Dava Takip Yetkisi Ne Anlama Gelir?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 53. maddesi dava takip yetkisini, talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi olarak tanımlar. Bu yetki, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edilir. Bir kişinin davayı usul hukuku önünde yürütüp sonuçlandırabilmesi, o kişinin söz konusu hak üzerinde maddi hukuk anlamında da tasarrufta bulunabilmesine dayanır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 53Kaynağı aç
Dava takip yetkisi, maddi hukuktaki tasarruf yetkisinin usul hukukundaki karşılığını oluşturur. Bunun yanı sıra bu kavram, davada taraf olmadığı hâlde kanun gereği taraf gibi davranmakla görevli kılınanların hukuki konumunu açıklamada da başvurulan bir araçtır. Kural olarak taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunan bir kişinin dava takip yetkisi de vardır; ancak bazı istisnai durumlarda taraf ve dava ehliyetine sahip olmakla birlikte dava takip yetkisinden yoksun olunabilir.
Taraf Ehliyeti ve Dava Ehliyetiyle İlişkisi
HMK m. 50 uyarınca medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan kişi davada taraf ehliyetine de sahiptir. HMK m. 51'e göre dava ehliyeti ise medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. Dava takip yetkisi bu iki kavramla bağlantılı olmakla birlikte istisnai hâllerde taraf ve dava ehliyeti bulunmasına rağmen dava takip yetkisi eksik olabilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 50Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 51Kaynağı aç
Dava Takip Yetkisi Bir Dava Şartıdır
Dava takip yetkisi, davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve talep sonucu hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisidir. Taraflardan birinin davacı ya da davalı sıfatına sahip olmadığının belirlenmesi hâlinde mahkeme davanın esasına girmeksizin davayı husumet yokluğu nedeniyle reddeder.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/7113, K. 2018/3218Kaynağı aç
Husumet, ne kanunla kabul edilmiş bir ilk itiraz ne de davalının ileri sürmesi gereken bir def'idir. Davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebilir; mahkeme de vakıf olduğunda bunu re'sen dikkate alır. HMK m. 115/1 bu genel çerçeveyi desteklemektedir: mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 115Kaynağı aç
Dava şartı noksanlığı tespit edildiğinde HMK m. 115/2 uyarınca mahkeme, noksanlığın giderilmesinin mümkün olup olmadığını değerlendirir. Noksanlık giderilebilir nitelikteyse tamamlanması için kesin süre verilir; bu süre içinde giderilmezse dava usulden reddedilir. Noksanlık esasa girilmeden fark edilmemiş ve taraflarca da ileri sürülmemiş olsa bile hüküm anında giderilmişse, başlangıçtaki eksiklik nedeniyle dava usulden reddedilemez.
Kanuni İstisnalar: Maddi Tasarruf Yetkisinin Dışına Çıkan Hâller
HMK m. 53, dava takip yetkisinin kural olarak maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre belirleneceğini; ancak kanunda belirtilen istisnai durumlarda bu kuralın dışına çıkılabileceğini hükme bağlamaktadır. Bu istisnalara kanun gerekçesinde örnek olarak alacaklının, borçlunun henüz tapuya tescil ettirmediği bir taşınmazını borçlu adına tescil ettirmek için icra dairesinden dava açma yetkisi istemesi ile iflâs masasına karşı açılacak davalarda veya iflâs masasının açacağı davalarda iflâs idaresi tarafından temsil edilmesi gösterilmektedir.
Vasiye ilişkin düzenleme de bu tablo içinde değerlendirilen bir alan oluşturur: 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 462/8. maddesi uyarınca dava açılması, sulh olunması, tahkim ve konkordato yapılması vesayet makamının iznine tabidir. Acele hâllerde vasinin geçici önlem alma yetkisi bu zorunluluktan muaftır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 462Kaynağı aç
Sendikalar da kanuni temsil çerçevesinde önemli bir örnek oluşturur. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 26. maddesi gereğince üyelerini temsilen dava açan sendikalar, o davalarda şekli taraf niteliğini haiz olmakta ve dava takip yetkisi kapsamında hareket etmektedir.
Uygulamada Dava Takip Yetkisi Yokluğu
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/1069, K. 2017/1294 sayılı kararında, kooperatifin taraf olduğu sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil davası ele alınmıştır. Söz konusu kararda tapu iptali ve tescil davası açma yetkisinin kooperatife ait olduğu saptanmış; kooperatif üyesi konumundaki davacıların kooperatifin yetkilisi olduklarını iddia ve ispat edemedikleri, bu konuda dava açmak üzere yetkilendirildiklerine dair herhangi bir karar ya da belge de sunamadıkları gerekçesiyle HMK m. 53 gereğince dava takip yetkisi bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2017/1069, K. 2017/1294Kaynağı aç
Kısıtlı kişi adına açılan bir davada vasi, husumete izin verildikten sonra davayı takip etmemiş; bizzat davacı ise temsil yetkisinden yoksun bulunmuştur. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/19907, K. 2017/1317 sayılı kararında bu durumu, HMK m. 53 kapsamında davada takip yetkisi bulunmaması gerekçesiyle davanın reddini haklı kılan bir neden olarak değerlendirmiştir.
Tapuda kayıt düzeltme ve tespit taleplerinde başka bir dava nedeniyle mahkemece verilen yetkiye dayanılarak talepte bulunulması durumunda ise yetkiyi kullanan kişi HMK m. 53 uyarınca aktif dava takip yetkisine sahip sayılır.
Temyiz Hakkı ve Dava Takip Yetkisinin Bağlantısı
Temyiz hakkı dava hakkının uzantısı niteliğindedir; bir hükmü ancak hukuki yararı olan davanın gerçek tarafı temyiz edebilir. Açılan davaya HMK m. 53 ve ilgili kanun hükümleri çerçevesinde yöntemine uygun biçimde katılmayan kişi davanın gerçek tarafı sayılamaz ve hükmü temyiz edemez.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2014/2053, K. 2014/4466Kaynağı aç
Dava Konusunun Devri ve Dava Takip Yetkisinin El Değiştirmesi
HMK m. 125, dava süresince dava konusunun devredilmesi hâlini düzenlemektedir. Davanın açılmasından sonra dava konusu davacı tarafından devredilirse, devralan kişi herhangi bir onay aranmaksızın hukuk gereği davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden devam eder; bu geçişin gerçekleşmesi için davalının onayı da aranmaz.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2015/5589, K. 2016/3663Kaynağı aç
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/5589, K. 2016/3663 sayılı kararında çoğunluk, dava açıldıktan sonra hak ve alacakların devredilmesi hâlinde devralanın HMK m. 125/2 uyarınca davacı yerine geçtiğini ve işin esasına girilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Buna göre devralan, hukuk gereği davacı sıfatını ve buna bağlı dava takip yetkisini kazanmakta; dava yeni davacı ile sürmektedir. Bu karar oyçokluğuyla verilmiş olmakla birlikte söz konusu sonuç çoğunluk bölümünde yer almaktadır.
HMK m. 125/2'nin sağladığı usul yetkisi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 183. maddesi kapsamındaki maddi hukuk anlamında alacağa sahip olma yetkisi, aynı sonuçları doğuran düzenlemeler değildir. Bu ayrım söz konusu davalarda hukuki tartışma konusu olmuş; ancak sözleşmesel temlik yasağının HMK m. 125/2 uygulaması üzerindeki etkisi oyçokluğuyla verilen kararların karşı oy yazılarında tartışılmış olup bu konuda iki ölçüyü birbirinin yerine geçer ya da biri diğerini kapsıyor biçiminde aktarmak doğru olmaz.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2016/2944, K. 2018/533Kaynağı aç
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2016/2946, K. 2018/535Kaynağı aç
Dava konusunun devrine ilişkin belgenin başlığında 'temlikname' ibaresinin yer alması, belgeyi HMK m. 125/2 kapsamı dışına çıkarmaz. Dava açıldıktan sonra düzenlenmiş olması ve içeriğinde dava ile talep haklarının da devredildiğinin belirtilmesi hâlinde söz konusu belge dava konusunun devri belgesi niteliğinde sayılabilir; bu değerlendirme belgenin içeriğine ve düzenlenme tarihine göre yapılır.
Dava konusunun davacı tarafından devredilmesi durumunda davalı, yeni davacıya karşı kişisel savunma sebeplerini ileri sürebilir. HMK m. 125/1'de düzenlenen hâl ise bundan farklıdır: bu fıkra dava konusunun davalı tarafından üçüncü bir kişiye devredilmesi durumunda davacıya iki seçimlik hak tanımaktadır. Davacı; devreden tarafla olan davasından vazgeçerek dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam edebilir ya da davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürebilir. Devralan kişiye karşı davaya devam edilip dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 125Kaynağı aç
Sıkça Sorulan Sorular
Dava takip yetkisi olmayan biri dava açarsa ne olur?
Dava takip yetkisi bulunmayan kişinin davası husumet yokluğu nedeniyle reddedilir. HMK m. 115 uyarınca mahkeme dava şartlarını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır; noksanlığın giderilmesi mümkünse kesin süre verir, aksi hâlde davayı usulden reddeder. Dava takip yetkisi noksanlığının hangi somut durumlarda giderilebilir nitelikte sayılacağı somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
Dava takip yetkisi taraf ehliyetinden nasıl ayrılır?
Taraf ehliyeti medenî haklardan yararlanma ehliyetine, dava ehliyeti ise medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. Dava takip yetkisi ise maddi hukuktaki tasarruf yetkisine dayanır ve bu iki ehliyetten bağımsız olarak değerlendirilebilir: taraf ve dava ehliyeti bulunmasına karşın dava takip yetkisinin olmadığı istisnai durumlar kanunca tanınmaktadır.
Kooperatif üyesi, kooperatife ait taşınmazla ilgili dava açabilir mi?
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/1069, K. 2017/1294 sayılı kararında tapu iptali ve tescil davası açma yetkisinin kooperatif tüzel kişiliğine ait olduğu kabul edilmiş; üyelerin bu konuda dava açabilmesi için kooperatifin yetkili organı tarafından yetkilendirildiklerini gösteren bir karar veya belge sunmaları gerektiği vurgulanmıştır. Bu belgeleri sunamayan davacıların davası dava takip yetkisi yokluğundan usulden reddedilmiştir. Söz konusu karar kooperatif tüzel kişiliğine özgü somut bir olay temel alınarak verilmiş olup benzer uyuşmazlıklara uygulanabilirliği olay koşullarının benzerliğine bağlıdır.
Dava devam ederken dava konusu devredilirse davacı kim olur?
HMK m. 125/2 uyarınca davanın açılmasından sonra dava konusu davacı tarafından devredilirse devralan kişi, davalının onayına gerek kalmaksızın hukuk gereği davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden sürer. Devralan bu şekilde dava takip yetkisini kazanır. Ayrıca dava konusunun bu şekilde devredilmesi ancak davanın açılmasından sonra söz konusu olabilir; davadan önce yapılan alacak devri farklı bir hukuki rejime tabidir.
Husumet yokluğu yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir mi?
Evet. Husumet, davalı tarafından ileri sürülmesi gereken bir def'i ya da kanunla sınırlandırılmış bir ilk itiraz değildir. Davanın her aşamasında taraflarca gündeme getirilebilir; mahkeme de vakıf olduğunda bunu re'sen dikkate almak zorundadır.
Vasinin kısıtlı adına dava açması için vesayet makamının iznine gerek var mı?
Türk Medenî Kanunu m. 462/8 uyarınca dava açılması, sulh olunması, tahkim ve konkordato yapılması vesayet makamının iznine tabidir. Acele hâllerde vasinin geçici önlem alma yetkisi bu zorunluluktan muaftır. Vasiye husumete izin verilmesine rağmen davanın vasi tarafından takip edilmemesi ve davacının temsil yetkisinden yoksun bulunması hâlinde ise dava takip yetkisi yokluğu sonucu doğabilir.
Temlikname başlıklı bir belge dava konusunun devri belgesi sayılabilir mi?
Belgenin başlığında 'temlikname' yazması, onu HMK m. 125/2 kapsamı dışına çıkarmaz. Dava açıldıktan sonra düzenlenmiş olması ve içeriğinde dava ile talep haklarının da devredildiğinin belirtilmesi hâlinde belge, dava konusunun devri belgesi niteliğinde sayılabilir; bu nitelendirme belgenin düzenlenme tarihine ve içeriğine bağlıdır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

