HMK Madde 416 Kapsamında Hakemlerin Seçimi ve Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 416 Kapsamında Hakemlerin Seçimi ve Usulü

Hakem Seçiminde Tarafların Serbestisi ve Nitelik Şartları

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 416/1 uyarınca tahkimde taraflar, hakem veya hakemlerin seçim usulünü kararlaştırmakta serbesttir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça tahkim yargılamasında hakem olarak yalnızca gerçek kişiler seçilebilir. Hakem kurulunun birden fazla kişiden oluşması hâlinde ise hakemlerden en az birinin kendi alanında beş yıl ve daha fazla kıdeme sahip bir hukukçu olması şarttır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 416Kaynağı aç
MADDE 416- (1) Taraflar, hakem veya hakemlerin seçim usulünü kararlaştırmakta serbesttir. Taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa hakem seçiminde aşağıdaki usul uygulanır: a) Ancak gerçek kişiler hakem seçilebilir. b) Tek hakem seçilecek ise ve taraflar hakem seçiminde anlaşamazlarsa hakem, taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme tarafından seçilir. c) Üç hakem seçilecek ise taraflardan her biri bir hakem seçer; bu şekilde seçilen iki hakem üçüncü hakemi belirler. Taraflardan biri, diğer tarafın bu yoldaki talebinin kendisine ulaşmasından itibaren bir ay içinde hakemini seçmezse veya tarafların seçtiği iki hakem seçilmelerinden sonraki bir ay içinde üçüncü hakemi belirlemezlerse, taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme tarafından hakem seçimi yapılır. Üçüncü hakem, başkan olarak görev yapar. ç) Üçten fazla hakem seçilecek ise son hakemi seçecek olan hakemler yukarıdaki bentte belirtilen usule göre taraflarca eşit sayıda belirlenir. d) Hakemin birden fazla kişiden oluşması hâlinde en az birinin kendi alanında beş yıl ve daha fazla kıdeme sahip bir hukukçu olması şarttır. (2) Hakemlerin seçim usulünü kararlaştırmış olmalarına rağmen; a) Taraflardan biri sözleşmeye uymazsa, b) Kararlaştırılmış olan usule göre tarafların veya taraflarca seçilen hakemlerin hakem seçimi konusunda birlikte karar vermeleri gerektiği hâlde, taraflar ya da hakemler bu konuda anlaşamazlarsa, c) Hakem seçimi ile yetkilendirilen üçüncü kişi, kurum veya kuruluş, hakemi ya da hakem kurulunu seçmezse, hakem veya hakem kurulunun seçimi, taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme tarafından yapılır. Mahkemenin, gerektiğinde tarafları dinledikten sonra bu fıkra hükümlerine göre verdiği kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz. Mahkeme, hakem seçiminde tarafların sözleşmesini ve hakemlerin bağımsız ve tarafsız olması ilkelerini göz önünde bulundurur. Üçten fazla hakem seçilecek hâllerde de aynı usul uygulanır.[67] Ret sebepleri

Hakem Sayısına Göre Belirleme Usulü ve Kanuni Süreler

Uyuşmazlıkta tek hakem seçilecek olması ve tarafların hakem seçiminde anlaşamamaları hâlinde hakem, taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme tarafından seçilir.

Üç kişilik kurulda her taraf kendi hakemini belirler; ardından bu iki hakem üçüncü hakemi seçer. Karşı tarafın seçim istemi ulaştıktan sonra bir ay dolmasına rağmen bir taraf hakemini belirlemezse, taraflardan birinin istemi üzerine seçimi mahkeme yapar. Tarafların seçtiği iki hakem de, seçilmelerinden sonra işleyen bir ay içinde üçüncü hakemi belirleyemezse sonuç aynıdır. Bu yolla belirlenen üçüncü hakem kurul başkanı olur.

Üçten fazla hakem seçilecek olması durumunda ise son hakemi seçecek olan hakemler, taraflarca eşit sayıda belirlenir.

Hakem Seçim Usulünün Tıkanması ve Mahkemenin Görevi

Taraflar seçim usulünü önceden belirlemiş olsa bile seçim üç hâlde mahkemeye kalabilir: taraflardan birinin sözleşmeye uymaması; birlikte karar vermesi gereken tarafların ya da onların seçtiği hakemlerin bu konuda anlaşamaması; seçimle görevlendirilen üçüncü kişi, kurum veya kuruluşun hakemi ya da hakem kurulunu belirlememesi. Bu hâllerde taraflardan birinin istemi üzerine seçimi mahkeme yapar. Mahkeme, taraf sözleşmesini ve hakemlerin bağımsızlığı ile tarafsızlığını dikkate alır. Hakem sayısı üçünü aştığında da mahkeme aynı esaslara göre hareket eder.

Görev ancak kanunla düzenlenir ve bu kurallar kamu düzenine ilişkindir. 6100 sayılı Kanun m. 410, tahkimde mahkemeye bırakılan işlerde görev ve yetkiyi, uyuşmazlığın konusuna göre tahkim yerindeki asliye hukuk mahkemesine veya asliye ticaret mahkemesine verir. Tahkim yeri belirlenmemişse görev yine konuya göre bu mahkemelerden birindedir; yetki ise davalının Türkiye’de yerleştiği, oturduğu veya işyerinin bulunduğu yer mahkemesindedir. 5235 sayılı Kanun m. 5 uyarınca asliye hukuk mahkemesi tek hâkimle çalışır. Asliye ticaret mahkemesinin heyet olarak baktığı hakem seçimi ve tahkim işlerinde başkan, tahkikatın belirli bir bölümünü üyelerden birine naip hâkim olarak bırakabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 1Kaynağı aç
MADDE 1- (1) Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. Asliye hukuk mahkemelerinin görevi
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 410Kaynağı aç
MADDE 410- (1) (Değişik: 28/2/2018-7101/57 md.) Tahkim yargılamasında, mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkeme, konusuna göre tahkim yeri asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesidir. Tahkim yeri belirlenmemiş ise görevli mahkeme, konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi, yetkili mahkeme ise davalının Türkiye’deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri mahkemesidir. Mahkemenin yardımı
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
Madde 5- Hukuk mahkemeleri, her il merkezi ile bölgelerin coğrafî durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur. (Değişik ikinci fıkra: 18/6/2014–6545/45 md.) Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri tek hâkimlidir. (Mülga fıkra: 9/2/2011-6110/13 md.; Yeniden düzenleme: 18/6/2014–6545/45 md.) Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri bir milyon Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler ile dava değerine bakılmaksızın;[1][2] 1. İflas, (…)[3] iflasın kaldırılması, iflasın kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan iş ve davalara,3 2. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hâkimin kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara, 3. Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara, 4. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, (…)[4] hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara, ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. (Ek cümle:22/7/2020-7251/54 md.) Bu iş ve davalarda mahkeme başkanı, belirli bazı tahkikat işlemlerini yapmak üzere üyelerden birini naip hâkim olarak görevlendirebilir. Heyet hâlinde bakılacak davalarla ilgili olmak üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından incelenir ve karara bağlanır. Bu fıkrada belirtilen dava ve işler dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hâkimlerinden biri tarafından görülür ve karara bağlanır. Başkan ve üye hâkimler arasında dağılıma ilişkin esaslar, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme başkanı tarafından önceden tespit edilir. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/15 md.) Bu fıkrada belirtilen parasal sınır, 6100 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre artırılır. Özel kanunlarla kurulan diğer hukuk mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin hükümler saklıdır. (Değişik beşinci fıkra:17/4/2013–6460/10 md.) İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır. Hukuk mahkemeleri bulundukları il veya ilçenin adı ile anılır. Hukuk mahkemelerinin görevleri

Hakem Seçimi Kararlarının Kesinliği ve Kanun Yolu Sınırı

Mahkemenin, gerektiğinde tarafları dinledikten sonra HMK m. 416 hükümleri dairesinde verdiği kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz. Kanun yolu kapalı olduğundan mahkemenin hakem tayinine ilişkin kararlarına karşı temyiz istemleri reddedilir; temyiz talebinin reddi kararına karşı karar düzeltme yoluna da gidilemez. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2016/3969, K. 2016/3928 sayılı kararında HMK m. 416 uyarınca hakem seçilmesine ilişkin verilen karara karşı temyiz yoluna gidilemeyeceğini ve duruşma talebinin dinlenemeyeceğini hükme bağlamıştır.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2016/3969, K. 2016/3928Kaynağı aç
15. Hukuk Dairesi         2016/3969 E.  ,  2016/3928 K. "İçtihat Metni" Davacı-k.davalı…Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı-k.davacı …. arasında çıkan anlaşmazlığın çözülmesi için seçilen Av. … Hakem kurulu tarafından verilen 07/05/2013 tarih ve 2013/285-2013/184 sayılı kararın temyizen tetkiki davalı-k.davacı vekili tarafından istenmiş ise de davetiye masrafı bulunmadığından duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve dosya …Asliye Ticaret Mahkemesince 17/03/2016 tarihli yazı ile gönderilmiş olmakla temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği konuşulup düşünüldü: – K A R A R – Dava, hakem tayini istemine ilişkindir. Mahkemece üçüncü hakemin seçilmesine karar verilmiş, karar davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 416/son maddesi uyarınca mahkemenin bu madde uyarınca verdiği hakem tayini kararına karşı temyiz yoluna gidilemeyeceğinden davalı-karşı davacı vekilinin duruşma yapılması talebi ve temyiz isteminin reddi gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hakem tayini kararına karşı HMK’nın 416/son maddesi gereğince temyiz yoluna gidilemeyeceğinden davalı-karşı davacı vekilinin temyiz talebinin REDDİNE, ödediği temyiz peşin ve Yargıtay başvurma harçlarının istek halinde temyiz eden davalı-k.davacıya geri verilmesine, 07.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Mahkeme tarafından yapılan hakem seçimine ilişkin karara itiraz edilemez; ancak mahkemenin taraf sözleşmesine uymaması veya hakemlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığını temin etmemesi durumunda, yargılama neticesinde verilen nihai hakem kararının iptali istenebilir.

Tahkimde seçilecek hakemlerin hukukçu olması zorunlu mudur?

Hakem kurulunun birden fazla kişiden oluşması hâlinde hakemlerden en az birinin kendi alanında beş yıl ve daha fazla kıdeme sahip bir hukukçu olması kanunen şarttır; tek hakemli tahkimde bu zorunluluk bulunmamaktadır.

Hakem seçiminde anlaşmazlık çıkarsa mahkemeye nasıl başvurulur?

Tarafların anlaşamaması veya seçim usulünün tıkanması hâlinde taraflardan birinin talebiyle, uyuşmazlığın konusuna göre tahkim yerindeki asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesine başvurulur; tahkim yeri belirlenmemişse davalının Türkiye’deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri mahkemesi yetkilidir.

Mahkemenin yaptığı hakem seçimi kararına karşı itiraz veya temyiz yoluna gidilebilir mi?

Hayır, HMK m. 416 uyarınca mahkemenin hakem seçimi hususunda verdiği kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz ve karara itiraz edilemez; ancak seçimde sözleşmeye veya tarafsızlık ilkelerine uyulmaması nihai hakem kararının iptali davasında ileri sürülebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu