir. Bu mercilerin baktığı uyuşmazlıkta taraf, konu ve sebep aynı olmalıdır. Verilen görevsizlik kararlarının kesin ya da kesinleşmiş olması da aranır.

Aynı kararda 2247 sayılı Kanun'un 15. maddesine göre olumsuz görev uyuşmazlığında dava dosyaları, son görevsizlik kararını veren yargı merciince bu karar kesinleştikten sonra Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir. Ceza davalarında gönderim doğrudan doğruya yapılır. Diğer davalarda taraflardan birinin istemi aranır. İlk görevsizlik kararını veren yargı merciine ait dava dosyası da temin edilir ve görevli yargı merciinin belirlenmesi istenir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca yargı yeri belirleme koşullarının bulunmadığı sonucuna varmıştır. Dosyanın mahalline iadesine 25/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir. Karar, yargı yerini belirlememiş; koşulların bulunmaması nedeniyle iade sonucuna ulaşmıştır.

Kat malikleri kurulu kararında somut yargı yeri

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/5198, K. 2018/1366 sayılı kararında olağanüstü kat malikleri kurulu kararının iptali davasını incelemiştir. Daire, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21 ve 22. maddeleri uyarınca İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesini yargı yeri olarak belirlemiş ve bu sonuca 26/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar vermiştir. Sonuç bu davaya özgüdür.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/5198, K. 2018/1366Kaynağı aç
20. Hukuk Dairesi         2016/5198 E.  ,  2018/1366 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVALILAR : … ve Ark. Taraflar arasındaki davada, İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk ile İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Dava, olağanüstü kat malikleri kurulu kararının iptaline ilişkindir. İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesi, HMK'nın 4. maddesi gözetildiğinde davanın Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmasına ilişkin olmayıp, 6306 sayılı Kanun kapsamında yapılan ve şartları yönetmeliğin 15/2 maddesinde belirtilen toplantının kat mülkiyeti ile ilgisi bulunmadığından bu tür toplantılarda Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmayacağından mahkemenin görevsiz olacağının açık olduğu gerekçesi ile 114/c maddeleri uyarınca mahkemenin görevsizliğine ve davanın usulden reddine karar vermiştir. İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesince ise, davaya konu anataşınmazın Kat Mülkiyeti Kanununa tabi bir yer olması, olaya Kat Mülkiyeti Kanununun uyacağı bu hususta sulh hukuk mahkemelerininde özel yetkisi olduğundan dava bu haliyle Kat Mülkiyeti Kanununa ilişkin olup, sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği, Kanunun 33. maddesinde de kat malikleri kurulunca verilen kararlar aleyhine karar tarihinden itibaren 1 ay içerisine sulh hukuk mahkemesine kararın iptali için başvuracaklarının ayrıca belirtildiği, bu itibarla kentsel dönüşüm gerekçesiyle mahkeme ile irtibatlandırılarak asliye hukuk mahkemesine dava açılamayacağı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu 1107 ada 168 parselde kat mülkiyeti kurulu olduğu, anataşınmazda 14 bağımsız bölüm bulunduğu, 29/07/2013 tarihinde 6306 sayılı Kanuna göre "riskli yapıdır" şerhi konulduğu anlaşılmıştır. İptali talep edilen 15/09/2015 tarihli kat malikleri kurul toplantılarında mevcut binanın yıkılarak yeni bina yapılması, müteahhitin seçilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. 6306 sayılı Kanunun 6. maddesinin 1. fıkrasına göre, üzerindeki bina yıkılarak arsa haline gelen taşınmazlarda daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyeti, ilgililerin muvafakatları aranmaksızın bakanlığın talebi üzerine ilgili tapu müdürlüğünce re'sen terkin edilerek malikleri adına payları oranında tescil edilir. Bu parsellerin malikleri tarafından değerlendirilmesi esastır. Bu çerçevede parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu hüküm anataşınmaz üzerindeki yapının yıkılıp kat mülkiyetinin veya kat irtifakının sona ermesinden sonra uygulanabilecektir. Somut olayda dava konusu taşınmaz üzerindeki davaya konu kat malikleri kurul kararlarının alındığı tarihte yapının mevcut olduğu, kat mülkiyetinin kurulu bulunduğu ve halende yapının yıkılmadığı dikkate alındığında binanın yıkılarak yeniden yapılması yönünde alınan kararların Kat Mülkiyeti Kanununun 45. maddesi gereğince tüm kat maliklerinin oybirliği ile verecekleri kararla mümkündür. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olayda 6306 sayılı Kanun hükümleri değil 634 sayılı Kanun hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Dava, 1107 ada 168 parsele ait kat malikleri kurul kararlarının iptaline karar verilmesi istemine ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Kat Mülkiyeti Kanununun Ek-1. maddesi hükmüne göre bu yasadan doğan her türlü anlaşmazlığın değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiğinden uyuşmazlığa bakma görevi İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesindedir. SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 26/02/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Daire, uyuşmazlığın Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinden kaynaklandığını kabul etmiştir. Bu kanunun Ek-1. maddesi uyarınca kanundan doğan her türlü anlaşmazlığın değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinde çözülmesi gerektiği gerekçesiyle uyuşmazlığa bakma görevinin İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğunu belirtmiştir.

Kararın gerekçesi somut olayın durumuna dayanır. Kat malikleri kurulu kararlarının alındığı tarihte yapı mevcuttur, kat mülkiyeti kuruludur ve yapı henüz yıkılmamıştır. Daire, binanın yıkılarak yeniden yapılması yönündeki kararların Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 45. maddesi gereğince bütün kat maliklerinin oybirliğiyle verilecek kararla mümkün olduğunu belirtmiş; somut olayda 6306 sayılı Kanun hükümlerinin değil 634 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı sonucuna varmıştır. Bu değerlendirme, kararda açıklanan olaya bağlıdır.

Sık sorulan sorular

Yetkili mahkeme nasıl belirlenir?

Engel veya yargı çevresi sınırındaki tereddüt hâlinde yetkili mahkemeyi, ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemesi, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtay tayin eder. Aynı dava hakkındaki görev veya yetki kararları kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmişse görevli ya da yetkili mahkeme de ilgisine göre bu mercilerden biri tarafından belirlenir.

İki görevsizlik kararı kesinleşirse ne olur?

İki mahkeme de görevsizlik kararı vermiş ve kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmişse yargı yerinin belirlenmesi gerekir. Kesin yetki hâlinde iki yetkisizlik kararının aynı biçimde kesinleşmesi de 21. maddede ayrı bir hâl olarak düzenlenmiştir.

Yargı yeri incelemesi dosya üzerinden yapılabilir mi?

Yargı yerinin belirlenmesine ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılabilir.

Belirleme kararı sonraki mahkemeyi bağlar mı?

Bölge adliye mahkemesinin veya Yargıtayın yargı yeri belirlenmesi kararı, davaya daha sonra bakacak mahkemeyi bağlar. Kanun yolu incelemesi sonunda kesinleşen görev veya yetki kararı da aynı bağlayıcı sonucu doğurur.

Adli ve idari ilk derece mahkemeleri arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığı nereye gider?

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin E. 2021/9217, K. 2021/11923 sayılı kararında, idari yargı ile adli yargı ilk derece mahkemeleri arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü Uyuşmazlık Mahkemesine aittir. Daire, dosyanın yargı yeri belirlenmesi için kendisine gönderilmesini yerinde görmemiş ve koşullar bulunmadığı için dosyanın iadesine karar vermiştir. Bu sonuç, karardaki yargı kolları arasındaki uyuşmazlığa ilişkindir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu