HMK Kapsamında Millî Tahkim: Kapsam, Sözleşme ve İptal

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Kapsamında Millî Tahkim: Kapsam, Sözleşme ve İptal

HMK Tahkim Hükümlerinin Uygulama Alanı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 407 ila 444. maddeleri arasında düzenlenen tahkim hükümleri, yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklara uygulanır. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar ise 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu kapsamında kalır; HMK'nın bu bölümü devreye girmez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 407Kaynağı aç
MADDE 407- (1) Bu Kısımda yer alan hükümler, 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununun tanımladığı anlamda yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır. Tahkime elverişlilik

Bir uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıyıp taşımadığı, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 2'de sayılan ölçütlere göre belirlenir. Bu ölçütler şu halleri kapsar: tarafların yerleşim yeri, oturma yeri veya işyerlerinin farklı devletlerde bulunması; bu yerlerin tahkim yerinden, asıl sözleşmeden doğan yükümlülüklerin önemli bir bölümünün ifa edileceği yerden ya da uyuşmazlık konusunun en çok bağlantılı olduğu yerden farklı bir devlette olması; şirket ortaklarından en az birinin yabancı sermaye mevzuatına göre yabancı sermaye getirmiş olması ya da asıl sözleşmenin uygulanabilmesi için yurt dışından sermaye sağlanması amacıyla kredi veya güvence sözleşmesi yapılmasının gerekli olması; asıl sözleşme veya hukuki ilişkinin bir ülkeden diğerine sermaye veya mal geçişini gerçekleştirmesi. Belirtilen hallerden birinin varlığı uyuşmazlığa milletlerarası nitelik kazandırır ve HMK yerine MTK uygulanır. Ayrıca MTK m. 2'de 4501 sayılı Kanun hükümleri saklı tutulmuştur.

4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – Aşağıdaki hâllerden herhangi birinin varlığı, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığını gösterir ve bu durumda tahkim, milletlerarası nitelik kazanır. 1. Tahkim anlaşmasının taraflarının yerleşim yeri veya olağan oturma yerinin ya da işyerlerinin ayrı devletlerde bulunması. 2. Tarafların yerleşim yeri veya olağan oturma yerinin  ya da işyerlerinin; a) Tahkim anlaşmasında belirtilen veya bu anlaşmaya dayanarak tespit edilen hâllerde tahkim yerinden, b) Asıl sözleşmeden doğan yükümlülüklerin önemli bir bölümünün ifa edileceği yerden veya uyuşmazlık konusunun en çok bağlantılı olduğu yerden, Başka bir devlette bulunması. 3. Tahkim anlaşmasının dayanağını oluşturan asıl sözleşmeye taraf olan şirket ortaklarından en az birinin yabancı sermayeyi teşvik mevzuatına göre yabancı sermaye getirmiş olması veya bu sözleşmenin uygulanabilmesi için yurt dışından sermaye sağlanması amacıyla kredi ve/veya güvence sözleşmeleri yapılmasının gerekli olması. 4. Tahkim anlaşmasının dayanağını oluşturan asıl sözleşme veya hukukî ilişkinin, bir ülkeden diğerine  sermaye veya mal geçişini gerçekleştirmesi. 21.1.2000 tarihli ve 4501 sayılı Kanun hükümleri saklıdır. Tahkimde görevli ve yetkili mahkeme, müdahalenin sınırı

Tahkime Elverişli Olmayan Uyuşmazlıklar

Tahkim yoluna başvurulabilmesi için uyuşmazlığın tahkime elverişli olması şarttır. HMK m. 408 uyarınca taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. Bu hüküm, tarafların özgürce tasarruf edemeyeceği konuların hakem yargılamasına taşınması önünde açık bir yasal engel oluşturmaktadır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 408Kaynağı aç
MADDE 408- (1) Taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. İtiraz hakkından feragat

Tahkim Sözleşmesinin Tanımı, Şekli ve Geçerlilik Koşulları

Tahkim sözleşmesi, tarafların sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş ya da doğabilecek uyuşmazlıkların tamamının veya bir kısmının çözümünü hakem ya da hakem kuruluna bırakmaları konusunda yaptıkları anlaşmadır (HMK m. 412/1). Bu anlaşma, taraflar arasındaki asıl sözleşmenin bir şartı olarak kararlaştırılabileceği gibi, ondan bağımsız ayrı bir sözleşme biçiminde de düzenlenebilir (HMK m. 412/2).

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 412Kaynağı aç
MADDE 412- (1) Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır. (2) Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabilir. (3) Tahkim sözleşmesi yazılı şekilde yapılır. Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için, tahkim sözleşmesinin taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim sözleşmesinin varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması yeterlidir. Asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de tahkim sözleşmesi yapılmış sayılır. (4) Tahkim sözleşmesine karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamaz. (5) Yargılama sırasında tarafların tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşmaları hâlinde, dava dosyası mahkemece ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilir. Tahkim itirazı

Tahkim sözleşmesi yazılı şekilde yapılmak zorundadır. HMK m. 412/3, bu şartın yerine getirilmiş sayılacağı halleri geniş biçimde düzenlemiştir: taraflarca imzalanmış yazılı belge, mektup, telgraf, teleks, faks gibi iletişim araçlarına ya da elektronik ortama geçirilmiş anlaşma yazılı şekli karşılar. Dava dilekçesinde yazılı bir tahkim sözleşmesinin varlığı ileri sürülmüş ve davalı cevap dilekçesinde buna itiraz etmemişse bu durum da yazılı şekil şartını sağlar. Asıl sözleşmenin parçası haline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması halinde de tahkim sözleşmesi kurulmuş sayılır.

Tahkim sözleşmesine karşı asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamaz (HMK m. 412/4). Tahkim iradesinin sözleşmede açık, kesin ve kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya konulması gerektiği öğretide vurgulanmakla birlikte bu değerlendirme ikincil niteliktedir; belirleyici çerçeveyi kanun metni kurmaktadır.

Yargılama başladıktan sonra tarafların tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşmaları da mümkündür. Bu hâlde HMK m. 412/5 uyarınca dava dosyası mahkemece ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilir.

Tahkim İtirazının İleri Sürülme Usulü ve Süresi

HMK m. 117/1 uyarınca tüm ilk itirazların cevap dilekçesinde birlikte ileri sürülmesi zorunludur; bu kurala uyulmaması hâlinde itirazlar dinlenemez. İlk itirazlar, dava şartlarından sonra ve ön sorunlar gibi incelenip karara bağlanır (HMK m. 117/2-3).

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 117Kaynağı aç
MADDE 117- (1) İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez. (2) İlk itirazlar, dava şartlarından sonra incelenir. (3) İlk itirazlar, ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır. ÜÇÜNCÜ KISIM Yazılı Yargılama Usulü BİRİNCİ BÖLÜM Davanın Açılması Davanın açılma zamanı

Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m. 127/1). Koşulların gerektirdiği ve dilekçenin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor ya da imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre içinde mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemek ve bir defaya mahsus olmak üzere en fazla bir aylık ek süre verilebilir. Cevap dilekçesi verildikten sonra ise cevap süresi dolmamış olsa dahi ilk itirazlar artık ileri sürülemez (HMK m. 131).

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 131Kaynağı aç
MADDE 131- (1) Cevap dilekçesinin verilmesinden sonra, cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazlar ileri sürülemez. Karşı dava açılabilmesinin şartları
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 127Kaynağı aç
MADDE 127- (1) Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.[13] Süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin sonucu

Süresi içinde cevap dilekçesi vermeyen davalı, HMK m. 128/1 uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 128Kaynağı aç
MADDE 128- (1) Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Cevap dilekçesinin içeriği

Tahkim Yargılamasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tahkim yargılamasında mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkeme, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun'un 57. maddesiyle yapılan değişiklikle birlikte konusuna göre tahkim yeri asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesidir (HMK m. 410/1). Tahkim yeri belirlenmemişse ise görevli mahkeme yine konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi, yetkili mahkeme ise davalının Türkiye'deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri mahkemesidir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 410Kaynağı aç
MADDE 410- (1) (Değişik: 28/2/2018-7101/57 md.) Tahkim yargılamasında, mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkeme, konusuna göre tahkim yeri asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesidir. Tahkim yeri belirlenmemiş ise görevli mahkeme, konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi, yetkili mahkeme ise davalının Türkiye’deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri mahkemesidir. Mahkemenin yardımı

Hakem Bilirkişi Raporu ile Hakem Kararı Arasındaki Fark

HMK m. 407 ila 444 kapsamındaki tahkim yargılaması çerçevesinde verilmemiş olan hakem bilirkişi raporları, hakem kararı niteliği taşımaz. Bu nedenle söz konusu raporlar HMK m. 439'da düzenlenen hakem kararının iptali davasına konu edilemez.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/629, K. 2025/1118Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2025/629 E.  ,  2025/1118 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi (İlk Derece) SAYISI : 2024/8 E., 2024/12 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile Osmaniye Merkez İçme Suyu ve Kanalizasyon Şebekesi Yapım İşi Lot 1 kapsamında 22.10.2022 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 24. maddesi uyarınca tarafların aralarında çıkacak uyuşmazlıkların hakem kararıyla çözüleceğinin kararlaştırıldığını, yaşanan deprem felaketi sonucunda işin ifasının imkansız hale gelmesi sebebiyle davalı tarafından 09.03.2023 tarihli 127 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 3-1-a maddesi gereği sözleşmenin tasfiye edilmesi talebinin davacı tarafından kabul edildiğini, yapılan tasfiye işlemi neticesinde davalının kesin hak edişe itiraz ederek hakeme başvurduğunu, hakem kararının oluşa ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 439. maddesi kapsamında iptal şartlarının oluştuğunu belirterek hakem kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6100 sayılı HMK'nın 439. maddesine göre milli tahkimde iptal davası açılabilmesi için tahkim yargılaması sonucunda verilen nihai hakem kararı bulunması gerektiğini, hakem dışında bir merci tarafından verilen kararın teknik anlamda bir hakem kararı olmadığından tek başına iptal davasına konu olamayacağını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 24. maddesinde itiraz halinde yetkili mahkemenin "Osmaniye Mahkemeleri" olduğunun belirtildiğini, davacı tarafından Osmaniye 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada hakem raporunun delil olarak değerlendirileceğini, hakem tarafından düzenlenen raporun karar olduğunun kabulü halinde de hakem kararının esasına ilişkin hukuki değerlendirme yapılamayacağını, kararın objektif ve sözleşme koşullarına uygun hazırlanmamasının işin esası ile ilgili olup kamu düzeni ile ilgisi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesi kararı (İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla) yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmede tahkim şartının açıklık ve kesinlik niteliğini taşınmadığı, Sözleşme Genel Koşullarının değişik 24/3. maddesi uyarınca tarafların ihtilaf halinde hem hakemi hem de genel mahkemeleri yetkili kılmaları sebebiyle tahkim şartının geçerli olmadığı, taraflarca atanan hakemin, ilgili düzenleme gereği kendisinin yetkili olmadığını, yetkinin genel mahkemelere ait olduğunu gözetip verilen hakemlik görevini reddetmesi gerekirken, görevi kabul edip uyuşmazlıkla ilgili karar vermesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile hakem kararının iptaline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde: a. Dava konusu hakem kararının HMK'nın 193. maddesindeki delil sözleşmesi hükümlerine göre düzenlenmiş delil tespit raporu niteliğinde olduğunu, iptal davasına konu olabilecek hakem kararı niteliğinde olmadığını, b. Sözleşme Genel Koşullarının değişik 24/3. maddesi uyarınca itiraz mercînin yerel mahkemeler olduğunu, davacı tarafından Osmaniye 6. Hukuk Mahkemesi'nde bu konuda açılmış derdest dava bulunduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin açılan davayı usulden reddetmesi gerekirken tahkim şartının geçersizliği sebebiyle kararın iptaline karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, c. Taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine göre tahkim yerinin Ankara olmadığını, uyuşmazlığın Adana Bölge Adliye Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hakem kararının iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki Sözleşmenin 24.1 maddesinde; yüklenicinin, proje müdürü tarafından alınan bir kararın proje müdürüne sözleşme ile verilen yetkinin dışında olduğuna inanması veya proje müdürü tarafından yanlış bir karar alındığına inanması halinde, proje müdürünün söz konusu kararı öğrenildikten itibaren 14 gün içinde bu karar için hakeme başvurulacağı düzenlenmiştir. Burada hakeme başvurma yetkisi her iki tarafa tanınmış olmayıp Proje Müdürü kararlarına karşı yükleniciye tanınmıştır. Bu hüküm taraflar arasındaki tüm uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesini öngören bir hüküm değildir. Nitekim taraflar değişiklik öncesi haliyle 24.3 madde hükmü ile bunu da ortaya koymuşlardır. Zira Sözleşmenin bu maddesinde iki taraftan birinin, hakem tarafından karar verilmesinden itibaren 28 gün içinde, hakem tarafından verilen bu karar için tahkime başvurabileceği, taraflardan herhangi biri yukarıda belirtilen 28 günlük süre içerisinde hakemin kararı ile ilgili anlaşmazlığı tahkime götürmez ise, hakemin söz konusu kararının nihai ve bağlayıcı olacağı düzenlenmiştir. Taraflar aralarındaki uyuşmazlığın tahkim yargılaması ile çözülmesini bu hükümde kararlaştırmışlar ancak hakem kararının taraflardan en az birince kabul edilmeme sonrası bir aşama olarak bunu düzenlemişlerdirler. Burada tahkime başvuru ayrıca düzenlendiğinden hakeme başvuru sonucu verilen hakem kararının tahkim yargılaması niteliğinde olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Sözleşmenin; "Hakem bu anlaşmazlıkla ilgili bildirimi aldıktan itibaren 28 gün içerisinde yazılı olarak kararını açıklayacaktır" (md.24.2) hükmü de hakem kararının tahkim yargılaması kapsamında bir karar olmadığını göstermektedir. Zira 28 günlük sürenin tahkim yargılaması için gereken aşamalar itibarıyla yeterli bir süre olmadığı da açıktır. Taraflar daha sonra Sözleşmenin 24.3 madde hükmünde değişikliğe gitmişler ve hakem kararı sonrası aşama olan tahkim iradesinden vazgeçmişlerdir. Bu hüküm ile taraflar; iki taraftan birinin, hakem karar tarihinden itibaren 28 gün içinde verilen karara itiraz için yerel mahkemeye başvuru yapılabileceği, bu süre içerisinde hakemin kararı ile ilgili anlaşmazlık mahkemeye götürülmez ise Hakemin verdiği kararın nihai ve bağlayıcı olacağını kararlaştırmışlardır. Taraflar, sözleşmede yaptıkları değişiklik ile tahkim iradesinden vazgeçmiş olmalarına rağmen öncesinde hakeme başvurulmasına ilişkin hükümde bir değişikliğe gitmemişlerdir. Taraflar sözleşmede uyuşan iradeleriyle, proje müdürünün kararlarını yüklenicinin kabul etmemesi halinde aralarında doğan uyuşmazlığın yargılamaya konu edilmeden önce yüklenicinin yapacağı hakem başvurusu ile teknik olarak bir kişiye inceletttirme gereği gördükleri, bu inceleme sonucu alınan raporu yeterli görüp itiraz etmemek suretiyle kendileri için bağlayıcı hale getirmeyi kabul ettikleri, raporu doğru ve yeterli görmeme halinde de süresi içinde uyuşmazlığın bu kez her iki tarafça mahkemeye götürülebileceğini de kabul ettikleri anlaşılmaktadır. Bu haliyle hakem kararının da bir yargılamaya ilişkin olmayıp hakem bilirkişi raporu niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Hakem bilirkişi raporları HMK'nın 407. ila 444. maddelerde düzenlenen tahkim yargılamasına ilişkin hükümler kapsamında verilmiş hakem kararı niteliğinde olmadığından HMK'nın 439. maddesinde düzenlenen hakem kararının iptali davasına konu olabilecek bir karar değildir. Tarafların sözleşmede kararlaştırdığı hakem kararına itiraz hükmü hakem kararının bağlayıcılığının ortadan kaldırılması için uyuşmazlığın mahkemeye götürülmesiyle ilgilidir. Nitekim bu hakem kararının iptali için mahkemeye başvurulmuş olmasına rağmen ayrıca uyuşmazlığın çözümü için mahkemeye başvurulduğu da dosya kapsamındaki beyanlardan anlaşılmıştır. Bu şekilde hakem bilirkişi raporu alınması tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları iradelerine uygun ve geçerli işlemler olup hakemin bu başvuruyu reddetmesi gerekirken kabul ederek hakem kararı düzenlemiş olmasının geçersiz olduğu ve kararın bu nedenle iptali gerektiği düşünülemez. Hakem bilirkişi raporu alınması geçerli işlem olup taraflar süresi içinde mahkemeye başvurarak bunun bağlayıcılığını ortadan kaldırmışlar ise de uyuşmazlık bu rapor sonucu mahkemeye götürüldüğünden rapordaki tespitlerin doğru olup olmadığı da uyuşmazlığın görüldüğü mahkemede incelenip değerlendirilmesi gerekeceği için bunun başka bir mahkeme tarafından öncesinde iptal edilip ortadan kaldırılabileceği de düşünülemez. Bu durumda mahkemece hakem bilirkişi raporu hakkında HMK'nın 439. madde kapsamında hakem kararının iptal davası açılamayacağından hukuki bir temele dayanmayan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E. 2025/629, K. 2025/1118 sayılı kararında, sözleşmedeki hakem başvurusunun yapısı incelenmiş; hakeme başvurma yetkisinin yalnızca yükleniciye tanındığı ve yürütülen sürecin tahkim yargılaması için gereken aşamaları karşılamadığı saptanmıştır. Bu tespitler çerçevesinde söz konusu başvuru sonucunda düzenlenen raporun hakem bilirkişi raporu niteliğinde olduğu ve HMK m. 439 kapsamında iptal davasına konu edilemeyeceği, dolayısıyla bu yönde açılan bir davanın hukuki temelden yoksun olduğu ve usulden reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu değerlendirme sözleşmenin özel yapısına özgüdür; farklı koşullardaki uyuşmazlıklara doğrudan aktarılamaz.

Hakem Kararının İptali: Genel Çerçeve

Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. Bu dava tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde açılır ve öncelikle ile ivedilikle görülür (HMK m. 439/1). İptal talebi, bölge adliye mahkemesi aksine karar vermedikçe dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır (HMK m. 439/5).

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 439Kaynağı aç
MADDE 439- (1) Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. İptal davası, tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde açılır; öncelikle ve ivedilikle görülür. (2) a) Tahkim sözleşmesinin taraflarından birinin ehliyetsiz ya da tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğu, b) Hakem veya hakem kurulunun seçiminde, sözleşmede belirlenen veya bu Kısımda öngörülen usule uyulmadığı, c) Kararın, tahkim süresi içinde verilmediği, ç) Hakem veya hakem kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiği, d) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği veya talebin tamamı hakkında karar vermediği ya da yetkisini aştığı, e) Tahkim yargılamasının, usul açısından sözleşmede veya bu yönde bir sözleşme bulunmaması hâlinde, bu Kısımda yer alan hükümlere uygun olarak yürütülmediği ve bu durumun kararın esasına etkili olduğu, f) Tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediği, g) Hakem veya hakem kurulu kararına konu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığı, ğ) Kararın kamu düzenine aykırı olduğu, tespit edilirse, hakem kararları iptal edilebilir. (3) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği iddiasıyla açılan iptal davasında, tahkim sözleşmesi kapsamında olan konuların, tahkim sözleşmesi kapsamında olmayan konulardan ayrılması mümkün olduğu takdirde, hakem kararının sadece tahkim sözleşmesi kapsamında olmayan konuları içeren bölümü iptal edilebilir. (4) İptal davası, bir ay içinde açılabilir. Bu süre, hakem kararının veya tavzih, düzeltme ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Hakem kararına karşı iptal davası açılması kararın icrasını durdurmaz. Ancak taraflardan birinin talebi üzerine hükmolunan para veya eşyanın değerini karşılayacak bir teminat gösterilmek şartı ile kararın icrası durdurulabilir. (5) İptal talebi, davaya bakan bölge adliye mahkemesi aksine karar vermedikçe, dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. (6) İptal davası hakkında verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi, bu maddede yer alan iptal sebepleriyle sınırlı olarak, öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır. Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. (7) İptal davasının kabulü hâlinde, kabul kararı temyiz edilmezse veya ikinci fıkranın (b), (c), (ç), (d), (e) ve (f) bentlerindeki hâllerin varlığı sebebiyle kabulü hâlinde, taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa hakemleri ve tahkim süresini yeniden belirleyebilirler. Taraflar isterlerse eski hakemleri tayin edebilirler. Hakem ücreti

İptal sebepleri HMK m. 439/2'de sınırlı olarak sayılmıştır: tahkim sözleşmesinde taraf ehliyetsizliği veya tahkim sözleşmesinin geçersizliği; hakem seçiminde sözleşme ya da kanunda öngörülen usule uyulmaması; kararın tahkim süresi içinde verilmemiş olması; hakemin hukuka aykırı olarak yetkili ya da yetkisiz sayıldığına karar vermiş olması; sözleşme dışında kalan bir konuda karar verilmesi, talebin tamamı hakkında karar verilmemesi ya da yetkinin aşılması; tahkim yargılamasının usul açısından sözleşmeye veya bu kısımdaki kanun hükümlerine uygun yürütülmemiş olması ve bunun kararın esasına etkili olması; tarafların eşitliği ilkesi ile hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmemesi; uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmaması; kararın kamu düzenine aykırı olması.

Sözleşme dışında kalan konulara ilişkin bir iptal davasında, kapsam içindeki konular kapsam dışından ayrılabiliyorsa hakem kararının yalnızca kapsam dışı bölümü iptal edilebilir; kapsam dahilindeki bölüm geçerliliğini korur (HMK m. 439/3).

İptal Davası Süresi, İcra ve Temyiz

İptal davası, hakem kararının ya da tavzih, düzeltme veya tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren bir ay içinde açılabilir (HMK m. 439/4). İptal davası açılması kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz; ancak taraflardan birinin talebi üzerine, hükmolunan para veya eşyanın değerini karşılayacak teminat gösterilmesi koşuluyla icranın durdurulmasına karar verilebilir.

İptal davası hakkında verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi HMK m. 439'daki iptal sebepleriyle sınırlı olarak öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır; temyiz de kararın icrasını durdurmaz (HMK m. 439/6).

İptal davasının kabulü hâlinde, kararın temyiz edilmemesi ya da HMK m. 439/2'nin (b), (c), (ç), (d), (e) ve (f) bentlerindeki hallerden biri nedeniyle kabulü durumunda, taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa hakemleri ve tahkim süresini yeniden belirleyebilirler; isterlerse eski hakemleri de tayin edebilirler. Madde metnindeki koşullar birlikte değerlendirilmelidir (HMK m. 439/7).

Sigorta Tahkimi: Başvuru Koşulları ve Genel Çerçeve

Sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar için 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30 kapsamında ayrı bir tahkim sistemi öngörülmüştür. Sigorta tahkim sistemine üye bir kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişi, uyuşmazlık konusu sözleşmede özel bir hüküm bulunmasa bile tahkim usulünden yararlanabilir. Zorunlu sigortalardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda ise ilgili kuruluşun sisteme üye olup olmadığına bakılmaksızın hak sahipleri bu güvenceden yararlanır.

5684 sayılı SİGORTACILIK KANUNU m. 30Kaynağı aç
MADDE 30 – (1) Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Birlik nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulur. Sigortacılık yapan kuruluşlardan, sigorta tahkim sistemine üye olmak isteyenler, durumu yazılı olarak Komisyona bildirmek zorundadır. Sigorta tahkim sistemine üye olan kuruluşlarla uyuşmazlığa düşen kişi, uyuşmazlık konusu sözleşmede özel bir hüküm olmasa bile tahkim usûlünden faydalanabilir. (Ek cümle : 3/4/2013-6456/45 md.) İlgili mevzuat ile zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan bu fıkra kapsamındaki uyuşmazlıklar için ilgili kuruluş sigorta tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahipleri bu bölüm hükümlerine göre tahkim usulünden faydalanabilir. (Ek cümle : 3/4/2013-6456/45 md.) Sigorta tahkim sistemine üye olmayan kuruluşlar bakımından Sigorta Tahkim Komisyonu giderlerine katılım Hazine Müsteşarlığınca ayrıca belirlenir.[21] (2) Komisyon, bir Müsteşarlık temsilcisi, iki Birlik temsilcisi, bir tüketici derneği temsilcisi ile Müsteşarlıkça belirlenecek bir akademisyen hukukçu temsilcinin katılımı ile oluşur. Müsteşarlık temsilcisinin asgarî on yıl kamu hizmetinde çalışmış, sigortacılık alanında deneyim sahibi ve en az daire başkanı seviyesinde olması; Birlik temsilcilerinin de 4 üncü maddede genel müdür yardımcısı için öngörülen şartlara sahip olması gerekir. Tüketici derneği temsilcisi ise Türkiye çapında en fazla üyeye sahip tüketici derneğinin önereceği üç aday arasından Müsteşarlıkça seçilir. Komisyon kendi içinden bir Başkan seçer. Komisyonda kararlar üye tamsayısının salt çoğunluğu ile alınır. İki yıl için seçilen Komisyon Başkan ve üyelerine, kamu iktisadî teşebbüsleri yönetim kurulu başkan ve üyelerine ödenen aylık ücret ve diğer ödemeler tutarında ücret ödenir. (3) Komisyon aşağıdaki görevleri yerine getirir: a) Müdür ve müdür yardımcılarını atamak. b) Birlikçe ayrı bir hesapta izlenecek olan Komisyonun bütçesini hazırlayarak Birliğe sunmak. c) Tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir biçimde işleyişini sağlamak için gerekli önlemleri almak. ç) Komisyonun faaliyet sonuçları hakkında yıllık rapor hazırlayarak Birliğe ve Müsteşarlığa göndermek. d) Bilgi işlem alt yapısını hazırlamak. e) Kanunlarla kendisine verilen diğer görevleri yapmak. (4) Komisyon, gerekli görülen yerlerde büro açmaya yetkilidir. Büro müdürünün, Komisyon müdürü ile aynı nitelikleri taşıması zorunludur. Büro müdürüne verilecek görevler Komisyon tarafından belirlenir. (5) Komisyona bağlı çalışmak üzere bir müdür ve iki müdür yardımcısı, raportörler ile yeterli sayıda personel görevlendirilir. Müdür ve müdür yardımcıları Komisyonca, raportörler ve diğer personel ise müdürün önerisiyle Komisyon tarafından atanır. Görevden alınma, göreve atanma ile aynı usûle tâbidir. Komisyon müdürünün; a) Malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, b) En az dört yıllık yüksek okul mezunu olması, c) Sigorta hukukunda en az iki yıl veya sigortacılıkta en az beş yıl deneyimi olması, gerekir. (6) Müdür yardımcılarının (c) bendi hariç olmak üzere beşinci fıkrada sayılan nitelikleri taşıması zorunludur. Ayrıca, müdür yardımcılarının en az birinde iki yıllık sigortacılık deneyimi aranır. (7) Uyuşmazlıklar, hayat ve hayat dışı sigorta gruplarının sadece birinde görev yapacak olan sigorta hakemleri ve raportörler aracılığıyla çözülür. (8) Sigorta hakemlerinin; a) Malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, b) En az dört yıllık yüksek okul mezunu olması, c) Sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimi olması, gerekir. (Ek cümle: 13/6/2012-6327/58 md.) Müsteşarlık bu fıkra uyarınca aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemeye yetkilidir. (9) Komisyon nezdinde çalışacak olan sigorta raportörleri, Komisyon müdüründe aranan niteliklere sahip olmak zorundadır. (10) Sigorta hakemi olmak isteyenlerin gerekli nitelikleri taşıdıklarını belgelemek suretiyle Komisyona başvurması gerekir. Başvurusu uygun görülenler kabul için Müsteşarlığa bildirilir. Müsteşarlığın kabul etmesi halinde ilgilinin ismi, Komisyon tarafından tutulacak ve bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilecek olan sigorta hakemliği listesine kaydolunur ve bu listede değişiklik olması halinde de değişiklikler altı aylık dönemler itibarıyla Adalet Bakanlığına ve Müsteşarlığa bildirilir. (11) Sigorta hakeminin ismi; a) Sigorta hakemliği yapmak için gereken nitelikleri kaybetmişse veya tarafsızlık ilkesine aykırı hareket ettiği tespit edilmişse sürekli olarak, b) Kendisine ulaşan dosyaları bir yıl içinde en fazla üç kez zamanında sonuçlandırmamışsa bir yıl süreyle, Listeden silinir. (12) Tahkim sistemine üye olmak isteyenlerden katılma payı, uyuşmazlık çözümü için Komisyona başvuranlardan ise başvuru ücreti alınır. (Değişik ikinci ve üçüncü cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Beş bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları kesindir. Beş bin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı kararın Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebilir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz talebinde bulunmak için bu madde uyarınca belirlenen başvuru ücretinin Komisyona yatırılması şarttır. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz üzerine hakem kararının icrası durur. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz talebi münhasıran bu talepleri incelemek üzere Komisyon tarafından teşkil edilen hakem heyetlerince incelenir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz talebi hakkında işin heyete intikalinden itibaren iki ay içinde karar verilir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Beşbin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları bu madde uyarınca süresinde itiraz başvurusunda bulunulmaması hâlinde kesinleşir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Bu uyuşmazlıklar hakkında bu madde uyarınca yapılan itiraz üzerine verilen karar kesindir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebilir. (Değişik cümle: 13/6/2012-6327/58 md.) Ancak, tahkim süresinin sona ermesinden sonra karar verilmiş olması, talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmiş olması, hakemlerin yetkileri dahilinde olmayan konularda karar vermesi ve hakemlerin, tarafların iddiaları hakkında karar vermemesi durumlarında her hâlükarda temyiz yolu açıktır. Temyize ilişkin usûl ve esaslar hakkında Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu uygulanır. (13) Komisyona gidilebilmesi için, sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin, uyuşmazlığa konu teşkil eden olay ile ilgili olarak sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruları yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerekir. Sigortacılık yapan kuruluşun, başvuru tarihinden itibaren onbeş iş günü içinde yazılı olarak cevap vermemesi de Komisyona başvuru için yeterlidir. (14) Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz. (15) Sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin Komisyona başvurusu, öncelikle raportörler tarafından incelenir. Raportörler en geç onbeş gün içinde incelemelerini tamamlamak zorundadır. Raportörler tarafından çözümlendirilemeyen başvurular sigorta hakemine iletilir. Uyuşmazlığa hangi sigorta hakeminin bakacağı, Komisyon tarafından sigorta hakemi listesinden seçilir. Komisyon, işin niteliğine bağlı olarak en az üç sigorta hakeminden oluşan bir heyet oluşturulmasına karar verebilir. Ancak, uyuşmazlık konusu miktarın onbeşbin Türk Lirası ve üzerinde olduğu durumlarda heyet teşekkülü zorunludur. Heyet kararını çoğunlukla verir. Hakemler, sadece kendilerine verilen evrak üzerinden karar verir. Seçilen sigorta hakemi mücbir nedenler ve umulmayan haller hariç olmak üzere görevi reddedemez. Bununla birlikte, taraflar, Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununda yer alan hâkimi ret nedenlerine dayanarak hakemi reddedebilir. Ret talebi Komisyona, durumun öğrenildiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde bir dilekçeyle yapılır. Ret talebi üzerine Komisyon müdürü, iki tarafın görüşlerini dinledikten sonra bu konuda en geç beş iş günü içinde karar verir. (16) Hakemler, görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermeye mecburdur. Aksi halde, uyuşmazlık yetkili mahkemece halledilir. Ancak, bu süre tarafların açık ve yazılı muvafakatleriyle uzatılabilir. Hakem, kararını Komisyon müdürüne tevdi eder. (Değişik son cümle:22/7/2020-7251/56 md.) Komisyon Müdürünce karar en geç üç iş günü içinde taraflara bildirilir; ayrıca kararın aslı dosya ile birlikte Komisyonca saklanır. (17) (Ek: 13/6/2012-6327/58 md.) Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir. (18) Hakemlik ücreti, Komisyona başvuru ücreti ve üyeliğe katılma payı, Komisyonun görüşü alınarak Müsteşarlıkça belirlenir; hakem ücreti Komisyon tarafından ödenir. (19) Sigorta hakemleri ve raportörler tarafsız olmak zorundadır. Sigorta şirketlerinin, reasürans şirketlerinin, sigortacılık yapan diğer kuruluşların, sigorta eksperlerinin, sigorta acentelerinin ve brokerlerin ortakları, yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ve bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar ile tüm bu kuruluşlarda meslekî faaliyette bulunanlar ve sigorta eksperleri, sigorta acenteleri ve brokerler sigorta hakemliği yapamaz. Bu sınırlandırmalar söz konusu kimselerin eş ve çocukları için de geçerlidir. Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun 28 inci maddesi sigorta hakemleri hakkında da uygulanır. (20) Komisyonda görev alanlar, hakemler ve raportörler, işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırları ilgililerin izni olmaksızın açıklayamaz. Ancak, suç teşkil eden hallerin yetkili mercilere duyurulması zorunludur. (21) Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları, kararların ne şekilde düzenleneceği, Komisyona başvuru esasları, Liste tutulmasına ve bütçeye ilişkin esaslar ile katılım ücreti gibi hususlar yönetmelikle belirlenir. (22) Müsteşarlık bu maddede yer alan maktu para miktarlarını, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Üretici Fiyatları Endeksi artış oranını aşmamak suretiyle artırmaya yetkilidir. (23) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun hükümleri, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanır. (24) Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde yapılacak tahkim için seçilecek hakemlerin de bu maddede sigorta hakemleri için aranılan nitelikleri taşıması gerekir. DOKUZUNCU BÖLÜM Çeşitli Hükümler Sigortacılık Eğitim Merkezi, destek hizmetleri ve diğer organizasyonlar[22][23]

Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurabilmek için öncelikle sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruların yapılmış ve talebin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığının belgelenmiş olması gerekir. Kuruluşun başvuru tarihinden itibaren on beş iş günü içinde yazılı yanıt vermemesi de Komisyon'a başvuru için yeterli koşul sayılmaktadır. Mahkemeye ya da Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine taşınmış uyuşmazlıklar için ise Komisyon'a başvuru yapılamaz (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/13, m. 30/14).

Sigorta Tahkiminde Yargılama Usulü

Komisyon'a yapılan başvurular önce raportörler tarafından incelenir; raportörler en geç on beş gün içinde incelemelerini tamamlamak zorundadır. Raportörler tarafından çözümlendirilemeyen başvurular sigorta hakemine iletilir. Uyuşmazlık konusu miktarın kanunda belirlenen eşikte veya üzerinde olması durumunda en az üç sigorta hakeminden oluşan bir heyet teşekkülü zorunludur; heyet kararını çoğunlukla alır (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/15). Bu parasal sınır Müsteşarlıkça artırılabilir.

Sigorta hakemleri, görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermek zorundadır. Bu süre tarafların açık ve yazılı muvafakatiyle uzatılabilir; aksi hâlde uyuşmazlık yetkili mahkemece çözüme kavuşturulur (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/16). Hakemlerin reddi bakımından ise 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/15'te Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndaki hâkimi ret nedenlerine atıf yapılmıştır; ret talebi, durumun öğrenildiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde Komisyon'a dilekçeyle yapılır.

Sigorta Tahkiminde İtiraz ve Temyiz

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/12 uyarınca kanunda belirlenen alt sınırın altındaki uyuşmazlıklarda hakem kararı kesindir. Bu sınırda ve üzerindeki uyuşmazlıklarda ise kararın Komisyon tarafından ilgiliye bildirilmesinden itibaren on gün içinde, bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz yoluna gidilebilir; süresinde itiraz başvurulmaması hâlinde karar kesinleşir. İtiraz talebinde bulunmak için belirlenen başvuru ücretinin Komisyon'a yatırılması zorunludur ve itiraz üzerine hakem kararının icrası durur. İtiraz talebi, münhasıran bu talepleri incelemek üzere Komisyon tarafından oluşturulan hakem heyetlerince incelenir ve işin heyete intikalinden itibaren iki ay içinde karara bağlanır.

Kanunda belirlenen üst eşiği aşan uyuşmazlıklarda itiraz üzerine verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bunun yanı sıra uyuşmazlık miktarından bağımsız olarak her hâlükarda temyiz yolunun açık olduğu haller şunlardır: tahkim süresi sona erdikten sonra karar verilmiş olması, talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmiş olması, hakemlerin yetkileri dahilinde olmayan konularda karar vermesi ve hakemlerin tarafların iddiaları hakkında karar vermemesi. Temyize ilişkin usul ve esaslar hakkında 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/12 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na atıf yapmaktadır.

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30'daki maktu para miktarlarını artırma yetkisi, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Üretici Fiyatları Endeksi artış oranını aşmamak koşuluyla Müsteşarlığa tanınmıştır (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/22). Bu nedenle kanunda yazılı parasal sınırlar güncel düzenlemelerde farklılık gösterebilir.

Sık Sorulan Sorular

Tahkim sözleşmesi mutlaka ayrı bir belge olarak mı düzenlenmeli?

Hayır. HMK m. 412/2 uyarınca tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki asıl sözleşmenin bir şartı olarak ya da bağımsız bir sözleşme biçiminde yapılabilir. Her iki yol da hukuken geçerlidir.

Tahkim itirazı cevap dilekçesinden sonra ileri sürülebilir mi?

Hayır. HMK m. 117/1 uyarınca tüm ilk itirazların cevap dilekçesinde ileri sürülmesi zorunludur. Cevap dilekçesi verildikten sonra, cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazlar artık dinlenemez (HMK m. 131).

Hakem kararı iptal davası açılmadan icraya konulabilir mi?

Evet. HMK m. 439/4 uyarınca iptal davası açılması kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz. İcranın durdurulabilmesi için taraflardan birinin bu yönde talepte bulunması ve hükmolunan para veya eşyanın değerini karşılayacak teminat gösterilmesi gerekir.

Hakem bilirkişi raporu ile hakem kararı arasındaki fark nedir?

Hakem bilirkişi raporları, HMK m. 407–444 kapsamındaki tahkim yargılaması çerçevesinde verilmiş hakem kararı niteliği taşımaz. Bu nedenle söz konusu raporlar HMK m. 439'da düzenlenen iptal davasına konu edilemez; böyle bir dava hukuki temelden yoksun olduğundan usulden reddedilir.

Sigorta tahkiminde Komisyon'a başvurmadan önce ne yapılması gerekir?

Komisyon'a başvurabilmek için öncelikle sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruların yapılmış ve talebin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığının belgelenmiş olması gerekir. Kuruluşun başvuru tarihinden itibaren on beş iş günü içinde yazılı yanıt vermemesi de başvuru koşulunu karşılar.

HMK tahkim hükümleri yabancı taraflı sözleşmelere uygulanır mı?

HMK m. 407, yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yeri Türkiye olarak belirlenen uyuşmazlıklara uygulanır. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu geçerlidir. Tarafların yerleşim, oturma veya işyerlerinin farklı devletlerde bulunması, yükümlülüklerin önemli bir bölümünün ifa yeri ya da ülkeler arası mal veya sermaye geçişi öngörülmesi ve MTK m. 2'de sayılan diğer haller yabancılık unsuru oluşturabilir.

Tahkim yeri belirlenmemişse hangi mahkeme yetkilidir?

HMK m. 410/1 uyarınca tahkim yeri belirlenmemişse görevli mahkeme konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi, yetkili mahkeme ise davalının Türkiye'deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri mahkemesidir.

Sigorta tahkiminde dört aylık sürede karar verilemeyen uyuşmazlıklarda ne olur?

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/16 uyarınca sigorta hakemlerinin dört aylık yasal süre içinde karar verememesi ve tarafların bu süreyi açık ve yazılı muvafakatleriyle uzatmamış olması halinde uyuşmazlık yetkili mahkeme tarafından çözüme kavuşturulur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu