HMK Madde 450 ile Yürürlükten Kaldırılan Hükümler

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 450 ile Yürürlükten Kaldırılan Hükümler

1086 Sayılı Kanunun İlgası ve Hukuki Sonuçları

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesinin birinci fıkrası, 18 Haziran 1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununu ek ve tadilleriyle birlikte tümüyle ortadan kaldırmıştır. Bu düzenlemeyle medeni yargılama usulünün temel mevzuatı yenilenmiş ve önceki kanunun genel uygulama alanı son bulmuştur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 450Kaynağı aç
MADDE 450- (1) 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır. Parasal sınırların artırılması
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2016/7846, K. 2018/6670Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2016/7846 E.  ,  2018/6670 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasına göre karar tarihi itibariyle iş mahkemelerinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları hariç miktar veya değeri bin lirayı geçmeyen davalar hakkındaki nihaî kararlar kesindir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, HUMK’un 427 maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği belirtilmiştir. 1 Ekim 2011 tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) yürürlüğe girmiş, anılan Kanunun 450. maddesiyle de 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleriyle birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bununla birlikte yasa koyucu uygulamada birtakım sorunların ortaya çıkmasını engellemek için, Hukuk Muhakemeleri Kanununda geçiş hükümlerini ayrıca düzenlemiştir. Bu bağlamda 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesinde, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı açıkça düzenlenmiştir. 16.07.1981 gün ve 2494 sayılı Kanunun geçici maddesi ile temyiz ve karar düzeltme sınırlarına ilişkin değişikliklerin, Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra verilecek nihai kararlara yönelik temyiz ve karar düzeltme istemleri hakkında uygulanacağı belirtilmiş; dolayısıyla, dava hangi tarihte açılmış olursa olsun, temyiz ve karar düzeltme sınırlarının saptanmasında, hakkında bu yollara başvurulan hükmün verildiği tarihteki yasal durumun esas alınacağı kabul edilmiştir. Temyiz kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının saptanmasında alacağın tamamının gözetilmesi, tümü dava konusu yapılan bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununu Geçici 3. maddesi gereğince 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427'nci maddesi hükmü gereğidir. 21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı "Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2015 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 2.080,00 TL olarak değiştirmiştir. Somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığından, davacı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle REDDİNE, 18.09.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Mülga mevzuata yapılan yollamalar bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 447. maddesi devreye girmekte; mevzuatta mülga 1086 sayılı Kanuna yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu kurallara karşılık gelen hükümlerine yapılmış sayılacağı kabul edilmektedir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2014/2185, K. 2014/9611Kaynağı aç
18. Hukuk Dairesi         2014/2185 E.  ,  2014/9611 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 02/07/2013 NUMARASI : 2012/684-2013/961 Dava dilekçesinde, kayyım tayin edilmesi istenilmiştir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmiş, hüküm katılanlar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacılar vekili dava dilekçesinde; İ.. V..'nın mütevelli heyeti başkanı olan M. Ş.'ün eylemleri ile vakfa zarar verdiğini ileri sürerek vakfın organı olan mütevelli heyeti başkanı yerine kaim olmak üzere kayyım tayin edilmesine karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın ahkamı şahsiye mahkemesinde görülmemesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 397. maddesinde; vesayet makamının sulh hukuk mahkemesi; denetim makamının ise asliye hukuk mahkemesi olduğu, 419. maddesinde; vesayet makamının, gecikmeksizin vasi atamakla yükümlü olduğu, 403. maddesinde; kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, Medeni Kanunun vasi hakkındaki hükümlerinin, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım hakkında da uygulanacağı, 426. maddesinde; vesayet makamının, kanunda gösterilen hâllerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, 427. maddesinde; vesayet makamının, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması halinde bir yönetim kayyımı atayacağı, 431. maddesinde ise; vasinin atanması usulüne ilişkin kuralların, kayyım ve yasal danışmanın atanmasında da uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 75/2. maddesinde, “Yönetim kurulu, genel kurulu toplantıya çağırmazsa; üyelerden birinin başvurusu üzerine, sulh hakimi, üç üyeyi genel kurulu toplantıya çağırmakla görevlendirir.” hükmüne yer verilmiştir. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 6. maddesinde; sulh hukuk mahkemelerinin, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile diğer kanunlarda belirtilen görevleri yerine getireceği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 450. maddesinde; 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldırıldığı, 447. maddesinde ise; mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamaların, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı, aynı Kanun'un "görevin belirlenmesi ve niteliği" başlıklı 1. maddesinde; mahkemelerin görevinin, ancak kanunla düzenleneceği, göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu, 114/1-c maddesinde; mahkemenin görevli olmasının dava şartı olduğu hükme bağlanmıştır. Davada; İ.. V..'nın mütevelli heyeti başkanı olan M.Ş.ün eylemleri ile vakfa zarar verdiği ileri sürülerek vakfın organı olan mütevelli heyeti başkanı yerine kaim olmak üzere kayyım tayin edilmesine karar verilmesi istenmiş, mahkemece davada ahkamı şahsiye mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında kayyım tayini isteğine ilişkin davanın vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinde görülmeye devam edilmesi, tüm delillerin toplanıp birlikte değerlendirilmesi ve sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenler göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde bulunmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Katılanlar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen Geçici 3. maddesindeki atıf nedeniyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kanun Yolu Geçiş Rejimi ve Mülga Hükümlerin Uygulanması

1086 sayılı Kanun bütünüyle yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, kanun yolları bakımından 6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesi özel bir geçiş rejimi tayin etmiştir. Hükmün birinci fıkrası uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlamasına kadar 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin kurallarının uygulanmasına devam edilmiştir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. Geçici Madde 3Kaynağı aç
GEÇİCİ MADDE 3 – (Ek: 31/3/2011-6217/30 md.)[73] (1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/34 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez. [74][75] (3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.

6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur ve bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez. Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hâllerde ise bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun 6100 sayılı Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2016/7846 Esas, 2018/6670 Karar sayılı kararında, kamu düzeniyle ilgili olan temyiz kesinlik sınırının tespitinde hükmün verildiği tarihteki yasal durumun ve yalnızca dava konusu taşınır malın veya alacağın değerinin gözetileceği belirtilmiştir. Anılan karara göre, alacağın bir kısmı dava edilmişse kesinlik sınırında alacağın tamamı, tamamı dava konusu yapılıp kısmen kabul kararı verilmişse taraflar yönünden kabul ve reddedilen miktarlar dikkate alınmaktadır.

Görev, Dava Şartları ve Zaman Bakımından Uygulama

6100 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi uyarınca, yargı yolu ile mahkemenin görevine ilişkin yasal kurallar kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte ikame edilmiş bulunan davalarda tatbik edilmez. Senetle ispat mecburiyeti, istinaf, temyiz ve temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlar da yürürlükten önce açılmış dava ve işlerde uygulama alanı bulmaz. Geçici 1. maddedeki bu çerçeve hukuk davalarına bakan mahkemeleri kapsamakta olup ceza mahkemelerini kapsamamaktadır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. Geçici Madde 1Kaynağı aç
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmaz. (2) Bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz.
Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2017/674, K. 2017/1507Kaynağı aç
19. Ceza Dairesi         2017/674 E.  ,  2017/1507 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 1086 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜMLER : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 1. maddesindeki düzenlemenin hukuk davalarına bakmakla görevli mahkemeleri kapsadığı, ceza mahkemelerini kapsamayacağı cihetle; Hükümden önce, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazate'de yayımlanan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 12/01/2011 gün ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile 18/06/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldırıldığı, anılan Kanun'un 398. maddesinde ise ''ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, bir aydan altı aya kadar disiplin hapsi cezalandırılır. Görevli ve yetkili mahkeme, esas hakkındaki dava açılmışsa, bu davanın görüldüğü mahkemedir.'' şeklindeki düzenlemesi karşısında, davaya konu ihtiyati tedbir kararının Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verildiği anlaşılmakla, Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi'ne görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı ve sanıklar müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 22/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Mahkemelerin görevi münhasıran kanunla belirlenmekte olup göreve ilişkin yasal düzenlemeler kamu düzenindendir. 6100 sayılı Kanunun 114. maddesinde mahkemenin görevli bulunması, Türk mahkemelerinin yargı hakkının varlığı ve yargı yolunun caiz olması genel dava şartları arasında açıkça düzenlenmiştir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 114Kaynağı aç
MADDE 114- (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. Dava şartlarının incelenmesi

Yargılama Usulleri ve Davanın Takipsiz Bırakılması

1086 sayılı Kanundaki şifahi yargılama usulü yürürlükten kaldırılarak hizmet ilişkisinden kaynaklanan davalar ile diğer kanunlarda yazılı yargılama dışındaki usullerin tatbik edileceği belirtilen dava ve işlerde HMK m. 316 uyarınca basit yargılama usulü kabul edilmiştir. Basit yargılama usulünde açık kural bulunmayan durumlarda ise HMK m. 322/1 uyarınca yazılı yargılama usulü hükümleri tamamlayıcı olarak uygulanır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 316Kaynağı aç
MADDE 316- (1) Basit yargılama usulü, kanunlarda açıkça belirtilenler dışında, aşağıdaki durumlarda uygulanır: a) Sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren dava ve işler. b) Doğrudan dosya üzerinden karar vermek konusunda kanunun mahkemeye takdir hakkı tanıdığı dava ve işler. c) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri ile deniz raporlarının alınması, dispeççi atanması talepleri ve bunlara karşı yapılacak olan itirazlar. ç) Her çeşit nafaka davaları ile velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler. d) Hizmet ilişkisinden doğan davalar. e) Konkordato ve sermaye şirketleri veya kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin açılacak davalar. f) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler. g) Diğer kanunlarda yer alan ve yazılı yargılama usulü dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı belirtilen dava ve işler. Dilekçelerin verilmesi
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/19219, K. 2016/14594Kaynağı aç
21. Hukuk Dairesi         2016/19219 E.  ,  2016/14594 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinin iptaliyle takibin durdurulmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, HMK'nun 150/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava, ödeme emrinin iptaline ilişkindir. Mahkemece, HMK'nın 150/5 maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 7.maddesine göre İş Mahkemelerinde uygulanan şifahi yargılama usulünü düzenleyen HUMK'un 473 vd. maddeleri 6100 sayılı HMK'nın 450.maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Yasanın 316/d bendine göre "Hizmet ilişkisinden doğan davalara" ile 316/g maddesine göre diğer kanunlarda yer alan ve yazılı yargılama usulü dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı belirtilen dava ve işlere basit yargılama usulü uygulanması gerektiği açıktır. Basit yargılama usulüne ilişkin kurallar HMK'nın 316-322.maddelerinde düzenlenmiş olup Yasanın 322/1 maddesine göre bu Kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. 6100 sayılı HMK'nın 103. maddesinde adli tatilde görülecek dava ve işler sayılmıştır, aynı kanunun 104. maddesi ''Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır'' hükmünü içermektedir Somut olayda, 31.05.2016 tarihli duruşmada dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve davacı vekilinin 07.09.2016 tarihinde davayı yenilediği, dava konusu olayın HMK'nın 103. maddesinde sayılan dava ve işlerden olmadığından davacı vekilinin talebi yerindedir, O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 24.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini, gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. Usulüne uygun şekilde davet edilmiş taraflar duruşmaya gelmez veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirirlerse dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Geçerli bir özrü bulunmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf ise yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez. İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar sürenin dolduğu gün itibarıyla kendiliğinden açılmamış sayılır. İşlemden kaldırılıp yenilenen dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz; aksi hâlde dava açılmamış sayılır ve davanın açılmamış sayılmasıyla talep dahi vaki olmamış kabul edilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 150Kaynağı aç
MADDE 150- (1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. (2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez. (3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır. (4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır. (5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. (6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır. (7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır. Duruşma düzeni
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 30Kaynağı aç
MADDE 30- (1) Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. Hâkimin davayı aydınlatma ödevi

Adli tatil sürecinde yürütülebilecek dava ve işlemler HMK m. 103 hükmünde gösterilmiştir. Bu sayılanlar haricinde kalan dava ve işlerde de dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile işlemden kaldırılan dosyaları yenileme dilekçelerinin kabulü ve bunlara ilişkin ilam ve tebligat işlemleri adli ara verme süresi içinde yerine getirilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 103Kaynağı aç
MADDE 103- (1) Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür: a) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti gibi geçici hukuki koruma, deniz raporlarının alınması ve dispeçci atanması talepleri ile bunlara karşı yapılacak itirazlar ve diğer başvurular hakkında karar verilmesi. b) Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava ya da işler. c) Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları. ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar. d) Ticari defterlerin kaybından dolayı kayıp belgesi verilmesi talepleri ile kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri. e) İflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler ve davalar. f) Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler. g) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler. ğ) Çekişmesiz yargı işleri. h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler. (2) Tarafların anlaşması hâlinde veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte ise hazır olan tarafın talebi üzerine, yukarıdaki iş ve davalara bakılması, adli tatilden sonraya bırakılabilir. (3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır. (4) Bu madde hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay incelemelerinde de uygulanır. Adli tatilin sürelere etkisi
HMK m. 450 hükmü hangi usul kanununu yürürlükten kaldırmıştır?

HMK m. 450/1 ile 18 Haziran 1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, tüm ek ve değişiklikleriyle birlikte bütünüyle yürürlükten kaldırılmıştır.

1086 sayılı Kanun hükümleri yürürlükten kalktıktan sonra uygulanabilir mi?

6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

6100 sayılı Kanunun göreve ilişkin hükümleri önceki davalarda uygulanır mı?

6100 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi uyarınca yargı yolu ve mahkemenin görevine dair hükümler, kanunun yürürlük tarihinden önce açılmış davalarda tatbik edilmez.

İşlemden kaldırılan bir dava ne zaman açılmamış sayılır?

HMK m. 150/5 uyarınca işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen dava sürenin dolduğu gün kendiliğinden açılmamış sayılır. İşlemden kaldırılıp yenilenen davanın ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılması hâlinde de davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu