HMK Tahkim Hükümlerinin Uygulama Alanı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 407 ila 444. maddeleri arasında düzenlenen tahkim hükümleri, yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklara uygulanır. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar ise 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu kapsamında kalır; HMK'nın bu bölümü devreye girmez.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 407Kaynağı aç
Bir uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıyıp taşımadığı, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 2'de sayılan ölçütlere göre belirlenir. Bu ölçütler şu halleri kapsar: tarafların yerleşim yeri, oturma yeri veya işyerlerinin farklı devletlerde bulunması; bu yerlerin tahkim yerinden, asıl sözleşmeden doğan yükümlülüklerin önemli bir bölümünün ifa edileceği yerden ya da uyuşmazlık konusunun en çok bağlantılı olduğu yerden farklı bir devlette olması; şirket ortaklarından en az birinin yabancı sermaye mevzuatına göre yabancı sermaye getirmiş olması ya da asıl sözleşmenin uygulanabilmesi için yurt dışından sermaye sağlanması amacıyla kredi veya güvence sözleşmesi yapılmasının gerekli olması; asıl sözleşme veya hukuki ilişkinin bir ülkeden diğerine sermaye veya mal geçişini gerçekleştirmesi. Belirtilen hallerden birinin varlığı uyuşmazlığa milletlerarası nitelik kazandırır ve HMK yerine MTK uygulanır. Ayrıca MTK m. 2'de 4501 sayılı Kanun hükümleri saklı tutulmuştur.
4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 2Kaynağı aç
Tahkime Elverişli Olmayan Uyuşmazlıklar
Tahkim yoluna başvurulabilmesi için uyuşmazlığın tahkime elverişli olması şarttır. HMK m. 408 uyarınca taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. Bu hüküm, tarafların özgürce tasarruf edemeyeceği konuların hakem yargılamasına taşınması önünde açık bir yasal engel oluşturmaktadır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 408Kaynağı aç
Tahkim Sözleşmesinin Tanımı, Şekli ve Geçerlilik Koşulları
Tahkim sözleşmesi, tarafların sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş ya da doğabilecek uyuşmazlıkların tamamının veya bir kısmının çözümünü hakem ya da hakem kuruluna bırakmaları konusunda yaptıkları anlaşmadır (HMK m. 412/1). Bu anlaşma, taraflar arasındaki asıl sözleşmenin bir şartı olarak kararlaştırılabileceği gibi, ondan bağımsız ayrı bir sözleşme biçiminde de düzenlenebilir (HMK m. 412/2).
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 412Kaynağı aç
Tahkim sözleşmesi yazılı şekilde yapılmak zorundadır. HMK m. 412/3, bu şartın yerine getirilmiş sayılacağı halleri geniş biçimde düzenlemiştir: taraflarca imzalanmış yazılı belge, mektup, telgraf, teleks, faks gibi iletişim araçlarına ya da elektronik ortama geçirilmiş anlaşma yazılı şekli karşılar. Dava dilekçesinde yazılı bir tahkim sözleşmesinin varlığı ileri sürülmüş ve davalı cevap dilekçesinde buna itiraz etmemişse bu durum da yazılı şekil şartını sağlar. Asıl sözleşmenin parçası haline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması halinde de tahkim sözleşmesi kurulmuş sayılır.
Tahkim sözleşmesine karşı asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamaz (HMK m. 412/4). Tahkim iradesinin sözleşmede açık, kesin ve kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya konulması gerektiği öğretide vurgulanmakla birlikte bu değerlendirme ikincil niteliktedir; belirleyici çerçeveyi kanun metni kurmaktadır.
Yargılama başladıktan sonra tarafların tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşmaları da mümkündür. Bu hâlde HMK m. 412/5 uyarınca dava dosyası mahkemece ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilir.
Tahkim İtirazının İleri Sürülme Usulü ve Süresi
HMK m. 117/1 uyarınca tüm ilk itirazların cevap dilekçesinde birlikte ileri sürülmesi zorunludur; bu kurala uyulmaması hâlinde itirazlar dinlenemez. İlk itirazlar, dava şartlarından sonra ve ön sorunlar gibi incelenip karara bağlanır (HMK m. 117/2-3).
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 117Kaynağı aç
Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m. 127/1). Koşulların gerektirdiği ve dilekçenin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor ya da imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre içinde mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemek ve bir defaya mahsus olmak üzere en fazla bir aylık ek süre verilebilir. Cevap dilekçesi verildikten sonra ise cevap süresi dolmamış olsa dahi ilk itirazlar artık ileri sürülemez (HMK m. 131).
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 131Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 127Kaynağı aç
Süresi içinde cevap dilekçesi vermeyen davalı, HMK m. 128/1 uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 128Kaynağı aç
Tahkim Yargılamasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Tahkim yargılamasında mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkeme, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun'un 57. maddesiyle yapılan değişiklikle birlikte konusuna göre tahkim yeri asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesidir (HMK m. 410/1). Tahkim yeri belirlenmemişse ise görevli mahkeme yine konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi, yetkili mahkeme ise davalının Türkiye'deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri mahkemesidir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 410Kaynağı aç
Hakem Bilirkişi Raporu ile Hakem Kararı Arasındaki Fark
HMK m. 407 ila 444 kapsamındaki tahkim yargılaması çerçevesinde verilmemiş olan hakem bilirkişi raporları, hakem kararı niteliği taşımaz. Bu nedenle söz konusu raporlar HMK m. 439'da düzenlenen hakem kararının iptali davasına konu edilemez.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/629, K. 2025/1118Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E. 2025/629, K. 2025/1118 sayılı kararında, sözleşmedeki hakem başvurusunun yapısı incelenmiş; hakeme başvurma yetkisinin yalnızca yükleniciye tanındığı ve yürütülen sürecin tahkim yargılaması için gereken aşamaları karşılamadığı saptanmıştır. Bu tespitler çerçevesinde söz konusu başvuru sonucunda düzenlenen raporun hakem bilirkişi raporu niteliğinde olduğu ve HMK m. 439 kapsamında iptal davasına konu edilemeyeceği, dolayısıyla bu yönde açılan bir davanın hukuki temelden yoksun olduğu ve usulden reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu değerlendirme sözleşmenin özel yapısına özgüdür; farklı koşullardaki uyuşmazlıklara doğrudan aktarılamaz.
Hakem Kararının İptali: Genel Çerçeve
Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. Bu dava tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde açılır ve öncelikle ile ivedilikle görülür (HMK m. 439/1). İptal talebi, bölge adliye mahkemesi aksine karar vermedikçe dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır (HMK m. 439/5).
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 439Kaynağı aç
İptal sebepleri HMK m. 439/2'de sınırlı olarak sayılmıştır: tahkim sözleşmesinde taraf ehliyetsizliği veya tahkim sözleşmesinin geçersizliği; hakem seçiminde sözleşme ya da kanunda öngörülen usule uyulmaması; kararın tahkim süresi içinde verilmemiş olması; hakemin hukuka aykırı olarak yetkili ya da yetkisiz sayıldığına karar vermiş olması; sözleşme dışında kalan bir konuda karar verilmesi, talebin tamamı hakkında karar verilmemesi ya da yetkinin aşılması; tahkim yargılamasının usul açısından sözleşmeye veya bu kısımdaki kanun hükümlerine uygun yürütülmemiş olması ve bunun kararın esasına etkili olması; tarafların eşitliği ilkesi ile hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmemesi; uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmaması; kararın kamu düzenine aykırı olması.
Sözleşme dışında kalan konulara ilişkin bir iptal davasında, kapsam içindeki konular kapsam dışından ayrılabiliyorsa hakem kararının yalnızca kapsam dışı bölümü iptal edilebilir; kapsam dahilindeki bölüm geçerliliğini korur (HMK m. 439/3).
İptal Davası Süresi, İcra ve Temyiz
İptal davası, hakem kararının ya da tavzih, düzeltme veya tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren bir ay içinde açılabilir (HMK m. 439/4). İptal davası açılması kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz; ancak taraflardan birinin talebi üzerine, hükmolunan para veya eşyanın değerini karşılayacak teminat gösterilmesi koşuluyla icranın durdurulmasına karar verilebilir.
İptal davası hakkında verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi HMK m. 439'daki iptal sebepleriyle sınırlı olarak öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır; temyiz de kararın icrasını durdurmaz (HMK m. 439/6).
İptal davasının kabulü hâlinde, kararın temyiz edilmemesi ya da HMK m. 439/2'nin (b), (c), (ç), (d), (e) ve (f) bentlerindeki hallerden biri nedeniyle kabulü durumunda, taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa hakemleri ve tahkim süresini yeniden belirleyebilirler; isterlerse eski hakemleri de tayin edebilirler. Madde metnindeki koşullar birlikte değerlendirilmelidir (HMK m. 439/7).
Sigorta Tahkimi: Başvuru Koşulları ve Genel Çerçeve
Sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar için 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30 kapsamında ayrı bir tahkim sistemi öngörülmüştür. Sigorta tahkim sistemine üye bir kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişi, uyuşmazlık konusu sözleşmede özel bir hüküm bulunmasa bile tahkim usulünden yararlanabilir. Zorunlu sigortalardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda ise ilgili kuruluşun sisteme üye olup olmadığına bakılmaksızın hak sahipleri bu güvenceden yararlanır.
5684 sayılı SİGORTACILIK KANUNU m. 30Kaynağı aç
Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurabilmek için öncelikle sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruların yapılmış ve talebin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığının belgelenmiş olması gerekir. Kuruluşun başvuru tarihinden itibaren on beş iş günü içinde yazılı yanıt vermemesi de Komisyon'a başvuru için yeterli koşul sayılmaktadır. Mahkemeye ya da Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine taşınmış uyuşmazlıklar için ise Komisyon'a başvuru yapılamaz (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/13, m. 30/14).
Sigorta Tahkiminde Yargılama Usulü
Komisyon'a yapılan başvurular önce raportörler tarafından incelenir; raportörler en geç on beş gün içinde incelemelerini tamamlamak zorundadır. Raportörler tarafından çözümlendirilemeyen başvurular sigorta hakemine iletilir. Uyuşmazlık konusu miktarın kanunda belirlenen eşikte veya üzerinde olması durumunda en az üç sigorta hakeminden oluşan bir heyet teşekkülü zorunludur; heyet kararını çoğunlukla alır (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/15). Bu parasal sınır Müsteşarlıkça artırılabilir.
Sigorta hakemleri, görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermek zorundadır. Bu süre tarafların açık ve yazılı muvafakatiyle uzatılabilir; aksi hâlde uyuşmazlık yetkili mahkemece çözüme kavuşturulur (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/16). Hakemlerin reddi bakımından ise 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/15'te Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndaki hâkimi ret nedenlerine atıf yapılmıştır; ret talebi, durumun öğrenildiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde Komisyon'a dilekçeyle yapılır.
Sigorta Tahkiminde İtiraz ve Temyiz
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/12 uyarınca kanunda belirlenen alt sınırın altındaki uyuşmazlıklarda hakem kararı kesindir. Bu sınırda ve üzerindeki uyuşmazlıklarda ise kararın Komisyon tarafından ilgiliye bildirilmesinden itibaren on gün içinde, bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz yoluna gidilebilir; süresinde itiraz başvurulmaması hâlinde karar kesinleşir. İtiraz talebinde bulunmak için belirlenen başvuru ücretinin Komisyon'a yatırılması zorunludur ve itiraz üzerine hakem kararının icrası durur. İtiraz talebi, münhasıran bu talepleri incelemek üzere Komisyon tarafından oluşturulan hakem heyetlerince incelenir ve işin heyete intikalinden itibaren iki ay içinde karara bağlanır.
Kanunda belirlenen üst eşiği aşan uyuşmazlıklarda itiraz üzerine verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bunun yanı sıra uyuşmazlık miktarından bağımsız olarak her hâlükarda temyiz yolunun açık olduğu haller şunlardır: tahkim süresi sona erdikten sonra karar verilmiş olması, talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmiş olması, hakemlerin yetkileri dahilinde olmayan konularda karar vermesi ve hakemlerin tarafların iddiaları hakkında karar vermemesi. Temyize ilişkin usul ve esaslar hakkında 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/12 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na atıf yapmaktadır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30'daki maktu para miktarlarını artırma yetkisi, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Üretici Fiyatları Endeksi artış oranını aşmamak koşuluyla Müsteşarlığa tanınmıştır (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/22). Bu nedenle kanunda yazılı parasal sınırlar güncel düzenlemelerde farklılık gösterebilir.
Sık Sorulan Sorular
Tahkim sözleşmesi mutlaka ayrı bir belge olarak mı düzenlenmeli?
Hayır. HMK m. 412/2 uyarınca tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki asıl sözleşmenin bir şartı olarak ya da bağımsız bir sözleşme biçiminde yapılabilir. Her iki yol da hukuken geçerlidir.
Tahkim itirazı cevap dilekçesinden sonra ileri sürülebilir mi?
Hayır. HMK m. 117/1 uyarınca tüm ilk itirazların cevap dilekçesinde ileri sürülmesi zorunludur. Cevap dilekçesi verildikten sonra, cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazlar artık dinlenemez (HMK m. 131).
Hakem kararı iptal davası açılmadan icraya konulabilir mi?
Evet. HMK m. 439/4 uyarınca iptal davası açılması kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz. İcranın durdurulabilmesi için taraflardan birinin bu yönde talepte bulunması ve hükmolunan para veya eşyanın değerini karşılayacak teminat gösterilmesi gerekir.
Hakem bilirkişi raporu ile hakem kararı arasındaki fark nedir?
Hakem bilirkişi raporları, HMK m. 407–444 kapsamındaki tahkim yargılaması çerçevesinde verilmiş hakem kararı niteliği taşımaz. Bu nedenle söz konusu raporlar HMK m. 439'da düzenlenen iptal davasına konu edilemez; böyle bir dava hukuki temelden yoksun olduğundan usulden reddedilir.
Sigorta tahkiminde Komisyon'a başvurmadan önce ne yapılması gerekir?
Komisyon'a başvurabilmek için öncelikle sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruların yapılmış ve talebin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığının belgelenmiş olması gerekir. Kuruluşun başvuru tarihinden itibaren on beş iş günü içinde yazılı yanıt vermemesi de başvuru koşulunu karşılar.
HMK tahkim hükümleri yabancı taraflı sözleşmelere uygulanır mı?
HMK m. 407, yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yeri Türkiye olarak belirlenen uyuşmazlıklara uygulanır. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu geçerlidir. Tarafların yerleşim, oturma veya işyerlerinin farklı devletlerde bulunması, yükümlülüklerin önemli bir bölümünün ifa yeri ya da ülkeler arası mal veya sermaye geçişi öngörülmesi ve MTK m. 2'de sayılan diğer haller yabancılık unsuru oluşturabilir.
Tahkim yeri belirlenmemişse hangi mahkeme yetkilidir?
HMK m. 410/1 uyarınca tahkim yeri belirlenmemişse görevli mahkeme konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi, yetkili mahkeme ise davalının Türkiye'deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri mahkemesidir.
Sigorta tahkiminde dört aylık sürede karar verilemeyen uyuşmazlıklarda ne olur?
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/16 uyarınca sigorta hakemlerinin dört aylık yasal süre içinde karar verememesi ve tarafların bu süreyi açık ve yazılı muvafakatleriyle uzatmamış olması halinde uyuşmazlık yetkili mahkeme tarafından çözüme kavuşturulur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

