HMK Madde 74 Davaya Vekâlette Özel Yetki Hâlleri

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 74 Davaya Vekâlette Özel Yetki Hâlleri

Davaya Vekâletin Genel Kapsamı ve Özel Yetki Ayrımı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 73/1 uyarınca davaya vekâlet, mevzuatta ayrıca özel yetki öngörülen durumlar saklı tutulmak kaydıyla, nihai karar kesinleşene dek davanın gerektirdiği her türlü usul işlemini yerine getirme yetkisi sağlar. Vekil bu kapsamda hükmün infazını isteyebilir, yargılama giderlerini tahsil ederek makbuz tanzim edebilir ve tüm bu işlemler vekilin kendisine yöneltilebilir. Kanunun 73/2 maddesi gereğince, vekâletin kanundan doğan bu kapsamını daraltmayı amaçlayan kısıtlamalar hasım taraf açısından herhangi bir geçerlilik doğurmaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 73Kaynağı aç
MADDE 73- (1) Davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar. (2) Belirtilen bu yetkiyi kısıtlamaya yönelik bütün sınırlandırıcı işlemler, karşı taraf yönünden geçersizdir. Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 504/1-2 uyarınca, taraflar sözleşmede sınırları açıkça tayin etmemişse temsilin kapsamı üstlenilen işin niteliğine bakılarak tespit edilir ve işin yürütülmesi için gereken hukuki adımları içerir. Bununla birlikte TBK m. 504/3 hükmü, vekile ayrıca açık yetki verilmedikçe dava ikame edilemeyeceğini, sulh ve tahkim yollarına gidilemeyeceğini kurala bağlamıştır. Aynı fıkraya göre iflas, iflasın ertelenmesi veya konkordato talep edilmesi, kambiyo taahhüdünde bulunulması, bağışlama ve kefalet yapılması ile taşınmazların devri ya da üzerlerinde sınırlı ayni hak tesisi için de özel yetkilendirme aranır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 504Kaynağı aç
MADDE 504- Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. Vekâlet, özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılması yetkisini de kapsar. Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz. II. Vekilin borçları 1. Talimata uygun ifa

HMK Madde 74 Kapsamında Özel Yetki Gerektiren Usul İşlemleri

6100 sayılı Kanun'un 74/1 maddesi uyarınca vekâletnamede sarih bir yetkilendirme bulunmadıkça vekil sulh sözleşmesi akdedemez, hâkimi reddedemez ve davanın tamamını ıslah edemez. Kanun koyucu ayrıca vekilin yemin teklifinde bulunmasını, teklif edilen yemini kabul, iade ya da reddetmesini, bir başkasına tevkil yetkisi tanımasını, haczi fekketmesini, müvekkili aleyhine iflas talebinde bulunmasını ve hakem ya da tahkim sözleşmesi akdetmesini de özel yetki şartına bağlamıştır. Düzenleme uyarınca konkordato talebi ya da sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşmayla yeniden yapılandırılmasına dair teklif sunulması, bu süreçlere muvafakat verilmesi, alternatif uyuşmazlık çözüm usullerine müracaat edilmesi ve davadan ya da kanun yollarından feragat edilmesi için de vekâletnamede açık yetki bulunması mecburidir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 74Kaynağı aç
MADDE 74- (1) Açıkça yetki verilmemiş ise vekil; sulh olamaz, hâkimi reddedemez, davanın tamamını ıslah edemez, yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddedemez, başkasını tevkil edemez, haczi kaldıramaz, müvekkilinin iflasını isteyemez, tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz, konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez, yargılamanın iadesi yoluna gidemez, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz, hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamaz ve takip edemez. Birden fazla vekil görevlendirilmesi

HMK m. 74/1 uyarınca açık yetki bulunmadığı takdirde vekil karşı tarafı ibra edemez, karşı tarafın davasını kabul edemez, yargılamanın iadesi yoluna gidemez ve hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz. Kanun koyucu aynı düzenlemede, hangileri hakkında yetki verildiği vekâletnamede açıklanmadıkça vekilin kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamayacağını ve takip edemeyeceğini kurala bağlamıştır.

Özel Yetki Kapsamının Belirlenmesi ve Hukuki Niteliği

Türk Borçlar Kanunu m. 504 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 74 hükümlerinde sayılan özel yetki gerektiren hâller sınırlı sayıda kabul edilmemektedir. Gerçekleştirilecek işlemin önemi ve hukuki niteliği bakımından vekile ayrıca özel yetki verilmesi gerekip gerekmediği değerlendirilir. Nitekim kefilin ipoteğin kaldırılmasına muvafakat etmesi gibi işlemler bakımından da vekâletnamede özel yetki aranır.

Özel Yetki Eksikliğinde Dava Şartı Denetimi ve Giderilmesi

HMK m. 115/1 uyarınca mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır; taraflar da dava şartı eksikliğini yargılamanın her aşamasında ileri sürebilirler. Hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine açılacak tazminat davalarında vekilin vekâletnamesinde özel yetki bulunması dava şartı teşkil eder. Bu tür noksanlıklar tamamlanabilir nitelikte olduğundan, HMK m. 115/2 gereğince mahkeme vekâletnamenin sunulması için kesin süre verir. Belirlenen kesin sürede noksanlık giderilmediği takdirde dava usulden reddedilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 115Kaynağı aç
MADDE 115- (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez. İKİNCİ AYIRIM İlk İtirazlar Konusu

Dava şartı eksikliğinin mahkemece davanın esasına girilmesinden önce fark edilmediği ve taraflarca da ileri sürülmediği durumlarda, noksanlık hüküm anında giderilmiş ise HMK m. 115/3 gereğince başlangıçtaki eksiklik sebebiyle davanın usulden reddine karar verilemez.

Feragat İşlemleri ve Kişiye Sıkı Sıkıya Bağlı Davalarda Özel Yetki

Vekilin kanun yollarından yahut davadan feragat iradesini ortaya koyabilmesi için vekâletnamede bu tasarrufa dair özel bir yetkilendirmenin açıkça yer alması şarttır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2016/4, K. 2018/1446 sayılı kararında, vekâletnamesinde kanun yollarından vazgeçme yetkisi yer almayan vekilin temyizden feragati karşısında, HMK m. 74 çerçevesinde bu yetkiyi taşıyan geçerli bir vekâletname aslının yahut onaylanmış suretinin temin edilmesi amacıyla dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2016/4, K. 2018/1446Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2016/4 E.  ,  2018/1446 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Alanya İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 17.12.2013 gün ve 2012/320 E., 2013/447 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 14.05.2014 gün ve 2014/3436 E., 2014/10744 K. sayılı kararı ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece verilen davanın kabulüne dair hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin yukarıda esas ve karar numarası belirtilen kararı ile bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz aşamasında iken davalı vekili Av. … 11.10.2018 tarihli dilekçesi ile temyiz talebinden vazgeçtiklerini belirtmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 74’üncü maddesinde davaya vekalette özel yetki verilmesini gerektiren haller sayılmış, açıkça yetki verilmemiş ise vekilin “davadan veya kanun yollarından feragat edemeyeceği” düzenlenmiştir. Bu çerçevede yapılan incelemede davalı vekiline ait vekaletnamede kanun yollarından feragat yetkisi bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, 6100 sayılı HMK’nun 74’üncü maddesine uygun temyiz talebinden feragat yetkisi içeren vekâletnamenin aslı ya da onaylı bir örneğinin temini için dosyanın mahalli mahkemesine gönderilmesi gereklidir. S O N U Ç : Yukarıda yazılı noksanlığın tamamlanması için dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 18.10.2018 gününde oy birliği ile karar verildi.

Hüküm verildikten sonra ve henüz kesinleşmeden önceki temyiz aşamasında, feragat yetkisi bulunan vekil tarafından açık ve koşulsuz olarak feragat edilmesi hâlinde, yerel mahkemece feragat hususunda karar verilmek üzere kararın bozulması icap eder. Buna karşılık vekilin davadan feragat yetkisi bulunmadığı ve verilen sürede yetkili vekâletname sunulmadığı durumlarda mahkeme, davacı asilin davadan feragate ilişkin beyanını bizzat alarak oluşacak sonuca göre karar verir.

Boşanma davası açmak ve yürütmek kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımı niteliğindedir. Bu nedenle vekilin boşanma davası açabilmesi ve takibini yapabilmesi için vekâletnamesinde bu hususa ilişkin özel yetki bulunması zorunludur. Özel yetkiyi içeren vekâletnamenin ibrazı için vekile süre verilmesi, bu süre içinde eksiklik tamamlanmaz veya asıl yapılan işlemleri benimsediğini mahkemeye bildirmez ise gerekçeli kararın asile tebliğ edilerek kanun yolu süresinin işletilmesi gerekir.

Yemin Delili ve Ahzu Kabz Yetkisinin Hukuki Çerçevesi

HMK m. 232/1 uyarınca yemin tarafa teklif olunur ve kural olarak tarafça eda veya iade olunur. Vekilin duruşmada yemin teklifinde bulunabilmesi HMK m. 74 gereğince vekâletnamede bu yönde açık yetki verilmesine bağlıdır. Vekâletnamede özel yetki bulunmaksızın usulsüz yapılan yemin teklifi nedeniyle tarafın diğer delillerinden vazgeçtiği kabul edilemez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 232Kaynağı aç
MADDE 232- (1) Yemin, tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur. (2) Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir. (3) Ergin olmayan veya kısıtlı kimselere bizzat dava hakkı tanınan hâllerde, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz. Yeminin şekli
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/10574, K. 2015/7895Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2014/10574 E.  ,  2015/7895 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 08/05/2014 NUMARASI : 2011/348-2014/204 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira alacağından dolayı başlatılan icra takibine karşı vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalının 11.02.2011 tarihli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği beyanında davaya konu taşınmazı 1984 yılında Ö. M. K.'dan kiraladığını ve 1999 yılına kadar kiracı olduğunu, 1999 yılında davaya konu yeri Ö. K. mirasçılardan M. K.'dan satın aldığını, satın aldığında murisin ölü olduğunu 1999 yılından, 11/02/2011 tarihine kadar kira ödemediğini, zilyet olduğunu belirttiği ancak herhangi bir resmi yada yazılı satış belgesi sunamadığı ayrıca davalının satın aldım dediği 1999 yılında murisin dosya içerisinde bulunan veraset ilamına göre tapu maliki ve kiraya veren murisin sağ olduğunun ve davalının tüm beyanlarına göre taraflar arasındaki kiracılık ilişkisinin varolduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasında ikinci uyuşmazlık icra takibine konu edilen 05.12.2005 ile 05.12.2010 tarihleri arasında aylık kira bedellerinin ne olduğu hususundadır. Davacı söz konusu dönemlerde aylık kira bedellerini iddia ettiği miktar olduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Davacı vekili 13.03.2014 tarihli oturumda icra takibine konu aylık kira bedelleri konusunda yazılı bir delilleri bulunmadıklarını, davalı tarafa bu hususta yemin teklif ettiklerini bildirmiş, davalı vekili aynı celsede yemin teklifini kabul etmediklerini beyan etmiş, mahkemece bedele ilişkin yemin teklifinin davalı tarafça reddedildiği gerekçesiyle davacının bildirdiği bedeller üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 228. maddesinde '' Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır '' düzenlemesi ile 232. maddesinde '' Yemin, tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur '' düzenlemesi bulunmaktadır. HMK 232. maddesindeki düzenlemeye paralel olarak aynı yasanın 74. maddesinde '' Açıkça yetki verilmemiş ise vekil; yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddedemez '' düzenlemesi bulunmaktadır. Nitekim bu husus 1086 sayılı HUMK'un 63. maddesinde '' Yeminin kabul veya reddini beyan için salahiyet ancak yemin edecek kimse tarafından yemin teklif olunan meseleye ittıla kesbettikten sonra verilebilir '' şeklinde ifade edilmiştir. Bütün bu düzenlemeler ışığında vekile yeminin kabul veya reddi için vekâletnameye özel yetki konulmuş olsa bile vekil buna dayanarak yemini kabul veya red edemez.Vekilin yemini kabul veya red yetkisini kullanabilmesi için müvekkilin (yemin edecek kimsenin) yemin teklif olunan meseleyi öğrendikten sonra vekiline yeminin kabul veya reddini bildirmek için özel yetki vermiş olması gerekir. Çünkü, yeminin kabul veya redddini bildirmek için özel yetki ancak yemin edecek kimse tarafından yemin teklif olunan meseleyi öğrendikten sonra verilebilir. Davacı vekili yemin teklifini 6100 Sayılı HMK'nın 232 maddesine uygun olarak tarafa yöneltmiştir, vekile yemin teklifi sözkonusu değildir. Ancak müvekkile hangi konuda yemin teklif edildiği bildirilmeden yemin teklif olunan celsede vekilin yemini reddetmesi usule aykırıdır. Bu durumda bedel konusunda davalı asile yemin teklifi iletilip oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

Vekâletnamede yemini kabul veya ret için özel yetki yer alsa dahi, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2014/10574, K. 2015/7895 sayılı kararında belirtildiği üzere vekil buna dayanarak yemini kabul veya reddedemez. Vekilin yemini kabul veya ret yetkisini kullanabilmesi için yemin teklif olunan meseleyi yemin edecek asilin bizzat öğrendikten sonra vekiline yeminin kabulü ya da reddini bildirmek üzere özel yetki vermiş olması gerekir; asile iletilmeksizin vekilce duruşmada yeminin reddedilmesi usule aykırıdır.

HMK m. 74 hükmünde ahzu kabz yani parayı tahsil etme yetkisine açıkça yer verilmemiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E. 2015/6701, K. 2017/7684 sayılı kararında vurgulandığı üzere, maddede ahzu kabz yetkisinin sayılmamış olması avukatın bu yetkiden yoksun bulunduğu anlamına gelmez; aksi vekâletnamede açıkça belirtilmedikçe avukatın ahzu kabz yetkisine sahip olduğu kabul edilir. Ancak 6100 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01/10/2011 tarihinden önce düzenlenmiş ve ahzu kabz yetkisi içermeyen vekâletnamelere dayanılarak bu tarihte ve sonrasında vekâlet verenin iradesine aykırı biçimde ahzu kabz yetkisi kullanılamaz.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/6701, K. 2017/7684Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2015/6701 E.  ,  2017/7684 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Borçlu aleyhine başlatılan ilamlı takip dosyasında alacaklı vekili dosyadaki paranın tamamının hesaplarına gönderilmesi yönünde talep açtıklarını, İcra Müdürlüğü'nce alacaklı vekili olan Av. …'ın takip dosyasında mevcut 03.05.2013 tarihli vekaletnamesinde ahzu kabz yetkisi olmadığından bahisle paranın ödenmesi talebinin reddine karar verilmiş olup, alacaklı vekili Av. … İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; 2012 yılında yürürlüğe giren HMK ile vekaletnamede ahzu kabz yetkisinin özel yetki olmaktan çıkarıldığını, genel vekaletname ile ahzu kabz yetkisi olmadan tahsilatın yapılabileceğini, dolayısı ile İcra Müdürlüğü işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; 03.05.2013 tarihli Tekirdağ Noterliği'nce düzenlenen vekaletnameye dayalı olarak başlatılan takibe ilişkin vekaletname incelendiğinde Av. …'a sadece adına açılmış veya açılacak tüm davaları takip yetkisi verildiği ancak ahzu kabza yetkili olmadığı bu sebeple İcra Müdürlüğü işlemi yerinde bulınduğundan şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm alacaklı vekilince temyiz edilmiştir. "Davaya vekalette özel yetki verilmesini gerektiren haller" başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 74 üncü maddesinde ahzu kabz yetkisine yer verilmemiş olmasının, avukatın bu yetkiye sahip olmadığı anlamına gelmediği, tam aksine bu yetki vekaletname ile birlikte vekile tanınan yetkiler arasında yer aldığından, aksi açıkça belirtilmedikçe, avukatın ahzu kabz yetkisine sahip olduğu kabul edilmelidir 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01/10/2011 tarihinden önce düzenlenmiş ve "ahzu kabz" yetkisi içermeyen vekaletnamelere dayanılarak 01/10/2011 tarihinde ve sonrasında vekaletnamede bulunmayan bir yetkinin, dolayısıyla "ahzu kabz" yetkisinin vekalet verenin iradesine aykırı bir şekilde kullanılamıyacağı da kuşkusuzdur. Somut olayda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01/10/2011 tarihinden sonra düzenlenmiş 03.05.2013 tarihli vekaletnamesinde ahzu kabz yetkisi olmadığından bahisle dosyada bulunan paranın ödenmesi talebinin reddine dair İcra Müdürlüğü kararının Yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla, şikayetin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366/3. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Vekilin temyiz isteminden feragat edebilmesi için vekâletnamede özel yetki gerekir mi?

Evet, HMK m. 74 uyarınca vekilin kanun yollarından feragat edebilmesi için vekâletnamede açıkça özel yetki bulunmalıdır; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2016/4, K. 2018/1446 sayılı kararı gereğince bu yetki bulunmadığında eksikliğin giderilmesi için dosyanın mahalline gönderilmesi zorunludur.

Boşanma davalarında genel vekâletname ile dava açılabilir ve takip edilebilir mi?

Hayır, boşanma davası kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğundan HMK m. 74 gereğince vekâletnamede bu davanın açılmasına ve takibine ilişkin açık özel yetki yer almalıdır.

Avukatın ahzu kabz (parayı tahsil etme) yetkisi vekâletnamede özel olarak yazılmalı mıdır?

Hayır, HMK m. 74 kapsamında ahzu kabz özel yetki hâli olarak düzenlenmemiştir; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E. 2015/6701, K. 2017/7684 sayılı kararı uyarınca vekâletnamede aksi açıkça belirtilmedikçe avukat ahzu kabz yetkisine sahiptir, ancak 01/10/2011 öncesinde tanzim edilmiş ve bu yetkiyi içermeyen vekâletnameler vekâlet verenin iradesine aykırı kullanılamaz.

Vekil vekâletnamedeki özel yetkiye dayanarak duruşmada teklif edilen yemini reddedebilir mi?

Hayır, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2014/10574, K. 2015/7895 sayılı kararı uyarınca yemin edecek asil konuyu öğrendikten sonra bildirim yetkisi vermedikçe vekil duruşmada yemini kabul veya reddedemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu